Sarışın shinobiyi arkada bırakmadan önce verdiğin karar, mağaranın rutubetli sessizliği içinde kısa ve kesin bir sonuca dönüşüyor. Kunai boğazına girip çıktığında adamın gözleri bir anlığına yeniden açılıyor, öfke mi, şaşkınlık mı, yoksa yalnızca bedenin son refleksi mi belli değil. Kanı çamura karışıyor, az önce seni yutmaya çalışan suyun bıraktığı balçık şimdi onun nefesini alıyor. Kage Fusa’yı bedeninden ayırıp yeniden beline sardığında zincirin tanıdık ağırlığı, bu kararın geri dönüşsüzlüğünü de yanında taşıyor. Genta’nın bulduğu dar geçitten ilerlerken sorduğun soruya Shui nefes nefese, sesi kırık halde cevap veriyor. "Yaşıyordu hocam... ama çok zayıftı. Ben havalanırken onu güvenli tarafa çekemedim. Taş duvar araya girdi." Genta dişlerini sıkıyor, kendine kızdığı belli. "Ben de Shui’yi çekmek zorunda kaldım hojam. Adamı alamadık." Bu cevap mağaranın içinde birkaç saniye ağır kalıyor. Kurtardığınız kişi ya ölmek üzere bırakıldı ya da düşmanın elinde yeniden yem olacak. Yine de şu an Haruka’nın yaşayıp yaşamadığı, bütün ihtimallerin önüne geçmiş durumda.
Yarığa açıldığınızda Haruka’nın hala ayakta olması bir anlığına rahatlık veriyor ama sadece bir anlığına. Sol omzundaki yara beklediğinden derin, kan koluna doğru inmiş, parmak uçlarına kadar ulaşmış. Yüzünde acıyı bastırmaya çalışan bir gerginlik var ama gözleri açık, hedefini kaçırmıyor. Karşısındaki koyu saçlı shinobi daha kısa boylu ama yere yakın, seri, içeri girip çıkan bir dövüş stiline sahip. Haruka’nın yarasını da belli ki böyle açmış, doğrudan öldürmekten çok tendon, kas, hareket hattı bozmayı hedefleyen pis, pratik darbeler. Sen koşarak araya girip kunaini fırlattığında adam Haruka’dan kopmak zorunda kalıyor. Kunai yanağını sıyırıp maskesinin ipini kesiyor, yüzünün bir kısmı açılıyor. Genta da göz kırpışını anlayıp ters açıdan giriyor, Doton için mühür yapacak kadar zamanı yok ama tüm ağırlığıyla adamın kaçış hattını kapatıyor. Koyu saçlı shinobi ikinizin arasına sıkıştığını anlayınca geri çekilmek yerine aşağı dalıyor, Genta’nın bacağına bıçak savuruyor, aynı anda senin hamleni bozmak için omzunu döndürüyor. Yine de arkasına kenetlenmene tamamen engel olamıyor. Belinden yakalayıp kaldırdığında adam dizini büküp ağırlığını dağıtmaya çalışıyor, ama yorgunluğuna rağmen tekniğin ve kuvvetin üstün geliyor. Supleks ile taş zemine çaktığında mağaranın boşluğunda sert bir pat sesi yankılanıyor. Adamın kafası doğrudan zemine değil, omzuyla birlikte yan açıya çarpıyor, bu onu öldürmüyor ama birkaç saniyeliğine bütün dengesini söküyor. Genta fırsatı kaçırmayıp üstüne çöküyor, bileğini diziyle kilitliyor. "Yakaladım!" diye bağırıyor ama hemen ardından yüzü değişiyor. "Hojam... bunun kolunda mühür var."
Shui, o sırada Haruka’nın yanına çökmüş durumda. Tıbbi kitini açarken elleri titriyor ama bu kez titreme onu durdurmuyor. Yarayı bastırıyor, kanamayı kontrol altına almaya çalışıyor. Haruka dişlerini sıkarak "İyiyim..." demeye çalışıyor ama sesi onu ele veriyor. Shui sertleşiyor. "Değilsin, sus." Bu küçük çıkış Haruka’yı bile bir an susturuyor. Genta’nın altındaki shinobi ise kanlı dişleri arasından gülmeye başlıyor. Kolundaki mühür, sen fark ettiğin anda hafifçe parlıyor. Patlayıcı kağıt değil. Daha karmaşık, deri altına işlenmiş bir mühür. Adam başını zar zor çevirip sana bakıyor. "Geç kaldınız." diyor. "Bu hat düşerse... üst koridor kapanır. Alt koridor açılır. Birini seçmek zorundasınız." Tam o anda odanın iki ucundan aynı anda ses geliyor. Bir tarafta, Haruka’nın ilk geldiği yönde taşlar yeniden oynamaya başlıyor, bu muhtemelen Touma’nın ana hattına, yani kaçış rotasına giden yol olabilir. Diğer tarafta ise daha aşağıdan, çok daha kalabalık bir yankı yükseliyor, boğuk insan sesleri. Bir değil, birkaç kişi. Rehine olabilirler. Esir olabilirler. Ya da başka bir tuzak. Mühür parladıkça koyu saçlı shinobinin kolundaki damarlar kararmaya başlıyor ve Genta onu yerde tutmakta zorlanıyor. Haruka yaralı, Shui onu bırakırsa kanama yeniden açılabilir, Genta mühürlü düşmanı tutuyor, sen ise iki koridorun da birkaç saniye içinde değişeceğini hissediyorsun. Ya Touma’nın izini sürdüren üst hatta yöneleceksin, ya aşağıdan gelen insan seslerine ineceksin, ya da önce bu mührü bozup odanın kontrolünü geri almaya çalışacaksın.