Tuzağı ince görmüş, yerinde müdahale etmiştim, ucuz atlatmıştık. Bu problemi aşmamızla birlikte tepedeki makaralar sallanmaya başlamıştı. Elime gelen ilk ekipmanı dikkat etmeden çekivermiştim. Kunaiyi çantaya geri bıraktım. Bir yandan sakinliğimi koruyup diğer yandan el çabukluğuyla adamın üstündeki diğer patlayıcı kağıtlarla ilgilenmeye koyuldum. Adamın üzerinden tek tek söküp iki avucumun içine alarak kağıtların her birinin içinden mini bir chakra akımı geçirecektim. Önceden içlerine yüklenmiş olabilecek chakrayı sıfırlayıp nötr hale getirmek, kağıtların yeniden tuzak olarak kullanılabilmesini önlemek için bunu yapıyordum. İşi biten kağıdı ekipman çantama atıp mevcut teçhizatı kabartıyor oluşum da işin yan artısıydı. Tüm kağıtları topladığıma emin olana kadar devam edecektim. Eğer fitili ateşlenen olursa elimle mührünün olduğu noktadan yırtarak işlevsiz hale getirebilirdim. Birden fazlası aynı anda ateşlenirse de yeniden çantama davranarak seri darbelerle, biraz kurtarmaya çalıştığım esirin canını tehlikeye atarak olsa da, parşömenleri sönümlendirebilirdim. Odaklıydım, bu sefer adamın görmediğim bir yerinde ateşlense bile aynı tehlikeyi fark etme süremin daha hızlı olacağından emindim.
Kağıtlarla ilgilendiğim sırada çocuklar duvarda bir silüetin haberini vermişti. Önceden haberim olmasa irkilme ihtimalim vardı ama uyarıcılarım beni duruma hazırlamıştı. Nefesimi sonuna kadar dışa verip alarak kendimi o yönden gelecek herhangi bir tehlikeye karşı hazırladım. Ancak o anda kulağımı aşındıran tehlike değil sözler olmuştu. İsmimi bilen biri, kudretimi sual ediyordu. Bir anlığına durdum. Tehditkar davranırsam bu mağaralardan kaçabilirlerdi. Şakacı davranırsam kendilerine güvenleri gelişebilirdi. İçimden duvarın içinden konuşan figürlere Touma’ya gidip Yamato Shouta’nın onların köklerini kurutmaya geldiğini iletmelerini söylemek geçse de ağzımı açmadım. En iyi seçenek görmezden gelmekti. Düşmanı insan yerine koyamazdım. Ancak orada durmalarına ve çocuklarla planlarımı paylaşmalarına da şahit olmalarına izin veremezdim.
Patlayıcı kağıtlarla işim bittiğinde yeniden adamın üzerini arayıp hiç kağıt kalmadığına emin olduktan sonra elime bir shuriken çekip çocuklara yeni bir talimat geçtim. “Şunlara bir şeyler fırlatın.” Birkaç saniyeliğine de olsa bizi görememelerini istiyordum. Ekipmanlar uçuştuğu anda talimatın devamını verdim. “Odadan çıkıyoruz, arkamdan çekilin.” Dikkatler üstümden çekilir çekilmez bir adım geri atıp elimdeki shurikeni makaranın kurtarmaya çalıştığım canlı adamın bağlı olduğu ipi koparıp bedenini önüme düşürecek şekilde fırlattım. Düşen bedeni havada bel kilidine alır gibi yakalayacak, ayaklarımın tabanında biriktirdiğim küçük miktarda chakra sayesinde bir anlık geriye bakışla hedef alarak odanın tuzaklardan arındırdığım girişine doğru sıçrayacaktım. Adamı giriş yaptığımız bölgedeki Tsuchiryu sembolünün altında güvenceye aldıktan sonra sorgusunu geçip öbür yönden, Haruka’nın nöbetini tuttuğu sol taraftaki yoldan mağarada ilerlemeye devam etmeyi planlıyordum.
Kağıtlarla ilgilendiğim sırada çocuklar duvarda bir silüetin haberini vermişti. Önceden haberim olmasa irkilme ihtimalim vardı ama uyarıcılarım beni duruma hazırlamıştı. Nefesimi sonuna kadar dışa verip alarak kendimi o yönden gelecek herhangi bir tehlikeye karşı hazırladım. Ancak o anda kulağımı aşındıran tehlike değil sözler olmuştu. İsmimi bilen biri, kudretimi sual ediyordu. Bir anlığına durdum. Tehditkar davranırsam bu mağaralardan kaçabilirlerdi. Şakacı davranırsam kendilerine güvenleri gelişebilirdi. İçimden duvarın içinden konuşan figürlere Touma’ya gidip Yamato Shouta’nın onların köklerini kurutmaya geldiğini iletmelerini söylemek geçse de ağzımı açmadım. En iyi seçenek görmezden gelmekti. Düşmanı insan yerine koyamazdım. Ancak orada durmalarına ve çocuklarla planlarımı paylaşmalarına da şahit olmalarına izin veremezdim.
Patlayıcı kağıtlarla işim bittiğinde yeniden adamın üzerini arayıp hiç kağıt kalmadığına emin olduktan sonra elime bir shuriken çekip çocuklara yeni bir talimat geçtim. “Şunlara bir şeyler fırlatın.” Birkaç saniyeliğine de olsa bizi görememelerini istiyordum. Ekipmanlar uçuştuğu anda talimatın devamını verdim. “Odadan çıkıyoruz, arkamdan çekilin.” Dikkatler üstümden çekilir çekilmez bir adım geri atıp elimdeki shurikeni makaranın kurtarmaya çalıştığım canlı adamın bağlı olduğu ipi koparıp bedenini önüme düşürecek şekilde fırlattım. Düşen bedeni havada bel kilidine alır gibi yakalayacak, ayaklarımın tabanında biriktirdiğim küçük miktarda chakra sayesinde bir anlık geriye bakışla hedef alarak odanın tuzaklardan arındırdığım girişine doğru sıçrayacaktım. Adamı giriş yaptığımız bölgedeki Tsuchiryu sembolünün altında güvenceye aldıktan sonra sorgusunu geçip öbür yönden, Haruka’nın nöbetini tuttuğu sol taraftaki yoldan mağarada ilerlemeye devam etmeyi planlıyordum.


