Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Çakran bedeninin her yanına yayılırken Renji karşısında güçlükle ayakta kalıyor. Nefesi düzensiz, omuzları aşağı düşmüş, dizleri her an çözülecekmiş gibi titriyor. Sen ileri atıldığında ilk anda savunma için ellerini kaldırmaya çalışıyor fakat kolları ona yetişmiyor. Aranızdaki mesafe kapanırken Nene yerde doğruluyor ve gözleri bir anda büyüyor. "Durun!" diye bağırıyor. Sesi terasın taş duvarlarında yankılanıyor ama savaş çığlığın, kulaklarındaki nabız ve bedeninin zorladığı son kuvvet arasında sana ulaşmıyor. Renji’nin gözleri de Nene’ye doğru kayıyor ancak o da artık kaçacak veya karşılık verecek durumda değil. Geriye gerdiğin yumruğun bütün ağırlığınla ileri geliyor ve yüzünün ortasına çarpıyor. Darbenin sesi kısa ve sert çıkıyor. Renji’nin başı geriye savruluyor, ayakları yerden kesiliyor ve birkaç adım geride sırtüstü taş zemine düşüyor. Sen de hareketin sonundaki dengeyi toparlayamayarak öne doğru sürükleniyor, ellerin ve dizlerin toza karışırken bedenin ancak birkaç metre sonra duruyor. Birkaç saniye boyunca kimse konuşmuyor. Gün batımının kızıllığı, üç saattir dövülen taşların, terin ve tozun üzerine vuruyor.

Hamon bu kez hemen yeni eşleşmeyi söylemiyor. Dizlerinin üzerinde duran kağıtlara bile bakmadan başını Renji’ye çeviriyor. "Renji, pes ediyor musun?" Renji yerde yatarken göğsü hızla inip kalkıyor. Dudaklarının kenarında küçük bir kan izi beliriyor. Gözlerini açıyor, birkaç kez nefes almaya çalışıyor ve başını çok hafif biçimde kaldırıyor. "E-" Kelime daha tamamlanmadan Nene bir anda ayağa kalkıyor ve Renji ile Hamon’un arasına giriyor. Kollarını iki yana açıp sanki onu yalnızca sözlerden değil, bütün sınavdan koruyacakmış gibi önünde duruyor. Yüzündeki o rahat, şakacı ifade tamamen kayboluyor. "Hayır. Durun artık." Sesi bu kez bağırmıyor ancak önceki bütün konuşmalarından daha sert çıkıyor. "Üç saattir birbirimizi dövüyoruz. Kaç kere düştüğümüzü, kaç kere kazandığımızı bile bilmiyoruz artık. En başta bize biriniz elenecek dediğiniz için hiçbir şey sorgulamadan kabul ettik. Niye kabul ettik ki? Neden birimiz elenmek zorunda? Biz daha bugün tanıştık. Takım olmayı öğrenmeden birbirimizi takımdan atmak için dövüşüyoruz. Bunun neresi mantıklı?"

Nene başını önce Renji’ye, ardından sana çeviriyor. Yeşil gözleri yorgunluktan kızarmış olmasına rağmen bakışlarının içindeki öfke ve kararlılık ilk defa bu kadar açık görünüyor. "Size de garip gelmiyor mu? Sabah üç kişiydik. Üçümüz de buraya takım arkadaşı olmaya geldik. Sonra biri çıkıp biriniz gidecek dedi ve biz de tamam deyip birbirimizi bayıltana kadar dövmeye başladık. Niye? Çünkü jounin söyledi diye mi? Çünkü sınav dedi diye mi? Her söyleneni yapmak ninja olmaksa düşünmenin ne anlamı var?" Renji hala yerde, ona bakıyor. Ağzını açıyor ancak bu kez hiçbir söz çıkmıyor. Nene ise Hamon’a dönüyor ve ellerini yumruk yapıyor. "Ben bu sınavı reddediyorum. İsterseniz beni başarısız sayın. İsterseniz takımdan atın. Ama Renji’nin elenmesine de Kenta’nın elenmesine de izin vermiyorum. Üçümüz geldik buraya, üçümüz takım olacağız. Olmayacaksak da birbirimizi döverek hangimizin daha az değerli olduğuna karar vermeyeceğiz." Hamon’un yüzünde hala belirgin bir tepki görünmüyor. Güneş gözlüklerinin arkasından yalnızca Nene’ye bakıyor. Ne kızıyor ne de sözünü kesiyor.

Nene birkaç saniye onun cevabını bekliyor ancak sessizlik devam edince bu kez bütün bedenini sana çeviriyor. Saçları dağılmış, kedi kulaklı bandı yana kaymış, tırnaklarındaki ojelerin yarısı dövüşler sırasında silinmiş durumda. Nefes nefese olmasına rağmen iki adım sana doğru atıyor ve ellerini öfkeyle iki yana açıyor. "Bir şey söylesene sen de! Bir tepki göster ya! Kıt mısınız oğlum siz?!"
Joined: Sun May 17, 2026 10:44 am
Rütbe:   
 Image
Renji'yi alaşağı ettikten sonra kendi de alaşağı olan Kenta bir süre öyle yerde yatıyor. Utanmasa uyuyacak kadar yorgun. Hamon'un sesini zor duyuyor. Renji zaten yanıtını bitiremeden araya Nene giriyor. Nene konuştukça Kenta rahatsız oluyor, rahatsız oldukça sinirleniyor, sinirlendikçe de ayağı kalkıp yürüyecek gücü kendinde bulabiliyor. Nene'ye attığı kötü bakışlarla kendini ona doğru sürüklüyor. Nene amacı ve hedefi sorgulamakta geç kalmıştı. Kenta çoktan sorgulamış ve kendine kendi hedefi ile amacını atamıştı. Takım olmanın ne demek olduğunu klanı sayesinde iyi biliyordu. Birlik ve beraberlik yaşayabilmek ve üstün olmak için gerekliydi ancak ona öğretilen soğuk ve katı bir gerçek vardı.

"Bir birlik ancak en zayıf üyesi kadar güçlü olabilir."

Eğer en zayıf üye güçlenemez ise ayak bağı olur. Birliğin geleceği uğruna halkadan kopması şarttır. Dövüşmelerinin ve birinin elenecek olmasının nedeni bu olsa gerek diye düşünüyor Kenta. Bu yüzden ses çıkarmıyor ve karşı gelmiyor. Bir nedeni daha var elbette. Daha öncelikli ve can alıcı bir neden. O da şu. Ninjalar emir eridir. Ninjaların olayı üstlerini; onlardan daha iyi ve üstün olanları sorgulamak değil, onların verdiği komutları yerine getirmektir. Bir ninjanın üst olabilmek ve emir verebilmek için neler atlatması gerektiğini, ne kadar başarılı ve deneyimli olması gerektiğini, ne kadar güçlü düşmanları yenip, ne kadar zorlu koşullardan sağ çıkması gerektiğini hem babasından, hem büyüklerinden hem de annesinin ona okuduğu masallardan biliyor Kenta. Nene'nin en son ona sertçe çıkışıp laf atmasıyla ağzını açmaya başlıyor.

"Bu kadar konuşacak enerjin varsa, dövüşecek enerjin de var demektir. Renji'yi bilmem ama benim adıma konuşmak için benden üstün olman gerek ve ben senin üstünlüğünü kabul etmedim!"

Kenta, çelik çakrası kullanmaya başlıyor. ellerinde topluyor, yoğunlaştırıyor ve dışarıya çıkarıp ellerini kara çelikle kaplıyor.

"Koka Kotai (Kara Çelik Beden)

Kara çelikten ellerini birbirine vurarak ince tiz dövülme sesleri çıkarıyor.

"Gel gör ki, seni alaşağı edip üstünlüğünü kanıtlayacak olan benim. Benim adım Konjiki Kenta! İlk devirdiğim sen değilsin! Son devireceğim de sen olmayacaksın!"

Kenta, meydan okuduktan sonra Nene'ye doğru atılıyor ve sol elini yem olarak ileriye atıp sağ yumruğunu aşağıdan böbreğine doğru geçirmeye çalışıyor.
Image
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
D-Rank
element
Koton-Suiton
affinity
Taijutsu

techniques

Dainamikku Entorii (Dinamik Giriş)

Shunshin no Jutsu (Vücut Işığı Tekniği)

Koka Kotai (Kara Çelik Beden)

items

Konjiki klan simgesini taşıyan bir kolye (Ardından çift kunai uzanan ve önünde rengarenk çelik simgesi olan bir kalkan)

resources

ryo
100
sp
0
fame
Yok
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Nene, kara çeliğin ellerini kapladığını gördüğü anda yüzündeki şaşkınlık sertleşiyor. Az önce söndürdüğü pembemsi mor çakra yeniden bedeninin çevresinde beliriyor, bu kez daha keskin, daha düzensiz ve öfkesini açıkça belli eden dalgalar halinde yükseliyor. Kedi kulağını andıran çakra çıkıntıları yeniden başının üzerinde sivriliyor. Yeşil gözlerini senden ayırmadan ayaklarını yere sağlam basıyor ve çenesini hafifçe kaldırıyor. "Konuşarak anlamıyorsun madem, ben de seni pataklayarak anlatırım." Geri çekilmiyor. Kaçmıyor. Senin üzerine gelmeni bekliyor. Sol elini yem olarak öne sürdüğünde gözleri kısa süreliğine o ele kayıyor ancak bedenini hareket ettirmiyor. Sağ yumruğun aşağıdan yükselip böbreğine doğru ilerlerken Nene’nin çakrası bir anda yoğunlaşıyor. Darbenin kara çelikle kaplı yumruğun üzerinden taşıdığı ağırlık ve hız aranızdaki son mesafeyi kapatıyor.

Tam yumruk Nene’ye ulaşmak üzereyken terasın diğer ucundan boğuk ama keskin bir ses duyuluyor. "Shunshin no Jutsu!" Bir anda görüşünün önünde gri bir gölge beliriyor. Renji, Nene’nin tam önüne çıkıyor. Kaçacak zamanı olmadığı gibi, bedeninin kalan gücü de buna izin vermiyor. Kara çelikle kaplı yumruğun doğrudan Renji’nin gövdesine çarpıyor. Darbenin sesi taş terasta tok biçimde yankılanıyor. Renji’nin bedeni bir anlığına iki büklüm oluyor ancak yere düşmeden önce başını kaldırıyor. Gözleri yarı kapanmış, nefesi parçalanmış ve yüzü acıyla gerilmiş durumda olmasına rağmen sana sertçe bakıyor. "Senin rakibin benim. Benimle dövüşmen emredildi. Neden emirlere karşı geliyorsun, uslu köpek?" Cümlenin son kelimesi çıkar çıkmaz dizlerinin bağı çözülüyor ve Renji yere yığılıyor. Nene hemen yanına çöküyor, iki eliyle omuzlarından tutup yüzüne bakıyor. "Ay çocuk bayıldı, kafayı yicem şu an." Tam o sırada Hamon ayağa kalkıyor. İlk defa oturduğu yerden bu kadar hızlı hareket ediyor. Birkaç adımda yanınıza geliyor, eğiliyor ve yüzünde küçük bir gülümsemeyle üçünüzü süzüyor. "Nene, Renji. Siz geçtiniz. Kenta, sen kaldın. Akademi’ye dönüyorsun."

Bakışların istemsizce Hamon’a kayıyor, ardından Nene ile Renji’ye dönüyor. Renji yerde yarı baygın halde yatıyor. Nene ise bir eli hala onun omzundayken donup kalmış biçimde Hamon’a bakıyor. Hamon doğruluyor ve eliyle çıkışı işaret ediyor. "Hadi, yürü. Gidebilirsin." Birkaç saniyenin nasıl geçtiğini anlamıyorsun, derin bir sessizlik oluyor. Herkes duyduklarına şaşmış kalmış anlaşılan. Yapacak başka hiçbir şey olmadığını anlıyorsun ve hocanın gösterdiği yöne bakıyorsun. İlk adımını atarken Nene’nin sesi arkandan geliyor. "Hayır, onu gönderemezsiniz." Daha bu sözün şaşkınlığı geçmeden kolunda bir el hissediyorsun. Aşağı baktığında Renji’nin parmaklarının koluna tutunduğunu görüyorsun. Gözleri hala tam açılmış değil, sesi güçlükle çıkıyor ancak elini bırakmıyor. "Cesedimi çiğnemeniz lazım hocam..." Nene ayağa kalkıyor ve bu kez Hamon’un karşısında duruyor. "Bir takım olarak bu kararınızı reddediyoruz. Eğer Kenta yoksa biz de Akademi’ye döneceğiz." Renji yerde başını küçük bir hareketle sallıyor. "Evet, aynen öyle." Hamon birkaç saniye boyunca üçünüzü sessizce inceliyor. Yüzündeki gülümseme kaybolmuyor ancak ne düşündüğünü anlamak mümkün olmuyor. Sonunda başını hafifçe yana eğiyor. "O halde karşılaşmaya devam etmeniz lazım. Kenta, istediğin olsun. Nene ile kapışıyorsun. Hadi başla."

Nene, Hamon’un sözleriyle birlikte yavaşça sana dönüyor. Az önce bedeninin çevresinde öfkeyle yükselen pembemsi mor çakra artık yok. Omuzları düşüyor. Dudakları titriyor ve yeşil gözlerinde biriken yaşlar gün batımının ışığını yakalıyor. Birkaç saniye boyunca onları tutmaya çalışıyor ancak başaramıyor. Gözyaşları yanaklarından aşağı süzülmeye başlıyor. Elleri iki yanında duruyor. Savunma pozisyonu almıyor, saldırıya hazırlanmıyor, çakrasını yeniden yükseltmiyor. Yalnızca karşında duruyor ve gözlerinin içine bakıyor. Yüzündeki ifade ne öfkeli ne de korkmuş görünüyor. Sanki söyleyeceği hiçbir kelime kalmamış gibi, senden gelecek cevabı bekliyor. Hamon dikkatli gözlerle sana bakıyor.

Ne yapacaksın?
Joined: Sun May 17, 2026 10:44 am
Rütbe:   
 Image
Sonunda Nene ile istediği biçimde kapışabilecekken, Kenta'nın dünyası alt üst oluyor. Renji'den beklenmedik bir atılım geliyor ve saldırısı Renji'ye iniyor. Renji'nin kalkıp bir darbe daha yiyebilmesi, hem de daha güçlü türden, üstüne üstlük konuşabiliyor olması Kenta'nın gözünde öyle bir güç gösterisi oluyor ki, Renji'nin dedikleri vız gelip tırıs gidiyor. Renji'ye indirdiğinde çok daha ağır bir darbe eğitmeni tarafından kendisine indirilince dünyası yıkılıyor. Aklı almıyor duyduklarını. İnanamıyor işittiklerine. Ona o kadar yabancı geliyor ki bu karar. Olduğu yerde kal geliyor. Başarısız mı? Kenta mı? Emir komuta zincirine uyduğu için mi? Eğitmenine saygı gösterdiği için mi? Yapması gerekeni yaptığı için mi? Ona öğretileni uyguladığı için mi? Ninja olduğu için mi? O kadar yanlış geliyor ki ona bu karar, beyni kitleniyor. ne düşünebiliyor ne de konuşabiliyor. Bir de üstüne üstlük kovuluyor, gözden çıkarılıyor hemen. Karşı koyacak gücü olmadığını bildiğinden hüsrana kapılıp uzaklaşmaya başlıyor ki, daha da anlam veremediği bir olay oluyor. Tekme tokat dövdüğü, açıkça karşı çıkıp karşısına aldığı kişiler onu mu savunuyor? Anlamıyor. Neden? O başarısız oldu. Onlar ise geçti. Daha ne? Neden onlara hiçbir neden vermemişken ona tutunuyorlar? O anlamaya çalışırken, Eğitmeninden yeni bir komut geliyor ve bu sefer, Kenta ilk defa bir emre karşı geliyor.

"Hayır, reddediyorum."

Kenta, sadece ninja olmak istiyor. Kendisini ve ailesini onurlandıracak, şana şan katacak bir ninja. Soyunu gururlandırıp nihai amaca ulaşacak bir ninja. Böyle olmaz! Bu şekilde değil!

"Ben...kaybettim."

Onu koruyup kollamaya çalışanlara, ona karşın ondan taraf alanlara el kaldıracak kadar şeref ve haysiyet yoksunu değil Kenta! Kara çeliği geri çekiliyor. elleri normale döndükten sonra Nene ile Renji'ye doğru başını eğiyor. Onları kabullenişle selamlıyor. Ardından eğitmenine dönüyor ve onu da aynı şekilde selamladıktan sonra başı ne dik ne de eğik olarak yenilmişliğini sırtlanıp ortamdan uzaklaşmaya başlıyor. Babasına nasıl hesap verecek? Klanına nasıl açıklayacak? Nasıl cezalandırılacak? Bilmiyor, endişeleniyor, korkuyor ama yürümeye devam ediyor. Kendini hazin sonuna doğru sürüklüyor.
Image
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
D-Rank
element
Koton-Suiton
affinity
Taijutsu

techniques

Dainamikku Entorii (Dinamik Giriş)

Shunshin no Jutsu (Vücut Işığı Tekniği)

Koka Kotai (Kara Çelik Beden)

items

Konjiki klan simgesini taşıyan bir kolye (Ardından çift kunai uzanan ve önünde rengarenk çelik simgesi olan bir kalkan)

resources

ryo
100
sp
0
fame
Yok
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Hamon, uzaklaşmaya başlamandan hemen önce sesini yükseltiyor. Bu kez tonunda önceki umursamazlığın altında saklanan ciddiyet çok daha belirgin. "Kenta." Birkaç saniye bekliyor, ardından sözlerini ağır ağır sürdürüyor. "Sen pek pes edecek birine benzemiyorsun. Üç saattir yere düşüyorsun, kalkıyorsun, tekrar düşüyorsun. Sana dur demedikçe durmadın. Şimdi ilk defa kendi isteğinle gidiyorsun. Neden?" Hamon taş sütunun yanından ayrılıp birkaç adım atıyor ancak peşinden gelmiyor. "Başkalarına adil davranmaya çalışman güzel. Arkadaşlarını koruman da güzel. Ama adaleti düşünmeden önce sana adalet uygulanıp uygulanmadığını da sorgulamayı öğren. Sana 'başarısız oldun' denildi diye gerçekten başarısız olmuş olmuyorsun. Sana bir emir verildi diye o emrin amacı ortadan kaybolmuyor. Bir shinobi yalnızca söyleneni yapan kişi değildir. Neyi neden yaptığını anlayabilecek kadar aklını açık tutması gerekir." Sonra omuzlarını hafifçe kaldırıyor. "Ama hala kaldığını söylüyorsan karar senin. Seni burada zorla tutmayacağım."

Bu sözlerin ardından kısa bir sessizlik oluyor. Renji, hala darbelerin etkisiyle düzgün durmakta zorlanmasına rağmen kendisini ayağa kaldırıyor. Bir eli böğründe, diğer eli dizinde birkaç saniye nefesleniyor ve ardından senin gittiğin yöne doğru ilk adımını atıyor. "O zaman ben de çıkıyorum." Nene başını ona çeviriyor, ardından hiç düşünmeden yerden çantasını alıp omzuna geçiriyor. "Ben de. Zaten üç kişi takım olacağız diye geldik. İki kişi kalacaksak istemiyorum yani." Renji topallayarak yürümeyi sürdürürken Nene de onun yanına yetişiyor. Hamon üçünüzün de eğitim alanından uzaklaşmasına birkaç saniye boyunca hiçbir tepki vermeden izin veriyor. Sonra arkanızdan öyle yüksek bir ses geliyor ki Yedinci Kaya Terası boyunca yankılanıyor. "Tebrik ederim... Geçtiniz!" Nene ile Renji oldukları yerde donup aynı anda arkalarına dönüyorlar. "Ne?" "Ne?"

Hamon’un yüzünde sabahtan beri ilk defa gerçekten memnun görünen bir gülümseme beliriyor. Ellerini pardösüsünün ceplerine sokuyor ve ağır ağır size doğru yaklaşıyor. "Sonunda." Başını Nene’ye doğru çeviriyor. "Birinizin çıkıp 'bu saçmalık' demesini bekliyordum." Sonra Renji’ye bakıyor. "Birinizin arkadaşının önüne geçmesini bekliyordum." Bakışları en son sana yöneliyor. "Birinizin de kazanma şansı önüne konduğu halde takım arkadaşını ezip geçmeyi reddetmesini bekliyordum." Hamon eliyle bütün eğitim alanını gösteriyor. "Turnuva, puanlar, kimin kaç kere kazandığı... Hiçbiri umurumda değildi. Üçünüzün de farklı biçimde yetiştirildiği ilk beş dakikada belliydi zaten. Kenta emir ve disiplinle hareket ediyor. Renji her şeyi ölçüp biçiyor. Nene ise insanların haline bakıyor. Bunların hiçbiri tek başına takım yapmaz. Takım dediğin şey, iş başkasının başına geldiğinde kendine ne olacağını unutabildiğin yerde başlar."

Hamon güneş gözlüklerini hafifçe aşağı indirip üçünüzü çıplak gözleriyle süzüyor. "Sizi gerçekten iki kişiye düşürseydim sınavın hiçbir anlamı kalmazdı. Amacım kimin en güçlü olduğunu bulmak değildi. Birbirinizi rakip olarak görmeye ne zaman son vereceğinizi görmekti. Birbirinizi yenmeniz kolaydı. Zor olan, kazanabilecekken diğerini bırakmamaktı." Gözlüğünü yeniden yerine oturtuyor ve yüzündeki gülümseme büyüyor. "Nene sınavı reddetti. Renji arkadaşının önüne atladı. Kenta ise kendisine verilen galibiyeti kabul etmek yerine 'ben kaybettim' deyip takım arkadaşlarına el kaldırmayı reddetti. Sonra ikiniz de onun gitmesine izin vermediniz." Bir an durup elini cebinden çıkarıyor ve üç parmağını kaldırıyor. "Ben iki kişi aramıyordum. Üç kişilik bir takım arıyordum. Şimdi buldum."
Post Reply