Joined: Sun May 17, 2026 10:44 am
Rütbe:   
 Image
User avatar
Iwagakure
Iwagakure
Konjiki Klanı

Post by Konjiki Kenta »

Image
Bilgiler
Klan Adı: Konjiki

Klan Bilgileri: Konjikiler yaşam ile ölüm arasındaki ilk ve son kalkanlardır. Düşmanlara karşı dimdik duran büyük çelik duvarın zanaatkarları ve ta kendisi onlardır. Yaşamlara son veren fatih soyun yaşamı yeşerten ve koruyan gardiyan çocukları onlara "Hoşgeldiniz!" diyen bu toprakların yerlisi olarak şan, şeref ve onur adına nefes alıp verirler. Onlar için ninjalık bir yaşam biçimi değil, vatana karşı ödenmesi gereken bir borcun ödenmesidir. Konjikiler düşmanlarını öldürerek değil, onların iradesini ve isteğini kırarak yenmeyi hedeflerler. Konjikiler için önemli olan düşmanın onların kararlılığı karşısında pes etmesidir. Bir daha asla onlara ve onların değerlerine el uzatamayacak duruma gelmesidir. Konjikiler dostlarına güven ve inanç aşılamak için uğraşırlar. İsterler ki, dostları onların varlığında huzur bulsunlar ve onların gelişi ile refaha ersinler. Konjikiler sadece ninjalıkta değil, aynı anda tarım ve hayvancılık ile madencilik ve demircilik alanlarında da varlık gösterirler. Ninja dünyasının en iyi madencileri ve demircileri Konjikilerdir. Her türlü silah ve zırh kullanımında üstünlük gösterirler. Genjutsuyu sevmezler. Zayıfların ve kolay yolu seçenlerin alanı olarak görürler. Onların zafer tanımı adil ve eşit koşullarda kafa kafaya çarpışmaktır. Bundan dolayı taijutsu, bukijutsu ve ninjutsu üzerine ustalaşırlar. Çelik Salınımı onların gururu, en büyük avantajı, her türlü çatışmanın gidişatında karar merciileri ve kültürlerinin bir parçasıdır. Konjikilerin kendilerine özgü bir inançları vardır. Bu inanca göre her şeyi yaratan bir Tanrı söz konusudur ve bu Tanrı'nın tam resmi adı "Tanrı Adındaki Demirci"dir. Bundan dolayı yaşam, yaratıcı etkinlikler ve bunlara söz geçirebilmek kutsal sayılır. İnsanların en son yaratıldığına inandıklarından, kendilerinden önce gelen canlı cansız her şeye saygıları vardır. Bu kendilerini daha aşağıda gördükleri anlamına gelmez tabii çünkü inançlarına göre insanların son yaratılmasının nedeni Tanrı'nın başyapıtı olmalarıdır. Çocuklarını bebekliklerinden beri oyuncaklar, masallar ve oyunlar yoluyla ninjalığa maruz bırakarak eğitirler. Her bir Konjiki savaşçı olarak doğar ve büyür. Yaşı kemale eren Konjikiler ninjalıkla eş zamanlı olarak, madencilik ve demircilik ile tarım ve hayvancılık yaparlar. Böylelikle işçiliği, emeği ve yaşamın kırılgan değerlerini daha iyi öğrenirler. Konjikiler tutucu ve sınırlayıcı değil, aksine, özgürlükçü bir klandır. Çocuklarının hiçbir baskı altında kalmadan özgür iradeleri ile seçim yapmalarını ve kendi kendilerine başarılı veya başarısız olmalarını isterler. Ancak bu şekilde kişi birey olabilir ve kaderine yön verebilir.

Klan İnancı:

Konjiki no Densetsu

Her şeyden önce yokluğun, karanlığın ve hiçliğin ortasında Tanrı vardı. Tanrı bu sessizlikten ve renksizlikten rahatsız oldu. Böylelikle yaratmaya karar verdi. Yürek adındaki örsünde, İrade adındaki çekici ile var olacak her şeyi dövmeye başladı. Önce aydınlığın ve sıcaklığın kaynağı olan yaşam getiren Güneş'i yarattı ve ocağı kıldı. Ardından eserleri biçimlerini korusun diye bir su yatağı yarattı. Bu su yatağına o kadar çok ve büyük eser batırıp soğuttu ki su yatağı tamamen katılaştı ve üzerinde çukur çukur izler oluştu. Böylelikle ay oluştu. Tanrı'nın her vuruşu kıvılcımlar saçıp göğe dağıttı. Tanrı bu parlak ve güzel kıvılcımları fark edince onları düzene sokup yıldızları ve takımyıldızlarını oluşturdu. Nice eser dövdü ve yerleştirdi. Bunlar da gezegen oldular. Tanrı'nın rahatsızlığı sürdü. Etrafı eserleri ile dolu olsa bile içleri boş ve anlamsız hissettiriyordu. İstediğinin yaşam olduğunu anladı. Yaşam'ı yaratmaya karar verdi. Yaşam'a da ancak bir başyapıt ev sahipliği yapabilirdi. Bu yüzden Yerküre'yi yarattı. Yaşam'a elverişli tek gezegen ve Tanrı'nın Başyapıtı. Sular oldu çay, dere, ırmak ve deniz. Topraklar oldu dağ, tepe, ova ve düzlük. Gökte yarı, yerde ayrı, suda apayrı yaşam döngüsü yarattı Tanrı. Yüzen, uçan, koşan ve tırmanan sayısız canlı dünyayı doldurdu. Tanrı hepsinin bir bütün olarak denge içinde yaşayacağından emin oldu. Onlara gelişmeleri ve evrimleşmeleri için olanaklar tanıdı. Aradan uzun bir zaman geçti ve hayvanların, böceklerin, eklembacaklıların, ağaçların ve bitkilerin hepsi bildiğimiz hallerine evrildiler. Tanrı gördüklerinden ve izlediklerinden o kadar memnun oldu, o kadar sevindi ki, yeryüzüne inip kendisini tanıtmayı uygun gördü. Ne büyük bir düşkırıklığıydı, yarattıklarının onu tanımaması. Ne bir ağaç ne de bir hayvan onu tanımadı. Onlar için bir yabancıydı, tehditti. Ona saygısızlık edip saldıranlara gücünü gösterdi ancak yine tanımadılar. İlkel biçimde korkup kaçtılar veya boyun eğdiler. Tanrı yeryüzünü terk etti. Üzüntüsü kara bulutlara ve yağmurlara neden oldu, siniri yıldırımlara ve fırtınalara neden oldu, Yerküre'ye sırtını çevirişi depremlere neden oldu. Tanrı sanat eserlerinin değerini anlatamamanın ve yaşamı paylaşamamanın ona verdiği rahatsızlığı kavradı. Bu acı ona farkındalık verdi ve bu farkındalık ona esin kaynağı oldu. Başyapıtının içinde bir başyapıt daha yarattı. Bu başyapıta da Kişi adını verdi. Onu yaratırken bedenini doğanın kuvveti ile doldurdu. Aklını evren gibi uçsuz bucaksız kıldı. Varlığının özü olacak ruhunu ise kendisinden kıldı. Kişi var olduğu andan itibaren diğer her canlıdan ve cansızdan farklı olduğunu bildi. Tanrı başta ona gözükmedi. Sadece izledi. Onun nasıl gelişip evrimleştiğini gördü. Kendisini ve çevresini nasıl yorumladığını, nasıl hayatta kaldığını ve ne kadar zeki olduğunu izledi. Her bir eksikliğini ne kadar akıllıca kapattığını ve kendinden olanlara ne kadar sahip çıktığını inceledi. Cansızları nasıl biçimlendirip kullanışları nesnelere dönüştürdüğünü, canlıları nasıl adlandırıp onları evcilleştirdiğine tanıklık etti. Kıvanç ve sabır içerisinde bekledi. Kişinin aklı ve ruhu yeterince gelişip evrimleşince, Tanrı yine yeryüzüne indi. Kişinin karşısına çıktığında kendisini tanıtmasına gerek olmadı. Kişi onu bütün ihtişamı ile gördüğü anda tanıdı ve kabul etti. Onun adını biliyordu. Ne olduğunu bildiği gibi. Tanrı onlara neden ve nasıl yarattığını anlattı. Onlara ad vermekte ve buluş bulmakta yardımcı oldu. Nasıl yaşayacaklarını öğretti. Kişi yaratıcısı Tanrı'dan her şeyi yavaş yavaş ve adım adım öğrendi. Hazır olduklarında ise Tanrı onlara çakradan söz etti. Bunu nasıl yaşamlarını daha kolay kılmak için kullanabileceklerinden ve neler yapabileceklerinden konu açtı. Bir süre sonra Tanrı gitmeye karar verdi. Giderken son sözlerini söyledi.

"Sevin ve sevilin, sayın ve sayılın, öğrenin ve öğretin, bilin ve bildirin. Hayatta kalın, yaşayın ve çoğalın. Yerküre artık sizindir. Birbirinizi koruyup kolladığınız gibi onu da koruyup kollayın. Nasıl birbirinize sahip çıkıyorsanız, doğaya da sahip çıkın. Bağ kurup evcilleştirdiğiniz hayvanlar, böcekler ve eklembacaklılar sizindir. Onlar sizden önce geldiler. Onlardan ders alın. Şifalı bitkiler, otlar ve lezzetli meyveler sizindir. Yiyin ve yetiştirin. Çoğaldıkça dağılın. Yarattığım ve sergilediğim eserleri keşfe çıkın. Gün gelecek ayrışacaksanız. Birbirinizi yeniden tanıyıp kaynaşmanız gerekecek. Gün gelecek dövüşecek, çatışacak ve savaşacaksınız. Bu sizin doğanızda var. Tıpkı sizden öncekilerin doğasında olduğu gibi. Kendinizi asla kaybetmeyin. Eğer kaybederseniz arayın ve bulun. İyiliği, doğruluğu, erdemi ve aydınlık olan her şeyi savunun ve onlardan şaşmayın. Sakın üstün oluşunuzu çarptırıp karanlığa düşmeyin. Asla ne uğruna savaşacağınızı unutmayın."

Klan Tarihçesi:

Demirci Dönem

Konjikiler, kökenleri Demir Ülkesi'ne dayanan bir ninja klanıdır. Varlıklarına dair ilk kanıtlar Demir Ülkesi kayıtlarında yazılıdır. Konjikilerin ataları, Ön Konjiki de denir, bu ülkede samurayların, asilzadelerin ve büyük önderlerin demirciliğini yapardı. Ön Konjikilere dair ilk ayrıntılı yazıt bir başkaldırı kaydıdır. Demirci olan Ön Konjikiler kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmasından, işçi sınıfı oldukları için hor görülmelerinden ve samurayların kölesi gibi yaşamaktan şikayetçi olarak grev yaptıkları yazar. Bu grev, demircilere belirli haklar ve ayrıcalıklar tanınıp özel statü verilmesi ile sonuçlanır. Bununla birlikte işler daha iyiye gitmesi gerekirken daha kötüye gider. Bunun nedenleri ise, asillerin ve üst düzey savaşçıların gözünde demircilerin sosyal astlık üstlük düzenine tehdit oluşturduğu iddiasıdır. Halk fakirken ve nadiren yıkanabiliyorken, demirciler gün geçtikçe daha çok varlık kazanıyor ve kendi banyolarını kullanabiliyorlardı. Ayrıca demirci olmanın gerektirdiklerinden ötürü çoğu Ön Konjiki diğer herkesten daha kaslı, uzun, dayanıklı ve iri yarı idi. Kadınları ise kocalarına düşkündü ve onlarla her konuda ilgileniyorlardı. Örneğin, eşleri, demirci kocaları yıkansa bile yanık ve demir kokmaya devam ettiğinden çeşitli bitkiler ve çiçekler toplayıp bunları karıştırarak çok güzel kokular elde ediyor ve bunları kocaları için kullanıyorlardı. Çok geçmeden ast konumundaki demirciler üst konumdaki yüksek kişiliklerden daha uzun boylu, daha kaslı, daha güzel kokan ve daha bakımlı kişiler oldular. Bu da ciddi bir öfkeye ve kıskançlığa yol açtı. Asil soydan gelen kadınlar genç demircilere gönül kaptırmaya başladı. Savaşçı erkekler demircilerin kızlarına ilgi göstermeye başladı. Demir Ülkesi'nin bütün sosyokültürel yapısı değişmeye başladı. Bardağı taşıran son damla ise dönemin Demircibaşı'nın Shogun'un kızı ile aşk yaşaması ve prensesi kendisine istemesi oldu. Bu olayla birlikte büyük bir patlama yaşandı. Shogun öfkeyle Demircibaşı'nı ve demircileri aşağılayarak onu reddetti. Reddetmekle kalmadı, onları kibirle, kendini beğenmişlikle ve açgözlülükle suçlayarak onlara zamanında tanınan hakları geri almayı bile dillendirdi. Bu Ön Konjikilerin hiç hoşuna gitmedi ve Demir Ülkesi tarihine büyük damga vuran o isyanı başlattı. Bütün Ön Konjikiler ülke tarihinde hala daha eşi benzeri gerçekleşmemiş bir isyan ateşi ile ortalığı kasıp kavurdular. Nice demirci ve samuray bu olay sırasında can verdi. Her şey bittiğinde Demircibaşı, aşkı olan prensesi kaçırdı ve diğer demircilerle beraber ülkeyi terk etti. Demir Ülkesi sadece demircilerini değil, asilzadelerinin, samuraylarının ve halkının bir kısmını da kaybetti çünkü bu sınıflardan nice insan demircilere katıldılar.

Göçebe Dönem

Artık vatansız kalan Ön Konjikiler göçebe yaşamak ve kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldılar. Bu dönemde Yurt adını verdikleri çadırları buldular. Ayrıca kendi ocaklarını inşa etmeyi ve taşımayı öğrendiler. Toplayıcılık, avcılık ve hayvancılık yaptılar. Bunların hepsi için doğal kaynaklar gerekiyordu ve o dönemlerde bu kaynakları bulmak ayrı zor, kullanmak ve korumak ayrı zordu. Onlar gibi birçok topluluğun yaşamları aynı doğal kaynaklara bağlıydı ve bu nedenle çoğu zaman aralarında çatışma çıkıyordu. Ön Konjikiler bu çatışmaları kazansalar da, kaybetseler de büyük kayıplar veriyorlardı. Bundan dolayı aralarında bulunan artık ronin sıfatındaki eski samuraylardan ve eski soylulardan eğitim almaya başladılar. Kısa süre içerisinde bütün topluluk hem demirci hem de savaşçı oldular. Herkes demir dövmeyi, kılıç savurmayı ve ok atmayı bilir oldu. Durmadan göçtükçe ve çatışmalarda galip geldikçe sayıları arttı ve daha da güçlendiler. Çakranın kullanılmaya başlanması, ninjutsu ve genjutsu tekniklerinin yaygınlaşmasıyla Ön Konjikiler dünya çapında nam salıp ünlenmeye başladılar. Kendilerine özgü bir adları olmayan bu topluluk diğerleri tarafından onlara takılan adı benimsediler. Demir İnsan/Kişi anlamına gelen Tetsujin diye anılmaya başlandılar.

Kekkei Touta: Koton(Çelik Salınımı) Nasıl Elde Edildi?

Tetsujinlerin imza yeteneği ve kimliklerinin yapı taşı olan Koton(Çelik Salınımı) adındaki kekkei touta ilk defa bir maden kazası sırasında kullanılmıştır. Hammadde çıkarımı sırasında bulundukları maden çökmeye başlayınca korkusuz bir Tetsujin madenin çökmekte olan tavanını saatlerce sırtında ve kollarında taşımıştır. Bu Tetsujin sayesinde herkes dışarı çıkabilmiş ve hiçbir kayıp verilmemiştir. Yeni tahta kolonların getirilmesiyle acil bakıma alınan bu kahraman Tetsujin ile ilgilenenler boynundan beline kadar uzanan bir karartı ile karşılaşmışlardır. Başta bu kasların ve etin morarmanın ötesinde karararak ölmesi olarak yorumlansa da, kendisi ile ilgilenen bakıcılar kısa sürede bu karartının sert, dayanıklı ve temizledikçe parladığını görmüşlerdir. Yapılan incelemeler sonucu bu karartının bir çeşit metal olduğunu tespit etmişlerdir. Başta bunun demir olduğunu sanan Tetsujinler bu kahramanın çöken tavanı tutmak için demir plaka sırtlandığını sanmışlardır ancak bu demirin bedenine yapışık veya üst katman olmasından öte bizzat bedenin kendisini olduğunu fark etmişlerdir. Kendisine gelen kahraman sorguya çekildikten ve Tetsujinlerin önde gelen akılları bir araya geldikten sonra gerçek ortaya çıkmıştır. Bu kahraman Tetsujin çakra yoluyla bedenini demirden kılabilmiştir ve o bunu yapabiliyorsa, bu diğer Tetsujinlerin de yapabileceği anlamına geliyordu. Böylelikle Tetsujinler çakranın doğasına ve ninjutsuya daha çok eğilim gösterdiler ve kendilerine dair bu yeni keşif üzerinde sıkı çalışmalarda bulundular. Gerçeğe ulaşmaları uzun sürmedi. Tetsujinler toprak, ateş ve su çakralarını aynı anda kullanıp onları harmanlayarak bu yeteneği kullanabiliyorlardı. Bu kekkei genkai olmanın ötesinde bir kekkei touta idi ve onlara sağladığı güç ile avantajın haddi hesabı yoktu. Onlar açısından daha da iyisi şuydu. Başta demir sandıkları yeteneklerinin aslında çelik olmasıydı. Zaman içerisinde çeşitli çatışmalar ve olaylar sonrasında her türlü ekipmanlarının yıpranarak yok olurken bedenlerini kapladıkları maddenin sapasağlam var olmayı sürdürdüğünü gördüler. Önce bunun nedenin çakra olduğunu sansalar da üzerlerinde yaptıkları deneyler sonucu bu maddenin demirden üstün bir metal olduğunu anladılar. Bu üstün metalin adı çelikti ve Tetsujinler için hem yeni bir döneme geçişin anahtarı hem de kaderlerini yazacak olan kalem oldu.

Organize Dönem

Tetsujinlerin kekkei toutaları olan kotonu keşfinden sonra yaşamları tamamen değişti. Her geçen gün, her bir göç, her bir çatışma onları bu yeteneklerinde daha hakim kıldı. Başta hayatta kalma savaşı veren ve mecburiyetten göçenler artık planlı bir şekilde göç ediyor ve onlara karşı gelen diğer klanları kolaylıkla alaşağı ediyorlardı. Sahip oldukları gücün üstünlüğü onlara istedikleri gibi yaşama ayrıcalığını veriyordu. onlar da bu ayrıcalığı ayaklarının altındaki dünyayı keşfetmek için kullanıyorlardı. Bir göç esnasında saldırıya uğrayan bir klanla karşılaştılar. Alevler yükseliyor, katledilme sesleri yankılanıyordu. İnsanların canları pahasına kaçıştığını ve aman dilenip merhamet içi yalvardıklarına tanıklık ettiler. O an insaniyetleri ve vicdanları baskın geldi. İlk defa başkalarını korumak adına savaştılar ve başarılı oldular. Yetmedi, kendilerini yeniden inşaa etme konusunda onlara yardım eli uzattılar. Klan bu kudretli yabancılara şükranlarını sundu ve onları ödüllendirdi. Ellerinde ne varsa, azar azar toplayıp Tetsujinlere verdiler. Onları kalkınma süreci boyunca korurlarsa daha çok ödeme yapacakların sözünü verdiler. Tetsujinler bu teklifi kabul ettiler. Klan kalkınırken onları dış tehditlerden korudular. Kalkınma süreci bittikten sonra ücretlerini alıp iyi dileklerle uzaklaştılar. O gün yaşananlar Tetsujinlerin paralı askerlere dönüşmesine önayak oldu. Tetsujinler göçebe yaşamaktan memnundular ancak devir savaş devriydi. Nereye gitseler orası çoktan bir klan tarafından sahiplenilmişti. Hangi doğal kaynaktan yararlanmak isteseler istilacı ve düşman ilan ediliyorlardı. Onları bu zor durumdan kurtaran ve yeni bir kapı açan iyilikleri oldu. Kurtardıkları klan Tetsujinlerin acıma duygusuna sahip korumacı insanlar olduklarını ve uygun bir ücret karşılığında hizmetlerinden yararlanılabileceğine dair söylentiler yaymıştı. Böylelikle Tetsujinler paralı askerler olarak yaşamaya başladılar. Göçebe demirci garip bir topluluktan üstün yetenekli, zanaatkar ve savaşçı bir topluluğa yükseldiler. Zayıfları ve güçsüzleri koruyup kolladılar, diğer klanlarla onların düşmanlarına karşı omuz omuza savaştılar, kaynak sıkıntısı çekenlere sayısız ekipman dövdüler. Hem savunmada hem de saldırıda askeri dehalarını konuşturdular. Dünyaya öyle bir nam saldılar, öyle bir şan ve şöhret topladılar ki, yeryüzündeki herkes onların hizmetlerinden yararlanmak için sıraya girdi. Tarihteki her toprak kaybında ve kazanımında, her savaşta ve barış antlaşmasında onların parmağı vardı. Paralı asker organizasyonu olarak sayısız başarıya imza attılar ve akıllara zarar bir servet elde ettiler. Ne var ki, bu dönem onlara her şeyle beraber asla göz ardı edemeyecekleri manevi bir husursuzluk da getirdi. Paralı askerler olarak diğerlerine hizmet verirken şu acı ve rahatsız edici gerçeği fark ettiler. Onların toprağı yoktu. Evleri yoktu. Aidiyetleri yoktu. Vatanları yoktu. Adları bile onlara başkaları tarafından verilen bir lakaptı sadece. Bu aydınlanmayla birlikte bir araya geldiler. Bir kurultay oluşturup tartıştılar. Sonucunda bir karara vardılar. Kendi toprakları olacaktı. Kendi evlerini inşaa edeceklerdi. Kendi aidiyetlerini oluşturacaklardı. Kendi vatanlarını kuracaklardı. Kendilerine özgün bir adları olacaktı. Paralı asker olmadan hemen önce birçok toprağın ve doğal kaynağın çoktan sahiplenildiğini öğrenmişlerdi ancak dünya büyük bir yerdi ve hiç sahiplenilmemiş topraklara ve doğal kaynaklara da rastgelmişlerdi. Elde edip biriktirdikleri bütün maddi varlıklarıyla kendilerine yaşama elverişli, bolluk barındıran ve her yere erişimi olan bir yer buldular ve sonunda yerleşik düzene geçtiler. Kendilerine "Altın renginde/değerinde" anlamına gelen Konjiki adını verdiler. Bu ad onların maddi ve manevi olarak ne kadar reddedilemez ve tartışılamaz bir konuma yükseldiklerinin temsili oldu. Böylelikle yepyeni bir döneme geçtiler. Bu geçiş Konjikileri ninja tarihinin onlarsız var olamayacağı bir duruma getirecek ama en sonunda ellerinden her şeyi alacaktı.

Konjiki Dönemi

Bu dönem Konjikilerin altın çağı olarak nitelendirildi. Konjikiler kadar işe yarar, kolaylık sağlayan, üstün bir kuvvetin resmi bir klan olması ve kendi sınırlarını çizmesi hiç kimsenin hoşuna gitmedi. Bu kadar güçlü bir organize toplum klan olmaya karar verip kendi sınırlarını çizebilirse, bu diğer bütün klanların en büyük kabusu olurdu. Konjikilerin bunu gerçekleştirmesini engellemek isteyen çok klan oldu. Bazıları tatlı dil kullanarak onları kendi saflarına katıp vaatlerde bulundular. Bazıları ise gözdağı verip korkutmaya, hatta yılanın başını küçükken ezmeye çalıştılar. Hepsi başarısız oldu. Hiçbiri Konjikileri durduramadı. Konjikiler sadece gerçek bir klan olabilmek uğruna başta ilk çizdikleri sınırın dışına çıkmadılar. Ne zaman ki, kültürlerini; yasalarını, yaşama biçimlerini, değerlerini ve kimliklerini belirlediler, O zaman işe koyuldular. Bulundukları savaş ve fetih döneminden yararlanarak kalıcı özgünlük, özgürlük ve üstünlük amacıyla topraklarını genişlettiler, doğal kaynaklara el koydular, yendikleri klanların sanatkarlarını ve zanaatkarlarını esir alıp kendilerine yeni uzmanlıklar öğrettirdiler. Hiçbir klan onlara karşı koyamadı. Savaş ne kadar kanlı olursa olsun, ne kadar kayıplar verilirse verilsin, Konjikiler durdurulamaz bir doğal afet, sayıları tükenmez ve savaş meydanında yenilmez olmayı sürdürdüler. Onların bu dehşet verici, korkunç ve inanılması güç zaferlerinin ardında birçok etmen vardı. Konjikiler, ninja tarihinin en iyi demircilerinden biriydiler. Konjiki ordusu görülmemiş bir çeşitliliğe sahipti. Her türlü zırh ve silah kullanılıyordu. Yayan birliklerin yanında atlı birlikler yer alıyordu. Atlı birliklerden de öte çağırım tekniği yoluyla antlaşma yaptıkları birçok hayvanları bile savaştırıyorlardı. En büyük avantajları elbette kekkei toutaları Koton idi. Çelik salınımı onları neredeyse ölümsüz kılıyordu. Konjikiler tarihe adlarını altın harflerle yazdırmışlardı ancak her şeyin bir sonu vardı. Hiç kimse sonsuza kadar kazanamaz ve üstün kalamazdı. Kaçınılmaz biçimde kibirli, kendini beğenmiş ve doyumsuz bir klana dönüştüler. Yönetemeyecekleri büyüklükte toprak ve aynı anda söz geçiremeyecekleri sayıda klanı fethettiler. Kendilerinden olmayan kadınlarla ve adamlarla evlilikler arttı. Kendi kültürleri dışındaki kültürlere kapıldılar. İç isyanlar, ihanetler ve kendi çıkarlarını gözeten üst düzey yöneticiler aldı başını gitti. Son darbeyi ise yeni dünya düzeni olan köy sistemi vurdu. Büyük ve güçlü veya küçük ve zayıf demeden klanlar bir araya geldiler. Birlik olarak kendi yerleşkelerini kurdular ve zaman içerisinde diğer klanları da aralarına kattılar. Böylelikle, Konjiki kalesi önce içeriden sonra dışarıdan fethedildi. Ne yapıldıysa bu hazin son engellenemedi, durdurulamadı. Hiçbir müttefikleri veya dostları olmayan Konjikilere kimse yardım etmedi. Herkes onların sırtına bir hançer saplayıp onlardan bir parça kopardı. Canlı canlı yenip tüketilen Konjikiler son çareyi kaderlerine boyun eğip canları pahasına kurtulmakta buldular. Yine kalabalık denebilecek bir grup Konjiki eskiden olduğu gibi yollara düştü. Ne yazık ki, bu sefer, sürgün edilmiş kaçaklar olarak.

İwagakure Dönemi

Açlıkla, susuzlukla, yorgunlukla, hastalıklarla ve ölümlerle kıran kırana mücadele etmek zorunda kaldılar. Ayaklarına kara sular inmesine karşın yürümeye ve ilerlemeye devam etmek zorundaydılar. Hiçbir yer onları kabul etmiyordu. Hiçkimse onlara acımıyordu. Yönsüz ve hedefsiz yolculukları boyunca ya haydut saldırılarından ötürü kayıp veriyorlar ya da bir yerden bir yere geçmek için haraç veriyorlardı. Sayıları her geçen gün azalıyordu. Ellerinde ne var ne yok hepsini kaptırıyorlardı. Artık bir avuç kalmış fakat dayanacak güçleri kalmamışken Toprak Ülkesi'nin Gizli Taş Köyü'nün yakınlarına varmışlardı. Burada soluklanmak için oturduklarında yine saldırıya uğradılar. Artık son bulacaklarını sanarken İwagakureli ninjalar tarafından kurtarıldılar. Haydutlar geri püskürtüldü ve Konjikiler güvenli bir yere alındı. Ne var ki, başları dertten kurtulmadı. Onları kurtaran ve acıyarak köye alan ninjalar onların Konjiki olduklarını sonradan öğrendiler. Hemen sıkı gözetim altına alındılar ve sorguya çekildiler. Ancak eski görkemlerini tamamen yitirmiş bir avuç acize indirgenmiş oldukları kesinleştirilince gerilim azaldı. Zamanının en büyük gücünden geriye bir avuç zavallı insan kalmıştı. İwagakure yetkilileri onlarla ne yapacakları konusunda fazla düşünmediler. Kararlarını hızlıca bildirdiler. Onlara bir öğün yemek ve su verilecekti. Ardından az miktarda erzak sağlanacaktı. Sonrasında ise köyü terk etmek zorundaydılar. Öyle de oldu. Konjikiler aşağılayıcı bakışlar altında umursanmasa bile şükranda bulunmayı ihmal etmediler. Köyü terk edip uzaklaşmaya başladıkları sırada köyün dışında devriye gezen ve sınır güvenliği yapan İwagakure ninjalarının saldırıya uğradıklarını gördüler. Ne kadar güçten düşmüş olsalar da ölümü göze alıp borçlarını ödemek için olay yerine atılımda bulundular. Onların da yardımıyla bu görünmez ani saldırıda İwagakure hiçbir kayıp vermedi ancak Konjikilerden ölenler oldu. Yaşanan olayın haberi hızla yetkililere ulaştırıldı. Yetkililer başta Konjikilerin yardımına inanmasa da görgü tanıklarının ifadesi ve olay yerine vardıklarında gördükleri cesetler gerçeği doğruladı. Konjikiler kendilerine acıma gösteren İwagakurelilere bir kez daha teşekkür ettik sonra uzaklaşmaya kalktılar ama bir soru için durduruldular. Neden onlar için canlarından olduklarını soran İwagakurelilere Konjikilerin yanıtı etkileyici derecede basitti.

"Bize her şey dendi ama biz asla onurumuzdan ve şerefimizden olmadık. Biz her zaman borcumuzu öderiz."

Bu sözleri üzerine tekrardan kesin yok oluşa doğru ilerleyen Konjikiler çok geçmeden yine İwagakure yetkilileri tarafından yoldan çevrildi. Köye davet edildiler ve o yılların Tsuchikagesi kendilerini huzuruna çağırdı. Uzun süren görüşme sonucunda Tsuchikage onların köye kabulünü uygun gördü. Böylelikle Konjikiler, İwagakure'nin ninja klanlarından biri oldular. Başlangıçta onlara karşı güven, sevgi ve saygı sıfırdı. Tsuchikage'nin kararına karşı olan çoktu. Halk ve diğer klanlar Konjikilerin onlara uğursuzluk getireceğini, onlara ihanet edeceğini, ilk fırsatta köyü ele geçireceklerine kesin biçimde inanıyorlardı. Konjikiler elbette bu durumun farkındaydılar. Bu yüzden, herkes tarafından kabul görmek için canla başla çalıştılar. Nüfusları arttıkça ve yeni evlerine alıştıkça köye yok sayılamaz katkılarda bulundular. Madencilik, demircilik, çiftçilik, hayvancılık ve ninjalık derken köye ve ülkeye her alanda hizmet ettiler. Uzun yıllar sürdü, hiç kolay olmadı ve ayaklarını kaydırmaya çalışanlar oldu. Yine de Konjikiler sonunda kendilerini kanıtladılar. İwagakure'nin saygın ve güvenilir bir ninja klanı oldular. Tsuchikage ve Daimyo tarafından tanındılar ve takdir edildiler.

Güncel Dönem

Günümüzde Konjikiler, İwagakure'deki ve Toprak Ülkesi'ndeki en iyi madencilerin ve demircilerin bulunduğu, çiftçilikte ve hayvancılıkta büyük rol oynayan, ninjalara dair her türlü araç gerecin, ekipmanın ve eşyanın üretimini ve satışını yapan başarılı bir ninja klanıdır. Bir kez daha bütün dünyaya adını duyurmakta ve dillere konu olmakta. Hala daha onlara duyulan geçmişten kalma her tür olumsuz duygu ve düşünce varlığını sürdürse de, onlar bunu geçmeleri gereken bir sınav olarak görüyorlar. Herkesin koruyucusu ve kurtarıcısı olacakları günü, itibarlarının bütün dünyada böyle bilineceği yarınları iple ve sabırla çekiyorlar.
Yetenekler
Klan Yeteneği: Konjikilerin klan yetenekleri toprak, ateş ve su elementlerinin karışımı olan Koton(Çelik Salınımı) adındaki kekkei toutalarıdır. Çelik salınımı sayesinde bedenlerini çelikten kılabilirler, çelik nesneler oluşturabilirler ve hatta, çevredeki demir ve metallere bile söz geçirebilirler. Çelik salınımı ister saldırı olsun, ister savunma olsun, ister işlevsellik olsun, her alanda avantaj sağlayan esnek bir yetenektir. Konjikiler bu sayede yaşanabilecek her senaryoya uyum sağlayıp düşmanlarını bozguna uğratabilir ve dostlarını zafere taşıyabilir. Çelik, demirin üstü olduğundan çelik salınımı yoluyla oluşturulan beden demir silahlardan zarar görmez. Patlamalara karşı dayanıklıdır ve elementlere karşı belirgin bir direnci vardır. Bir Konjikinin çelikten bedenini aşmak için yine çelikten silahlar gerekir. Şiddetli büyük patlamalar işe yarar. Uzun süre aralıksız elementlere maruz kalmak da çelikten bedeni ortadan kaldırabilir. Örneğin, tek bir katon tekniği genellikle çelikten bedene işlemez ancak sürekli ateş altında tutulursa veya üst düzey teknikler kullanılırsa erimeye ve dökülmeye başlar.

Jutsular:
► Show Spoiler
NPC
Klan NPC'leri:

Tetsujin Takeru: Geçmişte çökmekte olan bir madenin tavanını saatlerce tutabilecek kuvveti, dayanıklılığı, iradeyi ve kararlılığı gösterebilmiş, kayıp verilmesini engellemiş ve bu sayede bilinçsizce Çelik Salınımı'nı kullanabilmiş ilk kişidir. Onun sayesinde Tetsujinler damarlarındaki gücü ve yeteneği keşfetmişlerdir.

Tetsujin Kiyoshi: Geçmişte Çelik Salınımı üzerine gerçekleştirdiği çalışmalar ve gece gündüz demeden aklını ve bedenini yorup uğraşılarını asla kesmeden sürdürmesi sonucu Çelik Salınımı'nın ilk ve temel tekniğini bulmuş kadındır. Var olan bütün teknikler onun açtığı yolda bulunmuştur.

Konjiki Hasashi: Kurultay tarafından karar verilen Konjiki adını ilk defa ortaya adan kişidir. Organizasyon döneminde bir önder olarak gösterdiği üstün başarılardan ötürü Klan Önderliği'ne aday olmaya hak kazanmış ve sonrasında kendini kanıtlayıp Konjiki Klanı'nın ilk önderi olmuştur. Onun önderliğinde klan kendi kültürünü, inancını ve kişiliğini resmiyete büründürmüş ve fetihlere başlamıştır.

Konjiki Nagoto: Konjiki tarihinin Büyük Kahramanlar'ından biridir. Ürettiği Saklı Teknik sayesinde savaş alanını avcunun içine alabilmiş birisidir. Neredeyse bütün çakrasını kullanarak başının birkaç metre üzerinde devasa akışkan bir yığın oluşturduğu ve bu yığından her türlü silahı çıkarıp uzaklara fırlatabildiği bu tekniği onun dışında kimse gerçekleştiremedi. Bu teknik ona "Çeliğin Şeytanı" lakabını verdi. Tekniğin nasıl bulunduğu ve ayrıntıları Konjiki hükmünün sona ermesi ile kayboldu.

Konjiki Yagura: Konjiki tarihinin Büyük Kahramanlar'ından biridir. Ürettiği Saklı Teknik sayesinde kolunu kaybetmesine karşın savaşmayı sürdürebilmiştir. Bir savaş sırasında kolunu kaybetmiş ancak bunun onu durdurmasına izin vermemiştir. Uzun uğraşlar sonucu, yaratıcı zekasının katkısıyla, Çelik Salınımı'nı eksik uzuvunun yerini alacak bir protez üretmek için kullanabilmiştir. Bu tekniği onun dışında sınırlı sayıda kişi gerçekleştirebilmiştir. Bu teknik ona "Yaşayan Çelik" lakabanı verdi. Tekniğin nasıl bulunduğu ve detayları Konjiki hükmünün sona ermesiyle kayboldu.

Konjiki Raiga: Konjiki tarihinin Büyük Kahramanlar'ından biridir. Ürettiği Yasak Teknik sayesinde çelikten devasa bir ejderha yaratmış ve savaş alanında bir doğal afete dönüşebilmiştir. Getirdiği ölüm ve yıkım kazandığı dokunulmazlıkla birlikte ona "Çeliğin Tanrısı" lakabını verdi. Bu tekniği kimseyle paylaşmadı ve mezara götürdü. Bir söylentiye göre ölmeden önce oğluna sırrını vermiş ve oğlu da bu sırrı bir parşömene yazmıştır ama parşömen Konjiki hükmünün sona ermesiyle ortadan kaybolmuştur.


Konjiki Hitomi: Konjiki tarihinin Büyük Kahramanlar'ından biridir. Ürettiği teknik sayesinden bir kolunu uzun ve dışa doğru eğimli bir kalkana çevirebilmiştir. Bu teknik ile nice Konjikilerin ölümüne mani olmuş ve özgürce saldırmaları için olanak tanımıştır. Konjikiler arasındaki ilk ve en iyi kalkan kullanıcısıdır. Bu tekniği öğretebildiği herkes öğretmiş ve bir Kalkan Birliği kurmuştur. Büyük Kahramanlar arasında tekniği nesilden nesile aktırabilmiş tek kişidir. Bu teknik ona "Çelik Ana" lakabını vermiştir. Bir söylentiye göre klan simgesindeki kalkan ona aittir.

Konjiki Anri: Konjikilerin İwagakure klanı olmasından sonra ilk defa Anbu'ya katılabilmiş kişidir. Sorumluluk ve görev bilinci, bağlılığı, başarıdan başarıya koşması ve soğukkanlılığını asla yitirmemesi sayesinde klanına itibar kazandırıp onları yükseltebilmiştir. Anbu'ya geçişi ile birlikte özellikle suikast görevlerindeki üstün başarısından dolayı ona "Çelikten Gölge" lakabı verilmiştir.

Konjiki Shibuya: Konjikilerin İwagakure klanı olmasından sonra onlara karşı sürdürülen ön yargıyı ve dışlamacılığı ortadan kaldırmaya en büyük katkıyı sağlamış kişidir. Bunu da bazılarına göre rastlantı, bazılarına göre de kader yoluyla gerçekleştirmiştir. Toprak Ülkesi'nin Daimyo'sunun tebliğ kıyafet teftişe çıktığı bir gün Shibuya ile karşılaşması sonucu onun güzelliğinden ve etrafına yaydığı aydınlıktan etkilenmesiyle kendisine rehberlik etmesini istemesi ve Shibuya'nın ona gün boyu yardımcı olarak köyü ve çevresini mükemmel bir biçimde tanıtması sayesinde Daimyo'nun gözüne girmiştir. Daimyo bu ziyaretinden dönüşte kadının bir Konjiki olduğunu öğrenmiş ve hemen İwagakure'den huzuruna çıkartılması için bir heyet istemiştir. Heyette kesinlikle Konjiki Shibuya'nın bulunmasını emretmiştir. Heyet Daimyo'nun huzuruna çıkınca kulaklarına inanamamıştır. Daimyo, sadece İwagakure'nin güncel durumunu övüp memnuniyetini dillendirmekle kalmamış, üstüne Shibuya'yı ve Konjikileri takdir ederek itibarlarına itibar katmıştır. Bu olayla birlikte Konjiki Klanı köyde ve ülkede büyük bir şöhret kazanmış, onlara dair ön yargıların, dedikoduların, dışlayıcı tavırların ve kuyularının kazılma denemelerinin neredeyse hepsi son bulmuştur. Bizzat Daimyo tarafından yazılmış takdirname hala daha Konjiki Klanı'nda Konjiki Shibuya'nın hanesinde bulunmaktadır.

Konjiki Takeru: Ninjalığı vatan borcunu ödeminin ötesine taşıyıp meslek haline getirmiş bir adam. Joninliğe terfi ettiği gün karısının hamile olduğunu öğrenince, karısını yalnız bırakmamak ve ailesine yakın olabilmek için emekli olmayı istemiştir ancak karısı Ayumi buna mani olmuştur. Bunun gereksizliğine vurgu yapmış, ona ve klana güvenmesi gerektiğini anımsatmıştır. Ayrıca Joninliğin çocuklarına daha iyi babalık yapmasını sağlayacağını da söylemiştir. Bunun üzerine Takeru, Joninliği ciddiye alarak ona atanan takımın üzerine titremiştir. Onlara olan ilgisi ve yaklaşımı o kadar babacan olmuştur ki, Tokubetsu Joninliğe yükseldikten sonra bile "Çocuk Bakıcısı" veya "Baba" gibi lakaplarından kurtulamamıştır. Hala daha arkadaşları arasında bu şaka dönüp durmaktadır. Çelik Salınımı'nda usta olduğu gibi, onu oluşturan elementleri de kullanabilmektedir. Toprak salınımını savunma, ateş salınımını da saldırı için kullanır. Su salınımı konusunda o kadar iyi olmadığından, pek kullanmaz. Özellikle silah ustalığı ile önplana çıkar. Klanın ve köyün gözünde güvenilir ve sarsılmaz bir ninjadır. Aile hanesinde ise, oğlu Kenta'ya disiplin aşılamak ve onu yaşama hazırlayıp erkek adam olduğundan emin olmak için uğraşan asker baba konumundadır. Sözlerinde ve davranışlarında keskindir, nettir. Sert olduğu yer ise dövüş alıştırmalarıdır. Biraz korkutucu olabilmektedir.

Konjiki Ayumi: Kocası Takeru'nun aksine, ninjalığı hiçbir zaman meslek olarak görmemiştir. Bir Chuunin olarak Joninliğe geçecek başarıyı gösterdikten sonra, hamileliği ile birlikte de, ninjalıktan emekli olmuş ve çocukluk hayalini gerçekleştirmeye koyulmuştur. Hamilelik süreci boyunca bütün klan emrine amede davranırken, kendisi kıyafet ve silah tasarımlarını kağıda dökmekteydi. Oğlu Kenta doğduktan sonra geçici süreliğine ara vermiş, akademiye yazılınca da tekrar işini sürdürmüştür. Hala daha tasarımcılık yapmaktadır. Bununla birlikte ev hanımlığının ve oğlunun özel eğitmenliğinin hakkını da vermektedir. Kendisi çok bilgili ve kültürlü bir kadındır ve aynısını oğlu için ister. Her ne kadar oğlu yerinde oturmak bilmez olsa da.

Konjiki Haomaru: Yaşlılık belirtilerini yeni göstermeye başlamış güncel Konjiki önderi daha çok madencilik, demircilik, tarım ve hayvancılıkla ilgilenir ve bunun ticari boyutlarına el atar. Klanın ninja tarafıyla karşılaştırıldığında çok ilgilenmiyor gözükse de, varlığı ve kararları gerektiğinde gerçek bir önder olduğunu kanıtlar. Klanın başına eski geleneksel yollarla veya seçimle gelmemiştir. Eski klan önderinin oğlu olarak büyük bir kapasite ve potansiyel göstererek, çözüm odaklı ve hızlı karar alarak, diğer klanlarla ve köyle açık, dürüst ve istekli ilişkiler kurulmasını sağlayarak bütün klanın onu kabul etmesini sağlamıştır. Böylelikle uzun bir süre sonra ilk defa klan önderliği babadan oğula geçmiştir. Genç yaştan beri önderlik yapan Haomaru'dan herkes memnundur. Konjikiler onu "biçilmiş kaftan" olarak nitelendirirler. Resmi işler dışında kendi halinde takılan sıradan bir adamdır. Evi sanat eserleri ile doludur. Duvara asılmış resimler, şiir ve roman kitapları, çeşit çeşit su canlısını beslediği büyük akvaryumu, küçük heykelcikler derken evinin bir sanat atölyesinden farkı kalmamıştır.
Görünüm
Klan Sembolü: Ardından çift kunai, önünde rengarenk çelik simgesi bulunan bir kalkan
Klan Giyim Tarzı: Gelenek ve görenek ile örf ve adetin Konjikilerin yaşamında ne kadar öncelikli olduğu en belirgin biçimde giyim kuşamda gözükür. İster görev sırasındaki giyimleri, isterse gündelik yaşamlarındaki kuşamları onların kültürlerine ve kimliklerine bağlılıklarını kanıtlar.
Image
Image
Image
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
D-Rank
element
Koton-Suiton
affinity
Taijutsu

techniques

Dainamikku Entorii (Dinamik Giriş)

Shunshin no Jutsu (Vücut Işığı Tekniği)

Koka Kotai (Kara Çelik Beden)

items

Konjiki klan simgesini taşıyan bir kolye (Ardından çift kunai uzanan ve önünde rengarenk çelik simgesi olan bir kalkan)

resources

ryo
100
sp
0
fame
Yok
Joined: Wed Nov 06, 2024 8:44 pm
User avatar
Admin
Admin
Re: Konjiki Klanı

Post by Barisu »

Klanınız onaylanmıştır.

Genin rütbesinde olduğunuz için klan yeteneklerine temel düzeyde hakimsiniz. Klan öğretileri doğrultusunda temel Koton teknikleri hakkında bilgi sahibisiniz.
Post Reply