Jizou parayı avucunda tartıyor, başıyla onaylar gibi yapıyor. Dudaklarının kenarı yine o garip sırıtışla kıvrılıyor. "Eeh, dürüst adamsın." diyor. "Bugünlük senden razıyım genç shinobi." Şemsiyesini omzuna alıp ağır ağır yürümeye başlıyor. Birkaç adım attıktan sonra dönüp Ōotoko-Jin’e tekrar bakıyor. "Yine de söylüyorum, Ateş Ülkesi eskisi gibi değil. Dikkatli olun, boşu boşuna kendinizi öldürtmeyin." Sonra elini sallayıp sisin ve ağaçların arasına karışıyor. Hame ve Shiho yanına vardığında nefesleri hala düzensiz. Sen doğrudan sebebini soruyorsun. Hame, omzundaki kiri silkelerken cevap veriyor. "Yan geçitte iki devriye daha vardı. Biri geri dönüp işaret fişeği yakacaktı neredeyse. Ōotoko-Jin engelledi ama beklersek üstümüze çökerlerdi."
Shiho başını sallıyor. "Ayrıca... o bölgede mühürlü izler vardı. Tanigakure’ye ait değildi. Uzun süre yalnız kalmanı istemedik." Kısa bir sessizlikten sonra Shiho’ya dönüyorsun ve babanın kunaisini istiyorsun. Shiho bir an duraksıyor, sonra kunaiyi iki eliyle sana uzatıyor. Gözlerinde soru işareti var ama sesini çıkarmıyor. Sakince ağaca tırmanmak için izin istiyorsun, kimse bir şey demiyor, hatta bunun için izin istemeni garipsiyorlar. Ağaca tırmanışın sessiz. Dalların tepesine çıktığında aşağıdaki üçlü net bir şekilde görüş alanında. Kunaiyi kavrayıp merkeze doğru fırlatıyorsun.
Bir anlık boşluk.
Sonra bir anda Akiyama, Hame ve Shiho’nun hemen yanında beliriyor. Ne ses var ne rüzgar. Shiho irkilirken, Hame refleksle geri çekiliyor. Akiyama başını kaldırıyor ve gözleri seni yakalıyor. Göz göze geldiğiniz an, Derin Fısıltı devreye giriyor. Planın, Sennashi, Shuujin, sızma ihtimali... hepsi tek bir nefeste ona akıyor. Akiyama’nın yüzü değişmiyor. Bakışlarını aşağı indiriyor ve ekibe dönüyor. "Konoha’dan haber getirdim." diyor soğuk bir ciddiyetle. "Acilen geri dönmenizi istiyorlar. Üzgünüm ama görevi burada sonlandırmak zorundayız."
Shiho’nun gözleri büyüyor. "Ne?! Ama-" Hame bir adım öne çıkıyor. "Bu kadar mı? Daha yeni başladık ya! Akiyama amca neden bizi ispiyonluyorsun ki sen?" Akiyama’nın sesi sertleşiyor. "Gekkou Hame. İnan bana, böyle bir şey uğruna shinobi hayatını başlamadan bitirmek istemezsin. Bunu bir tehdit olarak algılamanı istemem ama köyün kuralları net. Şu an geri dönerseniz ceza almazsınız. Reddederseniz alın bandınızı büyük ihtimalle elinizden alırlar." Hame dişlerini sıkıyor, Shiho başını eğiyor. Akiyama tekrar konuşuyor. "Yol ayrımının önünde beni bekleyin. Jin ile birazdan yanınıza geleceğiz."
Hame ve Shiho uzaklaştıklarından emin olduğunda, Akiyama bir anda senin bulunduğun dalın üstünde beliriyor. Kolunu kavrıyor. Görüntü bükülüyor. Bir sonraki anda ikiniz daha uzak, izole bir alandasınız. Akiyama seni yere indiriyor, karşına geçiyor. "Güzel bir plan yapmışsın." diyor. "Ama sana bir soru sormam gerekiyor." Eline bir kunai alıyor, yavaşça çeviriyor. "Bir grup haydut sanıyordum. Ama Sennashi ile karşılaşmışsınız. Bana bahsettiğin mührü onların da kullandığını bilmiyordum. Senin de yoktu, sorun değil." Adım adım sana yaklaşıyor.
"Sennashi meselesi için Hokage’den bizzat izin istedim. Reddedildi. Bir Jounin’in bile yeterli olmadığı söylendi." Kunaiyi sana doğrultuyor. "Şimdi sorum şu, Jin. Beni yenebileceğini mi düşünüyorsun?" Gözleri açılıyor. Eiengan aktif. "D-rank bir Genin olarak Sennashi’nin içine sızıp Konoha için ajanlık yapabileceğini sanıyorsun. Seni sıkı bir eğitime sokmam da bahanen." Bir adım geri çekiliyor, duruşunu düzeltiyor. "O halde bu görevi hak etmek için beni yenmen lazım. Malum... ben bu görevi hak etmiyorum."
Son sözleri sana ağır geliyor. "Ya da neyle karşı karşıya olduğunu bil ve bu işi büyüklerine bırak. Karar senin. Bu yolda ilerlemek istiyorsan beni yenmen gerekiyor. Yoksa seni şimdi köye geri götürürüm.” Etraftan çıt çıkmıyor. Baban, Eiengan gözlerinin içinden sana bakıyor. Ne yapacaksın, genç Kurooni?
Shiho başını sallıyor. "Ayrıca... o bölgede mühürlü izler vardı. Tanigakure’ye ait değildi. Uzun süre yalnız kalmanı istemedik." Kısa bir sessizlikten sonra Shiho’ya dönüyorsun ve babanın kunaisini istiyorsun. Shiho bir an duraksıyor, sonra kunaiyi iki eliyle sana uzatıyor. Gözlerinde soru işareti var ama sesini çıkarmıyor. Sakince ağaca tırmanmak için izin istiyorsun, kimse bir şey demiyor, hatta bunun için izin istemeni garipsiyorlar. Ağaca tırmanışın sessiz. Dalların tepesine çıktığında aşağıdaki üçlü net bir şekilde görüş alanında. Kunaiyi kavrayıp merkeze doğru fırlatıyorsun.
Bir anlık boşluk.
Sonra bir anda Akiyama, Hame ve Shiho’nun hemen yanında beliriyor. Ne ses var ne rüzgar. Shiho irkilirken, Hame refleksle geri çekiliyor. Akiyama başını kaldırıyor ve gözleri seni yakalıyor. Göz göze geldiğiniz an, Derin Fısıltı devreye giriyor. Planın, Sennashi, Shuujin, sızma ihtimali... hepsi tek bir nefeste ona akıyor. Akiyama’nın yüzü değişmiyor. Bakışlarını aşağı indiriyor ve ekibe dönüyor. "Konoha’dan haber getirdim." diyor soğuk bir ciddiyetle. "Acilen geri dönmenizi istiyorlar. Üzgünüm ama görevi burada sonlandırmak zorundayız."
Shiho’nun gözleri büyüyor. "Ne?! Ama-" Hame bir adım öne çıkıyor. "Bu kadar mı? Daha yeni başladık ya! Akiyama amca neden bizi ispiyonluyorsun ki sen?" Akiyama’nın sesi sertleşiyor. "Gekkou Hame. İnan bana, böyle bir şey uğruna shinobi hayatını başlamadan bitirmek istemezsin. Bunu bir tehdit olarak algılamanı istemem ama köyün kuralları net. Şu an geri dönerseniz ceza almazsınız. Reddederseniz alın bandınızı büyük ihtimalle elinizden alırlar." Hame dişlerini sıkıyor, Shiho başını eğiyor. Akiyama tekrar konuşuyor. "Yol ayrımının önünde beni bekleyin. Jin ile birazdan yanınıza geleceğiz."
Hame ve Shiho uzaklaştıklarından emin olduğunda, Akiyama bir anda senin bulunduğun dalın üstünde beliriyor. Kolunu kavrıyor. Görüntü bükülüyor. Bir sonraki anda ikiniz daha uzak, izole bir alandasınız. Akiyama seni yere indiriyor, karşına geçiyor. "Güzel bir plan yapmışsın." diyor. "Ama sana bir soru sormam gerekiyor." Eline bir kunai alıyor, yavaşça çeviriyor. "Bir grup haydut sanıyordum. Ama Sennashi ile karşılaşmışsınız. Bana bahsettiğin mührü onların da kullandığını bilmiyordum. Senin de yoktu, sorun değil." Adım adım sana yaklaşıyor.
"Sennashi meselesi için Hokage’den bizzat izin istedim. Reddedildi. Bir Jounin’in bile yeterli olmadığı söylendi." Kunaiyi sana doğrultuyor. "Şimdi sorum şu, Jin. Beni yenebileceğini mi düşünüyorsun?" Gözleri açılıyor. Eiengan aktif. "D-rank bir Genin olarak Sennashi’nin içine sızıp Konoha için ajanlık yapabileceğini sanıyorsun. Seni sıkı bir eğitime sokmam da bahanen." Bir adım geri çekiliyor, duruşunu düzeltiyor. "O halde bu görevi hak etmek için beni yenmen lazım. Malum... ben bu görevi hak etmiyorum."
Son sözleri sana ağır geliyor. "Ya da neyle karşı karşıya olduğunu bil ve bu işi büyüklerine bırak. Karar senin. Bu yolda ilerlemek istiyorsan beni yenmen gerekiyor. Yoksa seni şimdi köye geri götürürüm.” Etraftan çıt çıkmıyor. Baban, Eiengan gözlerinin içinden sana bakıyor. Ne yapacaksın, genç Kurooni?
Off Topic
İmzanızdan 500 Ryo düşebilirsiniz.


