Gözlerini bir anda açtığında dizlerinin üzerine çökmüş durumdasın. Ellerinden biri toprağa dayanmış, diğerini göğsüne bastırmışsın. Kulaklarında ağır bir çınlama var, görüntüler birkaç saniye boyunca birbirinin üzerine biniyor. Festival fenerleri, nehirdeki ışıklar ve gökyüzündeki havai fişekler kaybolmuş. İnsanlar çığlık atarak sokaklara dağılıyor, bazıları çocuklarını kucaklayıp kaçarken bazı shinobiler kalabalığı güvenli bölgelere yönlendirmeye çalışıyor. Yakın bir yerde yanmış odun, barut ve ıslak toprak kokusu birbirine karışmış. Başını kaldırdığında Takeshi’yi önünde çömelmiş, iki eliyle omuzlarını tutarken görüyorsun. Bir anlığına her şey yeniden yer değiştiriyor. Ona sarıldığın o birkaç saniyeyi, göğsündeki kalp atışını ve havai fişeklerin altında birbirinize baktığınız anı hatırlıyorsun. Patlamadan hemen önce başını kaldırmıştın. Dudakların aralanmıştı, belki ona bir şey söylemeye hazırlanıyordun, belki de kelimeler ağzından çıkmıştı. Fakat anının devamı yok. Görüntü, yakındaki şiddetli patlamanın beyaz ışığında kopuyor. Takeshi yüzünü sana yaklaştırıp gözlerinin içine bakıyor. "Yakında bir patlama olunca afalladın. İyi misin? Beni duyuyorsun, değil mi?" Cevabını bekleyecek zamanı olmadığını anlayınca önünde sırtını dönüp seni hızla üzerine alıyor. Kollarını bacaklarının altına geçirip doğruluyor ve tek bir chakra sıçrayışıyla kalabalığın üzerinden çatıların üzerine çıkıyor. Köyün merkezine doğru ilerlerken her yükselişinizde manzara biraz daha korkunç hale geliyor. Doğu tarafındaki iki sokakta yangın başlamış, festival tezgahlarından bazıları devrilmiş, Hokage binasına giden ana yolun üzerinde dumanlar yükseliyor. Uzakta metal çarpışmaları, jutsu patlamaları ve emir veren shinobilerin sesleri duyuluyor.
Takeshi yüksek bir çatının üzerine indiğinde seni dikkatlice sırtından indiriyor. "Acilen plan yapmamız lazım. Bu rastgele bir saldırı değil." diyor, nefesini toparlamaya çalışırken. Tam o sırada yanınıza başka bir gölge düşüyor. Satoshi çatının kenarına tek dizinin üzerinde iniyor, ayağa kalkarken aşağıdaki sokaklara öfkeyle bakıyor. "Sennashi saldırıyor, anasını avradını sikeyim. Üye sayısı da çok az görünmüyor." Sözünü bitirmeden Kaede de karşı taraftan çatınıza atlıyor. Nefesi hızlı, yüzündeki her zamanki yumuşaklık tamamen kaybolmuş. "Uchiha Polis Teşkilatı tüm shinobilerin görev dağılımını açıkladı, herkes bana baksın!" Ellerini kısa bir mühür dizisine getiriyor ve gözlerini kapatıyor. Alnındaki damarlar hafifçe belirginleşirken etrafınızdaki sesler bir anda uzaklaşıyor. Sonra Kaede’nin sesi doğrudan zihninin içinde yankılanıyor, dudakları kıpırdamamasına rağmen onu sanki kulağının dibindeymiş gibi net duyuyorsun. "Tamam, Aoi. Yureikumoların büyük bir kısmı Hokage binası yakınlarına gitti, en çok Sennashi üyesi o taraftaymış. Aynı zamanda Fuuton kullanıyorsun, o yüzden orada işe yararsın diye düşünüyorum. Çok beklemeden git lütfen!" Etrafındaki herkes neredeyse aynı anda "Anlaşıldı." diyor ama yüzlerindeki tepkiler ve farklı yönlere hazırlanmaları, Kaede’nin her birinizin zihnine ayrı görevler ilettiğini anlamanı sağlıyor.
Daha harekete geçemeden önünüzdeki çatının kiremitleri sertçe çatlıyor. Uzun yemyeşil saçları rüzgarda savrulan bir adam, birkaç metre ötenizde doğruluyor. Yüzünde kemik beyazı, pürüzsüz bir maske var, sol gözünün çevresini saran siyah bir hilal, maskenin ağzından şakaklarına doğru tırmanan dikenli koyu yeşil desenlerle birleşiyor. Göz boşlukları dar ve içerisi zifiri karanlık. Başını doğrudan Takeshi’ye çeviriyor. "Shindou Takeshi! Benimle geliyorsun." Takeshi cevap vermeden cebinden küçük bir bıçak çıkarıyor. "Sen öyle san, orospu çocuğu." Bıçağı avucunun içine sapladığı anda kanı parmaklarının arasından akmak yerine havaya yükseliyor. Keskin şeritlere dönüşen kan, Takeshi’nin kol hareketiyle üç farklı yönden maskeli adama saldırıyor. Adam çatının üzerinde hızla geri çekiliyor, ilk kan mızrağının üzerinden atlıyor, ikincisinin altından eğiliyor ve üçüncüsünü yana doğru dönerek kıl payı atlatıyor. Fakat kaçarken başını sana çeviriyor. Elleri mühürlere gidiyor, çevredeki havadaki nem bir anda yoğunlaşıyor, çatının üzerinden su damlaları yükselip önünde birleşmeye başlıyor. Suiton tekniğinin basıncı daha şekillenmeden yan taraftan güçlü bir ses duyuluyor. "Hakke Kuushou!" Görünmez chakra darbesi maskeli adamın gövdesine çarpıyor ve onu çatının üzerinden sertçe savuruyor. Adam karşı binanın duvarına çarparak gözden kaybolurken Masato yanınıza iniyor. Vakit kaybetmeden sana dönüyor. "Aynı yere gidiyoruz, takip et beni!"
Masato Hokage binası yönüne doğru dönmeye hazırlanırken Takeshi de meydanın aksi tarafına gitmek için ayağını çatının kenarına koyuyor. Ancak hareketi yarıda kalıyor. Sana bakıyor, yüzündeki öfke ve savaş ciddiyetinin altında birkaç dakika önceki sıcaklığın yerini ağır bir endişe almış. Avucundan hala kan damlıyor. "Seni yalnız bırakmak istemiyorum. Ama emirler meydanda kalmamı söylüyor." Bakışları Masato’ya, sonra yeniden sana kayıyor. "Ne yapacağız?"





