Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
[Yureikumo Aoi] Kara İstila

Post by GM - Shinsei »

Karanlığın içinde ne kadar süre kaldığını bilmiyorsun. Etrafında ne bir zemin ne de gökyüzü var, yalnızca birbirinin içine karışan soluk ışık izleri, derin bir suyun içinden görülüyormuş gibi dalgalanıyor. Bu izlerin arasında bir siluet beliriyor. Uzun, ince ve ulaşılmaz. Yüzünü seçemiyorsun ama bedeninin çevresindeki ışık sana Işık İşaretçisi’ni hatırlatıyor. Aynı ağır huzur, aynı anlaşılmaz baskı, aynı anda hem yakınında hem de çok uzakta olma hissi. Siluet sırtını sana dönmüş halde uzaklaşırken elini kaldırmaya çalışıyorsun. Parmakların hareket ediyor ama kolun sanki sana ait değilmiş gibi geriden geliyor. Ona seslenmek istiyorsun. Ağzından çıkan ilk ses anlaşılabilirken ikincisi derinleşip boğuklaşıyor, kelimeler boğazında eziliyor, sonra tamamıyla anlamsız bir uğultuya dönüşüyor. Işık İşaretçisi’ne benzeyen kişi başını sana çevirecekmiş gibi duraksıyor. Tam yüzünü göreceğin anda ışık izleri çatlıyor. Uzaklardan gelen bir ses önce kapalı bir kapının ardından duyuluyormuş gibi yankılanıyor, sonra bütün karanlığı yararak üzerine çöküyor. "AOI! ÇABUK KENDİNE GELMEN LAZIM!"

Gözlerini bir anda açtığında dizlerinin üzerine çökmüş durumdasın. Ellerinden biri toprağa dayanmış, diğerini göğsüne bastırmışsın. Kulaklarında ağır bir çınlama var, görüntüler birkaç saniye boyunca birbirinin üzerine biniyor. Festival fenerleri, nehirdeki ışıklar ve gökyüzündeki havai fişekler kaybolmuş. İnsanlar çığlık atarak sokaklara dağılıyor, bazıları çocuklarını kucaklayıp kaçarken bazı shinobiler kalabalığı güvenli bölgelere yönlendirmeye çalışıyor. Yakın bir yerde yanmış odun, barut ve ıslak toprak kokusu birbirine karışmış. Başını kaldırdığında Takeshi’yi önünde çömelmiş, iki eliyle omuzlarını tutarken görüyorsun. Bir anlığına her şey yeniden yer değiştiriyor. Ona sarıldığın o birkaç saniyeyi, göğsündeki kalp atışını ve havai fişeklerin altında birbirinize baktığınız anı hatırlıyorsun. Patlamadan hemen önce başını kaldırmıştın. Dudakların aralanmıştı, belki ona bir şey söylemeye hazırlanıyordun, belki de kelimeler ağzından çıkmıştı. Fakat anının devamı yok. Görüntü, yakındaki şiddetli patlamanın beyaz ışığında kopuyor. Takeshi yüzünü sana yaklaştırıp gözlerinin içine bakıyor. "Yakında bir patlama olunca afalladın. İyi misin? Beni duyuyorsun, değil mi?" Cevabını bekleyecek zamanı olmadığını anlayınca önünde sırtını dönüp seni hızla üzerine alıyor. Kollarını bacaklarının altına geçirip doğruluyor ve tek bir chakra sıçrayışıyla kalabalığın üzerinden çatıların üzerine çıkıyor. Köyün merkezine doğru ilerlerken her yükselişinizde manzara biraz daha korkunç hale geliyor. Doğu tarafındaki iki sokakta yangın başlamış, festival tezgahlarından bazıları devrilmiş, Hokage binasına giden ana yolun üzerinde dumanlar yükseliyor. Uzakta metal çarpışmaları, jutsu patlamaları ve emir veren shinobilerin sesleri duyuluyor.

Takeshi yüksek bir çatının üzerine indiğinde seni dikkatlice sırtından indiriyor. "Acilen plan yapmamız lazım. Bu rastgele bir saldırı değil." diyor, nefesini toparlamaya çalışırken. Tam o sırada yanınıza başka bir gölge düşüyor. Satoshi çatının kenarına tek dizinin üzerinde iniyor, ayağa kalkarken aşağıdaki sokaklara öfkeyle bakıyor. "Sennashi saldırıyor, anasını avradını sikeyim. Üye sayısı da çok az görünmüyor." Sözünü bitirmeden Kaede de karşı taraftan çatınıza atlıyor. Nefesi hızlı, yüzündeki her zamanki yumuşaklık tamamen kaybolmuş. "Uchiha Polis Teşkilatı tüm shinobilerin görev dağılımını açıkladı, herkes bana baksın!" Ellerini kısa bir mühür dizisine getiriyor ve gözlerini kapatıyor. Alnındaki damarlar hafifçe belirginleşirken etrafınızdaki sesler bir anda uzaklaşıyor. Sonra Kaede’nin sesi doğrudan zihninin içinde yankılanıyor, dudakları kıpırdamamasına rağmen onu sanki kulağının dibindeymiş gibi net duyuyorsun. "Tamam, Aoi. Yureikumoların büyük bir kısmı Hokage binası yakınlarına gitti, en çok Sennashi üyesi o taraftaymış. Aynı zamanda Fuuton kullanıyorsun, o yüzden orada işe yararsın diye düşünüyorum. Çok beklemeden git lütfen!" Etrafındaki herkes neredeyse aynı anda "Anlaşıldı." diyor ama yüzlerindeki tepkiler ve farklı yönlere hazırlanmaları, Kaede’nin her birinizin zihnine ayrı görevler ilettiğini anlamanı sağlıyor.

Daha harekete geçemeden önünüzdeki çatının kiremitleri sertçe çatlıyor. Uzun yemyeşil saçları rüzgarda savrulan bir adam, birkaç metre ötenizde doğruluyor. Yüzünde kemik beyazı, pürüzsüz bir maske var, sol gözünün çevresini saran siyah bir hilal, maskenin ağzından şakaklarına doğru tırmanan dikenli koyu yeşil desenlerle birleşiyor. Göz boşlukları dar ve içerisi zifiri karanlık. Başını doğrudan Takeshi’ye çeviriyor. "Shindou Takeshi! Benimle geliyorsun." Takeshi cevap vermeden cebinden küçük bir bıçak çıkarıyor. "Sen öyle san, orospu çocuğu." Bıçağı avucunun içine sapladığı anda kanı parmaklarının arasından akmak yerine havaya yükseliyor. Keskin şeritlere dönüşen kan, Takeshi’nin kol hareketiyle üç farklı yönden maskeli adama saldırıyor. Adam çatının üzerinde hızla geri çekiliyor, ilk kan mızrağının üzerinden atlıyor, ikincisinin altından eğiliyor ve üçüncüsünü yana doğru dönerek kıl payı atlatıyor. Fakat kaçarken başını sana çeviriyor. Elleri mühürlere gidiyor, çevredeki havadaki nem bir anda yoğunlaşıyor, çatının üzerinden su damlaları yükselip önünde birleşmeye başlıyor. Suiton tekniğinin basıncı daha şekillenmeden yan taraftan güçlü bir ses duyuluyor. "Hakke Kuushou!" Görünmez chakra darbesi maskeli adamın gövdesine çarpıyor ve onu çatının üzerinden sertçe savuruyor. Adam karşı binanın duvarına çarparak gözden kaybolurken Masato yanınıza iniyor. Vakit kaybetmeden sana dönüyor. "Aynı yere gidiyoruz, takip et beni!"

Masato Hokage binası yönüne doğru dönmeye hazırlanırken Takeshi de meydanın aksi tarafına gitmek için ayağını çatının kenarına koyuyor. Ancak hareketi yarıda kalıyor. Sana bakıyor, yüzündeki öfke ve savaş ciddiyetinin altında birkaç dakika önceki sıcaklığın yerini ağır bir endişe almış. Avucundan hala kan damlıyor. "Seni yalnız bırakmak istemiyorum. Ama emirler meydanda kalmamı söylüyor." Bakışları Masato’ya, sonra yeniden sana kayıyor. "Ne yapacağız?"
Off Topic
RP'ye hoş geldiniz! Pasiflik süresi üç gündür. İyi RP'ler!
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
"Yanaktan olmasına gerek yok."

Soluğu kesilmiş, kalbi bedeninde gümbür gümbür atmaya başlamıştı. Takeshi'nin ona doğru yaklaştığını, alnını alnına dayadığını, dudaklarını dudaklarına bastırdığını hissetmişti. Uzun uzun öpmüştü onu. İki, hayır üç kere. Arkadaşlarının arkadaki tezahüratlarını işitiyordu. Utanç vericiydi evet ama Aoi o kadar mutluydu ki başka hiçbir şey umurunda değildi. Hayatında şu an kadar, kollarını Takeshi'nin boynuna dolayıp onu öpebildiği an kadar mutlu olduğu başka bir an hatırlamıyordu. Takeshi de onu kendine çekmiş, yanağını ve ensesini okşamıştı. Onun sıcaklığını tüm bedeninde hissetmek ve kokusunu bu kadar yakından duymak o kadar güzel bir duyguydu ki Aoi'nin görüşü önce bembeyaz bir parlaklık ile kaplandı. Sonra da karanlıkla.

Bir uğultu işitti. Ne olduğunu tam çıkaramıyordu ancak yüksek bir ses olduğunu anlayabiliyordu. Uzaklardan geliyor gibi boğuktu. Rüya görüyor olsa gerekti. Karanlıktı. Işık İşaretçisi'ne benzer bir siluet dikkatini çekti. Kabus? Kabus olmalıydı. Hiçbiri gerçek değildi. Ne festival, ne o mutlu anlar, ne de Takeshi'nin onu kabul etmesi... Aoi böyle bir mutluluğa erişemezdi zaten. Gerçekliği etrafını saran felaketlerden ibaretti. Onu sevdiklerine ulaşmaktan alıkoyan... Takeshi'nin aldığı buket de mi rüyaydı o halde? O kadar istemişti ki her şeyi uydurmuş olmalıydı. Halbuki onu öperken çok da gerçek hissettirmişti. Hatta nasıl öpüşüldüğünü anlamıştı, nasıl bir his olduğunu idrak etmişti. Bunu bile uydurabilmişti. Işık İşaretçisi'ne zalim olduğu için bağırmak istedi ancak sesi çıkmadı. Uzanıp tutmak istedi ancak kolu kalkmadı. Öfke, hüsran... Ne hissettiğinden emin değildi. Boş hissediyordu. Bomboş. Hayalini kurduğu şey avuçlarının arasından kayıp gitmişti. Bu kabusu da ona Işık İşaretçisi mi göstermişti?

Gözlerini açtı. Ya da belki de hep açıktı ancak yeni görmeye başladı. Takeshi ona sesleniyordu. Çok endişeli görünüyordu. Aoi o anda festival alanında olduğunu fark etti. Dizlerinin üzerine çökmüştü. Çınlama duyuyordu ancak etrafta kargaşaya benzer bir ses de işitiyordu. Başını çevirdiğinde insanların kaçışmakta olduklarını fark etti. Kabus değildi. Aklı yavaş yavaş başına gelirken hatırladı. Havai fişek gösterisini izlemek için heyecanlıydı. Takeshi ile baş başa bırakılmıştı. Ona bir kere duygularını açtığı zaman Takeshi de karşılık vermişti. Artık korkmak istemediğini söylemişti. Aoi çok mutluydu. Çok. Sonra maskeli adamı gördüğünü hatırladı. Takeshi'ye sarıldığı esnada görmüştü onu. Başını kaldırıp Takeshi'ye söylemek istemişti ancak parlak bir ışık görüşünü kapladığı için sözleri yarım kalmıştı. Takeshi'yle buluştu bakışları yeniden. Omuzlarını tutuyordu. Patlama yüzünden afalladığını söylüyordu. "Patlama?"

Takeshi, Aoi'nin kendisine gelmesini bekleyemedi. Onu hızlıca, tıpkı o bayıldığı gün yaptığı gibi sırtlayarak bir binanın çatısına taşımıştı. Aoi etrafındaki manzaraya inanamayarak baktı. Sokaklardan alevler yükseliyordu. Ağlamalar, çığlıklar, haykırışlar birbirine karışıyordu. Shinobilerin savaşan sesleri duyuluyordu. Takeshi soğuk kanlı kalmaya çalışırken Aoi hala tam anlamıyla kendine gelebilmiş değildi. Konohagakure'ye nasıl saldırabilirlerdi? Festival günü? Böyle bir şey nasıl mümkün olabilirdi? Yanlarına inen bir gölgeyle irkildi. Satoshi, Sennashi'nin saldırdığını söylüyordu. Üstelik sayıca fazlaydılar. Kısa süre sonra da Kaede yanlarına indi. Polis Teşkilatı'ndan emirleri almıştı. Aoi'nin zihnine kendisine gönderilen emri söyledi. Hokage Binası tarafına gidecekti. "Anlaşıldı." Tam harekete geçmeye hazırlanıyorlardı ki bulundukları çatı parçalandı. Uzun yeşil saçlı, hilal desenli maskesi olan bir adam Takeshi'yi hedef almıştı. Takeshi hemen karşı atağa geçse de adam hepsini atlatmıştı. Adamın başını kendisine çevirmesiyle gözlerinin zifiri siyahını gördü. Ürperdi. Suiton tekniği yapmaya hazırlanıyorken Masato gelip onları kurtarmış ve adamı başka bir binaya fırlatmıştı.

Masato kendisine dönerek onu takip etmesini talep etti. Takeshi ters yöne gitmeye hazırlanınca duraksamıştı. Gözleri korku ve endişe doluydu. Aoi kendi yüzünde nasıl bir ifade vardı bilmiyordu. Onu yalnız bırakmak istemediğini söylediği saniye kendini onun kollarına attı ve sıkıca sarıldı. Aceleci, uzun olmayan bir kucaklamaydı. "Uchiha Kaita köyde kalmanı, görevden uzak kalmanı istemişti, hatırlıyor musun?" Sesi sakinliğini zorlukla koruyordu. "Köye saldırmayı çoktandır planlamışlardı. Tek amaçları seni kaçırmak. Mührün çalıştığını biliyorlar." Bakışları ikisine kaydı. "Dağılımı Uchiha Polis Teşkilatı yaptı. Meydanda olacağın bilgisini onlara verecektir." Alnını sıvazladı. "Ya da böyle düşüneceğimizi öngördü ve seni zor durumda bırakmaya çalışıyorlar. Ya da ben fazla düşünüyorum. Bilmiyorum." Masato'ya döndü. "Ne diyorsun?"
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
282.935
sp
50
fame
Tanınmıyor
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Masato’nun bakışları önce sana, sonra Takeshi’ye kayıyor. Yüzündeki ifade, söylediklerini ciddiye aldığını belli edecek kadar gerginleşiyor. "Haklı olabilirsin. Kaita’nın onu köyde tutmasının bir sebebi vardı. Fakat Kaede’nin ilettiği emir şu anki saldırı başladıktan sonra verildi. Meydan, sivillerin tahliye edildiği merkez nokta. Takeshi orada kalırsa hem korunabilir hem de savunmaya yardım edebilir." Takeshi bu açıklamadan hiç memnun görünmüyor. Kanayan elini kapatırken diğer eliyle sana sarılışına karşılık veriyor, kısa süren kucaklaşmanın bitmesini istemese de Masato’nun haklı olduğunu biliyor. "Korunabilir kısmına pek güvenmiyorum." diye homurdanıyor. Masato sesini sertleştiriyor. "Ayrılmak istemediğimizi düşman da biliyordur. Burada hep birlikte kalırsak üç ayrı görevi aynı anda aksatırız. Aoi, benimle Hokage binasına geliyor. Sen meydanda kalıyorsun. Kaede ve Satoshi de kendi emirlerine uyacak." Kaede, zihinsel bağlantısını kesmeden önce her birinize son konumları iletiyor, ardından Satoshi’yle birlikte farklı yönlere sıçrıyorlar. Masato sana dönüp çatının kenarını işaret ediyor. "Gidelim. Oraya ulaştığımızda Yureikumolar durumu daha iyi açıklayacaktır." Takeshi elini istemeden bırakıyor. Sen Masato’nun ardından hareket etmeye hazırlanırken aşağıdaki sokaktan gelen çocuk çığlıkları, ikinizi de olduğunuz yerde durduruyor.

Bulunduğunuz binanın alt katından festival kıyafetleri içindeki insanlar dışarı çıkmaya çalışıyor fakat sokağın iki tarafı da yıkılan taşlarla kapanmış durumda. Maskeli adamın savrulduğu binanın çevresindeki su birikintileri, kendi kendine hareket ederek sokak boyunca ilerliyor. Masato tam aşağı atlayacakken büyük bir taş parçası kalabalığın üzerine düşüyor. Taş yere ulaşmadan önce kalın bir kol gökyüzüne doğru uzanıp onu havada yakalıyor. Festival yukatasının üst kısmı yırtılmış, iri yapılı genç bir adam çatının altındaki balkonda duruyor, sağ kolu normal boyutunun birkaç katına genişlemiş. Dişlerini sıkarak enkazı yana doğru itiyor. "Ben Akimichi Daichi! İnsanları doğu sokağına çıkarın, çabuk!" diye bağırıyor. Kalabalığın önüne düşen son taşlar ise koyu renkli bir böcek sürüsü tarafından havada çevreleniyor. Böcekler taşların yüzeyindeki patlayıcı mühürleri kemirip etkisiz hale getirirken, uzun koyu saçlarını ensesinde toplamış ve gözlerini ince siyah gözlüklerle kapatmış genç bir kadın yan binanın duvarından yürüyerek çatıya çıkıyor. "Aburame Hotaru." diyerek kendisini kısaca tanıtıyor. "Sokağa yerleştirilmiş chakra hatları var. Patlamalar tesadüfi değil. Binaları sırayla yıkarak kaçış yollarını kapatıyorlar." Masato dişlerini sıkıyor. Hokage binası uzaktan görülebilecek kadar yakın fakat aşağıdaki sivilleri bırakıp gidemeyeceğiniz kadar büyük bir tehlike hemen altınızda. "Onları çıkardıktan sonra gideceğiz. Bir dakikadan fazla kalmayacağız." diyor. Fakat Hotaru’nun böcekleri bir anda dağılıyor. Genç kadın başını sertçe sağa çeviriyor. "Hayır. Bizi burada tutmak istiyorlar."

Yemyeşil saçlı maskeli adam, karşı binanın tepesinde yeniden beliriyor. Masato'nun darbesi maskesinin bir kenarını çatlatmış fakat duruşunda hiçbir zayıflık yok. Siyah hilal deseninin altından tek gözü size bakıyor. "Görev dağılımınız güzelmiş." diyor alaycı bir sakinlikle. "Bizimki de öyle." Ellerini birleştirdiği anda çatılardaki ve sokaktaki bütün su aynı anda yükseliyor. Kalın akımlar binaların arasından kıvrılarak bir çember oluşturuyor, birkaç saniye içinde çevrenizi dönen dev bir su duvarı sarıyor. Masato ileri atılıp "Hakke Kuushou!" diye bağırıyor fakat avucundan çıkan chakra basıncı su duvarına çarptığında akımın yalnızca biçimini bozuyor, ardından su yeniden birleşiyor. Takeshi kanını keskin mızraklar halinde maskeli adama yolluyor, su akımları kanı havada yakalayıp dağıtıyor ve yere kırmızı damlalar halinde saçıyor. Maskeli adamın dikkati yeniden Takeshi’ye dönüyor. "Meydan emrini sana vererek işimizi kolaylaştırdılar, Shindou." Takeshi öne çıkarak seninle adamın arasına giriyor. "Aoi’ye bakmayı kes." Maskeli adam cevap vermiyor. Sağ elini kaldırdığı anda su duvarından ayrılan iki kalın kol Takeshi’nin bileklerine dolanıp onu çatının kenarına doğru çekiyor. Sen yardım etmek için hareket ettiğinde ayaklarının altındaki su, ince halkalar halinde bileklerine sarılıyor. Bu bir hapsetme tekniğinden fazlası, akımların içinde o sabah öğrendiğin Reifuu’ya benzeyen yabancı, soğuk bir ruhsal titreşim hissediyorsun. Sennashi adamı, Suiton’un içine başka birinin ruh izini yerleştirmiş. Ama nasıl?

Altınızdaki bina yeni bir patlamayla sarsılıyor. Daichi aşağıda genişlettiği sırtıyla çöken balkonun tamamını tutuyor, fakat dizleri yavaş yavaş bükülüyor. "Çok uzun tutamam! Siviller hala içeride!" Hotaru’nun böcekleri su çemberinin çevresinde dönüyor ve bir noktada yoğunlaşıyor. "Yureikumo Aoi! Tekniğin kontrol düğümü sağındaki su sütununun içinde. Böceklerim chakra kaynağına yaklaşamıyor, yapabileceğin bir şey olmalı!" Masato, suyun bacaklarına dolanmasına rağmen sana doğru bir adım atmayı başarıyor. "Yine de Hokage binasına gitmemiz gerekiyor ama bu bariyeri kırmadan hiçbir yere gidemeyiz!" diye bağırıyor. Aynı anda maskeli adamın boşta kalan eli yeni bir mühür dizisine başlıyor, Takeshi’yi tutan akımlar boynuna doğru yükselirken altınızdaki binanın taşıyıcı duvarında başka bir patlayıcı mühür yanmaya başlıyor. Daichi binayı tutuyor, Hotaru sana zayıf noktayı gösteriyor, Masato chakra darbesi için hazırlanıyor. Kontrol düğümündeki yabancı ruh izi, maviye çalan kısa titreşimlerle sana kendisini belli ediyor. Tekniği doğrudan parçalarsan su bütün binanın üzerine çökebilir, akımın yönünü değiştirirsen Takeshi’yi tutan kolları gevşetebilirsin ama alttaki mühür patlamak üzere.

Bir hamle yapacak kadar zamanın var.

Akimichi Daichi
► Show Spoiler

Aburame Hotaru
► Show Spoiler
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Masato, Aoi'nin fikirlerine katılmakla birlikte Takeshi'nin emirlere uyarak meydanda kalmasının onun için daha doğru olacağına inanıyordu. Takeshi ise onunla aynı fikirde değil gibiydi. Yine de plana uymaya karar verdiler. Masato gitmeleri gerektiğini söylediğinde Takeshi elini tutan elini gönülsüzce bırakmıştı. Aoi kararsız bir şekilde ikisine göz gezdirdi. İçine sinmeyen bir şeyler vardı. Masato'yu takip etmeye hazırlanırken binanın altından gelen çocuk çığlıkları onları hareket etmeden durdurdu. Festival kıyafetleri içindeki sivil çocuklar korku dolu çığlıklarla kaçışmaya çalışıyorlardı ancak çöken binalar sokağı kapatmıştı. Kapana kısılmışlardı. Biraz evvelki yeşil saçlı adamın savrulduğu binada su birikintileri hareket ediyordu. Kalabalığın üzerine koca bir kaya parçası fırlatılırken bir shinobi onu tutup yakaladı. İsminin Akimichi Daichi olduğunu söyleyen kişi çocukları doğu sokağına çıkartmalarını haykırmıştı. Kalabalığın üzerine düşmek üzere olan diğer taş parçaları da bir böcek sürüsü tarafından engellenmişti. Adının Aburame Hotaru olduğunu söyleyen bir kız yanlarına çatıya çıkarak sokağa patlayıcıların yerleştirildiğini, stratejik olarak binaları yıkarak kaçışlarını engellemeye çalıştığını fark ettiğini söylemişti. Onları burada tutmaya, oyalamaya çalışıyorlardı.

O esnada karşı binanın tepesinde yeşil saçlı adam yeniden ayağa kalktı. Hiçbir şey olmamış gibi onlarla dalga geçip stratejilerini hafife almıştı. El mühürleri yaparak akmakta olan suyu bir araya getirmiş ve onları bir su duvarının içine çepeçevre kıstırmıştı. Masato darbe vurarak dağıtmayı denese de su kendini yeniden toparlamıştı. Adamın gözleri yeniden Takeshi'ye dönünce Aoi sırtından bir ürpertinin geçtiğini hissetti. Takeshi önüne geçerek adamla göz teması kurmasını engellemişti. Adamın su duvarının içinden çıkan kollar Takeshi'yi sararak onu çatıya doğru çekmeye başlayınca Aoi haykırarak onu tutmayı denedi. "TAKESHI!" O esnada ayaklarının altındaki suyun onu yakalayıp çektiğini hissetti. O esnada bir şey fark etti. Bu sabah Han abisi ona Reifuu'yu öğretirken hissettiği şeye benzer bir his... Sanki bu su tekniğinin içinde ruhsal bir titreşim vardı. Bu nasıl mümkün olabilirdi ki? Reifuu'nun klanlarına özgü olduğunu zannediyordu. Sennashi'ye yardım eden bir Yureikumo? Akane?

Bina bir patlama ile sarsıldı. Akimichi duvarları tutmaya çalışıyordu ancak gücü yavaşça tükenmeye başlamıştı. Aburame ona dönerek çakra kaynağına böceklerinin ulaşamadığını, onun bir şeyler yapması gerektiğini söylemişti. Adam Takeshi'yi daha da tekniğinin içine çekmeye başlamıştı. Binanın altında patlayıcı mühür yanıyordu. Ruh izi... Ruh izi... Han abisinin sabahki söylediklerini anımsadı. Akımı başka yöne taşımak, rakibin çakra akışı, Fuuton kullanıcısının en büyük gücü bazen kendi saldırısı değil, rakibinin saldırısına yeni bir yön vermesidir... Derin bir nefes aldı. Sakin kalmalıydı. Reifuu enerjisine yoğunlaşmayı denedi. Henüz onun hakkında çok bir şey öğrenmese de mantığını kavramıştı. Rakibin su akımının yönünü değiştirebilir, Takeshi'yi kurtarmayı deneyebilirdi. Veya onun ruh izi ile bağlantıya geçerek tekniğinin kontrolünü ele geçirmeyi deneyebilirdi. Güce güçle cevap vermemeli, sistemin nasıl çalıştığını anlamalı ve onu bozmalı veya değiştirmeliydi.
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
282.935
sp
50
fame
Tanınmıyor
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Nefesini tutup suyun içindeki yabancı titreşime odaklandığında ilk fark ettiğin şey, bunun Han abinin Reifuu’su kadar temiz olmadığı oluyor. Han’ın tekniği rüzgarın içinde taşınan bilinçli, keskin ve disiplinli bir iz gibiydi, bu ise daha soğuk, daha yapışkan, sanki bir yerden koparılıp suyun içine zorla dikilmiş bir ruh parçası gibi. Yine de akımın düğümünü hissediyorsun. Hotaru’nun işaret ettiği sağdaki su sütunu gerçekten de tekniğin merkezi. Adam suyu oradan döndürerek hem Takeshi’yi çekiyor hem de çevrenizdeki bariyeri ayakta tutuyor. Onu parçalamaya kalkarsan su çökecek, bina daha da ağırlaşacak ve aşağıdaki siviller ezilecek. Bu yüzden kendi Fuuton’unu suyun içine doğrudan saldırı olarak değil, ince bir karşı yön olarak yerleştiriyorsun. Suyun hareketini durdurmaya çalışmıyorsun. Yalnızca ona başka bir yol gösteriyorsun. İlk başta hiçbir şey olmuyor gibi geliyor, sonra Takeshi’nin bileklerine dolanan su kollarından biri hafifçe gevşiyor. Maviye çalan yabancı titreşim senin rüzgarınla karşılaşınca akımın içinden sıyrılmaya çalışıyor ama kendi ruhsal izini rüzgarına bindirdiğin an, suyun yönü yarım santim bile olsa değişiyor. O yarım santim yetiyor. Takeshi dişlerini sıkarak kolunu çekiyor, kanından ince bir bıçak oluşturup gevşeyen su halkasını kesiyor. "Aoi, şu an ne yapıyorsan devam et!" diye bağırıyor.

Bir an için tekniğin tamamını ele geçirebilecekmişsin gibi hissediyorsun. Su sütununun çevresine kendi rüzgarını sarıyor, akımı yukarıdan değil yanlardan döndürerek Takeshi’yi tutan ikinci kolu da gevşetiyorsun. Masato bu boşluğu görüyor ve avucunu kaldırıyor. "Hakke Kuushou!" Darbe, su kollarının arasından geçip maskeli adamın dengesini bozuyor. Fakat tam o anda suyun içindeki ruh izi birdenbire sana dönüyor. Tekniğin sahibi senin akıma girdiğini fark etmiş olmalı. Soğuk titreşim ellerinin üzerinden bileğine doğru tırmanıyor, bir anlık gecikmeyle parmakların uyuşuyor, kolun ağırlaşıyor. Kontrol ettiğini sandığın su, ters yönde kırılarak çatının kenarlarına çarpıyor. Bariyerin üst kısmı çözülecek gibi oluyor, alttaki patlayıcı mühür daha hızlı yanmaya başlıyor. Hotaru bunu senden önce fark ediyor. Böcek sürüsü bir ok gibi aşağı iniyor ve mührün çevresindeki chakra çizgilerini kemirmeye başlıyor. "On saniye!" diye bağırıyor. "Akımı üstte tut, yere çökmesine izin verme!" Daichi aşağıdan bütün gücüyle bağırıyor. "O zaman ben de duvarı tutarım!" Bedeni bir anda genişliyor, omuzları ve kolları büyüyerek çöken balkonun altına giriyor. Dişlerini sıka sıka binanın ağırlığını sırtlıyor, ayaklarının altındaki taşlar çatlıyor ama kalabalığın kaçabileceği dar bir boşluk açılıyor.

Sen son bir kez ellerini yukarı savurduğunda, artık yalnızca çöküş yönünü değiştiriyorsun. Su, binanın üzerine inmek yerine çatının iki yanından sokaklara doğru boşalıyor. Takeshi kendini tamamen kurtarıp geriye sıçrıyor, Masato da onu tutup çatıdan düşmesini engelliyor. Hotaru’nun böcekleri patlayıcı mührü son anda parçalıyor, mühür kıvılcım saçarak sönüyor. Maskeli adam, su bariyeri dağılırken size bir kez daha saldırmak istiyor ama Daichi devleşmiş koluyla kopan bir kiremit yığınını ona doğru savuruyor. Adam geri çekilmek zorunda kalıyor, çatılar arasındaki dumanın içine kayboluyor. Hotaru hemen böceklerini çevreye yayıyor. "Gitti. Ama uzaklaşmadı. Sizi özellikle tuttu." Sonra sana dönüyor, gözlüğünün arkasındaki bakışını göremiyorsun ama sesinde açık bir takdir var. "Suyun içindeki yabancı izi fark etmiş olmasaydın, mühre zamanında ulaşamazdım." Daichi de aşağıdan normale dönmeye çalışırken başını kaldırıyor. "İyi iş çıkardın! Biraz daha geç kalsaydık çocuklar altında kalacaktı." Takeshi sana doğru bir adım atıyor ama Masato çoktan kolunu yakalıyor. "Gitmemiz gerekiyor. Şimdi." diyor ve neredeyse cevabını beklemeden seni yanında çekip Hokage binası tarafına doğru sıçrıyor. Arkanda kalan Takeshi’nin sesi duman ve çarpışma seslerinin arasından kısa, öfkeli ve endişeli geliyor. "Aoi!" Sonra araya başka bir patlama giriyor ve Masato seni çatılar üzerinden hızla görev bölgesine taşıyor.

Hokage binasına yaklaştığınızda savaşın asıl yoğunluğunun orada toplandığını görüyorsun. Meydandaki panik burada yerini düzenli ama ağır bir çatışmaya bırakmış. Yureikumo üyeleri, binanın çevresinde yarım halka oluşturmuş, bazıları ruh bariyerleri kuruyor, bazıları yaralıları içeri taşıyor, bazıları da maskeli Sennashi üyelerinin ilerleyişini kesmeye çalışıyor. Ön cephede babanı görüyorsun. Yuto, festival kıyafetlerinin üzerine aceleyle geçirilmiş savaş haorisiyle, elindeki uzun dua şeritlerini havaya savuruyor. Şeritler soluk sarı bir ışıkla parlayıp düşmanların önünde perde gibi açılıyor, bir Sennashi üyesinin fırlattığı kunailer perdeye çarpınca yön değiştirip yere saplanıyor. Babanın yüzü her zamanki neşesinden uzak, keskin ve soğukkanlı. Onu böyle görmek göğsüne ağır bir şey oturtuyor. Tam ona doğru seslenmek isteyecekken yanına genç ama sert bakışlı bir Yureikumo kadını iniyor. Saçları gümüşi siyah, ensesinde sıkı bir topuz yapılmış, elinde ruh yazılarıyla dolu ince kağıt rulolar, belinde de mühürlenmiş küçük zil demetleri var. Gözleri bir an seni baştan aşağı tarıyor, sonra doğrudan savaş alanına dönüyor. "Yureikumo Mitsuna. Han senden bahsetti." diyor hızlıca. "Aoi, dinle. Ön hattın sol tarafında Fuuton desteği eksik. Duman ve alev, bariyer kuranların görüşünü kapatıyor. Sen rüzgarla dumanı yukarı taşıyacaksın ama ateşi büyütmeyeceksin. İkinci emir, Hokage binasının çevresine yerleştirilmiş siyah mühür kazıkları var. Sennashi bunlarla bariyer hattını içten içe zayıflatıyor. Üç tanesi tespit edildi, iki tanesi hala kayıp. Hyuuga'nın Byakugan’ı onları bulabilir ama duman yüzünden görüş açısı bozuluyor. Ona görüş açısı açacaksın. Üçüncü emir. Babana doğru koşma. Yuto ön cephede kalacak. Sen destek hattındasın."

Sana düşünmek için yalnızca birkaç saniye kalıyor. Önünüzde üç keskin ihtimal beliriyor. Birincisi, Fuuton kullanarak dumanı yukarı taşıyıp sol kanattaki Yureikumo bariyer ekibinin görüşünü açabilirsin, bu en güvenli ve doğrudan görev ama rüzgarın yönünü yanlış ayarlarsan alevleri Hokage binasının ahşap dış galerilerine doğru besleyebilirsin. İkincisi, Masato’nun Byakugan’ına güvenerek dumanı dar koridorlar halinde yarabilir, siyah mühür kazıklarının yerini bulmasına yardım edebilirsin, eğer kayıp kazıklar zamanında sökülmezse bariyer hattı içeriden çökecek ve Sennashi ön cepheyi yarmaya çalışacak. Üçüncüsü, sol kanatta sıkışmış sivillerin tahliye yolunu açmak için rüzgarla yıkıntı tozunu ve küçük alevleri dağıtabilir, Masato’yla birlikte kısa süreli bir geçiş koridoru oluşturabilirsin, bu birçok kişiyi kurtarabilir ama seni ön cepheye yaklaştırır ve babanın bulunduğu bölgeye çekilme riskin artar. Mitsuna sana dönüp son kez konuşuyor. "Kararını çabuk ver. Sennashi burada sadece saldırmıyor, hattımızı ölçüyor. Nerede zayıf kaldığımızı bulurlarsa ikinci dalga oradan gelecek." Masato yanında hazır bekliyor, Byakugan’ı açılmış, gözleri dumanın ardındaki chakra akışlarını taramaya çalışıyor. Önündeki alev, duman, mühür kazıkları, tahliye edilmeye çalışan siviller ve çatışan shinobiler içinde hangi hamleyi yapacağını seçmen gerekiyor. O sırada beyninde anlık bir cümle duyuyorsun.

"Babanın yanında olman iyi bir fikir olabilir."
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Adamın su tekniğinin içindeki ruh izi, sanki birisinden ya da bir şeyden zorla koparılıp bu tekniğe hapsedilmiş gibi hissettiriyordu. Sanki... başkasına aitmiş gibi... Aoi ona yavaşça Fuuton ekleyerek suyun akış yönünü değiştirmeyi denedi. Kısa bir süre sonra çok hafif bir yön değişikliği yapmayı başardı. Bu da Takeshi'ye sıyrılıp kurtulacağı kadar zaman kazandırmıştı. O anda Aoi, su tekniği üzerinde bir hakimiyet hissetti. Sanki tekniği tamamen kontrol edebilirmiş gibiydi ancak kısa sürede bunun bir yanılgıdan ibaret olduğunu fark etti. Suyun içindeki ruh izi kendisine dönerek onu hareketsiz bırakmaya başladığında adamın onu fark ettiğini anladı. Suyun kontrolünü kaybetti ve üzerlerindeki çatıya dökülmesi riski oluştu. Alttaki patlayıcı mühür de yanmaya başlayınca Hotaru'nun böcekleri inip onu kemirmeye başladı. Daichi'nin de duvarları tutması ile Aoi kollarını savurdu. Böylece su kenarlardan aşağı inerek binadan akmaya başladı. Takeshi ve Masato kendilerini kurtarırken patlayıcı mühür parçalandı ve yeşil saçlı adam da geri çekilmeye zorlandı. Siviller de binanın altından kurtarıldı.

Masato artık gitmeleri gerektiğini söyleyerek onu kolundan kaptığı gibi çatıdan sıçramıştı. Aoi'nin Takeshi'ye uzanmaya çalışan eli havada boşuna çırpındı. Kendisine seslendiğini duymuştu ancak cevap veremedi. Adamın onları bilerek oyaladığını fark etmişlerdi ancak maalesef başka çareleri kalmamıştı. Takeshi'yi meydanda tek başına bırakmak içine sinmese de tepki verecek vakti olmamıştı. Masato ile birlikte Hokage Binası'na doğru ilerlediler. Arada başka patlama sesleri duyuluyordu ancak Takeshi'yi artık göremiyordu. Aoi onu Yuukon'a emanet etti. Esas çatışma alanı Hokage Binası'nın önündeydi. Yureikumo'ların kurduğu bariyerlerin önderliğinde dalga dalga konuşlanmışlardı. Aoi en ön cephede babasını seçti. Bariyer oluşturarak Sennashi saldırılarını kesmeye uğraşıyordu. Yüzünde ciddi ve odaklanmış bir ifade vardı. Ona seslenmek istedi ancak yanına başka bir Yureikumo üyesi inerek kendisini tanıttı ve ona emirleri sıraladı. Yapabileceği birkaç şey vardı. Destek hattında kalacaktı, babasına gitmeyecekti. Aoi ne yapacağına karar verirken zihninde o uğursuz adamın sesini işitti. Babasının yanında kalmasını emrediyordu. Dişlerini sıktı. Belli ki düzenlerini bozmak istiyorlardı, Aoi'nin aklını çelmeye çalışıyordu. "Kes sesini!" Masato'ya döndü. "O herif yine zihnimde benimle konuşuyor!" Mitsuna'ya döndü. "Masato'ya mühür kazıklarını bulmasında yardım edeceğim." Babasının iyi olacağını biliyordu, o tecrübeli bir savaşçıydı. Onu da Yuukon'a emanet edecek ve kendisine üstten emredilen düzene uyacaktı.
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
282.935
sp
50
fame
Tanınmıyor
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Mitsuna’nın gözleri bir an keskinleşiyor. "Neyden bahsettiğini bilmiyorum ama biri zihnine giriyorsa cevap verme. Onu duyman, ona kapı açman gerektiği anlamına gelmez." Masato ise Byakugan’ı açık halde başını sana çeviriyor. "Sakin kal. Ses sana emir veriyor olabilir ama savaş alanındaki düzen gerçek. Ona uyacağız." Sen Masato’ya mühür kazıklarını bulmasında yardım edeceğini söylediğinde Mitsuna tek bir onay hareketi yapıyor ve elindeki mühür rulolarından birini sana uzatıyor. "Bunu kazığı bulduğun yere fırlat. Temas ettiği yerde işaret bırakır. Masato görür, biz sökeriz." Tam o anda ön cephedeki patlamaların arasından babanın sesi yükseliyor. "Sol hat geri çekilmesin! Bariyeri kırmak istiyorlarsa önce benim üzerimden geçecekler!" Sesindeki ton, evde sana çay koyan, sofrada Takeshi’yi sıkıştıran, şakalaşırken gözleri gülen babanın tonu değil. Bu, savaş alanında yıllar geçirmiş bir Yureikumo’nun sesi. Önüne üç maskeli Sennashi üyesi atlıyor, biri zincirli kama savuruyor, biri patlayıcı mühürlü kunailer fırlatıyor, üçüncüsü de yerden siyah dikenler çıkaran bir Doton tekniği başlatıyor. Yuto tek adım geri atmıyor. Dua şeritleri bileklerinden çözülüp havaya savruluyor, ruh bariyeri gibi önünde açılıyor, kunailer daha ona ulaşmadan yön değiştirip sahibinin ayaklarının dibine saplanıyor. Zincirli kama perdeyi yaracak gibi olduğunda baban boş eliyle zinciri yakalıyor, avucundan soluk sarı bir ışık yükseliyor ve zincirin metal halkaları bir anda ağırlaşıp yere çakılıyor. Doton dikenleri ayaklarının altından yükseldiğinde yere bastığı topuğundan yayılan chakra ile dikenlerin yönünü yanlara kırıyor. Sonra ilk kez, daha önce evde ya da eğitimlerde hiç görmediğin bir el mühürü dizisi yapıyor. Göğsü genişliyor, gözleri alevin rengiyle parlıyor. "Katon: Housenka no Jutsu!" Ağzından çıkan küçük ateş toplarının her birinin etrafına Yureikumo dua şeritleri sarılıyor ve alevler ruh ışığıyla iz bırakarak maskeli düşmanların çevresine düşüyor. Ateş çemberleri Sennashi üyelerinin kaçış yollarını keserken Yuto bir tanesinin üzerine yürüyüp avucuyla maskesine vuruyor, maskenin üstündeki mühür çatlıyor, adam geriye savruluyor. İkincisi duman bombasını yere atıyor ama Yuto ateşin sıcaklığını kullanarak dumanı yukarı çekiyor, ardından şeritlerinden birini mızrak gibi fırlatıp adamın omzunu duvara sabitliyor. Üçüncü üye geri çekilmeye çalıştığında Yuto dönüp tek bir bakış atıyor, önündeki ateş çemberi daralıyor, adamın ayaklarının dibinde parlayan mühürler onu yere çökertiyor. Babanın haorisi alev ışığında dalgalanıyor, dua şeritleri çevresinde dönüyor, yüzünde tek bir panik belirtisi yok. O an onun yalnızca sıcak ve neşeli baban değil, Yureikumo hattının neden ön cephede durabildiğinin sebeplerinden biri olduğunu bütün bedeninle anlıyorsun.

Masato bu görüntüye yalnızca bir an bakıyor, sonra sertçe önünüzdeki dumana odaklanıyor. "Kazıklar chakra akışını aşağıdan çekiyor. Biri sol galerinin altında, biri çatının taşıyıcı sütunlarının arasında olmalı." Masato etrafa iyice baktıktan sonra "Gördüm!" diye bağırıyor ve sen Mitsuna’nın verdiği mühür rulosunu ilk işaret noktasına fırlatıyorsun. Rulo havada açılıyor, ince mor ışıklı bir iz bırakıp dumanın içindeki siyah kazığa yapışıyor. Mitsuna uzaktan el mühürüyle işareti yakalıyor, iki Yureikumo üyesi hemen o noktaya doğru hareketleniyor. İkinci kazık daha zor. Dumanın içinde hareket eden Sennashi gölgeleri, Masato’nun görüşünü kesmek için özellikle araya giriyor. Sen rüzgarını daraltıp bir tünel gibi ileri sürerken Masato avucunu kaldırıyor ve yaklaşan bir düşmanı Hakke darbesiyle kenara savuruyor. Tam ikinci işareti atacak boşluğu bulduğun anda çatının kenarından kızıla çalan saçları rüzgarda savrulan biri üzerinize doğru uçuyor. Yüzündeki maske gözlerini bile kapatıyor, maskenin üzerinde kırmızı ince çizgiler, gözlerin olması gereken yerde ise tek parça koyu cam gibi parlak bir yüzey var. Elindeki tanto doğrudan sana iniyor. Refleksle kunaini çekip karşılıyorsun, metal metale çarpıyor, kıvılcım çıkıyor. Çocuk senin yaşlarında görünüyor ve sesinde tuhaf, uygunsuz bir nezaket var. "Güzel bayan, kusura bakmayın ama Shindou Takeshi'nin yerini bildiğinizi biliyorum. Bana söyleyin ki size zarar vermeyeyim. Böyle güzel bir hanımefendiyi öldürürsem baya ayıp olur çünkü."

Arkasından başka bir Sennashi üyesinin sesi patlıyor. "Ya Takasugi düzgün dur amına koyayım!" Böylece adının Takasugi olduğunu anladığın çocuk, seninle kunai-tanto kilidinde dururken kafasını hafifçe geriye çeviriyor. "Ya abicim ben ne yaptığımı biliyorum, tamam mı?!" diyor. Bu cümle bittiği anda hemen yanında sakin, fazla tanıdık ve fazla tehlikeli bir ses duyuluyor. "Öyle mi?" Hava bir anlığına titriyor. Göz kırpacak kadar kısa bir boşlukta yanına bir adam ışınlanıyor. Yukarı baktığında Uchiha Kizami’yi görüyorsun. Festival kalabalığındaki rahat tavrından eser yok, gözleri keskin, hareketleri ölçülü ama yüzünde hafif bir gülümseme var. Takasugi daha ne olduğunu anlayamadan Kizami elini kaldırıyor ve ensesine tokat gibi görünen ama nokta atışı bir darbe indiriyor. Çocuk "Abi ne-" bile diyemeden gözleri kayıyor, bedeni gevşiyor ve yere yığılıyor. Kizami onu yakasından tutup kenara bırakıyor, sonra sana dönüyor. "Durum nedir? Takeshi güvende mi?" Masato hemen araya giriyor. "Görev dağılımına göre meydanda kalması gerekiyordu. Ama Sennashi onu özellikle hedef alıyor. Yeşil saçlı maskeli bir Suiton kullanıcısı onu almaya çalıştı. Şu an konumunu bilmiyoruz." Kizami’nin gülümsemesi bir an için donuyor. "Yeşil saçlı mı?" Sonra gözleri sana kayıyor. "Aoi, onu en son nerede bıraktın? Yanında kim vardı? Ve en önemlisi, o adam Takeshi’ye dokunabildi mi?"

Cevap vermeye fırsat bulamadan yerdeki baygın Takasugi’nin arkasındaki maskeli Sennashi üyesi geri çekilmek yerine elini havaya kaldırıyor. Parmaklarının arasında küçük, siyah bir düdük var. "Kizami burada! Hedef ikinci hatta kaydı!" diye bağırıyor ve düdüğü dudaklarına götürmeye çalışıyor. Kizami başını bile çevirmeden bir kunai fırlatıyor, kunai adamın elindeki düdüğü parçalıyor ama adam çoktan çatıdan aşağı atlayıp dumanın içine karışıyor. Kizami dişlerinin arasından alçak bir ses çıkarıyor. "Güzel. Artık onlar da bizim nerede olduğumuzu biliyor." Mitsuna uzaktan bağırıyor. "Aoi! İkinci kazık hala işaretlenmedi!" Masato Byakugan’la dumanı tararken sana dönüyor. "Kazığı şimdi bulursak sol hat düşmez. Ama o haberci başka bir grubu buraya çekerse Takeshi’ye ulaşmamız da zorlaşır." Kizami ise sesini alçaltıyor, bu defa yalnızca senin duyabileceğin kadar net konuşuyor. "Takeshi’nin yerini bilmiyorsan bile, ona giden yolu tahmin edebilirsin. Ama önce bana doğru bilgi lazım. Panik yapma. Ne gördün, ne hissettin, neyi fark ettin? Hızlı konuş." Önünde aynı anda cevap bekleyen üç şey duruyor. Kizami’nin Takeshi hakkındaki soruları, Mitsuna’nın mühür kazığı emri ve dumanın içine kaçan Sennashi haberci tehdidi.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Mitsuna zihnine giren kişiye cevap vermemesi gerektiğini söylemişti. Keşke Aoi bunu yapabilseydi. Adam girerken sormuyordu ya da kapıyı tıklatmıyordu ki? Onu çekip alıyor, gerçek hayattaki bedenini de baygın bir şekilde bırakıyordu. Masato sakin kalmasını söylediğinde derin bir nefes çekti ciğerlerine. Düzene uymaları gerektiğini bilmek bir nebze olsun içini rahatlattı. Kaosa geçit vermemeliydi, Masato haklıydı. Mitsuna ona elindeki mühür rulolarından uzatarak kazığı buldukları yere bunları fırlatmasını emretti. O esnada patlamalarla yer titreşirken babasının haykırışlarını işitti. Gözleri istemsizce ona kaydı. Yüzünde daha önce hiç görmediği kadar keskin bir ifadeyle Sennashi üyeleri ile mücadele ediyordu. Hiçbir korku ya da şüphe yoktu o bakışlarında. Saldırılar karşısında geri adım dahi atmıyor, tereddüt etmiyordu. Son derece kendine güvenli bir şekilde, ne yapacağını biliyor ve saldırılarını karşılıyordu. Köyü için gerekirse canını da vermeye hazırdı. Aoi onun bu mücadelesinden ilham aldı. Göğsü kabardı. Onun kararlılığı ciğerlerine doldu. Babası daha önce hiç görmediği bir Katon jutsusu ile Sennashi'yi çepeçevre ateş çemberine almıştı. Üstelik alevleri ruh enerjisi ile birleştirmişti. Aoi ona hayranlık ve gururla karışık bir ifadeyle baktı. Sonra da kendi görevine odaklandı.

Masato kazıkları görmeye çalışıyordu. Bir tanesini fark ettiğinde Aoi hemen mühür rulosunu oraya fırlattı. Rulo açılarak kazığa yapışınca işareti olan Yureikumo üyeleri hemen kazığın etrafını sarmıştı. Bu kazığı bulmak kolay olmuştu ancak diğerini bulmak zordu. Sennashi üyeleri dikkatlerini dağıtmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Aoi kendisine işaret rulosunu atacak bir boşluk bulmaya çalışıyordu ki kızıl saçlı birisi üzerlerine geldi. Maskesi o kadar sıkı kapanmıştı ki gözleri bile seçilmiyordu. Tantoyu ona çektiğinde Aoi de refleksle kunaisini çekerek onu karşıladı. Metaller birbirine çarparken adam, uygunsuz derecede kibar bir tonda Takeshi'nin yerini söylemesini istemişti. Aoi yüzünü göremese bile yaşça yakın olduklarını düşünüyordu. "Saçların... Uzumaki misin?" Aoi'nin gözleri bir an için aydınlandı. Karşısındaki düşmanın üslubundan çok Uzumaki olabilmesi ihtimaline heyecanlanmıştı. Hemen arkasındaki üyenin onu uyarması ile birlikte isminin Takasugi olduğunu öğrendi. Onlar aralarında kısa bir an atışmışlardı. Aoi ise ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu. Çocuk cidden Uzumaki ise zorlu bir mücadele olacaktı. Kendini feda edip Masato'yu ve Mitsuna'yı kurtarabilir miydi? Çok hızlı bir plan düşünmeliydi.

Kunaisine sıkıca tutunduğu o kısacık zaman diliminde işittiği tanıdık bir ses ile umut yeniden yüreğini doldurdu. Kizami Hoca yardımlarına gelmişti. Takasugi adındaki çocuğu aldığı gibi tek bir hamlede bayıltıp yere sermişti. Yanlarına gelip hemen Takeshi'nin durumunu sormuştu. Aoi'nin yüreği endişe ile çarptı. İyi miydi? Onu yalnız bırakmak bir hataydı belki de. Masato olanları hızlıca özetlerken yeşil saçlı adamı duyunca yüzünün ifadesi değişmişti. Aoi bunun hayra alamet olmadığını bilecek kadar tanımıştı Kizami Hoca'yı. Hemen ona ardı ardına bir şeyler sormuştu ancak Aoi daha cevap veremeden arkalarındaki diğer Sennashi üyesi Kizami'nin konumunu duyurarak elindeki bir düdüğü çalmaya girişmişti. Kizami düdüğü kırmış olsa bile adam kaçmıştı. Arkada Mitsuna ikinci kazığı bulmaları gerektiğini hatırlatırken Masato buraya gönderilecek destek ekibinin tehdidini vurgulamıştı. Panik Aoi'nin kalbini ele geçirmeye başlıyordu ancak elinden geldiğince sakin durmaya çalıştı. "Meydanda, havai fişek gösterisinin yapıldığı yerde, çatıların tepesindeydik. Yeşil saçlı adam Suiton kullanıyordu ancak tekniğinin içinde yabancı bir ruh izi vardı. Nasıl anlatsam... Sanki çalıntı, başkası tarafından oraya konulmuş yapışkan bir şeydi. Onunla bizi sarıp kendisine çekmeye çalıştı ancak kısa bir an tekniğine müdahale edip kurtarabildim. Takeshi'ye direkt olarak temas etmedi. Akimichi Daichi ve Aburame Hotaru da oradaydı. O adam bizi bilerek orada tutmaya çalıştı. Binanın altında patlayıcı vardı ve siviller mahsurdu. Sonrasında hızlıca görev yerlerimize doğru hareket ettik. Takeshi'yi bir daha görmedim. Tüm bunların dışında, Işık İşaretçisi yine zihnime girip benimle konuşuyor. Beni tekrar bayıltıp o tekniğine alır mı bilmiyorum." Yutkundu. "Onu korumam gerekliydi, değil mi? Peşinden gitmeli miyim? Ah ama Masato ile ikinci kazığı bulmamız gerekiyor. A-Ama Takeshi'yi ele geçirirlerse..." Midesi düğüm düğüm oldu. Kusacak gibi hissediyordu.
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
282.935
sp
50
fame
Tanınmıyor
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Kizami seni sonuna kadar dinlerken yüzündeki hafif gülümseme tamamen siliniyor. Yeşil saçlı adamın tekniğindeki yabancı izden söz ettiğinde gözleri daralıyor, Işık İşaretçisi’nin seni bedeninden koparıp bilincini zorla başka bir yere çekebildiğini anlattığında ise bakışları ilk kez ciddi bir endişeyle sertleşiyor. "Öncelikle, Takeshi’yi korumak yalnızca senin görevin değil." diyor, sesini savaş alanının gürültüsü arasında bile sakin tutarak. "Onu bırakıp buraya gelmen ihanet değildi. Emir aldın ve uyguladın. Hokage binasının savunması çökerse meydandaki Takeshi de dahil olmak üzere kimse güvende kalmaz." Bir an durup zihnindeki uğursuz varlıkla ilgili söylediklerini tartıyor. "Bir düşman sana doğru bilgi veriyor olabilir. Bu, ona güvenmen gerektiği anlamına gelmez. En tehlikeli yalan, içine yeterince gerçek karıştırılmış olandır. Sana babanın yanında kalmanı söylemesi, babana zarar vermek istediğini gösterebilir. Ya da seni görevinden uzaklaştırmayı. Ya da yalnızca kendi muhakemene güvenemeyeceğini düşündürmeyi." Sonra yerde baygın duran Takasugi’ye, kaçan haberciye ve dumanın ardındaki çatışmaya bakıyor. "Takeshi’nin izini ben bulacağım. Sen ikinci kazığı bulup hattı sağlam tutacaksın. Çünkü şu anda onu korumanın en etkili yolu Sennashi’nin köyün içini parçalamasına engel olmak." Masato da hemen yanında başını sallıyor, Byakugan’ının çevresindeki damarlar belirginleşirken görüşünü Hokage binasının temellerine doğru indiriyor. "İkinci kazık sandığımız şeyin çevresinde garip bir boşluk var. Chakra çekmiyor, aksine içeriden dışarı bir basınç oluşturuyor. İlk kazığa benzemiyor." Mitsuna bu sözle başını ona çeviriyor. "Yerini söyle." Masato, batı cephesindeki eski arşiv binasının altını işaret ediyor. "Hokage binasıyla arşiv arasındaki taş köprünün altında. Ama görüntüsü kesiliyor. Sanki üzerinde birden fazla mühür katmanı var."

Masato’nun tarif ettiği yöne baktığın anda savaş alanındaki bütün sesler bir anlığına boğuluyor. Patlamalar, çarpışan metaller ve alevlerin uğultusu, kalın bir duvarın arkasına çekilmiş gibi uzaklaşıyor. Hokage binasının önünde dalgalanan dua şeritlerinden biri rüzgarla kopup sana doğru geliyor, fakat yüzüne değmeden havada asılı kalıyor. Üzerindeki eski Yureikumo yazıları soluk turkuaz bir ışıkla parlamaya başladığında göğsünün içinde açıklayamadığın bir soğukluk hissediyorsun. Şeridin arkasında yavaşça bir kadın silueti beliriyor. Uzun saçları suyun içindeymiş gibi omuzlarının çevresinde dalgalanıyor, yüzünün bir yanı çatlamış porselen bir maske gibi karanlığın içinde kalıyor. Onu daha önce canlı halde görmemiş olsan bile anma salonundaki portrelerden, törenlerde okunan ilahilerden ve çocukluğundan beri dinlediğin hikayelerden tanıyorsun. Karşında duran kişi, yıllar önce hayatını kaybetmiş Shinmei Kurohina. "Aoi..." Sesi bir insanın boğazından değil, dua şeridinin titreşiminden çıkıyor sanki. Bunun mümkün olmaması gerekiyor. Yureikumolar ruhların izlerini hissedebilir, geride kalan yankılara dokunabilirlerdi, fakat ölüler bilinçli şekilde isim söylemez, karşılarına çıkıp uyarıda bulunmazdı. Kurohina’nin ruhu Yuukon’un huzuruna ulaşmış olmalıydı. O halde seninle konuşan gerçekten o muydu, yoksa birileri onun yüzünü ve sesini kullanarak zihnine başka bir görüntü mü yerleştiriyordu?


Image


Kurohina taş köprünün altındaki karanlığa bakıyor. "İkinci kazığa dokunma." diyor. Ardından görüntü aniden değişiyor. Hokage binasının temellerini değil, yıllar önceye ait olduğunu düşündüğün karanlık bir yeraltı odasını görüyorsun. Yureikumo dualarına ait olmayan düz, isimsiz mühürler duvarlara sıralanmış, ortalarında ise Kurohina dizlerinin üzerinde, bileklerinden ve boynundan soluk zincirlerle tutuluyor. Çevresinde yüzlerini seçemediğin insanlar var. Üzerlerinde ne bir klan arması ne de köy sembolü bulunuyor. İçlerinden biri Kurohina’nın önündeki siyah kazığı taş zemine saplıyor ve kazık, onun göğsünden koparılan turkuaz bir ışığı içine çekiyor. Görüntüde hiçbir Yureikumo yok. Kurohina’nın sesi tekrar duyuluyor. "Benden alınanı toprağın altına sakladılar." Kazığın yüzeyinde bir an için siyah damarlar beliriyor. "Onu sökersen beni özgür bırakmazsın. Kapıyı açarsın." Görüntünün son anında, kazığın altında bir şeyin hareket ettiğini görüyorsun. İnsan biçiminde değil, karanlığın kendisi kıpırdanmış gibi. Kurohina sana döndüğünde yüzündeki ifade korkudan çok kararlılık taşıyor. "İşaretle. Bekle. Ve kimin gelip onu almaya çalıştığına bak." Dua şeridi bir anda tutuşup turkuaz kıvılcımlara ayrılıyor, Kurohina’nın görüntüsü de onunla birlikte yok oluyor. Savaş alanının sesleri yeniden bütün şiddetiyle üzerine çöküyor. Masato sana dönmüş, yüzündeki değişimi fark etmiş durumda. Mitsuna ise hiçbir şey duymamış gibi ikinci kazığın yerini soruyor. Senin zihninde ise tek bir soru dönüp duruyor: Bir ölü seninle nasıl konuşmuş olabilir? Bu gerçekten Kurohina miydi, yoksa birileri onun geride kalan izini kullanarak sana ulaşmanın yolunu mu bulmuştu?

Bu soruya tutunacak zaman kalmıyor. Kaçan Sennashi habercisinin çağırdığı destek birliği, dumanın içinden batı hattına çıkıyor. Altı maskeli shinobi çatılara dağılıyor, ikisi Hokage binasının cephesine patlayıcı kunailer hazırlarken diğerleri doğrudan sizin bulunduğunuz noktaya yöneliyor. İlk kunai fırlatıldığı anda havada ince, görünmez bir gerilim hissediliyor. Maskeli saldırganın kolu yarı yolda duruyor, omzu geriye çekiliyor, dizleri birbirine kilitleniyor. Yan çatının üzerinde Han abin beliriyor. Üzerinde festival kıyafetlerinden eser kalmamış, savaş haorisi omuzlarında rüzgârla dalgalanıyor. Gözleri önce sana kayıyor, hayatta ve ayakta olduğunu görünce yüzündeki gerginlik çok kısa bir an hafifliyor. Ardından parmaklarını birbirine geçiriyor. "Shizukesa no Kusari." Görünmez ruhsal zincirler saldırganların çevresine kapanıyor. Varlıkları yalnızca hedeflerin bedenlerinin aniden ağırlaşmasından, chakra akışlarının kesik kesik hale gelmesinden ve maskelerin arkasından yükselen boğuk nefeslerden anlaşılıyor. Zincirler hareketi başlatan ruhsal iradeyi bağlıyor, chakra yollarına baskı yaparak mühürlerini yarıda kesiyor. Bir Sennashi üyesi bütün gücüyle ilerlemeye çalıştığında dizlerinin üzerine çöküyor, bir başkası jutsusunu tamamlamak için chakra topladıkça görünmez bağlar daha da sıkılaşıyor. "Kizami! Sağdaki ikisi zincirlerin dışına çıkmaya çalışıyor!" Kizami’nin Sharingan’ı aynı anda açılıyor. Gözleri saldırganların omuzlarındaki en küçük hareketi bile yakalıyor, kaçacakları yönü onlar adım atmadan görüyor. Üç shuriken fırlatıyor. Shurikenler doğrudan bedenleri hedeflemiyor, çatının kirişlerine ve baca kenarlarına saplanıyor, arkalarındaki ince teller iki saldırganın kaçış yolunu keserek onları Han’ın zincirlerine geri sürüklüyor. Ardından Kizami mühürlerini tamamlıyor. "Katon: Housenka no Jutsu!" Küçük ateş topları saldırganların etrafına dağılıyor, telleri ve çatıdaki yağ izlerini kontrollü biçimde tutuşturuyor. Alevler geri çekilme yollarını kapatan bir çember olarak yükseliyor. Zincirlerden kaçmaya çalışanlar ateşe, ateşten uzaklaşanlar Han’ın ruhsal baskısına yakalanıyor. Kizami açılan tek boşluktan içeri girip ilk saldırganın bileğine vuruyor, ikincisinin dengesini Sharingan’ıyla önceden okuyarak ayağını süpürüyor ve ikisini de birkaç saniye içinde çatının üzerine seriyor. Han’ın görünmez zincirleri kalan dördünü dizlerinin üzerine çekerken Kizami sana bakmadan sesleniyor. "Aoi, burada kalırsan seni çevrelerler. Rotanı seç ve hareket et!"

Mitsuna elindeki ruloyu açıp batı hattına doğru uzanan çatılara üç mor işaret bırakıyor. "Arşiv çatısı, kırık çan kulesi, ardından taş köprünün altı. Bu hat dumanın dışından geçiyor." diyor. "Masato seninle gelecek. İkinci nesneyi bulduğunuzda dokunmayın. Önce bana işaret gönderin. Düşmanın kazığıysa sökeriz. Bize ait olmayan başka bir mühürse ne olduğunu anlamadan yerinden oynatmayız." Masato elini sana uzatıyor ama bakışları savaş alanının alt katmanlarını taramaya devam ediyor. "Batı rotası on iki saniye açık kalacak. Sonra yeni birlikler yolu kapatır." Han abin zincirlerini sıkılaştırırken başını sana çeviriyor. Yüzünde, az önce ne yaşadığını fark etmiş gibi temkinli bir ifade var fakat sen daha ona Kurohina’dan söz etmedin. "Aoi, bu savaşta gözlerin kadar zihnine de saldıracaklar. Gördüğün şeyi hemen gerçek kabul etme. Ama seni uyaran ayrıntıları da görmezden gelme." Arkanda Han ve Kizami gelen Sennashi ekibini durduruyor, önünde Masato seni batı rotasına çağırıyor, zihninde ise Kurohina’nın sesi son bir kez yankılanıyor. İşaretle. Bekle. Kimin geleceğine bak. Gideceğin yol artık belli. Arşiv çatısına çıkacak, kırık çan kulesini aşacak ve taş köprünün altındaki şeyin gerçekten ne olduğunu kendi gözlerinle göreceksin. Fakat oraya ulaştığında yalnızca düşmanın mühür kazığını değil, yıllar önce Kurohina’dan çalınmış olabilecek bir sırrı da bulabileceğini hissediyorsun. Oraya gitmeden önce yapmak zorunda olduğunu düşündüğün bir şey var mı, Aoi? Gittikten sonra geri dönmek için şansın olmayabilir. Hem belki şu an konuşursan, ona cevap vermek ya da bir soru sormak istersen belki, bir ihtimal senin sesini duyabilir.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Kizami Hoca, sözleriyle Aoi'yi bir nebze de olsa teselli etmişti. Takeshi'yi arayacağını söylemesi de büyük umuttu genç kız için çünkü bu saldırıdaki ana hedef olduğunu bilmek kaygılarını tavana çıkarıyordu. Kizami ise güvenilir ve güçlü bir shinobi olarak Takeshi'yi koruyabilirdi. Aoi, Anbu'nun ve Takeshi'nin hocasının da ellerinden geleni yaptıklarını düşünüyordu. Aoi kendi görevine odaklanıp ikinci kazığın yerini bulacaktı. Masato onun diğer kazıkların aksine farklı bir çakra akışına sahip olduğunu, Hokage Binası ile Arşiv Odası arasındaki taş köprünün altında olduğunu söylemişti. Aoi başını çevirip tarif ettiği yöne baktığında bir şey gördü. Bu dünyadan olmayan, farklı bir aura hissetti. Yureikumo dua şeritlerinden birisi yüzüne doğru dalgalanarak geldi ancak tam karşısında durdu. Bir kadın silueti gördü. Bir ruh. Uzun saçları dalgalanıyor, yüzüne iki yandan perçemler düşüyordu. Aoi bu kadını tanıyordu. Onu daha önce görmüştü. Resmen değil ancak ritüellerde ve portrelerde görmüştü. Yureikumo Kurohina, eski Shinmei'lerden biri. Kadın ona bakıp ismiyle seslendi.

Bu nasıl mümkün olabilirdi ki? Onun ruhunun Yuukon'un yanında, sonsuz istirahatte olması gerekiyordu. Görevini tamamlamış, ruhunu teslim etmiş, sonsuz yaşam döngüsüne yol almıştı. O halde neden şimdi burada, karşısındaydı? Üstelik onunla konuşuyordu. İkinci kazığa dokunmamasını söyledi. Aoi o anda başka bir şey gördü. Karanlık bir odadaydı. Odanın duvarları ne olduğunu bilmediği mühürlerle kaplıydı. Shinmei ise odanın ortasında zincirlerle tutuluyordu. Odada başka insanlar da vardı ancak kim olduklarını ayırt edebileceği bir şey yoktu üzerlerinde. Adamlardan birisi Shinmei'nin önündeki kazığı zemine sapladı ve Shinmei'nin göğsünden kopan bir ışık kazığın içine çekildi. Aoi onun sesini yeniden işitti. Ondan alınanı toprağın altına sakladıklarını, kazığı sökerse onu serbest bırakmayacağını ancak bir kapı açacağını, bekleyip onu almaya gelecek olanı görmesini söyledi. Dua şeridi yanıp yok olurken onun görüntüsü de yavaşça dağıldı. Aoi uzanıp onu tutmak istedi ancak hiçbir şey yapamadı. Aoi dehşete düşmüş bir yüz ifadesiyle afallayıp kaldı. Gördükleri gerçek miydi? Shinmei'nin ruhunu buraya mı hapsetmişlerdi? Ama bu günahtı! Klanındakiler bunu biliyorlar mıydı?

Sennashilerin destek ekibinin gelmesi ile birlikte pek fazla düşünecek zamanı da kalmadı. Altı maskeli ninja tam onlara saldırmak üzereyken bazıları oldukları yere çökmüşlerdi. Aoi başını kaldırdığında Han abisinin imdatlarına yetiştiğini gördü. Ruh zincirleriyle destek ekibini durdurduktan sonra Kizami ile birlikte koordine saldırılarla onları def etmeyi başardılar. Artık gitmesi gerekiyordu. Taş köprünün altına gidecek ve ne olduğunu gözleriyle görecekti. İşaretleyip bekleyecek ve kimin geleceğini görecekti. Aoi yüzündeki dehşete düşmüş ifadeyle Han abisine baktı. "Shinmei'nin ruhunu hapsetmişler! Böyle bir günahı kim işler?" Öfkeden ve hüsrandan titreyen sesiyle onun ruhunu biraz evvel hissettiği yere döndü. "Saygıdeğer Kurohina, bunu size kim yaptı?" Artık onu duyup duymadığını bilmiyordu. Ama ruhunun kesinlikle buralarda olduğundan emindi. Ona elini uzatan Masato'ya yaklaşıp elini tuttu. "İşaretleyip bekliyoruz. Kazığa dokunmuyoruz. Birisi onu almaya gelecek."
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
282.935
sp
50
fame
Tanınmıyor
Post Reply