Ağabeyim, ona ait olan bu alın bandını aldığımda, bir an için ne yaptığımı sorguladım. Neyin peşindeyim, ne yapıyorum ve ne yapacağım. Bu adamlarla nereye kadar ilerleyeceğim. Sözde, onları yok edecektim, kan dökülecekti. Ancak şimdi beni aralarına almaktan bahsediyorlar, bana jutsu öğretiyorlar. Kendimi geçtim, yanımda gelen bu iki kişiyi ne yapacaktım? Hame ve Shiho, onları yanımda getirdim ancak bu işin gidişatında ne olacak bilmiyorum. Ya onları buradan çıkarmam gerekiyor, ya da onlarla birlikte buradan çıkmam gerekiyor. Gerçekten, ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Bedenim ve zihnim, öylesine yorgun ki, doğru düzgün düşünmek için bile zihnimi çalıştırmam gerekiyordu. Bense, kulübenin kapısını kapatmış, dış dünya ile tüm bağlantımı kesmiştim. Tantoyu ve parşömeni bir kenara bırakmış, sırtımı duvara yaslayıp yere çökmüştüm. Öylesine yorulmuştum ki, bu hareketim bile bilinçsizce gerçekleşmişti. Bir shinobi olarak, dışarıda savaşmanın ne kadar zor olduğunu öğreniyordum. Bu tempoya alışmam gerekiyordu sanırım. Ancak, o zaman şimdi değildi, çünkü gözlerim yavaş yavaş kendi kendine kapanmaya başlamıştı.
Gözlerim kapandığında, abim Ryoichi karşımda duruyordu. Tepeden bakışlarıyla beni süzüyor, o eskiden gördüğüm gözleriyle bakmıyordu bana. Bu sefer ne bir merhamet, ne bir öfke vardı. Bir bıçak gibi keskindi gözleri. Dudakları aralandığında, bana hiçbir şey olamayacağımı söyledi. Sesi, kafamın içinde yankılanıyordu. Yukarıdan düşmeye başlayan hayvan yüzlü maskeye kitlenmişti gözlerim. Abim, kılıcını bir anda çekerek tek bir hareketle maskeyi ikiye ayırmıştı. Parçalar daha yere düşemeden, gözlerim açılmıştı.
Nefesim hızlanmış, kalbim göğsümü zorluyordu. Abimin üzerimde yarattığı bu etkiyi anlamak güçtü. Onunla bir gün tanışmayı iple çeksem de, benim için ne kadar hayırlı bir durum olacaktı, fikrim yoktu. Şimdilik, yorgun düşmüş bedenimi biraz dahi olsa rahatlatmayı başarmıştım. Gecenin köründe uyanmıştım, ay tepede beni selamlıyordu. Soğuk, bütün bedenimi tetiklemişti dışarıya adım attığımda. Bedenim hafiflemiş gibiydi. Yorgunluğumun yerini ufak bir canlılık almıştı. Antrenmanı gerçekleştirmeye hazırdım. Ancak bu antrenman için ne kullanabileceğimi bilmiyordum. Düşünmeye devam ederken, gözüm kulübenin karşısındaki korkuluğa takılmıştı. Üzerinde birkaç eski kesik vardı, daha önce kullanıldığı belliydi. Ya yalnız değildim, ya da buradan birileri geçip gitmişti. Ancak bunları düşünmenin vakti değildi, şimdi antrenmana nereden başlayacağımı düşünmeliydim.
Tantoyu, babamdan öğrendiğim gibi ters bir şekilde tutup, sol elime almıştım. Derin bir nefes alıp, kafamda düşüncelerimi netleştirdim. Bu tantoyu sadece kılıç olarak değil, hızımın uzantısı olarak görmeliydim. Çakra, her yerimden akmalıydı. Çakramı kılıca kilitlememem, aksine serbest bırakmam gerekiyordu. Çakra, ip gibi ince olmalıydı, düşmanın göremeyeceği şekilde. Nefesimi ise, yarım bırakmam gerekiyordu. Hareket ettiğim an, çoktan harekete geçmiş olmalıydım. Her bir uzvum, buna bedenim de dahil, serbest kalmalıydı, özgür olmalıydı, birbirinden ayrı ama birbirini tamamlayan parçalar haline gelmeliydi. Parşömenden okuduğum ve anladığım şey buydu. Bu yüzden, önce zihnimin susması gerektiğini düşünüyordum. Ters tuttuğum tantoyu, bedenimin önüne almış, her an saldıracakmış gibi kuklanın karşısında beklemeye başlamıştım.
Gözlerimi yavaş yavaş kapadım. Nefeslerim, daha kontrollü, derin bir şekilde ciğerlerimi dolduruyor, sonrasında yavaşça boşaltıyordum. Birkaç saniye, birkaç dakikayı bulmaya başladı. Her bir uzvumu, zihnimi, ayrı birer parça olarak düşünüyordum. Sol elimde duran tantoyu da, kolumun bir parçası olarak düşünmeye başlamıştım. Geçen bir yirmi dakikalık zaman diliminden sonra, son aldığım nefesi tutmak yerine yardım bırakmış, çakramı özgürce ellerimden uzanmış yeni bir kol olan tantoma aktarmaya başlamıştım. Şimdi, bağımsızlığın sırası ayaklarımdaydı. Harekete geçmeliydim, harekete geçtikten sonra ise, tantoyu tuttuğum kolumun görevi geliyordu. Birkaç savuruş atmalıydım, şimdilik hızlı olmak zorunda değildi, ancak tekniği tam oturtabilmeye çalışmalıydım. Her savuruştan sonra, yine yirmi dakika nefes egzersizi yaparak, önce bütün vücudumu ve çakra akışımı hissedecek, sonra vücudumu parçalara ayıracağım zihnimde.

► Show Spoiler
Rank: D-rank
Element: Raiton
Yatkınlık: Genjutsu
Teknikler:
Teknik Adı: Kagenrou no Jutsu (Sisli Hayal Tekniği)
Teknik Elementi: Yok
Teknik Türü: Genjutsu
Teknik Seviyesi: C
Teknik Açıklaması: Kagenrou no Genjutsu kullanıcının düşmana bir illüzyon yerleştirmesine olanak tanır. Bu illüzyon, hedefin çevresini bulanıklaştırarak alanın net bir şekilde algılanmasını engeller. Ayrıca, hedefin zemine battığını hissettiren bir etkisi vardır, bu da fiziksel olarak hareket etmelerini zorlaştırır ve etkili bir şekilde onları immobilize eder. Hedefin çevresindeki alanı bulanıklaştırır ve görüş mesafesini ciddi şekilde kısaltır. Bu durum, düşmanın navigasyon yeteneklerini etkiler. Hedefin vücudu, hareket ettikçe giderek daha fazla ağırlaşır ve sanki kumda batıyormuş gibi hissetmeye başlar. İllüzyon, hedefin çevresini daha dar ve tehdit edici bir hale getirerek onların zihinsel dayanıklılığını zorlar.
Teknik Adı: Kori Shinchuu no Jutsu (Akıl Kandırma Tekniği)
Teknik Elementi: Yok
Teknik Türü: Genjutsu
Teknik Seviyesi: C
Teknik Açıklaması: Kori Shinchuu no Jutsu, hedefin algılarını manipüle ederek onların sürekli bir döngü içerisinde hareket etmelerini sağlayan bir genjutsu tekniğidir. Hedefler, doğru bir yönde yürüdüklerini sanırken aslında farkında olmadan daireler çizerek aynı noktaya geri dönerler. Bu teknik, düşmanları yıpratmak ve zamanı lehinize çevirmek için ideal bir yöntemdir. Teknik, hedeflerin mekânsal farkındalığını tamamen yanıltır. Hedef, bulunduğu ortamı yanlış algılar ve rotasında düz ilerlediğine inanır. Hedef, genjutsudan kurtulmadıkça aynı döngüde yürümeye devam eder, bu da zaman ve enerji kaybına yol açar. Teknik, birden fazla kişiye uygulanabilir, böylece düşman gruplarının koordinasyonunu bozmak için kullanılabilir.
Teknik Adı: Derin Fısıltı
Teknik Türü: Kekkei Genkai
Teknik Seviyesi: C
Teknik Yaratıcısı: Kurooni Akiyama
Teknik Açıklaması: Göz teması kurulan kişiye karşı mühür gerektirmeden kullanılabilir. Göz teması kurulduğu anda teknik aktive olur ve başka teknik kullanılamaz. Göz teması kurulan hedefe ne kadar kısık sesle fısıldanırsa fısıldansın, onun zihninde büyük bir yankı yaratır ve hipnoz etkisini göstermeye başlar.
Eşyalar:
Ryoichi’nin Alın Bandı
Gizemli Sembollü Omuzluk
Ryo: 14.900 Ryo
SP: 90
Ün: Tanınmıyor