Re: [Yureikumo Aoi] Kara İstila
Posted: Wed Jul 22, 2026 8:32 pm
Takeshi’nin kızıl chakrayla kaplanmış bedeni Toshifumi’ye doğru fırladığı anda zaman, senin için ağırlaşarak uzuyor. Aralarındaki birkaç metrelik mesafede olacakları bütün açıklığıyla görüyorsun. Toshifumi mühürlerini tamamlayamayacak. Yamiaki yetişemeyecek. Takeshi’nin kolu göğsüne ulaştığında geriye yalnızca kan, kırılmış kemikler ve bir babanın ikinci kez yaşayacağı kayıp kalacak. Dizlerinde hala güç var. Ciğerlerinin dibinde de birkaç nefeslik chakra. Kendini rüzgarın içine bırakıp aralarına girebilirsin. Bedenin darbeyi karşılar, Toshifumi’ye ihtiyacı olan birkaç saniyeyi kazandırır. Ardından bilincin kapanır. Belki gözlerini bir daha açamazsın. Yine de Takeshi’nin ellerinde ölmekten korktuğun kadar, uyandığında ne yaptığını öğrenip taşıyacağı acıdan korkuyorsun. Ayağının altında Fuuton chakrası toplamaya başlıyorsun. Bacaklarındaki kaslar geriliyor, görüşün yaklaşan kızıl gölgeye sabitleniyor. Yuukon’un huzuruna giden yolun böylesine gürültülü olacağını düşünmemiştin. İleri atılacağın anda, enkazın içinden uzun ve keskin bir tıslama yükseliyor. Ardından meydanı yaran tanıdık bir çığlık duyuluyor. "SİKERLER ULAN ÖYLE İŞİ!"
Takeshi’nin önündeki taş zemin büyük bir gürültüyle yarılıyor. Toprağın altından yükselen devasa duvar, kızıl chakranın önüne bir kale kapısı gibi dikiliyor. Takeshi duramayarak bütün hızıyla duvara çarpıyor. Taşların yüzeyinde derin çatlaklar oluşurken kolu dirseğine kadar duvarın içine saplanıyor ve bedeni bir anlığına orada kilitleniyor. Sen duvarın öteki tarafında kalıyor, topladığın Fuuton’u dağıtırken neredeyse gerçekleştirdiğin hamlenin ağırlığını yeni yeni kavrıyorsun. Duvarın üzerinden küçük, rengarenk bir siluet sıçrıyor. Bokukichi havada dönerek bütün gücüyle bağırıyor. "HONDAAAAAAAAA!" Meydanın zemini yeniden parçalanıyor. Bembeyaz, kalın pulları ateşlerin ışığını yansıtan Honda yeraltından yükselip Bokukichi’nin çevresinde kıvrılıyor. Honda’nın gövdesi duvarın etrafını sarıyor, Takeshi’nin bacaklarını ve gövdesini ezmeden sıkıca kuşatıyor. Kızıl chakra yılanın pullarına çarpıp dalgalar halinde yayılırken Bokukichi iki kolunu Toshifumi’ye doğru savuruyor. "TOSHIIIEEEEEEEEE! YARDIR AMINA KOYAYIM!" Toshifumi’nin donmuş bekleyişi aynı anda sona eriyor. Parmakları art arda mühürlere giriyor, ardından duvarın üstünden sıçrayıp Honda’nın sardığı Takeshi’ye doğru koşuyor. Havaya yükseldiğinde avucunda siyah mühür çizgileri beliriyor. Elini Takeshi’nin karnındaki mührün üzerine sertçe bastırıyor. Chakra yazıları gövdesine yayılarak kızıl akımı damar damar bastırıyor. Takeshi birkaç saniye daha çırpınıyor; sonra gözlerindeki vahşi parlaklık sönüyor, başı öne düşüyor ve Honda’nın kıvrımları arasında yığılıyor.
Bokukichi, Honda’nın başından zarifçe aşağı süzülüp meydanın taşlarına iniyor. Elbisesindeki tozları silkeledikten sonra çevredeki yıkıma göz gezdiriyor. "Sunagakure olmaya falan mı çalışıyorsunuz ayol, bu yangınlar ne?" Ardından doğrudan sana geliyor. Seni baştan aşağı süzüyor; dağılmış saçlarını, kan bulaşmış ağzını, boğazındaki parmak izlerini ve tükenen chakran yüzünden titreyen dizlerini gördükçe yüzündeki ifade sertleşiyor. "Ame’nin dibine kadar girdikten sonra çantamı unuttuğumu fark ettim. Çantamda ojelerim var. Sikerler yani dedim ve geri döndüm. Bu manzarayla karşılaşıyorum." Parmaklarından birini yüzüne doğru sallıyor. "Senin ağzını burnunu dağıtırım kızım. Siz ben her gittiğimde böyle ölüm döşeğinde kalacaksanız bozuşuruz gerçekten." Sesi öfkeli çıksa da gözleri birkaç saniyede bir nefes alışını, ayakta duruşunu ve yaralarının ciddiyetini kontrol ediyor. Honda, Takeshi’yi dikkatlice yere bırakırken başını onun üzerinde koruyucu biçimde tutuyor.
Yavaşça etrafına bakıyorsun. Suiton kullanan shinobiler çatılardaki alevlere geniş su akımları yöneltiyor. Buhar geceye yükselirken sağlık ekipleri yaralıları sedyelere taşıyor, aileler shinobilerin oluşturduğu güvenli koridorlardan meydandan çıkarılıyor. Ağlayan çocuklardan biri annesine kavuşuyor. Yıkılmış bir tezgâhın altından çıkarılan yaşlı adam nefes almaya devam ediyor. Toshifumi, Takeshi’nin yanına çökmüş halde mührün tekrar hareketlenip hareketlenmediğini izliyor. Birkaç dakika önce dünyanın sonu gelmiş gibi görünürken şimdi her köşede birileri başka birini kurtarmak için çabalıyor. Bokukichi’nin yanındaki varlığı, anlamsız gibi görünen ojeler uğruna dönmüş olması, Honda’nın sakin nefesi ve meydandaki shinobilerin kararlılığı içindeki düğümü gevşetiyor. Rahatlama bütün bedenine yayılıyor. Dizlerinin gücü tükenmiş olsa da ilk kez yere yığılmaktan korkmuyorsun. Burada tek başına değilsin.
Toshifumi başını Takeshi’den kaldırmadan konuşuyor. "Anlattığın hikaye kolpa ama neyse." Bokukichi bir elini göğsüne götürüp büyük bir hakarete uğramış gibi ağzını açıyor. Toshifumi bu kez ona dönüyor. Bakışları alışıldık sakinliğinden daha keskin, gözleri Bokukichi’nin çevresinde, Honda’nın pullarında ve görünmeyen bir noktada kısa kısa dolaşıyor. "Hissediyorsun." Bokukichi’nin abartılı ifadesi yavaşça yüzünden çekiliyor. Başını hafifçe yana yatırıyor. "Neyi kanka?" Toshifumi cevap vermiyor. Gözlerini birkaç saniye daha Bokukichi’nin üzerinde tuttuktan sonra yeniden Takeshi’ye çeviriyor.
Takeshi’nin önündeki taş zemin büyük bir gürültüyle yarılıyor. Toprağın altından yükselen devasa duvar, kızıl chakranın önüne bir kale kapısı gibi dikiliyor. Takeshi duramayarak bütün hızıyla duvara çarpıyor. Taşların yüzeyinde derin çatlaklar oluşurken kolu dirseğine kadar duvarın içine saplanıyor ve bedeni bir anlığına orada kilitleniyor. Sen duvarın öteki tarafında kalıyor, topladığın Fuuton’u dağıtırken neredeyse gerçekleştirdiğin hamlenin ağırlığını yeni yeni kavrıyorsun. Duvarın üzerinden küçük, rengarenk bir siluet sıçrıyor. Bokukichi havada dönerek bütün gücüyle bağırıyor. "HONDAAAAAAAAA!" Meydanın zemini yeniden parçalanıyor. Bembeyaz, kalın pulları ateşlerin ışığını yansıtan Honda yeraltından yükselip Bokukichi’nin çevresinde kıvrılıyor. Honda’nın gövdesi duvarın etrafını sarıyor, Takeshi’nin bacaklarını ve gövdesini ezmeden sıkıca kuşatıyor. Kızıl chakra yılanın pullarına çarpıp dalgalar halinde yayılırken Bokukichi iki kolunu Toshifumi’ye doğru savuruyor. "TOSHIIIEEEEEEEEE! YARDIR AMINA KOYAYIM!" Toshifumi’nin donmuş bekleyişi aynı anda sona eriyor. Parmakları art arda mühürlere giriyor, ardından duvarın üstünden sıçrayıp Honda’nın sardığı Takeshi’ye doğru koşuyor. Havaya yükseldiğinde avucunda siyah mühür çizgileri beliriyor. Elini Takeshi’nin karnındaki mührün üzerine sertçe bastırıyor. Chakra yazıları gövdesine yayılarak kızıl akımı damar damar bastırıyor. Takeshi birkaç saniye daha çırpınıyor; sonra gözlerindeki vahşi parlaklık sönüyor, başı öne düşüyor ve Honda’nın kıvrımları arasında yığılıyor.
Bokukichi, Honda’nın başından zarifçe aşağı süzülüp meydanın taşlarına iniyor. Elbisesindeki tozları silkeledikten sonra çevredeki yıkıma göz gezdiriyor. "Sunagakure olmaya falan mı çalışıyorsunuz ayol, bu yangınlar ne?" Ardından doğrudan sana geliyor. Seni baştan aşağı süzüyor; dağılmış saçlarını, kan bulaşmış ağzını, boğazındaki parmak izlerini ve tükenen chakran yüzünden titreyen dizlerini gördükçe yüzündeki ifade sertleşiyor. "Ame’nin dibine kadar girdikten sonra çantamı unuttuğumu fark ettim. Çantamda ojelerim var. Sikerler yani dedim ve geri döndüm. Bu manzarayla karşılaşıyorum." Parmaklarından birini yüzüne doğru sallıyor. "Senin ağzını burnunu dağıtırım kızım. Siz ben her gittiğimde böyle ölüm döşeğinde kalacaksanız bozuşuruz gerçekten." Sesi öfkeli çıksa da gözleri birkaç saniyede bir nefes alışını, ayakta duruşunu ve yaralarının ciddiyetini kontrol ediyor. Honda, Takeshi’yi dikkatlice yere bırakırken başını onun üzerinde koruyucu biçimde tutuyor.
Yavaşça etrafına bakıyorsun. Suiton kullanan shinobiler çatılardaki alevlere geniş su akımları yöneltiyor. Buhar geceye yükselirken sağlık ekipleri yaralıları sedyelere taşıyor, aileler shinobilerin oluşturduğu güvenli koridorlardan meydandan çıkarılıyor. Ağlayan çocuklardan biri annesine kavuşuyor. Yıkılmış bir tezgâhın altından çıkarılan yaşlı adam nefes almaya devam ediyor. Toshifumi, Takeshi’nin yanına çökmüş halde mührün tekrar hareketlenip hareketlenmediğini izliyor. Birkaç dakika önce dünyanın sonu gelmiş gibi görünürken şimdi her köşede birileri başka birini kurtarmak için çabalıyor. Bokukichi’nin yanındaki varlığı, anlamsız gibi görünen ojeler uğruna dönmüş olması, Honda’nın sakin nefesi ve meydandaki shinobilerin kararlılığı içindeki düğümü gevşetiyor. Rahatlama bütün bedenine yayılıyor. Dizlerinin gücü tükenmiş olsa da ilk kez yere yığılmaktan korkmuyorsun. Burada tek başına değilsin.
Toshifumi başını Takeshi’den kaldırmadan konuşuyor. "Anlattığın hikaye kolpa ama neyse." Bokukichi bir elini göğsüne götürüp büyük bir hakarete uğramış gibi ağzını açıyor. Toshifumi bu kez ona dönüyor. Bakışları alışıldık sakinliğinden daha keskin, gözleri Bokukichi’nin çevresinde, Honda’nın pullarında ve görünmeyen bir noktada kısa kısa dolaşıyor. "Hissediyorsun." Bokukichi’nin abartılı ifadesi yavaşça yüzünden çekiliyor. Başını hafifçe yana yatırıyor. "Neyi kanka?" Toshifumi cevap vermiyor. Gözlerini birkaç saniye daha Bokukichi’nin üzerinde tuttuktan sonra yeniden Takeshi’ye çeviriyor.