Re: [Yureikumo Aoi] Ötekiler
Posted: Mon May 18, 2026 6:53 pm
Toshio, sırtını sıvazlamanla birlikte omuzlarındaki katılığı biraz olsun bırakıyor. "Kırkayakların doğal avcıları arasında kuşlar, bazı kemirgenler, büyük örümcekler, kurbağalar, kertenkeleler ve bazı parazitik böcekler var." diyor, sonra sanki kendi söylediği liste içini yeniden sıkmış gibi susuyor. Yoshi usulca araya giriyor. "Kurbağalar mı?" Gözleri bir an senin peluş kurbağanın yokluğunu hatırlamış gibi büyüyor. "Aoi'nin kurbağaya söylemeyelim bunu." Saya ona bakıp "Şu anda gerçekten peluşun duygularını mı koruyorsun?" diye soruyor. Yoshi gayet ciddi bir sesle "Evet." diyor. Toshio ise bu konuşmayı duymamış gibi kanalın ağzına eğiliyor. Aoi'nin deliğe doğru seslenmesiyle içeriden gelen tıkırtı bir an kesiliyor. Sonra karanlığın içinden iki küçük parlak nokta beliriyor, fakat hemen geri çekiliyor. Toshio parmaklarını toprağa yakın tutup birkaç böceğini kanalın girişine bırakıyor. "İçeri girin. Yalnızca gözlem. Temas yok." diyor. Böcekler, verilen emri anlamış askerler gibi dar oyuktan içeri süzülüyor. Birkaç saniye hiçbir şey olmuyor. Sonra kanalın içinden ince bir sürtünme sesi yükseliyor, sanki içerideki küçük bedenler, taşların arasındaki çok daha büyük bir şeyin yanından geçmeye çalışıyor. Toshio'nun yüzü iyice ciddileşiyor. "Bir yuva var." diyor. "Ama Tako'nun değil. Çok sayıda küçük canlı var. Bazıları kabuklu. Bazıları..." Cümlesini kesiyor. Parmakları hafifçe seğiriyor, böceklerinden birinin gördüğünü hissediyor gibi. "Bir ağ var. Örümcek ağı değil. Daha düzenli. İpek gibi ama yapışkan değil. Birisi bu kanalı küçük canlıları yönlendirmek için kullanmış."
Böcekler geri döndüğünde biri ağzında minicik mor bir lif taşıyor. Toshio onu dokunmadan incelemek için kutusunun kapağına düşürüyor. Lif, mor lekeyle aynı renkte ve hafifçe parlıyor. Saya dizlerinin üzerine çöküp yakından bakıyor. "Bu ne ya böyle?" diyor. "İplik gibi." Yoshi koklayacak gibi eğildiği anda Toshio elini önüne koyuyor. "Koklama. Ne olduğunu bilmiyoruz." Yoshi dudaklarını büzüyor. "Ben artık hiçbir şeyi koklamayacak mıyım bu görevde? Benim bütün marka değerim gidiyor." Toshio onu duymuyor. Böceklerinden gelen bilgiyi toparlamaya çalışıyor. "Kanalın içinde üç farklı geçiş var. Biri eski drenaj hattına, biri küçük bir oyuk ağına, biri de orman hattına yakın bir çıkışa bağlanıyor. İçeride bir miktar Tako kabuğu var ama düzenli şekilde bırakılmış. Çok düzenli. Bu doğal dökülme değil." Son cümleyi söylerken sesi soğuyor. "Birisi onun izini parçalara ayırmış olabilir." Yoshi'nin yüzündeki ifade değişiyor. Şakası azalıyor, gözleri etrafı tarıyor. "Yani bizi bilerek karıştırıyorlar?" Saya da aynı anda ayağa kalkıp çevreyi süzüyor. "Ya da Toshio'yu buraya getirmek istediler. Biz de yanında gelmiş olduk."
Toshio'nun elini tuttuğunda önce tereddüt ediyor, sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes alıyor. Tako'yu düşünmesi istendiğinde bütün yüzü başka bir şeye dönüşüyor, hüzün, endişe, utanç ve garip bir babalık şefkati aynı anda akıyor ondan. Shisha no Kage'yi yoğunlaştırdığında dünya yine soluklaşıyor. İnsanların bıraktığı kalın izler geri çekiliyor, küçük canlıların minicik ruh kıpırtıları toprağın altında yıldız tozu gibi parlamaya başlıyor. İlk başta hiçbir şey seçemiyorsun. Sonra Toshio'nun duygusu bir odak noktası gibi etrafa yayılıyor ve karşında çok silik, incecik bir iz beliriyor. Tako'nun izi mi, yoksa Toshio'nun ona duyduğu bağın yankısı mı emin olamıyorsun. İz bir noktada sola gidiyor, sonra üçe ayrılıyor, sonra sağa kıvrılıyor, sonra kanalın içine girip tekrar dışarı çıkıyor. Kısa süre içinde etrafın ince ışık çizgileriyle doluyor. Bir solda, bir sağda, taşların altında, orman hattının içinde, eski yola doğru, hatta mezarlık tarafına geri dönen solgun yollar beliriyor. Çok fazla yol var. Hepsi aynı anda doğruymuş gibi, hepsi aynı anda yalanmış gibi. Başın hafifçe dönüyor. Toshio gözlerini açmadan fısıldıyor. "Ne görüyorsun?" Saya yüzündeki ifadeyi fark edip yaklaşmaya davranıyor ama duruyor. Yoshi de bu sefer şaka yapmıyor, sadece bekliyor.
Tam o anda, ruhsal izlerin arasından bir tanesi diğerlerinden farklı şekilde titriyor. Çok kısa, çok zayıf bir kıpırtı. Kanalın içinden değil, yukarıdan geliyor. Başını kaldırdığında ağaç dallarının arasında küçücük bir şeyin hareket ettiğini görüyorsun. İlk bakışta kuru yaprak sanılacak kadar küçük, kahverengi, kıvrık bir kabuk parçası. Sonra o kabuk parçasının yürüdüğünü fark ediyorsun. Bir kırkayak değil. Kırkayak kabuğuna bürünmüş, kanatlarını gövdesine yapıştırmış minik bir böcek. Toshio da aynı anda bunu fark ediyor. "O bir kırkayak değil." diyor. Böcek, yakalandığını anlamış gibi bir anda dalların arasından havalanıyor. Kanatları açıldığı anda mor bir toz dökülüyor üzerinden, toz yere düşmeden havada dağılmaya başlıyor. Saya refleksle ağzını kapatıyor. Yoshi geriye sıçrıyor. Toshio ise böceklerini hemen yukarı salıyor ama sahte kırkayak inanılmaz hızlı. Orman hattına doğru kaçıyor. Kaçarken ardında ince mor bir iz bırakıyor ve o iz, Shisha no Kage'nin gördüğü sahte rotaların çoğunu bir anda söndürüyor. Geriye yalnızca iki iz kalıyor, biri orman hattına doğru kaçan sahte kırkayak-böceğin peşinden gidiyor, diğeri ise kanalın içindeki en derin geçide, karanlık drenaj hattına doğru iniyor.
Toshio'nun nefesi hızlanıyor. "Bu bir yem böceği." diyor. "Birisi Tako'nun kabuk kokusunu buna işlemiş. Bu yüzden izler bölünmüş. Bizi oyalamak için." Yoshi yüzünü buruşturuyor. "Yani kırkayak cosplay yapan casus böcek mi?" Saya gözlerini kaçırmadan orman hattına bakıyor. "Eğer onu bırakan kişiye giderse takip etmek mantıklı. Ama gerçek Tako kanalın içinde olabilir." Toshio'nun yüzü bu kez gerçekten zorlanıyor, kalbi bir tarafa, aklı diğer tarafa çekiliyor. Kanalın içinden yine o tıkırtı geliyor. Bu kez daha belirgin. Ardından çok hafif, neredeyse duyulmayacak kadar ince bir sürtünme sesi... sonra kesiliyor. Orman tarafındaki sahte böcek ise uzaklaşmak üzere. Birkaç saniye içinde gözden kaybolabilir. Yoshi iki tarafa da bakıyor, sonra sana dönüyor. "Aoi, karar anı. Ben koşarsam böceği takip edebilirim ama kanal içindeki şeyi kaçırırız. Hep birlikte kanala girersek onu salan kişiyi kaybederiz. Bölünmek istemiyorsan tek yolu seçmemiz lazım." Toshio'nun avucundaki kutu titriyor, içindeki böcekler karanlık kanal ağzına doğru yönelmek istiyor. Saya ise kunai çıkarıp orman hattına bakıyor. Şu an iki yol açık, sahte kırkayak-böceğin peşinden gidip tuzağı kuran kişiyi bulmaya çalışmak ya da drenaj kanalındaki derin geçide odaklanıp gerçek Tako'nun içeride olup olmadığını araştırmak.
Böcekler geri döndüğünde biri ağzında minicik mor bir lif taşıyor. Toshio onu dokunmadan incelemek için kutusunun kapağına düşürüyor. Lif, mor lekeyle aynı renkte ve hafifçe parlıyor. Saya dizlerinin üzerine çöküp yakından bakıyor. "Bu ne ya böyle?" diyor. "İplik gibi." Yoshi koklayacak gibi eğildiği anda Toshio elini önüne koyuyor. "Koklama. Ne olduğunu bilmiyoruz." Yoshi dudaklarını büzüyor. "Ben artık hiçbir şeyi koklamayacak mıyım bu görevde? Benim bütün marka değerim gidiyor." Toshio onu duymuyor. Böceklerinden gelen bilgiyi toparlamaya çalışıyor. "Kanalın içinde üç farklı geçiş var. Biri eski drenaj hattına, biri küçük bir oyuk ağına, biri de orman hattına yakın bir çıkışa bağlanıyor. İçeride bir miktar Tako kabuğu var ama düzenli şekilde bırakılmış. Çok düzenli. Bu doğal dökülme değil." Son cümleyi söylerken sesi soğuyor. "Birisi onun izini parçalara ayırmış olabilir." Yoshi'nin yüzündeki ifade değişiyor. Şakası azalıyor, gözleri etrafı tarıyor. "Yani bizi bilerek karıştırıyorlar?" Saya da aynı anda ayağa kalkıp çevreyi süzüyor. "Ya da Toshio'yu buraya getirmek istediler. Biz de yanında gelmiş olduk."
Toshio'nun elini tuttuğunda önce tereddüt ediyor, sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes alıyor. Tako'yu düşünmesi istendiğinde bütün yüzü başka bir şeye dönüşüyor, hüzün, endişe, utanç ve garip bir babalık şefkati aynı anda akıyor ondan. Shisha no Kage'yi yoğunlaştırdığında dünya yine soluklaşıyor. İnsanların bıraktığı kalın izler geri çekiliyor, küçük canlıların minicik ruh kıpırtıları toprağın altında yıldız tozu gibi parlamaya başlıyor. İlk başta hiçbir şey seçemiyorsun. Sonra Toshio'nun duygusu bir odak noktası gibi etrafa yayılıyor ve karşında çok silik, incecik bir iz beliriyor. Tako'nun izi mi, yoksa Toshio'nun ona duyduğu bağın yankısı mı emin olamıyorsun. İz bir noktada sola gidiyor, sonra üçe ayrılıyor, sonra sağa kıvrılıyor, sonra kanalın içine girip tekrar dışarı çıkıyor. Kısa süre içinde etrafın ince ışık çizgileriyle doluyor. Bir solda, bir sağda, taşların altında, orman hattının içinde, eski yola doğru, hatta mezarlık tarafına geri dönen solgun yollar beliriyor. Çok fazla yol var. Hepsi aynı anda doğruymuş gibi, hepsi aynı anda yalanmış gibi. Başın hafifçe dönüyor. Toshio gözlerini açmadan fısıldıyor. "Ne görüyorsun?" Saya yüzündeki ifadeyi fark edip yaklaşmaya davranıyor ama duruyor. Yoshi de bu sefer şaka yapmıyor, sadece bekliyor.
Tam o anda, ruhsal izlerin arasından bir tanesi diğerlerinden farklı şekilde titriyor. Çok kısa, çok zayıf bir kıpırtı. Kanalın içinden değil, yukarıdan geliyor. Başını kaldırdığında ağaç dallarının arasında küçücük bir şeyin hareket ettiğini görüyorsun. İlk bakışta kuru yaprak sanılacak kadar küçük, kahverengi, kıvrık bir kabuk parçası. Sonra o kabuk parçasının yürüdüğünü fark ediyorsun. Bir kırkayak değil. Kırkayak kabuğuna bürünmüş, kanatlarını gövdesine yapıştırmış minik bir böcek. Toshio da aynı anda bunu fark ediyor. "O bir kırkayak değil." diyor. Böcek, yakalandığını anlamış gibi bir anda dalların arasından havalanıyor. Kanatları açıldığı anda mor bir toz dökülüyor üzerinden, toz yere düşmeden havada dağılmaya başlıyor. Saya refleksle ağzını kapatıyor. Yoshi geriye sıçrıyor. Toshio ise böceklerini hemen yukarı salıyor ama sahte kırkayak inanılmaz hızlı. Orman hattına doğru kaçıyor. Kaçarken ardında ince mor bir iz bırakıyor ve o iz, Shisha no Kage'nin gördüğü sahte rotaların çoğunu bir anda söndürüyor. Geriye yalnızca iki iz kalıyor, biri orman hattına doğru kaçan sahte kırkayak-böceğin peşinden gidiyor, diğeri ise kanalın içindeki en derin geçide, karanlık drenaj hattına doğru iniyor.
Toshio'nun nefesi hızlanıyor. "Bu bir yem böceği." diyor. "Birisi Tako'nun kabuk kokusunu buna işlemiş. Bu yüzden izler bölünmüş. Bizi oyalamak için." Yoshi yüzünü buruşturuyor. "Yani kırkayak cosplay yapan casus böcek mi?" Saya gözlerini kaçırmadan orman hattına bakıyor. "Eğer onu bırakan kişiye giderse takip etmek mantıklı. Ama gerçek Tako kanalın içinde olabilir." Toshio'nun yüzü bu kez gerçekten zorlanıyor, kalbi bir tarafa, aklı diğer tarafa çekiliyor. Kanalın içinden yine o tıkırtı geliyor. Bu kez daha belirgin. Ardından çok hafif, neredeyse duyulmayacak kadar ince bir sürtünme sesi... sonra kesiliyor. Orman tarafındaki sahte böcek ise uzaklaşmak üzere. Birkaç saniye içinde gözden kaybolabilir. Yoshi iki tarafa da bakıyor, sonra sana dönüyor. "Aoi, karar anı. Ben koşarsam böceği takip edebilirim ama kanal içindeki şeyi kaçırırız. Hep birlikte kanala girersek onu salan kişiyi kaybederiz. Bölünmek istemiyorsan tek yolu seçmemiz lazım." Toshio'nun avucundaki kutu titriyor, içindeki böcekler karanlık kanal ağzına doğru yönelmek istiyor. Saya ise kunai çıkarıp orman hattına bakıyor. Şu an iki yol açık, sahte kırkayak-böceğin peşinden gidip tuzağı kuran kişiyi bulmaya çalışmak ya da drenaj kanalındaki derin geçide odaklanıp gerçek Tako'nun içeride olup olmadığını araştırmak.




