Bir savaş arenası, boş bilek güreşi yapılacak bir alan değilmiş. Bunu şimdi daha rahat kavrayabiliyorum. Etrafındaki tüm alanları taramak zorundasın, savaş alanında her şey senin avantajına çalışabilir. Bunların hepsini zihnimin bir kenarına not etmem gerekiyor. Ancak, içimde bir yerlerde adını koyamadığım bir hissiyatın daha varlığını anlamlandırmaya çalışıyorum. Karşımdaki kişinin benden daha güçlü olduğunu bilmeme ve ölüm tehlikem olmasına rağmen, bu durum beni canlı hissettiriyor. Bu canlılığı en son, kukla sayesinde öldürdüğüm kardeşlerde hissetmiştim. Savaşmak, dövüşmek ve can mücadelesi vermek, bir şekilde hoşuma gidiyor gibi hissediyorum ancak bunu kelimelere henüz dökemiyorum. Basit bir hoşlantıdan çok öte bir olay bu. Damarlarımda akan kan kaynıyor gibi sanki. Kalbime pompalanan kan, çok daha kuvvetli, çok daha kudretli bir şekilde pompalanıyor. Ölüm ve yaşam arasında bir cambazlık yapmak ve bu durumun tamamen benim zekama ve stratejime bağlı olması, anlatamadığım duyguların vücuduma bir zehir gibi karışmasına sebebiyet veriyor. Buna tam olarak ne diyebilirim, ne hissettiğimi tam olarak nasıl açıklayabilirim, bilmiyorum. Ancak, bu dövüşten çıktıktan sonra bir dövüş fırsatı, bir savaşa daha komutanlık etme fırsatı gelse, yorgunluğumu bir kenara bırakır tekrardan savaş meydanında cirit atardım. Bunu biliyorum.
Shuujin, tekmemle birlikte gerçekten yere düştüğünde, bu sefer işlerin kızıştığını anlamam için deha olmama gerek yoktu. Öfkeyle doğrulmuş, gözleri kan çanağına dönmüştü. Çenesi kasılmış bir şekilde bana bakıyordu ve Genjutsu’nun etkisini kırmayı başarmıştı. Rüzgar ayaklarının etrafında yükselmeye başlamış, çadırları titretmeye, ağaç yapraklarını koparmaya başlamıştı. Alanı tamamen silip süpürecek bir güç salınıyordu adamın vücudundan. İşte o an, gerçekten suratıma bir gülümseme yayıldı. Şimdi gerçekten ölümle yaşam arasında bir ip üzerindeydim. Ne yapacağım, tamamen zekama ve stratejime bağlıydı. Alev topu oluşmaya başladığı anda, gözlerim anlık bir şekilde alevin rengine ve yakıcılığının yarattığı görünüme takıldı. Ancak zihnim, burada değildi. O sırada, babamla evimizin bahçe tarafında yaptığımız bir konuşma aklıma geldi. Bir antrenman sonunda, beni iyi bir şekilde pataklamış ve sonrasında önüne oturtmuştu. Bağdaş kurup önüne oturduğumda, ikimize de çay doldurmuştu. Yine o derin, soğuk ses tonuyla benimle konuşmaya başlamıştı. Her pataklandığımda, yeni bir ders öğreniyordum babamdan. Kimisi sözel, kimisi fiziksel oluyordu. Bu sefer zihnime gelen bu an, sözel bir andı.
Çayını yudumladıktan sonra, kapalı gözleriyle konuşmaya başlamıştı. Yine, ses tonunda hiçbir duygu emaresi yoktu. “Bir savaşı kazanmak için fiziksel gücün yetmez. Özellikle bizim gibi bir aile için.” Aldığı derin bir nefes bile hissedilmiyordu. Emekli olduğu görev biriminden kaynaklı olmalıydı. “Eiengan kullanıcıları, Ninjutsu kullanamaz. Böylesine kudretli bir güce sahip olan bizler, aslında bir yandan bir lanetle sınanırız. Bu bahsettiğim lanet, Eiengan’ın zihninle oynadığı oyunlar değildir, evlat.” Ne olduğunu sorduğumda, çayına yavaş yavaş üflemiş, sonrasında ufak bir yudum alıp gözlerini açmıştı. Gözlerini açtığı anda, dönen spiraller beni içine çekmeye başlamıştı. Dördüncü aşama bir Eiengan ile bakışmak, benim gibi birisi için o zamanlar ölüm gibiydi. Muhtemelen hala aynı şey yaşanırdı. Babamın gözlerinin içinde kaybolmaya başlarken, sesinin zihnimde yankılanmaya başladığını hissediyordum. Öyle bir yankı ki, tüm zihnim bomboş kalmış, sadece babam içerisinde duruyor gibi hissettiriyordu.
“Bizler, aklını kullanmakla sınanırız. Ninjutsu kullanan bireylerimiz, savaş alanlarında daha aktiftir. Birden fazla rakiple daha rahat savaşırlar. Ancak bizler, öyle değiliz. Biz, beynimizin her bir kırıntısını geliştirmek ve kullanmak zorundayız. Savaşta kazanmak için her yol mübahtır. Şunu unutma, bazen kazanmanın yolu da fiziksel güçten geçmez. Aklını kullanacaksın, bizler stratejistiz. Dövüşçü değiliz. Biz, Kurooni ailesinin yegane kudretli yadigarları, kandırırız, ağımıza çekeriz ve bir akrebin iğnesini batırması gibi, bir yılanın dişlerini geçirmesi gibi, işlerini o anda bitiririz. Zihnini kullanamayan bir Eiengan kullanıcısı, nefes almaya devam eden ölü bir bedendir. Sadece vakti gelmemiştir.” Gözlerinin spiralleri normale döndüğü anda, boğazıma dayanmış üç adet ninjato ile gerçekliğe dönmüştüm. Abim Ryuji, kendi kılıcını enseme dayamış, babamsa bir elinde ters tuttuğu, diğer elinde düz tuttuğu ninjatoları boynumun iki kenarına dayamıştı. “Aklını kullanmazsan, cenazeni kaldırırken ağlayacak bir evladım yoktur.” Diyerek cümlelerini tamamlamıştı.
Bu yüzden, ne yapmam gerektiğini biliyordum. Zekamı kullanmak zorundaydım. Bu dövüşü kazanmanın yolu Shuujin’i öldürmek değil, onu dövüşü bırakmaya zorlamak olmalıydı. Bu yüzden, ekip arkadaşlarına salça olmam gerektiğini çok iyi biliyordum. En yakınımda olan kişiye doğru hızlı bir şekilde zıplayacaktım, hem alev topundan kaçacak hem de onu hedef alacaktım. Onunla göz teması kurduğum gibi sırtına tırmanaca, zıpladığım sırada çıkardığım kunaimi boğazına dayayacak, aynı zamanda kulağına fısıldamaya başlayacaktım. “Birazdan bu veledin seni öldüreceğini biliyorsun. Kunainin metali boynuna dayandıkça gerçekliği daha fazla hissediyorsun. Öleceksin, ölümle yüzleşmek zor olsa gerek. Teslim oluyorsun. Elini, kolunu kaldıracak bir gücü bile kendinde bulamıyorsun ölüm korkusundan. Bir çocuğun ellerinde, acımasız bir şekilde boğazın kesilerek öleceğini biliyorsun.” Fısıldamam bittiğinde, Shuujin’e sesleneceğim bağırarak.
“Dövüşü bırak, yoksa arkadaşının boğazını keserim.”
Gerçekten yapacağım, eğer bir adım atarsa kesiği atmaya başlayacağım, durursa kesiğimi olduğu yerde durduracağım. Eğer tehdidime boyun eğmezse, tuttuğum elemanın boynunu direkt olarak keserek öldüreceğim ve savaşa devam edeceğim.

► Show Spoiler
Rank: D-rank
Element: Raiton
Yatkınlık: Genjutsu
Teknikler:
Teknik Adı: Kagenrou no Jutsu (Sisli Hayal Tekniği)
Teknik Elementi: Yok
Teknik Türü: Genjutsu
Teknik Seviyesi: C
Teknik Açıklaması: Kagenrou no Genjutsu kullanıcının düşmana bir illüzyon yerleştirmesine olanak tanır. Bu illüzyon, hedefin çevresini bulanıklaştırarak alanın net bir şekilde algılanmasını engeller. Ayrıca, hedefin zemine battığını hissettiren bir etkisi vardır, bu da fiziksel olarak hareket etmelerini zorlaştırır ve etkili bir şekilde onları immobilize eder. Hedefin çevresindeki alanı bulanıklaştırır ve görüş mesafesini ciddi şekilde kısaltır. Bu durum, düşmanın navigasyon yeteneklerini etkiler. Hedefin vücudu, hareket ettikçe giderek daha fazla ağırlaşır ve sanki kumda batıyormuş gibi hissetmeye başlar. İllüzyon, hedefin çevresini daha dar ve tehdit edici bir hale getirerek onların zihinsel dayanıklılığını zorlar.
Teknik Adı: Kori Shinchuu no Jutsu (Akıl Kandırma Tekniği)
Teknik Elementi: Yok
Teknik Türü: Genjutsu
Teknik Seviyesi: C
Teknik Açıklaması: Kori Shinchuu no Jutsu, hedefin algılarını manipüle ederek onların sürekli bir döngü içerisinde hareket etmelerini sağlayan bir genjutsu tekniğidir. Hedefler, doğru bir yönde yürüdüklerini sanırken aslında farkında olmadan daireler çizerek aynı noktaya geri dönerler. Bu teknik, düşmanları yıpratmak ve zamanı lehinize çevirmek için ideal bir yöntemdir. Teknik, hedeflerin mekânsal farkındalığını tamamen yanıltır. Hedef, bulunduğu ortamı yanlış algılar ve rotasında düz ilerlediğine inanır. Hedef, genjutsudan kurtulmadıkça aynı döngüde yürümeye devam eder, bu da zaman ve enerji kaybına yol açar. Teknik, birden fazla kişiye uygulanabilir, böylece düşman gruplarının koordinasyonunu bozmak için kullanılabilir.
Teknik Adı: Derin Fısıltı
Teknik Türü: Kekkei Genkai
Teknik Seviyesi: C
Teknik Yaratıcısı: Kurooni Akiyama
Teknik Açıklaması: Göz teması kurulan kişiye karşı mühür gerektirmeden kullanılabilir. Göz teması kurulduğu anda teknik aktive olur ve başka teknik kullanılamaz. Göz teması kurulan hedefe ne kadar kısık sesle fısıldanırsa fısıldansın, onun zihninde büyük bir yankı yaratır ve hipnoz etkisini göstermeye başlar.
Eşyalar:
Ryoichi’nin Alın Bandı
Gizemli Sembollü Omuzluk
Ryo: 14.900 Ryo
SP: 90
Ün: Tanınmıyor