Takeshi anlattıklarını büyük bir dikkatle dinliyor, sırtında seni taşırken adımları iyice yavaşlıyor ve dikkatlice nefes alıyor. Gözlerini bir an olsun bile yoldan çevirmeden konuşmaya başlıyor. "Işık İşaretçisi ismini Kaita'dan duymuştum, beni örgüte sokmaya çalışırken anlatmıştı. Eğer gerçekten bu kadar güçlü bir genjutsu kullanıcısıysa, o adam ölmemiştir. Muhtemelen bir kuklaydı ya da genjutsusunun içindeki bir illüzyondu. Zihnine sızıp sana saldırdıysa, bunu uzaktan yapmış da olabilir. Belki de onun asıl bedenini hiç görmedik. Korkarım bu sadece bir başlangıç."
Bir süre sessiz kalıyor, sonra düşünceli bir sesle ekliyor. "Mavi gözleri olduğunu söyledin. Konoha ve çevresindeki büyük klanlarda bu kadar belirgin şekilde mavi gözlere sahip pek bir klan yok. Yamanaka'ların gözleri daha açık tonda olur ama böyle bir mavi... Belki uzaklardan, bizim hiç bilmediğimiz bir klandan olabilir. Ishigakure ya da Sennashi'nin kurulduğu diğer köylerden birinden olabilir. İhtimaller çok fazla ama bir şey kesin, karşımızda normal bir düşman yok." Bir anlığına duraklıyor, hafifçe sana dönüyor. Aklına gelen ihtimaller onu rahatsız etmiş gibi sessizleşiyor. Uzun bir süre daha bu sessizlik içinde yol alıyorsunuz.
Sonunda Ishigakure'ye ulaştığınızda, gece çökmüş ve köy sessizliğe bürünmüş durumda. Köy muhafızları sizi görünce hemen yanınıza koşarak size yardım ediyorlar. Masato sırtındaki esiri yere bırakıyor ve muhafızlara ciddi bir ses tonuyla emir veriyor. "Bu adam Sennashi'nin üyelerinden biri. Derhal Sekikage'ye haber verin ve onu güvenli bir yere koyun. Sorgulanması gerekiyor." Muhafızlar hemen başlarıyla onaylayarak adamı götürüyorlar. Masato derin bir nefes alıyor ve gruba dönerek eve girmeniz gerektiğini işaret ediyor.
Evden içeri girdiğinizde herkes kendini bitkinlikle minderlerin üzerine bırakıyor. Shiori Kenmaru'yu yanına çekerek sırtını duvara yaslıyor, Kaede sessizce bir köşeye geçiyor, Takeshi seni nazikçe yere indirip rahat bir yere yerleştiriyor ve Satoshi ise ortada bağdaş kurarak herkese bakıyor. Herkes bir an durup derin nefes aldıktan sonra Satoshi sessizliği bozuyor ve etrafa bakarak konuşmaya başlıyor.
"Şimdiye kadar neler oldu, bir toparlayalım. Takeshi ile konuştum. Kliniklerde işler beklediğimizden daha karmaşıktı. Sennashi ciddi bir direniş gösterdi, beklemediğimiz sayıda düşman çıktı. Dahası, Aoi tuhaf bir genjutsunun etkisinde kaldı. Bu da bize, Sennashi'nin ciddi ve beklenmedik yeteneklere sahip olduğunun bir kanıtı. Bizim tarafta mühür atölyesine saldırı sırasında da benzer şeyler yaşandı. Neredeyse orada kalacaktık, destek gelmeseydi şu an burada olmayabilirdik." Kısa bir sessizliğin ardından devam ediyor. "Şu an durum şöyle, birkaç Sennashi üyesini etkisiz hale getirdik, ancak bazıları kaçtı. Özellikle lider kadrodan kişilerin kaçmış olabileceğini düşünüyoruz. Yarın onların merkez karargahlarına saldıracağız ve bu işi kökünden bitireceğiz. Şimdi asıl soruya gelelim. Planı nasıl yapmalıyız?"
Masato biraz düşünceli bir şekilde öne atılıyor ve önerisini dile getiriyor. "Bence doğrudan bir saldırı riskli olur. İki ekibe ayrılabiliriz yine ama bu kez bir grup ön cepheden saldırırken, diğeri arkadan sessizce sızmalı. Böylece onları şaşırtabiliriz." Shiori sakin ve kararlı bir tavırla ekliyor. "Katılıyorum. Kenmaru ve ben arka taraftan gidip dikkatlerini dağıtabiliriz. Size avantaj sağlarız."
Kaede ise mesafeli ama net bir sesle görüşünü belirtiyor. "Yine de sayımız az ve yorgunuz. Sessiz ve net bir operasyon daha mantıklı. Direkt çatışmaya girersek, yine genjutsularına yakalanabiliriz." Takeshi etrafa bakarak biraz duraksıyor, sonra kesin bir tonla söz alıyor. "Satoshi ile konuştuk ve Aoi'nin becerileri bu operasyonda kritik olabilir. Özellikle ruhsal teknikleri onların genjutsularını etkisiz hale getirmekte ve bize yol açmakta işe yarayabilir. Aoi'yi ön cepheye yakın tutarak, o bizim anahtarımız olabilir."
Odanın içinde kısa ama belirgin bir sessizlik oluyor. Kaede sert ve net bir ses tonuyla araya giriyor. "Aoi mi? O bizi sadece yavaşlatır. Bugün ne oldu gördük. Bir genjutsu yüzünden savaş alanının ortasında kaskatı kesildi ve tüm dikkatimizi dağıttı. Yarın bunu tekrar yaşamayacağımızı kim garanti edebilir?"
Herkes bu sözler üzerine susuyor. Sessizlik ağır ve gergin bir hale bürünüyor. Masato, sabrının sınırına gelmiş bir şekilde hemen karşı çıkıyor. "Kaede, yeter. Bu adil değil ve sen de bunu biliyorsun. Hepimiz zorlu bir savaş verdik. Aoi bugün kendini tehlikeye atarak bizi kurtardı. Onu suçlamaya hakkın yok." Kaede ayağa kalkarak daha sert bir ses tonuyla devam ediyor. "Adil mi değil? Biz ölüm kalım savaşı verirken Aoi yüzünden Takeshi bile savaşmak yerine onu kontrol edip durmak zorunda kaldı. Bir sürü üyenin de kaçmasına sebep oldu. İtiraf edin işte, Aoi başarılı olamadı, yük oldu bize."
Masato ve Kaede arasında keskin bir gerilim beliriyor, herkes gerginlikle birbirine bakıyor. Kaede sert bakışlarını doğrudan sana dikiyor ve odadaki gergin sessizlik seni bekleyen kelimelerin ağırlığıyla ağırlaşıyor.