Game Master
Game Master
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Kendini yere sağlam şekilde bastırmaya çalışarak hızla el mühürlerini tamamlıyorsun. Gözlerini kapatıp zihnini derin bir odakla topluyorsun. Tekniği harekete geçirdiğin anda, görünmez zincirler ruhundan çıkarak odayı dolduran şiddetli rüzgar akımını yarıyor ve hızla düşmanlara ulaşıyor. Zincirlerin iki adamı yakalayarak çakra akışlarını ve ruh enerjilerini kesintiye uğratıyor. Bu sayede rüzgarın kuvveti ani bir biçimde azalıyor, ancak diğer üç adamın jutsuları hala aktif.

Shiori hemen bu açıklığı değerlendirerek Kenmaru'ya hızlıca sesleniyor. "Şimdi, Kenmaru! Juujin Konbi Henge: Soutorou!" Shiori ile Kenmaru'nun çakraları bir anda birleşiyor. Her ikisinin bedeni tek bir noktada birleşerek devasa, beyaz kürklü çift başlı bir kurda dönüşüyorlar. Bu, senin daha önce hiç şahit olmadığın olağanüstü bir Inuzuka tekniği. Oluşan devasa yaratık, hızla ileriye atılarak kalan üç adamın üzerine doğru vahşi bir hızla ilerliyor ve onları sertçe duvarlara çarparak bayıltıyor. Ortalık tamamen sessizleşiyor.

Geriye, ruhsal zincirlerinle bağlanmış iki adam kalıyor. İçlerinden biri, kendi kendine el mührü yapmadan Shunshin tekniğini uyguluyor ve ortadan kayboluyor. Takeshi, ağır adımlarla onlardan birine doğru ilerleyerek boğazına hançerini dayıyor. Sakin bir ses tonuyla konuşmaya başlıyor. "Konuş. Kalan ekibiniz nerede?" Adam önce sessiz kalıyor, sonra başını hafifçe çevirip gözlerini sana dikiyor. Yüzünde garip, rahatsız edici bir sırıtış beliriyor ve ağzını açtığında ses tonunun ona ait olmadığını fark ediyorsun, sanki başka birinin sesi adamın ağzından çıkıyor gibi.

"Konoha'ya dönemeyeceğini biliyorsun, değil mi?"

Bir anlık şokla geriye doğru sendeleyip hafifçe afallıyorsun. İçinde aniden korkunç bir huzursuzluk ve şüphe beliriyor. Adamın sana neden böyle dediğini anlayamıyorsun. Sen afallamışken Shiori hemen önüne geçiyor ve yüksek sesle bağırıyor. "Kes sesini!" Adamın yüzündeki sinsi ifade Shiori'nin bu ani çıkışıyla hafifçe değişiyor, ama hala bakışları doğrudan sana odaklanmış durumda. Takeshi sabırsız bir ses tonuyla hançerini biraz daha bastırarak adamın dikkatini yeniden çekiyor.

"Son kez soruyorum. Ekibiniz nerede?" Adam hafifçe güldükten sonra başını yavaşça Takeshi’ye çeviriyor ve soğukkanlılıkla cevap veriyor. "Arkadaşlarınızın peşinden gitseniz iyi olur. Şu an zor durumdalar." Takeshi'nin yüzünde tedirgin ve öfkeli bir ifade beliriyor. Hançerini daha da sıkı tutarak size dönüyor ve karanlık bir tonda soruyor. "Bunu öldürelim mi?"

Shiori bir anlık kararsızlıktan sonra ağırbaşlı bir şekilde cevap veriyor. "Sen karar ver." Her ikisi de bakışlarını sana yöneltiyor. Odanın içinde derin bir sessizlik hakim. Zincirlediğin adam sana meydan okurcasına, hafif bir sırıtışla hala sana bakıyor. Vereceğin kararın tüm geceyi değiştirebileceğini biliyorsun.
Konohagakure
Konohagakure
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Aoi'nin ruh zincirleri iki adamı yakalayarak çakralarını kesmişti. Bununla birlikte jutsunun gücü ciddi anlamda azalmıştı. Shiori bunu fırsat bilip daha önce Kenmaru ile birlikte hiç tanık olmadığı farklı bir jutsu uygulamışlardı. Bedenlerini birleştirerek çift başlı bir kurda dönüşmüşler, tek hamlede kalan üç adamı da yere sermişlerdi. Böylece rüzgar akımı tamamen durmuş, oda sessizleşmişti. Zincirlere bağlı olan iki adam dışında odada baygın olmayan düşman yoktu. O iki adamdan birisi de Shunshin uygulayarak yok olmuştu. Son kalan adama Takeshi yaklamış ve boğazına hançer dayamıştı. Kalan ekibin nerede olduğunu sormuştu. O anda adam gözlerini kendisine, Aoi'nin gözlerine çevirdi. Yüzünde Aoi'nin gördüğü en tiksindirici, en rahatsız edici, en berbat gülümsemelerden birisi vardı. O kadar çirkindi ki Aoi o gülümsemeyi suratından silmek istiyordu. Ağzını açtığında çıkan ses tonu bir başkasına ait gibiydi. Sanki... kendi bedenini kullanmıyordu.

Gözlerinin en derinlerine bakarak ona Konoha'ya dönemeyeceğini söylemişti. Aoi ürpererek geriye doğru sendeledi. Tüm tüyleri diken diken olmuştu. Adamda uğursuz, hayırsız bir şeyler vardı. Neden böyle söylemişti? Neden Konoha'ya dönemeyeceğini söylemişti? Onu korkutmaya mı çalışıyordu? Shiori önüne geçerek adama bağırmıştı. Buna rağmen adam bir an bile gözlerini ondan kaçırmamıştı. Aoi adam ona bakmaya devam ettikçe daha da rahatsız hissediyordu kendisini. Neredeyse kusacaktı. İçini garip bir huzursuzluk kaplamıştı. Takeshi hançerini bastırarak sorusunu yinelemişti. Adam bu sefer de bakışlarını Takeshi'ye çevirerek arkadaşlarının zor durumda olduğunu, peşlerinden gitmelerini söylemişti. Masato, Kaede ve Satoshi... Başlarına kötü bir şey mi gelmişti?

Takeshi oldukça sabırsız ve öfkeli bir tonda onu öldürmeyi teklif etmişti. Shiori de karar veremeyerek Aoi'ye dönmüştü. Kararı onun vermesini istiyordu. Onu öldürmek yapılacak en mantıklı şey olurdu ancak Aoi bir işe yarayacağından şüpheliydi. Adamın bedeni gerçek olmayabilirdi. Diğeri kaçarken o neden kaçmamıştı? Belki de bir kuklaydı. "Hokage öldürmek son çare demişti. İzin verin ben sorgulamayı deneyeyim. Olmazsa esir olarak alalım." Adama döndü. Neden Konoha'ya dönemeyeceğini söylediğini öğrenmek istiyordu. Üzerinde hala anlamlandıramadığı bir huzursuzluk vardı. "N-Neden öyle söyledin? Ne biliyorsun? Anlat!" Aoi "Eien no Sasayaki" kullanarak adamı Genjutsuya almayı deneyecekti. Eğer adamdan herhangi bir tepki alabilirse daha çılgınca bir planı vardı. "Reikon Tsumekomi" kullanarak adamın ruhunu kendi bedenine bağlamayı deneyecekti. Bunu normalde her zaman ölü bedenler üzerinde yapardı, daha önce hiç yaşayan bir ruh üzerinde denememişti ancak bunu başarabilirse adamın kukla olup olmadığını anlayabilirdi. Belki onun hakkında daha fazla şey öğrenme fırsatına erişirdi. Çok riskli bir hamleydi ancak riski alacaktı.
Image
► Show Spoiler
Game Master
Game Master
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Adamın gözlerine doğrudan bakarak onu sorguluyorsun. Ancak adamın yüzündeki sırıtış azalmak yerine gittikçe daha rahatsız edici bir hale geliyor. Sana boş ve donuk gözlerle bakarak kendinden emin ve alaycı bir tonla cevap veriyor. "Sennashi uğruna ruhumu feda ettim. Siz zavallılar asla anlamayacaksınız." Adamın sözlerindeki koyu fanatizm seni rahatsız ediyor. Derin bir nefes alıp zihnini odaklayarak hızla mühürlerini tamamlıyorsun.

Ruhundan yayılan sessiz fısıltılar adamın zihnine doğru ilerliyor. Adam önce irkiliyor, başını elleri arasına alarak acıyla bağırıyor. Gözlerini sıkıca kapatarak titremeye başlıyor. Saldırının etkisiyle yere çökmek üzere gibi görünüyor. Bir anlığına işe yaradığına inanıyorsun ama adam çok geçmeden başını kaldırarak direnmeye başlıyor ve sana meydan okuyan bakışlarla yeniden doğruluyor. İradesi tahmin ettiğinden çok daha güçlü. "Bu kadar mı? Sennashi'nin iradesi sizinkinden güçlüdür!"

Takeshi adamın direnç gösterdiğini görünce sabrı tükeniyor ve daha fazla bekleyemeyeceklerini söyleyerek hızlıca adamın ellerini cebinden çıkardığı misina ile sımsıkı bağlıyor. "Daha fazla zaman kaybedemeyiz, esir alıyoruz bunu." Reikon Tsumekomi tekniğini kullanmayı denemek istesen de Takeshi’nin aceleci tavrı yüzünden buna fırsat bulamıyorsun. Adam şimdi tamamen bağlanmış durumda. Takeshi adamı sırtlayarak size sesleniyor. "Masato'ların yerini biliyoruz, hemen önden gidin. Hızlı olmalıyız!"

Başını sallayarak Shiori ile birlikte hızla binayı terk ediyorsun. Ay ışığının altında ormanın içinden koşarken, kalbinizdeki kaygı her geçen saniye artıyor. Satoshi, Masato ve Kaede'nin tehlikede olabileceği düşüncesi sizi iyice hızlandırıyor. Kısa bir süre sonra ormanın içinde gizlenmiş mühür atölyelerinin olduğu açıklığa ulaşıyorsunuz. Bir ağacın tepesine sessizce çıkarak etrafı gözlemliyorsunuz. Gördüğünüz manzara oldukça kaotik.

Mühür atölyesi, açık havada, genişçe bir alana kurulmuş. Her yerde karmaşık sembollerle dolu parşömenler ve mühür çizimleri var. Toplamda 7 düşman göze çarpıyor, hepsi de siyah giysili ve maskeli. İkişerli gruplar halinde Satoshi, Masato ve Kaede ile savaşıyorlar. Masato, Byakugan’ını aktif hale getirerek akıcı, mükemmel bir savunma ve saldırı kombinasyonuyla dövüşüyor. Tam siz vardığınız anda ileriye doğru atılıyor ve güçlü, hızlı bir Hyuuga tekniği olan "Hakke Rokujuuyon Shou" tekniğini uyguluyor. Düşmanı, tekniğin vurduğu sert darbelerle yere yığılıyor.

Satoshi, gölge tekniklerini kullanarak iki düşmanı aynı anda sabitlemeye çalışıyor ancak düşmanlar ondan sürekli kaçmayı başarıyor. Gergin ve stresli görünüyor. Kaede ise oldukça agresif şekilde dövüşüyor. Sennashi üyelerinden birine karşı mesafeyi koruyarak, uzun mesafeli silahları ve shurikenleri kullanıyor ancak düşmanı epey hızlı olduğu için sürekli yer değiştirmek zorunda kalıyor.

2 düşman, Satoshi’nin gölgelerinden sürekli kaçmayı başarıyor. 2 düşman, Kaede’ye sürekli saldırarak onun hareket alanını daraltmaya çalışıyor. 2 düşman ise Masato’nun üzerine odaklanmış, onun yakın dövüş tekniklerini engellemek için mesafeyi açmaya çalışıyorlar. Bulunduğunuz konumdan net olarak görebildiğin şeyler bunlar. Size henüz dikkat etmediler ve sürpriz saldırı yapma şansınız var.

Shiori yavaşça sana dönüyor. "Aoi, şu anda fark edilmedik. Satoshi'nin durumu riskli görünüyor ama Kaede'nin de desteğe ihtiyacı var gibi. Ben sanırım Kaede'ye destek vermeye gideceğim. Sen ne yapacaksın?" Taktiksel açıdan şu an avantaj sizde ancak hızlı karar vermeniz gerekiyor. Gerginlikle nefesini tutuyor ve önündeki seçenekleri değerlendirmeye başlıyorsun.
Konohagakure
Konohagakure
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Eien no Sasayaki adamı bir anlığına afallatsa dahi güçlü iradesi ile kısa sürede kendisini toparlamıştı. Gerçekten de Sennashi üyeleri üzerinde genjutsu uygulamak zordu. Fazlasıyla dirençliydiler. Komplike üst düzey genjutsular kullanmak gerekliydi. Adam Sennashi uğruna ruhunu feda ettiğini söylediğinde Aoi yüzünü buruşturarak başını çevirdi. Bir insan en kıymetlisi olan ruhunu nasıl böyle iğrenç ve ırz düşmanı bir topluluğa feda edebilirdi? Yaratıcı Yuukon'un adını kötülemekten başka bir şey değildi bu. Aoi planının ikinci kısmına geçemeden Takeshi sabırsız bir şekilde daha fazla zaman kaybetmemeleri gerektiği konusunda uyararak adamın ellerini bağlamış ve onu sırtlamıştı. Klinikte daha fazla düşman kalmadığı için Masatolara yardıma gitmeye karar verdiler.

Onların kendilerinden biraz geride olduklarını biliyorlardı. Bu yüzden ciddi bir kayıp vermeden ulaşabilirlerdi, hala vakitleri vardı. Takeshi esir olan adamı götürürken Shiori ile Aoi de onların olduğu mühür atölyelerine doğru hızla harekete geçtiler. Çok kısa bir süre sonra ormanlık alana gizlenmiş bölgeyi bulmuşlardı. Uzun bir ağaca çıkıp etrafı gözlemlemeye başladılar. Kaede, Masato ve Satoshi çetrefilli bir mücadelenin içerisindeydiler. Karşılarında görebildikleri kadarıyla yedi maskeli kişi vardı. Tabi etrafta daha fazlası da olabilirdi. Dikkatli olmalıydılar. Masato kendini iyi idare ediyor gibiydi. Hyuuga yetenekleri sağ olsun, yakın dövüşte oldukça avantajlıydı. Satoshi ve Kaede ise oldukça zorlanıyor gibiydiler. Adamlar Satoshi'nin gölgelerinden kaçabiliyorlardı. Kaede de kendi bedeninde silahları ile dövüşüyordu ancak köşeye sıkıştırılmış gibi yer değiştirerek avantaj sağlamaya çalışıyordu.

Henüz Aoi ve Shiori keşfedilmemişlerdi. Bu da onlara ani bir saldırı yapma avantajı veriyordu. Shiori, Kaede'ye yardım edeceğini söylemişti. Aoi başını salladı. "Ben de Satoshi'ye destek vereceğim." dedi kesin bir dille ve hemen harekete geçmeye karar verdi. Onlar henüz orada olduğunu fark etmeden "Fuuton: Kuudan" kullanarak yakınındaki tüm hedefleri rüzgar mermileri ile etkisiz hale getirmeyi veya afallatmayı planlıyordu. Böylece arkadaşlarına zaman kazandıracaktı. Sonra da tekrardan "Shizukesa no Kusari" kullanarak Satoshi'nin mücadele ettiği adamları zincirleriyle bağlamaya çalışacaktı. Böylece Satoshi'ye saldırıya geçmesi için alan açmak istiyordu.
Image
► Show Spoiler
Game Master
Game Master
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Hızla mühürlerini yaparak derin bir nefes alıyorsun. Göğsünden yükselen çakranın etkisiyle havanın yoğunlaşarak mermi formunu aldığını hissediyorsun. Hedefe odaklanarak hızla tekniğini salıyorsun. Hava mermileri, ağaç dallarının arasından görünmez bir rüzgar ordusu gibi hedeflerine ulaşıyor. Satoshi'yi sıkıştıran adamların biri göğsüne, diğeri ise yan tarafına gelen darbelerle büyük bir güçle yere savruluyor. Düşmanlar ne olduğunu anlayamadan, Satoshi için gereken alan açılıyor.

Satoshi seni fark edip gülümsüyor ve derhal kendi gölge tekniğini uygulayarak yerde yatan düşmanları tamamen hareketsiz hale getiriyor. Ancak dinlenmeye vaktin yok. Hiç vakit kaybetmeden yeniden el mühürlerini oluşturuyor ve ruhsal enerjini yönlendirerek zihninde zincirleri canlandırıyorsun.

Ellerinden yayılan görünmez ruh zincirleri, geriye kalan iki düşmanı sarmalayarak anında hareketsiz bırakıyor. Zincirlerin çakra akışlarını bozduğu anlaşılıyor çünkü adamlar çaresizce debelenmeye başlıyorlar. Satoshi derin bir nefes alarak rahatlamış bir şekilde sana başıyla teşekkür ediyor.

Ancak üst üste yaptığın bu yüksek seviye tekniklerin ağırlığı altında olduğunu hissediyorsun. Nefesin hafifçe düzensizleşiyor ve bedenin ağırlaşıyor. Çakranın hatırı sayılır kısmını harcadın, bir anlık duraksıyorsun.

Shiori ve Kenmaru bu sırada alana giriyor. Birleşik hareketleriyle Kaede'nin üzerindeki baskıyı azaltıyorlar. Kenmaru ve Shiori'nin uyumu, kalan düşmanları hızla geriletirken Masato da Hyuuga teknikleriyle kalan rakipleri etkisiz hale getirmek üzere. Takeshi de sırtında esirle sonunda bölgeye varıyor ve durumu hızla değerlendiriyor. Esiri sertçe yere bırakıp hemen harekete geçiyor ve Masato'ya destek olmaya koşuyor.

Her şey yoluna girmeye başlamış gibi görünürken aniden ormanın içinden tuhaf, ürpertici bir his yükseliyor. İçine ani bir ürperti çöküyor. Arkandan gelen, belirsiz ama derin bir ses yankılanıyor zihninde. "Sonunda buldum seni, küçük Yureikumo."

Arkaya dönmek üzereyken, gözlerinin önünde hava dalgalanıyor. Sana doğru hızla yaklaşan siyah, yoğun bir sis fark ediyorsun. Hislerin sana bunun sıradan bir saldırı olmadığını söylüyor. Tepki vermek zorundasın, ancak zihninin bulanıklaşmaya başladığını da hissediyorsun.

Savaş alanındaki gürültü bir anda kayboluyor, çevrendeki her şey sanki yavaşlıyor. Kalp atışların kulaklarında yankılanıyor. İşte o anda, derinliklerden gelen ses tekrar fısıldıyor. "Hazır mısın… Kaderinle yüzleşmeye?"

Bedenin bir anda hareketsizleşiyor, içinden derin bir korku yükseliyor. Buna şimdi karşılık vermek zorundasın, ancak bir anda tüm gücünün tükendiğini fark ediyorsun. Karşındaki şey ile nasıl yüzleşeceğinden bile emin değilsin.

Ne yapacaksın, Aoi?
Konohagakure
Konohagakure
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Rüzgar mermileri hedeflerden ikisine isabet ederek onları yere savurmuştu. Satoshi hamleyi yapanın kim olduğunu fark edince hafifçe gülümsemiş ve açılan alandan yararlanarak adamları etkisiz hale getirmişti. Aoi yeniden el mühürlerini yaparak ruh zincirleriyle iki düşmanı daha bağladı. Çakraları kesintiye uğradığı için debelenen adamları tuttuğu için Satoshi'nin nefes alacak alanı oluşmuştu. Minnettar bir şekilde ona bakıyordu. Esir olan adamın onları uyardığı gibi, gerçekten de buraya gelmeseler arkadaşları çok zor durumda kalacaktı.

Aoi uzun zamandır üst üste çakrasını hızlıca harcadığı için vücudunun ona itaat etmemeye başladığını hissediyordu. Kendisini fazlasıyla yormuştu ve artık biraz durması gerekliydi. Bir anlığına duraksayarak geriye çekildi. Düzgün nefes almakta zorlanıyordu. Çakrasını düzenlemesi gerekliydi. Bu esnada Shiori ve Kenmaru arkadan destek olarak gelerek Kaede'ye yardım etmişlerdi. Takeshi de sırtındaki esirle yavaş da olsa arkadan onlara yetişmişti. Esiri yere bırakarak Masato'ya yardıma koşmuştu. Şimdilik düşmana üstün geliyor gibi görünüyorlardı.

Aoi tam bu esnada arkalarındaki ormandan yükselen uğursuz, hayırsız bir şeyler hissetti. Ne olduğuna emin değildi. Zihninde cisimleştiremiyordu. Ancak yolunda olmayan bir şeyler olduğuna emindi. Zihninde kimseye ait olmadığına emin olduğu bir ses yankılandı. Onun adını söylüyordu. Kendisini sonunda bulduğunu söylüyordu. Gözlerinin önünde devasa siyah bir sis bulutu yükseldi. Bir şeyler oluyordu. Genjutsuya mı alınmıştı? Tepki vermeliydi. Karşı koymalıydı. Aklına esir olan adamın söyledikleri geldi. Konoha'ya bir daha dönemeyeceğine dair umutsuz öngörüsü... Ona ne yapıyorlardı?

Bir anda kendini tüm seslerden izole bir alanda buldu. Her şey yavaşlamıştı adeta ağır çekimdeydi. Kalp atış seslerini duyuyordu. Zihni bulanıklaşırken doğru düşünmekte zorlanıyordu. Ne yapacağını bilmiyordu. Çaresizlik onu boğazından yakalamış ve boğuyordu sanki. Sesi tekrar işitti. Kaderiyle yüzleşmeye hazır olup olmadığını soruyordu. "Sen kimsin? Bana ne yapıyorsun?" Burada ölecekse de onurlu bir shinobi olarak ölecekti. Karşılık vermeye hazırdı. Gerekirse tüm çakrasını harcar bitirirdi ancak bu şeref yoksunlarına teslim olmazdı. Yapabildiği kadar çakrasını yoğunlaştırmaya çalıştı. "Kai." Bu bir genjutsu ise kendisini bundan kurtarabilmeyi umuyordu. Tüm bedeni taş gibi kaskatı kesilmişti. Hareket edemiyordu. Kollarında derman kalmamıştı sanki. Bu neden oluyordu? Çakrasını çok harcadığı için zayıfken mi yakalanmıştı? "Bırak beni!" Kalan son gücüyle de direnecekti.
Image
► Show Spoiler
Game Master
Game Master
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Kai tekniğini yapmaya çalışıyorsun ancak hiçbir etkisi olmuyor. Çaresizlik içinde zihninde yükselen bu karanlığa karşı koymaya çabalıyorsun, fakat bedenin sana ihanet edercesine ağırlaşıyor, düşüncelerin yavaşlıyor. Arkadaşlarının panikle bağıran sesleri giderek bulanıklaşıyor, ardından usulca sessizleşiyor. Son duyduğun şey Takeshi'nin sana doğru telaşla bağıran, yankılanan sesinin gitgide derinlere gömülmesi oluyor.

"Aoi! Ne oluyor sana?! Aoi-"

Sonra her şey sessizleşiyor. Gözlerinin önündeki dünya bir anlığına mutlak bir karanlığa gömülüyor. Sanki varoluşun kıyısına sürüklenmiş gibi hissediyorsun.

Ve birden, her şey değişiyor.

Gözlerini açtığında bir ormandasın. Etrafında sakin, nazik bir rüzgar esiyor; hafif yaprak hışırtılarını, uzaktan gelen kuşların cıvıltılarını işitiyorsun. Hava aydınlık, gökyüzü berrak ve günlük güneşlik. Bu sakinlik seni şaşırtıyor. Biraz önceki kaosun yerini bu huzur dolu doğa manzarasının alması, zihnini karıştırıyor. Acaba ölmüş müydün? Yoksa çok güçlü bir genjutsunun içinde miydin?

Tam o anda, sağ çaprazındaki yüksek bir ağacın kalın dalında duran gizemli bir figür fark ediyorsun. Başında koyu renkli, geniş bir kapüşon var. Yüzünü tamamen gölgede bırakmış. Sessizce, sakin ama ürkütücü bir duruşla seni izliyor. Yavaşça sana doğru eğiliyor, yüzü hala görünmüyor, yalnızca derin, yankılı sesi duyuluyor.

"Ben Işık İşaretçisi."

Sesindeki derin yankı tüm ruhunu titretiyor adeta. Yavaş, kendinden emin ama anlayış dolu bir tonda konuşmaya başlıyor.

"İki yol vardır, genç Yureikumo. Kanunların yolu ve vicdanın yolu. Kanun düzen ve istikrar getirir, fakat bazen kalbin sesini duymazdan gelmeyi gerektirir. Vicdan ise içindeki ışığın rehberliğidir, seni bazen kaosa sürükleyebilir, ama ruhunu her daim temiz tutar."

Hafifçe duraksıyor, ormanın içindeki yapraklar titreşirken, sözleri zihninde yankılanmaya devam ediyor.

"Senin gibiler daima bir seçimle yüzleşir. Ya kuralların güvenli ancak katı patikasında yürürler ya da içlerindeki ışığa güvenerek bilinmeyen yollara saparlar. Şimdi söyle bana, genç Yureikumo."

Kapüşonun altındaki yüz hâlâ görünmezken, ellerini ağır ağır iki yana açıyor, seni davet eder gibi.

"Hangi yolu seçeceksin? Kanunun emrini mi, yoksa vicdanının çağrısını mı takip edeceksin?"

Figür sessizce cevabını bekliyor. Tüm orman sessizleşiyor, zaman sanki donuyor. Cevabının kaderinde bir dönüm noktası olacağını hissediyorsun.
Konohagakure
Konohagakure
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Kai yapmaya çalışması hiçbir işe yaramamıştı. Bütün bedeni gittikçe ağırlaşıyor ve tüm iradesine meydan okuyordu. Tüm sesler boğuklaşırken duyduğu son tanıdık ses Takeshi'nin kendi adını haykıran endişeli sesiydi. Yapabilse ona bir şekilde yardım edebilmeleri için haykıracaktı adeta. Ancak ses bile çıkaramıyordu. Dünyasının boğuklaşarak karanlığa dönüşünü izlemek zorunda kaldı. Nasıl bir genjutsuydu bu böyle?

Gözlerini yeniden açtığında daha önce içinde bulunmadığı bir ormandaydı. Kuş cıvıltıları, rüzgarda dans eden yapraklar, yeşillik kokuları birbirine karışıyordu. Nispeten huzurluydu. Sahte olmadığını bilse daha da huzurlu hissederdi. Zihnine bir şey yapmış olmalıydılar. Burada olmaması gerektiğinin çok net farkındaydı. Onun gardını düşürmeye çalışıyor olmalıydılar. Böyle sakin bir mekan seçmelerinin sebebi bu olsa gerekti. Başını sağa çevirdiğinde ağaç dallarından birine oturmuş bir insan figürü fark etti. Kocaman kapüşonu yüzünden yüzü seçilemiyordu. Sennashi üyelerinden birisine benziyordu. Ağzını açtığında derin bir ses duyulmuştu. Işık işaretçisi olduğunu iddia ediyordu.

Aoi bunun gerçek olmadığının farkındaydı. Işık işaretçisi diye bir şey yoktu, o bir yanılsamaydı. İnsanları manipüle edip kandırdıkları bir sahtelikti. Ses onunla konuşmaya devam ediyordu. İki yol olduğunu, birinin vicdan birinin kanun yolu olduğunu söylüyordu. Anlattıkları ona daha önce Kaita Uchiha'nın anlattıklarının aynısıydı. Her zaman kanunu dinlemenin insanı vicdanından uzaklaştırdığını, gerektiği zaman kanunları çiğneyip vicdanını takip edebilecek kişilerin Sennashi'ye kabul edildiklerini söylemişti. Bu yolu seçmezse de ışık işaretçisi onu rahat bırakacaktı.

Figür kollarını iki yana açarak ondan seçim yapmasını istemişti. Hangi yolu seçeceğini soruyordu. "Yalan söylediğini biliyorum. Sizi çoktan çözdüm ben." dedi Aoi pek beklemeden. Ona fırsat vermeyecekti. "Işık işaretçisi diye bir şey yok, bir yanılsamadan ibaret. Saf zihinlerin içine girerek onları bu safsatalarla kandırıyorsunuz ama tek amacınız gerçek kanun gücünü ele geçirmek. Kanunların üstünde bir kanun olmak istiyorsunuz. Köyleri kaosa sürükleyip, masum vatandaşları huzursuz edip vicdanınızı takip ettiğinizi söyleyerek işin içinden çıkabileceğinize inanıyorsunuz. Kanunlar bir sebeple vardır. Düzen sağlamak için. Bu düzen her zaman kişisel çıkarlara hizmet etmez. Sizin gibiler de estirdiğiniz terörün adını böyle tatlı namelerle süsler ancak. Kendi kişisel hırslarınız ve çıkarlarınız için genç zihinleri maşa haline getiriyorsunuz. Onların güçlerini ve idealist adanmışlıklarını kullanarak bundan nemalanıyorsunuz. Onlara gerçek iyi ve doğru olan için hizmet ettikleri yalanını uyduruyorsunuz ve ne yazık ki size inanıyorlar. Üzgünüm ama beni kandıramazsın. Ben o kadar saf değilim." Elini kunailerine götürdü ve savunma pozisyonuna geçti. Gerekirse burada canı pahasına savaşacaktı ancak bedenini bu teröristten geri alacaktı. "Sizi ve bu çarpık düzeninizi ekip arkadaşlarımla birlikte yok edeceğim. Bu da Yuukon adına sözüm olsun."
Image
► Show Spoiler
Game Master
Game Master
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Söylediklerini dinleyen kapüşonlu figür hafifçe başını eğiyor, yüzü hala karanlığın içinde gizli. Sessiz bir duraklamadan sonra derin, yankılanan sesi ormanın sessizliğini yeniden dolduruyor. "Cesur sözler… fakat eksik anlayıştan doğan cesaret, insanı yalnızca uçurumun eşiğine kadar taşır." Etrafınızdaki orman sanki onun sözleriyle birlikte kararıyor, kuş cıvıltıları ve yaprak hışırtıları bile saygıyla susuyor sanki. Sana yavaşça, sakin ve emin adımlarla yaklaşırken sesinde acıma değil, fakat derin bir hayal kırıklığı var.

"Sözlerin kanunun düzeninden bahsediyor, düzen, doğru. Ancak kanun her zaman adil değildir. Yüzlerce, binlerce insanın hayatını yok eden kanunları adil kabul edenler de, kanunlara körü körüne inanmakta sakınca görmeyenlerdir. Oysa vicdan, kalplerimizde yankılanan ebedi kanundur. Onun sesi asla yanlış yönlendirmez. Sen ise, kendi kalbindeki sesi değil, başkalarının sana öğrettiği kuralları takip ediyorsun."

Başını hafifçe kaldırıyor, yüzünün belli belirsiz bir kısmı gölgelerden sıyrılıyor. Görebildiğin tek şey dudaklarında beliren hafif, hüzünlü bir gülümseme. "Saf ve temiz yüreğinle, gerçeği bulabileceğini umdum. Fakat görüyorum ki, onların kurallarının gölgesi seni ele geçirmiş. Onların seni kullandığını, senin ideallerinin kölesi olduğunu göremiyorsun. Belki zamanla bunu anlarsın, belki de asla. Ama sonuçta, kendi yolunu kendin çizdin."

Bir adım geriye doğru çekiliyor, sakin bir şekilde iki yana açtığı kollarını aşağı indiriyor.

"Demek, bu bir yanılsama, öyle mi?"

Sözlerini tamamlar tamamlamaz hızlıca bir mühür yapıyor. Yanında aniden üç tane daha klonu beliriyor ve dört figür aynı anda, kusursuz bir senkronizasyon içinde bağırıyorlar.

"Katon: Goukakyuu no Jutsu!"

Birden dört kocaman ateş topu hızla oluşarak sana doğru ilerliyor. Ateş toplarının ısısı öylesine gerçek ki teninde giderek yükselen sıcaklığı hissedebiliyorsun. Alevlerin parıltısı gözlerine yansıyor, kalbin hızla çarpmaya başlıyor. Artık yanılsama mı, yoksa gerçek mi emin değilsin, bu hamleyi durdurmazsan sonuçları gerçekten ağır olabilir. Etrafında sana yardım edecek kimse yok, tek başınasın.

Alevlerin yakıcı ısısı ve uğultulu sesi üzerine gelirken, hızlıca harekete geçmen gerekiyor. Bu karşılaşmadan sağ çıkmak istiyorsan hemen bir karar vermelisin!
Konohagakure
Konohagakure
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Kapüşonlu adam onun anlayışının "eksik" kendisininkinin ise "kusursuz" olduğunu iddia ediyordu. Kendisine doğru yaklaşırken kanunun düzen sağladığını, yüzlerce binlerce insanın hayatını yok ettiğini, vicdanın kalplerde ebedi olduğunu, yanlış yönlendirmeyeceğini söylemişti. "Kimin vicdanı? Sizinki mi?" Herkesin kendi vicdanına göre iş yapması kadar kaotik bir dünya olabilir miydi? O zaman herkes kendi adaletini kendisi belirlerdi, kurallar olmazdı, düzen olmazdı. Adam onun gerçeği "bulamadığından" yakınarak hayal kırıklığını dile getirmişti. Onlar tarafından kullanıldığını düşünüyordu. Neyse ki Aoi'yi bu sözleri bir gram bile etkilemiyordu.

Adam etrafında dört tane klon oluşturmuştu. Dört klonun hepsi de aynı anda Katon jutsusu yapmıştı. Alev topları üzerine doğru geliyordu dört bir taraftan. Aoi aklına gelen tek hamleyi yaptı. "Kawarimi no Jutsu." Kendini uzaktaki bir taş veya odun parçası ile değiştirecekti. Böylece jutsular da klonlara denk gelecekti. "Bana vicdanım şu an bunu yapmanın doğru olduğunu söylüyor, üzgünüm." Eğer çakrası yeterse ve bu saldırıdan sağ çıkabilirse Fuuton: Kuudan kullanarak hedefine hava mermileri gönderecekti. Şu an nasıl bir gerçeklikte olduğundan emin değildi, darbeleri gerçekten fiziksel etki ediyor muydu veya zarar görecek miydi bilmiyordu. Bedeninin kontrolünü geri kazanarak bu yanılsamanın içinden çıkması gerekiyordu.
Image
► Show Spoiler
Post Reply