Mina'nın anlattıklarını zihnimde yeniden sıraladığımda, ilk bakışta birbirinden kopuk görünen olayların aslında aynı bölgenin etrafında toplanmış olması dikkatimi çekiyor. Balık sürülerinin kıyıya yaklaşması, kesilmiş ağlar ve geceleri görülen beyaz ışıklar... Üçü de farklı şeyler gibi duruyor, fakat haritadaki konumlarını düşündüğümde ortalarında Karasu Tepesi kalıyor. Bir olayın çevresinde bu kadar fazla anormalliğin toplanması, özellikle de denizin davranışında değişiklikler görülüyorsa, görmezden gelinecek bir tesadüf değil.
Derin deniz balıklarının sığlığa çıkması ise diğerlerinden biraz daha farklı. Bir insanın gördüğü ışığın ne olduğunu yanlış anlaması mümkün, bir ağın nasıl parçalandığı konusunda hata yapılabilir. Fakat balıkların normal yaşam alanlarını terk etmesi daha somut bir değişime işaret ediyor olabilir. Eğer denizin altında onları rahatsız eden veya yaşam alanlarını değiştirmeye zorlayan bir şey varsa, denizin birden ısınması da bununla bağlantılı olabilir. Sıcaklıktaki değişim tek başına yeterli bir kanıt değil, fakat balıkların davranışıyla birlikte düşünüldüğünde anlam kazanıyor. Martıların kaybolması da aynı şekilde... Belki önemsiz bir ayrıntı, belki de denizdeki değişimi hayvanların bizden önce fark ettiğinin bir göstergesi.
Fakat bütün bunların arasında benim için asıl başlangıç noktası Koharu'nun kaybolması. Üç adamın teknelerini öylece bırakıp ortadan kaybolması, üstelik teknede kavga veya zorla götürülme belirtisi bulunmaması, bana onların bir şey tarafından tekneden uzaklaştırılmış olabileceğini düşündürüyor. Daha da önemlisi, bu olay Genzou'nun geçide girmesinden yalnızca bir gün önce yaşanmış. Eğer Koharu'nun mürettebatı geçidin veya Karasu Tepesi çevresinde bir şey fark ettiyse, Genzou'nun ertesi gün oraya gitmesi artık sıradan bir keşif gezisi olmaktan çıkıyor.
Genzou'nun verdiği saat de burada önem kazanıyor. Mina'nın gelgit hesabı doğruysa, onun geçide girdiğini söylediği saatte giriş yaklaşık bir metre suyun altında olmalıydı. Bu durumda önce Genzou'nun yalan söyleyip söylemediğini düşünmek doğal. Fakat tek ihtimal bu değil. Belki saati yanlış hatırladı. Belki elimizdeki harita eski ve bölgenin yapısı değişti. Ya da daha rahatsız edici ihtimal doğru: geçidin kendisi, deniz seviyesi veya çevresindeki kayalık yapı zaman zaman değişiyor. Eğer böyle bir değişim gerçekten varsa, Koharu'nun kaybolmasıyla geçidin durumu arasında düşündüğümüzden daha doğrudan bir bağlantı olabilir.
Beyaz ışıklar da bu noktada başka bir anlam kazanıyor. Eğer ışıklar Genzou'nun geçidinin açıklarında görülüyorsa, onları doğrudan geçidin kendisine bağlamak kolay olurdu. Fakat Karasu Tepesi'nin konumunu da hesaba kattığımda, geçidin yalnızca insanların fark ettiği giriş noktası olabileceğini düşünmeye başlıyorum. Belki asıl kaynak daha içeride, denizin altında ya da Karasu Tepesi'nin çevresinde bir yerde. Balıkların hareketi, su sıcaklığı ve ışıkların aynı bölgeye işaret etmesi bu ihtimali güçlendiriyor. Henüz bunun ne olduğunu bilmiyorum; doğal bir oluşum da olabilir, başka bir şey de. Ama araştırmayı yalnızca mağaranın içine bakarak tamamlamak büyük bir hata olur.
Bir başka soru ise neden benim gönderildiğim. Mizukage'nin önüne bırakılan rapor gerçekten yalnızca "kötü kokan bir mağara" ile ilgiliyse, bu görevin bana verilmesi gereksiz derecede dikkat çekici. Hōzuki olmam, su altında hareket edebilmem ve jounin seviyesinde olmam elbette böyle bir bölgede avantaj sağlıyor. Bu yüzden görev seçiminde bunun etkili olması mümkün. Fakat Mina'nın şüphesi yine de aklımdan çıkmıyor. Eğer Mizukage bütün bu olayların arkasındaki tabloyu biliyorsa, bana verilen görev muhtemelen raporda yazandan daha geniş.
Belki de benden geçidi araştırmam istenmedi. Belki geçidin çevresinde ne olduğunu bulmam isteniyor.
Bu düşünceyle birlikte olayların sırası da değişiyor. Önce Koharu ve mürettebatı kayboluyor. Ardından Genzou geçide gidiyor. Geçidin fiziksel koşulları anlatılanlarla uyuşmuyor. Aynı bölgede deniz sıcaklığı değişiyor, derin deniz balıkları kıyıya geliyor ve geceleri ışıklar görülüyor. Bunların hepsinin tek bir sebebi olduğunu söylemek için henüz erken. Fakat hepsinin aynı bölgeye doğru işaret etmesi, benim için yeterli.
Genzou'nun anlattıklarını dinleyeceğim. Özellikle saati, gelgiti ve geçitte tam olarak ne gördüğünü öğrenmem gerekiyor. Sonra Koharu'nun kaybolduğu bölgeye bakacağım. Eğer orada da geçidin çevresindeki izlere benzeyen bir şey bulursam, o zaman iki olayın bağlantılı olduğundan daha fazla emin olabilirim. Ondan sonra Karasu Tepesi'ne bakmak gerekecek.
Çünkü şu anda bütün yollar oraya çıkıyor.
Mina'nın bana bıraktığı soru hâlâ cevapsız. Mizukage beni gerçekten sadece bir geçidi kontrol etmeye mi gönderdi?
Denize ve uzakta karanlığa gömülen Karasu Tepesi'ne bakarken bunun cevabını artık merak etmekten çok, bulmam gerektiğini hissediyorum. Çünkü eğer bu olayların merkezi gerçekten orasıysa, Koharu'nun mürettebatının neden kaybolduğunu ve Genzou'nun neden tutmayan bir hikâye anlattığını anlamanın yolu da muhtemelen oradan geçiyor.
Şimdilik elimde yalnızca ihtimaller var.
Ama ihtimallerin hepsi aynı yeri gösteriyorsa, artık oraya bakmamak için bir sebep yok.
Kirigakure


Joined: Sun Jul 26, 2026 2:14 am
Rütbe:
SHINOBI KAYDI
shinobi
rank
B
element
Suiton
affinity
Taijutsu
techniques
Kaifuu no Jutsu (Mühür Kaldırma Tekniği)Suika no Jutsu (Hidrasyon Tekniği)
Mizu Bunshin no Jutsu (Su Klon Tekniği)
Suiton: Suijinheki (Su Formasyon Duvarı)
Suiton: Gousuiwan no Jutsu (Su Elementi: Büyük Su Kolu Tekniği)
Mikazuki no Mai (Hilal Dansı)
Oboreru Suiteki no Jutsu (Boğucu Su Küresi Tekniği)
Suiton: Tate Eboshi (Su Elementi: Kalkan Şapka Çocuk)
items
KatanaMina, uzun süre herhangi bir karşılık vermediğini görünce seni sıkıştırmıyor. Önündeki raporları tek tek toplayıp kenarlarını hizalıyor, ardından Koharu’ya ait belgeyi diğerlerinden ayırarak masanın üzerinde bırakıyor. Yüzündeki soğuk ifade değişmese de, o kağıdı özellikle kaldırmaması tesadüf gibi görünmüyor. "Bir şeye ihtiyacın olursa bunlar burada." diyor yalnızca. Sonra bakışını yeniden pusulaya indiriyor. Birkaç dakika sonra haritanın kenarındaki küçük cetvelle yeni bir ölçüm alıyor ve Mina’nın kaşları yeniden hafifçe çatılıyor. "Akıntı tahminden hızlı." Tetsu’ya sesini yükseltmeden, "İki derece kuzeye al. Böyle devam ederse Kurohane’ye fazla yaklaşacağız." diyor. Dümenin başındaki Tetsu yalnızca elini kaldırarak duyduğunu belli ediyor.
Açık denize çıktıkça Kirigakure’yi çevreleyen yoğun sis yavaş yavaş inceliyor. Su Ülkesi’nin açık suları, kıyıdan bakıldığında hissedilmeyen büyüklüğünü göstermeye başlıyor. Ufuk gri gökyüzüyle denizin birbirine karıştığı kesintisiz bir çizgi haline geliyor. Gemi zaman zaman uzun dalgaların üzerine yükselip ardından ağır ağır aşağı inerken, ahşap gövde her harekette derinden gelen gıcırtılar çıkarıyor. Saburou bir süre dümenin yakınında Tetsu’yla konuşuyor, Gorou ise güvertedeki kasaların iplerini ikinci kez kontrol ediyor. Nao’nun aşağıdan getirdiği sıcak çayın kokusu kısa süreliğine tuzlu deniz havasını bastırıyor. Yolculuğun ilk saatinde olağandışı sayılabilecek hiçbir şey yaşanmıyor.
İkinci saate yaklaşıldığında ise değişiklik önce Issei’nin dikkatini çekiyor. Makine bölümünden çıkarak güvertenin kenarına eğiliyor, küçük metal bir kabı iple suya indirip birkaç saniye sonra yeniden yukarı çekiyor. Kabın içindeki suya parmağını değdirdikten sonra kaşlarını kaldırıyor. "Kaptan." Saburou yanına geldiğinde Issei cebinden çıkardığı basit termometreyi kaba bırakıyor. Bir süre bekledikten sonra ikisi rakama beraber bakıyor. Saburou’nun yüzündeki rahat ifade tamamen kaybolmasa da gözleri denize çevriliyor. "Bir buçuk derece." Mina masadan başını kaldırıyor. "Ne kadar sürede?" Issei ise "Son ölçümden beri kırk dakika." diye cevap veriyor. Mina birkaç saniye hesap yapıyor. "Akıntıyla açıklanabilir." diyor. Issei omzunu silkerek yeniden aşağıya inmeye hazırlanırken Saburou bir süre daha suya bakıyor. "Açıklanabilir." diye tekrar ediyor, fakat ses tonu Mina’nınki kadar kesin çıkmıyor.
Bir süre sonra denizin yüzeyinde ilk balık sürüsü beliriyor. Önce birkaç küçük sırt, ardından onlarcası. Gemi yaklaştığında kaçmaları gerekirken sürünün büyük kısmı teknenin hemen yanından ilerlemeye devam ediyor. Aralarında normalde açık sularda ve daha derinde yaşayan iri, koyu renkli birkaç tür de bulunuyor. Gorou korkuluğun yanından eğilip baktığında yüzünü buruşturuyor. "Bunlar burada ne arıyor?" Tetsu dümeni bırakmadan "Yem peşindedir." diye cevap veriyor. Mina ise herhangi bir yorum yapmadan haritadaki konumun yanına küçük bir çarpı koyuyor. Birkaç dakika sonra balıklar gemiden uzaklaşıyor. Ardından dikkat çeken başka bir sessizlik oluşuyor. Kirigakure’den ayrıldığınızdan beri gemiyi takip eden martılar birer birer geride kalıyor. Önce üç, sonra iki, sonrasında yalnızca bir tanesi kalıyor. O da birkaç tur attıktan sonra batıya doğru dönüp gözden kayboluyor. Saburou bunu gördüğünde hiçbir şey söylemiyor. Yalnızca birkaç saat önce anlattığı hikâyedeki ayrıntıyı hatırlamış gibi çenesini kaşıyor.
Üçüncü saate girildiğinde Suiryuu ilk kez ufukta beliriyor. Önceleri sisin arasında koyu renkli, şekilsiz bir gölge gibi duran ada yavaş yavaş belirginleşiyor. Batı tarafındaki kıyı daha alçak ve yerleşime uygunken kuzeye doğru yükselen kayalıklar adayı keskin bir duvar gibi çevreliyor. Daha içerideki yükseltilerden biri diğerlerine göre fazla yüksek değil, fakat uzun ve düzensiz yapısıyla kolayca seçiliyor. Mina haritaya bakıp mesafeyi kontrol ettikten sonra başını kaldırıyor. "Karasu Tepesi." diyor yalnızca. Tepeden herhangi bir duman veya yapı görünmüyor. Adanın batısına yaklaştıkça birkaç balıkçı teknesi seçilmeye başlıyor fakat bunların çoğu kıyıya bağlı. Açıkta çalışan tekne sayısı, bu büyüklükte bir yerleşim için beklenenden belirgin biçimde az.
Rüzgar yön değiştirdiğinde geminin üzerindeki herkes yavaş yavaş bir garipliği fark etmeye başlıyor. İlk tepki Nao’dan geliyor. Güvertenin altından yukarı çıktığında burnunu buruşturup etrafa bakıyor. "Bir şey mi bozuldu?" Gorou, erzak kasalarına doğru bakıyor. Issei refleksle makine bölümünün kapağını kontrol ediyor. Birkaç saniye sonra koku yeniden geliyor. Çok güçlü değil. Deniz tuzunun ve ıslak ahşabın arasından ancak seçilebilen, ağır ve tatlımsı bir çürüme kokusu. Saburou yüzünü rüzgara çeviriyor. "Gemiden değil." Mina da başını kaldırıyor ve kısa süre nefes aldıktan sonra adanın kuzey tarafına bakıyor. "Rüzgâr kuzeydoğudan geliyor." Başka hiçbir şey söylemiyor. Saburou ise ekibe seslenip batı koyuna giriş için hazırlanmalarını istiyor.
Suiryuu’nun batı limanı Kirigakure’deki rıhtımların yanında son derece küçük kalıyor. Deniz boyunca uzanan üç ahşap iskele, yan yana dizilmiş birkaç depo ve hemen arkalarında alçak taş evlerden oluşan bir yerleşim bulunuyor. Kıyının yukarısında dar sokaklar tepeye doğru yükseliyor. Birkaç çocuk geminin gelişini görmek için iskelenin başına yaklaşırken, ağ tamir eden yaşlı balıkçılar yalnızca kısa süre bakıp işlerine dönüyor. Saburou gemiyi en dış iskeleye yanaştırırken Gorou halatı kıyıdaki kazığa geçiriyor, Tetsu yelkeni topluyor ve Issei aşağıda sistemi kapatıyor. Yolculuğun başlangıcından beri ilk kez gemi tamamen durduğunda, denizin sürekli hareketine alışan beden için kara tuhaf biçimde sabit görünüyor.
Saburou rıhtıma indikten sonra etrafına bakıyor. Önce kıyıdaki depoları, ardından köye çıkan yolu tarıyor. Genzou’ya dair verilen tarif oldukça belirgin. Elli sekiz yaşlarında, kısa boylu, sol gözünün altında eski bir yara bulunan, gri sakallı bir balıkçı. Böyle biri iskelede sizi beklemiyor. Saburou bir süre bekledikten sonra limandaki ağları toplayan adama sesleniyor. "Genzou buralarda mı?" Adam başını kaldırıyor. "Sabah görmedim." Saburou’nun kaşları çatılıyor. "Bizi bekleyeceğini biliyordu." Balıkçı bu kez elindeki ağı bırakıp düşünür gibi oluyor. "Dün akşam limandaydı. Kiminle konuştu bilmiyorum. Sonra eve döndü herhalde." Saburou adama Genzou’nun evini soruyor. Adam köyün yukarısındaki taş evlerden birini işaret ediyor. "Mavi çatılı olan. Kuyunun yanındaki."
Mina da gemiden inerek kıyıyı sessizce inceliyor. Birkaç saniye sonra başıyla iskelenin daha ilerisini gösteriyor. Orada küçük, eski bir balıkçı teknesi bağlı. Teknenin kıç tarafındaki solmuş yazıda "GENZOU" adı okunuyor. İçinde kürekler, katlanmış bir ağ ve yarısı dolu küçük bir su kabı bulunuyor. Tekne burada olduğuna göre Genzou denizde değil. Mina yalnızca bunu belirtiyor. "Teknesi burada." Ardından sana bakıp başka bir çıkarımda bulunmadan susuyor.
Suiryuu’ya nihayet ulaşmış durumdasınız fakat sizi geçide götürmesi gereken adam ortada yok. Genzou’nun evi limandan yalnızca birkaç dakikalık mesafede görünüyor. İskeledeki balıkçılar dün gece onunla ilgili bir şey görmüş olabilir. Genzou’nun teknesi burada ve istersen çıkmadan önce üzerinde olağandışı bir iz olup olmadığını inceleyebilirsin. Mina’nın elindeki kayıtlara göre Koharu’nun terk edilmiş olarak bulunduğu kuzeybatı kayalıkları da köyden çok uzak değil. Saburou ve mürettebat gemide kalıp seni bekleyebilir veya ihtiyaç duyarsan içlerinden birini yanında gönderebilir. Karasu Tepesi ise köyün arkasında, sisin arasından görülen uzun karanlık sırtıyla adanın geri kalanının üzerinde sessizce duruyor.
Şu an önünde birkaç doğal başlangıç noktası var. Genzou’nun evine gidip neden rıhtıma gelmediğini kontrol edebilirsin. Limandaki balıkçılarla konuşup Genzou’nun dün akşam kimlerle görüştüğünü ve Koharu hakkında ne bildiklerini öğrenebilirsin. Genzou’nun bağlı duran teknesini, özellikle son kullanımına dair izler açısından inceleyebilirsin. Mina’dan Koharu’nun bulunduğu tam konumu alıp kuzeybatı kıyısına önceden bir keşif yapabilirsin. Saburou’dan mürettebattan birini yanına vermesini isteyebilir veya doğrudan tek başına hareket edebilirsin. Ya da kim bilir? Belki başka bir planın vardır.
Açık denize çıktıkça Kirigakure’yi çevreleyen yoğun sis yavaş yavaş inceliyor. Su Ülkesi’nin açık suları, kıyıdan bakıldığında hissedilmeyen büyüklüğünü göstermeye başlıyor. Ufuk gri gökyüzüyle denizin birbirine karıştığı kesintisiz bir çizgi haline geliyor. Gemi zaman zaman uzun dalgaların üzerine yükselip ardından ağır ağır aşağı inerken, ahşap gövde her harekette derinden gelen gıcırtılar çıkarıyor. Saburou bir süre dümenin yakınında Tetsu’yla konuşuyor, Gorou ise güvertedeki kasaların iplerini ikinci kez kontrol ediyor. Nao’nun aşağıdan getirdiği sıcak çayın kokusu kısa süreliğine tuzlu deniz havasını bastırıyor. Yolculuğun ilk saatinde olağandışı sayılabilecek hiçbir şey yaşanmıyor.
İkinci saate yaklaşıldığında ise değişiklik önce Issei’nin dikkatini çekiyor. Makine bölümünden çıkarak güvertenin kenarına eğiliyor, küçük metal bir kabı iple suya indirip birkaç saniye sonra yeniden yukarı çekiyor. Kabın içindeki suya parmağını değdirdikten sonra kaşlarını kaldırıyor. "Kaptan." Saburou yanına geldiğinde Issei cebinden çıkardığı basit termometreyi kaba bırakıyor. Bir süre bekledikten sonra ikisi rakama beraber bakıyor. Saburou’nun yüzündeki rahat ifade tamamen kaybolmasa da gözleri denize çevriliyor. "Bir buçuk derece." Mina masadan başını kaldırıyor. "Ne kadar sürede?" Issei ise "Son ölçümden beri kırk dakika." diye cevap veriyor. Mina birkaç saniye hesap yapıyor. "Akıntıyla açıklanabilir." diyor. Issei omzunu silkerek yeniden aşağıya inmeye hazırlanırken Saburou bir süre daha suya bakıyor. "Açıklanabilir." diye tekrar ediyor, fakat ses tonu Mina’nınki kadar kesin çıkmıyor.
Bir süre sonra denizin yüzeyinde ilk balık sürüsü beliriyor. Önce birkaç küçük sırt, ardından onlarcası. Gemi yaklaştığında kaçmaları gerekirken sürünün büyük kısmı teknenin hemen yanından ilerlemeye devam ediyor. Aralarında normalde açık sularda ve daha derinde yaşayan iri, koyu renkli birkaç tür de bulunuyor. Gorou korkuluğun yanından eğilip baktığında yüzünü buruşturuyor. "Bunlar burada ne arıyor?" Tetsu dümeni bırakmadan "Yem peşindedir." diye cevap veriyor. Mina ise herhangi bir yorum yapmadan haritadaki konumun yanına küçük bir çarpı koyuyor. Birkaç dakika sonra balıklar gemiden uzaklaşıyor. Ardından dikkat çeken başka bir sessizlik oluşuyor. Kirigakure’den ayrıldığınızdan beri gemiyi takip eden martılar birer birer geride kalıyor. Önce üç, sonra iki, sonrasında yalnızca bir tanesi kalıyor. O da birkaç tur attıktan sonra batıya doğru dönüp gözden kayboluyor. Saburou bunu gördüğünde hiçbir şey söylemiyor. Yalnızca birkaç saat önce anlattığı hikâyedeki ayrıntıyı hatırlamış gibi çenesini kaşıyor.
Üçüncü saate girildiğinde Suiryuu ilk kez ufukta beliriyor. Önceleri sisin arasında koyu renkli, şekilsiz bir gölge gibi duran ada yavaş yavaş belirginleşiyor. Batı tarafındaki kıyı daha alçak ve yerleşime uygunken kuzeye doğru yükselen kayalıklar adayı keskin bir duvar gibi çevreliyor. Daha içerideki yükseltilerden biri diğerlerine göre fazla yüksek değil, fakat uzun ve düzensiz yapısıyla kolayca seçiliyor. Mina haritaya bakıp mesafeyi kontrol ettikten sonra başını kaldırıyor. "Karasu Tepesi." diyor yalnızca. Tepeden herhangi bir duman veya yapı görünmüyor. Adanın batısına yaklaştıkça birkaç balıkçı teknesi seçilmeye başlıyor fakat bunların çoğu kıyıya bağlı. Açıkta çalışan tekne sayısı, bu büyüklükte bir yerleşim için beklenenden belirgin biçimde az.
Rüzgar yön değiştirdiğinde geminin üzerindeki herkes yavaş yavaş bir garipliği fark etmeye başlıyor. İlk tepki Nao’dan geliyor. Güvertenin altından yukarı çıktığında burnunu buruşturup etrafa bakıyor. "Bir şey mi bozuldu?" Gorou, erzak kasalarına doğru bakıyor. Issei refleksle makine bölümünün kapağını kontrol ediyor. Birkaç saniye sonra koku yeniden geliyor. Çok güçlü değil. Deniz tuzunun ve ıslak ahşabın arasından ancak seçilebilen, ağır ve tatlımsı bir çürüme kokusu. Saburou yüzünü rüzgara çeviriyor. "Gemiden değil." Mina da başını kaldırıyor ve kısa süre nefes aldıktan sonra adanın kuzey tarafına bakıyor. "Rüzgâr kuzeydoğudan geliyor." Başka hiçbir şey söylemiyor. Saburou ise ekibe seslenip batı koyuna giriş için hazırlanmalarını istiyor.
Suiryuu’nun batı limanı Kirigakure’deki rıhtımların yanında son derece küçük kalıyor. Deniz boyunca uzanan üç ahşap iskele, yan yana dizilmiş birkaç depo ve hemen arkalarında alçak taş evlerden oluşan bir yerleşim bulunuyor. Kıyının yukarısında dar sokaklar tepeye doğru yükseliyor. Birkaç çocuk geminin gelişini görmek için iskelenin başına yaklaşırken, ağ tamir eden yaşlı balıkçılar yalnızca kısa süre bakıp işlerine dönüyor. Saburou gemiyi en dış iskeleye yanaştırırken Gorou halatı kıyıdaki kazığa geçiriyor, Tetsu yelkeni topluyor ve Issei aşağıda sistemi kapatıyor. Yolculuğun başlangıcından beri ilk kez gemi tamamen durduğunda, denizin sürekli hareketine alışan beden için kara tuhaf biçimde sabit görünüyor.
Saburou rıhtıma indikten sonra etrafına bakıyor. Önce kıyıdaki depoları, ardından köye çıkan yolu tarıyor. Genzou’ya dair verilen tarif oldukça belirgin. Elli sekiz yaşlarında, kısa boylu, sol gözünün altında eski bir yara bulunan, gri sakallı bir balıkçı. Böyle biri iskelede sizi beklemiyor. Saburou bir süre bekledikten sonra limandaki ağları toplayan adama sesleniyor. "Genzou buralarda mı?" Adam başını kaldırıyor. "Sabah görmedim." Saburou’nun kaşları çatılıyor. "Bizi bekleyeceğini biliyordu." Balıkçı bu kez elindeki ağı bırakıp düşünür gibi oluyor. "Dün akşam limandaydı. Kiminle konuştu bilmiyorum. Sonra eve döndü herhalde." Saburou adama Genzou’nun evini soruyor. Adam köyün yukarısındaki taş evlerden birini işaret ediyor. "Mavi çatılı olan. Kuyunun yanındaki."
Mina da gemiden inerek kıyıyı sessizce inceliyor. Birkaç saniye sonra başıyla iskelenin daha ilerisini gösteriyor. Orada küçük, eski bir balıkçı teknesi bağlı. Teknenin kıç tarafındaki solmuş yazıda "GENZOU" adı okunuyor. İçinde kürekler, katlanmış bir ağ ve yarısı dolu küçük bir su kabı bulunuyor. Tekne burada olduğuna göre Genzou denizde değil. Mina yalnızca bunu belirtiyor. "Teknesi burada." Ardından sana bakıp başka bir çıkarımda bulunmadan susuyor.
Suiryuu’ya nihayet ulaşmış durumdasınız fakat sizi geçide götürmesi gereken adam ortada yok. Genzou’nun evi limandan yalnızca birkaç dakikalık mesafede görünüyor. İskeledeki balıkçılar dün gece onunla ilgili bir şey görmüş olabilir. Genzou’nun teknesi burada ve istersen çıkmadan önce üzerinde olağandışı bir iz olup olmadığını inceleyebilirsin. Mina’nın elindeki kayıtlara göre Koharu’nun terk edilmiş olarak bulunduğu kuzeybatı kayalıkları da köyden çok uzak değil. Saburou ve mürettebat gemide kalıp seni bekleyebilir veya ihtiyaç duyarsan içlerinden birini yanında gönderebilir. Karasu Tepesi ise köyün arkasında, sisin arasından görülen uzun karanlık sırtıyla adanın geri kalanının üzerinde sessizce duruyor.
Şu an önünde birkaç doğal başlangıç noktası var. Genzou’nun evine gidip neden rıhtıma gelmediğini kontrol edebilirsin. Limandaki balıkçılarla konuşup Genzou’nun dün akşam kimlerle görüştüğünü ve Koharu hakkında ne bildiklerini öğrenebilirsin. Genzou’nun bağlı duran teknesini, özellikle son kullanımına dair izler açısından inceleyebilirsin. Mina’dan Koharu’nun bulunduğu tam konumu alıp kuzeybatı kıyısına önceden bir keşif yapabilirsin. Saburou’dan mürettebattan birini yanına vermesini isteyebilir veya doğrudan tek başına hareket edebilirsin. Ya da kim bilir? Belki başka bir planın vardır.

