Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
Aoi toprağın altında birbirine katman katman geçmiş çok farklı frekanslar hissediyordu. Kimisi daha doğal, kimisi daha tanıdık, kimisi daha yapaydı. Tanıdık olan titreşim ona Antik Ağaç'ı ve klanının mühürlerini anımsatıyordu. Bunun içerisine işlenmiş bir iz vardı. O kadar parlaktı ki zihninde bir an için o uğursuz kişiyi canlandırdı. Gözlerini kapattı. Hissediyordu. Kendisini izlediğini, her hareketinde ensesinde olduğunu... Şüphe yoktu. Bu onların işiydi. Aoi kaşlarını çattı ve Mirai no Me kullanmadan önce kendisini Masato'nun kollarına bıraktı. Gözlerini kapattı. Karanlık... Sonra minik bir ışık kaynağına doğru ulaştı. Sonra bir el gördü. Işıktan oluşan beyaz çizgiyi tutmuş ve avuçlarını kapatarak onu parçalamıştı. Bu parçaların her biri bir yöne dağıldı. Köye, tapınağa, mühürlere, insanlara. Işık dokunduğu her şeyde bir iz bırakıyordu. Çizgilerden birisinin kendisine döndüğünü gördü. Diğer uçta birisi vardı ancak o kadar karanlıktı ki kim olduğu seçilemiyordu. Fakat çok tanıdıktı. Başının çevresinde o parlaklık Işık İşaretçisi'ni ona andırıyordu. Ona doğru yaklaşmak istediğinde görüntü kaybolarak başka bir sahneye dönüştü.

Ayaklarının altında bir ağaç kökü belirdi. Kadim, Antik Ağaç gibiydi. Kökte turkuaz ışıklar oluşarak damarlanmış ve yüzlerce parçaya ayrılmıştı. Bu kökler ağacı toprağa bağlamanın ötesine gidiyordu. Derinlere, köyün dört bir yanına dağılarak oralardan geçiyordu. Kökün üzerinde Yureikumo dua mühürlerine benzeyen işaretler görünüyordu. Sonra o tanıdık çınıyı işitti. Antik Ağaç'ın sesini... Aoi'nin yüreği müthiş bir korku ve sıkıntı ile çarpmaya başladı. Antik Ağaç çınladığı anda kök sistemi harekete geçmişti. Köklerden birisi ise yüzeye doğru yükselmişti. Toprak sarsıldı. Önünde bir kara parçası göründü. Kocamandı. Üzerinde ormanlar, yapılar, dağlar vardı. Bir köy veya kıta gibiydi. Belki de bir ülke. Kök bu kara parçasının altından geçtikçe her yer deprem oluyor gibi titriyordu. Bazı bölgelerde yarıklar açılıyor ve içlerinden tıpkı onların gördüğü gibi kırmızı-mor damarlar açılıyordu. Turkuaz kökler ile toprağa saplanmış beyaz ışık iki yandan dağılıyorlar ve birbirlerine temas ediyorlardı. Bu temas ettikleri bölgelerde siyah bir ışık oluşuyordu. Antik Ağaç'ın yer altındaki kadim ve binlerce yıllık damar yolunu birisi çözmüş ve ona kendi elleriyle müdahale etmiş gibiydi. O an zihninde bir şey hissetti. Bir şey uyanıyordu.

Görüsü toprağın dibine, en aşağılara indirdi onu. Köklerden birisi kesilmişti. Kesikten turkuaz bir ışık yayılıyordu. Yanında o beyaz işaretten vardı. Birisi orada insan eliyle kökün içerisine bir şey yerleştiriyordu. Ne olduğunu göremediği için yaklaşmayı denedi. Tam o anda görü yine parçalandı. İki kırmızı göz, mor saçlar... Youko... Sert bir bakış vardı gözlerinde. Bir şeye odaklanmıştı. Arkasında kırmızı mor ışık titreşiyordu. O anda Bokukichi'nin tarif ettiği ritmi duydu. Tık. Tık-tık. Tık. Tık-tık. Youko'nun göz bebekleri daraldı. Beyaz ışık ona yöneldi. Ve görü parçalandı.

Aoi gerçekliğe döndüğünde geriye doğru düşüyor olduğunu zannetti ancak Masato onu sıkıca kavradığı için doğrulabildi. Çok endişelenmiş gibi ona bakıyordu. Aoi sanki çok koşup da yorulmuş gibi soluk soluğaydı. Alnında soğuk terler boşalıyordu. Kendini toparlamaya çalışırken "Teşekkür ederim..." dedi cılız bir şekilde. Gamaseiran yarıktan içeriye bakıyordu. Aoi'nin anlattıklarını dinledikten sonra hiçbir yorum yapmadı ancak yüzündeki ifade ciddileşmişti. Bu durumun kendi bilgisinin dışında olduğunu, memleketlerindeki Keşiş Kurbağa'nın bu alanda çok daha uzman olduğunu ve hemen ona gidebileceklerini söylemişti. Aoi yarığa baktı. "Bu benim klanımda ilgili bir mesele olmalı. Antik Ağaç'ın çınlamasını işittim. Kökler neredeyse bütün ülke boyunca uzanıyordu. Ve birisi içeriye yabancı bir şey ekledi. Ağaç'ın solması da ve ne tesadüftür ki Sennashi saldırısı gecesinde yeniden canlanması da bununla ilgili olmalı. Ve her ne dönüyorsa durum Youko'yu da etkiliyor." Aoi rahatsızlık hissediyordu içinde. Işık İşaretçisi ve Akane'nin yaptığı bir şey olmalıydı bu. Antik Ağaç'ı huzursuz ediyorlardı.

Aoi bir yandan derhal yarığa girmek ve biricik ağaçlarına ne yapıldığını araştırmak istiyordu. Diğer yandan tüm bu olanları Konoha'ya bildirmek ve daha tecrübeli birimlerin araştırmasına izin vermek daha mı sağlıklı olurdu diye düşünüyordu. Öte yandan Keşiş Kurbağa'nın diyecekleri de önemli olabilirdi ancak oraya gidip gelmek ne kadar sürecekti ve o zaman dek yarık açık kalacak mıydı? "Keşiş Kurbağa'nın bildikleri önemli olabilir... Memleketinize gitmeliyiz belki de." diye mırıldandı. "Ancak öncesinde yapmak istediğim bir şey var. Bunu Takeshi ile yapmak istiyordum ama bu fırsatı kaçıramam." Masato'ya döndü. "Akuro'yu çağırmayı deneyeceğim." Masato'ya bu gerçeği sindirmesi için kısa bir zaman tanıdıktan sonra devam etti. "Bedenime girmeyi kabul ederse ona bazı şeyleri sormanı istiyorum. Youko'ya tam olarak ne yaptılar? O ritmin anlamı ne? Antik Ağaç'a bir şey yaptılar mı? Takeshi'den tam olarak ne istiyorlar? Bu yarıklarla bir alakaları var mı? Akane ve Işık İşaretçisi'nden ne konuda yardım aldılar? Antik Ağaç neden soldu ve neden onların saldırdığı gece yeniden dirildi? Bir de... Takasugi'ye onu tekrar görecek olursam iletmemi istediği bir şey var mı?" Derin bir nefes alarak çakrasını yenilemeye odaklandı. "Onu daha uzun süre bedenimde tutabilmek için çakra havuzumu genişletmek istiyorum. Sana bağlanmamda sakınca var mı?" Masato kabul ederse Reikon Tsunagi ile bağlanacak ve çakra havuzlarını birleştirecekti. Böylece Akuro gelmeyi kabul ederse onu daha uzun sorgulama zamanları olurdu. Reikon Tsumekomi ile Akuro'nun ruhuna seslenecek ve onu bedenine davet edecekti.
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)
Reikon no Michishirube (Ruhun Yol İşareti)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
342.935
sp
20
fame
Tanınmıyor
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
Görünün ağırlığı üzerinden tam olarak kalkmamışken anlattıklarını herkes sessizce dinliyor. Masato’nun yüzündeki tedirginlik, Antik Ağaç ile yarığın aynı meseleye bağlanabileceğini söylediğin anda biraz daha derinleşiyor. Houka ise birkaç adım ötede, az önceki bütün saçmalıklarını unutmuş gibi dikkat kesilmiş durumda. Özellikle ağacın köklerine yabancı bir şey yerleştirildiğinden bahsettiğin bölümde gözlüklerinin arkasındaki bakışları yarığa kayıyor ama ağzını açmıyor. Gamaseiran, sen sözünü tamamen bitirene kadar bekliyor. Sonra ağırbaşlı bir tavırla başını eğiyor. "Yureikumo teknikleri hakikaten ziyadesiyle esrarengizmiş, Aoi Hanım. Bir ağacın hatırasını, toprağın ruhsal damarlarını ve yaşayanların yollarını aynı bakışta birbirine bağlayan bir gelenek... Bizim sulaklıklarda dahi bu kadar girift bir ruh ilmi pek sık görülmez." Gamapurin o ana kadar sessizce yanında otururken başını kaldırıyor. Birkaç saniye herkese bakıyor ve konuya hiçbir şekilde bağlı görünmeyen bir ciddiyetle konuşuyor. "Evğimde tuvağlet pulunmuyoğr!"

Sessizlik çöküyor.

Masato Gamapurin’e bakıyor. Gamaseiran Gamapurin’e bakıyor. Houka bile başını ona çeviriyor. Gamapurin ise söylediği şeyin açıklanmaya ihtiyacı yokmuş gibi tekrar yere bakıyor. Gamaseiran gözlerini kapatıp uzun bir nefes alıyor. "Kadim dostumun seyahat planlamasında bazı öncelikleri vardır." Masato sonunda bakışlarını yeniden sana çeviriyor. Akuro’yu çağırmak istediğini söylediğinde yüzündeki şaşkınlık ilk anda saklanamıyor. Seni birkaç saniye boyunca sessizce inceliyor. Ardından sesi düşüyor. "Aoi... Sana zarar vermesi imkansız, değil mi?" Kararlılığını görünce itiraz etmiyor ama omuzlarında belirgin bir gerginlik kalıyor. Çakra havuzlarınızı bağlamayı teklif ettiğinde ise hemen başını sallıyor. "Tabii ki, hiç sorun değil."

Reikon Tsunagi kurulduğu anda Masato’nun chakrası sana doğru açılıyor. Düzenli, yoğun ve disiplinli chakra dolaşımı seninkiyle birleşirken ilk saniyelerde iki ayrı akışın birbirini tarttığını hissediyorsun. Ardından ritimler ortak bir tempoya oturuyor. Masato da bağlantının ağırlığını hissedip kısa bir nefes veriyor fakat yerinden kıpırdamıyor. Ellerinden biri yeniden omzuna yaklaşarak gerektiğinde seni tutabileceği bir noktada bekliyor. Reikon Tsumekomi ile sesini ruhların arasına gönderdiğinde bu kez çağrın boşluğa dağılmıyor. Çok uzak bir noktadan ağır, tanıdık bir varlık karşılık veriyor. Önce göğsünün içinde soğuk bir baskı beliriyor. Sonra omurgan boyunca yükselen ince bir ürperti geliyor. Nefesin bir anlığına kesiliyor ve başın öne düşüyor.

Bir sonraki nefeste bedeninin duruşu değişiyor.

Omuzların biraz daha dikleşiyor. Başını kaldırışında sana ait olmayan sakin bir ağırlık var. Gözlerinde beliren bakış Masato’yu ilk saniyede dikkat kesilmeye zorluyor. Ağzından çıkan ses senin ses tellerinden yükselse de ritmi ve tonu bütünüyle başka birine ait.

"Yureikumo Aoi'nin bedeni bu, hemen tanıdım. Sen de Hyuuga arkadaşı olmalısın."

Masato kısa süreli şaşkınlığını üzerinden atıp önünde duran bedene daha dikkatli bakıyor. Konuştuğu kişinin sen olmadığını bilmek onu doğal olarak huzursuz etse de tavrını mümkün olduğunca saygılı tutuyor.

"Şey, evet. Size birkaç sorum olacak, sayın Uzumaki Akuro."

Akuro başını hafifçe eğiyor.

"Umuyorum ki yardımım dokunabilir."

Masato ilk sorusuna geçmeden önce kısa bir nefes alıyor.

"Öncelikle size bir ismi biliyor musunuz onu sormak istiyorum. Youko ismini hiç duydunuz mu?"

Akuro’nun bakışlarında belli belirsiz bir tanıma beliriyor.

"Evet. Mawado kendisinden son zamanlarda çok bahsediyordu. Özel bir kekkei genkaisi olduğunu ve bu kekkei genkai sayesinde bir geçit kapısını açmak istediğini söylüyordu. Sennashi'nin bütünüyle ilgilendiği bir kız olmadığını söylemeliyim ama."

Masato cevap vermiyor. Akuro onun yüzündeki değişimi fark edip birkaç saniye bekledikten sonra kendi kendine devam ediyor.

"Yoksa onu yakaladılar mı?"

"Hayır, hayır. Şu anda güvende. Sadece ona ne yaptığınızı sormam gerekiyordu ama sizin çok alakanız olmadı sanırım."

"Kendisiyle hiç tanışmadım. Mawado'nun bölüğünden değildi aslen kendisi. Sairen onu Mawado'ya teslim etti diye biliyorum ama Mawado onu herkesten sakladı."

Masato’nun kaşları çatılıyor.

"Sairen?"

"Sennashi'nin lider tabakasından bir kadın. Sennashi'nin potansiyel olarak en tehlikeli shinobilerinden biri."

Bu isim Masato’nun zihninde yerini alıyor. Ardından asıl merak ettiği noktaya geliyor.

"Bakın, aslında durum şu... Aoi bir görü aldı ve görüde Youko'nun belli bir ritimle özdeşleştiğini söyledi. Acaba ritim dediğimde aklınıza gelen bir şey var mı?"

Akuro düşünmek için gözlerini birkaç saniyeliğine kısıyor.

"Ne yazık ki, genç Hyuuga. Ama tahminde bulunmam gerekirse kekkei genkaisi ile ilgili olabileceğini düşünüyorum. Kızın çok tehlikeli olduğunu, onu dikkatli eğitmesi gerektiğini de söylüyordu. Maalesef kız ile ilgili çok fazla bilgiye sahip değilim. Mawado bana son bir yıldır sadece Takeshi'ye odaklanmamı emretmişti. Takeshi ile ilgili planına hakimim ama kızı bilmiyorum."

Masato hemen bunu takip ediyor.

"O halde bir sonraki sorumu buna bağlı olarak sorayım, Takeshi'ye ne yapmayı planlıyordunuz?"

Akuro’nun ifadesi ciddileşiyor.

"Mawado'nun bahsettiği geçiti açmak için Takeshi'nin kanı elzemdi. Bir rivayete göre Shindou'ların kanı yabancı bir diğer kan ile birleşir ve Amanomura Dağı'nın eteklerine sürülür ise shinobilere mutlak güç veren bir geçitin açılmasına sebep oluyor. Muhtemelen bu yapbozun diğer ucu da Youko'ya dayanıyordu. Onun kanında da bir şey var, Mawado ikisine de bu kadar takmış durumdaysa bunun bir anlamı olmalı. O dağın eteklerinde olan şey onlarla bağlantılı. Buna eminim."

Masato’nun yüzündeki ifade değişiyor. Youko ile Takeshi arasında şimdiye kadar yalnızca şüphe düzeyinde duran bağ ilk kez somut bir biçim kazanmış durumda. Buna rağmen sıradaki sorusu bambaşka bir yere gidiyor.

"Size özel bir şey sormak istiyorum, eğer mümkünse."

"Tabii."

"Takeshi'nin peşine düştüğünüzde hiç... kendinizi sorguladınız mı? Neden masum birinin peşine düşüyorum diye?"

Akuro’nun bakışları bir an uzaklaşıyor.

"Masumiyetin göreceli bir kavram olduğuna inanıyorum. Hepimiz kelebeklerin peşinden koşan çocuklardık elbet zamanın belli bir noktasında... İlk shurikenimizi fırlattığımız günden itibaren masumiyetimiz köreldi ve zamanla azalarak bitti. Beni yanlış anlamayın, ben duyguları olan bir insanım. Sevdiklerim var, iyi olmaları, mutlu olmaları için uğraştığım insanlar var. Ama ben aynı zamanda idealist bir insanım ve ideallerine tüm kalbimle inandığım bir mücadelenin yolunda görevimi yerine getirmeye çalışıyordum."

Masato’nun sesi biraz sertleşiyor.

"Öldürdüğünüz rahip de görevinizin bir parçası mıydı?"

Akuro bu kez gülümsüyor. Fakat gülümsemesinde ne gurur ne de eğlence var.

"O ibadethaneyi bir gün daha derinden incelemenizi öneririm. Eğer konu masumiyet ise inanın bana, biraz da olsa önyargıya sahip olmanız gerekiyor. O adam masum kelimesinden en uzak insanlardan biriydi. Birkaç çocuğa..."

Cümlesi orada kesiliyor. Çenesini sıktığı belli oluyor.

"Gerekeni yaptım, artık kimseye zarar veremez."

"Size inanmalı mıyım bilmiyorum..."

"Dediğim gibi, belgelenmiş gerçekler mevcut, bir gün araştırmaya karar verirseniz doğrulayabileceğinize inanıyorum."

Masato bu konuyu zihninin bir kenarına kaldırıp tekrar esas meseleye dönüyor.

"Peki başka bir soru sormak istiyorum. Yureikumo'ların Antik Ağaç'ı solmuştu, yakın zamanda da tekrar açtı. Solduğu zaman Kurohime'leri vefat etti. Bununla bir alakanız var mı?"

Akuro ilk defa belirgin biçimde uzun düşünüyor. Başını hafifçe yana eğiyor, sanki yıllar önce duyduğu konuşmaları zihninde arıyor.

"Hayır, yok... Ama şunu bilmen lazım, pardon, adın Masato'ydu değil mi? Masato, Mawado'nun bize söylemediği çok fazla şey vardı. Eğer Sennashi'nin bu konuda bir parmağı varsa burada mutlak cevabı benden alamayabilirsin."

"Belli chakra yarıkları açılıyor, bakın şu an da yakınında duruyoruz. Bunlarla bir alakanız var mıydı? Ve bunların Antik Ağaç ile bir alakası olma ihtimali olabilir mi?"

Akuro’nun cevabı bu kez gecikmiyor.

"Bu söylediğin şeyleri daha önce hiç duymadım. Mawado sır saklıyordu ama ben de elimden geldiğince bilmediklerimi öğrenmeye çabalıyordum. Hiç duymadım, o yüzden herhangi bir bağlantı bana mantıklı gelmiyor. Ama dikkatli olun, tek başınıza ağır riskler almayın."

"Yureikumo Akane ile bir işbirliğiniz olmuş muydu?"

"Evet, olmuştu. Konoha içerisinde tanıdıkları vardı ve uzun bir süre boyunca bize bilgi sızdırdı. Sonra da ilişiğimizi kestik."

Masato’nun gözleri daralıyor.

"Siz vefat etmeden yakın zaman önce miydi bu?"

"Evet, öyleydi."

Masato derin bir nefes alıyor. Sonraki sözleri söylerken sesinde önceki sorulardan daha ağır bir ton var.

"Konoha'yı istila etmeye çalıştılar, yakıp yıktılar. Mawado bu işin başındaydı."

Akuro’nun yüzü ilk defa gerçekten donuyor.

"Yakıp yıktılar mı?"

"Evet."

Akuro bir süre hiçbir şey söylemiyor. Sonra bakışları sertleşiyor.

"Anladım. Anlaşılan bir şeyleri kendi yoluyla yapabilmek için ölmemi beklemiş. Toplu katliam yapmayacağına, etik olmayan yollarla saldırmayacağına söz vermişti. Takeshi'ye onurum ve haysiyetim gereği tüm bildiklerimi söylemeye hazırdım, bu duyduklarım içimdeki ateşi daha çok körükledi."

Masato birkaç saniye bekliyor. Ardından görünün en rahatsız edici parçalarından birine geliyor.

"Şey, Işık İşaretçisi diye birini tanıyor musunuz?"

Akuro hiç zorlanmadan cevap veriyor.

"Akane'nin yanındaki beyaz saçlı adam mı?"

Masato’nun bütün yüzü bir anda değişiyor.

"NE?!"

Akuro bile irkiliyor.

"N-ne?"

"Beyaz saçlı mı?!"

"Evet? İsmini söylememişti, sadece söylediğin şeyi belirtmişti."

Masato’nun bakışları boşluğa kayıyor.

"Beyaz saçlı..."

"Yureikumo olduğunu tahmin ediyorum."

Masato bunu duyduğunda birkaç saniye tamamen sessiz kalıyor. Sonra yavaşça kendini toparlayıp başını sallıyor.

"Anladım. Teşekkürler Akuro bey. Şey, bir sorum daha olacaktı. Bu soruyu Aoi size iletmemi istedi. Takasugi'ye onu tekrar görecek olursam iletmemi istediği bir şey var mı diye sordu."

Akuro’nun yüzündeki sertlik çözülüyor.

Gülümsüyor. Başını yukarı kaldırıp gri gökyüzüne bakıyor. O an beden sana ait olsa da yüzündeki duygunun Akuro’ya ait olduğu açıkça hissediliyor.

"Aoi gerçekten iyi bir insan. Fikirleri, idealleri ne olursa olsun takdir edilmesi gereken bir kişi. Düşmanı bile olabildiysem ne mutlu bana, en azından ölümden sonra bile olsa bana kattığı bir şeyler oldu. Takasugi'ye gelirsek... Çocukken ona bir peluş oyuncak hediye etmiştim. Aslan peluşu. Belli bir yaşa kadar hiç yanından ayırmadı, her yerde taşıdı, shinobilik hayatına ilk başladığı dönemlerde bile kıyafetinin bir parçası haline getirdi. Ne zaman ki babası hastalandı, biraz olgunlaşmak zorunda kaldı ve annesine bakmak için elinden geleni yaptı. Babası çocukluğunda hep onunla birlikteydi, tahminimce hediye peluşumla da hep oynuyorlardı birlikte. Görevlere çıktığımızda o peluşu yanında görmemeye başladım. Birkaç ay geçti, sorma konusunda cesaretimi topladım ve sorduğumda bana bağırdı çağırdı, artık bir çocuk olmadığını söyledi, birkaç gün sonrasında ise parçalayıp çöpe attığını söyledi. Bana havalı görünmek için yaptığını biliyordum, ama yalan söylediğini de düşünmemiştim, inanmıştım sözlerine."

Akuro’nun gözleri doluyor.

Bu kez birkaç saniye konuşamıyor. Nefesini toparladıktan sonra sesi daha sessiz çıkıyor.

"Aoi'nin tekniğinin bazı... olumlu tarafları var. Görebiliyorum, istediğim yerleri ziyaret edebiliyorum ve... Mezar taşımın yanına koymuş. Atmamış. Ben..."

Bakışları Masato’ya dönüyor.

"O aslan vasıtasıyla hep onunla birlikte olacağım. Onu atmadığı için minnettarım. Ve hayatta nasıl bir rota izlerse izlesin, nasıl bir shinobi olursa olsun... Babası onunla gurur duyuyor. Birebir kurduğu bir cümle."

Masato’nun yüzündeki bütün sorgulayıcı sertlik kayboluyor. Bir süre yalnızca Akuro’ya bakıyor.

"Tekrardan görüşmek üzere, Akuro bey."

Akuro hafifçe başını eğiyor.

"Teşekkür ederim, Hyuuga Masato."

Bağlantı çözülürken ilk hissettiğin şey göğsündeki boşalma oluyor. Masato’dan sana akan chakra yavaşça çekiliyor, Akuro’nun varlığı ise sanki çok derin bir suyun altına doğru geri iniyormuş gibi bedeninden uzaklaşıyor. Dizlerin bir an güçsüzleşiyor. Masato seni yeniden yakalayıp dengede tutuyor. Kendi bilincin bedenine tamamen yerleştiğinde nefesini derin bir şekilde içine çekiyorsun.

Sonra yanağındaki ıslaklığı fark ediyorsun.

Yağmur artık çok hafif.

Bu kez o değil.

Ağlıyorsun.

Masato bunu fark ediyor ama üzerine gitmiyor. Birkaç dakika boyunca yanında sessizce bekliyor. Sonra Akuro ile yaptığı konuşmanın tamamını sana anlatıyor. Youko’nun özel kekkei genkai taşıdığını, Mawado’nun onunla bir geçit açmak istediğini, Sairen isimli tehlikeli bir Sennashi liderinin onu Mawado’ya teslim ettiğini, Takeshi’nin kanının Amanomura Dağı’nın eteklerinde başka bir kanla birlikte kullanılmasının planlandığını; Youko’nun bu yapbozun diğer parçası olabileceğini aktarıyor. Akane’nin Sennashi’ye Konoha içerisinden bilgi sızdırdığını, Akuro ölmeden kısa süre önce ilişkilerinin kesildiğini söylüyor. Yarıklar ve Antik Ağaç konusunda Akuro’nun hiçbir şey bilmediğini de özellikle belirtiyor.

Sonra Masato’nun sesi biraz daha ağırlaşıyor.

Akuro’nun Işık İşaretçisi olarak bildiğiniz kişiyi tanıdığını ve onu Akane’nin yanındaki beyaz saçlı adam olarak tarif ettiğini söylüyor.

En son Takasugi hakkındaki kısmı anlatıyor. Aslan peluşunu. Akuro’nun Takasugi’nin onu çöpe attığına yıllarca inanmasını. Ölümünden sonra mezarının yanında o oyuncağı yeniden görmesini. Ve babasının, nasıl bir shinobi olursa olsun oğluyla gurur duyduğunu söylediğini...

Masato anlatmayı bitirdiğinde uzun süre başka hiçbir şey eklemiyor.

Yarığın kırmızı-mor ışığı yüzlerinize aşağıdan vuruyor. Gamaseiran ile Gamapurin uzakta sessizce bekliyor. Houka bile bu kez araya girmiyor.

Masato yalnızca sana bakıyor.

Tepkini bekliyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
Aoi Ölüler Alemi'ne bir çağrı yaparken Masato'nun kollarını her ihtimale karşı omuzlarında hissediyordu. Bir süre sonra bu his hafifledi, bedeninin ağırlığını kaybetti, ruhu gevşeyerek kenara çekildi ve bir başka ruha yer açtı. Gözlerini açtığında artık etrafı seyreden gözler onunkiler değil, dudaklarından çıkan sözcükler ona ait değildi. Akuro her zamanki gibi ciddi ve saygılıydı. Aoi onun duygularını kendi bedeni üzerinden hissedebiliyordu. Masato ilk olarak Youko ile ilgili sorgulamıştı. Akuro kızın Mawada için önemli olduğunu, tehlikeli bir kekkei genkaisi olduğunu ve bu özel gücünü kullanarak bir geçit açmak istediğini söyledi. Kızın esasen Sairen isimli diğer bir Sennashi liderinin altında olduğunu, Mawado'ya da onun tarafından emanet edildiğini söyledi. Sairen, Sennashi'nin en tehlikeli ve en belalı shinobilerindendi. Akuro ne yazık ki ritimden haberdar değildi ancak bu kızın Takeshi ile düşündükleri planın bir parçası olduğunu düşünüyordu. Amanomura Dağı'nın eteklerine sürülecek olan Shindou kanı ile birleşmiş bir diğer kanın, shinobilere mutlak güç verecek bir geçit açacağına inanıyorlardı. Muhtemelen bu diğer kanın arayışındaydılar. Diğer kaçırılan kız da, Youko da... Hepsi bu çözmeye çalıştıkları bilmecenin bir parçasıydı. Elbette Sennashi'nin nihai amacı bu olamazdı.

Masato bu kısımda ona daha kişisel bir soru yöneltmişti. Masum birisinin peşinden gidip ona zarar verirken kendisini hiç kötü hissedip hissetmediğiydi. Akuro da oldukça politik bir cevap vermişti. Shinobilerin masumiyetlerinin atılan ilk shuriken ile yok olduğunu, kendisinin de yapılması gerekeni yapma noktasında idealist hareket eden ve bu konuda pek derin duyguları olmayan birisi olduğunu itiraf etmişti. Konu öldürülen rahibe geldiğinde verdiği cevap şaşırtıcıydı. Akuro onun ölmeyi hak etmiş, korkunç birisi olduğunu söylemişti. Çocuklara zarar vermiş olduğunu ima etmişti. İbadethaneyi araştıracak olurlarsa da bunu keşfedecekleri konusunda emindi. Antik Ağaç ile ilgili meselede ise Akuro pek bilgi sahibi değildi. Mawado'nun onlardan sakladığı çok şey olduğunu, kendi yöntemlerince bir şeyler öğrenmeye çalışmış olsa da bunların sınırlı olduğunu ifade etmişti. Akane ile işbirlikleri olduğunu biliyordu. Bu işbirliği Akuro ölmeden kısa süre önce sona ermişti. Akane köye dair bilgilerini kullanarak onlara bilgi satmıştı. Karşılığında ne elde ettiği bilinmiyordu. Masato bu noktada Konoha işgalinden söz edince Akuro gerçekten şaşırdı. Bir süre sessiz kalıp duyduklarını sindirmeye çalışmıştı. Zihninde bunları anlamlandırmaya çalışıyordu. Sonra da Mawado'nun onun ölümünü fırsat bilerek kendi yolunda ilerlediğini öne sürdü. Akuro, idealist bir insan olarak böyle bir yıkımı onaylamıyordu.

Konu Işık İşaretçisi'ne geldiğinde ise... Aoi hayatının en şok edici gerçeğini sindirmek zorunda kaldı. Işık İşaretçisi, Akane'nin yanındaki beyaz saçlı adamdı. Çok büyük ihtimalle de... bir Yureikumo'ydu. Aoi'nin bedensel tepkiler veremeyen ruhu bu hakikati işitince titredi. En korktuğu şey, kabusu... O adam bir Yureikumo'ydu. Klanının ondan sakladığı bir şeyler olmalıydı. Akane dışında onlara ihanet etmiş birisi... Ama kim? Aoi henüz bu gerçeği sindirememişken Masato sorguyu sonlandırmaya başlamıştı. Takasugi'ye iletilecek olan mesajdan bahsetmişti. Akuro ona çocukken bir aslan peluşu hediye ettiğini, onu hep o peluşla görmekten büyük bir mutluluk duyduğunu anlatmaya başlamıştı. Takasugi büyürken daha erkek ve daha bağımsız görünmek amacıyla belki de o peluşu yanına almamaya başlamıştı. Akuro sorunca da yırtıp attığını söylemişti. Akuro buna bozulsa da çocuğun üzerine gitmemişti. Ancak şimdi Akuro, ruhunun sınırları aşan görüsüyle mezar taşının yanında o peluşu görüyordu. Onu oraya bırakmıştı. Aoi'nin kalbi sızladı. O aslan ile hep onun yanında olacağını, atmadığı için mutlu olduğunu, babasının da onunla gurur duyduğunu söyledi son olarak.

Böylece Akuro yeniden ölülerin yanına, Aoi de soğuk gerçekliğe döndü. Dizleri anlık bir boşalma ile titredi, dengesi bozuldu. Masato onu son anda yakaladı. Aoi gözlerinden süzülen birkaç damla yaşı hissetti. Akuro'dan kalan göz yaşları olmalıydı. Ya da belki de kendisi ağlıyordu. Masato ona zaten duyduğu ve tanıklık ettiği her şeyi en baştan anlatmaya başlayınca onu durdurmadı. Zaten duyduğunu söylemedi. Bu bilgilerin hepsini işleyebilmesi için belki de yeniden bir başkasının bakış açısıyla duymalıydı. Masato aynı şeyleri tekrar söyleyince yeniden kalbi sızladı. Onun sözleri bitene kadar hiçbir şey söylemedi. Sadece dinledi. Sonra başını ağır ağır kaldırdı. Açılan yarığa baktı, Masato'ya baktı, kurbağalara baktı, Houka'ya baktı. "Konoha'ya dönüp yetkilileri bilgilendirsek iyi olur." Sesi zayıf ve kırılgan çıkmıştı. Belli ki bu konu ile ilgili şu anda yorum yapacak gücü kendisinde hissetmiyordu. Kurbağalara dönüp saygıyla öne eğildi. "Her şey için teşekkürler. Vatanınızı görmeyi çok isterdim ancak... bu durum acil." Houka'ya döndü. "Bir dahakine daha çok çilekli şeker getiririm."
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)
Reikon no Michishirube (Ruhun Yol İşareti)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
342.935
sp
20
fame
Tanınmıyor
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
Kararını dile getirdiğinde ormanın kenarında kısa bir sessizlik oluşuyor. Masato seni dikkatle süzüyor, yüzündeki yorgunluğu, Akuro’nun geride bıraktığı gözyaşlarını ve az önce öğrendiğin şeylerin ağırlığını gördüğü belli. Bu kez fikrini tartışmaya açmıyor. "Tamam." diyor yalnızca. "Önce köye dönelim. Yarık burada kalırsa ekip gönderilir. Kapanırsa da en azından yerini biliyoruz." Ardından elindeki katlanmış insan deneyi kaydına göz atıyor. "Bunu da yanında tut. Kök’e ne anlatacağımıza sonra karar veririz ama gördüğümüz şeyi kanıtlayan bir şey elimizde olsun." Houka birkaç adım ötede sessizce duruyor. Ona bir dahaki gelişinde daha fazla çilekli şeker getireceğini söylediğinde yüzündeki ciddiyet bir anlığına çözülüyor. "Çilekli." diye tekrarlıyor, bunu zihnine özellikle kazıyormuş gibi. "Mümkünse yumuşak olanlardan. Dişime yapışmayanlardan. Bir de..." Sözü yarıda kesilip gözleri elindeki kağıda kayıyor. Birkaç saniye boyunca bakıyor, sonra başını başka tarafa çeviriyor. "Dikkatli olun." Bu defa arkasına hiçbir şaka eklemiyor.

Gamaseiran da vedalaşmak üzere yanına geliyor. Gamapurin onun yanında uykulu gözlerle oturmuş, zaman zaman başı öne düşüyor. Gamaseiran iki ön ayağının arasında taşıdığı küçük, açık kahverengi bir parşömeni sana uzatıyor. Parşömenin üzerindeki ip yosun yeşili, mührün ortasında ise yağmur damlasını andıran basit bir işaret var. "Aoi Hanım. Bugün yolumuzun burada ayrılması, davetimizin sona erdiği manasına gelmez." Parşömeni sana teslim ederken başındaki sarı çiçek hafifçe sallanıyor. "Bir gün kalbiniz Shigurezawa Sulaklıkları’nı görmek isterse, bu tomarın bağını çözünüz ve bütünüyle açınız. Bize ulaşma niyetiniz mühürde hissedilecektir. Yağmur vadilerinin yolu yabancıya kolay görünmez, lakin davet edilmiş bir misafirin önündeki sis uzun müddet kapalı kalmaz. Keşiş Kurbağa’ya da sizden bahsedeceğim. Kanaatimce anlatacaklarınızı fevkalade mühim bulacaktır." Gamapurin gözlerini güçlükle açıyor, sana doğru bakıp ağır ağır başını sallıyor. "Pekleğğiz." Birkaç saniye düşünüyor. "Ve evğimize tuvağlet yaptığığz." Gamaseiran gözlerini kapatıyor. "Bu hususu ayrıca görüşeceğiz, kadim dostum."

Ormandan ayrıldığınızda yağmur tamamen kesilmiş durumda. Islanan dallardan damlalar düşüyor, ayakkabılarınızın altında yumuşayan toprak ağırlaşıyor. Masato ilk başlarda yanında sessizce yürüyor. Aranızda konuşulabilecek çok şey var, belki de bu yüzden ikiniz de bir süre konuşmuyorsunuz. Zihninde Akuro’nun söyledikleri birbirine değdikçe yeni sorular doğuyor. Youko’nun kanında saklı olduğu söylenen şey. Takeshi’nin Shindou kanı. Amanomura Dağı’nın eteklerinde açılacağına inanılan geçit. Sairen. Mawado. Akane’nin Konoha’dan Sennashi’ye taşıdığı bilgiler. Bunların arasında en rahatsız edici olanı ise beyaz saçlı bir adamın görüntüsü. Klanına ait olabilecek bir adam. Antik Ağacın köklerinin arasına yabancı bir iradenin sokulduğunu gördükten hemen sonra öğrendiğin bu ayrıntı, zihninde kolayca bir yere oturmuyor. Onu nereye koymaya çalışsan yanında başka bir parçayı da sürüklüyor.

Masato birkaç kez sana dönüp bir şey söylemeye niyetleniyor. İlkinde "Aoi..." diye sesleniyor, yüzündeki ifadeyi görünce devamını getirmiyor. Bir süre sonra yeniden deniyor. "İstersen Akuro’nun söylediklerini sonra bir daha beraber toparlarız." diyor. Sesinde cevap bekleyen bir baskı bulunmuyor. Birkaç adım daha yürüyüp önüne bakıyor. "Şimdi konuşmak zorunda değilsin." Hepsi bu kadar. Yanında kalmaya devam ediyor. Zaman zaman kaburgalarının ağrısını saklamak için yürüyüşünü düzelttiğini fark ediyorsun, buna rağmen hızını seninkine göre ayarlıyor.

En ağır kalan şeylerden biri de Takasugi oluyor. Aklına kırmızı saçlı çocuk geldiğinde, onu son gördüğündeki hali ile mezar taşının yanına bırakılmış o aslan peluşu aynı yerde birleşiyor. Akuro yıllarca oyuncağın parçalandığına inanmış. Takasugi onu saklamış. Sonunda da Akuro’nun mezarına götürmüş. Akuro’nun ruhunda hissettiğin o ani sızı, bedenine döndüğünde gözlerinde kalan yaşlarla birlikte içinde bir yere yerleşmiş durumda. Sennashi’nin isimleri, planları ve işlediği suçlar zihninin bir tarafında dururken, o örgütün içinde yaşamış insanların birbirlerine ait küçücük hatıraları başka bir tarafta kalıyor. Bir insanı düşman olarak görmek kolayken onun bir zamanlar peluş aslan taşıyan bir çocuk olduğunu bilmek işi zorlaştırıyor. Bu düşünceler Akuro’nun yaptıklarını aklamıyor. Yalnızca dünyayı eskisinden daha karmaşık gösteriyor.

Yolun son bölümünde Masato bir kez daha konuşuyor. "Beyaz saç meselesini Han’a da anlatman gerekebilir." Birkaç adım sonra ekliyor. "Ama önce kime güveneceğine sen karar ver. Akane meselesinden sonra klanın içinde bunu herkesin önünde konuşmak iyi fikir olmayabilir." Sonra konuyu orada bırakıyor. Sana ne yapman gerektiğini söylemeye çalışmıyor.

Konoha’ya vardığınızda görüntü şaşırtıcı ölçüde sıradan.

Kapı aynı kapı. Nöbetçiler görevlerinin başında. Gelenler kimlik gösteriyor, çıkanlar kayıt bırakıyor. Sokaklarda insanlar yürüyor. Bir yerde tamirat sürüyor. Başka bir yerde iki çocuk koşuyor. Festival saldırısının izleri tamamen kaybolmuş sayılmaz ancak köy yine günlük ritmine dönmüş durumda. Senin kafanın içindeki dünya birkaç saat içerisinde defalarca yerinden oynamış olsa da Konoha bundan habersiz. Aynı binalar, aynı yollar, aynı sesler.

Kapıdan girer girmez sağ tarafta Satoshi’yi görüyorsun. İki görevli shinobiyle konuşuyor, elindeki küçük bir kağıdı onlardan birine gösteriyor. Başını tesadüfen kaldırdığı anda seni fark ediyor. Yüzü hemen aydınlanıyor ve bulunduğu yerden elini havaya kaldırıyor. "Aoi, Masato!" diye seslenip sana el sallıyor. Yanındaki görevliler de dönüp kısa süreliğine size bakıyorlar.

Biraz ilerideki ana yol üzerinde iki tanıdık figür daha var. Yamiaki ile Takeshi yan yana meydana doğru yürüyorlar. Yamiaki her zamanki ağır ve ölçülü adımlarıyla ilerlerken Takeshi yanında bir şey anlatıyor. Buradan ne konuştuklarını duyamıyorsun. Takeshi henüz seni fark etmiş görünmüyor. Onu gördüğün anda zihninde Akuro’nun biraz önce anlattığı kan, mühür ve Amanomura Dağı meselesi yeniden canlanıyor. Sabahtan beri elinde tuttuğun bütün bilgiler içinde doğrudan onun hayatına uzanan parçalar var.

Sonra gözlerin daha uzağa, Hokage binasına kayıyor.

Binanın en tepesinde, çatının sivrilen uç kısmında tek başına duran bir adam görüyorsun.

Mesafe yüzünden kim olduğunu seçmek mümkün değil. Yalnızca ayakta duran insan silueti belli oluyor. Hareket etmiyor. Aşağıdaki köye bakıyor gibi.

Birkaç dakikanın içinde önüne beklemediğin kadar çok kapı açılmış durumda. Satoshi hemen girişte. Yamiaki ve Takeshi henüz meydana ulaşmadılar. Hokage binası önünde ve çatısındaki kişinin kim olduğunu bilmiyorsun. Elinde Houka’nın laboratuvarından aldığın kağıt, cebinde Gamaseiran’ın parşömeni, zihninde Akuro’nun verdiği bilgiler var.

İlk kiminle konuşmak ve ilk olarak hangi gerçeği anlatmak istiyorsan, muhtemelen onu şu anda bulabilecek durumdasın.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
Herkesle vedalaşıp köye doğru yürümeye başladılar. Kurbağalarla biraz daha vakit geçirmek, onları yakından tanımak ve memleketlerine gidip şefleri ile de tanışmak istemişti ancak yer altında yükselmekte olan bu uğursuz çakraların klanı ile olan bağlantısı aciliyet gösteriyordu. Aoi dinlenmek için kendisine vakit ayırabileceğini düşünmüştü ancak anlaşılan etrafında dönen dünya bunu ona çok görüyordu. Gamaseiran ona bir mühür parşömeni vererek, vakti olduğu bir zaman memleketlerini ziyaret edebileceğini söylemişti. Aoi bunu ne zaman yapabilirdi bilmiyordu.

Yol boyunca Masato ile pek konuşmamışlardı. Masato da ona bu konu ile ilgili ne söyleyebileceğini bilmiyor gibiydi. Yalnızca yanında olduğunu, destek olacağını, daha sonra üzerine konuşabileceklerini söylemişti. Aoi göz ucuyla ona baktığında ağrıyla kaburgalarını tuttuğunu fark etmişti. Biraz dinlenmek ve keyifli vakit geçirmek için davet ettiği orman gezisinin böyle sonlanması can sıkıcıydı. Masato dinlenmemiş, aksine ev duvarı taşımaktan beter hale gelmişti. Nihayet Konoha'ya vardıklarında köyü bıraktıkları gibi buldular. Fazlasıyla rutin. Kapıda nöbetçiler, etrafta koşturan insanlar, giren çıkanlar...

Kapıdan girdikleri anda Satoshi ile karşılaşmışlardı. Aoi ona başıyla kısaca selam verdi. Biraz ileride yan yana yürümekte olan Takeshi ve Yamiaki Hoca gözüne çarptı. Muhtemelen eğitimden yeni çıkmışlardı. Takeshi önceki güne göre daha az yorgun görünüyordu. Biraz ileride Hokage Binası'nın üzerinde ise birisini seçti gözleri ancak pek umursamadı. Muhtemelen shinobilerden birisiydi. Aoi, Masato'ya döndü. "Sennashi konusunda öğrendiklerimizi Hokage'ye ve belki Yamiaki Hoca ile Takeshi'ye rapor edebilir misin? Benim yapmam gereken daha acil bir şey var. Bugün eşlik ettiğin için teşekkür ederim, keşke daha keyifli geçseydi. Hoşçakal." Bunları bir çırpıda hıphızlı söyledikten sonra Masato'nun yanından koşar adım ayrılacak ve klan yerleşkesine doğru ilerleyecekti.

Kararı kesindi. Merhum Shinmei'nin odasına gidecek, evraklarını karıştıracaktı. Bir yerlerde bir kayıt veya kanıt bırakılmış olmalıydı. Kimdi bunlar? Ne yapmışlardı? Önceki Shinmei'ye ne olmuştu? Son Shinmei'ye ne olmuştu? Belki babasının ona Akane'nin kolyesini verdiği odada bir şeyler bulurdu. Ya da Antik Ağaç'ı araştırırdı. Gerekirse bütün klanı ince ince araştırırdı ancak o adamın kimliğini bulacaktı. Artık başkalarından sürekli bir şey bekleyemezdi. O adam sürekli onun zihnine giriyor, klanı ile uğraşıyordu. Dertleri neyse bunu öğrenecekti. Sonunda ne olursa olsun bununla yüzleşecekti. Gerekirse köyü tek başına terk ederdi.
Image
🦋
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
C-rank
element
Fuuton
affinity
Ninjutsu

techniques

Mirai no Me (Geleceğin Gözleri)
Reikon Tsumekomi (Ruh Varlığı Kanalizasyonu)
Fuuton: Kazekiri no Jutsu (Rüzgar Kesme Tekniği)
Fuuton: Kami Oroshi (İlahi Dağ Rüzgarı)
Fuuton: Hikoukaze (Uçan Çekirge Rüzgarı)
Eien no Sasayaki (Sonsuz Fısıltılar)
Shisha no Kage (Ölülerin Gölgesi)
Shisha no Gun (Ölüler Ordusu Çağırma)
Tamashii no Hansha (Ruh Yansıması)
Fuuton: Kuudan (Hava Mermisi)
Shizukesa no Kusari (Sessiz Ruh Zincirleri)
Reikon Tsunagi (Ruhsal Bağlantı)
Mamori no Rei (Koruyucu Ruh Perdesi)
Fuuton: Kaze no Engetsu (Rüzgar Hilal Bıçakları)
Inochi no Ibuki (Yaşam Nefesi Paylaşımı)
Tamashii no Katamiı (Ruh Yadigâr)
Tamashii Kyōmei (Ruh Rezonansı)
Kyōtsū Itami (Paylaşılmış Acı)
Reikon no Tobari: Haha no Idaki (Ruh Perdesi: Ana Kucağı)
Fuuton: Shinkuuha (Vakum Dalgası)
Reikon no Michishirube (Ruhun Yol İşareti)

items

Tarot Destesi
Rüzgar Taşıyıcılı Fan
Kurbağa Peluş
3 adet Hyourougan
Kamp Malzemesi Seti
5 adet Kunai
10 adet Shuriken
2 adet Patlayıcı Kağıt
1 adet Tıbbi Kit (küçük boy, bandaj ve temel malzemeler içerir)
1 adet İletişim Duman Bombası (renk kodlu)
2 adet İp (her biri 10 metre)

resources

ryo
342.935
sp
20
fame
Tanınmıyor
Post Reply