Shigure, anlattıkların bittikten sonra hemen cevap vermiyor. Odanın içinde birkaç saniye, yalnızca dışarıdan gelen uzak ayak sesleri ve masanın üzerindeki kağıtların hafif hışırtısı duyuluyor. Hokage’nin bakışları önce Haru’ya, sonra Kaito’ya, ardından tekrar sana dönüyor ama yine de konuşmuyor. Sanki anlattıklarının her parçasını zihninde ayrı ayrı tartıyor, Tsuyu’ya gidişini, kayıt binasını, Kumoashi kaçaklarını, Seigi’nin teklifini, köylerin haraçla baskı altına alınmasını ve bütün bunların Konoha’ya uzanabilecek sonuçlarını tek tek yerine oturtmaya çalışıyor. Sonunda gözlerini senden kaçırıp kısa bir süre yere indiriyor. Bu sessizlik öyle uzun sürüyor ki, Haru’nun omuzları biraz daha geriliyor, Kaito’nun ise ayakta dururken ne yapacağını bilemeyen hali daha belirgin hale geliyor. Shigure sonunda başını kaldırıyor. Gözleri yine sende, ama yüzünde beklediğin sertlikten çok yorgun bir şaşkınlık var. Ciddiyetini korumaya çalışıyor gibi, fakat ağzının kenarında istemsiz bir kıpırtı beliriyor.
"Gerçekten görev sırasında kerhaneye mi gittin Kenta ya?"
Odanın ağırlığı bir anda yarım santim kadar havalanıyor. Kaito refleksle öne doğru eğiliyor, sanki bu çok kritik bir diplomatik yanlış anlaşılmaymış gibi hemen açıklama yapması gerekiyormuşçasına ellerini kaldırıyor. "Hokage beyim, harbiden o öyle değil tam olarak-" Haru, hiç beklemeden onun sözünü kesiyor. "Sus lütfen, kami aşkına sus Kaito." Kaito ağzı açık kalmış halde Haru’ya bakıyor. Haru’nun yüzünde bir kelime daha edersen seni burada gömerim ciddiyeti var. Shigure bu sahneyi izlerken sonunda dayanamayarak hafifçe gülümsüyor. Bu gülümseme, odadaki gerilimi tamamen silmiyor ama en azından Haru ve Kaito’nun hemen kelepçelenmeyeceğini hissettiren bir sıcaklık taşıyor. "Merak etmeyin." diyor Shigure, bu kez bakışlarını iki Kumoashi’ye çevirerek. "Sizin başınıza bir şey gelmeyecek. Kenta güvenilir bir shinobi ve ona inanıyorum. Anlattığı gibi olduğu sürece sizi takdir etmek dışında bir şey yapamam. Cesaretiniz için teşekkür ederim." Haru’nun yüzünde ilk defa hafif bir çözülme oluyor. Tam rahatlama değil, ama uzun zamandır sırtında taşıdığı bir ağırlığın bir köşesinden tutulmuş gibi. Kaito ise gözlerini birkaç kez kırpıyor ve bakışlarını Shigure'den ayırmıyor. Shigure sonra tekrar sana dönüyor. Bu kez Hokage’nin yüzü daha ciddi, ama sesi dengeli.
"Konoha elbette Seigi’nin hayal ettiği gibi küçük köylere patronluk taslamayacak." diyor. "Ama ilgili köylerin birbirleriyle kavga etmesine ve Konoha için tehdit oluşturmasına da izin veremeyiz. Aklımda bir fikir var. Bununla ilgili seninle birkaç gün içinde iletişime geçelim. O sırada arkadaşlarımızı istersen burada da ağırlayabiliriz, ben yardımcı olurum." Tam bu sırada kapı ansızın açılıyor. İçeri giren kadın, odadaki herkesi ilk anda fark etmeden, doğrudan Shigure’ye yönelmiş halde konuşmaya başlıyor. "Shiguşko sana bir şey-" Cümlenin ortasında donuyor. Gözleri odadaki tabloyu yakalıyor. Sen, Haru, Kaito, Shigure’nin ciddi masası, havadaki yarım kalmış görev raporu gerilimi. Kadının yüzündeki rahat ifade bir anda toparlanıyor. Duruşu değişiyor, omuzları düzleşiyor, sesi resmileşiyor. "Sayın Hokage... Öhm. Konuşmamız gereken birkaç husus vardı da." Karşındaki kişi, Konoha’da adını duymamış kimsenin kolay kolay kalamayacağı biri. Uchiha Klanı’nın lideri, Konoha Polis Teşkilatı’nın başkanı ve köyün en güçlü kadınlarından biri olarak anılan Uchiha Tsuna. Odaya girdiği anda, sadece taşıdığı isimle değil, duruşuyla da atmosferi değiştiriyor.
Shigure ise bu ani girişe şaşırmak yerine hafifçe gülümsüyor. "Tam lafın üstüne geldin Tsuna. Müsaitsen birkaç gün beklememize gerek kalmayabilir." Tsuna’nın gözleri kısa bir an senden Haru’ya, Kaito’dan tekrar Shigure’ye kayıyor. Durumu okumaya çalıştığı belli, ama araya girmiyor. Shigure, odadaki herkese dönerken konuşmasını sürdürüyor. "Bu konu için Konoha Polis Teşkilatı’ndan birkaç kişiyi alıp bir ekip oluşturmayı planlıyorum. Elbette Tsuna size bizzat yardım edecek müsaitliğe sahip değil ama seviyesinden emin olduğu birkaç chuunin öğrencisini sizlerle çalışması için görevlendirebilir. Senin için de uygun olur mu Tsuna? Konoha’nın etrafındaki küçük köylerin güvenliğiyle alakalı konu. Sana bahsetmiştim daha önce." Tsuna, bir an durup Shigure’ye bakıyor. Yüzünde şu an mı ifadesi beliriyor ama itiraz etmiyor. Sadece başını hafifçe yana eğiyor. "Bana hava hoş." diyor. "Ama Sennashi ile ilgili birkaç konuyu konuşmamız lazım. Müsaitseniz akşama tekrar geleyim yanınıza. Olur mu?"
Shigure başını sallıyor. Sonra gayet doğal, hatta fazla doğal bir şekilde soruyor. "Aynı yer mi?" Tsuna’nın yüzü bir anda hafifçe kızarıyor. "Evet...?" Cevabın sonundaki soru işareti, Shigure’ye atılmış sessiz bir uyarı gibi. Ardından hemen yüzünü ciddileştiriyor, arkasını dönüyor. "Beni takip edin." Shigure, siz çıkmak üzere hareketlenirken son kez sesleniyor. "Ekibi oluşturduktan sonra tekrar bana uğrayın. Detayları konuşuruz." Kapıdan çıkarken Tsuna’nın nefesinin altında söylendiğini duyuyorsun. "Milletin yanında ne diyo’ ya?" Koridora çıktığınızda odanın gergin resmiyeti biraz geride kalıyor ama tamamen dağılmıyor. Haru ve Kaito temkinli. Tsuna ise önde yürürken bir süre hiçbir şey söylemiyor. Adımları kendinden emin, koridorda karşılaştığınız birkaç görevli ona selam vermek için hemen kenara çekiliyor. Sonunda başını hafifçe sana çeviriyor. "Seni geninliğinden beri görmüyorum he, nasıl gidiyor Kenta?" Soru beklenmedik derecede doğal geliyor. Az önce Hokage’nin odasında konuşulan bütün Kumoashi, operasyon, köy güvenliği, itirafçı meselesinin üstüne, bir anda eski bir tanıdığın hatır sorması gibi. Kaito ise bu noktada kendini tutamıyor. Tsuna’ya dikkatle bakıyor, kaşlarını çatıyor, sonra biraz çekingen bir sesle konuşuyor.
"Efendim, sizi ben daha önce bir kere gördüm diye hatırlıyorum ama emin de değilim tam." Haru bir anda Kaito’nun kafasını iki eliyle kavrıyor. "APTALLLL!" Kaito’nun başı Haru’nun ellerinin arasında hafifçe öne arkaya sallanıyor. Haru dişlerini sıkarak devam ediyor. "Karşında duran kişi Uchiha klanının lideri ulan, MAL! Şurada iki genjutsuya kurban gideceksin haberin yok!" Tsuna, bu çıkışa gücenmek yerine gülüyor. "Arkadaşlar sakin olun. Konohalı değilsiniz, beni tanıma gibi bir zorunluluğunuz yok." Kaito, kafasını Haru’nun ellerinden kurtarmaya çalışırken mırıldanıyor. Haru ise onu bırakmamış gibi duruyor, ama en azından sıkmayı azaltıyor. Tsuna bu kez tamamen sana dönüyor. Yüzündeki gülümseme biraz daha muzipleşiyor. "Ama benim Kenta’yı hatırlamam için çok sebep var." Bu cümleyle birlikte içinde ufak bir alarm çalıyor. Tsuna’nın gözlerinde, seni utandırmak için fazla uygun bir anı bulmuş bir yetişkin keyfi var. "Bir keresinde akademiyi ziyarete gelmiştim. Baktım erkekler toplanmış uzun eşek oynuyorlar. İçlerinden bir keriz de shurikeni kemerine sabitlemiş, farkında değil. Çocuk bir atladı, çocuklardan birinin beline şak! Saplandı." Haru ve Kaito aynı anda sana dönüyor. İkisinin de yüzünde inanamaz bir ifade var.
"Tabii bunların hepsi yere kapaklandı. Sonra hocaları koştu oraya, shuriken de Kenta’nın dibine düşmüş. Hoca bunu bir azarladı, bir azarladı..." Tsuna burada hafifçe gülüyor. "Sonra gittim konuştum hocayla, o yapmadı diye. Götürdüm hocayı özür dilettim Kenta’dan." Haru, olayın mantığını çözmeye çalışıyormuş gibi Tsuna’ya bakıyor. "Efendim, neden direkt bağırırken söylemediniz ya?" Tsuna omuz silkiyor, yüzünde hiç pişmanlık yok. "Komikti bi’ tık. Adam bir şey yapmadı zaten, bağırdı sadece. Allam çok tatlı çocuktu Kenta." Kaito, bunu duyunca kahkahasını bastırmaya çalışıyor ama pek başarılı olamıyor. Haru’nun yüzünde bile istemsiz bir gülümseme beliriyor. Koridorlardan çıkıp köy içinde ilerlemeye başladığınızda, akşamın rengi biraz daha koyulaşmış oluyor. Tsuna sizi Uchiha bölgesine doğru götürüyor. Yol boyunca Konoha’nın merkezi yavaşça geride kalıyor, daha düzenli, daha sakin, daha ağırbaşlı sokaklara giriyorsunuz. Binaların mimarisi değişiyor. Çatılar daha keskin hatlı, girişlerdeki semboller daha belirgin. Uchiha klanının amblemi, birkaç kapıda ve duvar süslemesinde göze çarpıyor.
Bölgenin girişine geldiğinizde Tsuna duruyor. Kapı gibi yapılmış büyük ahşap bir kemerin altında, çevrenin havası daha sessizleşiyor. Burada gürültü yok denecek kadar az. İnsanlar daha ölçülü hareket ediyor, bakışlar daha dikkatli. Haru ve Kaito’nun üzerindeki yabancılık burada daha da belirgin hale geliyor, ikisi de ister istemez biraz daha dik durmaya çalışıyor. Tsuna sana dönüyor. Gözlerinde yine o tanıdık, hafif alaycı ama sıcak ifade var. "Buraya hiç girmedin galiba, değil mi? Var mı Uchiha arkadaşın?"