Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
Rinji'nin de en az Aoi kadar utanıp kızardığını görmek Aoi'nin bir tık da olsa içini rahatlatmıştı. Masasına onları kabul etmesi üzerine yerleşmişlerdi. Neyse ki aralarında hiçbir şeyden utanç duymayan, rahatlar rahatı bir adam da vardı da ortam dengeleniyordu. Aoi duygusal destek için kurbağasını mıncıklayıp dururken Bokukichi de sanki bilerek yapıyormuş gibi ona laf atıp duruyordu. Yanağını okşaması üzerine iyice kıpkırmızı olan Aoi'ye kıyasla keyfi yerinde görünüyordu. Neyse ki bu davranışlar onun elinden çıktığı zaman o kadar absürt görünüyordu ki Aoi de kendini tutamayıp kıkırdamaya başladı. İlk olarak havadan sudan konuşmaya başladılar. Hyuuga dikkati ve ölçülülüğü ile konuşuyordu. Neden burada olduklarını merak ediyor olmalıydı ancak sormak için doğru zamanı kolluyordu. Aoi neyse ki sohbet esnasında gevşemiş ve her zamanki sakin ruh haline dönmüştü. Bokukichi'nin maymunluklarının da bunda payı vardı elbet. O kadar beceriksizce flört ediyordu ki onunla, Aoi'nin gerilmek için bir sebebi kalmamıştı. Hatta muhtemelen istese bu rolü çok daha iyi ve gerçekçi oynayabilirdi ancak şimdilik buna lüzum görmemişti.

Muhabbet Sennashi'ye geldiği anda Rinji'nin bakışları değişmişti. Açık açık konuşmalarından rahatsız olmuştu. Etrafı kolaçan ediyordu. Kaita'nın doğrultusunda eğitimlerine devam ettiğini söylediği an Aoi'nin kalbi tekledi. Demek ki bir Hyuuga'yı bile kendilerine çekebilecek kadar etkileme güçleri vardı. Can sıkıntısı ile iç çekti. Bu durumdan hoşlanmamıştı. Bokukichi'nin Ren'inin söylediği doğruydu, Hyuuga içerisine bile sızmışlardı. Rinji, bir üyenin Konoha'ya getirildiğini ve onunla konuşacağını duyunca Aoi gerildi. Kimden bahsettiğini biliyordu. Ona onay bekleyen bakışlarını dikince Aoi yutkundu. Bu kadar büyük bir ağı nasıl temizleyeceklerdi? Her köyde, her klanda varlarsa eğer... Mümkün müydü? Çaresizliğe düştüğünü hissetti. Rinji, Masato ile görüştüğünü bildiğini ve ne aradığını sormuştu. Bokukichi ortamı biraz dağıtıp ona zaman tanımıştı, bu iyiydi. Ancak Rinji sabırsızdı. Net olarak duymak istiyordu. Ne istiyorlardı? Ne duymaya ihtiyaçları vardı? Aoi'nin rolünü yapma zamanı gelmişti. Bakışlarını Bokukichi'ye çevirdi. Bir krakeri ortadan kırıp kendisine uzatmıştı. Ona istediği dürüstlüğü vermeleri gerektiğini söyledi. Aoi krakeri parmakları arasında çevirirken bakışları masaya düştü. Gerçekten morali bozulmuştu ve canı sıkılmıştı. Bunu kullanarak plana devam edecekti.

Derin bir iç çekti. "Gerçek şu ki... çok bunaldım. Beni en iyi senin anlayacağını düşündüm." Çayından bir yudum alıp bakışlarını Rinji'ye çevirdi. Bokukichi'nin elini tutup başını onun omzuna yasladı. "Ben Kichi'yi çok seviyorum. O biraz eksantrik birisi, görüyorsun. Dışarıdan bakan herkes onu yanlış yargılıyor ama onun kalbini ben görebiliyorum. İlk tanıştığımızdan beri böyleydi bu. O farklı bir ruh, böyle olduğu için de çoğunluk ona tepeden bakıyor." Elini onun elinden çekip koluna girdi. "Ve o bir Rounin. Köylere girmesi bile yasak aslında. Yani bizim aşkımız... imkansız. Konuyu aileme açtığım zaman nasıl tepki verdiklerini hayal et..." Tekrar iç çekti. Bu noktada rolüne öyle bir girmişti ki gözleri bile doldu. Bokukichi hakkında söyledikleri pek de yalan sayılmazdı elbet. "Sen de bir Hyuuga'sın. Ailenizdeki o haksız hiyerarşiyi ve katı kuralları biliyorum. Zaten ailelerimiz fazlası ile benzer aslında. Inuzuka köpekleri bile bizden daha özgürlerdir." Bardağını sertçe masaya bıraktı. "Şimdi kalbimi dinleyip aşkımı yaşamak ve onunla evlenip bir aile kurmak istersem köyden kaçmam, dışlanmam ve türlü işkencelere katlanmam mı gerekecek? Bu hiç adil değil!" Bokukichi'nin kolunu tutan elini bu noktada gerginlikle sıktı. Sesini iyice düşürerek Rinji'ye yaklaştı. "Shinmei öldü. Antik Ağaç soldu. Değişim çağı geliyor. Büyük gün yaklaşıyor. Sen de böyle hissetmiyor musun?" Bunları söylemek ona o kadar ağır gelmişti ki Bokukichi'nin kolunu sıkan elinin ağrıdığını hissetti. Dudakları titredi. "Korkutucu da geliyor bir yandan tabi. Alışılmış düzenin bir anda değişmesi... Yüzyıllardır bir sisteme oturmuş olan tüm o kurallar... Ama böylesi herkes için daha iyi olacaktır. Değil mi?" Bir an duraksadı. Gözlerinde tereddüt parıldadı. "Sadece içimi dökmek istemiştim. Bu konuları konuşabileceğim başkası yok. Biliyorsun, bölük pörçük çalışıyoruz hep. Masato ile de aynı ekipte olduğumuz için görüşmek zorunda kalıyorum. Onun bu olaylarla bir alakası yok." Masadan uzanıp Rinji'nin elini tuttu. "Biraz olsun benimle dertleşip içimi rahatlatacak bir şeyler söylemek istemez misin? Kime gidebilirim bilmiyorum. Kichi'den başka beni anlayacak kimsem yok. Ama neyse ki Kichi'm var." Bokukichi'nin yanağını okşayarak yüzünü kendisine çevirdi. Sonra da dudaklarını dudaklarına yaklaştırdı. Kollarını boynuna sararak bir çeşit siper oluşturdu ve ağzının kenarına ıslak bir öpücük kondurdu. Göz ucuyla da Rinji'nin reaksiyonunu inceliyordu. Muhtemelen onun açısından bakılınca öpüşüyor gibi görünüyorlardı. Onu kışkırtıp, biraz da utandırıp ağzından daha fazla şey almayı amaçlıyordu. Role o kadar bürünmüştü ki utangaçlığı da gitmişti üzerinden. Yine de bütün bedeni adrenalinden doğan bir heyecanla hafifçe titriyor ve cayır cayır yanıyordu. Bunu, Bokukichi'nin bu kadar dibine girmek de etkilemiş olabilirdi elbet.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
Dudaklarının Bokukichi’nin ağzının kenarına değdiği o kısa an Bokukichi "Hahah- ananıskim!" diyor ve masadaki bütün havayı bir anda değiştiriyor. Bokukichi ilk kez gerçekten afallıyor, o güne kadar her türlü saçmalığı hiç düşünmeden söyleyen, her durumun içinden bir şaka çıkaran adamın yüzünde çok kısa ama çok net bir boşluk beliriyor. Omuzları hafifçe kasılıyor, kulaklarının ucu kızarıyor, bakışları bir an için senin yüzüne takılıp hemen kaçıyor. Rolün içinde kalmaya çalışıyor ama az önceki rahat, arsız akışında çok küçük bir kırılma oluyor. Rinji tarafında ise durum daha da görünür. Elindeki fincanı neredeyse düşürecek gibi oluyor, sırtı dümdüz kesiliyor, gözleri kocaman açılıyor. Yüzüne yayılan kızarıklık bir anda boynuna kadar iniyor. Hyuuga terbiyesiyle bunu toparlamaya çalışsa da başarılı olması biraz zaman alıyor. Sessizlik birkaç saniye kadar masanın ortasında asılı kalıyor, çayevinin diğer sesleri uzaktan geliyormuş gibi kalıyor. Sonra Rinji boğazını temizliyor, bakışlarını senden kaçırıp fincanın kenarına sabitliyor, bir kez daha nefes alıyor ve kendini ancak o zaman topluyor. Bokukichi de o arada istemsizce dudaklarını diliyle ıslatıp sandalyede oturuşunu düzeltiyor, hala rolde gibi davranıyor ama bu kez eskisi kadar pervasız değil.

Rinji nihayet konuşmaya başladığında sesi ilk baştakinden daha düşük, daha samimi, daha dikkatli çıkıyor. Sanki seni az önce gerçekten kırılgan bir yanınla görmüş gibi. "Ailenin, klanın ya da köyün adına karar vermesi çok kolay." diyor, gözlerini bu kez doğrudan sana kaldırarak. "Özellikle de neyi sevip neyi seçtiğini söylemeye kalktığında. İnsanlar kendi korkularına düzen der, sonra da o düzene boyun eğmeyeni suçlu ilan eder." Bir an durup çayından küçük bir yudum alıyor. "Eğer gerçekten birini bu kadar seviyorsan önce bunu kendi içinde utanç duymadan kabul etmen gerekir. Sonra başkalarının buna ne isim taktığını daha az umursarsın. Klanlar, köyler, soylar... bunların hepsi insanın içindeki açlığı anlamakta başarısızdır. Sana ait olanı seçtiğin için suçlu hissetmemen gerekir." Bu cümleleri söylerken başta yalnızca kişisel bir dertleşmeye kapılmış gibi görünüyor. Sonra dili yavaş yavaş başka bir yöne akıyor. "Zaten bütün bu aptal ahlaki kuralların çoğu, insanları kontrol altında tutmak için var. Kimin kimi seveceği, kimin nerede yaşayacağı, kimin kimle bağ kuracağı, hepsi düzen dedikleri şeyin zincirleri. Sennashi mutlak hüküm sağladığında bunlardan da kurtulacağız." Bu cümle masaya ağır bir taş gibi düşüyor. Rinji bunu fark ettiği anda bir anlığına duruyor. Sanki ağzından çıkardığı şeyin sınırı aştığını yeni anlıyor. Parmakları fincanın etrafında sıkılaşıyor. Gözleri bir kez sağa sola kayıyor, sonra yeniden sana dönüyor.

Bu kez yüzündeki utangaçlık gitmiş oluyor. Yerine daha ciddi, daha ölçen, daha dikkatli bir ifade yerleşiyor. Az önceki kırılgan dert ortağı havası çekiliyor. "Peki sana bir şey soracağım." diyor. Sesinde artık hiçbir titreşim yok. "Masato aktif bir şekilde Sennashi’yi durdurmaya çalıştığı bir görevdeyken neden ona yardım ediyor ve onunla göreve çıkıyorsun?" Soru öyle beklenmedik geliyor ki masanın üzerindeki çay, kurbağa peluşu, Bokukichi’nin yarım kalmış rolü ve senin az önce ördüğün bütün o sahte hikâye bir anda başka bir ışıkta görünmeye başlıyor. Bokukichi’nin yanında oturuşunda çok küçük bir gerilme oluyor, o da bunu duyduğu anda sana değil, doğrudan Rinji’ye bakıyor. Rinji ise bakışlarını senden ayırmıyor. Cevabını gerçekten merak ediyor gibi, ama aynı zamanda vereceğin cevabın neyi açığa çıkaracağını da tartıyor. Masadaki inisiyatif bir anda el değiştiriyor. Artık konuşma sırası sende ve vereceğin tek bir yanlış cevap, az önce açılan kapıyı ya ardına kadar açacak ya da tamamen kapatacak gibi duruyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Aoi'nin Bokukichi'ye yönelik hamlesi tam da beklediği tepkiyi oluşturmuştu. En azından Rinji'de. Hyuuga oğlan utanmış, şaşırmış, bakışlarını fincana kaydırmış, olduğu yerde kasılmıştı. Aoi'nin alt metni netti. Yalnızlıklarını birleştirebilir, bir bağ kurabilirlerdi. Rinji'nin kimi vardı ki iç dünyasını paylaşabileceği? Onu bir tuzağın içine çekiyor olsa bile bu bağı kurabilirse gerçekten içeriden bilgi alabilirdi. Bu köylerin, hatta dünyanın iyiliği içindi. Kendini bu şekilde rahatlatıyor, söylediği yalan ve yaptığı arsızlıklar yüzünden Yuukon'un günah yazmayacağını umuyordu. Ancak en başından beridir rol yapma becerileri ile övünen Bokukichi'nin bu kadar afallamasını beklememişti. Onu ilk kez gerçekten şaşırmış, boşluğa düşmüş görüyordu. Bir an gibi kısa sürmüştü ancak fark edilir bir değişimdi. O kadar şaşalamıştı ki rolde kalmakta bile zorlanmıştı. Aoi güldü. Bu şefkatli, anlayışlı ya da sevimli bir gülümseme değildi. Zihninde bir çeşit hınzırlıkların döndüğüne dair bir gülümsemeydi. Her zaman onunla uğraşan Bokukichi'yi bu duruma düşürmek, içinde daha önce yaşamadığı türden bir keyif ortaya çıkartmıştı. Nedendir bilinmez, onunla biraz daha uğraşmak istemişti. "Ne oldu?" dedi yüzünün dibine girip fısıldayarak. "Öpemez miyim?" Kıkırdadı. "Biz sevgili değil miyiz?"

Rinji konuşurken biraz evvelki gardını hafifçe düşürmüş gibiydi. Sanki Aoi'nin ona kırılgan tarafını göstermesi aralarında bir samimiyet oluşturmuştu. İçten bir şekilde ona destek verici cümleler kurmuş, düzenden ve kurallardan yakınmıştı. Sözlerinin samimiyetine bakılırsa gerçekten de Sennashi'yi kalpten destekliyordu. "Haklısın." dedi Aoi sakince. "Utanç ve suçluluk duymamalıyım ama elimde değil. Çocukluğumdan beri bu kuralların içerisinde büyütüldüm. Başka doğru bilmiyorum. Bu yerleşik duyguları bir anda söküp atmak kolay değil." Soğumaya yüz tutmuş çayından birkaç yudum daha aldı. O esnada Rinji biraz daha ciddileşerek bir soru sordu ona. Neden Masato'ya yardım ettiğini. Neyse ki Aoi buna hazırlıklıydı. Zihninde bunu sorabileceğini öncesinde az buçuk tasarlamıştı ve açıkçası hiç yalan söylemeden ona gerçeği şak diye söyleyecekti. Zaten içine bir nebze gerçeklik katılmış bir yalan en iyi yalan söyleme şekli diye duymuştu birilerinden. Bokukichi'nin gerildiğini hissedince elini tutarak onu sakinleştirmeye çalıştı. "Masato ve diğerleriyle bir ekip olup görevlere çıkmaya başladığımda ne döndüğünün farkında değildim. Düşman olarak işaretlenen birileriyle karşı karşıyaydık ancak Sennashi'nin ne olduğunu bile bilmiyordum o dönem. Onlarla çalıştığım dönemde Işık İşaretçisi'nin sesini duydum. Beni Kaita Hoca'ya yönlendirdi ve sonra da o eğitim alanına. Ancak Masato'larla çoktan çalışmaya başladığım ve Hokage bizi artık bir ekip olarak bizzat görevlendirdiği için ayrılamadım. Sıkıştım kaldım kısacası." Çayını yeniden sakince yudumladı. "Ancak bu o kadar da kötü bir şey değil. İçeriden, operasyonun kalbinden bilgi alıyorum. Üstelik bir şekilde Kichi'mi de aramıza dahil etmeyi başardım. Böylece hem aşkımızı yaşıyor hem de geleceğimizi inşa ediyoruz." Bunu söyledikten sonra Bokukichi'nin yanağına, çenesine ve boynuna minik öpücükler kondurdu. Yüzünde yeniden o hınzır, onunla uğraşmak isteyen bakış belirmişti. Ancak hemen sonra ciddileşerek kendini durdurdu. "Sizin tarafta işler nasıl gidiyor? Can sıkıcı bir şeyler yoktur umarım?"
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
Rinji, anlattıklarını dinlerken ilk baştaki o utangaç ve afallamış halinden tamamen sıyrılıyor, yüzüne yeniden ölçülü, dikkatli bir ifade yerleşiyor. Ama artık seni yalnızca uzaktan tanıyan biri gibi değil, anlattığın her cümleyi tartan biri gibi dinliyor. "Mantıklı." diyor yavaşça. "Bir shinobinin operasyonun kalbinde kalıp bilgi taşıması mantıklı. Hatta olması gereken de biraz budur zaten. Dışarıdan taş atmak kolaydır, içeride olup düşmanın sofrasına oturmak zordur." Sonra kaşları hafifçe çatılıyor. "Ama..." diye ekliyor, fincanını iki eliyle kavrayarak. "Çifte ajanlık işi güzel hikayelerde kulağa daha etkileyici gelir. Gerçekte ise her iki tarafın da seni kendi adamı sanması gerekir. Bir taraf senden şüphelenirse ölürsün. İki taraf da senden şüphelenirse daha da kötü duruma düşersin." Bunu söyledikten sonra gözleri Bokukichi’ye, sonra yeniden sana kayıyor. Bokukichi’nin yanağına, çenesine, boynuna kondurduğun öpücükler onu yine bozuyor ama bu kez daha kısa sürüyor.

Bakışlarını kaçırıp boğazını temizliyor. "Yani..." diyor, gereksiz yere cümlesini düzeltir gibi. "Bu kadar... aktif bir bağınız varsa birbirinizi koruyabilmeniz iyi. Ama dikkat çekmek de ayrı bir mesele." Bokukichi hemen araya giriyor, sırıtarak. "Biz dikkat çekmiyoruz, biz sanat icra ediyoruz." Rinji buna istemsizce bakıyor, sonra dudaklarını bastırarak yine sana dönüyor. "Bizim tarafta da her şey güllük gülistanlık değil. Eğitimler sürüyor ama son günlerde bazı şeyler daha kapalı yürütülüyor. Özellikle belirli isimler etrafında." Rinji burada biraz gevşemeye başlıyor, belli ki konuşmaya devam ettikçe ağzından fazlası dökülüyor. "Kaita Bey herkesle açık açık konuşmuyor. Bazı talimatlar doğrudan geliyor, bazı isimler yalnızca belli kişilere veriliyor. Yakın zamanda getirilen adam da ana gözetim altına alınmadı. Merkez zindanlarda değil. Alt kayıt katında, kuzey koridorunun sonunda, eski sorgu hücrelerinden birine alındı. Orası normalde kısa süreli tutulanlar için kullanılır ama..." Bir anda susuyor. Gözleri kısılıyor. Fazla şey söylediğini kendisi de fark ediyor. Fincanı masaya biraz daha sert bırakıyor. "Ben niye bunu anlattım şimdi?" diye mırıldanıyor daha çok kendi kendine. Sonra toparlanmaya çalışarak dikleşiyor. "Demek istediğim, içeride de her şey sandığınız kadar düzenli değil."

Tam bu anda Bokukichi, yüzünde aniden aşırı ciddiymiş gibi duran ama gözlerinin içi fıldır fıldır dönen bir ifadeyle sana dönüyor. "Aşkıııım, balıııım!" diyor uzatarak. "Seninle iki dakika özel konuşabilir miyiz?" Daha Rinji bir şey demeden seni kibar ama kararlı bir şekilde ayağa kaldırıyor, sandalyeni geriye itiyor ve kapıya doğru sürüklüyor. Çayevinin giriş perdesinin yanına, dışarıdan gelen sabah ışığının vurduğu dar alana çekiyor seni. Yüzündeki şakacı ifade bu kez biraz daha gerçek bir gerginliğe karışmış durumda. Sesini düşürüyor. "Şimdi bu çocuk bizden hayvan gibi şüpheleniyor, o net, o yüzden bir karar vermemiz lazım aşko. Şu zindana mı gidelim yoksa bu çocuğu sarhoş edip daha fazla mı bilgi alalım? Ben biraz tırsıyorum, alkol devreye girince..." Burada sana şöyle bir bakıyor, dudaklarını büzüyor. "Yani sana da ne olur belli olmaz. Ben her şeyin olma ihtimalini göze alıyorum bugünden itibaren." Bunu derken sesi alçak ama gözleri ciddi. İçeride Rinji, fincanına bakıyor gibi görünse de kulaklarının burada olduğu belli. Masada biraz önce istemeden açılan kapı kapanmış değil. Elinizde artık gerçekten işe yarar bir bilgi var, kuzey koridoru, alt kayıt katı, eski sorgu hücreleri. Ama önünüzde iki yol beliriyor. Biri hemen gidip bu bilgi soğumadan zindana yönelmek. Diğeri, Rinji’nin içini biraz daha gevşetip bu yapının geri kalanına dair ağzından daha fazla şey dökülmesini sağlamak. Hangisini seçersen, ali-cengiz oyununuzun tonu oradan sonra değişecek gibi duruyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
Rinji duyduklarını mantıklı bulmuştu neyse ki. Aoi rahatlayarak bir nefes verdi. Yine de hala onlara tam olarak güvenmediği ve hala her hareketlerini tarttığı ortadaydı. Buna hakkı da vardı. Çifte ajanlığın tehlikelerinden bahsedince Aoi hüzünlenmiş göründü. Bu durum çok genç yaşında bu duruma sürüklenmiş olan Takeshi'yi aklına getirmişti. "Benim durumum seçimim olmadı, zorunda kaldım. Bir süre dişimi sıkmam gerekecek gibi duruyor. Belki bu yüzden bu kadar zorlanıyorumdur." Rinji söylediklerinin alt metni olarak dikkat çekmemeleri gerektiğini ima etmişti. Aoi düşünceli bir edayla başını sallarken Bokukichi yine ortamın ciddiyetini dağıtacak şeyler söylemişti. Rinji daha sonrasında hiç beklenmedik bir şekilde kendisini açmıştı. Kendi taraflarında işlerin iyi gitmediğini, sürekli gizli saklı işlerin döndüğünü ve özellikle bazı kilit isimlere yoğunlaşıldığını anlattıktan sonra Konoha'ya getirilen adamın tutulduğu zindanın yerini tarif etmişti. Bu kadar ayrıntılı bir şekilde nasıl biliyordu? Ağzından fazla şey kaçırdığı için pişmanlık duymuştu sonrasında. Aoi şaşkın bakışlarla süzdü onu. "Umarım her şey en kısa zamanda yoluna girer." diye geveledi ağzında.

Bokukichi'nin ona abartılı seslenişi ile düşüncelerinden sıyrıldı. Özel olarak konuşmak istediğini söylemiş, Aoi daha bir tepki vermeye fırsat bulamadan onu sandalyesinden kaldırmıştı ısrarlı bir tonda. "T-Tamam." Çayevi'nin girişine çekmişti onu, biraz kuytu bir köşeye. Sabahki Bokukichi'ye kıyasla oldukça gergin ve ciddi görünüyordu. Bu durum Aoi'nin de gerilmesine yol açtı. Bokukichi, Rinji'nin ağzından kaçırdığı mahzene gitmeyi teklif etmişti. Rinji onlardan şüpheleniyordu ve şu anda alkolün devreye girmesi konusunda rahatsızdı. Bakışları genç kızın üzerine düştüğünde ve davranışlarını tasvip etmediğini, alkol alırsa daha da sapıtacağını ima ettiğinde Aoi bakışlarını yere indirdi. "Özür dilerim. Seni rahatsız mı ettim?" İç çekti. "Hyuuga etiğine uymayan davranışlar gördüğü zaman utanıp gardını indirdiğini fark ettim, o yüzden bunu kullandım. Senin rahatsızlık duyacağını düşünemedim, benim hatam." Sözlerinde derin bir samimiyet ve pişmanlık vardı. Bokukichi'nin yoldaşlığını kaybetmek istemediği ortadaydı. "Açıkçası söylediğim şeyler ve davranışlarım midemi bulandırmaya başladı. Alkol alıp bunu daha fazla devam ettirmeye dayanamayacağım. O yüzden senin dediğin gibi yapalım, zindana gidelim. Hiç değilse bir şeyler öğrendik." İç çekti. "Bir bahane bulup vedalaşalım o zaman. Dikkat çekmeyelim."

Aoi hala masasında oturan ve göz ucuyla da onları süzen Rinji'nin yanına dönecekti yüzünde her zamanki tebessümüyle. "Aç karnına çay Bokukichi'nin midesine dokunmuş, o yüzden eve döneceğiz. Ona rahatlatıcı bir şeyler hazırlayayım." Rinji'ye elini uzatıp kabul ederse sıkıca sıkacaktı. "Bizimle konuştuğun için çok teşekkür ederim. Ne kadar iyi geldiğini tahmin edemezsin. Umarım her şey yakında düzelir ve beklediğimiz huzurlu günlere kavuşuruz." Bunu söylerken kendi aklından geçen şey bambaşkaydı ancak Rinji öyle düşünmeyecekti elbette. "Bir sıkıntın olursa bana ulaşmaktan çekinme. Seve seve yardım ederim. Gerçek beni bilen pek dostum yok, bir tane olsa fena olmazdı açıkçası. Senin de sıkıldığını hissediyorum tüm bu Hyuuga baskısından. Belki biraz özgürleşiriz. Belki bir gün bize katılırsın ve bir şeyler içmeye gideriz." Vedalaştıktan sonra ona el sallayacak ve Bokukichi'nin koluna girecekti, bu sefer daha resmi bir dokunuşla. Diğer koluyla da kurbağasını sıkı sıkı göğsüne bastıracaktı.
Image
► Show Spoiler
Post Reply