Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Kiho derin bir nefes alıyor, göz kapakları bir an kapanıyor. Sonra açılıyor. Byakugan. Şakaklarındaki damarlar belirginleşiyor, göz bebekleri beyaza dönüyor. Çevreyi taramaya başlıyor, duvarların, çatının, sokakların içinden bakıyor. "Masato ve Bokukichi bir adamla konuşuyor. Kumarhanelerden birindeler. Masato ciddi görünüyor, Bokukichi sakin gibi. Yani şimdilik iyi gibiler." Biraz daha odaklanıyor. Başını hafifçe sağa çeviriyor. "Ancak..." Kaşları çatılıyor. "Satoshi’den eser yok. Hiçbir yerde göremiyorum." Sana dönüyor ve "Şu yönde mi dediğin yer?" diye soruyor. Elinle depoyu işaret ediyorsun. Kiho tekrar bakıyor. Uzun bir saniye geçiyor. "Orada kimse yok. İlginç."

Miden kasılıyor. Tam o anda hava titreşiyor. Bir ışık halkası gibi, sessiz ama ani bir hareket. Hari bir anda yanınızda beliriyor. "Fişeği gördüm, ne oldu?!" Sesi telaşlı ama kontrolü elinde tutuyor. Kiho hızlıca anlatıyor. "Aoi kaplıcayı araştırırken saldırıya uğradı. Genjutsu. Misina. Sennashi bağlantısı olabilir. Satoshi depoyu inceliyordu ama şu an hiçbir yerde görünmüyor." Hari’nin bakışları sertleşiyor. Bir anlık sessizlik. "Satoshi’yi bulacağım." diyor kendinden emin bir tonla. "Siz kendi işinize bakın. Satoshi’yi bulduğum anda ben de işaret fişeği kullanacağım. İçiniz rahat olsun, Renmaru yanımda. Kokusundan bile buluruz." Yerde bağlı duran adama bakıyor. "Bu herifi de bana bırakın. Destek ekibi geldiğinde teslim edeceğim." Elini adamın omzuna koyuyor. Bir mühür. Hava yine titreşiyor.

İkisi birden kayboluyor. Sokak bir anda sessizleşiyor. Kiho sana bakıyor. "Ben de boş boş geziniyordum zaten. Seninle geleyim." Beraber kaplıcaya dönüyorsunuz. Girişteki kadın sizi görünce iki elini yanaklarına götürüyor. "Ay ne oldu az önce öyle kız?!" diye fısıldıyor. Sonra kendi kendine başını sallıyor. "Aman neyse siz işinize devam edin." Odaya geri giriyorsunuz. Taş havuz hala sakin. Yarım köprü çizimi yerinde. Taş duvardaki boşluğu gösteriyorsun. Kiho yaklaşıyor. Önce normal gözle bakıyor. Sonra tekrar Byakugan. Havuzun içine odaklanıyor.

"Burada ne bir geçit var ne de başka bir şey." diyor. Bir an duruyor. "Hatta..." Elini suya sokuyor. Yüzeye dokunuyor. Çıkarıyor. Eli siyah. "Buraya kömür sürmüşler." diyor sakince. "Nasıl yaptıklarını bilmiyorum ama suyu daha derin gösteriyor." Elini yıkıyor. Gözleri düşünceli. "Şu geçidi sen diyene kadar fark etmemiştim. Buranın araştırılacağını biliyorlar mıydı? Belki de dikkat dağıtmak için odağı farklı bir tarafa çekmek istemişlerdir." Taş boşluğa tekrar bakıyor. "Yakaladığımız adam 3 gün önce gelen adamla aynı adam ise belki de bu taş boşluğunu açık unuttu. O yüzden bu kadar kısa süre sonra yanında kimse yokken odaya tekrar geldi. Yoksa neden kız yanında olmadan buraya geri gelsin ki?"

Parmaklarını boşluğun kenarına sürüyor. "Boşluğun içine bir şey saklayıp orayı kapatmış olmalı. Shinobiler araştırmaya gelince su niye bu kadar derin diye düşünecekler, sonra da taş boşluğu gözden kaçıracak sandı. Eğer durum buysa oldukça amatör. Hatta çocuksu." Elini boşluğa sokmayı deniyor. Parmak uçları ancak birkaç santim ilerliyor. "İşin kötüsü buraya insan boyutunda kimse giremez. Elimiz de..." Biraz daha uzanıyor. "Yetişmez." Sana bakıyor, hafifçe gülümsüyor. "Böyle zamanlarda Akimichi bulundurmak lazım yanımızda."

Tekrar Byakuganıyla boşluğa bakıyor. Gözleri sabitleniyor. "İçeride sıkışmış bir şey görüyorum. Bir kağıda benziyor. Katlanmış. Taşın arkasında, dar bir oyukta." Yutkunuyor. "Ama ulaşamıyoruz. Teknik olarak bu odayı yıkabiliriz ama fazlasıyla dikkat çekeriz." Sana dönüyor. "Nasıl alsak kağıdı?"
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Kiho, Masato ve Bokukichi'yi hemen fark etmişti ancak Satoshi ortalarda yoktu. Aoi'nin midesi burkuldu. Ayrılmak kötü bir fikirdi. Neden iyi bir olacağını düşünmüştü ki? Kiho depo yönüne baksa da kimseyi göremiyordu. Satoshi kaçırılmıştı. Başka açıklaması olamazdı. Aklına direkt en kötü felaketleri getirerek soğuk soğuk terler akıttı Aoi. Tam daha da evhamlanacağı esnada Hari hocaları yanlarında belirdi. Kiho durumu ona kısaca anlattıktan sonra kaşları çatılmıştı. O da durumun ciddi olduğunu düşünüyordu. Biraz evvel ona saldıran adamı da alarak Satoshi'yi bulacağını söylemişti. Sonra da ortadan yok oldu.

Böylece geriye bir tek kaplıcaya geri girip araştırmaya kalındığı yerden devam etmek kalmıştı. İçi hala rahat etmese de Aoi bu işi bitirmeye kararlıydı. Kiho da onunla gelmek istemişti. Aoi bu esnada Kiho'ya neler olduğunu, Satoshi ile edindikleri bilgileri ve içeride ne gördüğünü anlattı. Kaplıca girişindeki kadın şaşkın bir şekilde neler olduğunu sorsa da Aoi tebessüm ederek başını eğdi. Endişelenmesini istemiyordu. Kadın onların içeri girmesine izin verdi tekrardan. Odaya girdiklerinde Aoi ona taş duvardaki boşluğu ve havuzu işaret etti. Ruh izi burada sona ermişti. Kiho ise havuzda bir şey olmadığını söylemişti. Hatta havuzu daha derin göstermek için dibine kurşunla boyama yapmışlardı. Dikkat dağıtmak için bir oyun olduğunu düşünüyordu.

Kiho ihtimalleri değerlendiriyordu. Belki de yakaladıkları adam kızı kaçıran adamla aynı kişiydi ve bu bölgenin araştırılacağından şüphe edip kanıtları yok etmeye gelmişti. "Neden üç gün beklesin ki?" Dikkat çekmemek için olduğunu sanmıyordu Genjutsu kullanarak hiç ses etmeden girip yok edebilirdi her şeyi. Kiho boşluğun içine bir şeyin saklanmış olduğunu düşünüyordu ancak eli uzanmıyordu. Byakugan ile baktığında orada bir kağıt parçası olduğunu fark etti. Aoi ağzından Fuuton üfleyerek duvardaki boşluktan kağıdı içeriye doğru almayı deneyecekti. Başaramazsa mecbur kıracakları ufak bir miktarını. "Bu olmazsa şu kadarcık bir kısmını kıralım duvarın. Ben öderim tamirat parasını. Hem bu önemli olabilir."
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Taş boşluğun önünde diz çöküyor, dudaklarını hafif aralayarak kontrollü bir Fuuton nefesi üflüyorsun. Dar aralığa giren rüzgar içeride sıkışmış kağıdı titretiyor ama yerinden sökemiyor. Açıyı değiştiriyor, biraz daha kuvvet uyguluyor, bir dakika boyunca sabırla deniyorsun, kağıt kenarından kıvrılıyor fakat taş çıkıntıya takılı kalıyor. Kiho’nun sabrı tükeniyor. Bir adım geri çekilip avucunu hizalıyor, damarları belirginleşiyor ve keskin bir sesle "Juuken!" diye bağırarak duvara kontrollü ama sert bir darbe indiriyor. Çakra taşın iç yapısını çatlatıyor, oyuk kısmı kırılıyor ve koridordan kadının tiz "Ay!" çığlığı duyuluyor. Taş tozu havaya kalkarken kağıt ağır ağır süzülüp zemine düşüyor. Eğilip alıyor, katlarını açıyorsun.

Yazı bilinçli olarak şifreli ve imalı. "Özel kız teslim alındı. Köprü yarım kaldı ama geçiş tamam. En kısa vakitte Konoha Mahzen’e indirilecek. K. altındaki gölgede toplanacağız. U.K.’ye sunum yapılacak. A. ve T. onay verirse kara dalga başlar. Gün yaklaşıyor. Hepimiz orada olacağız. O büyük günü sabırsızlıkla bekliyorum." Satırları okurken miden sıkışıyor, metin açıkça Konoha’yı işaret ediyor, Mahzen ifadesi ise seni şaşırtıyor.

Yorum yapmaya fırsat bulamadan dışarıdan yankılanan bir ses kaplıcayı çınlatıyor. "KIZLAAARRRRR!" Bokukichi’nin sesi. Hızla dışarı çıktığınızda Bokukichi’yi, yanında ciddi yüzlü Masato’yu ve dizlerinin üzerine çöktürülmüş, elleri iple bağlı bir adamı görüyorsun. Masato sakin ama sert bir tonla "Bu beyefendi Sennashi’ye mesaj getir götürü yapıyormuş. Yakaladık. Destek ekibi de varmış sonunda, onlara teslim edeceğiz." diyor ve ardından yüzü daha da ciddileşerek "Takeshi’den haber varmış." diye ekliyor. Cümlenin ağırlığı hepinizin omuzlarına çöküyor.

Destek ekibine doğru yürürken Bokukichi sinsice sana yaklaşıp kulağına eğiliyor. "Şimdi sana bir teklifim var, reddedeceksin, o yüzden alıştıra alıştıra söylüyorum balım." diyor gözleri parlayarak. "Haberleri alalım, kişileri teslim edelim, işlerimizi halledelim... sonra ne yapalım biliyor musun? Kumar oynayalım. Birlikte. Kumar. Lütfen. Kumar." Yerinde hafif hafif zıplarken ciddiyetle saçmalık arasındaki o tuhaf dengeyi bir kez daha kuruyor.

Destek ekibine vardığınızda adamı teslim alıyorlar. Ekipten biri size dönüp resmi bir ses tonuyla konuşmaya başlıyor. "Shindou Takeshi'nin tedavileri sürüyor. Mühür kolay kolay kaldırılabilecek bir mühür değilmiş. Size atanmış olan Jounininiz dahil herkes şu an üstünde çalışıyor, bizzat Hokage'miz bile başında bekliyor. Emin ellerde ama siz yine de her şeye hazırlıklı olun. Mührün tam olarak ne yapıp yapmadığını bilmiyoruz." Ardından Hari’nin mesajını iletiyor. "Hari bizimle iletişime geçti, Satoshi'yi bulduğunu iletmemi istedi. Satoshi de bir Sennashi üyesinin yakalanmasını sağlamış, ormanlık alana kadar yakalamaya çalıştığı için uzaklaşmış. Eğer burada yapacak başka bir işiniz yoksa Konoha'ya derhal dönmemiz iyi olacaktır. Üçüncü noktaya gitmeden önce hazırlık yapmamızın daha doğru olduğu söylendi."

Elindeki şifreli kağıda bir kez daha bakıyorsun. Mahzen. U.K. Kara dalga. Büyük gün. Yanında Bokukichi tekrar eğilip kulağına fısıldıyor. "Kumaaaarrrrrrrrrrrrr..." Önünde yaklaşan bir tehdit, arkanda çözülmemiş bir sır, kalbinde ise Takeshi’nin belirsiz kaderi duruyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Fuuton ile kağıdı o daracık duvar boşluğundan alabilecek gibi durmuyordu. Birkaç dakika boyunca üfle Yuukon üfle denemişti ancak başarılı olamamıştı. Bunu izleyen ve izledikçe sabrı taşan Kiho taşa Hyuuga yumruğunu oturttuğu gibi duvarın o bölümünü tamamen kırmıştı. Kaplıca için büyük bir problem oluşsa da amaçlarına ulaşmışlardı. Havada süzülerek yere düşen kağıdı eğilip aldı. Minicik bir not kağıdıydı. Kıvrılan kenarlarını açarak ne yazdığını okumaya başladı. Şifreli ve üstü kapalı bir metindi. Birilerine mesaj gönderiyordu. Özel kızın teslim alındığını, köprünün yarım kaldığını ancak geçişin tamamlandığını, Konoha Mahzen'e bir şeyin indirileceğini, K diye kısaltılmış bir şeyin altındaki gölgede toplanacaklarını, U. K. diye birisine sunum yapılacağını, A. ve T.'nin onaylarıyla dalganın başlayacağını söylüyordu. A olarak kısaltılanın Akuro olduğunu tahmin etmişti ancak tamamen başka bir şey de olabilirdi. Mesaj bekledikleri büyük günün yaklaştığını haber veriyordu. Bunun için sabırsızlanıyorlardı. Direkt olarak Konoha'nın ismi geçiyor olması endişe vericiydi.

Kiho'nun fikirlerini henüz alamadan kaplıcanın dışında çok tanıdık bir ses işitti. Bokukichi ve Masato gelmişti. Yanlarında iplerle elleri bağlı bir adam vardı. Masato hemen açıklayarak bu adamın bilgi taşıdığını ve tutuklandığını söylemişti. Destek ekibi nihayet bölgeye ulaşmıştı. Takeshi'den haber getirdiklerini duyunca Aoi'nin kalbi sızladı yeniden. Destek ekibine yönelmişlerdi son durumdan haberdar olmak için. Bokukichi bu esnada kulağına eğilerek kumar oynamayı teklif etmişti. Aoi tiksinmiş bir ifadeyle yüzünü buruşturdu. "Hiç tasvip etmediğim bir aktivite." dedi kestirip atarak. Önsezilerinde haklıydı, kabul etmeyecekti.

Destek ekibinden shinobiler tutuklanan adamı derhal teslim almışlardı. Takeshi'nin tedavisinin sürdüğünü ancak yapılan mührün kaldırması kolay olmayan bir mühür olduğunu söylemişlerdi. Bu kadarını Aoi de tahmin etmişti ve bu sebeple onu ne zaman düşünse hüzünleniyordu. Hokage dahil Izami Hoca da onunlaydı ve bizzat ilgileniyorlardı ancak dikkatli olunmalıydı çünkü mührün ne yaptığı belirsizdi. Aoi'nin dehşetle yüzü karardı. İyi haber ise Satoshi'nin bulunmuş olmasıydı. Birinin peşine düştüğü için bölgeden uzaklaşmıştı ancak Hari Hoca onu bulmuştu. Başka yapılacak bir iş yoksa Konoha'ya dönülmesi gerektiğini söylüyorlardı. "Şu anda olmaz." dedi Bokukichi'ye kesin bir ses tonuyla. "Seni eğlendirmeyi çok isterdim ancak Takeshi orada acı içindeyken bunu yapmaya gönlüm elvermez. Onun bu illetten bir an evvel kurtulması için dua etmeli ve adakta bulunmalıyım. Yuukon yardımcımız olsun." Elindeki kağıdı destek ekibindeki shinobiye gösterdi. "Kaplıcada bir Sennashi üyesinin saldırısına uğradım. Bunu almamı engellemeye çalıştığını düşünüyorum. Duvardaki ufak bir boşluğa sıkıştırılmıştı. Kiho ile ele geçirdik. Yazılanın ne anlama geldiğini tam çözemiyorum ancak açık bir tehdit var. Sizin ve diğer tüm yetkililerin de bilmesi iyi olacaktır. Kağıtta bahsi geçen özel kızın üç gün evvel kaybolan Hoshino Tatsuro'nun 16 yaşındaki kızı Hoshino Hina olduğunu düşünüyorum. Babasının anlattıklarına ve kaplıca çalışanının söylediklerine uyuyor." dedi sakince.

Herhalde şimdi Konoha'ya döneceklerdi. Dinlenip sakinleşecek zamanları bile yoktu. Onlar oyalanırken ve Sennashi'nin adımlarını takip ederken Sennashi gece gibi çalışmaya devam ediyordu. Aoi her şeyden önce Takeshi'yi ziyaret etmek ve ne durumda olduğunu görmek istiyordu. Yattığı odaya minik bir tapınak kurmalı ve kötülüğü uzaklaştırmak için rahatlatıcı bir tütsü yakmalıydı.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Bokukichi "Yaaaaa offffffff." diye bağırıyor. Kaplıcanın önünde destek ekibine kağıdı uzattığın sırada sokakta tanıdık iki siluet beliriyor. Hari ağır adımlarla yaklaşırken yanında Satoshi yürüyor, üstü başı toz içinde ama bakışları net. Onu gördüğün anda göğsündeki düğüm biraz gevşiyor. Satoshi doğrudan sana dönüyor. "Depoya girdiğimde içeridekiler gerçekten kumar oynuyordu ama bu sadece perdeymiş kanka." diyor sakince. "Arka bölümde gizli bir bölme vardı. Zeminin altına açılan dar bir geçit. İz sürmeye başladım. Beni fark ettiklerinde kaçmaya çalıştılar. Birini ormanlık alana kadar kovaladım. Kaçarken mesaj kapsülü düşürdü, yakaladım ama içerik şifreli. Hari hoca yetişti. Diğerlerini dağıttık." Kısa bir nefes alıyor. "Bu yapılanlar planlı. Birkaç ayrı hücre eş zamanlı hareket ediyor. Ama henüz merkezlerini gizli tutuyorlar."

Hari sözü devralıyor. "Bölge temizleniyor. Yakalananlar teslim edildi. Burada kalmanız gerekmiyor. Derhal Konoha’ya dönüyoruz." Sesinde tartışmaya yer yok. Toplanıp yola koyuluyorsunuz. Yol boyunca zihnin susmuyor, etrafındakiler de belli ki rahat değil. Sennashi’nin gölgesi sanki her adımınızın üzerinde. Daha başlamadan senden bir şeyler almış gibiler, güven duygunu, masumiyetinin kalıntılarını, Takeshi’nin sağlığını, belki de Kurohime'yi. Tenchi Köprüsü, yarım çizilmiş taş figürü, kaplıcadaki siyah su... Hepsi zihninde üst üste biniyor. Düşman sürekli yüzünü tam göstermeden darbe vuruyor. Ve sen ilk kez onların yalnızca gölgelerle değil, insanların geçmişleriyle savaştığını anlıyorsun. Takeshi bir hedefti. Sen de öylesin. Hepiniz bir satranç tahtasında ilerliyorsunuz ama hamleyi kimin yaptığı henüz görünmüyor.


Saatler süren yolculuğun ardından Konoha’nın kapıları görünüyor. Akşam ışığı köyün duvarlarına vuruyor. Kapıda sizi Saya karşılıyor, yüz ifadesinden işin ciddiyetini anlayabiliyorsunuz. "Doğrudan Hokage binasına." diyor. "Herkes orada." Birlikte binaya kadar ilerliyorsunuz içeri giriyorsunuz. Takeshi’nin Hokage binasının içindeki dinlenme odasına alındığını görüyorsunuz. Oda sessiz, tütsü kokusu hafifçe havada asılı. Takeshi sedire yaslanmış oturuyor. Yüzü solgun, göz altları mor, omuzları düşmüş. Ama sizi görünce gülümsüyor.

Gözleri sana dönüyor. "Kimseye zarar gelmedi, değil mi?" Odada kimse hemen cevap veremiyor. Herkesin yüzünde ağır bir ifade var. Bunu fark edince hafifçe başını sallıyor. "Sakin olun." diyor yumuşak bir sesle. "Yarın daha iyi olacağım. Sadece prosedürler biraz yorucuydu." Duvara yaslanmış duran Kizami sessizliği bozuyor. Sesi kısa ve net. "Mührü çıkartamadık. Başından o adamın bu mührü yapmasına izin vermemeliydim." O cümle odaya çöküyor. Takeshi bakışlarını yere indiriyor ama yüzündeki ifade kırılmıyor. "Hocam." diyor Kizami’ye dönerek. "Bu sizin suçunuz değildi. Zaten ben bir hedeftim ve bunu biliyordum. Geçmişimden ötürü beni aradıklarını ve bulduklarında bana zarar vermek isteyeceklerini tahmin edebiliyordum. Bu göreve çıkarak daha baştan sorumluluğu üstüme almış oldum. Buna hata der miyim, demem." Başını kaldırıyor. "Görevde ben de olmalıyım. Burada da durmayacağım."

Kizami hiçbir şey söylemiyor. Sadece bakıyor. O sırada Masato Takeshi'ye sesleniyor. "Takeshi, tüm bunlara gerçekten değer mi? Amacım ailenin başına gelenleri küçümsemek değil, ama-" derken Takeshi hızlı bir şekilde sözünü kesiyor. "Değer, Masato. Hem de nasıl." Bokukichi gülümsüyor ve "Oğlum şu an seninle hiç taşak geçesim gelmiyor ya." diyor. Takeshi ise yavaşça kahkaha atıyor ve "Bir mühür yedik bir anda acınacak hale mi düştük ya? Kendinize gelin oğlum, iyi misiniz siz?" diyor. Yine hafif utanç verici bir sessizlik olunca düşüncelerine dalıyorsun.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Aoi kağıdı destek ekibine iletme fırsatı bulamadan Hari Hoca ve Satoshi çıkagelmişlerdi. Satoshi onu görür görmez hemen rapor vermişti. Depodakilerin gerçekten kumar oynadıklarını ancak kısa sürede bunun paravan olduğunu anladığını söylemişti. Nara zekasıydı işte. Kaçan adamlardan birisinden bir mesaj kapsülü düşmüştü ve orada da şifreli bir ileti vardı. Bu da çözmeleri gereken bilmecenin genişliyor olduğuna işaretti. Hari Hoca'nın emretmesi ile birlikte Konoha'ya dönmeye karar verdiler. Yola çıktıkları zamana kıyasla hem daha çok şey hem daha az şey biliyor gibi hissediyordu. Çok tehlikeli düşmanlar oldukları noktasında herkes hemfikirdi. Sanki sahip olduğunu sandığı her şey kırılgan birer illüzyondan ibaretti ve her an parmak uçlarından kayıp gidebilirmiş gibi hissediyordu. Bu yola birlikte çıktığı ve onun için çok kıymetli olan Takeshi'nin başına ne geleceği meçhuldü. Çok saygıdeğer Kurohime ise... Yuukon zamanı geldiği için onu yanına almış olabilirdi ancak Antik Ağaç ilk kez solmuştu. Yüzyıllardır dimdik olan ağacı ve Kurohime'yi ondan almışlardı. Üstelik daha fazlası için geliyorlardı. Her ne amaçlıyorlarsa sanki yüzeysel olarak bile bir şey öğrenemediklerini ve çoktan geç kalmış olduklarını hissediyordu Aoi ve bu kasvetli düşünceler içindeki huzursuz sancıyı daha da kuvvetlendiriyordu.

Dalgınlık ve sessizlik içerisinde Konoha'ya ne zaman geldiklerini bile anlamamıştı. Böyle yoğun bir günün ardından yorgunluktan ölüp bitiyor olması gerekirdi ancak bunu bile hissedemeyecek kadar melankolikti. Kapıda ilk gördüğü yüz Saya'nınkiydi. Her zamankinden daha ciddi duruyordu. Takeshi ile aralarında bir gerginlik olsa bile sonuçta sırt sırta çarpışmışlardı ve onun için endişe ediyor olmalıydı. Hiçbir yere uğramadan Hokage Binası'na girdiler. Takeshi dinlenme odasındaydı. İçeride hastane yataklarından vardı ve orada uzanmaktaydı. Tütsü yakılmıştı. Takeshi'nin normalde hep neşeli ve parıltılı olan yüzü oldukça renksiz ve cansızdı. Göz altları mosmordu. Yine de zorla da olsa içeri girdiklerini görünce gülümsemeye çalışmıştı. Aoi dudaklarını ısırarak göz yaşlarını bastırmaya çalıştı. Manzara kalbini parçalamıştı. Elbette onun eski haline dönüp bir anda iyileşmesini ne beklemiş ne de ummuştu ancak... Gerçeklerle yüzleşmek bazen fazlasıyla acı vericiydi.

Kimseye zarar gelip gelmediğini sorunca cevap veremedi. Konuşursa göz yaşlarına boğulacağından emindi. Başını sallamakla yetindi. Takeshi yine tüm sorumluluğu üzerine almış, başına gelen ufak bir şeymiş de hemen iyi olabilecekmiş gibi konuşuyordu. Kizami ise hala büyük bir suçluluk duygusu ile boğuşuyordu. Himayesindeki Chuunin'e zarar gelmesi bir Jounin'in en büyük kabuslarından olsa gerekti. Takeshi yine de kimseyi suçlamıyor, başına gelebilecekleri çoktan kabullenmiş birisinin edasıyla oldukça olgun bir şekilde yaklaşıyordu. Bunu zaten beklediğini söylemişti. Hedefte olduğunu biliyordu. Göreve devam edeceğini, bu şekilde durmayacağını oldukça kararlı bir tonda söylemişti. Masato buna değip değmediğini sorguladığında Takeshi lafını bitirmesini bile beklemedi. Sennashi'ye dair en fazla şey bilen kişi olarak onlara dair içi şüphesiz bir öfkeyle kaplıydı. Başına ne gelirse gelsin önemsemiyor, yalnızca onların yok oluşunu diliyordu. Bu dileğini gerçekleştirme yolunda ona destek olmak da Aoi'ye düşerdi.

Aoi belki insanlarla iletişim kurmada ve yakınlaşmada çok iyi değildi. Belki kendini de istediği kadar iyi ifade edemiyor ya da özgüvensiz davranıyordu. Belki yakınlaşmaya ve onları dünyasına almaya cesaret edemiyordu. Belki de sebebi bağ kurmaya olan açlığından gelen fazla hızlı bağ kurma yetisiydi. Ancak hiç şüphesiz sonuna kadar da sadıktı. Elini cebine atıp şifreli kağıdı Kizami'ye uzattı. "Satoshi de bir kağıt bulmuş. Ben bunu kaplıcada buldum. Hoshino Hina isminde 16 yaşında kayıp bir kız var. Sennashi'nin kaçırdığından şüpheleniyordu babası. Ruh izini takip ettim ve kaplıcada özel bir odaya girmişler bir adamla birlikte. Hari Hoca'nın teslim ettiği adam da bana orada saldırdı. İyi bir Genjutsu kullanıcısıydı bu yüzden bağlantı olabilir diye düşündüm. Duvarda iki kıyı arasında yarım kalmış bir köprü kazınmıştı. Yanında da bekle yazıyordu. Kağıtta da köprüden ve özel bir kızdan bahsediliyor. Merhum rahibin bize bıraktığı notta da bir köprüden söz ediliyordu. İpuçlarını birleştirirsek bir şeyler öğrenebiliriz belki." Sonra geriye dönüp Takeshi'nin yanına gitti. Oturur pozisyonda durduğu sedirde onu kenara ittirerek yanına oturdu ve başını Takeshi'nin omzuna yasladı. Kendisine yakın olan elini tutarak iki avucunun ortasına aldı. Dudaklarına doğru yaklaştırarak Eien no Sasayaki'de geçen ezbere bildiği tüm kötülüklerden korunma ve şifa dilenen duaları mırıldanmaya başladı. Hayatında ilk kez çok değer verdiği birini kaybetmekle imtihan edilmiyordu ancak ilk kez damarına bu kadar yaklaşılmıştı. Yuukon onun inancını test ediyor olmalıydı. Metanetli kalmak istese de aklına gelen ihtimaller korkuyla titremesine yol açıyordu. Onu korumaktaki çaresizliği sinir bozucuydu. Yaşanan şeyin ona değil de kendisine yapılmasını dilerdi tüm samimiyetiyle.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Odanın içindeki ağır ve bastırılmış hava, sen Takeshi’nin elini iki avucunun arasına alıp dualarını fısıldarken yavaş yavaş değişiyor. Sesin titrek ama kararlı, Eien no Sasayaki’den ezbere bildiğin her kelimeyi, her koruma ve şifa niyazını onun için çağırıyorsun. Takeshi bir süre seni izliyor. Yüzü hala solgun, göz altları koyu, omuzları düşmüş ama bakışlarında o tanıdık sıcaklık var. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrılıyor. Senin bu halini gördükçe, o da usulca omzunu kaydırıp sana doğru yaslanıyor. Başını seninkine hafifçe dayıyor ve parmaklarını seninkilerin arasına geçiriyor. "Bu kadar ciddi bakma." diyor yumuşak bir sesle. "Hala buradayım." Sesi zayıf ama içinde inatçı bir güç var. Ardından gözleri tavana kayıyor, ifadesi düşünceli bir hal alıyor. "Yıllar önce Tenchi Köprüsü'nde garip hareketlilikler vardı. Resmi raporlara pek yansımadı ama Sennashi’nin belli operasyonları o bölgede yürüttüğünü duymuştum. Köprü sadece iki kıyıyı birleştiren bir yapı değildi. Bir geçiş hattıydı. Bilginin, insanların, belki de daha fazlasının. Kaçırmalar, gizli buluşmalar... Köprü semboldü ama aynı zamanda düğüm noktasıydı."

Bu sözler üzerine Satoshi’nin bakışları keskinleşiyor. Sessizliğini bozup hemen araya giriyor. "Tenchi Köprüsü mü?" diyor, belirgin bir şaşkınlıkla. "Rahibin notunda da geçiyordu. Anahtar diyordu. Biz de bunu literal mi yoksa sembolik mi diye tartışmıştık. Eğer gerçekten orada operasyon yürüttülerse demek ki not doğru yönde." Kaşları hafifçe çatılıyor, zihni hızla çalışıyor. "K.'nın altındaki gölge Konoha ise, köprü dış bağlantı olabilir. İçeride bir mahzen, dışarıda bir geçiş noktası. Bu iki yer birbirine bağlı olabilir." Masato kollarını göğsünde birleştirip ciddi bir tonla ekliyor. "Bu da demek oluyor ki hem köy içinde hem dışında paralel bir yapılanma var." Kaede ise daha alçak bir sesle "Ya özel olan ifadesi sadece bir kız değilse? Bir anahtar, bir ritüel parçası ya da bir mühür taşıyıcısı olabilir." diye mırıldanıyor. Odanın içindeki gerilim yeniden yükseliyor, hepiniz aynı noktaya bakıyorsunuz ama kimse tam resmi göremiyor.

Tam bu esnada kapı çalıyor. Herkes bir anda susuyor. Takeshi başını hafifçe kaldırıyor, sesi zayıf ama net çıkıyor. "Girin." Kapı ağır ağır açılıyor ve içeri giren kişi bir anlığına havayı tamamen değiştiriyor. Uchiha Kaita. Siyah saçları omuzlarına düşüyor, bakışları sert ve hesaplı. Odayı tek bir bakışta tarıyor, herkesin yüzündeki ifadeyi ölçüyor, tartıyor. Ardından ağır adımlarla Takeshi’ye doğru ilerliyor. "Başına gelenleri yeni öğrendim." diyor sakin ve kontrollü bir tonla. "Geçmiş olsun dileklerimi iletmek için geldim, Takeshi." Takeshi’nin sesi bir an takılıyor. "T-teşekkür ederim..." Kaita kısa bir süre durup etrafına bakıyor. Odadaki gerginliği fark ediyor. "Bir sorun mu var?" diye soruyor. Masato hemen cevap veriyor, sesi resmi ve düz. "Hayır efendim, bir sorun yok."

Kaita başını hafifçe sallıyor. "Hokage ile konuştum." diyor, kelimelerini tartarak. "Bu Sennashi araştırmasında yüksek rütbeli Jounin olarak görev yapacağım." Bu cümle odanın üzerine ağır bir örtü gibi seriliyor. Ardından gözlerini doğrudan Takeshi’ye çeviriyor. Bakışları bu kez daha sert, daha kişisel. "Seni de görevden almayı düşünüyorum." diyor. Sessizlik derinleşiyor. "Ailesi Sennashi üyeliği yapmış bir insan olarak bu görevde bulunmanın doğru olduğunu düşünmüyorum." Satoshi’nin gözleri bir anda büyüyor, Kiho’nun yüzünde şaşkınlık beliriyor, malum ikisi de bu durumdan haberdar değillerdi. Odanın içindeki hava neredeyse donuyor. Takeshi öfkeyle Kaita'nın gözlerinin içine bakıyor ve kimse bir an için ne söylemesi gerektiğini bilmiyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by Yureikumo Aoi »

Takeshi tüm bitkinliğine rağmen hala gülümsemeye ve onu desteklemeye çalışıyordu. Başını, başına yaslayıp parmaklarını, parmaklarıyla birleştirip hala burada olduğunu söylediğinde Aoi'nin boğazında düğümlenen yumruyu yutkunarak bastırması gerekti. Göz ucuyla ona baktığında gözlerinde hala o azmi ve kıvancı gördü. Aynı sıcaklık ve samimiyetle, aynı kararlılıkla bakıyorlardı. Gözlerini yukarı kaldırıp Tenchi Köprüsü'nde gerçekten de Sennashi'ye dair operasyonlar yürütüldüğünü bildiğini söyledi. Yıllar önce olmuştu hem de. Bu tam da sabah tartıştıkları meseleydi. Satoshi şaşırarak bunu dile getirmişti. Notta K. olarak kısaltılan mekanın da Konoha olduğunu düşündüğünü söylemişti. Mantıklıydı. Aoi not üzerine düşünmediği için bunu gözden kaçırmıştı. Kaede özel kız ifadesine takılmıştı ve bununla belki de bir kızı değil, birden fazla kişiyi kast ediyor olabileceklerini dile getirmişti. Haklıydı. Rastgele seçilmiş insanları kurban ediyor ya da başka operasyonlar yürütüyor olabilirlerdi. Değerleri taşları satan esnaf adam da böyle söylemişti. Bazı taşları köylülerin bulduğunu ve ortadan kaybolduklarını biliyordu.

Kapının aniden çalınması ile birlikte hafifçe irkildi. Takeshi'nin de gerginleştiğini omuz hareketinden anlamıştı. İçeri giren kişi şaşırtıcı bir isimdi. Uchiha Kaita. Bizzat Sennashi'nin içinde olduğunu bildikleri, Konoha Polis Teşkilatı'nın kıdemli üyelerinden birisi. Odaya girip herkesi kısa bakışlarla süzdükten sonra Takeshi'nin başına gelenleri duyduğunu söyleyerek geçmiş olsun dileklerini iletmişti. Takeshi teşekkür etmişti çekingen bir sesle. Aoi cesur olması için onu destekler gibi kolunu tuttu. Masato'nun bir sorun olmadığını ifade etmesi üzerine Kaito doğrudan Takeshi'ye dönerek Hokage ile konuştuğunu, Sennashi operasyonunda üst rütbeli Jounin olarak yer alacağını ve Takeshi'yi de bu görevden almanın doğru olacağını söylemişti. Üstelik sunduğu bahane yaralanması ya da mühürlenmesi bile değildi. Bahane olarak ailesinin durumunu sunmuştu ortaya. Düpedüz, apaçık şekilde. Bunu söyleyebilecek en son kişi kendisiydi! Bu odada Takeshi'nin durumunu bilmeyenler vardı. Takeshi bunu sadece çok güvendikleri ile paylaşmıştı. Aoi öfkelenerek doğruldu. "Bu söylediğiniz ne kadar da zalimce! Yuukon kalbinizi merhametinden esirgemesin." Sesini sakin tutmaya çalışıyordu ancak elleri öfkeden buz kesmişti ve hafifçe titriyordu. Gözleri onu bir kaşık suda boğmak istercesine çakmak çakmak yanıyordu. "Ailesini gündeme getirmeniz yanlış değil mi sizce de? Bunun Takeshi için hassas bir konu olduğunu anlayamıyor musunuz? Üstelik çok yanlış bir izlenim çiziyorsunuz. Merhum ailesinin durumu ile Takeshi'nin bir alakası yok. Aksine, tam da bu durumdan ötürü çok daha büyük bir kararlılık ateşiyle yanmakta. Bu odadaki her shinobi kadar, hatta bazılarımızdan daha bile fazla hakkaniyetli bir shinobidir o!"

Bakışları bir anlığına odadaki iki Jounin'e kaydı. Sonra tekrar Kaita'ya döndü. "Takeshi sizin ekibinizde değil. Sizden emir almıyor. Hokage tarafından bizzat bir ekip olarak görevlendirildik. Onu görevden alıkoyma yetkisinin sizde olduğunu sanmıyorum sayın hocam. Özel ailevi meselelerinden ötürü hedef olacağının farkındaydı ancak tam da bu yüzden ekibimiz için değerli bir üye. Kendisi başına gelenlere rağmen görevde yer almayı arzuluyorsa o halde görevde kalmalıdır. Eğer mühründen korkuyorsanız sorumluluğunu bana verin, ben onu korurum." Somurtarak kollarını göğsünde birleştirdi. Aoi'nin sevdiklerine karşı son derece sadık olduğunu söylemiştik. Mesele haksızlığa uğramalarıysa ve savunulmaları gerekiyorsa Aoi'yi susturmak imkansızdı. Yaratıcısı dışında kimseden bir korkusu veya çekincesi yoktu. Takeshi'nin sırrını daha önce korumuştu, şimdi onu Sennashi üst rütbelilerinden bir Jounin Uchiha'ya karşı savunması mı gerekiyordu? Öyle olsundu!
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Kaita seni dinlerken yüzünde tek bir çizgi bile kıpırdamıyor. Konuşman biterken odadaki sessizlik ağırlaşıyor, ne öfkelendiğini belli ediyor, ne de savunmaya geçiyor. Sadece herkese bir anlığına bakıyor ve yüz ifadelerini ölçüyor. Sonra sana dönüyor. "Heyecanlısın. Genç shinobiler genellikle heyecanlanır. Anlayışla karşılarım." Bir adım ilerliyor, ellerini arkasında kavuşturuyor. "Görev yetkisi meselesine gelince... Hokage ile doğrudan görüştüm. Bu karar benden değil, oradan geliyor. Ekip yapısı ne olursa olsun, Sennashi operasyonunun koordinasyonu artık benim denetimim altında yürütülecek." Gözlerini sana sabitlemiş halde duruyor. "Takeshi'nin kararlılığını küçümsemiyorum. Ama duygusal bağ, bir shinobinin değil, bir görevin güvenilirliğini belirler. Bu ayrımı yapamamak..." Bir an duraksıyor. "Zaten benim endişelerimin kaynağı."

Kapının yanından hafif bir ses geliyor. "Kusura bakma ama sana katılmıyorum, Kaita." Hari ayağa kalkmış, Kaita'ya bakıyor. Duruşu rahat, elleri cebinde, doğrudan karşı çıkmasa da durmak üzere olmadığını da belli ediyor. Mesafeli bir ses tonuyla konuşuyor. İki Jounin aynı odada, aynı rütbede. Her ikisi de bunun farkında. "Takeshi bu ekiple Hokage tarafından görevlendirildi. Bu yapıyı yeniden düzenlemek, evet, Hokage'nin yetkisinde ama görevlendirme kararı hala aktif. Yani o kararı fiilen geçersiz kılacak yeni bir direktif olmadan..." Hafifçe omuzlarını silkiyor. "Senin lafınla böyle bir karar alacağını sanmıyorum. Belki ben kaçırmışımdır. Bana kanıt göster, düzeltirim." Kaita yavaşça ona dönüyor.

"Bunun bir direktif sorunu olmadığını düşünüyorum, Hari. Sennashi operasyonunun içine bakan gözler var. Ekipte zayıf halka olduğunu bilen gözler. Bunu görmezden gelmek herkes için pahalıya patlar." Hari bunu duymuş gibi davranmıyor. Ama kulaklarının dibine kadar gelen o sözü de geçirmiyor üzerinden, sadece bir an, çok kısa bir an, köpek dişleri görünüyor. "Bak." Bir adım ilerliyor, Kaita ile aralarında iki metre kalıyor. Sesi ton değiştirmiyor. "Takeshi görevde kalırsa bu ekip güçlenir. Çıkarılırsa, sadece bir üye kaybetmeyiz, operasyona güvenen herkesin moralini de kaybederiz. Bunu da hesaba kat." Kaita'nın gözleri değişiyor, önce fark edilmez biçimde, sonra herkesin görebileceği şekilde. Kırmızı. Tomoeler dönüyor. Sharingan her şeyi kaydediyor, seni, Hari'yi, odadaki her yüzü, her hareketi. Bakışlarında sıcaklık yok.

Hari cevap vermiyor. Geriye çekilmiyor. Yüzü sakin kalıyor ama çenesi hafifçe öne geliyor ve bu sefer sivri dişlerini saklamıyor. Bir süre öylece duruyorlar. Sharingan ve köpek dişleri. İki farklı dünya, aynı odada, birbirine bakıyor.
O anda Kizami yanlarına doğru hızla yürüyor ve ikisinin de omzuna dokunuyor. "Beyler. Dikkatli olmanızı öneririm." Kaita bir anda şaşırıyor ve Kizami'ye bakıyor. Kizami'nin de Sharingan'ı açık. Kaita gözlerini kapatıyor, tekrar açtığında siyahlar. "Bu konuşmayı hatırlayacağım." diyerek tehditvari bir not düşüyor. Kimseye bakmadan döneceği yönü seçiyor, kapıya yürüyor. Geçerken hiç hızlanmıyor, hiç yavaşlamıyor. Kapıyı yavaşça kapatarak odadan çıkıyor.

Hari birkaç saniye kapıya bakıyor, sonra omuzları hafifçe iniyor. Geriye dönüp oturuyor, sanki az önce olan şeyi sıradan bir brifingin parçasıymış gibi. Takeshi arkasına yaslanmış durumda. Tüm bunları dinlemiş, izlemiş ama şimdi elleri dizlerinde, başı hafifçe eğik. "Özür dilerim." Odadakilere bakıyor, sırayla. "Hepinizi bu durumun içine çektim. Bu... benim meselemdi." Kalkma girişiminde bulunuyor, yavaş, zorlanarak. "Biraz dinlenmem gerekiyor. İzin istesem ayıp olur mu?" Herkes ayağa kalkıyor, birkaç kelime ediliyor, kapıya doğru yürünüyor. Hari ve diğerleri çıkarken, tam kapı kapanmak üzereyken sana dönüyor. "Aoi, sen kalabilir misin?"

Odada yalnız kalıyorsunuz. Takeshi bir süre sana bakmıyor, pencereden dışarıyı seyrediyor. "Amegakure'de yaşadığım dönemde ailemden birkaç hikaye duymuştum. Onlar da başkalarından duymuş, belki çarpıtılmış, belki eksik. Ama şimdi bu mühürle, bu sembolle karşılaşınca... aklıma gelmeye başladılar." Duraksıyor. "Spiral desenin çok eski bir şey olduğunu söylüyorlardı. Ülke sınırlarından önce var olan, bir klanla özdeşleşmiş. O klan mühürlemeyi sadece savaş silahı olarak değil, bir bağ gibi kullanırmış, iki ruh arasında, iki güç arasında. Sadece hapsetmek için değil, korumak için de." Sesi biraz alçalıyor. "Annem bir keresinde anlattı, o klandan biri mühürlediği şeyi gerçekten anlıyormuş, ne olduğunu, nereye gittiğini, ne zaman salıvereceğini. Körce bağlamıyorlar. Seçiyorlar."

"O klanın insanları büyük savaş bittikten sonra kapılarını kapamış. Dışarıyla neredeyse hiç ilişkileri yok artık. Kendi içlerine çekilmişler, ne saldırıyorlar, ne görünüyorlar." Elleri birleşiyor, parmakları birbirine geçiyor. "Bu mühürdeki spiraller... mührün tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum. Ama bu klanla bir bağlantısı olabileceğini düşünüyorum." Gözlerini sana çeviriyor.

"Uzumaki klanı."

Bir süre sessizce birbirinize bakıyorsunuz. "Ama bir Uzumaki ile karşılaşmak imkansıza yakın. Eminim bunu sen de biliyorsundur. Keşke bulmanın ve sormanın bir yolu olsaydı." Takeshi tekrardan dışarıya bakıyor ve "Belki... gidebiliriz..." diye mırıldanıyor. "Hayır." Doğruluyor ve kendine çekidüzen veriyor. "Çok tehlikeli. Böyle bir şeyi asla yapmamalıyız." O düşüncelere dalıyor, sen de onu izlemekle kalıyorsun.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by Yureikumo Aoi »

Uchiha Kaita, Aoi'nin söylediklerine tek kelime cevap vermemişti. Hiçbir duygusal tepki göstermediği gibi onu hafife almış ve küçümsemişti. Aoi'nin yüzü öfkeden kızarmaya başlasa da bunu olağanüstü bir şekilde kontrol altında tutmayı başarabildi. Yine de ellerinin öfkeyle titremesine engel olamıyordu. Bu yaptığı saygısızlıktı! Kaita yetkinin bundan böyle kendisinde olduğunu, Sennashi operasyonu koordinasyonunun artık kendisinde olduğuna dair onayı bizzat Hokage'den aldığını söylemişti. Hokage ne düşünüyordu? Bu operasyonu onun ellerine bırakmak Sennashi'nin kendi kendisini tutuklamasını beklemekten farksızdı. Aoi dişlerini sıktı. Takeshi'nin duygusal olarak zayıf olduğuna dair bir imada bulunduğunda Aoi'nin tek dileği üzerine atlayıp suratını yumruklamaktı.

Neyse ki imdadına Jounin hocaları yetişmişti. Lafa ilk giren Hari olmuştu. Kaita'ya karşı çıkarak ekibin bizzat Hokage tarafından kurulduğunu, kendisine verilen yetkinin de bunu geçersiz kılacağına dair kanıt getirmeden buralarda borusunu öttüremeyeceğini vurgulamıştı. Kaita yeniden söze girerek Takeshi'nin zayıf halka olduğu imasında bulunmuş ve bunun onlara pahalıya patlayacağını tehdit eder gibi bir şekilde söylemişti. Hari'nin bir an için köpek dişlerinin görünmesi bu tehditten nefret ettiğini belli ediyordu ancak o kadar profesyoneldi ki yüzünde mimik oynamamıştı. Oysa Aoi kendine zorlukla mukayyet oluyordu. Derin bir nefes alarak sakinleşmeye çalıştı. Yuukon'un inançlı bir kuluna böyle davranmak yakışmazdı. Hari üzerine bir adım ilerleyerek Takeshi'ye takım morali olarak da ihtiyaçları olduğunu söylemişti. Şu anda tam olarak bir it dalaşı yaşanmak üzereydi. Kaita'nın gözlerinin kırmızıya dönmesi ile bu durum daha da ciddileşmişti. Kizami, Kaita'nın bu açık tehdidine karşı kendi Sharingan'ını açarak geri tehditte bulunmuştu. Bunun üzerine Kaita daha fazla uzatmadan tekniğini kapatmış, üstü kapalı bir şekilde yeniden onları tehdit ettikten sonra geldiği gibi odadan çıkmıştı. Acelesiz, sanki hiçbir şey olmamış gibi tavırlarla...

Onun uğursuz varlığının odayı terk etmesiyle gerginlik bir nebze rahatlamış olsa da havadaki tat kaçmıştı. Hari de kısa sürede gardını indirip biraz evvel oturduğu yere dönmüştü. Kaita odadan içeriye hiç adım atmamış gibi olmuştu. Takeshi ise oldukça mahcup görünüyordu. Olanlardan kendisini suçluyordu. Haksızdı halbuki. Bu yalnızca onun yüzünden olmamıştı ve yalnızca onun meselesi değildi. O adamın operasyona dahil olması herkes için bir tehditti. Yine de onu daha fazla üzmemek için bir şey söylemedi. Dinlenmeye ihtiyacı olduğunu duyunca başını sallayarak anlayışla karşıladı. Herkes kısaca vedalaşıp odadan ayrılırken kapıya yöneldi. Tam çıkacağı esnada Takeshi'nin kendisine seslendiğini işitti. Geriye döndü. Kalmasını istemişti. Kapıyı kapattı.

Takeshi'ye doğru yaklaştı. Oturduğu yerden pencereye bakıyordu. Bulutlu bir geceydi. Aoi onun söze girmesini bekledi ve hiçbir şey söylemeden sessiz kaldı. Nihayet konuşmaya başladığında eskilere gitmişti. Amegakure'de yaşadığı dönemde duyduğu hikayelerin aklına geldiğinden bahsetmeye başlamıştı. Spiral sembolü olan ve mühürlerde çok usta bir klan olduğunu duymuştu o dönemler. Bu klan mühürlemeyi sadece savaş için değil, bağ ve koruma amaçlı da kullanıyordu. Mühürledikleri kişiyi seçtiklerini, onu hissettiklerini ve her an nerede ne yapıyor olduğunu hissettiklerini söylemişti. Klanın kapılarını kapatıp dışarıyla bağlantılarını kestiğini söylediğinde bu ona çok tanıdık geldi. Tarihte böyle bir klandan kısaca bahsedildiğini biliyordu. Yıllar önce onlar yüzünden bir savaş olmuştu ve bu savaşı kaybettikleri için köşelerine çekilmişlerdi. Sonrasında da onlardan bir daha ses soluk çıkmamıştı.

Uzumaki Klanı...

Sennashi'nin kullandığı mühür gerçekten de onlarla bağlantılı olabilir miydi? Hatırlamaya çalıştı. Ateş Ülkesi'ne komşu bir ülkedeki küçük bir köyde yaşadıklarını biliyordu. Uzushiogakure. Oraya gidilmek tavsiye edilmiyordu. Tehlikeli olduğu söylenen topraklardı. Ancak... Takeshi'nin dediği doğruysa ve bu mühür onlara ait bir teknikse belki de ona yardımcı olabilirlerdi. "Gidelim." dedi kısa bir sessizliğin ardından kararlı bir ses tonuyla. Gözlerini onun gözlerine dikmişti. "Gitmek istersen seninle gelirim. Hokage'den bir şekilde izin alabiliriz. Sonuçta... Sennashi ile de bağlantısı olabilir, değil mi? Kaita'nın operasyona dahil olması ile birlikte muhtemelen Konoha'daki bütün operasyonlarda tekerimize çomak sokulacak. Bugün de pek bir şey elde edemedik, sürekli birkaç adım gerilerinden geliyoruz. Hokage ne planlıyor anlamıyorum. Şimdi bize düşman da kesildi. Uzushiogakure'ye gitmek bundan daha ne kadar tehlikeli olabilir ki?" Ellerini yumruk haline getirerek sıktı. Zihnine dolan düşünceler canını sıkıyordu. Odadaki cama yanaşıp perdeyi sonuna kadar açtı. "Bu gece ay ışığı parıltısını gösterecek gibi durmuyor. Çok kasvetli bir hava var." dedi can sıkıntısıyla. "Bu oda da çok kasvetli. Hiç hoşlanmadım. Gece yanında kalmamı ister misin?" Pencereden birkaç adım geri çekildi. Bakışlarını Takeshi'ye çevirdi. Bir anda adımlarını hızlandırarak ona yaklaştı ve sıkıca sarıldı. "Bugün... bir an için öleceğimi düşündüm ve... o an gözümün önüne bir tek senin yüzün geldi..." Yutkunarak sesindeki çatallaşmayı bastırdı. "Seni mücadele etmeden kaybetmeyi reddediyorum. Yuukon böyle düşündüğüm için beni affetmeyecek olsa bile." Geri çekilerek Takeshi'nin alnına düşmüş olan saçlarını parmaklarıyla nazikçe geriye süpürdü. "Geleceğin belirsizliğinden Denge Sahibi'ne sığınırım." Gözlerini kapatıp Takeshi'nin alnına uzun ve içten bir öpücük kondurdu. Dudaklarını bir süre alnından ayırmadı. Çakra akışlarını birleştirip Mirai no Me kullanacak ve kendilerini bekleyen kaderi öngörmeye çalışacaktı. Belki bu şekilde ne yapacaklarına dair karar vermeleri bir nebze kolaylaşırdı.
Image
► Show Spoiler
Locked