Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Adam senin sorularını duydukça bir anlık şaşkınlık yaşıyor, sanki bu kadar netlik ve ciddiyet beklemiyormuş gibi. Sonra yüzünde garip bir rahatlama beliriyor. Gerçekten dinlendiğini, ciddiye alındığını anlıyor. Şapkasını tekrar çıkarıyor, iki eliyle sıkıca tutarak konuşmaya başlıyor, sesi titrek ama toparlanmaya çalışan bir insanın sesi. "Sennashi adını ilk defa kızım kaybolduktan sonra duydum." diyor. "Komşum söyledi. Buralarda dolaşan bazı tipler var dedi, kendilerine Sennashi diyen ya da o isimle anılan. Önce inanmadım. Ama sonra..." Yutkunuyor. "Sonra şu spiral işareti gördüm. Tamirhanenin arkasındaki duvarda. Kızımın ayakkabısını bulduğum yerin yakınında."

"Kızımın adı Hina. Hoshino Hina." Hina’yı anlatmaya başladığında kelimeleri daha da ağırlaşıyor. "On altı yaşında, senden biraz kısa. İnce yapılı. Uzun siyah saçlarını genelde tek örgü yapardı, ensesinde bırakırdı. Gözleri koyu kahverengi, konuşurken ellerini çok kullanır. Sesi hafif çatallı, özellikle heyecanlandığında. Kaybolduğu gece üzerinde açık renk bir festival kimonosu vardı, beline mavi bir kuşak bağlamıştı. Ayağında sandaletler vardı, bir tanesini işte bu sokakta bulduk"

"Üç gece oldu." diyor kısık bir sesle. "Festivalin son gecesi. Onu o adamla gören iki kişi var. Biri komşum Yae. Çay evi işleten kadın. Diğeri de Shun, tamirhanedeki çocuk. İkisi de aynı şeyi söylüyor. Adam temiz giyimliydi. Sert değildi. İş ayarlayacağım, sadece konuşacağız demiş." İsmini de veriyor sonunda. "İsmim Hoshino Tatsuro. Burada doğmuş büyümüş, marangozluk yapmış, sonra da işini kaybetmiş bir adamım. Ben kimseyle düşman olmadım." diyor. "Ama kızım, kızım beni hep beklerdi. O gece beklemedi."

Satoshi sessizce seni izliyor. Nara’lara özgü o ölçüp tartan bakışla. Adamın anlattıklarında açık bir yalan yakalamıyor ama eksik bir şeyler olduğu hissi de geçmiyor. Sokak hala karanlık. Az ileride yarım kalmış spiral mühür, loş ışıkta neredeyse seçilmiyor ama sen yerini biliyorsun. Tam bu sırada, deponun içindeki ışık bir anlığına titriyor. Sanki biri perdeyi aralamış gibi. Sonra tekrar sabitleniyor. Aynı anda uzaktan, kumarhane yönünden kısa ama sert bir ses yükseliyor, Bokukichi’nin sesi mi, yoksa başka bir kavga mı, ayırt etmek zor.

Elinde artık birkaç somut yol var. Yae’nin çay evine gidip görgü tanığıyla yüz yüze konuşmak, Shun’un tamirhanesine girip arka duvarlardaki spiral izleri yakından incelemek ya da ışığı yanan depoya yönelip, risk alarak şu an aktif olan bir şeyi yakalamaya çalışmak. Tatsuro nefesini tutmuş sana bakıyor. Satoshi bir şey demiyor ama duruşundan, vereceğin karara göre anında hareket edeceği belli. Sokak sabırlı değil, ne yapacaksan şimdi yapman gerekiyor. Tatsuro son olarak "Kızımı bulursanız dileyin benden ne dilerseniz. Sizin için elimden gelen her şeyi yapacağım."
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Adam Aoi'nin ilgisini görünce rahatlamıştı. Şapkasını ellerinde sıkarak Aoi'nin sorularına yanıt vermeye ve olayla ilgili daha fazla detay vermeye başladı. Sennashi ismini etraftan duyduğunu, spiral sembolünü de kızının kaybolduğu bölgede görünce tahmin yürüttüğünü söylemişti. Sennashi bir kız çocuğunu kaçıracak olsa neden kendilerini bu kadar ele veren bir sembol bırakırdı ki? Besbelli bir tuzağa çekmeye çalışıyorlardı onları. Adam daha sonrasında kızını tarif etmişti. Kıyafetlerini, tarzını, onu belli edecek şeyleri ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı. Kaybolalı tam üç gece olmuştu. İki görgü tanığı vardı. Birisi komşusu Yae, çay evi işletiyordu. Diğeri de tamirhanede çalışan Shun ismindeki çocuktu. İkisi de adamı görmüşlerdi. İsminin Tatsuro olduğunu söyleyen adam düşmanı da olmadığını belirtmişti. Sennashi'nin kendi saflarına insan çekmeye çalıştığını Aoi biliyordu ancak bu hikayede tamamlanmamış bazı kısımlar vardı.

Satoshi bir yorum yapmamıştı. Aoi derin bir soluk aldı ve saçlarını geriye doğru attı. Görgü tanıklarını sorgulayabilir veya başladıkları işe dönebilirlerdi. Yine de kayıp bir kız çocuğu, özellikle de Sennashi işin içindeyse önemli bir ipucuydu. Aoi adama gülümsedi. "Elimizden geleni yapacağız. Nerede oturuyorsunuz?" Adamın ikametgahını alıp kızı bulmaları durumunda kendisine teslim edecekti. Aoi ardından Satoshi'ye dönecekti, adam onları dinleyemezken. "Ne düşünüyorsun?" Ayağını yere sürttü. "Bariz bir tuzak, değil mi? Yine de araştırmaya değebilir. Nasıl yapalım? Görgü tanıklarını sorgularken vakit kaybetmemek için ayrılıp ikisiyle ayrı ayrı görüşebiliriz. Yine de bu kadar bariz yapılması sanki birisi dikkatimizi dağıtmaya çalışıyor ya da bizi bu yöne bilerek çekmeye çalışıyor gibi hissettirdi." Omuzları düştü. "Ama ya tuzak değilse? Çaresiz bir babayı bırakmaya gönlüm el vermez. Hep de buradan vuruyorlar bizi." El mühürlerini yapmaya başladı. "Bir şey deneyeceğim." Shisha no Kage tekniğini yaparak ölülere dua edecek ve kızdan bir iz bulmaya çalışacaktı. Belki ruhu, yalnızca diğer ruhların görebileceği bir işaret bırakmış olabilirdi geride.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Hoshino Tatsuro adresini ayrıntılı şekilde veriyor. Tanzaku’nun kuzey ucunda, eski marangoz atölyesinin arkasındaki tek katlı ev. Kapısında rüzgar çanı varmış, Hina kendisi yapmış. "Döndüğünüzde kapıyı çalmanız yeter." diyor. Gözleri bir anlığına parlıyor, sonra o umut kırılgan bir şeye dönüşüyor. Selam verip ağır adımlarla uzaklaşıyor, şapkası bu kez başında değil, elinde. Sokak tekrar size kalıyor.

Satoshi birkaç saniye sessiz kalıyor. Sonra hafifçe başını yana eğiyor. "İki ihtimal." diyor alçak sesle. "Ya gerçekten çaresiz bir baba ve biz doğru bir iz yakaladık ya da biri, bizim merhamet refleksimizi kullanarak bizi ana hedeften koparmaya çalışıyor." Gözleri yarım kalmış spiral işarete kayıyor. "Sennashi zaman zaman kasıtlı olarak yapsa da şu an sembol bırakacak kadar aptal değil. Ama biri Sennashi’yi taklit edecek kadar zeki olabilir. Beni asıl düşündüren bu." Bir an duruyor, dudaklarının kenarında ince bir çizgi oluşuyor. "Ve bir şey daha. İş ayarlayacağım diyen adam temiz giyimliymiş. Bu sokakta temiz giyinen iki tip vardır, ya zengin kumarbaz ya da birinin temsilcisi. İkisi de tek başına dolaşmaz. Bu kızın kaybolduğu gece festival vardı. Kalabalık. Kaçırmak için en iyi zaman. Ama sembol bırakmak için en kötü zaman." Sana bakıyor. "Yani biri bir şeyi göstermek istemiş."

Sen el mühürlerini yapmaya başladığında, Satoshi konuşmayı kesiyor. Sokakta esen rüzgar bir anlığına ağırlaşıyor. Shisha no Kage için ettiğin dua, dudaklarından fısıltı gibi dökülüyor, sözler taşlara, kirli su birikintilerine, yarım kalmış mühre çarpıp yankılanıyor. İçinde ince bir sızı beliriyor, sanki uzak bir yerden gelen bir çağrıya kulak veriyorsun.

Sonra görüyorsun.

Tam önünde, sokağın taşlarının üzerinde soluk bir iz beliriyor. Ay ışığına benzer bir çizgi. Deponun kapısından içeri süzülüyor, içerde bir anlığına dağılıyor gibi oluyor, sonra arka kapıdan dışarı çıkıp ötedeki geniş sokağa doğru uzanıyor. Satoshi sana bakıyor. Sonra senin baktığın yere. Boş taş zemine. "Sen bir şeyler görüyon galiba." Ona gördüğünü anlatıyorsun, iz, deponun içinden geçip arka sokağa yöneliyor. Satoshi’nin yüzü ciddileşiyor. "Tamam. Ben depoya girerim. Eğer içeride bağlantılı biri varsa, konuşmaya değer birini bulurum. Sen izden git, ben devamını göremem zaten. Eğer o iz gerçekten ruhlardan geliyorsa, bizi ana noktaya götürür."

Cebinden küçük bir işaret fişeği tabancası çıkarıyor. Avucuna bırakıyor. "Eğer zor durumda kalırsan bunu kullan. Renkli bir alev gökyüzünde patlar, sesini de duyarım. Hemen yanına gelirim." Başını sallıyorsun. Satoshi gölgelere karışıp deponun kapısına yönelirken sen izden ilerliyorsun. Depodan geçerken aralık kapıdan içeri bir saniyeliğine bakıyorsun. İçeride dört adam, yere serilmiş bir örtünün etrafında oturmuş. Taşlar, zarlar, kart benzeri şeyler. Yüzleri sert. Birinin elinde para tomarları var. Kumar oynuyorlar gibi görünüyorlar ama bakışları kapıya değil, birbirlerine kilitli. Sennashi’ye benzer bir sembol görmüyorsun, ama o ortamda masumiyet de yok.

İz seni bir sonraki sokağa taşıyor. Orası daha geniş. Hava daha nemli. Taş zeminin üzerinde soluk çizgi bu kez kaplıcanın ahşap kapısına kadar gidiyor. Kapının üstünde buhar sembolü olan eski bir tabela asılı. İçeri bakıyorsun. Oldukça sıradan bir kaplıca. Sıcak buhar hafifçe yükseliyor. İçeride müşteri yok. Girişte genç bir hanımefendi oturuyor, saçlarını topuz yapmış, önünde kayıt defteri var. Seni görünce hafifçe başını eğiyor, müşteri bekler gibi. Bir anlığına arkanı dönüp deponun olduğu sokağa bakıyorsun. Hareket yok. Satoshi görünmüyor. Kapı kapalı ama içerideki kumarbazların gölgeleri hala hareket ediyor gibi. İz, kaplıcanın içine giriyor.

Elindeki işaret fişeğine bakıyorsun. Eğer bu bir tuzaksa, Satoshi tek başına depoda. Eğer iz doğruysa, kaplıca anahtar olabilir. Ya da sadece seni içeri çekmek için hazırlanmış bir sahne. Bir adım atman gerekiyor. Kaplıcaya mı gireceksin, yoksa geri dönüp Satoshi’nin arkasını mı kollayacaksın?
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Satoshi de Aoi gibi düşünüyordu. Ya onları yoldan saptırmak için hazırlanmış güzel bir tuzaktı ya da Sennashi ile ilgili iyi bir ipucuydu. Ancak Satoshi'nin parmak bastığı nokta önemliydi. Sennashi şu anda spiral işaretini bu kadar belirgin bırakma riskini alamazdı. Onlara özenen ve onların forsunu kullanarak insanları kandırmak isteyen bir başka güruh Sennashi'yi taklit ediyor olabilirdi. Bu da kimin gerçekten Sennashi, kimin sahte olduğunu ayırt etmelerini zorlaştıracaktı. Festival gibi kalabalık bir dönemde bir kızın ulu orta kaçırılması ve ardından bir sembolün bırakılması kasıtlıydı, birisi bir imada bulunuyordu. Aoi tekniğini kullandıktan sonra yerde süzülen ruh izlerini fark etmeye başladı. İnce bir ışık huzmesiydi. Depoya giriyor ve deponun arkasından çıkarak sokağa doğru ilerliyordu.

Gördüklerini Satoshi ile paylaştığında hemen bir plan yaptı. Kendisi depoyu kontrol edecekti, Aoi de izi takip edecekti. Ona bir işaret fişeği de vermişti zor durumda kullanması için. "Ya sen zor durumda kalırsan? Sende de var mı işaret fişeği?" Göreve çıkmadan önce hazırladıkları teçhizatların arasında genellikle bir işaret fişeği olurdu zaten. Aoi onun verdiği işaret fişeğini alıp yol boyunca devam etti. Satoshi de geri dönüp depoya doğru ilerledi. Artık onu görmüyordu. En son kapı aralığında yerde kumar oynayan birkaç adam fark etmişti.

Aoi yerdeki ince izi yol boyunca takip etmeye başladı. Sokağın sonuna kadar ilerleyerek bir sonraki sokağa geçmişti. İz onu bu sokağın ilerisindeki kaplıcaya götürüyordu. Alelade bir kaplıcaydı. Öne çıkan bir özelliği yoktu. Herhangi bir Sennashi işareti de gözüne çarpmamıştı. Neden iz buraya geliyordu ki? Kızı kaplıcaya mı getirmişti? Buraya neden gelmiş olabilirlerdi ki? Kapıdan içeriye başını soktu. Bir kadın oturuyordu girişte. Başka müşteri yoktu. Kadın onu fark edince bakışlarıyla buyur etmişti. Görevli kişi olmalıydı. Aoi kararsız bir şekilde arkasını dönüp depoya geri baktı. Gürültü veya kargaşa sesi yoktu. Tekrar dönüp kaplıcaya giden izi takip etti gözleriyle. İçeri girmeli miydi? Tuzak mıydı? Birbirlerinden ayrılmışlardı ve savunmasız kalmışlardı. Bu iyi bir fikir miydi?

Dişini sıktı. Satoshi'ye güvenmek zorundaydı. Kibar bir gülümsemeyle içeri girip resepsiyondaki kadını selamladı. "Merhaba. Buraya üç gece evvel festival akşamı on altı yaşlarında bir kız çocuğu gelmiş miydi? İsmi Hoshino Hina. Siyah saçlı, ince yapılı, festival kimonosu giyen ve sandaletinin teki kayıp bir çocuk. Bir bilginiz var mı?" Eğer kadının bir bilgisi yoksa içeri girmek için izin isteyecekti ve izin nerede bittiğini takip edecekti.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Kaplıcanın içi dışarıdan göründüğünden daha sakin. Buhar, ahşap kirişlere tutunmuş gibi ağır ağır yükseliyor, taş zemindeki su birikintileri loş ışığı kırarak titreştiriyor. Resepsiyondaki genç kadın, seni baştan aşağı süzüyor ama yüzündeki ifade ne tedirgin ne de fazla rahat. Ölçülü. Sorunu dinlerken parmakları defterin kenarında geziniyor. "Üç gece evvel..." diye mırıldanıyor, gözlerini tavana doğru kaldırıp hafızasını yoklar gibi. "Festival gecesi çok kalabalıktı. Çoğu kişi içeri girip çıktı. Ama on altı yaşında bir kız..." Duraksıyor. "Kimonolu, sandaletinin teki eksik mi dediniz?"

Bakışları bir anlığına keskinleşiyor.

"Evet." diyor yavaşça. "Öyle bir kız gelmişti. Ama yalnız değildi." Kalbin bir an için hızlanıyor. "Yanında bir adam vardı. Kendini amcası olarak tanıttı. Kız biraz huzursuz görünüyordu ama sessizdi." Kadın dudaklarını bastırıyor. "O gece içeride uzun süre kalmadılar. Adam, özel bir oda istedi. Yeğenim hasta dedi. Ama hasta gibi görünmüyordu." İnce ruh izi, sen konuşurken kaplıcanın arka tarafına doğru kıvrılıyor. Buharın içinden geçerek koridorun sonundaki perdeyle ayrılmış bölüme uzanıyor. Özel odanın kullanılabilir olup olmadığını soruyorsun. Kadın tereddütle sana bakıyor. Sonra başını hafifçe sallıyor. "Temizlendi. Ama kimseye verilmedi o geceden beri."

Bu sefer de girip giremeyeceğini soruyorsun, amacın araştırmak sonuçta. Kadın bu kez doğrudan gözlerinin içine bakıyor. Shinobi alın bandını görüyor. Karar veriyor. "Buyurun." Ahşap koridordan yürürken zemindeki tahta çıtırlıyor. Buhar yoğunlaşıyor. Ruh izi daha belirgin, neredeyse soluk mavi bir çizgi gibi. Perdeyi araladığında küçük bir oda görüyorsun. Taş bir havuz, iki minder, duvara asılı havlular. İlk bakışta sıradan. Ama havuzun kenarındaki taşta tırnakla kazınmış ince bir çizik var. Eğilip baktığında yarım kalmış bir köprü figürü görüyorsun. İki kıyı ve aralarında eksik bir yay. Yanında da tek bir kelime kazınmış. "Bekle."

Ruh izi tam küçük havuzun içine iniyor ve orada kesiliyor. Suya bakıyorsun. Yüzey sakin. Ama normalden daha derin görünüyor. Tam o sırada, odanın dışında bir ses duyuluyor. Kaplıcanın giriş kapısı açılıyor. Erkek sesi. Tok, kendinden emin. "Bu akşam özel odalar dolu mu?" Resepsiyondaki kadın rahat bir ses tonuyla cevap veriyor. "Hayır efendim, boş." Adımlar yaklaşıyor. Ruh izi suyun altına doğru bir anlığına titreşiyor, sanki hala bir şey bağlıymış gibi. Ama canlı bir varlık değil. Başka bir şey...

Kaplıcanın arka duvarına baktığında, taşların arasında ince bir boşluk fark ediyorsun. Gizli bir kapak olabilir. Ya da suyun altında bir geçit. Adımlar koridora giriyor. Havuzun içine dalıp ruh izinin altındaki potansiyel geçidi araştırabilirsin. Odanın içindeki gizli taş boşluğunu zorlayıp arka geçidi açmaya çalışabilirsin. Ya da gelen adamla yüzleşmek için perdeyi aralayıp dışarı çıkabilirsin. Perdenin gölgesinde duruyorsun. Buhar tenine yapışıyor. Ve dışarıdaki adımlar duruyor. Odaya girmek üzere.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Kadın ilk başta tariften emin olamamış gibi düşünceli bir edayla gözlerini yukarı kaldırsa da sandalet eksikliği detayı zihninde bir fenerin yanmasına sebep olmuş gibi aydınlanan yüzüyle atıldı. Bahsedilen kızın gerçekten de buraya geldiğini, yanında bir adam olduğunu, özel odalardan birisine girdiklerini ancak uzun süre kalmayıp ayrıldıklarını söylemişti. Kızın adamın yanında rahatsız göründüğünü hatırlıyordu bir de. Adam kendisini kızın amcası olarak tanıtmıştı. Kızın hasta olduğunu iddia etmişti. Kadın bunları anlatırken Aoi göz ucuyla ruh izine doğru kaydırdı bakışlarını. Kaplıcanın içerisine doğru kıvrılarak ilerliyordu. Kadın onun içeriyi araştırmaya yönelik talebini duyunca ve alnındaki ninja bandını görünce resepsiyonu terk ederek onu kaplıca boyunca ilerletmiş ve bahsi geçen odanın önüne getirmişti. Odanın temizlendiğini ve o günden beridir bir başkasına da verilmediğini eklemişti son olarak.

Mavi perdeyi aralayıp içeriye göz attı. Küçük bir odaydı. Ruh izi burada kesinlikle çok daha yoğun ve belirgindi. Havuzun kenarındaki bir iz dikkatini çekti. Taşa sanki tırnağıyla kazınmış gibi bir çizik vardı. Benzeri bir işaretin Kaede kayıpken tapınak duvarında olduğunu hatırladı. Eğilip daha dikkatle baktığında bunun bir çizim olduğunu gördü. İki kıyı vardı ve iki kıyıyı birbirine bağlayacak olan köprü yarım kalmıştı. Yanına minicik bir kelime kazınmıştı. "Bekle" yazıyordu. Birisine işaret olarak bırakılmış olmasından başka bir ihtimal Aoi'nin aklına gelmiyordu. Ruh izi odadaki havuzun içine giriyor ve orada kesiliyordu. Eğer kız burada suyun içine dalmadıysa bu pek de olası değildi. Başını kaldırıp havuzu inceledi. Derin görünüyordu.

Tam bu esnada bir ses işitti. Erkek sesiydi ancak tanıdık değildi. Kaplıca özel odalarının dolu olup olmadığını soruyordu. Kadının boş olduğunu söylemesi üzerine hiç beklemeden odaya doğru ilerlemeye başlamıştı. Aoi ruh izinin titreştiğini fark etti. Sanki suyun altında bir şeye tutunuyordu hala. Kaplıca taşlarının arasında bir boşluk dikkatini çekti. Sahte olabilir miydi? Buraya birileri gizli bir geçit açmış olabilir miydi? Taşı zorlayıp arkasının nereye çıktığını görebilirdi. Havuzun içinde ruh izinin neye tutunduğunu da inceleyebilirdi. İkisi de oldukça makul seçeneklerdi. Bir de onu doğru gelmekte olan şu ayak sesleri olmasaydı... Tam iş üzerindeyken ve odaklanmışken rahatsız edilmek hoşuna gitmemişti. Ona gelmekte olan adam odaya girmek üzereydi. O daha girmeden kapıyı açacaktı. "Kusura bakmayın ancak şu anda giremezsiniz. Bu oda inceleme altında. İncelemenin bitmesini beklemenizi veya başka bir zaman gelmenizi rica edeceğim." diyecekti kapının arkasındaki adama doğru ölçülü ve nazik bir gülümsemeyle. Kapıyı arkadan tutarak adamın içeri girmesini veya içeriye bakmasını engelleyecekti.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Kapıyı araladığında karşında duran adam ilk bakışta sıradan bir müşteri gibi görünüyor. Orta boylu, düzgün tıraşlı, koyu lacivert bir kimono giyiyor. Omuzlarına kadar inen siyah saçlarını ensesinde topluyor, alnına gölge düşüren geniş kenarlı bir şapka takıyor. Yüz hatları yumuşak, neredeyse kibar sayılabilecek kadar sakin. Gözleri dar ama dikkatli, baktığı yeri tartıyor, ölçüyor. Sözlerini duyunca kaşlarını hafifçe kaldırıyor, ardından şaşkın bir gülümseme yayılıyor yüzüne. "Hanfendi..." diyor hafifçe eğilerek. "Bu odaya girmeyecektim zaten?" Şapkasının kenarını iki parmağıyla düzeltiyor, sana kısa bir selam veriyor. "Yanlışlık oldu galiba, kusura bakmayın."

Bakışı bir saniyeden uzun sürmüyor ama ölçülü. Sonra omzunu hafifçe silkerek yan odaya yöneliyor. Ahşap zeminde adımları yumuşak bir tıkırtı bırakıyor. Perde kıpırdıyor, sesler uzaklaşıyor. Kapıyı kapatıyorsun. Nefesini kontrollü şekilde veriyor, yeniden odaya dönüyorsun. Ruh izi hala havuzun içine doğru uzanıyor, suyun yüzeyinde silik bir titreşim bırakıyor. Taş duvardaki boşluk daha belirgin görünüyor, hafif aralık bir derz çizgisi, bilinçli yapılmış gibi. Eğilip taşı yokluyorsun. Soğuk.

Tam geçide doğru bir adım atıyorsun ki bir şey değişiyor. Kapının kapalı olduğundan eminsin. Ama arkan boş değil artık, adeta hava değişikliğini hissediyorsun. Bir el aniden omuzlarının altından kollarını kilitliyor. Aynı anda başka bir el sertçe ağzına ve burnuna bastırıyor. Sırtın sıcak bir gövdeye çarpıyor. Nefesin kesiliyor. Kulak hizana eğilen sıcak bir nefes hissediyorsun. "Neredeyse o kadının beni duymasını sağlayacaktın." Ses kapıda gördüğün adama ait. Gözlerin irileşiyor. Onun bir sonraki odaya gittiğini görmüştün. Ya da öyle sanmıştın. Adam seni bırakmadan başını hafifçe yana eğiyor, saçlarının arasından boynuna bakıyor. Ardından seni baştan aşağı süzüyor, omuzlarından beline, belinden bacaklarına kadar.

"Böyle fıstık gibi bir kız tek başına dolaşmamalı." diyor alçak bir sesle. "Başına bir şey gelirse ne olacak?" Miden kalkıyor bu iğrenç sözleri duyunca. O an gözlerin aşağı kayıyor. Ayaklarının etrafında, kaplıca zeminine hiç ait olmayan birkaç odun parçası duruyor, bacaklarını sarmışlar ve hareket etmeni engelliyorlar.

İlk karşılaştığınız an.

O bakış.

O bir saniyelik duraksama.

Seni o anda genjutsuya alıyor. Ve sen bunu şimdi anlıyorsun. Ellerini hareket ettirmeye çalışıyorsun ama iki bileğin tek bir güçlü el tarafından sıkıca tutuluyor. Diğer eli burnunu ve ağzını kapatıyor, bastırdıkça nefes alışın düzensizleşiyor. Göğsün yanıyor. Ciğerlerin hava için çırpınıyor. Kai yapman gerekiyor. Ama el mühürü yapamıyorsun. Çakranı kullanmak için odaklanman gerekiyor. Ama oksijen azalıyor. Adam kulağına daha da yaklaşıyor. "Ses çıkarırsan seni anında öldürürüm. Olan sana olur." Sesi sakin. "Bence kendini koruman gerekiyor. Hem böyle saf bir güzelliğin ölmesi çok yazık olur." Beynin hızla çalışıyor. İki elini de tek eliyle tutuyor. Yeterince ani bir güç uygularsan, bileklerini aynı anda ters yöne çekersen, dizini geriye savurursan, ağırlık merkezini bozarsan belki bir şekilde kurtulabilirsin. Ama ya başaramazsan? Nefesin kesiliyor. Görüşün kararmaya başlıyor ve saniyeler akıyor.

Gizemli Adam
► Show Spoiler
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by Yureikumo Aoi »

Kapının önündeki adam at kuyruğu halinde topladığı uzun siyah saçları omuzlarına düşen, orta boylu ve cılız görünümlü bir adamdı. Başına iç mekanda olmasına rağmen geleneksel bir geniş kenarlı şapka takmıştı. Aoi'nin sesini duyunca irkilerek ona dönmüştü. Sonra da tartar gibi tek kaşını kaldırmıştı. Sakin ses tonu ve narin yüzüyle sıradan bir müşteri olsa gerekti. Bir yanlış anlaşılma olduğunu, zaten oraya girmek gibi bir amacı olmadığını söylemişti. Şapkasını tutarak selam vermişti hafifçe. Aoi başını eğerek selamına karşılık verdi. "Kusuruma bakmayın o zaman." Adam omuz silkerek bir yandaki odaya yönelince Aoi içeriye girdi ve kapıyı arkasından kapattı. Rahatlamış gibi derin bir soluk verdi. En azından işine karışmaya çalışan birisi değildi. Onu garip bir duruma sokmamıştı.

Aoi'nin gözleri ve dikkati ruh izindeydi. Havuzun içine doğru uzanmaya devam ediyordu. Suyun yüzeyinde hafif bir titreşim oluşturuyordu. Taş duvardaki boşluk ise sanki bilerek bırakılmıştı. Bir tuzak gibi. Sanki birisi onu bilerek buraya çekmek istemiş, bu işaretleri de bilerek bırakmıştı. Amaçları onu tuzağa düşürmekti sanki. Aoi'nin kalbi bir an için korkuyla çarptı. Eğilip soğuk taşı avuçlarında hissetti. Yeniden doğruldu ve geçide doğru adımlamak istedi orayı daha iyi inceleyebilmek için. Hissettiği bir tuhaflık ile olduğu yere çakılıp kaldı. Arkasında birisi vardı ancak bu mümkün değildi. Kapının açıldığını duymamıştı. Bir gücün omuzlarının altından onu kavrayıp ellerini hareketsiz bıraktığını hissetti. Çığlık atmak istediği esnada ise ağzı ve burnu diğer bir güç tarafından sıkıca kapatılmıştı. Sırtı ise sıcak bir gövdeyle buluşunca gözlerini kocaman açtı korku ve şaşkınlıkla. Biraz evvelki "sıradan müşteri" tarafından yakalanmıştı.

Bedenini hareket ettirmek için çabalamaya çalışsa da yerinden kımıldayamıyordu. Adamın onu uzun uzun süzen bakışlarını görmüştü. Ağzından çıkan laflar mide bulandırıcıydı. Aoi ayaklarını neyin kısıtladığını anlamak için bakışlarını aşağı indirdiğinde tahta parçalarının onu kavramakta olduğunu gördü. Genjutsu altındaydı. Bu kadar ustaca ve bir saniyelik bakış arasında Genjutsu uygulayabildiğine göre gerçek bir Sennashi üyesi ile karşı karşıyaydı. Kalbi gövdesinden çıkacakmış gibi atıyordu. Kai uygulamalıydı ancak hareket etmesi gerekiyordu. El mühürleri bile yapamazdı. Burnunu ve ağzını kapatan sıkı el yüzünden nefes alamıyordu. Boğulacaktı. Ölecekti. Bu kadar yaklaşmışken! Adamın nefesini kulağında hissetti. Ses çıkarırsa onu öldürmekle tehdit etmişti. Aoi kaçmak istiyordu. Akuro kadar güçlüyse bu adama karşı tek başına bir şansı yoktu. Satoshi'den ayrılarak aptallık etmişti. Bariz bir tuzağın içine düşmüştü. Önsezilerini dinlemeyerek büyük hata yapmıştı. Fazla hırslandığı ve dünyevi arzulara düştüğü için Yuukon onu cezalandırıyor muydu? "özür... dilerim..." Sesi oksijensizlikten cılız çıkmıştı. Tanrısından af dilenmeden can vermeyecekti.

Kaçmayı deneyebilirdi ancak riskliydi. Başaramazsa ne olacaktı? Burada ölürse Takeshi'ye yardım edemez, onun intikamını alamazdı. Ona ne olduğunu bile anlayamazdı. Öte yandan ölmekten beter şeyler yaşaması da ihtimaldeydi. Bir soluk çekebilmek için başını çaresizce sağa sola oynattı. "nefes..." El bilekleri, onları kavrayan daha büyük bir el tarafından kilitlenmişti. Aoi gözlerini kapattı. Kendisini tanrısına emanet etmeye karar verdi. En iyisini o bilirdi. Aoi'yi kötülüklerden koruyacak olan oydu. Belki adam onu sıkıca kavrayan gardını düşürür diye direnmeyi bırakmış gibi yaptı. Avuçlarını birleştirerek dua etmeyi deneyecekti. "Lütfen yardım et tanrım. Daha iyi bir kul olacağım. Lütfen ruhlar bana acıyın." Shisha no Gun kullanmayı başarabilirse ve adamın dikkatini bir an olsun dağıtabilirse kendisine Kai yaptığı gibi kaplıcadan kaçıp gidecekti. Satoshi'ye gidemezdi. Onu da tehlikeye atmış olurdu. Tek başına adamla dövüşmesi de fazlasıyla riskliydi. Akuro bir Jounin'i ve üç Chuunin'i hiçbir şeymiş gibi silkeleyip atmıştı. Bu adamın ne olduğunu bilmiyordu. Uzaklaşması ve ondan kurtulması lazımdı. Zor durumda kalırsa Satoshi'nin ona verdiği işaret fişeğini ateşleyecekti. Onu herkes görür ve muhakkak yardımlarına hocası da gelirdi.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Nefesin düzensizleşiyor. Göğsün yanıyor. Gözlerinin kenarı kararıyor. Adamın eli burnuna ve ağzına daha sert bastırıyor. Kulaklarının içinde kanın uğultusu çınlıyor. "Bak işte, uslu durursan ikimiz için de daha kolay olacak." diye fısıldıyor. Ellerin hala onun tek eli tarafından kilitlenmiş durumda. Parmak uçların uyuşuyor. Dizlerin hafifçe titriyor. Ayaklarının etrafındaki odun parçaları zihninde gerçekmiş gibi duruyor, genjutsu katman katman üzerini kaplıyor. Umutsuzluk ağır bir sis gibi içine çöküyor.

Burada bitecek mi?

Takeshi’nin yüzü zihninde beliriyor. Tapınak. Bekle yazısı. Raien’in notu. Tenchi Köprüsü. Sesin neredeyse çıkmıyor. Tam o anda, nefes alamadığın o daracık boşlukta, çakranı merkezine çekiyorsun. Ellerini birleştiremiyorsun. Mühür yapamıyorsun. Ama Shisha no Gun yalnızca mühür değil, niyet, çağrı ve ruhla temas. İçinden dua yükseliyor. Bir anlığına hiçbir şey olmuyor. Sonra bir anda hava ağırlaşıyor. Odanın sıcaklığı birden düşüyor. Havuzun suyu yüzeyden içeri doğru titreşiyor. Taş duvarlardan ince, soluk siluetler süzülüyor. Sis gibi. İnsan şekilli. Yüzleri belirsiz ama göz çukurları karanlık.

Ruhlar.

Adam bir an irkiliyor. "Bunlar ne lan? Noluyor amına koyayım?!" Ruhlar ağır adımlarla ona doğru ilerliyor. İçlerinden biri omzuna değiyor. Adam refleksle geri sıçrıyor. O bir saniye için eli gevşiyor. Ağzın açılıyor. Ciğerlerine hava doluyor. Çakran patlıyor ve başarılı bir şekilde Kai'yi gerçekleştiriyorsun. Ayaklarının altındaki odun parçaları yok oluyor. Odanın illüzyon katmanı kırılıyor. Adam küfrediyor ama artık geç. Kapıya hamle yapıyorsun. Perdeyi yırtarcasına açıyor, koridora fırlıyorsun. Tahta zeminde çıplak ayakların kayıyor ama düşmüyorsun. Arkandan kapı sertçe çarpıyor. "Lan! Dur!"

Kaplıca koridorundan ana girişe doğru koşuyorsun. Resepsiyondaki kadın çığlık atıyor. Müşteri yok ama çalışanlar panik içinde dağılıyor. Arkana bakıyorsun. Adam peşinde, şapkası düşmüş, saçları savruluyor. Gözleri artık keskin ve soğuk. Elini savuruyor ve bir şey havada parlıyor. İnce, neredeyse görünmez. Misina. Gördüğün an refleksle cebindeki işaret fişeğini çıkarıyorsun ve tetiği çekiyorsun.

Kızıl bir ışık göğe doğru fırlıyor. Aynı anda misina bacaklarına dolanıyor. Sonra kollarına ve gövdene. Dengen kayboluyor ve bir anda yere kapaklanıyorsun. Nefesin tekrar kesiliyor ama bu kez bağdan. Ruhların varlığının söndüğünü hissediyorsun. Shisha no Gun geri çekiliyor. Adam ağır adımlarla yaklaşıyor. Etraf karışıyor. İnsanlar çığlık atarak kaçışıyor. Sokakta kaos hakim. Adam gülüyor ve dibine kadar geliyor. "Senin yüzünden hengame çıktı. Neden uslu bir Konohalı gibi kaybetmeyi kabullenmedin? HA?!" Elini yumruk yapıyor. Çakra birikiyor. Yumruk hızla sana doğru geliyor.

Tam çarpacakken bir kunai adamın koluna saplanıyor. "AAAAH!" Adam geri sıçrıyor ve elinden kan fışkırıyor. Bir gölge hızla aranıza giriyor. Anlaşılan çağrına Kiho yanıt vermiş. Gözleri beyazlaşıyor. Byakugan açık. "Hakke!" Hızla adamın göğsüne ve omzuna iki darbe indiriyor. "Ni Shou!" Adam karşılık vermeye çalışıyor ama Kiho geri çekilmiyor. "Yon Shou! Hachi Shou!" Darbeleri çok seri ve nokta atışı, her biri adamın çakra noktalarına isabet ediyor. Adam sendelemeye başlıyor. Kiho derin bir nefes alıyor. "Hakke Sanjuuni Shou!" Otuz ikinci darbe ile adam savruluyor ve yere çarpıyor. Taş zemin çatlıyor.

Kiho bir an bile kaybetmeden senin üzerindeki misinayı çözüyor. Aynı misinayı adamın bileklerine ve gövdesine doluyor, düğüm atıyor. Adam bilinçli ama sersemlemiş halde yerde yatıyor. Kiho sana dönüyor. "Neler oldu? Bu adam nereden çıktı?" Etraf hala kargaşa içinde. İnsanlar uzaklaşmış. Kiho hızlıca çevreyi süzüyor. "Masato ve Bokukichi’yi göremedim. Satoshi nerede onu da bilmiyorum. Kizami bey de muhtemelen uzağa gitti." Bakışları tekrar sana dönüyor. "İyi misin?" Sokakta hala işaret fişeğinin dumanı yükseliyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Adam gardını düşürmemişti. Aksine, müthiş bir kuvvetle ağzına ve burnuna bastırmayı sürdürüyordu. Kulağına uslu durması ile ilgili bir şeyler fısıldamıştı ancak Aoi idrak edebilme aşamasını geçmişti. Oksijen... Bir nefes... Tek bir soluk istiyordu ciğerlerine. Çaresizce başını kımıldatsa da ulaşamıyordu. Takeshi'yi hatırladı yeniden. Raien'in notu... Tenchi Köprüsü... Kaplıcadaki yarım çizilmiş köprü görüntüsü... Aoi'nin tanrıya yakarışları şiddetlendi. Çakrasının yükselişini hissediyordu ancak ellerini kullanamıyordu. Başaramayacağı korkusuna kapılmıştı bir an için. Sonra onları gördü. Taş duvarlardan, havuzdan, zeminden yükselen geçmişin kudretli ruhlarını.

Adam işte şimdi gardını düşürmüştü. Ne ile karşı karşıya olduğunun farkında olmayışı onu gafil avlamıştı. Elinin gevşediği o bir anı bulup ciğerlerine derin bir nefes çekti. Bunu yapması ile Kai yapıp genjutsudan çıkması bir oldu. Hiçbir şey düşünmeden kapıya yöneldi. Perdeyi dehşetle açtı ve tahta zeminde hızla koşmaya başladı. Adam arkasından onu takip ediyordu. Resepsiyona girdi. Biraz evvel ona yol gösteren kadının çığlığını duydu. Diğer çalışanların da panik dolu seslerini işitebiliyordu ancak yalnızca kendi hayatta kalma mücadelesine odaklanmıştı. Göz ucuyla arkasına baktı. Hala peşindeydi. Şapkası düşmüş, saçları dağılmıştı. Elini savurduğunda incecik misina ipini fark etti. Yakalanacaktı.

Son bir gayretle işaret fişeğini çıkarıp ateşledi. Fişeğin ışığı gökyüzüne doğru yükselirken misina ipi önce bacaklarına sonra da gövdesine dolandı. Dengesinin bozulmasıyla kendini zeminde buldu. Shisha no Gun artık aktif değildi. Adam ağır ağır ona yaklaşırken etraftaki insanlar panikle etrafta koşuşturmaya başlamıştı. Bu kez işi bitmişti. Şansını ikinciye zorlamıştı ve bedelini ödeyecekti. Adamın sakinliği ve yüzündeki tebessüm tüyler ürperticiydi. Elini yumruk yapmış ve çakra biriktirmeye başlamıştı. Yumruk üzerine doğru geliyordu. Aoi kendini acıyla çığlık atmaya hazırladı.

Bir çığlık kopmuştu ancak ses kendisine ait değildi. Fark etti ki adamdan geliyordu. Koluna kunai saplanmıştı. Adamın geri çekilmesiyle aralarına birisi girdi. Kurtarıcısı. Tanrı'nın elçisi. Dünyanın en iyi klanı olan Hyuuga'ların Kiho'su yardımına gelmişti. Byakugan'ın açık olduğunu belli eden beyazlık ve belirgin damarlar ile korku verici ve asil görünüyordu. Adam hiçbir karşı hamle yapamadan ardı ardına çakra bölgelerine darbeler atmış ve saniyeler içerisinde sersemletmişti. Zemine çarptığında zemin bile çatlamıştı. Kiho üzerindeki misinayı çözerek adamı bağlamıştı. Kollarına düğüm atıp tamamen etkisiz hale getirdi. Aoi neler yaşadığını idrak süzgecinden geçirirken Kiho'nun sorularını dinledi. Kendine gelmiş ve üzerini başını silkeleyerek tozları silkelemişti. "K-Kihooo!" Duygu dolu gözlerle kızın yanına giderek ellerini tuttu. "Hayatımı kurtardın! Teşekkür ederim." Kendine soluklanmak için cevap verdikten sonra devam etti. "Ayrıldık. Satoshi şu ilerideki depoları inceliyordu. Masato ve Bokukichi kumar bölgesindeydi. Byakugan ile orada olduklarını teyit edebilir misin?" Yerdeki adamı işaret etti. "Kaplıcada çok önemli bir ipucu buldum. Onu takip ederken bu adamın saldırısına uğradım. Muhtemelen Sennashi ile bağlantısı var. Ne yapsak? Kaplıcaya dönüp incelemeye devam etmek istiyorum. Bu adamı da köye teslim etmemiz lazım, kilit bir isim olabilir. Hari Hocayı mı beklemeliyiz?"
Image
► Show Spoiler
Locked