Masato’nun silueti kalabalığın içinde kaybolur kaybolmaz Bokukichi bir anda duruyor. Gözlerini kısarak ileriye bakıyor. "Aaa, şu değil mi kız?" Bakışlarını onun gösterdiği yöne çeviriyorsun. Raien. Tapınağın arka tarafındaki sütunların arasından çıkmış, hızlı ama paniksiz adımlarla ilerliyor. Tam ona yönelmek üzereyken Bokukichi kolunu tutup seni durduruyor. "Bak!" Raien, arkası size dönük bir adamın önünde duruyor. Adamın yüzünü net seçemiyorsun, koyu renk bir cüppe, başı hafif öne eğik. Elindeki küçük bir not kağıdını Raien’e uzatıyor. Raien kağıdı alırken başını hafifçe eğiyor, tek kelime etmiyor. Sonra yönünü ana tapınağa çevirip yürümeye başlıyor.
Diğer adam ise hiç durmadan, neredeyse aceleyle, Ateş Tapınağı’nın ana kapısına doğru ilerliyor. Kalabalığın arasına karışmak ister gibi. Bokukichi’nin bakışları iki yol arasında gidip geliyor. Sonra bir anda karar veriyor. "Ben şu diğer adamın peşinden gidiyorum!" diyor. "Raien’i tut ya da peşimden gel bilmiyorum ne oluyor lan?!" Cümlesi biter bitmez koşmaya başlıyor. Sen ise refleksle hareketleniyorsun. İki hattı da görebileceğin bir açıdan ilerliyorsun. Bir yandan Raien’i gözünle takip ediyorsun: Ana tapınağın kapısına ulaşıyor, oradaki rahiplerle kısa ve sıradan bir selamlaşma yapıyor. Hiç panik yok. Hiç acele yok. Sanki her şey olması gerektiği gibi.
Diğer yandan Bokukichi, gizemli adamın peşinde. Adam hızlı, kalabalığı ustaca kullanıyor. Gözden kaybolmak üzere. Ve tam o anda, tapınağın diğer tarafında Masato’yu görüyorsun. Takeshi’ye bir şeyler anlatıyor, Takeshi’nin yüzü ciddileşmiş. Shiori de yanlarında. Bir şeyler dönüyor. Zihnin hızla çalışıyor. Raien, ikna edilebilir olabilir. Elinde mühür ve bilgi var. Gizemli adam belki Akuro’ya giden bir ip. Belki doğrudan merkeze. Masato ve ekip bilgi alışverişinde ama zaman daralıyor. İki yol. Ve ikisini birden seçemeyeceğini çok iyi biliyorsun. Shinobiler dakik olmak zorundadır, hemen harekete geçmen gerekiyor.



