Page 1 of 2

[Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Thu Jan 15, 2026 11:24 pm
by Yamato Shouta
Yüksek başarıyla döndüğüm bir görevin daha ardından yeniden Tsuchiryu klanının müstahkem konağındaydım. Geniş aile yemeklerinin yendiği, ailenin shinobilerinin gelecek planlarının toplantılarını yaptığı, yer yettiğince aile bireylerinin barınma ihtiyacının karşılandığı, topluluğumuzun oluştuğu bu mübarek yapının içindeydim. Burada olmak, hiçbir yerin bana vermediği güven hissini tazeliyordu. Dışarıdayken tehlikenin içinde olmayı seçen bendim ama burada tehlike yeni silinmiş kaygan zemine basıp düşmekten ibaretti. Burada her şey dışarıya göre yavaş akıyor olması, zihnimin toplaması gereken verileri sınırlandırıyordu. İç dünyama dönüp duygularımla yüzleşebiliyordum. Tüm bunlar ruhumu dinlendiriyordu. Bu ev benim için barınma ihtiyacımın karşılanmasından çok öte bir yerdi: Adeta tapınağımdı.

Gözlerimi açtığımda odamın sürgülü kapısının hemen dışında olduğumu gördüm. Yamuk yumuk bir pozisyonda yatıyordum. İçerisi sıcak gelmiş olacaktı, gece kendimi dışarı atmıştım. Doğruldum ve bir elimi yere bastırıp dengemi korurken diğer elimle destek verip çember çevirerek boynumu esnetmeye başladım. Boynumun tutulmasını giderdikten sonra kan dolaşımımın yavaşlaması yüzünden gelen ürpertiyi bedenimi bilinçli şekilde titreterek üzerimden attım. Bağdaş kurarak daha dengeli bir oturma pozisyonuna geçiş yaptım. Gözlerimdeki çapakları temizlerken ağzımı çok geniş açmadan birkaç kez esnedim. Parmak uçlarımla gözlerime birkaç saniye masaj yaptıktan sonra uyanmaya hazır olduğuma karar verdim. Ellerimden kuvvet almadan oturduğum yerden kalktım.

Sürgülü kapıyı aralayıp odama girdim, yatak kıyafetlerimden arınıp sivil kıyafetlerimi giyindim. Ayna karşısına geçtim. Kendime her fırsatta gerçekten kimlerin sahip çıktığını hatırlamam için taktığım aksesuarlarım olan Küpelerimi ve kolyemi düzelttim. Aksesuarlarım, giyim stilimin en sevdiğim parçasıydı. Renga-sama’ya bağımlı yarattığım tarzımın en büyük farklılığıydı. Beni özgün kılıyordu. Parmaklarımı saçlarımın arasından birkaç kez geçirip istediğim şekle soktuktan sonra aynadaki yansımamla göz göze geldim. Olmuştu, gülümsedim. Belime kuşağımı, belime tokamı geçirdikten sonra odadan ayrıldım.

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Thu Jan 15, 2026 11:25 pm
by Yamato Shouta
Konağın dış tarafındaki on beş dakikalık bir yürüyüşle bir yandan köy manzarasının keyfini çıkarıp, diğer yandan vücudumdaki sistemlerin aktifleşmesini sağladıktan sonra mutfak bölümüne varmıştım. Kimse yoktu, çok geç uyanmıştım. Görev sonrası rejenerasyon günleri böyle oluyordu. Disiplinimin bozulması keyfimi kaçırıyordu. Bu kaçış, görevin başarılı olmuş olmasının inşa ettiği tahammül duvarı daha yükseğe ulaşıyor olmasa, duygusal olarak büyük yara alabileceğim bir durum oluşturabilirdi. Yalnızlıktan kendime yakınmayı bıraktım ve kendime iki yumurta ve iki patates haşlayıp, küçük de bir peynir tabağı hazırladıktan sonra masaların antrenman avlusuna bakan bölümüne oturdum.

Yemeğimin ortasına gelmişken avluda çalışan minikleri gördüm. Kimisi akademi öğrencisi, kimisi genin; birbirlerine yakın yaştaki küçük kuzenlerin kendi içlerinde anlaşıp yaptıkları ek antrenmanlarını izliyordum. Yeterli ve yetersiz yanlarını görüp yemek sonrası biraz moral verecek, biraz da ulaşmaları gereken noktanın uzaklığını hissettirecek bir gösteri planı içindeydim. Basit ama hızlı shuriken atış teknikleriyle çocukların aklını başından alacaktım. Kendi kendime gevrek gevrek gülerek yemeye devam ettim.

Image

Çöpleri yerine atıp bulaşıkları problem olmaktan çıkardıktan sonra çocukların yanına indim. Hepsiyle tek tek göz göze geldikten sonra gülümseyerek: “Günaydın, çok iyiydiniz.” Motivasyon cümlemi kurduktan sonra kenarda kalmış bir düzine kadar shurikeni ellerimin içine topladıktan sonra hedef tahtalarının karşına geçtim. Adi bir sırıtışın yüzümde yer edindiğini hissedebiliyordum. Çocuklardan tarafa bakıp “Şimdi iyi izleyin.” dedikten sonra tehlikeli alandan çıkmalarını işaret ettim. Doğru duruş alıp önce ters elimle, sonra dominant elimle savurduğum shurikenleri direkt tam isabet hedefe gönderdim. Ardından elimde kalanlardan ikisini basit falsolarla fırlattım. Son iki shurikenden birini erken ama orta kuvvetle fırlatıp, diğerini de ilk fırlattığımı vuracak şekilde güçlü fırlatarak hedefi tutturmayı denedim. Son attıklarım hedefi tam olarak vurmasa da çocukların dimağında yeni bir dal açacağından emindim.

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Thu Jan 15, 2026 11:26 pm
by Yamato Shouta
Antrenmanlarını gözetip çocuklara yardımcı olduğum sırada antrenman alanındaki soyunma odasının sürgülü kapısı açıldı. İçeriden çıkarken bağdaş kurup asma kata oturan, konağın sakinlerinden Haruka’ydı. Benim gibi klanın shinobilerinden olan Haruka, haber iletmek için gelmişti. İyi olup olmadığımı sordu, oldukça iyiydim. Yaralarım iyileşmişti, tek problemim zihnimi yeniden disipline edememiş olmaktı. Saatinde kalkıp günlük planımı yerine getiremiyordum. İkimiz de görev sonrası dinlenme iznini tüketmiştik. Haruka lafı sadede getirdiğinde kaşlarım çatılmıştı. Tsuchikage’nin yeni görevlendirme için gönderdiği parşömen, kullandığı tüm kelimelerden daha önemliydi. Boşa çene çalmıştık. Bağımız kuvvetlenmişti ama bir şeylere geç kalmış olabilirdik. Haruka’nın elinden parşömeni alıp yanına oturdum. Mührü bozarken çocuklardan birini yanıma çağırdıktan sonra çöpe atmasını rica edip mührün dağılan parçaları ona verdim.

Parşömendeki notlar, yıllar önce terk ettiğimiz bir gözetleme bölgesinden nemalanmaya başlayan terörist şebekeden bahsediyordu. Eski shinobileri de kendi içlerine kattıkları, organize saldırılar düzenleyebildikleri, bölgede ticaretin imkansızlaştığı not düşülmüştü. Zaten bir süredir kulaklarımıza çalınan hedef, nihayet görevlendirme olarak önümüze gelmişti. Yazının devamında görevlendirilenlerin ismi yazıyordu. Görünüşe göre yazılan tek parşömen benim elimdeki değildi. Renga-sama’nın hesabına göre Haruka’nın üzerine ekibimde iki Chuunin daha olacaktı. Yeterlinin ötesinde, eksiksiz dönüş garantisi verebileceğim bir takım atanmıştı. Tehlikeli gözüken bu görevin beni diken üstünde tutacak olan yanı yanımdakileri kollamak olacak gibiydi.

Gereksiz yere endişelendiğimi fark edip düşünmeyi görevin somutlaşacağı an için erteledim. Doğru bir aksiyon planıyla bu işin üstesinden gelemeyecek olsam Yer Çekiminin Efendisi beni görevlendirmezdi. Zihnimi bilemiş, göreve hazır hale getirmiştim. Benimle birlikte parşömeni okuyan Haruka’ya dönüp kafamla işaret verdim. Parşömeni imha etmesi için ona geri uzattım, “Hazırlan.” dedim. Ekibin kalanıyla buluşacağımız noktayı ve saatini aklımın bir kenarına yazdım. Aklımda günün kalanını sıraya soktum: Tam teçhizat donandıktan sonra Haruka’yla konaktan ayrılacaktım. Sonra ekibin kalanıyla köy sınırının az ötesinde buluşup kılcal noktaya doğru yol alacaktık.

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Fri Jan 16, 2026 12:56 pm
by GM - Shinsei
Sabahın ilerleyen saatlerinde, Tsuchiryu konağının iç avlusunda sessizlik hüküm sürüyor. Odadan çıktıktan sonra mutfağa doğru ilerlerken, konağın koridorlarında yankılanan kendi ayak seslerini duyuyorsun. Geç uyanmanın verdiği huzursuzluk, içinde hafif bir sızı bıraksa da görev sonrası dinlenmenin lüksü bu küçük disiplinsizliği affettiriyor. Kahvaltını yaparken antrenman avlusundaki manzara dikkatini çekiyor. Küçük kuzenler, akademi öğrencileri ve genç geninler kendi aralarında antrenman yapıyorlar. Bazıları kunai atışları deniyor, bazıları temel taijutsu formlarını tekrarlıyor. Enerji dolu çığlıklar ve eğitimin monoton sesleri avluyu dolduruyor. Kahvaltını bitirip bulaşıkları halledikten sonra avluya indiğinde, çocukların gözleri hemen sana çevriliyor. Kimisi hayranlıkla bakıyor, kimisi merakla. Günaydın selamlaması ve shurikenlerle ilgili hazırlıkların, küçük geninleri heyecanlandırıyor.

İlk atışlar havayı yardığında, çocukların ağızları açık kalıyor. Ardından gelen falsolar ve son olarak havada çarpışan shurikenler, avluda coşkulu bir atmosfer yaratıyor. "Vay be, Shouta abi!" diye haykırıyor içlerinden biri, gözleri parıl parıl parlıyor. "Nasıl yaptın bunu?" diyor biri. "Bize de öğretir misiniz?" diye ekliyor bir başkası, heyecanla yerinde zıplıyor. "Ben de böyle olmak istiyorum!" diye bağırıyor akademi öğrencisi görünen küçük bir kız, ellerini havaya kaldırarak. Çocukların coşkusu tüm avluyu sararken, antrenman alanındaki soyunma odasının sürgülü kapısı açılıyor. Haruka, bağdaş kurarak asma kata oturuyor, sakin ama belirgin bir ifadeyle sana bakıyor.

Haruka'nın sesinde ciddiyet var ama samimi bir endişe de sezilebiliyor. "İyi misin abi? Son görevden tam toparlayabildin mi?" Yanıtını aldıktan sonra Haruka elindeki parşömeni uzatıyor. "Tsuchikage'den. Yeni görevlendirme var. Birlikte okuyalım istedim." Parşömeni açtığınızda, Haruka'nın kaşları çatılıyor. Kuzey geçitlerindeki terk edilmiş gözetleme noktası, kaybolan kervanlar, organize pusu izleri... Haruka sessizce okuyor, dudaklarını ısırıyor. "Bu ciddi görünüyor." diyor Haruka. "Eski shinobileri bünyelerine katmışlar demek. Bu düzenli bir operasyon anlamına geliyor." Emri aldığında Haruka derin bir nefes alıyor, sonra kararlı bir şekilde başını sallıyor. "Emredersiniz." diyor, ayağa kalkarak. "Hemen hazırlanıp buluşma noktasında olacağım."

Haruka hızlı adımlarla konaktan ayrılırken, sen de kendi hazırlıklarına girişiyorsun. Odana döndüğünde ekipmanlarını tek tek kontrol ediyorsun. Her şey yerli yerinde. Görev çantası hazır. Tam teçhizatlı olarak konağın ana kapısına geldiğinde Haruka da uzaktan görünüyor, aynı şekilde tam donanımlı. İkiniz kapının önünde beklerken, konağın iç avlusundan yaşlı bir sesin sözlerini duyuyorsun. "Tsuchiryu Renga bu klanın başına gelmiş en iyi liderdir!" diyor klan yaşlılarından biri, sesinde derin bir hayranlık var. "Azimiyle, çalışkanlığıyla ve üstün yetenekleriyle-" Söz yarıda kalıyor. Üst kattan gelen ayak sesleri tüm konağı sessizliğe gömüyor. Tsuchikage Tsuchiryu Renga, merdivenlerden yavaş yavaş iniyor. Her adımı ölçülü, her hareketi sakin ama otorite dolu. Konaktaki herkes, nefesini tutmuş gibi onu izliyor. Küçük çocuklar bile yerlerinde donup kalmışlar.

Renga, kapıya doğru ilerliyor. Yanına geldiğinde, elini omzuna koyuyor, sıcak, tanıdık bir dokunuş. Sonra dışarı çıkıyor, cebinden bir sigara paketi çıkarıyor. Sigarayı çıkarıp ağzına yerleştiriyor, çakmağı çıkarıyor, bir kez deniyor. Alev yakmıyor. İkinci deneme. Yine yakmıyor. Üçüncü deneme... Alev titreşiyor ama sönüyor. Renga, sessizce sigarayı cebine geri koyuyor. Yavaşça başını sana çeviriyor. Gözlerinde derin bir yorgunluk, ama aynı zamanda bir güven de var. "Moruk..." diyor, sesi alçak ve hafif boğuk. Ve tam o anda, gözleri kapanıyor. Başı hafifçe öne düşüyor. Ayakta uyuyakalmış. Haruka da o sırada yavaş adımlarla oraya yetişiyor, donup kalıyor. Önce Renga'ya, sonra sana bakıyor. Şaşkınlık yüzünde açıkça okunuyor. "N-ne yapıyoruz efendim?" diye soruyor Haruka, sesinde bir karışım çaresizlik ve şaşkınlık.
Off Topic
RP'ye hoş geldiniz! Pasiflik süresi üç gündür. İyi RP'ler!

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Fri Jan 16, 2026 6:07 pm
by Yamato Shouta
Ufaklıklara yaptığım gösteri ilgilerini tahminimden çok çekmişti. Muhteşem bir geri dönüş almıştım. Hepsine gülümseyerek tek tek cevap vermeye gayret ettim. Temel atış tekniklerini oldukça yavaş ve anlaşılır şekilde göstermeye çalıştım. “Bakın şimdi.” İlk önce işin temelini bilmelilerdi. “Bu kolay kısmı ama kolay kısmını ne kadar iyi öğrenirseniz iş zor kısımları öğrenmeye geldiğinde o kadar rahat alışırsınız.” Düz atış, hızlı atış, yavaş atış, falsolu atış, sektirmeli atış… sırasıyla aklıma gelen her tekniği uygulamalı şekilde gösterdim. Sona yaklaştığımda Haruka’nın bakışlarını fark etmiştim. Kendisinden bir el jestiyle kısa bir süre isteyip çocuklara anlattıklarımı toparladım. “Çok iyi, şimdi bunları bir sonraki buluşmamıza kadar çalışın. Büyüklerden birini bulamazsanız birbirinize hakemlik yapın. Birinizin tam anlamadığı elbet bir başkasının kafasına iyice oturmuştur. Görüşürüz çocuklar!” Son bir gülümsemeyle sözlerimi noktalayıp çocuklara öne çeyrek eğilmeli selamımı vererek Haruka’nın yanına çıktım.

Konuşmaya görevlendirmeyle başlamaması iletişimde kopukluk yaratmıştı. “Hatrımı sorman beni mutlu etse de Tsuchikage’den haber geldiğinde önceliğin onu iletmek olmalı Haruka. Teşekkür ederim.” Küçük detayı hallettikten sonra parşömeni birlikte hatmetmiştik. Yaptığı yorumlar isabetliydi. Hazırlanmasını söylediğim anda tozla dumana karışıp ortadan kaybolmuştu. Bu çocuğun bana duyduğu saygı kendimi olduğumdan daha güvende hissetmemi sağlıyordu. Görevin gizliliğini korumak için parşömeni yakma işlemini de kendisine devretmiştim. Bu küçük ama önemli bir sorumluluktu. Ufaklıklara shuriken fırlatmayı, Chuuninlere sorumluluk almayı öğretiyordum. Zihnimde çakan bir şimşekle bana öğretilenleri ardımdan gelenlere aktarıyor olduğumu fark etmiştim. Suratımda oluşan istemsiz gülümseme, yaşamımdan duyduğum memnuniyeti anlatıyor olmalıydı.

Hazırlıklarımı tamamlayıp konaktan ayrılma durumuna geldiğimde Haruka’yla eş zamanlı buluşmuştuk. Kafamla kendisini selamlayıp yanına gittiğimde birlikte avludaki ihtiyarların sohbetini dinlemeye koyulmuştuk. Her zamanki doğru ama klişeleşmiş laflar dönüp duruyordu. Haklıydı ama artık başka, daha somut şeyler konuşmalıydık. Tsuchiryu Renga’nın teknik ve sosyal becerileri övme aşaması belki ben doğmadan önce bitmişti. Bizim jenerasyonun yetiştirilmesinde aldığı derin rolden bahsedebilirdik, diplomatik ve ekonomik başarılarını konuşabilirdik. Haybeye laflar ediliyordu işte…

Haruka ile aramızda son hazırlıkları yaptığımız sırada attığı adımların sesiyle yaklaşışını belli eden Renga-sama yanımıza varmıştı. Herkes hayran hayran kendisine bakarken o gelip benim omzuma dokunmuştu. Onurlanmıştım. Çakmağının alev almayışına bakakalmıştım. Halbuki chakra kullanarak sigarasını yakabilirdim. İdolümün bu kadar yakınında olmak beynimi dondurmuştu resmen. Tam bana bir şey söylemek üzereyken gözlerini kapatmıştı. Geri açmamıştı. Biraz daha bekledim ama tam Renga-sama'nın ağzının içine baktığım anda uyku hastalığı atak yapmıştı. Ne yapacağımı bilememiştim. Bir yandan Haruka da aynı durumdaydı. Ne yapacağımızı bana soruyordu. Bir yandan Renga-sama’nın ne söyleyeceğini merak ediyordum. Zaten adamı burada uyuklar vaziyette bırakamazdım ya? Bırakabilir miydim? Bırakabilirdim, Tsuchiryu Renga’ydı bu. Uyurken bile dövüşürdü, tehlike nedir bilmezdi. Yine de Haruka’yı önden gönderip Renga-sama’yı yalnız bırakmamayı tercih edecektim. Haruka’ya kafamı yarım çevirip: “Önden git, ekiple buluş. Randevu noktasında beni bekleyin. Renga-sama’nın görevle ilgili aktarmak istediği yeni bir bilgi olduğunu tahmin ediyorum. Bu durumdan kimseye bahsetme. Hemen arkanda olacağım.” Yeni bir bilgi kısmını iyi uydurmuştum, biraz gereksizdi ama gençlerimizin endişeye kapılmasına izin veremezdim.

Haruka yanımızdan ayrıldıktan sonra bir elimle yavaşça Renga-sama’nın omzuna dokunup onu uyandırmaya çalışacaktım. “Renga-sama.” Çok ufaktan omzunu sağa sola çekerek en azından gözlerini açmasını sağlayabilirsem onu ürkütmeden diğer elimde biriktirdiğim chakrayı Katon’a yoğurarak suratından uzakta kalacak şekilde şıklatmaya başlayacaktım. Az önce yakamadığı sigarası için ateş tutup “Ben yakayım.” diyecektim. Ancak kendisine dokunuşlarımın haşin olmamasına dikkat etmeliydim. Saldırgan olmayan bir vahşi hayvanı ehlileştirir gibi hissettirmeliydim. Eğer uyuklarken yanlışlıkla düşmanlık niyeti besleyen bir dokunuş olduğunu düşünürse beni tek hareketiyle dünyanın öbür ucuna gönderebilirdi. Kendisini yeterince uyandırabilirsem desturunu alıp görev bölgesine olan yolculuğuma devam edecektim. “Haruka ve ekibin kalanına yetişmem gerekiyor. Eğer ekleyeceğiniz bir şey yoksa son atadığınız görev için ayrılmak üzereyim.” Tahminime göre burada harcadığım vakit pek önemli değildi. O da randevu noktasına varmadan Haruka’yı yakalayabilirim gibi hissediyordum.

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Sun Jan 18, 2026 1:42 pm
by GM - Shinsei
Omzuna yavaşça dokunduğun anda, Renga'nın gözleri bir anda açılıyor. Sanki hiç uyumamış gibi, tamamen uyanık ve odaklanmış bir halde. Hafif bir gülümseme beliriyor yüzünde. "Ah, Shouta." diyor, sesinde hem minnettarlık hem de hafif bir eğlence var. "Teşekkür ederim. Bazen bu lanet en kötü zamanlarda geliyor." Elini yavaşça omzundan kaldırıyor, sonra cebinden sigarasını çıkarıp elinde tuttuğun ateşle yakıyor. Derin bir nefes çekiyor, dumanı yavaşça üfleyerek devam ediyor. "Kuzey geçitleriyle ilgili." diyor, sesi ciddileşiyor. "Son istihbarata göre, bu grup sadece eski shinobileri toplamakla kalmıyor. Lider olarak bilinen kişi, eskiden Iwagakure'de Özel Taktik Birimi'nde görev yapmış biri. Adı Kageishi Touma. On iki yıl önce köyden kaçtı, o zamandan beri radar altındaydı. Doton jutsu konusunda üst düzey, tuzak kurma ve gizlenme teknikleri mükemmel. Ancak asıl tehlikesi, küçük grupları son derece disiplinli bir şekilde yönetebilmesi."

Bir nefes daha çekiyor, gözleri uzaklara dalıyor. "Gözetleme noktasının çevresinde doğal mağara sistemleri var. Oralar labirent gibi. Eğer içeri çekilmeye karar verirlerse, bulmanız günler alabilir. O yüzden..." diyor, gözlerini sana çevirerek. "Onları açık arazide yakalamak zorundasınız. Kervan yolu üzerinde tuzak kurun, onları kendinize çekin. Kontrollü bir çatışma, kaosa tercih edilir." Sigarasını bir kez daha çekiyor, sonra elini omzuna koyuyor. "Git, Shouta. Ekibini koru. Herkes geri dönmeli. Hepiniz." Başını hafifçe eğerek selamlıyor, sonra yavaşça konağın içine doğru yürüyor. Konağın içine doğru giderken gördüğü ilk koltuğa oturup tekrar uyuklamaya başladığını görüyorsun.

Randevu noktasına vardığında, Haruka'yı ve yanında garip görünümlü genç bir adamı görüyorsun. Genç oldukça uzun boylu, saçları darmadağınık, yüzünde sürekli sırıtan bir ifade var. Kıyafetleri biraz fazla geniş ve düzensiz. Seni görür görmez, koşmaya başlıyor. "Hojammmm, akıyoz mu bu akşam? Baba göstersin mi gücünü? Arashi Genta hizmetinizde, mahallede kızları dikizle, HADİ BAKİİİİİM!" diye haykırıyor, sesi tüm çevreyi dolduruyor. Haruka, yüzü kızararak gözlerini kapatıyor, utançtan neredeyse yerin dibine girecek gibi. Genta'ya bakışları inanılmaz bir acıyla dolu.

Genta ise durmuyor, daha da utanç verici bir şekilde devam ediyor. "Hojam böyle sap mı gezeceğiz ya? Karrrrı var mı karrrı bu görevde?" Haruka, kenarda fısıltıyla konuşuyor. "Bir de cinsiyetçi... Ölüyorum..." Genta hemen ona dönüyor, elini kaldırarak. "Biraaader yalnız bizde bacılara laf olmaz ha ayıkacan onu. Taşağındayım, Iwagakure'nin tümü benim bacımdır." Haruka, yere çömeliyor, ellerini yüzüne koyarak. "Kurtarın beni..." Genta en son tekrar sana dönüyor, sırıtması hiç eksilmeden. "Moruk bu Genzai mahallesinin köşelerinde vurduruyor falan olabilir mi ya bu havalar ne böyle?"

Etrafta bulunan birkaç köylü ve yoldan geçen shinobi, iğrenmiş yüz ifadeleriyle bu konuşmaya kulak misafiri oluyor. Bazıları başını sallayarak uzaklaşıyor, bazıları sessizce kaş çatarak bakıyor. Sen ise karşılaştığın bu sahnede donup kalıyorsun, utancın yüzünde belirgin bir şekilde hissediliyor.

Arashi Genta
► Show Spoiler

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Mon Jan 19, 2026 1:44 am
by Yamato Shouta
Renga-sama’yı ürkütmeden uyandırmıştım. Muhtemelen alışıktı bu duruma, önce çevresini kontrol etme refleksini hissetmiştim. Bana teşekkür etmiş olmasıyla yüreğimi ısıtmış, günümün güneşlenmesine sebep olmuştu. Kendime örnek aldığım, hayran olduğum insana faydam olmuştu. O da bunun farkındaydı ve bana minnettardı. Daha büyük bir mutluluk yaşamamış gibi yüzüm istemsizce gülmeye başlamıştı. Derken elimle tuttuğum ateşten yaktığı sigarasıyla ona yardımcı olabilmenin mutluluğu, iç dünyamın duvarlarındaki mutluluğa bir kat daha pembeye katmıştı.

Kendisine hayran hayran kendisine baktığım sırada Renga-sama’nın görevle ilgili verdiği ek bilgileri hafızama kazıdım. Liderleri köyümüzün Özel Taktiklerine hakim, birimde görev almış. İsmi biraz zor, aklımda tutabilmek için birkaç kez zihnimde yankılanması gerekiyor. Kageishi, Kageishi, Touma, Kageishi Touma, Kage, Ishi, Touma, Kage, Ishi, Tou, Ma. On iki yıl önce kaçmış, ben henüz akademiye girmek için ailemle kavga ettiğim dönemlere denk geliyor olsa gerek. Ne depresif zamanlardı ama… Yüksek seviye Doton kullanıcısı, ortak bir özelliğimiz. Tuzak işlerinden anlıyordu. Bu bilgi canımı sıksa da üstesinden gelebileceğimize inanmak istiyordum. İyi bir lider olması ve küçük grupları iyi yönetebiliyor olması da ortaklaştığımız bir özellikti. Bir anlığına düşman ekibe sızma operasyonu düşüncesi aklımda yer etmeye çalıştıysa da zamanın az olması, bu pisliklerin artık ortadan kaldırılmasının gerekmesi, bölgedeki ticaretin yeniden aktifleşmesinin köyün ekonomisine katkısı ve sızabilmek için birkaç kervanın daha ortadan kaldırılmasının gerekmesi gibi detaylar beni bu fikirden çabucak vazgeçirdi.

Sonrasında aldığım bilgiler daha aydınlatıcıydı. Tsuchikage’nin kendisinden doğrudan taktik tavsiyesi alıyordum. Geçitlerde değil, açık arazide savaşacaktık. Tuzaklarına gitmeyip, biz tuzak kuracaktık. Çok mantıklıydı, bundan daha iyi bir fikir sunamayacağımı kabullenip kafamı dikey eksende aşağı sallayarak bu hissimi Renga-sama’ya da yansıttım. Ekibimden kimsenin harcanabilir olmadığını hatırlatıp sevkimi onayladığında aklımdan geçen ilk düşünce zaten hiçbirimizin harcanabilir olmadığıydı. Son komutu reverans ederek aldım: “Tabi ki Renga-sama, emredersiniz.” Yanından ayrılmadan kendisine danışacağım son bir akıl vardı. Sorunun cevabına göre kendisine ihtiyacımın katlanacağı manevi değeri yükseki ekipmanım, ceketimin içinden kuşağımın az üstünden çok sıkmadan beline bağladığım Kage Fusa’ya ik elimle dokunarak: “Touma’yı diri getirmemin köye faydası olur mu?

Her detay yeterince netleştikten sonra yola koyulup tahmin ettiğim gibi kısa süre içerisinde Haruka’ya yetişmiştim. Yanında sözlerinden anladığım kadarıyla ekibin bir üyesi daha vardı. Bunun rastgele bir lavuk olduğunu ve bir shinobi olmadığını düşünmek istesem de isteklerim gerçeklikle bağdaşmayacak gibiydi. Elemanı Haruka’ya işaret edip tek kaşımı çatarak ekipten olup olmadığını teyit etmesini istedim. Lavuk kendine has yöresel konuşmasıyla beni selamlamış, kendini tanıtmıştı. Genta bugün beni oldukça zorlayacak gibi görünüyordu. Haruka’yla aynı hisleri paylaştığımızı hissediyordum. Tam gülümseyip ortamı ısıtacak bir şeyler söylemek suretiyle liderliğimi pekiştirecektim ki lavuk yeniden lafa girişmişti. Haruka kendince uyarılarını yapsa da işe yaramıyor, çocuk sarhoş gibi konuşmaya devam ediyordu. Sarhoş muydu lan bu yoksa? Göreve içkili mi gelmişti? Bu şekilde göreve devam edemezdik. Ekibin son üyesi de geldiği gibi yola koyulmayı planlıyordum ama görünen o ki öncesinde halletmemiz gereken başka bir problem vardı. Üstüne üstlük Genta’nın bu davranışları çevredeki insanları da rahatsız etmeye başlamıştı.

Söylediği laflarla bu kez bana saldırmaya çalışan Genta’ya şu anda bir cevap vermem gerekiyordu. Hiç gerilmeden, istifimi bozmadan ağzının ortasına elimin tersiyle tokadı yapıştırır gibi yaptım. Dudaklarıyla buluştuğu anda elimin hareketini durdurup Genta’nın gözlerinin içinden ruhunun derinliklerine baktım. Bakışlarımla ona tehlikenin her an göt deliğinin ucunda olabileceği hissini vermeyi hedefliyordum. “Ağzını topla, yoksa ben toplarım.” Bunun kendisini için yeterince küçük düşürücü olacağını ve davranışını tekrarlamayacağını umuyordum. Etrafta biraz sonra talimatını vereceğim yerlerden aradım gözlerimle. “Haruka, git buna bi çeşme falan bul bi yerden yüzünü yıkat. Sonra da ayıltacak bi şeyler içir. Ben burdayım, ekibin son üyesini karşılarım. Siz de o sırada sorunu çözmüş olun, geri gelin, yola çıkalım. Harcanacak çok zamanımız kalmadı.

Yanımdan ayrıldıklarında Genta’nın çevreye verdiği rahatsızlığa göstermek zorunda kaldıkları tahammülden dolayı el jestlerim ve özür cümlelerimle çevredeki köy sakinlerinden özür dileyecektim. Bacaklarım üst vücudumla doksan derece açı yapana kadar eğilerek: “Astımın yaratmış olduğu rahatsızlıktan dolayı özür diliyorum efendim.” Duyduğum derin mahcubiyeti insanlardan saklamayarak sorunu çözmeye çalıştığımı kendilerine göstermeliydim. Eğildiğim pozisyondan geri doğrulup başımı öne eğip ellerimi çene hizamda birleştirerek: “Hatasını anladığından emin olacağım, sorumluluğu bana ait.” Her iş günümüzde canımızı ortaya koymamız, bu insanlara duyduğumuz derin sevgiden geliyor olmalıydı. Geri dikilip ellerimi yumruk yapıp iyice sıkarak: “Emin olunuz ki tekrarlamaması için elimden geleni yapacağım.” Onlar için savaşıyor olduğumuzdan köy halkına kabadayılık etmeyi kendimize hak göremezdik.

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Mon Jan 19, 2026 5:54 pm
by GM - Shinsei
Elinin tersi Genta'nın ağzına değdiği anda, gencin yüzündeki tüm renk bir anda uçuyor. Gözleri kocaman açılıyor, vücudu kaskatı kesiliyor. Bakışların derinliklerine indiğinde, Genta'nın nefesi kesiliyor. Boğazından gelen yutkunma sesi neredeyse duyulabilir düzeyde. Ağzını açmaya çalışıyor ama hiçbir kelime çıkmıyor. Sadece başını hafifçe sallayarak anladığını gösteriyor. Haruka onu götürmeye çalışırken, Genta kendi kendine mırıldanıyor. "Moruk ben ne dedim yaaaa..." Sesi titriyormuş gibi, utanç ve korkuyla karışık.

Çevredeki köylülere özür dilemeye başladığın sırada, bir kız yavaş yavaş yaklaşıyor. Elleri arkasında, adımları hafif ve çekingen. Yaklaşık on altı on yedi yaşlarında görünüyor. Saçları koyu kahverengi ve omuzlarına kadar uzun, gözleri iri ve yeşilimsi bir tonuda. Yüzünde hafif bir kızarıklık var, sanki biraz utangaç. Kıyafetleri düzgün ve sade, koyu renk bir Chuunin yeleği ve altında açık gri bir bluz. "Shouta... hocam?" diyor, sesi yumuşak ama tereddütlü. Doğrulduğunda kız devam ediyor. "Hocam ne oldu öyle az önce ya? Bir sorun yoktur umarım..." Sonra önünde eğiliyor, saygılı bir tavırla. "Shui, hizmetinizdeyim efendim!" Hemen ardından eklemeye devam ediyor. "Tam ismim Shuigane Shui, çok saçma bir kafiye olduğu için söylemeye utanıyorum efendim."

O sırada Haruka ve Genta geri geliyor. Haruka, Shui'yi görünce bir anda duraksıyor. "Aaa, Shui! Sen miydin göreve gelen?" Shui gülümsüyor, yüzü aydınlanıyor. "Yaaa Haruka bey, benden kolay kolay kurtulamazsınız!" diye gülüyor, sesi samimi ve neşeli. Sonra Genta'ya dönüyor. "Siz-" derken "Yok bayan ilgilenmiyorum." diyerek sözünü kesiyor Genta. Sesi hala biraz kısık ve çekingen. Korkutman işe yaramış anlaşılan. Shui, Genta'ya garip garip bakarken, Haruka sana dönüyor. "Şimdi ne yapacağız?" O sırada zihninde bir an beliriyor. Renga'ya sorduğun son soru ve Renga'nın cevabı. "Diri getirebilirsen iyi olur ama çocukların başına bir şey gelme riski olursa öldür gitsin."

Shuigane Shui
► Show Spoiler

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Tue Jan 20, 2026 1:19 pm
by Yamato Shouta
Onunla konuştuğum sırada Genta’nın; betinin benzinin atmasından yarattığı sorunun farkında olduğunu, gözlerinin büyümesinden dikkatini çekebildiğimi, bedeninin katılaşmasından beni dinlediğini, yutkunmasından sözlerimin ve hareketlerimin arkasındaki motivasyonu anladığını hissedebiliyordum. Köyün gelecek neslini bu şekilde disipline etmek zorunda olmanın zayıf yönleri olsa da Arashi Genta’nın tam olarak bu yolla eğitilecek biri olduğu belliydi. Onu göreve motivasyonu bozuk şekilde götürmek de olmazdı. Yolda kıvılcımını geri getirecek birkaç sözle gevşek olmayan bir memnuniyet hissini yakalamasına yardımcı olmayı planlıyordum. Tabi bu da riskli bir adımdı. Eğer bu sefer yavşak laflarına dönüş yaparsa onu gerçekten dövebilirdim.

Sonunda ekibin son üyesi de aramıza katılmıştı. Shuigane Shui… Tatlı bir kızcağız gibi gözükse ve konuşsa da ilk intiba olarak olumsuz izlenimlerimen öteye henüz gidememişti. Bu kadar işle uğraşıp doğal sebeplerle ertelemek zorunda kaldığım randevu saatine bile geç gelmiş olmasının üzerine kendi isminden utanıyor oluşunu koyunca yüzümde istemeden bir tiksinme ifadesi oluşmuştu. “Sen gelene kadar hallettik. Ayrıca isminden utanmana gerek yok kızım, gayet sevimli duyuluyor.” Oğlanlar geri gelene kadar da ellerimi belime koyup sağa sola bakarak saati geçirmiş olmamızdan duyduğum memnuniyetsizliği dışa yansıtıyordum. “Saat kaç oldu hâlâ yola çıkılacak…

Neyse ki Haruka, çocukların birbirleriyle selamlaşmaları bitmeden araya girip planımızı sorarak beni daha fazla küplere bindirmemeyi bilmişti. Beni tanıyor oluşuyla diğerlerinin muhabbeti uzatıp beni germesinin önüne geçmiş ve üçlü için gerçek bir liderlik örneği sergilemişti. Ailemden birini kayırıyormuşum gibi hissedilmemesi için onunla duyduğum gururu şu anlık yalnızca gülümseyip omzuna dokunarak gösterecektim. Köyün henüz iç kısımlarındaydık. Çevrede baskına gittiğimiz çetenin üyeleri, yardakçıları, yakınları, durumu bilen kişiler, başka köylerden casuslar olabilirdi. Ekipçe yalnız kaldığımıza emin olmadan detayları çocuklarla paylaşmayacaktım. “Yolda anlatacağım, düşün önüme.

Köyün dışına kadar olan yolumuzda çocukların duygusal olarak yıpranmış yanlarını yamalayıp bir yandan da görevde onları nasıl etkili kullanacağımı öğrenmek için kendilerine sorular soracaktım. “Genta, uyarımla kendini toparlamanı takdir ediyorum. Bir shinobi her an etrafına güvenlik duygusu yaymalı. İnsanlar senin çevrendeyken tehdit altında değil, emniyette olduğunu hissetmeli. Kısa zamanda bu tarz uyarılara ihtiyaç duymayacak bir karaktere bürüneceğini umuyorum.” Uzun konuşmamdan sonra herkesin sözlerini tamamlamasını bekleyip Shui’ye geç kalmasının büyük bir olumsuz etkisi olmadığını anlatmaya çalışarak gönlünü alacaktım. “Geç kalman bu kez bizi bir zarara uğratmadı, Shuigane Shui. Ancak sonraki görevlerinde durumun zamana bağlı kritikliği olabilir. Takım lideri geldiği gibi ekibin kalanı harekete hazır olmalı, genel regülasyon böyle işler.” Uzun ve sıkıcı sözlerimi noktalamak için biraz daha konuşup konuyu konuşması basit ve eğlenceli işlere getirecektim. “Arkadaşlar üstlerinizden aldığınız her uyarı ve eleştiri, sizi daha iyi bir noktada görmek istediğimiz için. Kızıp söylendiğimizde sizi o daha iyi noktalara taşıyacağını düşündüğümüz şeyleri anlatmaya çalışıyoruz. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın.

Kaynaşma muhabbetleri sona geldiğinde konuşacağımız artık konuları ciddileştirmeye başlayacaktım. “Bana görevde sizi nasıl kullanabileceğimi anlatın. Güç yönleriniz, güçsüz yönleriniz neler? Hangi elementlere hükmedebiliyorsunuz? Taijutsu, genjutsu, diğer yetenekleriniz ne durumda… Her şeyi anlatın, eksiksiz olsun.” Bu muhabbetin sonuna vardığımızda muhtemelen köyün dışına çıkmış olacaktık. Hedef bölgeye doğru yol aldığımız sırada taktiksel tanışmamız da sona ermiş olur diye tahmin ediyordum. Planımız kabaca; hedef bölgeden geçecek ve olabildiğince zengin gözüken bir kervanı takip edip pusuya düşürülmesini beklemek, ardından pusucuları avlayıp adım adım Touma’ya yaklaşmaktı. Çocuklarla konuşurken onlar farkında olmadan planın ilk ayağı olan kervan tespit etme işini gerçekleştiriyor olacaktık. Bölge hattında haydutlarımızın pusu kurmaya değer bulacağı bir kervan gördüğüm anda planın ikinci ayağından bahsetmek için ekibi durdurmayı planlıyordum. O zamana kadar sohbetimize devam edebilirdik.

Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta

Posted: Wed Jan 21, 2026 12:30 pm
by GM - Shinsei
Köyün dışına doğru ilerlerken, ekip sessizce seni takip ediyor. Genta, verdiğin uyarıdan sonra oldukça sakin, neredeyse utangaç bir halde yürüyor. Shui ise ara sıra etrafına bakınarak yolculuğun tadını çıkarıyor gibi görünüyor. Genta'ya yönelttiğin sözler üzerine, genç adam başını kaldırıyor. Yüzünde minnettarlık ve kararlılık karışımı bir ifade beliriyor. "Teşekkür ederim hojam eyvallah." diyor Genta, sesi bu kez çok daha düzgün ve saygılı. "Haklısınız, taşağa vurdum biraz işi. Ama söz, bir daha olmaz. Ben de insanların güvende hissetmesini isterim yanımda, şeytan değiliz yani."

Shui'ye döndüğünde, kız hafifçe başını eğiyor. "Anlıyorum efendim." diyor, sesi yumuşak ama samimi. "Bir dahakine dikkatli olacağım. Zamanlamaya daha fazla önem vereceğim, söz veriyorum." Eleştiri ve uyarılarını tamamladıktan sonra, yetenekleri hakkında soru sorduğunda, Genta ilk konuşan oluyor. Yüzünde hafif bir gururla sırıtıyor. "Hocam benim işim Doton." diyor Genta, göğsünü kabararak. "Ama öyle basit Doton değil ha, ben ciddi anlamda toprakla dans ederim. Doton: Doryuuheki'yi saniyeler içinde kaldırırım, Doton: Doryuu Taiga ile düşmanları yutarım. Taijutsu konusunda da fena değilim, ama asıl gücüm toprakta. Genjutsu falan biraz zayıf kaldı bizde yalan yok." Hafifçe kaşını kaşıyarak ekliyor. "Ama hocam söyleyeyim, benim Doton kullanımımı görenler hayran kalır."

Haruka sessizce dinledikten sonra konuşmaya başlıyor. "Ben Tsuchiryu klanından olduğum için Juuton kullanıyorum." diyor Haruka, senden ziyade diğerlerine bilgi verme amacı güderek. "Yer çekimi manipülasyonu konusunda eğitim aldım. Doton da kullanabiliyorum, temel seviyede ama yeterli. Taijutsu ve genjutsu konusunda ortalama seviyedeyim. Asıl gücüm Juuton ile alan kontrolü sağlamak ve düşmanları hareket edemez hale getirmek."

Shui ise biraz utangaç bir şekilde konuşmaya başlıyor. "Ben Raiton kullanıyorum. Ama aslında asıl yeteneğim... Kemono Gouryuu adında bir kekkei genkaiye sahibim." Haruka'nın kaşları yukarı kalkıyor, ilgiyle Shui'ye dönüyor. "Kemono Gouryuu mu? Nasıl bir yetenek bu? Bana hiç göstermemiştin." Shui gülümsüyor, hafifçe elleriyle jestler yaparak anlatmaya başlıyor. "Hayvanlara dönüşebiliyorum. Yani, şimdilik tam dönüşüm yapamıyorum, sadece yarı dönüşümler. Mesela, bir kurda yarı dönüşürsem, pençelerim, dişlerim, duyularım ve hızım artıyor. Bir kuşa yarı dönüşürsem, kollarım kanat gibi olabiliyor ve havada süzülebiliyorum. Ama henüz tam bir hayvan formuna geçemiyorum."

Haruka daha da meraklanmış görünüyor. "Bu çok ilginç. Peki hangi hayvanlara dönüşebiliyorsun? Sınırlama var mı?" Shui düşünceli bir ifadeyle cevap veriyor. "Şu ana kadar kurt, kartal, ve yılan dönüşümlerini denedim. Ama teorik olarak, gördüğüm ve chakramla bağ kurabildiğim her hayvana dönüşebilirim. Sınırlama chakra tüketimi ve dönüşüm süresi. Uzun süre yarı formda kalamıyorum, çok yorucu oluyor." Haruka başını sallıyor. "Dönüşüm sırasında zayıf noktaların neler? Mesela, dönüşürken savunmasız kalıyor musun?" Shui başını kaşıyor ve "Evet." diyor. "Dönüşüm sırasında birkaç saniye savunmasızım. O yüzden genelde ya arkamda biri olmalı ya da güvenli bir pozisyonda olmalıyım. Ayrıca, yarı formda iken insan aklımı koruyorum ama hayvan içgüdüleri bazen baskın çıkabiliyor. Kontrolü kaybetme riskim var."

Genta araya giriyor. "Bu çok havalı lan amk-" diye söze başlarken bir anda "Yani, çok etkileyici Shui. Seninle takımda olmak güzel olacak." diye düzeltiyor. Shui gülümsüyor. "Teşekkürler Genta. Senin Doton yeteneğin de oldukça etkileyici." Yol boyunca ilerledikçe, köyün sınırlarını tamamen geride bırakıyorsunuz. Önünüzde, ana yolun ikiye ayrıldığı bir kavşak beliriyor. Sağdaki yol daha geniş ve düz, genellikle tüccarların ve kervanların tercih ettiği rota. Soldaki yol ise daha dar ve engebeli, dağlık araziden geçiyor. Daha önce buraya geldiğin görevlerden biliyorsun ki, sağdaki yol daha hızlı ama daha açık, soldaki yol ise daha gizli ama yavaş ilerliyor.

Haruka yol ayrımına bakarak sana dönüyor. "Hocam, hangi yolu tercih ederiz? Sağdaki yoldan gidersek kervanlarla karşılaşma ihtimalimiz daha yüksek, ama bizim de fark edilme riskimiz artar. Soldaki yoldan gidersek daha gizli hareket ederiz ama kervanları görmemiz zorlaşabilir." Genta de ekliyor. "Sağdaki yol düz, toprak manipülasyonu için daha uygun. Soldaki yolda kayalıklar var, orada da işime yarayabilir ama daha zor moruk." Shui sessizce bekliyor, kararı sana bırakmış görünüyor.