Re: [Yureikumo Aoi] Bir Tas Çorba, Biraz Sessizlik
Posted: Tue Sep 22, 2026 12:01 am
Aoi, Kaizen'i kandıramamış olduğunun farkındaydı ancak neyse ki Kaizen onu anlatmaya zorlamamıştı. Şu anda zihni net değildi. Gerçekten gidecek miydi? Gitse bile bir başkasını da belaya sokmak istemezdi. Tek gitmesi daha doğru olurdu herhalde. Sonuçta ne ile karşılaşacağını bilmiyordu. Canını yitirebilir veya daha korkunç şeylerle karşılaşabilirdi. Geri dönemeyebilirdi. Öğrendiği bilgiyi de kiminle paylaşması gerektiğini bilmiyordu. O belgeyi Shinmei'den başka gören, içindekileri bilen var mıydı? Klanda veya köyde yayılması büyük bir probleme yol açardı. Yureikumo zaten şanı sallantıda bir klan olarak köy tarafından tamamen uzaklaştırılabilirdi. Klanının potansiyel tehlike gibi görülmesi ise istediği son şeydi. Bunca sene neden shinobi olmaya karar vermiş, neden savaşmıştı?
Aoi evine döndüğünde ortalık sessizdi. İçerideki odalardan birinden ebeveynlerinin sesleri geliyordu. Doğruca mutfağa giderek Houka'nın kitabında yazan tarifleri uygulamaya başladı. Tsukikasa ve Hinoko-dake mantarlarını uygun işlemlerden geçirerek bir jel formatına çevirdi. O soğurken diğer tarafta serinletici jel olarak Mizutama mantarını kullandı. Merhem soğuyup katılaşırken bütün mutfak taze yağmur almış orman gibi kokmuştu. Aoi'nin en sevdiği kokulardan birisiydi bu. Merhemlerden küçük birer parça olarak kolunu sıyırdı ve üzerine sürerek on beş dakika kadar bekledi. Herhangi bir alerjik tepki vermediğini görünce de kavanozlamaya başladı. O sırada babası mutfağın önünden geçerek selam vermişti. "Hoş buldum!" Aoi hiçbir şey çaktırmamaya çalışarak sabahki neşesi ve coşkusu ile babasına cevap verdi. "Orman gezisi... İlginçti. Ne sen sor ne ben anlatayım." Masato ve Takeshi için iki ayrı kavanoz doldurduktan sonra arta kalanlardan biraz da evdeki ecza dolabı için yaptı. Sonra da geri kalan mantar artıklarını toparlayarak çöpe doldurdu. Mutfağı temizleyerek kavanozlarını aldı ve odasına yöneldi.
Gün yavaştan batmaya durmuş, gökyüzü kızıllaşmıştı. Aoi hızlı bir duş alarak üzerini değiştirdi. Üzerine sıradan ev kıyafetlerini geçirdi. Basit beyaz bir şort ve koyu lacivert askılı bir bluz. Saçlarını da serbest bıraktı. Takeshi'ye vereceği merhemi ayrı bir çantaya, Masato'nunkini ayrı bir çantaya koymaya uğraşırken camın önünde birisini fark etti. Takeshi söz verdiği gibi gelmişti. Evinin anahtarları Aoi'deydi tabi. Aoi onları odasındaki masasının çekmecesine yerleştirmişti ormana gitmeden evvel. Kaybetme riskini göze alamamıştı. Kapının çaldığını duyduğu anda odasından fırlayarak koştu. Annesi kapıyı açmak üzere adımlamaya başlamıştı ama onun önüne geçerek kapıyı kendisi açtı ve kollarını kocaman açarak Takeshi'nin kollarına atladı. "TAKESHIIII!" Onu görünce sabahki keyfi yerine gelmişti. Sanki bugün ormanda yaşanan her şey bir rüya, bir blur gibiydi.
Takeshi'nin ilgisini kimse onun üzerinden alamadan hemen elinden tuttu ve oğlanı peşinden sürüklemeye başladı. "Gel." Odasına girdikten sonra kapıyı arkadan sıkıca kapattı. "Otur." Takeshi'yi yatağının kenarına oturduktan sonra çantasından ona ayırmış olduğu merhemi alarak önünde dizlerinin üzerine çöktü. "Bak ne yaptım." Kapağını açarak jelin içini gösterdi. "Bu kas ağrıları için ve soğuk kompres görevi de görüyor. Güneş görmeyen bir yerde sakla ki bozulmasınlar. Tarifini Houka'nın kitabından aldım, yani güvenilir. Bilim adamı sonuçta." Takeshi'nin Houka'yı tanımıyor olduğu gerçeğini çoktan unutmuştu. Ona doğru eğilerek üzerindeki kıyafetin üstünü sıyırdı ve jelinden bir miktar alıp mührün olduğu bölgeye dairesel hareketlerle yedirmeye başladı. "Günün nasıl geçti? Zor muydu? Eğitimde eğlendin mi? Yamiaki Hoca sabah geç kalmana çok kızdı mı?"
Aoi evine döndüğünde ortalık sessizdi. İçerideki odalardan birinden ebeveynlerinin sesleri geliyordu. Doğruca mutfağa giderek Houka'nın kitabında yazan tarifleri uygulamaya başladı. Tsukikasa ve Hinoko-dake mantarlarını uygun işlemlerden geçirerek bir jel formatına çevirdi. O soğurken diğer tarafta serinletici jel olarak Mizutama mantarını kullandı. Merhem soğuyup katılaşırken bütün mutfak taze yağmur almış orman gibi kokmuştu. Aoi'nin en sevdiği kokulardan birisiydi bu. Merhemlerden küçük birer parça olarak kolunu sıyırdı ve üzerine sürerek on beş dakika kadar bekledi. Herhangi bir alerjik tepki vermediğini görünce de kavanozlamaya başladı. O sırada babası mutfağın önünden geçerek selam vermişti. "Hoş buldum!" Aoi hiçbir şey çaktırmamaya çalışarak sabahki neşesi ve coşkusu ile babasına cevap verdi. "Orman gezisi... İlginçti. Ne sen sor ne ben anlatayım." Masato ve Takeshi için iki ayrı kavanoz doldurduktan sonra arta kalanlardan biraz da evdeki ecza dolabı için yaptı. Sonra da geri kalan mantar artıklarını toparlayarak çöpe doldurdu. Mutfağı temizleyerek kavanozlarını aldı ve odasına yöneldi.
► Show Spoiler
Takeshi'nin ilgisini kimse onun üzerinden alamadan hemen elinden tuttu ve oğlanı peşinden sürüklemeye başladı. "Gel." Odasına girdikten sonra kapıyı arkadan sıkıca kapattı. "Otur." Takeshi'yi yatağının kenarına oturduktan sonra çantasından ona ayırmış olduğu merhemi alarak önünde dizlerinin üzerine çöktü. "Bak ne yaptım." Kapağını açarak jelin içini gösterdi. "Bu kas ağrıları için ve soğuk kompres görevi de görüyor. Güneş görmeyen bir yerde sakla ki bozulmasınlar. Tarifini Houka'nın kitabından aldım, yani güvenilir. Bilim adamı sonuçta." Takeshi'nin Houka'yı tanımıyor olduğu gerçeğini çoktan unutmuştu. Ona doğru eğilerek üzerindeki kıyafetin üstünü sıyırdı ve jelinden bir miktar alıp mührün olduğu bölgeye dairesel hareketlerle yedirmeye başladı. "Günün nasıl geçti? Zor muydu? Eğitimde eğlendin mi? Yamiaki Hoca sabah geç kalmana çok kızdı mı?"
