Re: [Yureikumo Aoi] Parlak Kırmızı
Posted: Tue Apr 14, 2026 8:10 am
Herkesin aynı fikirde anlaşması üzerine doğruca Hokage Binası'nın yolunu tuttular. İçeri girmeden hemen önce Toshifumi bir yere gitmesini söyleyerek yanlarından ayrıldı. Takeshi, Bokukichi, Kaizen ve Aoi dörtlü olarak Hokage'nin yanına çıktılar. Aoi zihninde tasarladığı konuşmayı bir çırpıda söyledi Shigure'ye. Onun lafı daha bitmeden kapı açılmış, Toshifumi de gelmiş ve hiçbir şey söylemeden yanlarında durmuştu. Aoi konuşmayı kesince bir cevap bekledi ancak Hokage yalnızca Toshifumi'ye bakıyordu. Uzun uzun ona bakmaya devam etti. Bakışları sanki bir şeyi tartıyor gibiydi. Sessizlik uzadıkça nefesler tutulmuş, herkes fazlasıyla gerilmişti. Ancak bir an sonra Hokage ağzını açtı ve yalnızca olur dedi. Aoi bir an için duyduklarına inanamayarak bakışlarını odadaki diğerlerine çevirdi. Onlar da en az kendisi kadar şaşkın görünüyordu. Shigure onlara güvendiğini söylemiş, planlarını yapabileceklerini söylemişti. Bir şartı vardı ki eğer Sennashi eline düşerlerse ve mühürlerle köy sırları onlardan alınmaya çalışılırsa kendilerini infaz edeceklerdi. Aoi başını salladı. Bunun alınması gereken bir risk olduğunu biliyordu.
Diğerleri bu haberi Aoi kadar metanetle karşılamamışlardı. Yüzlerindeki bıçak gibi keskin gerginlikten anlayabiliyordu bunu. Köyleri için canlarını feda etmek ninjalığın kanunuydu. Kabullenmeleri gereken bir gerçeklikti. Aoi'nin dini inancı ona bu konuda yardımcı oluyordu. Shigure onlara dönüp buna gerek olmayacağını çünkü Anbu Kök biriminin kaptanının oğlunun yanlarında olduğunu söyleyince şaşkınlıktan küçük dilini yuttuğunu söylemek abartı kaçmazdı. İkinci defa kulaklarının iyi işitip işitmediğinden tereddüt duyuyordu. Babası onları denetliyordu, bu yüzden de emin ellerdeydiler. Aoi kocaman büyük gözlerini Toshifumi'ye çevirdi. İkinci şok ise onun Jounin olduğunu öğrenmesi oldu. Daha onlarla yaşıttı, belki 1-2 yaş ya vardı ya yoktu. Bu kadar hızlı Jounin olabildiğine göre ve babasının da konumu hesaba katılınca Toshifumi inanılmaz yetenekli ve üstün bir shinobi olmalıydı. Aoi şaşkınlıktan kocaman açılmış ağzını elleriyle kapattı. Hokage o esnada onların sorumluluğunu artık üstleniyor olduğundan bahsediyor, dikkatli olmasını tembihliyordu ancak Toshifumi oldukça kendinden emin bir şekilde Shimura'ların hata yapmayacağını söyleyince yüzünde muzip bir gülümseme belirmişti. Sanki hata yapabildiklerinden emindi ancak çocuğun hevesini kırmak ya da onunla laf dalaşına girmek istememişti.
Dağılabilecekleri emrini duyunca bile Aoi yerinden kıpırdayamadı bir süre. "Anbu Kök biriminin kaptanının oğlu mu?" diye haykırdı şaşkınlık içinde. "Bu çok gizli olması gereken bir bilgi değil mi? Neden bizimle paylaştınız?" Şaşkın bakışlarını Hokage ve Toshifumi arasında dolaştırdı. Hayranlık ve saygı dolu bakışları en son Toshifumi'de sabit kaldı. "Ç-Çok havalı! Onunla tanışabilir miyiz? Olmaz sanırım, değil mi? B-Ben heyecanlanırım zaten." Takeshi'nin kolunu çekiştirdi. "Duydun mu babası Anbu Kök birimi kaptanıymış?! Çok büyük sorumluluk!" Bir an için o kadar havalı bir babaya sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hayal etti. Üzerinde çok fazla baskı ve beklenti olmalıydı. Bunların altında nasıl ezilmediğine şaşırıp kaldı. Yüksek rütbe yüksek sorumluluk da demekti. Aoi kesinlikle böyle bir baskı altında ezilirdi. Hiç ona göre şeyler değildi. O kadar başarılı shinobilerle dolu bir ailede kendisini hayal kırıklığı gibi hissederdi. Hokage'nin yanından çıktıktan sonra diğerlerine dönerek "Peki o halde, planımız nedir? Yaya gideceksek en az bir haftalık yolumuz var. Hazırlık yapıp köy girişinde mi buluşalım?" diye soracaktı.
Diğerleri bu haberi Aoi kadar metanetle karşılamamışlardı. Yüzlerindeki bıçak gibi keskin gerginlikten anlayabiliyordu bunu. Köyleri için canlarını feda etmek ninjalığın kanunuydu. Kabullenmeleri gereken bir gerçeklikti. Aoi'nin dini inancı ona bu konuda yardımcı oluyordu. Shigure onlara dönüp buna gerek olmayacağını çünkü Anbu Kök biriminin kaptanının oğlunun yanlarında olduğunu söyleyince şaşkınlıktan küçük dilini yuttuğunu söylemek abartı kaçmazdı. İkinci defa kulaklarının iyi işitip işitmediğinden tereddüt duyuyordu. Babası onları denetliyordu, bu yüzden de emin ellerdeydiler. Aoi kocaman büyük gözlerini Toshifumi'ye çevirdi. İkinci şok ise onun Jounin olduğunu öğrenmesi oldu. Daha onlarla yaşıttı, belki 1-2 yaş ya vardı ya yoktu. Bu kadar hızlı Jounin olabildiğine göre ve babasının da konumu hesaba katılınca Toshifumi inanılmaz yetenekli ve üstün bir shinobi olmalıydı. Aoi şaşkınlıktan kocaman açılmış ağzını elleriyle kapattı. Hokage o esnada onların sorumluluğunu artık üstleniyor olduğundan bahsediyor, dikkatli olmasını tembihliyordu ancak Toshifumi oldukça kendinden emin bir şekilde Shimura'ların hata yapmayacağını söyleyince yüzünde muzip bir gülümseme belirmişti. Sanki hata yapabildiklerinden emindi ancak çocuğun hevesini kırmak ya da onunla laf dalaşına girmek istememişti.
Dağılabilecekleri emrini duyunca bile Aoi yerinden kıpırdayamadı bir süre. "Anbu Kök biriminin kaptanının oğlu mu?" diye haykırdı şaşkınlık içinde. "Bu çok gizli olması gereken bir bilgi değil mi? Neden bizimle paylaştınız?" Şaşkın bakışlarını Hokage ve Toshifumi arasında dolaştırdı. Hayranlık ve saygı dolu bakışları en son Toshifumi'de sabit kaldı. "Ç-Çok havalı! Onunla tanışabilir miyiz? Olmaz sanırım, değil mi? B-Ben heyecanlanırım zaten." Takeshi'nin kolunu çekiştirdi. "Duydun mu babası Anbu Kök birimi kaptanıymış?! Çok büyük sorumluluk!" Bir an için o kadar havalı bir babaya sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hayal etti. Üzerinde çok fazla baskı ve beklenti olmalıydı. Bunların altında nasıl ezilmediğine şaşırıp kaldı. Yüksek rütbe yüksek sorumluluk da demekti. Aoi kesinlikle böyle bir baskı altında ezilirdi. Hiç ona göre şeyler değildi. O kadar başarılı shinobilerle dolu bir ailede kendisini hayal kırıklığı gibi hissederdi. Hokage'nin yanından çıktıktan sonra diğerlerine dönerek "Peki o halde, planımız nedir? Yaya gideceksek en az bir haftalık yolumuz var. Hazırlık yapıp köy girişinde mi buluşalım?" diye soracaktı.