Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta
Posted: Wed Apr 22, 2026 3:54 pm
Söylenenleri aklımın bir kenarına atıp işleyemeden Haruka’yı kurtarma operasyonunun sonuçlanmasını beklemiştim. Düşünceyi güvenli olduğumuzu hissettiğim ana ertelemiştim ama az önce yere vurduğum çocuk bülbül gibi ötmeye başlamıştı. Verdiği bilgilere karşı teşekkür mahiyetinde konuştum. “Güzel, seni sevdim. O sarışın uzun boylu piç gibi değilsin.” Bu çocuk bülbülse o şerefsiz anca it gibi havlamayı biliyordu. Sarışın piç muhtemelen daha üst rütbeli, daha deneyimli bir savaşçıydı. “Genta iyice bağla arkadaşı, kendisiyle konuşacaklarımız var.” Bu koyu saçlı oğlan da aynı seviyede olmasa da işimizi görecek bilgilere sahip gibiydi. Bu gibi durumlarda konuşturulacak kişiyi önce biraz korkutmak iyiydi. “Az önce senin dikkatini çekmesi için fırlattığım kunaiyi birkaç dakika evvel sarışın uzun boylu ve it gibi havlamadan duramayan bir piçin boynuna sokup çıkardım.” Eğer rütbelisini ne kadar kolay öldürdüğümü anlarsa amacımın ilk adımını doğru atacağımı hissediyordum.
Bir yandan çocuğu korkuturken Shui’ye dönüp Haruka’nın yaralarını sarması, Haruka’nın da ona yardımcı olmasını sağlamaya çalışıyordum. Önce kaş ve göz, sonra el ve kol hareketleriyle durumu anlatmaya çalışıp en sonunda sözlere başvurdum. “İyice sarın yarayı çocuklar, kanama pıhtılaşsın.” Arada Haruka’ya dönüp: “Sen de yakın dövüşe girme daha uzaktan destekle bizi. Chakra akışın ne durumda?”
Yara sarma işine ettiğim müdahalenin ardından Genta’nın koyu saçlı oğlanı tutmakta zorlandığını fark edince bir yandan ona yardım etmek için eğildim. Bir yandan çocuğu zapt edip bağlamaya çalışırken onun yüreğini saldığım korkuyu nasıl rahatlatabileceğini anlatacaktım. "Şimdi normalde seni de o piç gibi öldürmem lazım ama… bize yeterli bilgiyi verirsen seni bu bok çukurundan çıkarıp küçük bir cezayla kurtulmanı sağlayabilirim.” Bir yandan çocuğun kolundaki mührü inceleyip, diğer yandan zapt altına almakla uğraşıp, öbür taraftan da muhabbeti derinleştirmeye devam edecektim. Aklını karıştırdığım için karar vermesi biraz zaman alacaktır doğal olarak. Ben de onun zihnindeki sürece biraz müdahale edip istediğim kararı vermesini sağlamaya çalışacaktım. “Anlat yav işte Touma’yı, bu kolundaki mühür nedir, nasıl çalışır, mağaralarda ne var… say bize örgütün amaçlarını şunu bunu… sonra da birlikte savaşa savaşa çıkarız işte burdan.” Daha fazla müdahale olumsuz etkide bulunabilirdi. O yüzden yaptığım küçük manipülasyonun da sınırını çizmeye çalıştım.
Edinebildiğimiz bilgi ne olursa olsun, en küçük bilginin bile faydası vardı. Haruka’nın ilk tedavisi, Shui’nin dinlenmesi bittikten sonra sorgulamamız da sona erer gibi düşünüyordum. Zamanlama tam oturmasa da tüm işleri tamamladığımızda yolumuza devam edecektik. Eğer çocuk bize katılırsa elleri ileri seviye bir düğümle bağlanmış şekilde önümüze düşecek ve bize anlattıklarına göre Touma’ya giden yolu gösterecekti. Tabi bizi bir tuzağın içine de çekiyor olabilirdi, yolda karşımıza çıkacaklara göre bunu sezebilmek benim sonraki işim olacaktı. Eğer çocuk bize katılmayı reddederse az önceki abisi gibi onun da canını alıp yola devam edecek, önümdeki diğer iki seçeneği değerlendirecektim. Aşağıdan gelen insan sesleri de muhtemelen önceki sesler gibi bir tuzaktı. Tuzak olmasa bile acelesi olan bir durum yok gibiydi. Üst hattın bizi Touma’nın peşine düşürdüğünden emindim. Koyu saçlı oğlan bizi başka bir taraftan götürmezse biz bu yolu tercih edecektik.
Bir yandan çocuğu korkuturken Shui’ye dönüp Haruka’nın yaralarını sarması, Haruka’nın da ona yardımcı olmasını sağlamaya çalışıyordum. Önce kaş ve göz, sonra el ve kol hareketleriyle durumu anlatmaya çalışıp en sonunda sözlere başvurdum. “İyice sarın yarayı çocuklar, kanama pıhtılaşsın.” Arada Haruka’ya dönüp: “Sen de yakın dövüşe girme daha uzaktan destekle bizi. Chakra akışın ne durumda?”
Yara sarma işine ettiğim müdahalenin ardından Genta’nın koyu saçlı oğlanı tutmakta zorlandığını fark edince bir yandan ona yardım etmek için eğildim. Bir yandan çocuğu zapt edip bağlamaya çalışırken onun yüreğini saldığım korkuyu nasıl rahatlatabileceğini anlatacaktım. "Şimdi normalde seni de o piç gibi öldürmem lazım ama… bize yeterli bilgiyi verirsen seni bu bok çukurundan çıkarıp küçük bir cezayla kurtulmanı sağlayabilirim.” Bir yandan çocuğun kolundaki mührü inceleyip, diğer yandan zapt altına almakla uğraşıp, öbür taraftan da muhabbeti derinleştirmeye devam edecektim. Aklını karıştırdığım için karar vermesi biraz zaman alacaktır doğal olarak. Ben de onun zihnindeki sürece biraz müdahale edip istediğim kararı vermesini sağlamaya çalışacaktım. “Anlat yav işte Touma’yı, bu kolundaki mühür nedir, nasıl çalışır, mağaralarda ne var… say bize örgütün amaçlarını şunu bunu… sonra da birlikte savaşa savaşa çıkarız işte burdan.” Daha fazla müdahale olumsuz etkide bulunabilirdi. O yüzden yaptığım küçük manipülasyonun da sınırını çizmeye çalıştım.
Edinebildiğimiz bilgi ne olursa olsun, en küçük bilginin bile faydası vardı. Haruka’nın ilk tedavisi, Shui’nin dinlenmesi bittikten sonra sorgulamamız da sona erer gibi düşünüyordum. Zamanlama tam oturmasa da tüm işleri tamamladığımızda yolumuza devam edecektik. Eğer çocuk bize katılırsa elleri ileri seviye bir düğümle bağlanmış şekilde önümüze düşecek ve bize anlattıklarına göre Touma’ya giden yolu gösterecekti. Tabi bizi bir tuzağın içine de çekiyor olabilirdi, yolda karşımıza çıkacaklara göre bunu sezebilmek benim sonraki işim olacaktı. Eğer çocuk bize katılmayı reddederse az önceki abisi gibi onun da canını alıp yola devam edecek, önümdeki diğer iki seçeneği değerlendirecektim. Aşağıdan gelen insan sesleri de muhtemelen önceki sesler gibi bir tuzaktı. Tuzak olmasa bile acelesi olan bir durum yok gibiydi. Üst hattın bizi Touma’nın peşine düşürdüğünden emindim. Koyu saçlı oğlan bizi başka bir taraftan götürmezse biz bu yolu tercih edecektik.
