Sözlerinin ritmi, ellerinin gösterişi ve cümlelerin arasına gizlediğin o küçük boşluklar beklediğinden de iyi çalışıyor. Karşındaki iki adam gerçekten bir anlığına düşünmeye zorlanıyor, senin blöf mü yaptığını, gerçekten Yuu’yu kendi tarafına çekip çekmediğini, arkanızdaki ekibin ne hazırladığını tartmaya çalışıyorlar. O küçücük tereddüt, mağara gibi bir yerde savaşın bütün kaderini değiştirmeye yetiyor. Yuu’nun bağını kestiğin anda çocuk omzuna değen kolunun altından öne doğru akıyor, sende bir ihanet refleksi yaratacak kadar ani ama hedefi siz değil, karşıdaki ikili oluyor. Sen mührün dışına sıçrarken o da senin ittirişini kullanıp doğrudan öne savruluyor. Aynı anda Shui, senin beklediğinden bile hızlı bir refleksle yarı değil, bu kez doğrudan kurt formuna yakın vahşi bir ara forma geçiyor, omuzları genişliyor, tırnakları uzuyor, dizlerini yere yakın tutarak sağdaki adama saldırıyor. Haruka yarasına rağmen geride kalmıyor, geri çekilir çekilmez avuçlarını açıp Juuton ile karşı tarafın dengesini bozan kısa ama sert bir baskı salıyor. Genta da seninle neredeyse aynı anda mühürleri tamamlıyor. "Doton: Doryuuheki!" senin haykırışının hemen ardından taş zemin iki taraftan birden yükseliyor. Ama bu kez duvar değil, tam planladığınız gibi yatay bir taş sırtı oluşuyor. Mührün aktif halkası sizin ayağınızın altından koparılıp yukarıdan taş bir platformla kaplanıyor, patlayıcı daire sizin alanınıza işlemeye fırsat bulamadan izole ediliyor.
Karşıdaki iki koruma bu değişime aynı hızda ayak uyduramıyor. Sağdaki, Shui’nin çarpışıyla sendeleyip dengesini kaybediyor. Soldaki, Yuu’nun üstüne geldiğini görünce önce hafif bir küçümsemeyle pozisyon alıyor ama hemen ardından yüzü değişiyor. Çünkü Yuu’nun avuç içlerinde, bugüne kadar sizden hiç kimsenin görmediği türden ince, gümüşi damarlar beliriyor. Parmaklarının arasından çıkan ışık tel gibi değil, sis gibi de değil, sanki havadaki boşluğu örüp sertleştiren yarı saydam lifler. "Kagetsume..." diyor çocuk dişlerini sıkarak ve sesi ilk kez şiirli değil, kanlı canlı bir öfke taşıyor. "Rauha Klanı'nın borcu bitsin artık." Lifler bir anda genişleyip keskin yönlü akıntılar gibi iki yana yayılıyor. Bu kekkei genkai, havadaki nemi, tozu ve çok düşük chakra kalıntılarını birbirine bağlayarak görünmez ile görünürü aynı anda dokuyan bir yapı kuruyor, savunma gibi başlayıp bir anda sıkıştırmaya ve kesmeye dönüyor. Sağdaki koruma Shui ve ağ lifleri arasında kalıyor, ayağından ve bileğinden kilitlenip yere kapaklanıyor. Soldaki ise Yuu’nun doğrudan üstüne yürümek isterken omuzundan, boynundan ve silah elinden aynı anda sarılan bu yarı saydam örgüyle duvara çivileniyor. Genta fırsatı kaçırmıyor, Doton destekli bir omuz vuruşuyla adamın kaburgasını kıracak kadar sert giriyor. Haruka’nın kısa menzilli Juuton baskısı da son direnci alıyor. Birkaç nefeslik bir hengameden sonra galibiyet sizin oluyor. Korumalar yerde. Mühür işlevsiz. Yuu ise nefes nefese, dizlerinin bağı çözülür gibi ama gözleri ilk kez sizinle aynı hatta bakıyor.
O kargaşanın hemen ardından bakışlar hep birlikte ötedeki meşale alanına dönüyor. Maskeli figür hala orada. Touma olduğu artık neredeyse kesin olan o adam, birkaç taş sütunun gerisinde, olup biteni izliyor. Ne kaçıyor, ne saldırıyor, ne de emri boşa düşmüş bir lider gibi öfke gösteriyor. Tam tersine, siz bölgenin hakimiyetini alıp onunla aranızdaki son açık hattı görür hale geldiğiniz anda başını hafifçe yana eğiyor. Sanki sizi, özellikle seni, son bir kez ölçüyor. Sonra ayağının altındaki taş yüzey ince bir ışıkla çiziliyor. Bir mühür önceden hazırlanmış. "Hayır!" diye bağırıyor Yuu, sesi bu kez gerçekten panik taşıyor, ama geç kalmış oluyor. Touma’nın bulunduğu alan bir anda bükülüyor. Işınlanma hissi veren o kayma, gözü kandıran bir hızla tamamlanıyor ve adam olduğu yerden siliniyor. Geriye yalnızca yarım bir gölge, sönmekte olan mühür izi ve taş sütunun arkasında daha önce fark edilmemiş dar bir yön işareti kalıyor. Yuu sendeleyerek o yeri gösteriyor. "Kuzeybatı galerisi... ana omurga oradan kırılıyor. Eğer oraya koşarsak onu ikinci çıkış damarında yakalayabiliriz. Burası sadece görüş alma cephesi. Asıl çekirdek daha içeride."
Çocuk bu koordinatları verirken sesinde yalan emaresi yok. Tam tersine, yıllardır bu yapının içinde dolaşmış biri gibi emin. Genta hemen sana dönüyor. "Hojam, şimdi basarsak yakalarız!" diyor. Haruka yarasına rağmen dikiliyor, yüzü solmuş ama gözü kararlı. Shui ise insan formuna dönmüş halde dizlerinin üstünde, yorgun ama gidebiliriz der gibi bakıyor. Ve tam bu anda mağaranın bir başka yönünden yeni ayak sesleri geliyor. Tek kişi değil, bir manga. Düzenli, profesyonel, Iwa temposu. Ardından taş döşemenin ötesindeki karanlıktan dört Iwagakure shinobisi beliriyor. Aralarında senin rütbene göre açıkça selam veren biri öne çıkıyor, nefesi hızlı, belli ki size yetişmek için koşturmuş. "Yamato Shouta bey!" diyor, sesi emir taşımaktan yorulmuş gibi sert. "Tsuchikage’nin acil buyruğu var. Ekip derhal geri çağrılıyor. Anında dönüş emri. Şehir hattında beklenmedik bir gelişme yaşandı. Bu operasyonu burada kesmeniz isteniyor." Sözler mağaranın içinde ağır düşüyor. Arkanda yaralı Haruka, bitkin Shui, zorlanmış Genta ve yeni taraf değiştirmiş Yuu var. Önünde, çok büyük ihtimalle ilk kez gerçekten erişilebilir hale gelmiş Touma’nın kaçış rotası. Bir yanında başarıya çok yaklaşmış bir takip, öbür yanında doğrudan Tsuchikage buyruğu. Oda sessizleşiyor. Herkes sana bakıyor. Karar şimdi senden çıkacak.