Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh
Posted: Tue Jan 27, 2026 7:00 pm
Masato ve Bokukichi’nin geri çekildiğini gördüğünde içindeki huzursuzluk bir anlığına büyüyor ama onları durdurmuyorsun. Bu karar zaten yalnız verilmeliydi. Ayaklarının altındaki toprak titreşirken dizlerinin üzerine çöküyorsun, avuçların Kaede’ye dönük, nefesin yavaş ve bilinçli. Reikon Tsunagi’yi başlattığında dünya bir anlığına inceliyor sanki. Ruhunun sınırları genişliyor, sonra başka bir ruha dokunuyor. Bağ kurulduğu an Kaede’nin içinden kopan korku sana çarpıyor. Bu fiziksel bir acı değil, boğazına dolan, nefesini kısaltan bir panik. Kalbin hızlanıyor ama geri çekilmiyorsun. "Zıplamalı mıyım?" diyor Kaede, sesi titrek, neredeyse bir çocuk gibi. Cevap veremiyorsun hemen. Çünkü mühür de cevap veriyor.
Dayanamadığı an geliyor. Kaede dizlerini büküp sıçramaya karar verdiği anda spiral sembol göz alıcı bir şekilde parlıyor. Taş zemine kazınmış yazılar canlanıyor, siyah ve kızıl çizgiler yerden kopup Kaede’nin ayak bileklerine doğru tırmanıyor. Kaede havadayken çığlık atıyor, sesi bahçenin duvarlarına çarpıp geri dönüyor. Sen bağın içinden onun acısını hissediyorsun, keskin, yakıcı, parçalayarak ilerleyen bir şey bu. Tam o anda Bokukichi’nin sesi patlıyor. "BENİ DE BAĞLA ÇABUK!" Tereddüt etmiyorsun. Bağı genişletiyorsun. Bokukichi’nin ruhu bağa dahil olduğu an o da durumu anlıyor. Gözleri büyüyor ama geri adım atmıyor. "Kuchiyose no Jutsu!" diye bağırıyor.
Toprak yarılıyor, Honda’nın devasa başı adeta yerin içinden fırlıyor. Yılanın gözleri Kaede’ye kilitleniyor. Tek bir hamlede ağzını açıp Kaede’yi nazik ama kararlı bir şekilde kavrıyor. Yazılar Kaede’nin ayaklarına ulaşamadan Honda geri çekiliyor, dev gövdesiyle birkaç sıçrayışta onu güvenli mesafeye taşıyor. Kaede’yi yere bırakır bırakmaz Honda sis gibi dağılıp kayboluyor. Her şey bir anda susuyor. Masato Kaede’nin yanına çöküyor, Byakugan’ı açık. Parmaklarıyla hızlıca kontrol ediyor. "Mühürden hiçbir iz yok." diyor şaşkınlıkla. "Bağlanma olmasa yetişemeyebilirdik."
Kaede bir anda kendini bırakıyor. Dizlerini göğsüne çekip cenin pozisyonuna giriyor, sessizce ağlamaya başlıyor. Kimse onu durdurmuyor. Buna ihtiyacı var. Bokukichi ayağa kalkıp mühür alanına bakıyor, az önce orada olan her şey silinmiş gibi. "Mühür komple kaybolmuş." diyor. "Herhalde gerçekten tuzaktı bu." Derin bir nefes alıyorsun. Tam o sırada arkandan tanıdık, umursamaz bir ses geliyor.
"Hop! Noluyor lan burada?"
Başını kaldırdığında önde Inuzuka Hari’yi görüyorsun. Konohagakure'nin Jounin komutanı, yüzü her zamanki gibi ciddi. Arkasında görev dostun Nara Satoshi var, bakışı seni bir saniye süzüyor. Onların ardında ise daha önce görmediğin ama bakar bakmaz gözlerinden Hyuuga olduğunu anladığın genç bir kız. Hari yanınıza gelir gelmez eğiliyor. "Kaede! Neler oluyor?" Masato arkasındaki kızı fark ettiği anda irkiliyor. "Kiho! Senin burada ne işin var?" Kız sakince yaklaşıyor. "Göreve atandım, geldim." diyor. "Seni görmek güzel, Masato."
Satoshi sana doğru eğiliyor, sesi yarı fısıltı. "Kanka, aranız kötüydü biliyorum ama bu hale de getirmeseydin keşke Kaede’yi." Bir saniye sonra etrafa bakıp ciddileşiyor. "Pek şakalık bir zaman değil galiba, kusura bakmayın." Masato hızlıca durumu özetliyor. Sennashi, Akuro, Takeshi’nin mühürlenmesi... Hari ayağa kalkıyor. "Kaede’yi tapınağın içine taşıyalım. Bir yarası var mı kontrol edelim." Kaede başını kaldırıyor, gözleri kızarmış. "Yaram yok hocam. Sadece... neredeyse ölüyordum sanırım, çok korktum o yüzden." Hari başını sallıyor. "İyi olmana sevindim. Görev bitmedi. Küçük bir dinlenmeden sonra yola devam edeceğiz."
O sırada Kiho sana doğru yaklaşıyor, elini uzatıyor. "Merhaba, Aoi değil mi? Masato senden her gün bahsediyor." Masato anında patlıyor. "HER GÜN NE ALAKA NİYE HER GÜN YAHU? NE SAÇMA SAÇMA ŞEYLER SÖYLÜYORSUN SEN?" Kiho sadece gülümsüyor. Bokukichi yandan bakıp mırıldanıyor. "Annnannıskimmmm." Bahçede az önceki karanlığın ağırlığı hala duruyor ama artık yalnız değilsin. Ve bu, bir sonraki adım için yeterli.
Dayanamadığı an geliyor. Kaede dizlerini büküp sıçramaya karar verdiği anda spiral sembol göz alıcı bir şekilde parlıyor. Taş zemine kazınmış yazılar canlanıyor, siyah ve kızıl çizgiler yerden kopup Kaede’nin ayak bileklerine doğru tırmanıyor. Kaede havadayken çığlık atıyor, sesi bahçenin duvarlarına çarpıp geri dönüyor. Sen bağın içinden onun acısını hissediyorsun, keskin, yakıcı, parçalayarak ilerleyen bir şey bu. Tam o anda Bokukichi’nin sesi patlıyor. "BENİ DE BAĞLA ÇABUK!" Tereddüt etmiyorsun. Bağı genişletiyorsun. Bokukichi’nin ruhu bağa dahil olduğu an o da durumu anlıyor. Gözleri büyüyor ama geri adım atmıyor. "Kuchiyose no Jutsu!" diye bağırıyor.
Toprak yarılıyor, Honda’nın devasa başı adeta yerin içinden fırlıyor. Yılanın gözleri Kaede’ye kilitleniyor. Tek bir hamlede ağzını açıp Kaede’yi nazik ama kararlı bir şekilde kavrıyor. Yazılar Kaede’nin ayaklarına ulaşamadan Honda geri çekiliyor, dev gövdesiyle birkaç sıçrayışta onu güvenli mesafeye taşıyor. Kaede’yi yere bırakır bırakmaz Honda sis gibi dağılıp kayboluyor. Her şey bir anda susuyor. Masato Kaede’nin yanına çöküyor, Byakugan’ı açık. Parmaklarıyla hızlıca kontrol ediyor. "Mühürden hiçbir iz yok." diyor şaşkınlıkla. "Bağlanma olmasa yetişemeyebilirdik."
Kaede bir anda kendini bırakıyor. Dizlerini göğsüne çekip cenin pozisyonuna giriyor, sessizce ağlamaya başlıyor. Kimse onu durdurmuyor. Buna ihtiyacı var. Bokukichi ayağa kalkıp mühür alanına bakıyor, az önce orada olan her şey silinmiş gibi. "Mühür komple kaybolmuş." diyor. "Herhalde gerçekten tuzaktı bu." Derin bir nefes alıyorsun. Tam o sırada arkandan tanıdık, umursamaz bir ses geliyor.
"Hop! Noluyor lan burada?"
Başını kaldırdığında önde Inuzuka Hari’yi görüyorsun. Konohagakure'nin Jounin komutanı, yüzü her zamanki gibi ciddi. Arkasında görev dostun Nara Satoshi var, bakışı seni bir saniye süzüyor. Onların ardında ise daha önce görmediğin ama bakar bakmaz gözlerinden Hyuuga olduğunu anladığın genç bir kız. Hari yanınıza gelir gelmez eğiliyor. "Kaede! Neler oluyor?" Masato arkasındaki kızı fark ettiği anda irkiliyor. "Kiho! Senin burada ne işin var?" Kız sakince yaklaşıyor. "Göreve atandım, geldim." diyor. "Seni görmek güzel, Masato."
Satoshi sana doğru eğiliyor, sesi yarı fısıltı. "Kanka, aranız kötüydü biliyorum ama bu hale de getirmeseydin keşke Kaede’yi." Bir saniye sonra etrafa bakıp ciddileşiyor. "Pek şakalık bir zaman değil galiba, kusura bakmayın." Masato hızlıca durumu özetliyor. Sennashi, Akuro, Takeshi’nin mühürlenmesi... Hari ayağa kalkıyor. "Kaede’yi tapınağın içine taşıyalım. Bir yarası var mı kontrol edelim." Kaede başını kaldırıyor, gözleri kızarmış. "Yaram yok hocam. Sadece... neredeyse ölüyordum sanırım, çok korktum o yüzden." Hari başını sallıyor. "İyi olmana sevindim. Görev bitmedi. Küçük bir dinlenmeden sonra yola devam edeceğiz."
O sırada Kiho sana doğru yaklaşıyor, elini uzatıyor. "Merhaba, Aoi değil mi? Masato senden her gün bahsediyor." Masato anında patlıyor. "HER GÜN NE ALAKA NİYE HER GÜN YAHU? NE SAÇMA SAÇMA ŞEYLER SÖYLÜYORSUN SEN?" Kiho sadece gülümsüyor. Bokukichi yandan bakıp mırıldanıyor. "Annnannıskimmmm." Bahçede az önceki karanlığın ağırlığı hala duruyor ama artık yalnız değilsin. Ve bu, bir sonraki adım için yeterli.
Hyuuga Kiho
► Show Spoiler
