Page 5 of 6

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Wed Aug 06, 2025 6:10 pm
by GM - Shinsei
Ağır adımlarla dışarı çıkıyorsun. Gece tüm sessizliğiyle köyü sararken serin hava tenine dokunuyor ve hafifçe ürpertiyor. Ay gökyüzünde solgun bir beyazlıkla süzülüyor, köyü zarifçe aydınlatıyor. Sokaklarda sadece birkaç loş sokak lambası yanıyor, ortam sessiz, huzurlu ve oldukça tenha.

Biraz uzaklaşınca, köy evinin biraz ötesindeki bir taş bankta oturan Satoshi ve Kaede'yi görüyorsun. Kaede'nin omuzları hafifçe titriyor, belli ki hala ağlıyor. Satoshi ise yanında, sessizce onu teselli ediyor gibi. İkisine yaklaşmıyorsun, aralarını düzeltmek şu an senin yapabileceğin bir şey değil gibi.

Başını başka yöne çevirdiğinde, Masato'nun büyük, yaşlı bir ağacın altında tek başına ayakta durduğunu fark ediyorsun. Yüzü, ay ışığında aydınlanmış ve ifadesi biraz daha yumuşamış görünüyor. Yaklaştığını fark ettiğinde hafifçe gülümsüyor. Bu küçük tebessüm, biraz önceki öfkesinden eser kalmadığını sana belli ediyor.

Yanına yaklaştığında hafif bir iç çekerek sana bakıyor ve sakin bir ses tonuyla konuşmaya başlıyor.

"Üzgünüm Aoi, biraz fazla ileri gitmiş olabilirim. Ama Kaede ile kişisel bir problemim yok aslında. Sadece, ne zaman onunla göreve çıksam hep aynı sorunlar yaşanıyor. Akademiden beri değişmeyen bir durum bu. Kimse ona karşı çıkmaya cesaret edemediği için de aynı davranışlarına devam ediyor. Artık birisinin 'dur' demesi gerekiyordu ve sanırım o kişi ben oldum."

Masato'nun yüzündeki ifade biraz hüzünlü ve biraz da pişman görünüyor. İç çekiyor ve seni rahatlatmak için hafifçe gülümsüyor. "Neyse, yürüyelim mi biraz?"

Başını hafifçe sallayıp onu onaylıyorsun ve birlikte köyün sokaklarına doğru yürümeye başlıyorsunuz. Sokaklar bomboş, sanki köyün sakinleri tüm dünyayı size bırakmış gibi. Yürüdükçe soğuk hava biraz daha hissedilir hale geliyor ve sen hafifçe ürperiyorsun. Masato bunu fark eder etmez hemen sırtındaki yeleğini çıkarıp sana uzatıyor. "Al bunu. Üşütme sakın." Onun jestini nazikçe kabul ederken yeleğinin sıcaklığı tenine dokunuyor ve rahatlatıcı bir his yaratıyor. Sessiz sokaklarda ilerlerken Masato tekrar konuşmaya başlıyor.

"Biliyor musun Aoi, Hyuuga Klanı olarak çok katı kurallarla büyüyoruz. Doğduğumuz andan itibaren sürekli belli bir disiplinin içinde yoğuruluyoruz. Güçlü olmak, doğru olanı yapmak, asil davranmak, bunlar öğretilerimizin temelini oluşturuyor. Bizim için onur ve saygınlık, hayatımızın en değerli parçalarıdır. Ancak her zaman açıkça söylenmeyen, ama herkesin içinde derin bir biçimde var olan başka bir şey daha var, uyum sağlama yeteneği."

Sokakta adımlarınız yankılanırken Masato devam ediyor. "Bize öğretilen en önemli şeylerden biri, su gibi olmaktır. Su gibi akışkan ve uyumlu. Bulunduğumuz kabın şeklini almak, şartlara uyum sağlamak ve asla dışarıda kalmamak. Birlikte hareket etmek, ekip arkadaşlarına uyum sağlamak, sadece fiziksel değil, ruhsal anlamda da bizi tamamlayan şeydir. Uyum sağlayamazsan ekip içinde huzursuzluk yaratır, birlik ve bütünlüğü bozarsın. Ve en sonunda, bu davranış hem sana hem de tüm ekibe zarar verir."

Masato bir süre sessiz kalıyor ve ay ışığının aydınlattığı uzaklardaki ormana doğru bakıyor. Derin bir nefes alıyor ve ses tonunu biraz daha alçaltarak devam ediyor. "Ama biliyor musun, bazen düşünüyorum da... Bu öğretiye çok fazla bağlı kaldığımda kendimden çok şey kaybediyor gibi hissediyorum. Kendi duygularımı bastırıp başkalarının istediği şekli alıyorum sanki. Bugüne kadar hep böyle yaptım, sakin ve anlayışlı olmaya çalıştım. İnsanları kırmamak için kendi duygularımı yuttum hep. Ama bu gece dayanamadım işte. Belki de uyum sağlamanın bir sınırı olmalı. Belki de her öğreti o kadar doğru değildir, ha?" Sözlerini bitirirken hafifçe gülüyor. Sonra sana dönüp derin ve samimi bir bakışla soruyor. "Ne düşünüyorsun Aoi? Fazla mı abartıyorum sence?"

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Wed Aug 06, 2025 11:23 pm
by Yureikumo Aoi
Dışarısı Ishigakure'nin gündüzüne kıyasla oldukça serindi. Esen hafif rüzgar titreterek tüyleri ürpertiyordu. Sokakta neredeyse kimsecikler yoktu. Sessizlik ve gecenin sükuneti doldurmuştu ortalığı. Aoi'nin favori saatleriydi. Gecenin bu "ölü" vakitlerine hayranlık duyardı her zaman. Ona kısa ömrünü, önündeki ölümü, Yuukon'ın sunduğu fırsatları hatırlatıyor ve tasavvuf etmesini sağlıyordu. Sakin adımlarla biraz ilerledikten sonra Kaede ve Satoshi'yi bir bankta yan yana otururlarken fark etti. Kaede hala titriyordu. Belki hala öfkeliydi, belki ağlıyordu. Satoshi ise onu teselli ediyor olsa gerekti. Aoi'nin Kaede'nin kendini bu duruma düşürmesi ile ilgili içinden yapabileceği pek çok yorum vardı ancak hepsini yutmayı tercih etti. Onu tanımıyordu ve anlamıyordu. Kaede'nin hırçın kişiliği ve incitici sözlerinin altında neyin yattığını öğrense belki ona karşı bu kadar tepkisel olmazdı ancak o kadar zorlu bir kişiliği ve örülmüş duvarları vardı ki insanın ciddi sabır göstermesi gerekliydi. Aoi şimdilik onu tamamen görmezden gelmeye ve ona dair duygularını bir kenara atmaya karar vermişti. Ne dostça ne de tepkiyle, hiçbir şekilde yaklaşmak istemiyordu ona. Aralarındaki barışı koruyabilmenin tek yolu bu gibi görünüyordu. Mümkün oldukça onunla iletişime geçmek istemiyordu. Bu düşüncelerle ikiliyi kendi hallerine bırakarak taş yolda ilerlemeye devam etti.

Biraz ileride büyük bir ağacın altında fark etti Masato'yu. Tek başına ayakta dikiliyordu. Bakışlarında önceki öfkesi yoktu, bir nebze de olsa sakinleşmiş gibi görünüyordu. Düşünceli bir hali vardı. Aoi'nin ona yaklaştığını fark ettiğinde hafifçe tebessüm etti. Daha genç kız hiçbir şey söylemeden hemen özür dilemişti ileri gittiğini düşündüğü için. Kaede ile kişisel bir probleminin olmadığını, onunla göreve çıktığında hep benzeri problemler yaşandığını, kimse ona tepki göstermediği için de davranışlarının değişmediğini dile getirmişti. Aoi bunu duyduğuna rahatlamıştı biraz. Demek problem sadece kendisi değildi, Kaede başka görevlerde de bu şekilde davranmıştı. Belki de grubun en tuhafı ve en yenisi olduğu için hedefine Aoi'yi koymuştu şu anda ancak öncesinde de gerginlik yaşamışlardı. Masato ona dur diyen kişi olmak istediğini söylemişti. Onun sabrını bugün taşırtan şeyin ne olduğunu merak etmişti Aoi. Neden bugün, neden şimdi? Görevin gerginliği mi onu sınırına getirmişti? Yureikumo klanına duyduğu saygıdan ötürü müydü yoksa?

Masato hafif kırgın bir şekilde iç çekerek yürümek istediğini söylediğinde başını sallayarak kabul etti. Köyün sessiz ve kimsesiz sokaklarında adımlamaya başladılar. Konoha'nın aksine geceleri burada hayat duruyordu adeta. Bu Aoi için çok daha huzurluydu elbette. Etrafta kimsenin olmamasını severdi. Gözlerden ırak, karanlıkta ve sessizlikte olmanın insana tattırdığı özgürleştirici bir duygu vardı. Konoha'nın aksine geceleri çok daha serindi. Aoi de üzerine bir şey almadığı için esen rüzgarla hafifçe ürperdi. Masato bunu gördüğü anda üzerindeki yeleğini çıkarıp ona teklif etmişti. "Te-Teşekkür ederim." Aoi bu centilmence jest karşısında şaşırdı ve utandı. Daha önce kimsenin onun hakkında böyle bir şeyi umursadığını hatırlamıyordu. En son babası ya da annesi endişelenmişti muhtemelen üşüyüp üşümediği hakkında. Masato dikkatli bir gözlemci ve etrafındakilere karşı düşünceli bir insandı. Yeleği üzerine geçirdiğinde Masato'nun üzerinde kalmaktan geçen sıcaklığı tenine değdi ve rahatladı. Tabi ona çok daha büyük gelmişti. Muhtemelen dışarıdan komik görünüyordu. Masato'ya döndü. Peki şimdi o üşümeyecek miydi?

Aralarındaki sessizliği bozarak derin ve felsefi bir konuya girdi Masato. Hyuuga klanının çok katı kurallarla büyüdüğünden, doğru olanı ve asil olanı yapma konusunda üzerlerinde bir baskı olduğundan, onur ve saygıya verdikleri önemden bahsetmişti. Uyum sağlama yeteneğinin onlar için önemli olduğundan, su gibi girdikleri kabın şeklini alıp her ortama ve her koşula uyum sağlamaları gerektiğinin onlara öğretilen en öncelikli şey olduğunu anlatmıştı. Uyumsuzluğun içinde bulunduğun topluluğun huzurunu kaçıracağını, bunun da ekibe ve ortama zarar vereceğini öğretiyorlardı. Bu öğretiler Yureikumoların hayat anlayışına oldukça benziyordu. Belki onlar kadar katı değildi sadece. Masato bunu söyledikten sonra bir süre sessiz kalmıştı ve Aoi herhangi bir yorum yapmadı. Devamında bir şeyler geleceğini hissediyordu. Masato derin bir nefes alarak bir sır veriyormuş gibi sesini alçaltmıştı. Bu öğretilere bu kadar sıkı sıkıya bağlı kalmanın onu yorduğunu, kendi duygularından ve mental sağlığından götürdüğünü, kendisi olamayıp başkalarının ondan beklentilerine göre şekillendiğini söylemişti. Uyum sağlamanın bir sınırı olmalı diye düşünüyordu. Bu gece kendisini tutamamasını da buna bağlıyordu. Aoi'ye dönerek onun ne düşündüğünü sormuştu.

Bu Aoi için fazlasıyla derin ve felsefi bir soruydu. Saçlarını hafifçe kulağının arkasına iterek yutkundu. Bakışlarını önce gökyüzündeki parıltılı aya, sonra da Masato'nun Hyuugalara özgü mor gözlerine çevirdi. "Dengede kalmanın önemli olduğuna inanmışımdır hep. Biz Yureikumoların olayı budur aslında, her şeyi dengede tutmak ve hiçbir şeyin uçarı olmamasını sağlamak..." Kelimelerini toparlamaya çalışırken biraz duraksadı. "Klan öğretilerinizin yanlış olduğunu düşünmüyorum. Yaratıcının yarattığı her şeye saygı duymak, onurlu davranmak, dürüst olmak, dostlarını desteklemek... Bunlar her erdemli insanın sahip olması gereken özellikler kesinlikle. Benim dini inancıma göre bunlar yaratıcının sevdiği ve desteklediği özellikler. Ancak kendinden ödün vermenin bunlar arasında yer aldığına inanmıyorum." Onu rahatsız edecek bir şey söylemek istemediği için kelimelerini dikkatle seçmeye özen gösterdi. "Söylediklerim senin için ayıp şeyler değildir umarım. Uyumlu olmak, ekip ruhunu korumak, bütün olmak... Bu gerçekten onurlu ve güzel bir prensip. Ancak senin kutsal bildiğin değerlerin çiğnendiğini gördüğünde duygusal da olsa tepkini göstermek uyumlu olmadığın anlamına gelmez diye düşünüyorum. Herkesin kırmızı çizgileri vardır. Takeshi ile ilk tanıştığım gün onu nasıl payladığımı anlattı mı hiç size? O gerçekten sevdiğim bir insan, bunu da bildiğini düşünüyorum ancak bana göre saygısızca bir şey yaptığı için onu sert bir dille azarlamıştım. Sonrasında özür diledim elbette ve tatlıya bağladık. Bana göre sahip olduğun ve koruduğun belli başlı prensiplerin varsa su gibi olamazsın, bulunduğun kabın şeklini alamazsın. Doğru bildiğin şeyi yapmanın içinde bile uyumsuzluk yer alıyor aslında. Bulunduğun kabın şeklini alan bir insan olduğunda kendi prensiplerinin ezildiği noktada dahi uyum göstermen gerekir ama bu doğru olanı yapmak olmaz. Ama onurlu değerleri içten bir şekilde benimsemek kişinin ruhunu güzelleştirir, onu öbür tarafta Yuukon'un sevdiği kullarından yapar. Ben buna inanıyorum." Yavaşça yutkundu. "Şu da bir gerçek ki ne zaman korksam ve ne yapacağımı bilemesem klan öğretilerime ve prensiplerime sarılıyorum. Onlar olmadan hayatta nasıl yol alacağımı, nasıl şekilleneceğimi bilemem. Bir rehberim olmaz. O yüzden onlara gevşek bir şekilde de yaklaşmak istemiyorum. Zihnimdeki adam bana kanunlar ve vicdan arasında seçim yapmamı söyledi bugün. Çünkü kanunların her zaman insanların iyiliğini düşünmediğini ancak vicdanını dinleyerek doğru seçimleri yapabileceğine inanıyordu. Ben ise kanunları tercih ettiğimi söyledim çünkü kurallar bir düzen oluşturur ve bir rehber görevi görür. Bir rehber olmadan vicdanımızı neye göre şekillendirebiliriz? Herkes kendi vicdanına uygun davransa nasıl bir kaos olur? Bunlar çok korkutucu. O yüzden kendimi kaybettiğimi hissedersem bu prensiplerime, kurallarıma, kanunlarıma tutunuyorum. Onların içindeyken ben gibi hissediyorum. Bu senin için de böyle olsa gerek. Bu nedenle sana bu konuda çok muğlak bir yanıt vermiş olacağım ama dengeyi bulmanın sana da huzur getireceğine inanıyorum. Kendin olmayı başararak da prensipli bir insan olabilirsin. İki şey aynı anda doğru olabilir. Başkalarını kırmak zorunda kalmadan da kırılmamayı başarabilirsin. Bunlar çok zor ve benim de başarmakta zorlandığım şeyler ancak iyi ve ahlaklı bir kul olmanın kolay bir görev olduğunu düşünmüyorum." Masato'ya doğru içtenlikle gülümsedi.

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Fri Aug 08, 2025 11:17 am
by GM - Shinsei
Ay ışığının gümüşi ışıkları taş döşeli sokağın üzerine yayılırken, Masato başını hafifçe sallayarak seni dikkatle dinliyor. Her cümleni sindire sindire, bazen bakışlarını yere indirerek, bazen doğrudan gözlerine kilitlenerek karşılıyor. Bir süre sonra derin bir nefes alıyor. "Senin söylediklerin düşündüğümden çok daha olgun bir yerden geliyor." diyerek başlıyor. "Denge meselesi... Sanırım benim eksikliğini hissettiğim şey bu. Biz Hyuugalar küçük yaşta her şeyi siyah-beyaz görmeye şartlandırılırız. Kurallar ya vardır ya yoktur, prensipler ya korunur ya da çiğnenir. Arada bir gri alan olabileceğini söyleyen biri çıkmaz pek. Hele ki bu gri alanın hem onurlu hem doğru olabileceğini söyleyen." Omzunu hafifçe silkerek devam ediyor. "Bu gece kırmızı çizgilerimden birine basıldı. Hem de uzun zamandır bastıkları bir noktaya. Kaede'yi çoğu kişi hep görmezden geldi, ben de yıllarca öyle yaptım. Ama sanırım senin de dediğin gibi, bazen su gibi akmak demek, kirli suların seni sürüklemesine izin vermek oluyor. Bugün suyun yönünü değiştirmeye çalıştım. Belki de bu yüzden bu kadar sert göründüm."

Adımlarınız taşların hafifçe nemli olduğu, rüzgarın köşeleri tıslayarak geçtiği sokaklarda yankılanıyor. Masato, elini çenesine götürerek düşünceli bir tonla devam ediyor. "Hala aklım o adamda. Sana kanun ve vicdan ikilemini sunmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum. Böyle şeyler genelde semboliktir. Ya sana dair bir zayıflığı bildiği için konuştu, ya da bulunduğun durumla ilgili gelecekteki bir çatışmayı önceden haber veriyor. Sennashi'nin henüz bu sınavı herkese aynı şekilde uygulayıp uygulamadığını bilmiyoruz, açıkçası ideolojilerini bile tam olarak çözmüş değiliz. O yüzden günün sonunda doğru bildikleri şey ne çıkacak çok merak ediyorum. Köyler kötü demek kolay, alternatifleri ne?"

Bir süre sessizlik oluyor. Yalnızca rüzgarın üşüten nefesi ve sokak lambalarının cılız ışıkları eşlik ediyor size. Masato, hafifçe omuzlarını silkerek yeleksiz haliyle yürümeye devam ederken, dudaklarının kenarına küçük bir gülümseme geliyor. "Senin düşüncelerine gelince, sanırım haklısın. Kendin olarak prensipli kalmak mümkün. Ama bu, bende uzun zamandır körelmiş bir yetenek. Belki de bu görevin bana öğreteceği şeylerden biri budur." Bakışlarını sana çevirip gülümseyerek ekliyor. "Fazla uzattım. Hem hava da soğudu. Dönelim mi?"

Dönüş yoluna girdiğinizde köyün sessizliği iyice belirginleşiyor. Sokağın sonunda, köyün ışıklarından biraz uzak bir noktada Kaede’yi görüyorsunuz. Tek başına, ellerini birbirine kenetlemiş, belli ki sizi bekliyor. Gözleri Masato’ya kayıyor, kısa bir an duraksıyor ve sonra oldukça kontrollü bir ses tonuyla. "Bizi biraz yalnız bırakır mısın?" diyor. Masato’nun yüzünde bir anlık bir gölge beliriyor, kaşları hafifçe çatılıyor. Sanki sert bir cevap verecekmiş gibi nefes alıyor, sonra sana bakıyor. Gözlerinde kısa bir tereddüt parlıyor. "Tamam." diyor kısaca ve sessiz adımlarla binaya yöneliyor.

Kaede sana dönüyor, dudakları aralanıyor ama kelimeler çıkmakta zorlanıyor. Gözleri bir an yere kayıyor, sonra tekrar bakışlarını sana kaldırıyor. "Özür dilerim." diyor baskın ve net bir sesle. "Takım çalışmasına... daha çok önem vermeye çalışacağım. Öfke kontrolüm... var. Biliyorum. Bu bir problem. Bahane üretiyorum bazen, bundan da nefret ediyorum." Dudaklarını ısırarak başını sallıyor, sonra biraz kendine kızar gibi elini havaya kaldırıyor. "Neyse, özür dilerim." Elini sana uzatıyor, bakışlarında hem pişmanlık hem de zoraki bir cesaret var. Kaldığınız yerin penceresine bakıyorsun ve herkesin pür dikkat şaşkın yüz ifadeleriyle sizi izlediğini görüyorsun.

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Sat Aug 09, 2025 1:06 am
by Yureikumo Aoi
Masato, Aoi'nin uzun monoloğunu dikkatli bir şekilde dinlemişti. Aoi'nin söylediklerini dikkate alıyor gibi görünüyordu. Onu dinlerken gözlerindeki bakış bir şeyin farkına varmış bir parıltıyla değişmişti. Aoi sakince söylediklerini bitirdikten sonra denge meselesinin hayatında yeri olmadığını, Hyuugaların hayata siyah beyaz olarak baktıklarını, hem kendisi kalarak hem prensip sahibi biri olabileceğini daha önce duymadığını dile getirmişti. Aoi ona ölçülü ve kibar bir tebessümle karşılık verdi. Kaede ile olan yaşadığı çatışma da bu noktada zihninde daha fazla anlam kazanmış gibiydi. Akan suyun yönünü değiştirme ihtiyacından mütevellit bu kadar sert bir çıkış yaptığı kararına ulaşmıştı. Yürümeye devam ederken Masato konuyu Aoi'ye genjutsu uygulayan adama getirmişti. Kanun ve vicdan kelimelerinin rastgele olmadığını, sembolik olabileceklerini düşünüyordu. Aoi'nin bir zayıflığını bildiğini ya da geleceğe yönelik uyarıda bulunduğunu düşünüyordu. Haklı olabilirdi. Sennashi hakkında şu ana dek pek çok şey duymuştu ancak net bir çözüm yolu işitmemişti. Vizyonları neydi? Şu anki sistemi beğenmeyip vicdanlarını takip etmek istiyorlarsa yerine koymak istedikleri sistem neydi? "Yaşayıp göreceğiz muhtemelen." dedi Aoi ona katıldığını belirten bir ses tonuyla. Onların içinde en uzun süre yer almış kişi Takeshi'ydi ve o bile ideolojilerini yeterince bilmiyordu. Aoi günün sonunda bu ideolojiler ne kadar akla yatkın olursa olsun ona güvenen insanlara ve köyüne ihanet etmek istemiyordu.

Masato son olarak kendisi olarak prensipli kalma becerisinin onda köreldiğini, bunu yeniden parlatmak için çalışması gerekeceğini söylemişti. Bu görevin de buna fırsat oluşturabileceğine inanıyordu. Aoi gülümsemekle yetinerek yorum yapmadı. Gerisi ona kalmıştı, kendi yönünü bulabilirdi. Hyuuga güçlü bir klandı ancak insanoğlunun otantik duygusal yönü ile olan etkileşimlerini kopartmış gibi duruyorlardı. Bu da onların içten içe acı çekmelerine sebep oluyordu. Belki Masato iç dünyasındaki duygusal benliği ile bağlantı kurabilir ve kendisini bulabilirdi. Havanın soğuduğunu söyleyip geri dönmelerini teklif edince onun peşinden kaldıkları eve olan yolu takip etmeye başladı. "Aa istersen yeleğini geri-" Sokağın sonunda fark ettiği figür ile birlikte lafı yarım kalmıştı. Kaede ellerini kavuşturmuş, tedirgin bir şekilde birilerini bekliyor gibi duruyordu. Onları fark edince Masato'ya dönerek onları yalnız bırakmasını rica etmişti. Masato'nun yüzü öfkeyle bir an için kararsa da Aoi'ye dönmüş, ufak bir tereddütle kabul ederek önden ilerleyip eve girmişti.

Kaede ile yalnız kalmak Aoi için gergin bir durumdu. Yine bir gerginlik çıkmasını istemiyordu. Azar işitmek de istemiyordu zira bugün yeterince yorulmuştu. Güzel bir uyku çekmeli ve sabah falına bakmalıydı. Kaede tereddütle ağzını açıyor, bir şey söyleyecek gibi olup vazgeçiyordu. Bir yere bir genç kıza bakıp duruyordu. Bir zaman sonra zorlukla konuşabildi. Ağzından dökülen kelimeler Aoi'nin hayretle gözlerinin kocaman büyümesine sebep oldu. Özür dilemişti. Kaede özür dilemişti. Doğru duyup duymadığından emin olmak istese de kızdan tekrar etmesini istemek büyük ayıp olacaktı. Kaede bundan böyle takım çalışmasına daha çok dikkat edeceğini, öfke problemi olduğunu, bahaneler ürettiğini söyleyerek yeniden özür dilemişti. Ona doğru elini uzatmıştı. Aoi bir an için şaşalayarak bakışlarını kaldıkları evin camına çevirdiğinde aynı şaşkınlığın onları dikizlemekte olan ekip arkadaşlarında da olduğunu fark etti. Bu gerçekten Kaede miydi? İsteyerek mi özür diliyordu? Aoi ona uzatılan eli hafif çekingen hafif tereddütlü bir şekilde tuttu. "Ö-Önemli değil." Bir an ne diyeceğini bilemeyerek afalladıktan sonra devam etti. "Ben de özür dilerim. Seni dinlemeden fazla üzerine gittim. Geçerli sebeplerin vardır eminim. Ama çok mutlu oldum. Özür dilediğin için teşekkür ederim. Daha önce bana önyargılı yaklaşan kimse ilk adımı atıp da benden özür dilememişti." Utancını örtmek için mahcup şekilde gülümsedi.

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Sat Aug 09, 2025 4:36 pm
by GM - Shinsei
Kaede, sözlerini bitirmeni beklerken yanaklarına bir sıcaklık yayılıyor, gözlerini kaçırıyor. "Yine de..." diyor, sesi biraz titrek ama kararlı. "Bundan sonrası için ikimizin de daha çok çalışması gerektiğini düşünüyorum. Seni kontrol etmeye devam edeceğim." Dudaklarını hafifçe ısırıyor, belli ki bu kadarını söylemek bile ona zor geliyor. Ardından hızla başını öne eğerek utanmış bir şekilde eve yöneliyor. Sen de onun ardından ağır adımlarla içeri giriyorsun. Gecenin yorgunluğu üstüne çöküyor ve odana geçip dinleniyorsun.

Sabah olduğunda, odandaki hafif loşluk yerini pencere perdesinden sızan gün ışığına bırakıyor. Gözlerini açtığında, evin içinden ayak sesleri ve konuşma uğultusu duyuyorsun. Aşağı indiğinde Satoshi, Masato ve Takeshi çoktan uyanmış oluyor. Onlarla selamlaşıyor, kısa bir sohbetin ardından hazırlanmaya başlıyorsun. Bir süre sonra herkes toparlanıyor ve grup halinde Sekikage’nin yanına gidiyorsunuz.

Sekikage sizi yine o muzip gülümsemesiyle karşılıyor. Kollarını kavuşturup "Sabahınız hayırlı olsun, kahramanlar!" diye laf atıyor. Birkaç küçük espri ve hafif takılmadan sonra yüzündeki ifade ciddileşiyor. "Gece boyunca Sennashi üyesini sorguladık. Ana karargahlarının yerini ve oradaki en üst rütbelilerin kim olduğunu biliyoruz." Önünüze bir kağıt koyuyor, üzerinde karmaşık, keskin hatlı, göz çevresinde siyah desenleri olan, ağız kısmı ince yarıklarla ayrılmış bir maske çizimi var. "İsimlerini ve yüzlerini bilmiyor. Sennashi’nin kendi üyeleri bile yüksek rütbelileri görmüyormuş. Ancak maskelerini tasvir edebildi." Sonra elindeki belgeleri toparlayıp devam ediyor. "Ayrıca gece için planlarını da öğrendik. Ishi’ye yönelik doğrudan bir saldırı olacak. Şehir merkezine girmeyecekler; bunun yerine önemli su kaynaklarını ve tahıl depolarını hedefleyecekler. Panik yaratmak ve halkı kendi hükümetine karşı kışkırtmak istiyorlar. Bu sırada içeriden bazı kişilerin de ayaklanma başlatması bekleniyor."

Satoshi kaşlarını çatarak öne eğiliyor. "Bunların doğru olduğunu nereden biliyorsunuz?" Sekikage, hafifçe başını yana eğip gülümseyerek yalnızca "Biliyoruz." diyor. Satoshi, kısa bir duraksamanın ardından "Anladım." diye karşılık veriyor. Aralarındaki bu kısa diyalogda belli ki ikisi de fazlasını söylemeye gerek görmüyor. Satoshi "Peki bizi nerede istiyorsunuz?" diye sorunca, Sekikage başını iki yana sallıyor. "Konoha’nın bunu daha iyi yöneteceğine inanıyorum. Bu yüzden kendi aranızda bir plan yapmanızı istiyorum." Satoshi bunu onaylayarak başını sallıyor ve ekip olarak dışarı çıkıyorsunuz.

Kapıdan çıkar çıkmaz Satoshi ortaya bir soru atıyor. "Iwagakure’de de buna çok benzer bir plan yapmışlardı. Neden üst üste aynı şeyleri deniyorlar?" Takeshi "Bazı farklar var, burada hedef daha çok halkın güvenliği üzerinden panik yaratmak, orada bildiğin köyü direkt yok etmeye çalışmışlardı." diye açıklıyor. Satoshi bakışlarını daraltıyor. "Yine de fazla tanıdık geliyor. Ne bileyim ya." Bir süre düşündükten sonra Satoshi "Şimdiden harekete geçelim. Ishi’nin dışındaki ormanlık alana gidip karargah dışında Sennashi üyeleri bulup bulamayacağımıza bakalım. Belki gece kaçırdığımız kişiler oradadır. Daha akşama çok var, önden davranmamız iyi olur." diyor. Ardından kendi kendine "Aslında burada bir Jounin de olması gerekirdi, öfff." diye mırıldanıyor.

Tam o sırada Kaede bir adım öne çıkıyor. "Ben giderim." diyor net bir sesle. Sonra doğrudan sana dönüp gözlerini kararlılıkla dikiyor. O bakışlarda senden de aynı adımı beklediğini anlıyorsun.

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Sun Aug 10, 2025 12:09 am
by Yureikumo Aoi
Kaede hafif utangaç bir tavırla onu izlemeye devam edeceğini, daha çok çalışması gerektiğini söylemişti. Aoi ona gülümseyerek başını salladı. Bunları dile getirmenin onun için zor olduğunu biliyordu, onu daha fazla utandırmak istememişti. Kaede başını öne eğerek hızlı adımlarla onun önünde eve girdi. Arkasından da onu Aoi takip etti. O kadar yorgundu ki başını yastığına koyduğu gibi derin bir uykuya dalmıştı. Sabah gözünü pencereden sızan güneş ışıkları ile açtı. Yine oldukça sıcak bir gün onları bekliyor gibiydi. Evin içinde bir uğultu ve koşuşturmaca olduğunu fark etti. Uyku mahmuru gözlerini ovuşturup aşağı indiğinde Satoshi, Masato ve Takeshi'nin çoktan uyanmış ve hazırlanmaya başlamış olduklarını fark etmişti. Kendisi de hızla hazırlanmaya başladı. Evden çıkmadan önce de fal kartlarını açarak özenle falına baktı.
► Show Spoiler
Çıkan kart karşısındaki şaşkınlığını sesli olarak dile getirdi istemsizce. "Aşk mı?" Sonra kendi kendine güldü. "Aşk çıkması için oldukça ironik bir gün." Aşıklar kartı çıkmıştı. Belki de ruhlar ona bir mesaj vermek istiyorlardı. Sevdiklerine ve kendine zaman ayırması gerekiyordu belki de. Hayat kısaydı sonuçta. Hayatında onun için kıymetli insanlara yer olmalıydı. Ne kadar tek tabanca takılabilirdi ki? Düşünceler eşliğinde kartlarını geri toparladı. Grupça evden çıkarak Sekikage'nin yanına gittiler.

Sekikage onları her zamanki babacan tavırları ile karşılamıştı. Getirdikleri esiri gece boyunca sorguladıklarını, örgütteki üst rütbelilerin maskelerinin çizimlerini aldıklarını söylemişti. Sennashi üyeleri bile bu üst rütbelilerin kim olduklarını bilmiyordu, yalnızca maskelerini görmüşlerdi. Bu da örgütü daha gizemli ve korkunç hale getiriyordu. İçlerine ajan sızması veya bu gibi esir düşmeleri durumunda bilgi akışını kesip kendilerini koruyorlardı. Sekikage buna ek olarak bu gece için Iwagakure'dekine benzer şekilde bir saldırı planları olduğunu öğrenmişti. Su kaynaklarını ve tahıl depolarını hedef alıp köy içinde isyan çıkaracaklardı. Böylece halkı köye karşı düşman hale getirmeyi planlıyorlardı. Bu plan daha öncesinde tutmamıştı, üstelik utanmadan bu planın onlara ait olmadığını, içlerine sızan başka gruba ait olduğunu savunmuşlardı. Yeni gelenlerin zihnindeki imajı böyle dağıtıyor olmalıydılar. Apaçık şekilde yalancı ve zararlı bir örgüttü. Sekikage plan yapma işini onlara bırakmıştı. Böylece onun yanından ayrıldılar.

Satoshi dışarı çıkar çıkmaz neden bu kadar benzer bir plan yaptıklarını sorgulamıştı. Takeshi ise bazı farklılıklar olduğunu dile getirmişti ancak Satoshi'nin şüphelendiği gibi gerçekten de oldukça benzer bir plandı. Esirden alınan bilgilerin doğruluğundan kuşku duymuyorlardı ancak yine de bu bir yem olabilirdi. Onları oraya çekmeye çalışıyor veya bölmeye çalışıyor olabilirlerdi. Sennashi düşmanla başa çıkmak için çok farklı yollar izliyordu. Ne yapacaklarını kestirmek güçtü ve öngörmek imkansızdı. Belki Aoi jutsusunu kullanarak bir şeyler görmeyi deneyebilirdi. Satoshi önceki gece kaçan üyelerin peşine düşmek için ormanlık alanı araştırmayı önermişti. Akşamdan önce harekete geçip başka Sennashi üyelerini de ele geçirmenin faydalı olduğuna inanıyordu. Başlarında bir Jounin olmadığı için de şikayetçiydi. "Keşke Hari Hoca da bizimle olsaydı..." diye mırıldandı kendi kendine Aoi. Onun bilgi birikimi ve deneyimine güvenebilirlerdi. Onunlayken daha kendinden emin davranabiliyordu. Bir başlarına bırakılmaları, görevin önemi düşünülünce akıl karı gelmiyordu.

Ormanı keşfetmeye gönüllü olarak ilk Kaede öne atıldı. Aoi'ye yönelen keskin bakışları kararlı ve ısrarcıydı. Onun da öne çıkmasını bekliyordu. "Kaçmalarının sorumluluğunun büyük bir kısmı bende. O yüzden ben de gideceğim." dedi Aoi hiç beklemeden Kaede'nin yanına giderek. "Jutsumu kullanarak gelecekten bir ufak görü almayı deneyebilirim. Böylece belki nereye bakmamız gerektiği hakkında bir fikrimiz olur." diye öneri attı. Kabul ederlerse Mirai no Me kullanarak görü almayı deneyecekti.

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Wed Aug 13, 2025 10:52 am
by GM - Shinsei
Başını sallayan Satoshi ve Takeshi onaylarını verir vermez elini cebine atıp fal kartlarını çıkarıyorsun. Yavaşça yere diz çöküp gözlerini kapatıyorsun. Avuçlarının arasında tuttuğun kart, parmaklarının arasında ısınmaya başlıyor. Mirai no Me jutsusunu etkinleştirdiğinde soğuk bir rüzgar etrafını sarıyor. Görü hemen başlıyor.

Sisle kaplı bir ova beliriyor. Gökyüzünde, siyah damarlarla çatlamış kırmızı bir ay asılı. Toprak, devasa yarıklarla parçalanmış, bu yarıklardan ağır ağır koyu kırmızı bir sıvı sızıyor. Uzaktan yüzleri maskelerle kapalı Sennashi üyeleri geliyor. Fakat maskelerinin ardında gözler yok, yerlerinde simsiyah boşluklar var. Bir tanesi ağır adımlarla sana yaklaşıyor, elinde bir fener var. Fenerin içindeki ışık titreyip sönüyor. Işık söndüğünde etraf tamamen kararıyor ve sessizlik çöküyor. Ardından, uzaklardan zincirlerin sürtünme sesi duyuluyor. Ses yaklaştıkça zincirlerin ucunda insan elleri olduğunu fark ediyorsun. Eller yere doğru uzanıp toprağı pençeleyerek ilerliyor. Son anda görüş bulanıklaşıyor ve kopuyor.

Gözlerini açtığında etrafındakilerin seni sabırsızlıkla beklediğini görüyorsun ve gördüklerini onlara da aktarıyorsun. Kaede sana yaklaşıyor. Sesindeki ton ciddi. "Ne olursa olsun hızlıca çıkmamız lazım." diyor. Başını sallıyorsun. İkiniz de hiç vakit kaybetmeden yola koyuluyorsunuz. Ormanın girişine vardığınızda gölgeler arasında hafif bir rüzgar uğultusu dolaşıyor. Toprak nemli, yapraklar ayaklarınızın altında hışırdıyor. Arada kuş sesleri duyulsa da genel bir sessizlik hakim. Kaede önden gidiyor, adımlarını ölçülü atıyor. Sen de etrafı gözlemleyerek peşinden ilerliyorsun. Ağaçların gövdelerinde eski kesik izleri ve yosunlar dikkati çekiyor.

Bir süre ilerledikten sonra Kaede aniden durup sana dönüyor. "Yamanaka’larla ilgili olan olaylar sana daha önce anlatıldı mı hiç?" diye soruyor. Daha cevap veremeden konuşmaya devam ediyor. "Köyde bu konu öğrenildikten sonra Yamanakaları korumak için hiçbir şey yapılmadı. İlgili Yureikumolar kaçtığı için de kimse cezalandırılmadı."

Sözleri havada asılı kalıyor. Sen etrafına bakıyorsun. Gölgeler arasında bir hareketlilik arıyorsun, toprağın üzerindeki izlere bakıyorsun, dallardaki kuşları dinliyorsun. Şimdilik herhangi bir gariplik fark etmiyorsun. Tekrar Kaede'nin sesini duyuyorsun. "Bazı şeyler zamanında yapılmazsa sonuçları başka yerlerde çıkar. Kimse istemez tabii böyle olmasını ama işte, bazı kararlar ağırdır."

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Thu Aug 14, 2025 1:16 am
by Yureikumo Aoi
Diğerlerinin onayı üzerine Mirai no Me jutsusunu hızla uygulamaya koyuldu. Toprağı devasa yarıklarla parçalanmış olan sisli bir ovada buldu kendisini. Yarıklardan koyu kırmızı bir sıvı akıyordu. Buna benzer bir sahneyi daha önce Takeshi ve Saya ile birlikte görevdeyken de görmüştü. Uzakta yüzlerindeki tipik maske ile Sennashi üyeleri seçiliyordu. Elinde fener olan bir tanesi kendisine doğru yaklaştı. Feneri söndüğü anda her yer derin bir karanlığa gömüldü. Uzaklarda tanıdık bir zincir sesi işitti. Zincirlerin ucunda insanlar olduğunu fark etti. Bu sahneyi daha önce de görmüştü. Hatta zincirlerin ucunda kendi ekip arkadaşlarının olduğunu görmüştü. Ruhlar onu bir konuda uyarıyordu ancak Aoi çözmekte zorlanıyordu. Zincirlerin ucundaki eller toprağı eşeleyerek ilerliyordu. Bu sahne Aoi'nin gördüğü son şey oldu. Her şey yavaşça bulanıklaştı ve onu görüden kopararak gerçekliğe döndürdü.

Gördüklerini hızlıca diğerlerine aktardı ancak kimse net bir yorum yapamamıştı. Yüzlerindeki endişeli ifadeden durumun ciddiyetini kavrayabiliyordu yalnızca. Kaede yaklaşarak daha fazla vakit kaybetmeden hızla yola koyulmalarını tavsiye etmişti. Böylece ormanlık alanın içerisinde ilerlemeye başladılar. Ormanda kuş sesleri ve arada çıkan yaprak hışırtıları dışında bir ses yoktu. Kaede önden gidiyordu. Aoi de onu arkadan sessizce takip ediyordu. Etrafı kolaçan ederken herhangi bir iz veya ipucu arıyorlardı. Kaede bir süre sonra ona dönerek Yamanakalarla ilgili olayı bilip bilmediğini sormuştu. Sonra da cevap dahi beklemeden olaydan sorumlu Yureikumoların kaçtığını, köyün de herhangi bir yaptırımda ya da korumada bulunmadığını söylemişti. Neyden bahsettiği hakkında Aoi'nin hiçbir fikri yoktu ki bu ilginçti. Bu gibi olumsuz ve ibretlik bir hikaye varsa klan içinde bu gibi şeyler nesilden nesile aktarılarak anlatılırdı. Böylece gençlerin ahlaki eğitimleri sağlanır, onlara ibret olması amaçlanırdı.

Kaede bazı şeyler zamanında yapılmadığı için sonuçlarının ağır olduğunu, bazı zor kararların verilmesi gerektiğini söylemişti. İçinde bulundukları durumun bununla ilgisi olduğunu mu ima ediyordu? "Ne yazık ki ne olduğunu bilmiyorum, üzgünüm. Normalde bu gibi hikayeler anlatılır ancak Yamanaka ile bir sorun yaşadığımıza dair bir bilgim yok. Klanımızda günahkarların sayısı azdır ve aramızdan azat edilirler. Küçüklere de bu konuda ibret eğitimi sağlanır ki günahın tuzağına düşüp onlar gibi olmasınlar." Önüne baktıktan sonra devam etti. "Sennashi'nin Yureikumo ile bir ilgisi olduğunu mu düşünüyorsun? Ne ima ettiğini anlayamadım."

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Thu Aug 14, 2025 9:07 pm
by GM - Shinsei
Sessizce Kaede’nin cevabını beklerken, Kaede göz temasını kısa bir an için bozuyor ve alçak bir sesle "Yok, onu demiyorum." diyor. Ardından hafifçe eğilerek fısıldıyor. "Sadece sizin iddia ettiğiniz kadar iyi olduğunuza inanmıyorum."

Sözleri havada asılı kalırken, çalıların arasından birden birkaç kunai fırlıyor. Metalin havayı yırtan tiz sesiyle refleksle geri çekilip siper alıyorsun. Kaede de aynı anda pozisyon değiştirerek yakınındaki ağaç gövdesine yaslanıyor. Nefesler hızlanmış, kulakların gelen seslere odaklanmış durumda. Yaprakların arasında beliren gölgeler hızla yaklaşırken Kaede’nin yüzünde ani bir kararlılık beliriyor.

Hızlıca bir plan kuruyor ve sesini yükselterek söylüyor. "Sen sol taraftan çık, ben sağdan alacağım. Yaklaşınca sıkıştıracağız." Hareketlerini eş zamanlı koordine ediyorsunuz. Tam o sırada iki maskeli shinobi aniden üzerinize atılıyor. Biri seni hedef almışken diğeri Kaede’ye yöneliyor. Savrulan saldırıdan kaçmaya çalışırken anlık bir boşluk yakalayan düşman, sana zarar vermek üzereyken Kaede’nin sesi havayı kesiyor.

"Shintenshin no Jutsu!"

O an maskelilerden biri bir anda donuyor, vücudu Kaede’nin kontrolüne girmiş. Diğer saldırgana hızlıca yaklaşarak elindeki kunaiyi boğazına saplıyor. Kan kokusu havaya yayılırken, kontrol ettiği bedeni de kendisine doğru çevirip aynı şekilde göğsüne saplıyor. Her iki düşman da cansız yere düşerken Kaede kontrolü bırakıyor ve kısa bir sendelemeden sonra sana doğru geliyor.

Nefesi ağır, sesi yorgun ama kararlı. "Onları öldürmek zorunda kaldım." Sesindeki titreme Kaede'nin sözcüklerini daha ağır kılıyor. Tam toparlanırken uzaklardan birkaç ayak sesi daha duyuluyor. Kaede bakışlarını karanlığa çevirip sana dönüyor. "Geri mi dönelim yoksa ikimiz halleder miyiz? Shintenshin çok chakra yiyor, kendimden emin değilim şu an. Başa çıkabileceksen ilerleyelim."

Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi

Posted: Thu Aug 14, 2025 9:52 pm
by Yureikumo Aoi
Kaede, Aoi'nin tahmin ettiği gibi Sennashi ile bir bağlantı olduğunu ima etmediğini ancak Yureikumo'nun da iddia ettikleri kadar iyi olduğunu düşünmediğini söylemişti. Aoi gözlerini devirerek derin bir iç çekti. Bu kıza laf anlatmaya kalkarsa sabrı yine tükenecekti. Bu yüzden hazır arayı yumuşatmışken hiçbir şey söylemeyerek ağzına gelen her şeyi yutmayı tercih etti. Bugün hoşgörü ve takım arkadaşlığı kazanacaktı. Aoi yalnızca hayatı boyunca karşılaşacağı bütün Yamanakaların böyle olmamasını umuyordu. Üstelik Kaede ona klanları arasında ne yaşandığını da anlatmamıştı ancak Kaede'nin çirkefliği düşünüldüğünde anlatacağı herhangi bir şeye inanacağını da zannetmiyordu. Muhtemelen abartıp dramatikleştirdiği ve Yureikumoları kötü adamlar olarak göstermek için çabaladığı bir hikayeydi. Çok önemli bir şey olsa kendi klanında anlatılagelirdi ve Aoi de bunu bir şekilde duyardı. Hiç yoksa babası anlatırdı. Dini mevzulara verdiği önem ortadaydı.

Üzerlerine fırlatılan birkaç kunai ile dikkatleri dağıldı ve sözleri yarım kaldı. Aoi sesi duyar duymaz siper aldı. Kaede de hemen gardını almıştı. Hızlıca bir plan yaparak iki taraftan kıskaca almaya karar verdiler. Bu esnada iki maskeli shinobi çalıların arasından üzerlerine fırladı. Biri Kaede'ye, diğeri kendisine yönelmişti. Aoi herhangi bir hamle yapamadan Kaede jutsusunu kullanarak adamın bedenini ele geçirdi ve diğer shinobinin boğazına bıçak sapladı. Sonra da kendi göğsüne. İkisinin de cansız bedenleri yere yığıldı. Kaede zorlukla nefes alarak bunu yapmak zorunda kaldığını, jutsusu çok fazla çakra harcadığı için geri dönmekle devam etmek arasında kararsız kaldığını söyleyerek seçimi Aoi'ye bırakmıştı. Ormanın ilerisinden ayak sesleri işitiliyordu. "Şu an geri çekilirsek onları bir daha yakalayamayız. Ölüleri daha sonra jutsumu kullanarak sorgulayabiliriz. Devam edelim. Çakranı dikkatli harca. Bir şekilde üstesinden gelebiliriz. Bana bir takım arkadaşı olarak güvenmeni ve inanmanı istiyorum sadece. Sana her ne kötülük yapıldıysa bunu ben yapmadım. Sennashi irademize saldırıyor. Güçlü bir irade ile onları alt edebiliriz. Ben sana Yamanaka olarak değil, Kaede olarak bakıyorum ve seni bu şekilde sevmek istiyorum. Sen de beni yalnızca Aoi olduğum için sevebilsen keşke."