Page 5 of 5
Re: [Kurooni Jin] Sembolün Gizemi
Posted: Thu Jul 31, 2025 6:08 pm
by GM - Shinsei
Temkinli adımlarla canavara yaklaşıp mührü kesmeye hazırlanırken, avcunun içindeki keskin sızı hala aklını dağıtıyor. Kunaiyi kaldırıp mühür kağıtlarını kesmeye başladığın anda canavarın tüm bedeni aniden parlak bir ışıkla aydınlanıyor. Gözlerini kısarak refleksle birkaç adım geriye doğru afallıyorsun ama beklemediğin bir şey oluyor, kukla da aynı hareketi seninle eş zamanlı yapıyor. Kalbin hızla çarpmaya başlıyor, ne olduğunu anlayamadan panik içinde elini canavara doğru kaldırıyorsun. Kuklanın da kolu aynı anda yükseliyor ve seni taklit ediyor. Hame şaşkınlıkla haykırıyor. "Oha! Canavar senin yaptıklarının aynısını yapıyor!"
Shiho ve Kazuma da donup kalmış bir şekilde kuklayla arandaki tuhaf bağı seyrediyorlar. Shiho'nun gözlerinde derin bir endişe var, Kazuma ise şaşkınlığını gizlemeye çalışıyor ama çoktan yüzüne yansımış durumda. Derin bir nefes alarak yavaşça doğruluyorsun, kukla da seninle aynı anda doğruluyor. Ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyorsun. Kazuma'nın sesi endişeli bir şekilde araya giriyor. "Jin, böyle devam edemeyiz. Bu şey de mi bizimle gelecek? Eğer seninle bağlantılıysa bir sorun çıkabilir."
Shiho bir yandan şaşkın, bir yandan meraklı bir ifadeyle soruyor. "Bu şeyi nasıl durduracağız ki? Ya seni taklit etmeyi bırakmazsa? Ne yapacağız?" Ortam giderek karmaşıklaşıyor. Hame kılıcını sıkarak kuklayı tetikte bekliyor, Shiho ne yapacağını bilmez halde sana bakıyor ve Kazuma bu tuhaf durumun içinde ne yapılacağını kestiremiyor. Sen de hiç beklemediğin bu yeni durumla baş başa kalmışken aklında sayısız soru ve seçenek dönüp duruyor. Ne yapacağını, nasıl bir çözüm bulacağını bilemeden, karmaşanın tam ortasında kalakalıyorsun.
Re: [Kurooni Jin] Sembolün Gizemi
Posted: Fri Aug 01, 2025 4:05 pm
by Kurooni Jin
Avucumun içindeki kesin sızı, zihnime yolladığı acı frekanslarıyla dikkatimi dağıtmaya devam ederken, kafamı iki yana sallayarak odağımı geri toplamış ve mühür kağıtlarını kesmek için harekete geçmiştim. Ancak, hiç beklemediğim bir şekilde canavarın tüm bedeni ani parlak bir ışıkla aydınlanmıştı, refleksle birkaç adım geriye doğru afalladığımda ise, kukla da aynı hareketi yapıyordu. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı, beni gerçekten taklit edip etmediğini anlamak için elimi canavara doğru kaldırdığımda, o da aynı hareketi yapıyordu. Bu kukla ile bir şekilde bağ kurmuştuk, belki de mühürlerin tüm anlamı buydu, ama ne olduğunu da anlayamıyordum.
Hame'nin kelimeleri bir kulağımdan girip diğerimden çıkıyordu. Şaşkınlık içerisinde olduğum yerde kalakalmıştım. Yerimden doğrulduğum anda, kukla da benimle birlikte doğruluyordu. Bu neden yaşanıyordu, anlamış değilim. Bir kuklacı olmuş olamazdım, değil mi? Böyle bir yeteneğim yoktu, bu konuda bir eğitimim de yoktu, sanırım bunlar mühürlerle alakalı olmalıydı. Ne kadar düşünürsem düşüneyim, tam bir bağ kuramıyordum bu yaşananlar arasında. Tek tahmin edebildiğim şey, bunların mühürler sayesinde olduğu yönündeydi. Çakramı aktardıktan sonra bir şekilde bağ kurmuş olmalıydık, ancak böyle bir şey yaşandıysa bile bu durum tehlikeli miydi değil miydi, onu düşünmek gerekiyordu.
Shiho, bu şeyi nasıl durduracağımızı düşünüyordu, aynı soruyu ben de düşünüyordum. Bu şeyle birlikte geriye dönebilir veya ileri gidebilirdim, ancak bir anda bana ihanet etmeyeceğini nereden bilecektim ki? Ya bir anda mühürlerde bir şeyler olursa ve taklit etmeyi bırakıp, saldırıya geçerse? O zaman ne yapacaktık? Arkadaşlarımı bu riskin içerisine atamazdım.
"Bilmiyorum."
Dedim şaşkınlık içerisinde. "Ne yapacağımız konusunu bilmiyorum." Denemek istediğim bir şey için, canavara doğru yaklaştım. Nasıl olsa beni taklit edeceğinden, onun da yaklaşacağını biliyordum. Elimi, onun göğsüne dayayacak ve çakra aktarmaya başlayacaktım. Böyle bir durumda, nasıl bir taklit içerisine girecekti merak ediyorum. Belki bir şeyleri çözmeme veya anlamama yardımcı olur.
Re: [Kurooni Jin] Sembolün Gizemi
Posted: Mon Aug 04, 2025 4:49 pm
by GM - Shinsei
Dikkatle canavara yaklaşıyor ve sağ elini titreyerek göğsüne dayıyorsun, ardından sakin ve kontrollü bir şekilde chakra aktarmaya başlıyorsun. Chakran avucundan çıkarak kuklanın bedenine süzülürken, onun karşılık vereceğini bekliyorsun ancak kukla herhangi bir şekilde sana geri chakra aktarmıyor. Sadece senin gönderdiğin chakrayı içine çekiyor ve bunu bedeninde açıkça hissedebiliyorsun. Bu durum kafandaki soru işaretlerini azaltmak yerine daha da çoğaltıyor.
Hame şaşkın ve biraz da rahatsız olmuş bir sesle konuşmaya başlıyor. "Abi, hiçbir şey anlamıyorum ben bu işten. Kukla desen kukla değil, canavar desen canavar değil. Mühürler falan filan. Biraz açıklık getirseniz mi artık şu işe?"
Shiho ise kaşlarını çatıp oldukça ciddi ve düşünceli bir tavırla söze giriyor. "Belki de chakra aktarman, kuklanın mühürlerini aktif hale getiriyor. Bir kukla, normal şartlarda chakra akışı sayesinde çalışır, değil mi? Eğer chakra akışını sen sağlıyorsan, belki bu şeyi bir kukla gibi kullanabilirsin. Ona chakra aktarmaya devam edersen, belki mühürlerle belirli jutsuları bile kullanabilir. Ama onu kontrol edebilmen için sürekli chakra aktarmak zorunda kalabilirsin. Bu çok yorucu olur ve riskli de olabilir, sonuçta kendi chakranı tüketiyorsun."
Kazuma kollarını göğsünde birleştirip hafifçe gülerek "Jin kardeşim, sen bu şeyi bir kez kontrol altına almayı başardın zaten, değil mi? Bir daha bir terslik çıkarsa yine yaparsın. Çok da kafana takma, salla gitsin. Kukla olsun, canavar olsun, bu artık senin kontrolünde. Kafanı rahat tut biraz."
Karar vermek zorunda olduğunu hissediyorsun ancak hala emin değilsin. Bu şeyi yanınıza almak ve devam etmek, büyük bir risk olabilir, ama aynı zamanda beklenmedik bir avantaj da sağlayabilir. Tam bu düşünceler zihninde karmaşa yaratırken, kuklanın gözleri olması gereken boş hazneler aniden değişiyor. Beyaz bir zemin üzerine siyah bir iris beliriyor, bu Eiengan'ın kendisi.
O anda zihninde tek bir kelime beliriyor ve yankılanıyor.
Aracı.
Re: [Kurooni Jin] Sembolün Gizemi
Posted: Sat Aug 09, 2025 10:30 am
by Kurooni Jin
Sağ elimi bu canavarın göğsüne dayamış, yavaş ve kontrollü bir şekilde çakra aktarmaya başlamıştım. Çakram kuklanın bedeninde süzülüyordu, ancak bana geri bir çakra aktarımında bulunmamıştı. Gönderdiğim çakrayı içine çekmiş, sadece bu şekilde kalmıştı. Hame söze girip, açıklık getirmemizi istiyordu ancak açıklık getirebileceğimiz hiçbir konu yok gibiydi. Shiho ise söze girip, kuklanın mühürlerini aktif hale getirmiş olabileceğimi söylüyordu. Kuklaların çakra akışı sayesinde çalıştığını biliyordum, bu şeyi onun söylediği gibi, kukla gibi kullanabilirdim. Çakra aktarmaya devam edersem, mühürler sayesinde belirli jutsuları bile kullanabileceğini söylüyordu, ama dediği gibi bu durum böyle olsa bile çok yorucu olurdu benim için.
Kazuma ise zaten kontrol altına aldığımı, terslik çıkarsa yine yapabileceğimi söylüyordu. Kafamı rahat tutmam konusunda haklıydı ancak ne olduğu bilinmeyen bir şeyi dostlarımın yanına getirmek konusunda kararsızdım. Tam bu sırada, kuklanın gözleri değişmeye başladı. Eiengan. Kukla, Eiengan'ı açmıştı, bu benim çakra aktarımım sayesinde olmuş olmalıydı. Yoksa, benim sahip olduğum her şeye mi sahip oluyordu çakra aktardıkça?
"Durun."
Dedim sakince. Benim klanımın yeteneğini, nasıl açmış olabilir? Sadece bir çakra aktarımıyla buna evrilmişti. "Bu bizimle gelmek zorunda." Dedikten sonra, Eiengan'ı aktive ettim. Madem taklit ediyor ve üstelik benim klanımın yeteneğini çalabiliyor, o da aktive edebilmeli diye düşünüyorum. Birbirimizi hipnoz etmeyi deneyeceğim. Ona, gözlerinin içine bakarak fısıldayacağım "Otur." diyerek. Aynı şeyi bana da yaşatmasını umuyorum.
Re: [Kurooni Jin] Sembolün Gizemi
Posted: Sat Aug 09, 2025 6:17 pm
by GM - Shinsei
Elini kuklanın göğsünde tutmaya devam ederken gözlerinin içine bakıyor ve sakin, neredeyse duyulmaz bir sesle fısıldamaya başlıyorsun. Fısıltı dudaklarından çıktığı anda zihninin derinliklerine çarpık bir uğultu çöküyor. Bu ses, normal bir ses değil, boğuk, tiz ve kalın tonların karıştığı, anlam veremediğin bir uğultunun içinde ağlayan, zırlayan, acı içinde inleyen insanlar var. Bazıları boğuluyormuş gibi kesik nefeslerle hıçkırıyor, bazıları ise dişlerini gıcırdatarak çığlık atıyor. Çığlıklar kulaklarının içini oyuyor, boğazına tırmanıyor, sanki kafatasının içinden dışarı çıkmaya çalışıyorlar. Her biri farklı bir ağızdan, farklı bir dilde, ama aynı acıyla bağırıyor. Bu ağırlık beyninin arka tarafına saplanan soğuk bir bıçak gibi ilerliyor ve dayanılmaz bir şekilde seni sıkıştırıyor.
Daha fazla devam edemeyip fısıltını kesiyorsun. Göğsün hızlı hızlı inip kalkıyor, alnından soğuk terler akıyor. Ne yaptığını tam olarak bilmiyorsun, ama yapabildiğini hissediyorsun. Kukla sende olduğu gibi bir anlığına emirle yerinde sabitlenmiş halde duruyor. Hame hemen yanına geliyor, sesinde karışık bir telaş ve sabırsızlık var. "Artık gitmemiz lazım, bir karar versen iyi olur Jin." Tam karar verecek gibi hissederken Shiho birden başını yana çeviriyor. "Bir ayak sesi duydum." diyor alçak ama keskin bir tonla. Bu sözlerden hemen sonra iki gölge uzak bir noktadan sıçrayarak önünüze kadar geliyor.
Herkes içgüdüsel olarak geriye doğru çekiliyor, arada on metre mesafe bırakıyorsunuz. Kukla da seninle birlikte aynı anda geri adım atıyor. Karşınızda duran iki shinobi, keskin silüetleriyle duruyor. Her ikisinin yüzünde mor, kıvrımlı dövmeler var, sanki boyunlarından yanaklarına, oradan da gözlerinin altına doğru akan garip bir işaret. Biri koyu, eski püskü bir savaş giysisi içinde, gözlerinin etrafı kalın sürmeyle çevrilmiş, siyah çizgiler göz kapaklarının üzerinden şakaklarına kadar uzanıyor, bakışları yoğun ve tehditkar. Diğeri ise kat kat, garip desenli bir giysi giymiş, kollarındaki kumaşlar rüzgarda hafifçe dalgalanıyor, yüzünde yarı maske gibi duran sert deri parçaları var.
Sürmeli olan, yanında durana kısa bir bakış atıyor. "Kazuha, anlaşılan aradığımızı bulduk." diyor alaycı bir gülümsemeyle. Diğeri, yani Kazuha, bir adım öne çıkıyor. "Tatsuha, bana bırak." Sürmeli olan hışımla bağırıyor. "Siksen sana bırakmam lan böyle bir şeyi!" Kazuha adımlarını sertleştirip daha da öne çıkıyor, sesinde buz gibi bir tehdit var. "Kuklayı verin, yoksa şuracıkta sikeriz alayınızı."
Re: [Kurooni Jin] Sembolün Gizemi
Posted: Thu Aug 28, 2025 10:48 am
by Kurooni Jin
"Siktir..."
Diye tısladım kendi kendime fısıltımdan sonra. Bu kukla, gerçekten Eiengan'ı kullanıyor olmalıydı. Öyle ki, fısıldadığım anda yarattığı etkiler bir kabustan farksızdı. Zihnimin derinliklerine çökmüş çarpık bir uğultu, uğultunun içinde ağlayan, acı içinde inleyen insanlar, bazıları kesik nefeslerle hıçkırırken, bazıları çığlıklarla eşlik ediyordu duruma. Farklı ağızlar, farklı diller olsa da, hepsi aynı acıyı çekiyordu. Enseme saplanmış bir bıçaktan farkı yoktu yaşadıklarımın. Daha fazlasını kaldıramadığım için, fısıltımı kesmiştim. Kukla da, benden aldığı emirle yerinde sabitlenmiş bir şekilde duruyordu. Bu kuklayı kesinlikle yanımda götürmeliydim. Ona hükmetmem gerekiyordu, hükmetmiyorsam bile yanımda bulunmalı ve sırrını çözmeliydim.
Hame yanıma gelip, karar vermemi söyledikten sonra Shiho bir ayak sesi duyduğunu söylüyordu. Bunu söylemesiyle birlikte iki gölgenin karşımıza gelmesi bir olmuştu. Geriye doğru çekilmiş, aramıza on metre kadar bir mesafe bırakmıştık. Kuklanın da geri adım atıyor olması, bir yandan güvenimi tazelemişti. Karşımızdaki shinobilerin yüzünde mor, kıvrımlı dövmeler vardı. Bilgi birikimim kim olduklarını, dövmelerin neye ait olduğunu anlamama yetmiyordu. Birinin üstünde eski püskü bir savaş giysisi vardı, gözlerinin etrafında kalın sürmeler vardı. Diğeri ise garip desenli, kat kat duran bir giysi giymişti. Yüzünde maske gibi duran sert deri parçaları vardı.
Maskeli olanın ismi Kazuha'ydı, diğeri ise Tatsuha. İkisinin de isteği kukla gibi duruyordu, ancak bunu kolayca verecek değildim. Üstelik, bana ait olan bir şeyi paylaşmayı sevmezdim. Oldum olası böyle olmuştu, bir şey bana aitse, bana ait kalmalıydı. Eiengan'ımın hala aktif olması, beni sevindirmişti. Hızla, Tatsuha denen adamın gözlerinin içine baktım. Aynısını kuklanın da yapacağını biliyordum. Yani, öyle olması gerekiyor diye düşünüyordum. Üstelik, bir Eiengan bile insanda böyle bir etki yaratıyorsa, iki Eiengan aynı anda vurduğunda nasıl etki yaratabilirdi? Güzel bir deney olacaktı.
"Tatsuha." Dedikten sonra gözlerinin içine bakmaya başladım. Derin Fısıltı yeteneğimi kullanmak için tam vaktiydi, fısıldamaya başlarken, bir yandan kunaimi çıkardım hızlıca. "Korku, ciğerlerinin içine dolmaya başlıyor. Sanki, damarlarında akan kan değil de, korkunun en saf haliymiş gibi hissediyorsun. Kasların, buna tepki göstermeye başlıyor. Titriyorlar, kaçmak istiyorlar. Ama kaçamıyorsun. Öyle ki, yerine sabitlenmiş bir şekilde duruyorsun. Bacakların ne ileri, ne geri gitmek istemiyor. Cebinden kullandığın kesici aletini çıkarıyorsun, bacaklarının niye oynamadığını anlamak için, sert bir şekilde saplıyorsun sağ bacağına. Ama nafile, kasların oynamıyor. Ölüm, her an seni alabilecekmiş gibi hissetmeye başlıyorsun. Ensende alan, o garip nefes gibi..." Fısıldamam bittiği anda, önce etkileri görmek istiyordum. Sonrasında saldırıya geçmek için harekete geçecektim, duvardan güç alarak Tatsuha tarafına doğru koşturmaya başlayacaktım duvarın üzerinde, eğer yerinde sabit duruyorsa kunaimi direkt olarak boğazına geçirmek için hedef alacak ve savuracaktım.