Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
Kuklanın dev ayağı iniyor. Gölge büyüyor, patlayıcı kağıtlar sanki kalp atışlarıyla senkronize bir şekilde titriyor. Zaman hissiyatının değişmesi bir yanılsama. Sadece zihnindekilerin hızı artıyor, dış dünyanın akışını sollamaya başlıyor. Dayanmak saçma. Vücuduna güvenmek daha da saçma. Gözlerin kıyıya kırılıyor. Çamura gömülmüş bir kök, yeterince sağlam, yeterince yakın, yeterince maddi. Değerli olan biçimi değil, yerine geçebilecek kadar var olması. Ellerin mühre gidiyor. Kawarimi no Jutsu'nun dizilimi, parmakların arasında bir elektrik akımı gibi şekilleniyor.

Ayak çarpıyor ve sen orada değilsin. Patlama, gölün yüzeyini parçalıyor. Su, yukarı doğru fışkırıyor, bir volkan gibi. Ateş, duman, çamur ve kırık metal parçaları havaya saçılıyor. Ses o kadar şiddetli ki, kulaklarında bir çınlama başlıyor. Gölün yüzeyi, sanki bir dev onu ortadan ikiye bölmüş gibi çatırdıyor. Ama sen kıyıdasın. Çamurlu kökün yanında, bir dizinin üzerinde, nefes alıyorsun. Göğsün inip kalkıyor, ama zihnin durgun. Patlamanın yarattığı sis perdesi, gölü kaplıyor. Görüş sıfıra yaklaşıyor. Mükemmel.

Ama bu anı boşa harcamayacaksın. Ellerin tekrar mühre gidiyor, bu sefer Kage Bunshin no Jutsu. Duman, sisin içinde kaybolurken, ikinci bir Arata gölün farklı bir noktasında beliriyor. Kıyının diğer tarafında, neredeyse Uoba'nın arka çaprazında. Klon, suyun üzerinde dengeli duruyor, elleri savunmaya hazır bir pozisyonda. Hedef bütünlüğü parçalanıyor. Uoba'nın beyaz gözleri, patlamanın olduğu noktadan klona kayıyor. Kafası karışmış gibi. Hangi Arata gerçek? Kuklacı ise kafasının üzerinde duruyor, gözleri sisin içinde iki noktayı tarıyor. Kuklanın dev gövdesi, hala patlamanın merkezinde duruyor, ayaklarının altında sadece hasar kalıntıları var.

Ama sonra bir şey değişiyor. Sisin içinden bir dalga yükseliyor. Ama bu sıradan bir dalga değil. Devasa, kontrollü, şekillendirilmiş bir su kütlesi. Sanki bir deniz canavarının sırtı gibi, gölün yüzeyinden fışkırıyor. Ve bu dalga, doğrudan kuklacıya doğru ilerliyor. Uoba başını çeviriyor. "Ne-" Cümlesini tamamlayamıyor. Çünkü sisin içinden bir figür beliriyor. Maskeli biri. Maskesi garip, yüzünün sol yarısını kaplayan, dalga motifleriyle süslenmiş, koyu mavi ve gümüş tonlarında bir maske. Sağ tarafı açık, ama yüzün o kısmı da sisin içinde net seçilmiyor. Sadece bir çene, bir dudak çizgisi. Kıyafetleri standart shinobi giysilerinden farklı, suyun akışını andıran, dalgalı kumaşlar, üzerinde ıslak lekeler var. Omzunda Kirigakure alın bandı asılı, ama takılmamış. Sadece orada, bir sembol gibi. Maskeli, senin yanına konumlanıyor. Bir kelime bile etmiyor. Sadece ellerini kaldırıyor, mühürler şekilleniyor.

"Suiton: Suiryuudan no Jutsu!"

Gölün yüzeyinden bir su ejderhası yükseliyor. Ama bu sıradan bir su ejderhası değil. Neredeyse on metre uzunluğunda, gövdesi kalın, pulları su damlacıklarından oluşmuş. Gözleri, sanki canlıymış gibi parlıyor. Ağzı açık, dişleri su mızrakları gibi sivri. Ejderha, havada bir tur atıyor, sonra doğrudan kuklacının üzerindeki dev kuklaya doğru dalıyor. Kuklacı, ipleri çekiyor, kukla sağa doğru kaçmaya çalışıyor. Ama ejderha hızlı. Çok hızlı. Kuklanın sol koluna çarpıyor, enerji patlaması metalin içine yayılıyor. Kolun eklemi kırılıyor, parçalar etrafa saçılıyor. Kukla dengesini kaybediyor, kuklacı ipleri sıkıca tutarak kendini sabitlemeye çalışıyor.

Ama maskeli durmuyor. İkinci bir teknik. "Suiton: Bakusui Shouha!" Ağzından fışkıran su, bir tsunami gibi genişliyor. Gölün yüzeyi, aniden kabarıyor, dev bir dalga oluşuyor. Bu dalga, doğrudan Uoba'ya ve kuklacıya doğru ilerliyor. Uoba, taş zırhını sağlamlaştırıyor, ayaklarını suya gömüyor. Dalga çarpıyor, ama adam dayanıyor. Zırhı çatlıyor ama kırılmıyor. Gözlerindeki beyazlık, bir an için titriyor. Nefes alıyor, ama ayakta kalıyor. Kuklacı ise şanslı değil. Dalga, kuklanın gövdesine çarpıyor. Kuklacı, ipleri bırakmamaya çalışıyor ama akıntı çok güçlü. Kuklanın kafasından fırlıyor, havada bir tur atıyor, sonra gölün içine düşüyor. Suya çarpışı sert, nefesi kesiliyor. Yüzmeye çalışıyor ama giysileri ağırlaşmış, hareketleri yavaş.

Maskeli, üçüncü bir mühre başlıyor. Ama bu sefer tekniği tamamlamıyor. Sadece ellerini kaldırıyor, parmakları hafifçe titriyor. Gölün altından, su bıçakları yükseliyor. İnce, keskin, görünmez. Sadece suyun yüzeyinde bıraktıkları çizgilerden belli oluyorlar. Su bıçakları, kuklacıya doğru ilerliyor. Kuklacı, onları görmüyor bile. İlk bıçak, sağ omzuna saplanıyor. Kan fışkırıyor, suya karışıyor. İkinci bıçak, sol bacağına. Üçüncü bıçak, göğsüne. Kuklacı, bir çığlık atıyor, sonra suya batıyor. Yüzmeye çalışmıyor artık. Sadece batıyor. Uoba, arkadaşının düştüğünü görüyor. Gözlerindeki beyazlık, bir an için kızıla dönüyor. Öfke. Saf, filtrelenmemiş öfke. Taş zırhı, elektrik enerjisini kaybetmiş, ama hala sağlam. Elleri yumruk oluyor, dişleri gıcırdıyor. Ve sonra, sana bakıyor. Sonra maskeliye. Sonra tekrar sana. "Siz... siz..."

Kelimeler boğazında düğümleniyor. Ama sonunda, bir karar veriyor. Geri çekiliyor. Gölün kenarına doğru yönelmeye başlıyor. Kaçıyor. Maskeli, onu takip etmiyor. Sadece duruyor, elleri hala mühre hazır pozisyonda. Gözleri Uoba'nın kaçışını izliyor. Göl yavaşça sakinleşiyor. Dalgalar küçülüyor, su seviyesi normale dönüyor. Kuklacının bedeni, suyun altında kaybolmuş. Kukla, parçalanmış halde suyun yüzeyinde yüzüyor, işe yaramaz bir enkaz gibi. Nagi'nin bedeni de hala orada, hareketsiz. Maskeli, hala seninle konuşmuyor. Sadece dönüyor, sana bakıyor. Maskenin ardındaki gözlerin sadece biri görünüyor, sağ göz, seni tarıyor. Değerlendiriyor. Ama bir şey söylemiyor. Sis yavaşça dağılmaya başlıyor. Ve sen, bu yeni müttefikin, ya da her neyse, yanında duruyorsun. Nefes alıyorsun. Hayattasın. Ama sorular var. Kim bu? Neden yardım etti? Ve en önemlisi... Rei nerede?

Maskeli Adam
► Show Spoiler
Post Reply