Re: [Yureikumo Aoi] Bir Tas Çorba, Biraz Sessizlik
Posted: Fri Aug 21, 2026 8:24 pm
İzleri takip etmeye karar verdikleri zaman Masato çakra harcamayı gereksiz bulduğu için Byakugan kullanmamıştı. Dediği gibi izler henüz çok tazeydi. Çıplak ayak izleri dere boyunca ilerliyordu. Takip etmeye başladılar. İz bırakan her kim ise oldukça hafif bir bedene sahip olmalıydı ki geride başka hiçbir iz bırakmamıştı. Aoi izleri takip ettikçe bunun bir insan olduğu konusunda daha da şüpheye düşüyordu. Bir süre ilerledikten sonra bazı koparılmış böğürtlen çalılıkları buldular. Masato kaçan bir çocuksa acıkmış olduğu için bunlarla beslenebilmiş olabileceğini öne sürmüştü. Ayak boyunun bu kadar küçük olmasını garip buluyordu. "Ailesinden ayrı düşmüş ya da buraya bırakılmış olabilir mi ki?"
Bir süre daha takip ettiler izleri. Ormanın daha derin, daha izbe köşelerine doğru sürükleniyorlardı. "Kaybolmasak bari." Gür ağaçların köklerinin dışarı fırladığı yoğun ağaçlık ve yosun kaplı bir bölgeye gelmişlerdi. İzler de aniden kesilmişti. Masato ile bir an şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. İzlerin sahibi yok olmuştu sanki bir anda. Çalılıklardan bir hışırtı gelince hemen oraya yöneldiler. Masato hemen gardını alıp Aoi'nin önüne geçmişti. "Masato sen yaralısın!" Aoi fısıltıyla azarladı onu yine kendisini tehlikeye attığı için. Çalılıklardan bir daha hışırtı duyuldu. Sonra da...
Bir...
K-K-K-Kurbağa...!
Kocaman güzel pörtlek gözleri, turkuaz-yeşil derisi, beyaz benekli ve yaklaşık beline kadar gelen güzeller güzeli bir kurbağaydı. Aoi'nin kurbağalı deresindeki kurbağalara göre çok daha iri yarı ve gösterişli görünüyordu. Başının üzerinde aksesuar gibi duran çok sevimli sarı bir çiçeği bile vardı. Ayaklarını toprağa basmıştı ve bıraktığı izler deminden beri takip ettikleri izlerin aynısıydı. Bir süre boyunca Masato ile bakıştılar. Sonra kurbağa ağzını açıp konuştu.
Aoi için bu hayallerinin gerçek olduğu an gibi bir şeydi. Konuşan kurbağa... Gözleri kocaman büyüdü. Hemen kendini öne atarak bu muhteşem varlığı daha yakından incelemeye çalıştı. "KONUŞUYOR! ÇOK SEVİMLİ!" Aoi kendini tutamayarak kurbağaya olan hayranlığını haykırdı. "M-Merhaba sayın kurbağa! Sizi rahatsız mı ettik yoksa?" Mutluluktan yerinde zıp zıp zıplıyordu tıpkı bir kurbağa gibi. "Biz ormandan geçiyorduk sadece. Ahh! Kurbağaları çok severim! Kurbağa pelüşüm bile var. Ne kadar da güzelsiniz! Çok sevimli. O güzel dikdörtgen gözler, o yeşilin en güzel tonu kaygan deri, o aheste benekler... Şu küçük sarı çiçek! Çok tatlı! O kadar tatlı ki! Ah Yüce Yuukon!" Aoi kurbağa konuştuğu için resmen dini vecd yaşıyordu. Hayvanın dibine girdi. "İsminizi bize bahşeder misiniz sayın kurbağa? Benim adım Aoi. Yureikumo Aoi. Buradaki centilmen beyin ismi de Hyuuga Masato. Konohagakure shinobileriyiz. Sizin adınız nedir?"
Bir süre daha takip ettiler izleri. Ormanın daha derin, daha izbe köşelerine doğru sürükleniyorlardı. "Kaybolmasak bari." Gür ağaçların köklerinin dışarı fırladığı yoğun ağaçlık ve yosun kaplı bir bölgeye gelmişlerdi. İzler de aniden kesilmişti. Masato ile bir an şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. İzlerin sahibi yok olmuştu sanki bir anda. Çalılıklardan bir hışırtı gelince hemen oraya yöneldiler. Masato hemen gardını alıp Aoi'nin önüne geçmişti. "Masato sen yaralısın!" Aoi fısıltıyla azarladı onu yine kendisini tehlikeye attığı için. Çalılıklardan bir daha hışırtı duyuldu. Sonra da...
Bir...
K-K-K-Kurbağa...!
Kocaman güzel pörtlek gözleri, turkuaz-yeşil derisi, beyaz benekli ve yaklaşık beline kadar gelen güzeller güzeli bir kurbağaydı. Aoi'nin kurbağalı deresindeki kurbağalara göre çok daha iri yarı ve gösterişli görünüyordu. Başının üzerinde aksesuar gibi duran çok sevimli sarı bir çiçeği bile vardı. Ayaklarını toprağa basmıştı ve bıraktığı izler deminden beri takip ettikleri izlerin aynısıydı. Bir süre boyunca Masato ile bakıştılar. Sonra kurbağa ağzını açıp konuştu.
Aoi için bu hayallerinin gerçek olduğu an gibi bir şeydi. Konuşan kurbağa... Gözleri kocaman büyüdü. Hemen kendini öne atarak bu muhteşem varlığı daha yakından incelemeye çalıştı. "KONUŞUYOR! ÇOK SEVİMLİ!" Aoi kendini tutamayarak kurbağaya olan hayranlığını haykırdı. "M-Merhaba sayın kurbağa! Sizi rahatsız mı ettik yoksa?" Mutluluktan yerinde zıp zıp zıplıyordu tıpkı bir kurbağa gibi. "Biz ormandan geçiyorduk sadece. Ahh! Kurbağaları çok severim! Kurbağa pelüşüm bile var. Ne kadar da güzelsiniz! Çok sevimli. O güzel dikdörtgen gözler, o yeşilin en güzel tonu kaygan deri, o aheste benekler... Şu küçük sarı çiçek! Çok tatlı! O kadar tatlı ki! Ah Yüce Yuukon!" Aoi kurbağa konuştuğu için resmen dini vecd yaşıyordu. Hayvanın dibine girdi. "İsminizi bize bahşeder misiniz sayın kurbağa? Benim adım Aoi. Yureikumo Aoi. Buradaki centilmen beyin ismi de Hyuuga Masato. Konohagakure shinobileriyiz. Sizin adınız nedir?"