Page 4 of 6
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Sun Aug 03, 2025 8:46 am
by GM - Shinsei
Alev toplarının sıcaklığı tenine yaklaşırken hızla mühür yapıyorsun. Çakranın akışıyla beraber, vücudun bir anda yer değiştiriyor ve uzaktaki bir odun parçasının yanında beliriyorsun. Alev topları şiddetli bir patlamayla boşluğa çarparak dağılıyor ve hava sıcaklığı bir anda yükseliyor. Göz ucuyla klonların jutsularını ustaca yönlendirerek boşluğa gönderdiğini fark ettiğinde endişelenmiyor değilsin. Ancak, şimdi karşı saldırı sırası sende.
Hızla yeni bir mühür dizisi yapıyorsun. Ağzından ve ellerinden birden fazla keskin hava mermisi hızlıca oluşarak fırlıyor. Ormanın sessizliği parçalanırken, hava mermileri dört klonun hepsine isabet ediyor. Aniden yoğun bir duman yükseliyor ve tüm klonlar aynı anda yok oluyor.
Tam zafer elde ettiğini düşünürken, kapüşonlu adamın gözlerinden yayılan derin bir mavi ışıltı fark ediyorsun. Adam, ani bir refleksle katana kınından çekip hızla sana doğru atılıyor. Gözlerini kısarak sana yaklaşırken, hızından dolayı kapüşonu hafifçe geriye sıyrılıyor ve yüzünden sadece parlak, soğuk mavi gözlerini seçebiliyorsun. Adamın aurasında inanılmaz bir tehdit ve kararlılık var.
Saniyeler içinde sana ulaşıyor. Katanasının parlak metal yüzeyi, hızla üzerine doğru iniyor. Savunma için hamle yapmaya sadece saniyelerin var. Hızlıca tepki vermezsen, bu saldırının sonucu ciddi olacak!
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Sun Aug 03, 2025 10:04 am
by Yureikumo Aoi
Uzaktaki bir odun parçası ile yer değiştirip hızlıca saldırıdan kaçınmıştı ancak adam klonlarını o kadar iyi kontrol ediyordu ki alev topları boşluğa yönlendirilerek birbirine çarpmamıştı. Bu sebeple klonların hepsi de hala ayaktaydı. Aoi fazla beklemeden hızla hava mermilerini kullandı ve klonları bu şekilde yok etmeyi başardı ancak bu hiçbir anlam ifade etmemişti. Adam sanki bunu bir oyalama, keyif oyunu gibi kullanmak istemiş gibi gözlerinden mavi ışıltılar çıkararak üzerine doğru atılmıştı. Katanasını kınından çekerek öyle bir hızla koşmaya başlamıştı ki kapüşonu başından sıyrılmıştı. Yalnızca iki mavi göz seçiliyordu. Büyük bir kararlılıkla onun işini bitirmek istiyordu. Kimdi bu adam neyin nesiydi? Sennashi üyelerinin lideri bu adam mıydı? Eğer lider değilse durum daha vahim miydi? Gerçekten bu kadar güçlü üyelerden oluşan bir grup muydu? Hafife almamaları gerektiği kesindi.
Aoi'nin tepki vermek için çok zamanı yoktu. Katana üzerine doğru geliyordu. Birkaç saniyede el mühürlerini yapmaya çalıştı. "Tamashii no Hansha!" Telaşlanmıştı. Gerçekten güçlü bir rakiple tek başına karşı karşıyaydı. Bu gidişle uzun süre ayakta kalamayacaktı. Bu şekilde can vermek onurlu olacak olsa da arkadaşlarına yardım etmek, Hokage'yi yüz üstü bırakmamak istiyordu. Henüz çok başındaydılar ve operasyonları başarıya ulaşmamıştı. Işık elçisi denen adamı bulduğu için onu Takeshi'ye anlatması gerekiyordu. Yuukon'dan azim ve güç dilemekten başka yapabileceği pek de bir şey olmadığını fark etti. Eğer Tamashii no Hansha ile başarılı bir şekilde hayatta kalabilirse "Shizukesa no Kusari" yapmayı deneyecekti.
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Sun Aug 03, 2025 9:11 pm
by GM - Shinsei
Katananın metalik parlaklığı gözlerine ulaşırken hızla mühürleri tamamlıyorsun. Katananın keskin ucu tam tenine dokunacağı anda, güçlü bir ruh enerjisi kalkanı seni sararak saldırıyı saptırıyor. Darbe, görünmez bir kuvvetle durduruluyor ve adam sarsılarak geri sekiyor. O esnada zihnine ulaşan korkutucu yanılsamaların etkisiyle adamın gözlerindeki kararlılık kısa süreliğine kırılıyor.
Bu ani fırsatı kaçırmamak adına yeniden el mühürlerini hızla yapıyorsun, bedenin zorlanırken bile. Parmaklarının ucundan yayılan görünmez ruhsal zincirler, adamın bedenini sarıyor ve onu havaya kaldırarak sıkıca bağlıyor. Çakra akışını aniden kesen zincirler, adamın fiziksel hareketlerini tamamen kısıtlıyor. Adamın zincirlere karşı direnmeye çalıştığını görebiliyorsun, ancak zincirlerin gücü ona bu şansı tanımıyor.
Fakat bedenin artık sınırına ulaşmış durumda. Başının dönmesi giderek artıyor, görüşün bulanıklaşıyor ve kulaklarında hafif bir uğultu duyuyorsun. Neredeyse yere çökecek kadar yorgun hissediyorsun kendini. Karşındaki adam zincirlerin içinde hafifçe kıpırdayarak sana bakıyor, mavi gözleri tekrar senin gözlerinle buluşuyor.
"Gerekirse sonsuza kadar burada kalırız. Bu durumda arkadaşların Sennashi üyeleri tarafından etkisiz hale getirilir. Buradan çıkmak istiyorsan beni öldürmen gerekiyor." Nefes almakta bile zorlanırken, zincirlere şaşkınlıkla bakıyor adam ve hafifçe gülümseyerek ekliyor. "Demek zincirlerin çakra emiyor, öyle mi? Sonra ne oluyor? Sana mı aktarıyorlar?"
Başın hafifçe sallanıyor, sersemlemiş halde bulanıklaşan adamı dinliyorsun. Görüşünün kenarları kararıyor, ancak bilincini kaybetmemek için direniyorsun. Adam, sesini biraz daha alçaltıp, tonunu yumuşatarak soruyor. "Konoha'ya karşı ne hissediyorsun? Bugüne kadar seni dışlamak dışında ne yaptılar?"
Bu soruyla beraber başın dönüyor ve düşüncelerin karmaşıklaşıyor. Zihninde anılar, duygular ve tereddütler birbirine karışırken, zincirlerin ve bedeninin kontrolünü sürdürmekte güçlük çekiyorsun. Cevap vermek zorundasın. İçindeki gerçek hislerle yüzleşmen gerekiyor, ya da onları reddetmen.
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Mon Aug 04, 2025 1:04 am
by Yureikumo Aoi
Katananın darbesi bedenine inmek üzereyken son anda yapabilmişti el mühürlerini. Ruh kalkanı tüm vücudunu sararak darbe inmeden önce onu durdurmuş ve adamı da geriye doğru savurmuştu. Genjutsunun da etkisiyle bir anlığına olsa dahi dikkati de dağılmıştı. Aoi bu anı fırsat bilerek çok zorlanarak da olsa ruh zincirleri için gerekli mühürleri bir kez daha yaptı. Adamın çakra akışı kesilirse içinde bulunduğu bu genjutsudan kurtulabileceğini düşünmüştü. Ancak hiçbir şey değişmemişti. Adamın zincirlere direnmeye çalıştığını görebiliyordu ancak içinde bulunduğu sahte ortamdan çıkamıyordu. Üstelik üst üste bu kadar fazla çakra harcamaktan ötürü bedeni tamamen yorgun düşmüştü. Artık etrafı bulanık görüyordu. Kulaklarında tuhaf bir uğultu hissediyordu. Daha önce çakrasını hiç bu kadar sınırına kadar kullanmadığı için akademide işittiği semptomlardı bunlar yalnızca. Şimdi yaşıyor olmak ve ölüme bu derece yaklaşmış olmak ona tuhaf hissettiriyordu. Gözü arkada gitmeyecekti en azından. Kendinden ve seçtiği yoldan emindi, doğruyu yaptığını biliyordu. Yuukon'un ona yukarıda kucak açtığını biliyordu.
Adamın mavi gözlerini üzerinde hissetti. Onu öldürmediği müddetçe sonsuza dek burada kalabileceklerini, bu durumda da arkadaşlarının Sennashi tarafından yok edileceğini söylemişti. Bu söz konusu bile olamazdı. O halde Aoi onu çok geç olmadan öldürmeliydi. Buradan bir an önce çıkmalıydı. Diğerlerine yardım etmeliydi. Zor durumdaydılar belki de. Arkadan destek Sennashi üyeleri gelmiş olabilirdi. Onları kıskaca almış olabilirlerdi. Adam zincirlerle ilgili bir şeyler söylüyordu. Zaman kazanmaya çalışıyor olmalıydı. Aoi'nin başı dönüyordu. Ayakta kalmakta da zincirleri kontrol etmekte de zorlanıyordu. Ancak şimdi pes edemezdi. Takeshi'ye anlatmalıydı. O Hokage'ye iletirdi. Liderleri oydu. Ona güveniyordu. Adamın öncesine kıyasla daha yumuşak bir ses tonuyla ona Konoha'ya karşı ne hissettiğini sorduğunu işitti. Onu dışlamaktan başka ne yapıyorlardı sonuçta, değil mi? Aoi parmaklarının ucunda adamı bağlamış zincirlere sıkı sıkıya tutunurken dişlerini sıktı. "Dışlamaları önemli değil... Bunlar fani... ve bencilce kaygılar. Yureikumolar bir tek Yuukon'a hesap verir ve bir tek Yuukon'dan korkar. Konohagakure'ye olan bağımız sonsuzdur. Yuvamı güvende tutacağım... Diğer köyleri de..."
Bedenini kontrol etmeye çalışarak elini zorlukla çantasına götürdü. Bir kunai almayı deneyecekti. "Ölmeyeceksin... değil mi? Burası gerçek değil sonuçta." Kunai almayı başarabilirse adama ölümcül şekilde fırlatmayı deneyecekti. Bunu yapacak gücü bulması gerekiyordu. "Buradan çıkmak zorundayım... Arkadaşlarım tehlikede..."
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Mon Aug 04, 2025 6:13 pm
by GM - Shinsei
Parmaklarının ucunda hissettiğin soğuk metalin gücünü kullanarak tüm iradenle kunaiyi ileri doğru fırlatıyorsun. Kunai hızla adamın boğazına saplanıyor ve kanın sıcak, koyu kırmızı damlaları fışkırarak havaya saçılıyor. Adamın mavi gözleri bir an için dehşet ve şaşkınlıkla açılıyor. Her şey sanki ağır çekimde gerçekleşiyor gibi. Adamın zincirlere bağlı bedeni ağır ağır yere doğru çökerken, gözlerindeki hayat ışığı sönmeye başlıyor. Sana son bir kez bakıyor, ağzından sessiz bir çığlık çıkıyor, ancak hiçbir kelime duyulmuyor.
Tam o anda etrafındaki gerçeklik parça parça kırılmaya başlıyor. Ormanın canlı yeşili yavaş yavaş soluyor, ağaçlar ve dallar kum taneleri gibi dağılarak karanlığa karışıyor. Gözlerini kapatıp açtığında her şey kaybolmuş ve tekrar gecenin karanlığında buluyorsun kendini. Arkadaşlarının savaş sesleri tekrar kulağına geliyor, bulanık görüntü giderek netleşiyor. Takeshi seni tutmuş, endişeyle sarsarak sesleniyor. "Aoi! Aoi, duyuyor musun beni?"
Sesi boğuk ama endişesi çok net. Hafifçe titreyen elini kaldırarak ona iyi olduğunu belirtmeye çalışıyorsun, ancak başın dönüyor, görüşün hala bulanık. Etrafındaki mücadele sona ermek üzere. Sennashi üyelerinin bir kısmı yerde hareketsiz yatıyor, diğerleri ise karanlığa karışarak kaçıyorlar. Shiori derin derin nefes alarak Kenmaru'yu yanına çağırıyor ve bitkin halde yere çömeliyor. Kaede, kunailerini sıkıca kavramış halde gözlerini karanlık ormana dikmiş, kaçan düşmanları izliyor. Masato'nun bakışları ise endişeli, önce sana sonra diğerlerine dönüyor.
Satoshi terini silerek başını sallıyor ve homurdanıyor. "Bu ne biçim tuzaktı böyle… Neredeyse burada kalacaktık." Masato ağır adımlarla yanına yaklaşıyor ve herkesi hızlıca süzüyor. "Bazıları kaçtı. Peşlerinden gitmeli miyiz?" Shiori kararsız bir tavırla ona bakıyor. "Bilmiyorum. Aoi'nin durumu iyi değil, onu riske atamayız." Takeshi sana dönerek ciddi bir ifadeyle soruyor. "Ne yaşadın sen öyle? Bir an yerde donup kaldın. Sana ulaşmaya çalıştım ama… bizi duymuyordun sanki."
Konuşmakta zorlanıyorsun. Bedenin hala çakra kullanımının sınırlarını aşmış olmanın etkisiyle halsiz durumda. Başını hafifçe eğerek, ne söyleyeceğini bulmaya çalışırken, Masato araya giriyor. "Şimdilik kaldığımız yere dönelim. Hepimiz çok zorlandık ve Aoi'nin dinlenmesi gerek. Sabah tekrar plan yaparız ve kalanını bulmak için harekete geçeriz."
Herkes kısa bir sessizlik içinde bu öneriyi kabul ediyor. Takeshi, daha fazla bir şey demeden dikkatlice seni sırtına alarak grubun gerisinde kalıyor. Masato da esir aldığınız Sennashi üyesini sırtlanıyor. Ormanın içinde hafifçe sallanırken Takeshi endişeli bir şekilde başını sana doğru çevirip alçak sesle soruyor. "Rahatsız değilsin, değil mi?"
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Mon Aug 04, 2025 11:21 pm
by Yureikumo Aoi
Aoi kunaiyi fırlattığı gibi adamın boğazına saplanmıştı. Etrafa boşalan kan gerçekçiydi. Adamın bakışlarındaki yaşam ışığının gittikçe söndüğünü görebiliyordu. İlk başta bu hamleden ötürü şaşırmış gibiydi. Onu gerçekten öldürmesini beklemiyor muydu? Kendisi genç kızı ölümün kıyısına birden fazla kez getirmişken hem de. Ağzını açıp son bir şey söylemişti ancak ses duyulmamıştı. Adamın ölümüyle birlikte de içinde bulunduğu sahtelik parçalanmaya ve dağılmaya başlamıştı. Gerçekte ölmediğini düşünüyordu. Yureikumo hisleri onda bir ölüm algısı uyandırmamıştı. Zihninin içinde yer alan tamamen sahte bir alanda nasıl ölebilirdi ki? Adama daha fazla zaman kazandırsa onun zihnini daha çok bulandırmayı deneyecekti muhtemelen. Peki tam tersi olsaydı ve ölen Aoi olsaydı ne olurdu? Sonsuza dek komada kalıp uyanmaz mıydı?
Gözlerini açtığında biraz evvel düştüğü yerdeydi. Gecenin karanlığı içindeki çarpışma sesleri ilk fark ettikleri oldu. Birisinin onu tutmuş sarsıyor olduğunu fark etti. Sonra Takeshi'nin endişeli sesini işitti. Ona sesleniyordu. Aoi ona seslenip iyi olduğunu belirtmek istedi ancak bedenini hareket ettirmekte zorlanıyordu. Elini titrek bir şekilde havaya kaldırmayı denedi. Başı inanılmaz dönüyordu. Sesler hala netleşmemişti. Başını çevirebildiği kadarıyla bazı Sennashi üyelerinin yerde yatıyor olduklarını, bazılarının ise kaçıyor olduklarını fark etti. Kaçmaları iyi değildi, diğer ekip üyelerini uyarıp hazırlıklı bir şekilde saldıracaklardı onlara. Ancak ne yazık ki ekip arkadaşlarının hepsi güçlerinin son demlerini kullanmışlardı. Kimse böyle bir direniş beklemiyordu. Üstelik Aoi fiziksel olmayan, yalnızca zihinsel bir saldırı yüzünden yorgun düşmüştü. Şu anda gizli bir pusu hepsinin işini bitirirdi.
Masato kaçanların peşlerinden gitmeyi tartışırken Shiori onun durumunu belirterek riske atamayacaklarını söylemişti. Hiçbir şey yapamadığı gibi bir de grubuna yük olmuştu. Onu orada bırakıp adamların peşlerinden gitmelerini tercih ederdi. Aoi canını Yuukon'a teslim etmeyi çoktan kabul etmişti. Takeshi ona dönerek ne yaşadığını, neden öyle donup kaldığını sormuştu. Aoi anlatmak istiyordu her şeyi ancak çok güçsüzdü. Sesi çıkmıyordu. Cümleleri nasıl toparlayacağından da emin değildi. O esnada Masato lafa girerek geri dönmeyi, sabah plana devam ederek tekrar toparlanmayı önermişti. Herkes de kabul etmişti. Aoi hala kendisini kaldıramadığı için Takeshi onu dikkatlice sırtına almıştı. Bugün onu resmen hamal gibi kullanmışlardı. Aoi'nin ağırlığıyla birlikte grubun biraz daha gerisinde kalmış, arkadan onları takip ediyordu. Aoi daha önce kendisini hiç bu duruma düşürmediği için fazlasıyla onuru kırılmış ve utanmış hissediyordu. Ona endişeyle dönüp rahatsızlığını yoklayan Takeshi'ye karşı zorlukla başını salladı. "Özür dilerim... Yük olduğum için..." Planlarının istedikleri gibi gitmemesi bir yana bir de kendisini Takeshi'ye taşıttırıyordu. Zorlukla çıkan sesini ona duyurabilmek için başını omzuna yasladı. "Takeshi... Işık İşaretçisi denen adamı gördüm. Buz gibi mavi gözleri var. Bana kaderimi seçmemi söyledi. Vicdanım ya da kanunlar. Kanunları seçtim. Saldırdı. Çok güçlüydü. Neredeyse tüm çakramı harcadım. Onu öldürmezsem sonsuza dek orada kalacağımı söyledi. Öldürdüm. O şekilde uyandım. Kai işe yaramadı. Başıma ne geldi bilmiyorum. Ölecek olursam... bilmen gerekir diye düşündüm. Sen ne yapılacağını bilirsin. O adamın gerçekten öldüğünü sanmıyorum." Duraksayarak, yavaş yavaş konuştu. Bir yandan da çakrasını yenilemeye çalışıyordu.
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Tue Aug 05, 2025 11:00 am
by GM - Shinsei
Takeshi anlattıklarını büyük bir dikkatle dinliyor, sırtında seni taşırken adımları iyice yavaşlıyor ve dikkatlice nefes alıyor. Gözlerini bir an olsun bile yoldan çevirmeden konuşmaya başlıyor. "Işık İşaretçisi ismini Kaita'dan duymuştum, beni örgüte sokmaya çalışırken anlatmıştı. Eğer gerçekten bu kadar güçlü bir genjutsu kullanıcısıysa, o adam ölmemiştir. Muhtemelen bir kuklaydı ya da genjutsusunun içindeki bir illüzyondu. Zihnine sızıp sana saldırdıysa, bunu uzaktan yapmış da olabilir. Belki de onun asıl bedenini hiç görmedik. Korkarım bu sadece bir başlangıç."
Bir süre sessiz kalıyor, sonra düşünceli bir sesle ekliyor. "Mavi gözleri olduğunu söyledin. Konoha ve çevresindeki büyük klanlarda bu kadar belirgin şekilde mavi gözlere sahip pek bir klan yok. Yamanaka'ların gözleri daha açık tonda olur ama böyle bir mavi... Belki uzaklardan, bizim hiç bilmediğimiz bir klandan olabilir. Ishigakure ya da Sennashi'nin kurulduğu diğer köylerden birinden olabilir. İhtimaller çok fazla ama bir şey kesin, karşımızda normal bir düşman yok." Bir anlığına duraklıyor, hafifçe sana dönüyor. Aklına gelen ihtimaller onu rahatsız etmiş gibi sessizleşiyor. Uzun bir süre daha bu sessizlik içinde yol alıyorsunuz.
Sonunda Ishigakure'ye ulaştığınızda, gece çökmüş ve köy sessizliğe bürünmüş durumda. Köy muhafızları sizi görünce hemen yanınıza koşarak size yardım ediyorlar. Masato sırtındaki esiri yere bırakıyor ve muhafızlara ciddi bir ses tonuyla emir veriyor. "Bu adam Sennashi'nin üyelerinden biri. Derhal Sekikage'ye haber verin ve onu güvenli bir yere koyun. Sorgulanması gerekiyor." Muhafızlar hemen başlarıyla onaylayarak adamı götürüyorlar. Masato derin bir nefes alıyor ve gruba dönerek eve girmeniz gerektiğini işaret ediyor.
Evden içeri girdiğinizde herkes kendini bitkinlikle minderlerin üzerine bırakıyor. Shiori Kenmaru'yu yanına çekerek sırtını duvara yaslıyor, Kaede sessizce bir köşeye geçiyor, Takeshi seni nazikçe yere indirip rahat bir yere yerleştiriyor ve Satoshi ise ortada bağdaş kurarak herkese bakıyor. Herkes bir an durup derin nefes aldıktan sonra Satoshi sessizliği bozuyor ve etrafa bakarak konuşmaya başlıyor.
"Şimdiye kadar neler oldu, bir toparlayalım. Takeshi ile konuştum. Kliniklerde işler beklediğimizden daha karmaşıktı. Sennashi ciddi bir direniş gösterdi, beklemediğimiz sayıda düşman çıktı. Dahası, Aoi tuhaf bir genjutsunun etkisinde kaldı. Bu da bize, Sennashi'nin ciddi ve beklenmedik yeteneklere sahip olduğunun bir kanıtı. Bizim tarafta mühür atölyesine saldırı sırasında da benzer şeyler yaşandı. Neredeyse orada kalacaktık, destek gelmeseydi şu an burada olmayabilirdik." Kısa bir sessizliğin ardından devam ediyor. "Şu an durum şöyle, birkaç Sennashi üyesini etkisiz hale getirdik, ancak bazıları kaçtı. Özellikle lider kadrodan kişilerin kaçmış olabileceğini düşünüyoruz. Yarın onların merkez karargahlarına saldıracağız ve bu işi kökünden bitireceğiz. Şimdi asıl soruya gelelim. Planı nasıl yapmalıyız?"
Masato biraz düşünceli bir şekilde öne atılıyor ve önerisini dile getiriyor. "Bence doğrudan bir saldırı riskli olur. İki ekibe ayrılabiliriz yine ama bu kez bir grup ön cepheden saldırırken, diğeri arkadan sessizce sızmalı. Böylece onları şaşırtabiliriz." Shiori sakin ve kararlı bir tavırla ekliyor. "Katılıyorum. Kenmaru ve ben arka taraftan gidip dikkatlerini dağıtabiliriz. Size avantaj sağlarız."
Kaede ise mesafeli ama net bir sesle görüşünü belirtiyor. "Yine de sayımız az ve yorgunuz. Sessiz ve net bir operasyon daha mantıklı. Direkt çatışmaya girersek, yine genjutsularına yakalanabiliriz." Takeshi etrafa bakarak biraz duraksıyor, sonra kesin bir tonla söz alıyor. "Satoshi ile konuştuk ve Aoi'nin becerileri bu operasyonda kritik olabilir. Özellikle ruhsal teknikleri onların genjutsularını etkisiz hale getirmekte ve bize yol açmakta işe yarayabilir. Aoi'yi ön cepheye yakın tutarak, o bizim anahtarımız olabilir."
Odanın içinde kısa ama belirgin bir sessizlik oluyor. Kaede sert ve net bir ses tonuyla araya giriyor. "Aoi mi? O bizi sadece yavaşlatır. Bugün ne oldu gördük. Bir genjutsu yüzünden savaş alanının ortasında kaskatı kesildi ve tüm dikkatimizi dağıttı. Yarın bunu tekrar yaşamayacağımızı kim garanti edebilir?"
Herkes bu sözler üzerine susuyor. Sessizlik ağır ve gergin bir hale bürünüyor. Masato, sabrının sınırına gelmiş bir şekilde hemen karşı çıkıyor. "Kaede, yeter. Bu adil değil ve sen de bunu biliyorsun. Hepimiz zorlu bir savaş verdik. Aoi bugün kendini tehlikeye atarak bizi kurtardı. Onu suçlamaya hakkın yok." Kaede ayağa kalkarak daha sert bir ses tonuyla devam ediyor. "Adil mi değil? Biz ölüm kalım savaşı verirken Aoi yüzünden Takeshi bile savaşmak yerine onu kontrol edip durmak zorunda kaldı. Bir sürü üyenin de kaçmasına sebep oldu. İtiraf edin işte, Aoi başarılı olamadı, yük oldu bize."
Masato ve Kaede arasında keskin bir gerilim beliriyor, herkes gerginlikle birbirine bakıyor. Kaede sert bakışlarını doğrudan sana dikiyor ve odadaki gergin sessizlik seni bekleyen kelimelerin ağırlığıyla ağırlaşıyor.
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Tue Aug 05, 2025 12:21 pm
by Yureikumo Aoi
Takeshi de Aoi gibi düşünüyordu. Öyle güçlü bir genjutsu kullanıcısının böyle kolayca öleceğine ihtimal vermiyordu. O adamla yeniden karşılaşma ve yüzleşme fikri Aoi'nin tedirgin bir şekilde ürpermesine sebep oldu. Zihnine uzaktan saldırmış olabileceğini, asıl bedenini görmemiş olabileceklerini belirtmişti Takeshi endişeyle. O kadar soğuk mavi gözleri olan birisinin de Konoha'daki bir klandan olamayacağını tahmin ediyordu. Bilmedikleri bir klandan olabileceklerini düşünüyordu. Aoi başını sallamakla yetindi. Herhangi bir fikri yoktu, onun gibi birisini daha önce görmemişti.
Ishigakure'ye vardıklarında gecenin bir yarısıydı ve köye tamamen uğursuz bir sessizlik çökmüştü. Kimseden de çıt çıkmıyordu. Masato yanlarında getirdikleri esiri muhafızlara teslim etmişti. Böylece grupça eve döndüler. Herkes hemen minderlere ve yere serildi. Takeshi de Aoi'yi dikkatlice rahat bir köşeye yerleştirdi. Satoshi ortada bağdaş kurduktan sonra günü değerlendirmeye başlamıştı. Beklemedikleri bir direnişle karşılaştıklarını, destek gelmese geri bile dönemeyecekleri kadar zor bir durumda kaldıklarını, adamlardan lider sayılabilecek önemli isimlerin de kaçtıklarını bildirmişti. Planları pek de başarılı geçmemişti ancak yine de son aşamaya, ana karargaha düzenlenecek saldırıya geçmeleri gerekiyordu. Planı nasıl yapacakları konusu riskliydi. Masato yine iki ekibe ayrılmayı teklif etmişti. Shiori de bunu mantıklı bulmuş ve arka taraftan destek olacağını söylemişti. Kaede sessiz kalmaları gerektiğini, yoksa tekrar genjutsuya yakalanabileceklerini vurgulamıştı. Takeshi ise bu operasyonda Aoi'nin ruhani yeteneklerinin işe yarayabileceğini, o yüzden Aoi'nin ön cephede yer alması gerektiğini vurgulamıştı.
Tam bu noktada da işler karışmıştı. Kaede aynı fikirde değildi. Aoi'nin onları yavaşlatacağını düşünüyordu. Bugün olanlar yüzünden dikkatleri dağıttığını, adamların kaçmasına sebep olduğunu, başarısız olduğunu vurgulamıştı. Aoi'nin yüzü düştü. Kendini zaten yeterince mahcup hissediyordu ancak bunları bu şekilde duymak onu fazlasıyla yaralamıştı. Masato kibarlığından karşı çıkmaya kalkışmış olsa bile diğer herkesin de içten içe Kaede'ye katıldıklarını biliyordu. Sonuçta onlar arkadaş filan değildiler. Ortak bir göreve çıkmış olan iş arkadaşlarıydılar. Bu durumda duygusal değil, mantıklı düşünmek gerekirdi. "Bugün size yük olduğum ve başarısızlık getirdiğim için özür dilerim." dedi öne doğru saygıyla ve mahcubiyetle eğilirken. "Size desteğe geldiğimiz noktaya kadar Shiori ve Takeshi ile birlikte klinikte başarılı ilerlemiştik ancak sonrasında yeterince iyi plan yürütemedim. Gerçekten çok mahcubum." Derin bir nefes alıp başını kaldırdı. "Genjutsuyu yapan her kimse gerçekten kuvvetliydi. Onu öldürene kadar içinden çıkamadım ve çok fazla çakra harcamam gerekti. Ancak... Ruhsal saldırılarımın adamı afallattığına şahit oldum. Bu sayede küçücük bir boşluktan yararlanıp onu öldürebildim. Takeshi'nin yargısında haklılık payı olabilir. İzin verin bir kez daha deneyeyim. Bu sefer size yük olmayacağıma yemin ediyorum. Yük olacak olursam da beni geride bırakıp planda devam edin. Ölmekten bir çekincem yok." Ses tonu duygusallıktan uzak, son derece profesyoneldi. Söylediklerinde samimiydi.
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Wed Aug 06, 2025 12:37 pm
by GM - Shinsei
Masato senin sözlerini duyduktan sonra yavaşça ayağa kalkıyor. İfadesinde her zamanki sakinliği yok, bu kez kaşları çatılmış, bakışları oldukça sert ve eleştirel. Önce sana dönüp hafifçe başını sallıyor ve sakin ama net bir ses tonuyla konuşuyor. "Aoi, sorun değil. Hepimizin başına gelebilir. Ancak benim bir sorum var..." Masato ardından aniden Kaede'ye dönüyor, bakışları şimdi tamamen ona sabitlenmiş durumda. Kaede ilk başta ne olduğunu anlamamış gibi bakarken Masato'nun dudaklarından sert bir soru çıkıyor.
"Peki sen şu ana kadar kendini onurlandıracak ne yaptın Kaede?"
Kaede bir an için afallıyor, yüzü kızarıyor ve gözleri büyüyor. Öfke ile karışık şaşkınlıkla bağırıyor. "Ne saçmalıyorsun ya sen?" Masato'nun yüzündeki ifade şimdi daha da sertleşiyor, sesi her zamanki saygılı tondan uzaklaşıp buz gibi bir hale bürünüyor. "Saçmaladığımı mı düşünüyorsun? Hyuuga'ların onur anlayışına göre, bir shinobi her zaman arkadaşlarının yanında olur. Ama sen hep en arkada durdun. Görev boyunca takımla doğru düzgün iletişim bile kurmadın. Savaş sırasında Aoi genjutsunun etkisinde kalmışken bile sen yalnızca kendi derdindeydin. Arkadaşlarına yardım etmek yerine sadece kendini korudun. Takım çalışmasını zorlaştıran, uyumsuz olan asıl yük sensin. Böyle bir dünyada şu ana kadar bir hayal kırıklığından fazlası olamadın."
Masato'nun sesi giderek yükseliyor, ilk kez bu kadar öfkeli gördüğünüzü fark ediyorsunuz. Gözlerinin kenarlarında Hyuuga'ların alameti farikası olan damarlar hafifçe beliriyor. Bu durum ortamın ciddiyetini daha da artırıyor. Satoshi durumu fark edip aniden ayağa kalkıyor ve Masato'nun kolunu tutmaya çalışıyor. "Hop... kanka sakin-" Ancak Masato, sertçe kolunu Satoshi'den çekip öfkeli ve kararlı bakışlarını yeniden Kaede'ye dikiyor ve son sözlerini, duyduğunuz en keskin tonla söylüyor.
"Daha takım arkadaşlarıyla bile adam gibi iletişim kuramayan biri var burada ve şu an en büyük yük kendisi. Bir daha Aoi'ye bulaşırsan, karşında beni bulursun. O zaman iletişim kurmak neymiş öğretirim sana."
Masato bunu söyledikten sonra hızla odadan çıkıyor. Kaede bir an yerinde donmuş gibi durduktan sonra gözlerinde yaşlarla ayağa kalkıyor ve sessizce öfkeden titreyerek o da evi terk ediyor. Satoshi derin bir iç çekip "Ah be..." diye mırıldanarak ikisinin ardından hızla çıkıyor.
Odadaki derin sessizlik kısa bir süre sonra Shiori'nin sakin sesiyle bölünüyor. "Boşver Aoi, gerçekten şu an kendini daha fazla yormana gerek yok. Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Dinlenmeye bakmalısın." Shiori sana hafifçe gülümsüyor ve yanında kıvrılıp yatan Kenmaru'nun başını hafifçe okşuyor.
Odanın içinde şimdi derin bir sessizlik hakim. Yorgunluk tüm bedenini ele geçirmiş durumda ve zihninde bugünün olayları hızla dönüp duruyor. Bir yandan da dışarıda arkadaşlarının nasıl olduğunu merak etmekten kendini alıkoyamıyorsun. Şimdi ne yapacağın tamamen sana kalmış durumda. Biraz uyuyup sabaha kadar çakranı ve enerjini toparlamayı deneyebilirsin. Bu, yarınki zorlu görev için belki de en mantıklı karar olur. Ya da dışarı çıkıp olanları kontrol etmek isteyebilirsin. Eğer bunu yaparsan, dışarıda birkaç farklı manzarayla karşılaşabilirsin.
Arkadaşlarını kontrol etmek bir yana, geceleyin Ishigakure'nin sessiz sokaklarında yürüyebilir, kafanı dağıtabilir veya köy halkıyla sohbet etmeyi deneyebilirsin. Belki yaşadıkların üzerine biraz düşünmek sana iyi gelebilir. Belki de gece açık olan ufak bir çay evinde köylülerden biriyle sohbet edebilir, içini rahatlatacak hikayeler dinleyebilirsin. Yarın zor bir gün olacak, ne karar verirsen ver, kendi iyiliğin için doğru olanı seçmelisin.
Re: [Yureikumo Aoi] Taşın İradesi
Posted: Wed Aug 06, 2025 1:19 pm
by Yureikumo Aoi
Aoi basit düşünmüştü. Sakin kalıp profesyonel davranırsa ve olaylara duygusal yaklaşmazsa her şeyin sorunsuz gideceğine inanmıştı. Bu onun adına şimdiye dek işleyen bir formül olmuştu ancak hesaba katmadığı başka şeyler vardı. Bu odada var olan beş kişinin beşinin de kişilikleri, geçmişleri, olaylara bakış açıları farklıydı. Herkesin ruhu farklıydı. Ve Aoi, Masato'nun böyle bir tepki vereceğini düşünmemişti. Çatılmış kaşları ve keskin bakışları birilerini öldürebilecekmiş gibi deliciydi. Kaede'nin sözleri, sanki onun içinde tutmaya çalıştığı sabrın son demlerini tüketmişti ve zaten gergin hissettikleri bu anda onun üzerine çullanmaktan kendisini alıkoyan hiçbir şey yoktu. Alev saçan gözlerinin damarları belirginleşmiş, vücudunun kasları kasılmış, elleri yumruk halini almıştı. Her zaman ölçülü, saygılı, sakin kalmaya özen gösteren Masato gitmiş yerine elinde olsa Kaede'yi bir kaşık suda boğabilecek potansiyelde olan bir Masato gelmişti.
Masato basitçe onu haksızlık etmekle ve saygısızlık yapmakla suçluyordu. Görev esnasında takıma destek olmadığını, Hyuuga onurunu çiğnediğini, arkadaşları ile iletişim kurmadığı için takımı zor durumda bırakıp yük olduğunu, hayal kırıklığından fazlası olamadığını ifade etmişti. Bunlar oldukça ağır ithamlardı. Aoi dudaklarını ısırdı ve gerginlikle oturuş posturunu değiştirdi. Satoshi işler ciddileşmeden onu durdurmaya kalkışsa da Masato öfkesinden önünü görmüyor gibiydi. Sert adımlarla kapıdan çıkıp gitmeden önce Kaede'ye son sözlerini söylemişti Masato. Onu tehdit ediyordu. Bir daha Aoi'ye bulaşacak olursa onu mahvedeceğini ima etmişti açıkça.
Oda gerginlikle sessizleşmişti. Kaede aldığı tepkinin şokuyla bir an yerinden kalkamamış olsa da kısa sürede titrek kolları ve ağlamaklı bakışlarıyla odayı terk etmişti. Onun hemen arkasından da Satoshi üzgün ve hayal kırıklığı dolu bir ses tonuyla kalkıp gitmişti. Shiori ona dönerek dert etmemesini, kendi hallerine bırakıp dinlenmesini söylemişti ancak bu şartlar altında Aoi'nin her şeyi boşverip başını yastığa koymasına imkan yoktu. "Onu ilk kez bu kadar sinirli görüyorum." dedi Aoi şaşkınlığını dile getirir bir ses tonuyla. Savaşın en hararetli olduğu noktada bile bir şekilde kendini sakin tutabilen birisiydi Masato. Muhakkak içinde biriktirdiklerinin yansıması olmalıydı bu. "Böyle olmaz. İrademiz kırılırsa Sennashi bizi alt eder." Hafifçe yalpalayarak ayağa kalktı. Gerginlikten vücudunu öyle bir kasmıştı ki ancak şu an fark ediyordu. Dışarı çıkıp Masato'yu kontrol etmeye karar verdi. Muhtemelen Satoshi de Kaede'yi sakinleştirmeye çalışacaktı. Masato'nun da bu yorgun ve gergin geceyi bu kadar öfkeli kapatması doğru olmazdı. Üstelik Aoi olanlarda biraz da kendisini suçluyordu zira en başından beri Kaede'nin hedefi haline gelmişti. Bu grupta olmasa belki de daha uyumlu olabilirlerdi. O yüzden onlara destek olmak için ne gerekiyorsa yapması gerektiğine dair büyük bir sorumluluk duygusu hissediyordu.