Re: [Yureikumo Aoi] Parlak Kırmızı
Posted: Fri Mar 27, 2026 7:31 am
Rinji'nin de en az Aoi kadar utanıp kızardığını görmek Aoi'nin bir tık da olsa içini rahatlatmıştı. Masasına onları kabul etmesi üzerine yerleşmişlerdi. Neyse ki aralarında hiçbir şeyden utanç duymayan, rahatlar rahatı bir adam da vardı da ortam dengeleniyordu. Aoi duygusal destek için kurbağasını mıncıklayıp dururken Bokukichi de sanki bilerek yapıyormuş gibi ona laf atıp duruyordu. Yanağını okşaması üzerine iyice kıpkırmızı olan Aoi'ye kıyasla keyfi yerinde görünüyordu. Neyse ki bu davranışlar onun elinden çıktığı zaman o kadar absürt görünüyordu ki Aoi de kendini tutamayıp kıkırdamaya başladı. İlk olarak havadan sudan konuşmaya başladılar. Hyuuga dikkati ve ölçülülüğü ile konuşuyordu. Neden burada olduklarını merak ediyor olmalıydı ancak sormak için doğru zamanı kolluyordu. Aoi neyse ki sohbet esnasında gevşemiş ve her zamanki sakin ruh haline dönmüştü. Bokukichi'nin maymunluklarının da bunda payı vardı elbet. O kadar beceriksizce flört ediyordu ki onunla, Aoi'nin gerilmek için bir sebebi kalmamıştı. Hatta muhtemelen istese bu rolü çok daha iyi ve gerçekçi oynayabilirdi ancak şimdilik buna lüzum görmemişti.
Muhabbet Sennashi'ye geldiği anda Rinji'nin bakışları değişmişti. Açık açık konuşmalarından rahatsız olmuştu. Etrafı kolaçan ediyordu. Kaita'nın doğrultusunda eğitimlerine devam ettiğini söylediği an Aoi'nin kalbi tekledi. Demek ki bir Hyuuga'yı bile kendilerine çekebilecek kadar etkileme güçleri vardı. Can sıkıntısı ile iç çekti. Bu durumdan hoşlanmamıştı. Bokukichi'nin Ren'inin söylediği doğruydu, Hyuuga içerisine bile sızmışlardı. Rinji, bir üyenin Konoha'ya getirildiğini ve onunla konuşacağını duyunca Aoi gerildi. Kimden bahsettiğini biliyordu. Ona onay bekleyen bakışlarını dikince Aoi yutkundu. Bu kadar büyük bir ağı nasıl temizleyeceklerdi? Her köyde, her klanda varlarsa eğer... Mümkün müydü? Çaresizliğe düştüğünü hissetti. Rinji, Masato ile görüştüğünü bildiğini ve ne aradığını sormuştu. Bokukichi ortamı biraz dağıtıp ona zaman tanımıştı, bu iyiydi. Ancak Rinji sabırsızdı. Net olarak duymak istiyordu. Ne istiyorlardı? Ne duymaya ihtiyaçları vardı? Aoi'nin rolünü yapma zamanı gelmişti. Bakışlarını Bokukichi'ye çevirdi. Bir krakeri ortadan kırıp kendisine uzatmıştı. Ona istediği dürüstlüğü vermeleri gerektiğini söyledi. Aoi krakeri parmakları arasında çevirirken bakışları masaya düştü. Gerçekten morali bozulmuştu ve canı sıkılmıştı. Bunu kullanarak plana devam edecekti.
Derin bir iç çekti. "Gerçek şu ki... çok bunaldım. Beni en iyi senin anlayacağını düşündüm." Çayından bir yudum alıp bakışlarını Rinji'ye çevirdi. Bokukichi'nin elini tutup başını onun omzuna yasladı. "Ben Kichi'yi çok seviyorum. O biraz eksantrik birisi, görüyorsun. Dışarıdan bakan herkes onu yanlış yargılıyor ama onun kalbini ben görebiliyorum. İlk tanıştığımızdan beri böyleydi bu. O farklı bir ruh, böyle olduğu için de çoğunluk ona tepeden bakıyor." Elini onun elinden çekip koluna girdi. "Ve o bir Rounin. Köylere girmesi bile yasak aslında. Yani bizim aşkımız... imkansız. Konuyu aileme açtığım zaman nasıl tepki verdiklerini hayal et..." Tekrar iç çekti. Bu noktada rolüne öyle bir girmişti ki gözleri bile doldu. Bokukichi hakkında söyledikleri pek de yalan sayılmazdı elbet. "Sen de bir Hyuuga'sın. Ailenizdeki o haksız hiyerarşiyi ve katı kuralları biliyorum. Zaten ailelerimiz fazlası ile benzer aslında. Inuzuka köpekleri bile bizden daha özgürlerdir." Bardağını sertçe masaya bıraktı. "Şimdi kalbimi dinleyip aşkımı yaşamak ve onunla evlenip bir aile kurmak istersem köyden kaçmam, dışlanmam ve türlü işkencelere katlanmam mı gerekecek? Bu hiç adil değil!" Bokukichi'nin kolunu tutan elini bu noktada gerginlikle sıktı. Sesini iyice düşürerek Rinji'ye yaklaştı. "Shinmei öldü. Antik Ağaç soldu. Değişim çağı geliyor. Büyük gün yaklaşıyor. Sen de böyle hissetmiyor musun?" Bunları söylemek ona o kadar ağır gelmişti ki Bokukichi'nin kolunu sıkan elinin ağrıdığını hissetti. Dudakları titredi. "Korkutucu da geliyor bir yandan tabi. Alışılmış düzenin bir anda değişmesi... Yüzyıllardır bir sisteme oturmuş olan tüm o kurallar... Ama böylesi herkes için daha iyi olacaktır. Değil mi?" Bir an duraksadı. Gözlerinde tereddüt parıldadı. "Sadece içimi dökmek istemiştim. Bu konuları konuşabileceğim başkası yok. Biliyorsun, bölük pörçük çalışıyoruz hep. Masato ile de aynı ekipte olduğumuz için görüşmek zorunda kalıyorum. Onun bu olaylarla bir alakası yok." Masadan uzanıp Rinji'nin elini tuttu. "Biraz olsun benimle dertleşip içimi rahatlatacak bir şeyler söylemek istemez misin? Kime gidebilirim bilmiyorum. Kichi'den başka beni anlayacak kimsem yok. Ama neyse ki Kichi'm var." Bokukichi'nin yanağını okşayarak yüzünü kendisine çevirdi. Sonra da dudaklarını dudaklarına yaklaştırdı. Kollarını boynuna sararak bir çeşit siper oluşturdu ve ağzının kenarına ıslak bir öpücük kondurdu. Göz ucuyla da Rinji'nin reaksiyonunu inceliyordu. Muhtemelen onun açısından bakılınca öpüşüyor gibi görünüyorlardı. Onu kışkırtıp, biraz da utandırıp ağzından daha fazla şey almayı amaçlıyordu. Role o kadar bürünmüştü ki utangaçlığı da gitmişti üzerinden. Yine de bütün bedeni adrenalinden doğan bir heyecanla hafifçe titriyor ve cayır cayır yanıyordu. Bunu, Bokukichi'nin bu kadar dibine girmek de etkilemiş olabilirdi elbet.
Muhabbet Sennashi'ye geldiği anda Rinji'nin bakışları değişmişti. Açık açık konuşmalarından rahatsız olmuştu. Etrafı kolaçan ediyordu. Kaita'nın doğrultusunda eğitimlerine devam ettiğini söylediği an Aoi'nin kalbi tekledi. Demek ki bir Hyuuga'yı bile kendilerine çekebilecek kadar etkileme güçleri vardı. Can sıkıntısı ile iç çekti. Bu durumdan hoşlanmamıştı. Bokukichi'nin Ren'inin söylediği doğruydu, Hyuuga içerisine bile sızmışlardı. Rinji, bir üyenin Konoha'ya getirildiğini ve onunla konuşacağını duyunca Aoi gerildi. Kimden bahsettiğini biliyordu. Ona onay bekleyen bakışlarını dikince Aoi yutkundu. Bu kadar büyük bir ağı nasıl temizleyeceklerdi? Her köyde, her klanda varlarsa eğer... Mümkün müydü? Çaresizliğe düştüğünü hissetti. Rinji, Masato ile görüştüğünü bildiğini ve ne aradığını sormuştu. Bokukichi ortamı biraz dağıtıp ona zaman tanımıştı, bu iyiydi. Ancak Rinji sabırsızdı. Net olarak duymak istiyordu. Ne istiyorlardı? Ne duymaya ihtiyaçları vardı? Aoi'nin rolünü yapma zamanı gelmişti. Bakışlarını Bokukichi'ye çevirdi. Bir krakeri ortadan kırıp kendisine uzatmıştı. Ona istediği dürüstlüğü vermeleri gerektiğini söyledi. Aoi krakeri parmakları arasında çevirirken bakışları masaya düştü. Gerçekten morali bozulmuştu ve canı sıkılmıştı. Bunu kullanarak plana devam edecekti.
Derin bir iç çekti. "Gerçek şu ki... çok bunaldım. Beni en iyi senin anlayacağını düşündüm." Çayından bir yudum alıp bakışlarını Rinji'ye çevirdi. Bokukichi'nin elini tutup başını onun omzuna yasladı. "Ben Kichi'yi çok seviyorum. O biraz eksantrik birisi, görüyorsun. Dışarıdan bakan herkes onu yanlış yargılıyor ama onun kalbini ben görebiliyorum. İlk tanıştığımızdan beri böyleydi bu. O farklı bir ruh, böyle olduğu için de çoğunluk ona tepeden bakıyor." Elini onun elinden çekip koluna girdi. "Ve o bir Rounin. Köylere girmesi bile yasak aslında. Yani bizim aşkımız... imkansız. Konuyu aileme açtığım zaman nasıl tepki verdiklerini hayal et..." Tekrar iç çekti. Bu noktada rolüne öyle bir girmişti ki gözleri bile doldu. Bokukichi hakkında söyledikleri pek de yalan sayılmazdı elbet. "Sen de bir Hyuuga'sın. Ailenizdeki o haksız hiyerarşiyi ve katı kuralları biliyorum. Zaten ailelerimiz fazlası ile benzer aslında. Inuzuka köpekleri bile bizden daha özgürlerdir." Bardağını sertçe masaya bıraktı. "Şimdi kalbimi dinleyip aşkımı yaşamak ve onunla evlenip bir aile kurmak istersem köyden kaçmam, dışlanmam ve türlü işkencelere katlanmam mı gerekecek? Bu hiç adil değil!" Bokukichi'nin kolunu tutan elini bu noktada gerginlikle sıktı. Sesini iyice düşürerek Rinji'ye yaklaştı. "Shinmei öldü. Antik Ağaç soldu. Değişim çağı geliyor. Büyük gün yaklaşıyor. Sen de böyle hissetmiyor musun?" Bunları söylemek ona o kadar ağır gelmişti ki Bokukichi'nin kolunu sıkan elinin ağrıdığını hissetti. Dudakları titredi. "Korkutucu da geliyor bir yandan tabi. Alışılmış düzenin bir anda değişmesi... Yüzyıllardır bir sisteme oturmuş olan tüm o kurallar... Ama böylesi herkes için daha iyi olacaktır. Değil mi?" Bir an duraksadı. Gözlerinde tereddüt parıldadı. "Sadece içimi dökmek istemiştim. Bu konuları konuşabileceğim başkası yok. Biliyorsun, bölük pörçük çalışıyoruz hep. Masato ile de aynı ekipte olduğumuz için görüşmek zorunda kalıyorum. Onun bu olaylarla bir alakası yok." Masadan uzanıp Rinji'nin elini tuttu. "Biraz olsun benimle dertleşip içimi rahatlatacak bir şeyler söylemek istemez misin? Kime gidebilirim bilmiyorum. Kichi'den başka beni anlayacak kimsem yok. Ama neyse ki Kichi'm var." Bokukichi'nin yanağını okşayarak yüzünü kendisine çevirdi. Sonra da dudaklarını dudaklarına yaklaştırdı. Kollarını boynuna sararak bir çeşit siper oluşturdu ve ağzının kenarına ıslak bir öpücük kondurdu. Göz ucuyla da Rinji'nin reaksiyonunu inceliyordu. Muhtemelen onun açısından bakılınca öpüşüyor gibi görünüyorlardı. Onu kışkırtıp, biraz da utandırıp ağzından daha fazla şey almayı amaçlıyordu. Role o kadar bürünmüştü ki utangaçlığı da gitmişti üzerinden. Yine de bütün bedeni adrenalinden doğan bir heyecanla hafifçe titriyor ve cayır cayır yanıyordu. Bunu, Bokukichi'nin bu kadar dibine girmek de etkilemiş olabilirdi elbet.