Page 3 of 5

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Mon Jan 12, 2026 5:46 pm
by GM - Shinsei
Masato bir süre sessiz kalıyor. Kaşları çatılıyor, bakışları tapınağın farklı noktaları arasında gidip geliyor. Söylediklerini tartıyor gibi. Sonunda derin bir nefes alıp başını sallıyor. "Sizi yalnız gönderirsem içim rahat etmeyecek." diyor dürüstçe. "Ama bir yandan da bu işin Takeshilere hemen gitmesi lazım. Eğer gerçekten bu akşam bir şey olacaksa herkesin bilmesi gerekiyor." Bir an duraksıyor, sonra kararını netleştiriyor. "Ben gidip haber vereyim. Ana tapınağın kapısında buluşalım." Cevap beklemeden hızla uzaklaşıyor.

Masato’nun silueti kalabalığın içinde kaybolur kaybolmaz Bokukichi bir anda duruyor. Gözlerini kısarak ileriye bakıyor. "Aaa, şu değil mi kız?" Bakışlarını onun gösterdiği yöne çeviriyorsun. Raien. Tapınağın arka tarafındaki sütunların arasından çıkmış, hızlı ama paniksiz adımlarla ilerliyor. Tam ona yönelmek üzereyken Bokukichi kolunu tutup seni durduruyor. "Bak!" Raien, arkası size dönük bir adamın önünde duruyor. Adamın yüzünü net seçemiyorsun, koyu renk bir cüppe, başı hafif öne eğik. Elindeki küçük bir not kağıdını Raien’e uzatıyor. Raien kağıdı alırken başını hafifçe eğiyor, tek kelime etmiyor. Sonra yönünü ana tapınağa çevirip yürümeye başlıyor.

Diğer adam ise hiç durmadan, neredeyse aceleyle, Ateş Tapınağı’nın ana kapısına doğru ilerliyor. Kalabalığın arasına karışmak ister gibi. Bokukichi’nin bakışları iki yol arasında gidip geliyor. Sonra bir anda karar veriyor. "Ben şu diğer adamın peşinden gidiyorum!" diyor. "Raien’i tut ya da peşimden gel bilmiyorum ne oluyor lan?!" Cümlesi biter bitmez koşmaya başlıyor. Sen ise refleksle hareketleniyorsun. İki hattı da görebileceğin bir açıdan ilerliyorsun. Bir yandan Raien’i gözünle takip ediyorsun: Ana tapınağın kapısına ulaşıyor, oradaki rahiplerle kısa ve sıradan bir selamlaşma yapıyor. Hiç panik yok. Hiç acele yok. Sanki her şey olması gerektiği gibi.

Diğer yandan Bokukichi, gizemli adamın peşinde. Adam hızlı, kalabalığı ustaca kullanıyor. Gözden kaybolmak üzere. Ve tam o anda, tapınağın diğer tarafında Masato’yu görüyorsun. Takeshi’ye bir şeyler anlatıyor, Takeshi’nin yüzü ciddileşmiş. Shiori de yanlarında. Bir şeyler dönüyor. Zihnin hızla çalışıyor. Raien, ikna edilebilir olabilir. Elinde mühür ve bilgi var. Gizemli adam belki Akuro’ya giden bir ip. Belki doğrudan merkeze. Masato ve ekip bilgi alışverişinde ama zaman daralıyor. İki yol. Ve ikisini birden seçemeyeceğini çok iyi biliyorsun. Shinobiler dakik olmak zorundadır, hemen harekete geçmen gerekiyor.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Tue Jan 13, 2026 8:22 am
by Yureikumo Aoi
Masato onları yalnız göndermek istemese de taşınması gereken önemli bilgiler vardı. Söylenildiği gibi bu akşam bir mühür yapılacaksa ve bu Ishigakure'dekine benzer bir eylemse bir an önce herkesin bilgilendirilmesi gerekliydi. Masato ana tapınağın kapısında buluşmaları kararı ile yanlarından ayrıldı. O giderken Bokukichi kalabalığın arasından birisini işaret etti. Raien, biraz evvelki rahip, birisi ile fısır fısır konuşuyordu. Adamın arkası dönük olduğu için yüzünü görmüyorlardı. Koyu renk bir cüppe giymişti, kendisini saklıyor gibiydi. Raien'e bir not kağıdı uzattı. Not kağıdını aldığı anda Raien tapınağa doğru ilerlemeye başladı. Diğer adam ise hızla kalabalığa karışmak üzere Ateş Tapınağı’nın ana kapısına yönelmişti.

Bokukichi ikisine birden bakarken bir anda hızla kaçmakta olan cübbeli adamın peşinden gitmeye başladı. Aoi bir süre onu takip etti. Raien’i gözüyle takip ederken diğer adamı kaçırmamaya çalışıyordu. Raien oldukça telaşsız bir şekilde ana tapınağa gitmiş ve rahiplerle selamlaşmıştı. Bokukichi'nin peşine düştüğü adam ise hızlı ve çevikti. Kalabalığı avantajına kullanıyordu. Tapınağın diğer ucunda ise Masato'yu görmüştü. Takeshi'ye durumu anlatıyor gibiydi. Aoi acilen bir karar vermeli onda ilerlemeliydi. Bokukichi'yi tek başına ne idüğü belirsiz adamın peşine göndermek istemiyordu ancak Raien'i ikna etmeleri çok önemliydi. Onu kendi haline bırakırlarsa yine kanına gireceklerdi. Öte yandan Bokukichi'yi tek başına tehlikeye ve bilinmeze atmak istemiyordu. Ne yapmalıydı? Saniyeleri vardı ve bir an önce karar vermesi gerekiyordu.

Derin bir nefes alıp yönünü değiştirerek Raien'in peşinden gitmeye karar verdi. Ayrılıp her koldan meseleyi ele almaları çok daha mantıklı olurdu. Üstelik Raien'i kurtarma ihtimali vardı. Bokukichi güçlü ve kapasiteliydi, iyi olacağına inanmalı ve ona güvenmeliydi.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Tue Jan 13, 2026 4:10 pm
by GM - Shinsei
Yönünü netleştirip Raien’in peşinden ilerliyorsun. Bokukichi’nin koşarak uzaklaştığı hattı bilinçli olarak arkanda bırakıyorsun, içini kemiren huzursuzluğa rağmen bu ayrılığın şu an en doğru hamle olduğuna kendini ikna ediyorsun. Raien’i kaybetmemek daha büyük bir felaketi önleyebilir. Ana tapınağa vardığında Raien’in birkaç rahiple alçak sesle konuştuğunu görüyorsun. Yüzü sakin ama omuzlarındaki gerginlik dikkatinden kaçmıyor. Söyledikleri sıradan ibadet cümleleri gibi, dışarıdan bakan biri için fazlasıyla masum. Tam o sırada tapınağın içini dolduran tok bir ses yankılanıyor.

"Ayin başlamak üzeredir. Ziyaretçiler lütfen yerlerini alsın."

Rahipler düzenli bir akışla içeri yöneliyor. Sen de diğer ziyaretçilerle birlikte yarım daire şeklinde dizilmiş izleyici oturma alanlarına geçmek zorunda kalıyorsun. Taş basamaklar soğuk, hava tütsü ve sıcak taş kokusuyla ağır. Alevlerle çevrili merkezi alanın etrafında rahipler yerlerini alıyor. Raien de onlardan biri olarak sıraya giriyor, başı hafif öne eğik, elleri cüppesinin içinde. Ayin başladığında, az önce Raien’i azarlayan o kel, bordo gözlü rahip öne çıkıyor. Duruşu sert, sesi yankılı. Bu kişi hiç şüphesiz baş rahip.

"Bugün..." diye başlıyor. "Ateşi dinlemek için buradayız. Ateş bizden ister, biz ona veririz. Ateş bizi yakmaz, biz ona dokunmayı öğreniriz." Rahipler aynı anda diz çöküyor. Avuçlarını taş zemine koyuyorlar. Merkezdeki ateş sanki nefes alır gibi yükselip alçalıyor. Baş rahip devam ediyor. "Teslimiyet körlük değildir. Arınma, yok oluş değildir. Ateş, zayıf olanı ayırır, güçlü olanı dönüştürür." Bu cümlede, daha önce okuduğun o garip duanın yankısını hissediyorsun. Rahiplerin dudakları kıpırdıyor ama çoğu sesi neredeyse fısıltıdan ibaret. Ritmin içinde küçük farklılıklar var, bazıları ateşe bakıyor, bazıları gözlerini kapamış. Raien ise gözlerini kapatmıyor. Alevlere bakıyor. Uzun, kesintisiz.

Baş rahip son kez sesini yükseltiyor. "Bugün burada bulunan herkes bilsin. Ateş seçer. Ateş hatırlatır. Ateş, yolu gösterir." Ayin, rahiplerin aynı anda başlarını eğmesiyle sona eriyor. Ateş yavaşça sakinleşiyor. Ortamda kısa bir sessizlik oluyor, sonra fısıltılar, ayak sesleri. Raien izleyici sıralarına doğru yöneliyor. Yanına geldiğinde yüzünde yumuşak bir ifade var. Sesini alçaltıyor. "Seni izlerken gördüm, teşekkür ederim. Pek az ziyaretçi ayini gerçekten izler... çoğu sadece bakar."

Kısa bir duraksama. Sonra sanki sıradan bir sohbet açıyormuş gibi ekliyor. "Yakında Kusagakure’ye gidip geleceğim. Memleketim sayılır. Oradayken daha fazla dua kitabı bulabilirim. Bu sefer elim biraz boş gelmiş bulundum, kusura bakma." Bu sırada göz ucuyla etrafı kolaçan ediyorsun. Biraz ileride Masato, Toshio, Takeshi ve Saya hazırda bekliyorlar. Konuşmuyorlarmış gibi duruyorlar ama tetikteler. Gözleri sürekli çevrede. Raien’e döndüğünde fark ediyorsun ki çevrenizde çok az insan var. Rahiplerin çoğu dağılmış durumda. Ziyaretçiler avlunun diğer tarafına yöneliyorlar. Konuşmak için nadir bir boşluk yakalamış durumdasın.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Fri Jan 16, 2026 6:55 am
by Yureikumo Aoi
Tapınağa kendini attığında Raien'in rahiplerle konuşmakta olduğunu fark etti. Oldukça sıradan bir rahip gibi görünse de ifadesindeki gerginlik barizdi. Eğer Aoi öyle görmek istediği için bu şekilde düşünmüyorduysa Raien kesinlikle bir işler çeviriyordu. Aoi onunla konuşmaya fırsat bulamadan ayinin başlayacağına dair duyuru yapıldı tapınakta. Mecburen ziyaretçilerin olduğu alana geçerek ayin törenini izlemeye başladı. Alevlerle çevrili bir alanda rahipler daire olmuşlardı. Biraz evvel Raien'i azarlayan koyu cübbeli rahip diğerlerine liderlik ediyordu. Aoi'nin tahmin ettiği gibi o baş rahip olmalıydı. Baş rahip konuşmaya başlayıp dua cümleleriyle ayini başlatmıştı. Ateşe yakarıyor ve onu dinlemekle, ona dokunmayı öğrenmekle ilgili bir dua okuyordu. Teslimiyetin körlük olmadığını söylediği dua ilginçti. Sanki biraz evvel kitapta okudukları duayı anımsatıyordu ona. Rahipler fısıltıyla dualarını ederken dudakları hafifçe kıpırdıyordu. Bazılarının gözleri kapalıyken bazıları ateşi seyrediyordu. Raien ise ateşi izliyordu uzun uzun, bir şey düşünür gibi.

Baş rahip son kez yüksek sesle dua ederek ayini bitirmişti. Alevler dalgalanmayı bırakıp yavaşça sakinleşmişti. Bir süre sessizlik oldu, sonra fısıltılar yükselmeye başladı. Raien'in kendisine doğru yürümekte olduğunu fark etti. Kibar bir gülümseme ile ona ayini izlediği için teşekkür etmişti. Aoi başını eğerek onu selamladı. Bu adamın kötü niyetli olduğunu düşünmek istemiyordu, kandırılmış olsa gerekti. Aoi bir şey söylemediğinde Raien muhabbeti devam ettirmişti. Sanki onunla konuşuyor olmaya devam etmek istiyordu. Kusagakure'ye gidip geleceğini, daha çok kitap getireceğini anlatmıştı. Aoi fark etti ki etraflarındaki kalabalık azalmıştı. Hemen ileride ise Takeshi ve diğerleri vardı, hazırlıklı gibiydiler. Bokukichi'den ise iz yoktu. Raien ile konuşmak için önemli bir fırsatı vardı. "Biraz evvel birisinden bir mektup aldığınızı gördüm, bir başka rahip dostunuz muydu?" Ses tonu imalıydı. "Raien Bey, neden rahip olmayı seçtiniz?" Etraftaki masum ve inançlı insanları işaret etti. "Masumların canını yakan ve onların kanını dökmeye ant içmiş bir güruha yardım edecek olursanız Tanrı sizi affetmez. Ondan korkmuyor musunuz?" Ses tonu yalvarır gibiydi. "Lütfen, yapmayın. Fikir değiştirirseniz sizi koruyabilirim. Onlara boyun eğmek zorunda değilsiniz."

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Fri Jan 16, 2026 1:27 pm
by GM - Shinsei
Raien’in yüzü bir anda bembeyaz kesiliyor. Dudakları aralanıyor ama ses çıkmıyor. Gözleri önce sana, sonra çevreye kayıyor, ayinden kalan son birkaç ziyaretçiye, rahiplere, ateşin başında toparlanan cüppelere... Alnında beliren ter damlası şaka değil. Bu, yakalanmış bir suçlunun değil, köşeye sıkışmış bir insanın hali. Bir adım geri atıyor. Sonra bir adım daha. Nefesi hızlanıyor. "...Ben-" Sesi boğazında düğümleniyor. Yutkunuyor. Ellerini cüppesinin içine sokup çıkarıyor, ne yapacağını bilemez halde. En sonunda bakışlarını tekrar sana sabitliyor ve sanki kendini tutamayıp ağzından dökülüvermiş gibi, çok basit ama çok ağır bir soru soruyor.

"Bu sistem... masumların canını yakıp onların kanını dökmüyor mu?" Cevabını beklemeden konuşmaya devam ediyor. Kelimeler artık dizginlenemiyor. "Ben rahip olmayı seçmedim." Sesinde ilk kez sertlik var, ama öfke değil, yorgunluk. "Bu sisteme doğan bir adamım ben. Rahip ebeveynlerin çocuğuyum. Kusagakure’liyim. Benden beklenen şey çok netti. Doğayı seveceksin. İnsanları koruyacaksın. İnancına bağlı olacaksın. Ama aynı anda shinobi olacaksın. Göreve çıkacaksın. Rütbe alacaksın. Köyün gözünde örnek olacaksın." Bir kahkaha kaçıyor ağzından. Kısa, kuru, acı.

"Bu sizce de ikiyüzlülük değil mi?" Alnındaki teri eliyle siliyor. Sonra yavaş adımlarla az önce izleyicilerin oturduğu taş basamaklara gidiyor ve oturuyor. Omuzları çöküyor. Bu sırada Masato, Takeshi, Saya ve Toshio yön değiştiriyorlar. Müdahale etmiyorlar ama artık sizi net görebilecekleri bir noktadalar. Hazır bekliyorlar. Gözleri sende. Raien, eliyle yanındaki boş yeri işaret ediyor. "Her yerde binbir türlü duyum var." diye devam ediyor, senin de oturmanı ister gibi bakarak. "Ben bu duyumların bulunduğum ortamlarda bir kere bile doğru çıktığını görmedim. Herkes bir şeyler fısıldıyor, herkes birilerini işaret ediyor. Ama dünya zaten birbirini öldüren insanlarla doluyken..." Başını kaldırıyor, gözleri sertleşiyor. "...Bu sistemin kökünü kazımak isteyenler mi asıl durdurulması gerekenler?"

Bir nefes alıyor. "Sorun yöntemleri mi? Peki o zaman size gerçekten soruyorum." Sesi alçak ama net. "Tamamen insan öldürmek üzerine işleyen bir sistemde var olmak isteyenlerin değil de, gerektiği için birkaç insanın ölümüne sebep olarak bu sistemi yıkmayı amaçlayanların terörist ilan edilmesi komik değil mi?" Gözlerini kaçırmıyor. "İkiyüzlülük değil mi?" Ellerini dizlerine koyuyor. "Ben bir shinobi olarak kendimi topluma adadım. Ama sadece bir rahip olarak dağlara çekilip dua ederek bir toplumu değiştiremem. Sadece iç huzuru bulurum." Kısa bir duraksama. "Ben iç huzur aramıyorum. Ben toplumsal bir değişime öncü olmak istiyorum."

Sonunda sana dönüyor. Bakışı net, savunmasız ve dürüst. "Siz Konohalısınız. Bunu biliyorum." Sesinde ne suçlama var ne meydan okuma. "Muhtemelen beni tutuklamanız emredildi. Eğer durum buysa sizi durdurmam." Başını hafifçe eğiyor. "Sadece fikrinizi öğrenmek istiyorum." Bir an duruyor. "Dediklerime katılmıyor musunuz?"

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Fri Jan 16, 2026 1:48 pm
by Yureikumo Aoi
Raien, yakalanmış olmanın verdiği gerginlikle birkaç adım geriye gitmişti. Ellerine cebine sokup geri çıkararak ne yapacağını bilmez halde etrafına bakıyordu. Sonrasında ise gerçek hislerini dökmüştü ortaya. Şu anda içlerinde bulundukları sistemin de masumların canını yaktığını ve kanlarını döktüğünü düşünüyordu. Rahip olmayı seçmemiş, bu sisteme doğmuştu. Hem rahip olup doğayı sevmesi hem de shinobi olup köyünü gururlandırması talep edilmişti ondan. Bunun ikiyüzlülük olduğunu düşünüyordu. Aoi bakışlarını bir an için kaçırdığında Takeshilerin kendisini seyretmekte olduğunu fark etti. Hamle yapmıyorlardı ancak bekliyorlardı. Bir şeyler yolunda gitmeyecek gibi olursa müdahale edeceklerdi. Keşke Bokukichi'nin peşinden de gitselerdi.

Raien merdiven basamağına çökerek yanını işaret etmişti. Aoi sesini çıkartmadan yanına oturdu. Sistemin kendisi zaten kötüyken ve kan döküyorken, bunu durdurmak için gerekli kanı dökmeyi seçenlerin terörist ilan edilmesini anlamsız buluyordu. Sistemi değiştirmek, huzuru bu şekilde sağlamak istiyordu. Tutuklanması gerekiyorsa sesini çıkartmayacaktı ancak Aoi'nin düşüncelerini duymak istiyordu. Aoi biraz bekledikten sonra derin bir nefes aldı. "Şu an içinde bulunduğumuz sistemin mükemmel olmadığına katılıyorum ancak Sennashi hakkında yanılıyorsunuz. Onlar hiçbir zaman sizi, beni veya bu insanları umursamadılar." Omuzlarını serbest bıraktı gerginliği bırakmak ister gibi. "Örgütün en üstündekilerle hiç bizzat tanıştınız mı? Eminim ne isimlerini biliyorsunuzdur, ne de yüzlerini görmüşsünüzdür. Nasıl insanlar olduklarını sizden saklıyorlar çünkü gerçeği görürsünüz. Anlarsınız ki tek emelleri gücü ele geçirip tahta oturmak, kene gibi yapıştıkları masumların sömürdükleri temiz duygularıyla güçlerine güç, şanlarına şan katmak..." Derin bir soluk aldı. "Gerçek bir dindar böyle düşünmez Raien Bey. Neden umutsuz hissettiğinizi çok iyi anlıyorum ancak Yüce Yaratıcı bize işimize geldiği zaman şiddete başvurmayı emretmedi. Biz düzeni ve dengeyi sağlamakla sorumluyuz. Korumalı ve yüceltmeliyiz. Gerçek bir dindar anarşist veya terörist olamaz. Esas o zaman iki yüzlü olmaz mıyız sizce de? Zorlukların Yaratıcı tarafından gönderilmiş bir sınav olduğunu bilir, dişimizi sıkar ama yine de dayanırız. Doğru bildiğimizden şaşmayız, taviz vermeyiz. Sistem bize yap diyorsa çizgilerimizi hatırlatır o yönde adım atarız. Hayır deriz gerekirse. Yakıp yıkmak yoktur bizim literatürümüzde. Bunu en iyi anlayan siz olmalısınız."

Aoi ayağa kalktı. Raien'in karşısına dikildi. "Raien Bey... Lütfen bu yoldan vazgeçin. Sizi koruyabilirim. İyi niyetli olduğunuzu biliyorum. İstediğiniz şeye ulaşmanın yöntemi bu değil. Şiddeti daha çok şiddetle yok edemezsiniz. Kaosu daha fazla kaosla bastıramazsınız. Tanrının istediği bu değil. Daha iyi bir gelecek için birlikte uğraşalım. Sistemi yakıp yıkarak değil, inancımızdan gelen doğru duruş ve desturumuzla değiştirmeye çabalayalım." Adama elini uzattı. Kabul ederse onu koruyacaktı söz verdiği gibi. Reddederse onu tutuklamaktan başka bir seçeneği yoktu. En azından denemişti.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Sun Jan 18, 2026 11:59 am
by GM - Shinsei
Raien, söylediklerini tek kelime etmeden dinliyor. Başta gözlerini kaçırıyor, sanki söylediğin her şey içindeki bir düğümü biraz daha sıkıyor. Tapınağın taş basamaklarında otururken omuzları düşüyor, sırtı ilk kez bu kadar kambur görünüyor. Yıllardır taşıdığı yükün ağırlığı, kelimelerinle birlikte somutlaşıyor. Kendini hep bir boşlukta hissettiğini fark ediyor, ne tam bir rahip, ne de tam bir shinobi. İki dünyanın arasında kalmış, ikisine de tam ait olamamış biri gibi. Sennashi’den bahsettiğin anlarda nefesi hızlanıyor. Yere bakıyor, sanki taşların arasında cevabını bilmediği bir şey arıyor. Aklından geçenleri yüzünden okuyorsun. Kendine neyin parçası olduğunu soruyor sanki. Kendini kandırarak sürdürdüğü inancın, başkalarının niyetleriyle kirletilmiş olma ihtimali onu sarsıyor. Uzun süredir bastırdığı bir düşünce, ilk kez bu kadar net biçimde önüne çıkıyor. Belki de seçtiği yol, sandığı kadar temiz değil.

Başını kaldırdığında gözleri senin gözlerine denk geliyor. Bu bakışta savunma yok. Sadece yorgunluk, tereddüt ve garip bir açıklık var. Elini uzatıyor. Parmakları seninkilere değdiğinde eli titriyor ama geri çekmiyor. Ayağa kalkarken sesi çıkıyor. "Dünyadaki herkesin sizin gibi olmadığını biliyorum ama inançlı bir adam olarak umudumu kaybetmemeliyim. Ne deseniz haklısınız." Bu cümleyi kurduğunda, sanki omuzlarından bir şey iniyor. Kısa bir an için gerçekten rahatlamış gibi duruyor. Sen de farkında olmadan gülümsüyorsun. Tam o sırada, görüşünün kenarında bir hareket yakalıyorsun. Yan tarafa baktığında Bokukichi’yi görüyorsun. Tapınağın öbür ucundan size doğru koşuyor. Ağzı açık, kolları savruluyor, bir şeyler bağırıyor ama sesler kalabalığın uğultusunda kayboluyor. Birkaç adım daha attığında yüzündeki ifade değişiyor. Nefesini toplayıp bütün gücüyle bağırıyor.

"UZAKLAŞIN ORADAN ÇABUK!"

Kelime ağzından çıktığı anda bulunduğun noktada duman patlıyor. Görüşün bir anlığına tamamen kapanıyor. Burnuna keskin bir metal kokusu geliyor. Ciğerlerine dolan hava yanıyor gibi. Duman dağılırken gelen silueti seçiyorsun. Bu, az önce Bokukichi’nin peşinden koştuğu adam. Yüzü maskenin ardında gizli. Elinde metalden yapılmış, parmaklarına oturan bir pençe var. O pençeyi gördüğün an, her şey bir anlığına ağırlaşıyor. Adam hiç duraksamadan hareket ediyor.

Pençe Raien’in karnına giriyor.

Ses çıkmıyor önce. Sonra Raien’in ağzından kopan boğuk bir çığlık duyuluyor. Bedeni kasılıyor, elleri refleksle saldırganın bileğine tutunuyor ama gücü yetmiyor. Kan taş zemine sıçrıyor. Ayin alanında panik patlıyor, insanlar bağırarak geri çekiliyor, sandalyeler devriliyor. Adam eğiliyor. Maskesinin ardındaki bakışlar Raien’in gözlerine kilitleniyor. "Gözlerimiz ve kulaklarımız her yerde, hain." Raien’in dudakları titriyor. Nefesi düzensizleşiyor. Gözleri sana kayıyor, söylemek istediği çok şey var ama gücü yetmiyor. Ağzından kanla birlikte tek bir isim dökülüyor.

"A-Akuro..."

Bacakları çözülüyor. Yere düşerken elleri hala havayı yokluyor, sanki tutunacak bir şey arıyormuş gibi. Kan hızla yayılıyor ama nefes alıyor mu, almıyor mu ayırt edemiyorsun. Adam pençesini geri çekiyor. Metalden kan damlıyor. Ardından başını sana çeviriyor. Zaman yavaşlıyor. Akuro hemen dibinde. Bokukichi ve Masato sana doğru koşuyor ama aradaki mesafe kapanmıyor. Adam pençesini sana doğru savuruyor. Raien’in yerdeki haline bakmaya bile vaktin yok. Bir an daha beklersen ciddi yaralanma ihtimalin var, adam dibinde. Şimdi karar vermen gerekiyor.

Akuro
► Show Spoiler

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Mon Jan 19, 2026 3:38 pm
by Yureikumo Aoi
Konuştukça görmüştü Raien'in bakışlarındaki değişimi. Seçimlerini sorguluyordu. Aoi'nin sözleri onun içindeki birtakım şüpheleri harekete geçirmişti. En sonunda başını kaldırdığında tamamen yenilmiş görünüyordu. Uzanıp Aoi'nin elini tuttu ve ona uzattığı eli sıktı. Aoi gülümsedi. Rahatlamıştı. Bir kişiyi bile olsun doğru tarafa geri çekmek, yaratıcının aydınlığında tutma fikri ona gurur veriyordu. Aoi onun kendisine uzanan elini güvenle sardı, sıkıca. Yan tarafta bir koşuşturmaca fark etmemiş olsa, bu anın içinde mutlulukla sarhoş olabilirdi. Bokukichi'ydi. Telaşla üzerine doğru koşturuyordu. Bir şey söylüyordu anca yakınlaşana kadar ne dediğini duyamamıştı. Oradan uzaklaşmalarını bağırıyordu. Aoi kanının damarlarında hızlandığını hissetti.

Bir patlama sesi ile birlikte etrafı büyük bir duman bulutu kapladı. Ciğerlerine dolan metal kokusu tıpkı birkaç gün önce ağzında hissettiği o tat gibiydi. Birkaç saniye sürmüştü. Duman dağılırken önünde bir figür seçti. Maskeli adam, biraz evvel Bokukichi'nin peşinden gittiği kişiydi. Öfkeli mor bakışları, maskenin ardından süzülen beyaz saçları vardı. Ellerinden birisinde tıpkı bir eldiven gibi koluna oturtulmuş metal bir pençe vardı. Metalin yansımasını yalnızca birkaç milisaniye yakalayabilmişti. Pençenin havaya kalkması ile birlikte Raien'in kanının etrafa saçılması bir oldu.

Zaman yavaşlamıştı sanki. Aoi ağzından bir şaşkınlık çığlığı koptuğunu işitti. "RAIEN!" Sesi, Raien'in acı dolu çığlığına karışmıştı. Rahibin kanı etraftaki taşlara sıçradı. Bu ana tanıklık eden turistler ve din insanları çığlık çığlığa koşturmaya ve kaçmaya başlamışlardı. Adam, onu her yerde izlediklerini ima ederek hain demişti rahibin kulağına. Aoi'nin bedeni taş kesildi. Bakışları, acı içindeki adamın bakışlarını yakaladı. Sanki ona bir şey söylemek istiyordu ancak gücü kalmamıştı. Ağzından bir kelime çıktı. Bir isim. Akuro. Aoi bu ismi hatırladı. Mektuptaki isimdi. Raien yavaşça yere yığılırken hala tutunacak bir şeyler arıyor gibiydi. İsmi Akuro olan adam kendisine dönmüştü. Pençe havaya savruldu. Masato ve Bokukichi üzerine doğru koşturuyordu ancak yetişemeyeceklerdi. Aoi, Raien'i kontrol etmek ve yaşadığından emin olmak istese de yapacak vakti yoktu. Hızla bir plan düşündü. Kawarimi no Jutsu ile adamın arkasındaki bir taş parçasına dönüşecek ve saldırıyı savuşturacaktı. Sonra Shizukesa no Kusari kullanarak adamı hareketsiz bırakacaktı ve çakrasını emecekti. Kaçmasını engellemek istiyordu.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Mon Jan 19, 2026 11:35 pm
by GM - Shinsei
Akuro’nun pençesinin omuz hizana indiği anı net biçimde görüyorsun. Çakran refleksle patlıyor ve bedeninin olduğu yerde yalnızca cansız bir taş parçası kalıyor. Aynı anda Akuro’nun arkasında beliriyorsun, ayakların yere değer değmez ellerini açıyor ve Shizukesa no Kusari'yi devreye sokuyorsun. Görünmez zincirler havayı yarar gibi ortaya çıkıyor, Akuro’nun kollarını ve gövdesini sarıyor. Adamın vücudu bir an kasılıyor, ardından dizlerinin üzerine çöküyor, dişlerini sıktığını, nefesini tutmaya çalıştığını görebiliyorsun. Tam o anda Masato’nun sesi yükseliyor. Byakugan’ı açılmış, bakışları keskinleşmiş durumda. "Hakke Kuushou!" diye bağırıyor ve avucundan patlayan yoğun çakra dalgası Akuro’ya doğru ilerliyor. Enerji darbesi zincirlerin sardığı bedene ulaşmak üzereyken Akuro’nun silueti bir anda dağılıyor, duman patlıyor, darbe boşluğu yarıyor. Gerçek değilmiş.

Duman dağılmadan Akuro bu kez senin arkanda beliriyor. Metal pençe yeniden savruluyor. O hamle sana ulaşmadan Bokukichi kendini araya atıyor, kunaisini pençenin altına bastırıyor. Çarpışan metalden çıkan ses kulak tırmalıyor. Bokukichi’nin kolu titriyor ama yüzünde o tanıdık sırıtış var. "Noldu lan?" diyor nefes nefese. "Korktun mu köpek?" Cevap gecikmiyor. Akuro aniden ağırlığını kaydırıyor ve beklenmedik bir tekmeyle Bokukichi’yi savuruyor. Bokukichi sana çarpıyor, ikiniz de yere kapaklanıyorsunuz. Taş zeminin sertliği sırtına çarpıyor, nefesin kesiliyor. Akuro pençeyi tekrar sana doğrulturken, gölgeler bir anlığına yer değiştiriyor. Önünde biri beliriyor.

Kizami.

Hiç tereddüt etmeden yumruğunu savuruyor. Darbe Akuro’yu tapınağın öbür ucuna fırlatıyor ama adam yere çarpmadan önce yine dumana dönüşüyor. Aynı duman Kizami’nin hemen önünde toplanıyor. Akuro’nun sesi maskenin ardından alaycı biçimde yükseliyor. "Bir Yureikumo ve bir Hyuuga beni alt edemiyor. Konoha’nın elinde adam gibi asker kalmadı herhalde." Kizami kıpırdamıyor. Gözleri soğuk, sesi sakin. "Yureikumoları da Hyuugaları da hafife almanı önermem." Bir adım atıyor, bakışları daha da sertleşiyor. "Uchihaları da." O an çevredeki herkes fark ediyor. Kizami’nin gözleri kıpkırmızı. Gözbebekleri çoğalmış, etrafında oluşan bir dairenin üstündeler. Akuro maskesinin ardından kıkırdıyor. "Gözler kalbin aynasıdır, değil mi Uchiha?"

Kizami başını hafifçe yana çeviriyor. Raien'in cansız bedenini gördüğünde pişman bir yüz ifadesiyle adama bakıyor. "Kapıdaki adamların da beni iyi yakaladılar. Ekip çalışmanız güzelmiş. Yine de az önce bir masumun canını almış bir adam için fazla muzip gördüm seni. " diyor. "Hayatında ilk defa Sharingan görünce heyecanlandın mı?" Sonra öne doğru bir adım daha atıyor. "Peşinden gitmeye can atıyor gibisin." Akuro aniden ileri fırlıyor. Pençe Kizami’ye doğru inerken Kizami çoktan havaya sıçramış oluyor. Tekme savuracakken Akuro hamleyi fark edip karşılıyor, Kizami tekmeyi yarıda kesip bu kez yumruğunu indiriyor. Darbe Akuro’nun yüzüne oturuyor, maskesinde ince bir çatlak oluşuyor. Akuro birkaç metre geriye savruluyor ve elleri hızla mühürlere gidiyor. "Katon: Goukakyuu no Jutsu!" diye bağırıyor.

Kizami gülümsüyor. "Bir Uchihaya karşı bunu mu kullanıyorsun gerçekten?" Ardından sana ve Bokukichi’ye dönüyor. "Siz yanımda durun." Masato’lara bakıyor ve sesi yükseliyor. "Siz de derhal tapınağın ana kapısını kapatın! Kimse girmesin, kimse çıkmasın!" El mührü bile yapmadan nefesini toplayıp bağırıyor. "Katon: Goukakyuu no Jutsu!" Kizami’nin ateş topu Akuro’nunkini yarıp geçiyor, alevler tapınak avlusunu dolduruyor. Akuro alevlerin içinde kalıyor ama yine duman dağılıyor. Kizami kısa bir an durup düşünüyor. "Üç oldu bu." diyor. "Ya bunlar Kage Bunshin değil, ya da bu herif insanüstü bir güce sahip."

Başını sana çeviriyor. "Aoi, bir alan saldırısına ihtiyacımız var. Arkadaşınla geniş bir alanda bu herifi kısıtlayacak bir şey yapmanız gerek. Böylece asıl saldırıma geçebilirim." Sözünü bitirdiği anda Akuro tam aranızda beliriyor. Bokukichi’ye sert bir tekme savuruyor, Bokukichi yerde birkaç metre sürükleniyor. Ayağa kalkmaya çalışırken Kizami bir hamlede kılıcını Akuro’nun topuğuna saplıyor. Akuro acıyla bağırıyor ama kılıç hala ayağındayken havaya sıçrayıp mesafe açmayı başarıyor. Kizami kılıcını çekmeden gülümsüyor. "Gerçeği bu." Doğruluyor, yandan sana bakıyor. "Ne kadar hızlı, o kadar iyi arkadaşlar."

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Tue Jan 20, 2026 7:44 am
by Yureikumo Aoi
Akuro'nun metal pençesi bedeniyle buluştuğu an bir taşa dönüşerek arkasında belirmişti. Shizukesa no Kusari'yi kullanarak onu beklemediği anda yakaladı ve zincirlerine sardı. Vücudu kasılmış, dizlerinin üzerine çökmüştü. Tam bu esnada Masato Byakugan'ı kullanarak yoğun bir çakra patlamasıyla Akuro'ya saldırdı. Puf. Akuro dumana dönüşerek toz oldu. Klondu. Adamın varlığını arkasında hissetti. Pençe yeniden havaya kalktı. Hazırlıksız yakalanmıştı. Pençe tam ona doğru iniyordu ki Bokukichi kunaisi ile birlikte araya girdi. Pençenin altına bastırırken kolu titriyordu, zorlanıyor gibiydi. Adam güçlüydü. Bokukichi kayıtsız gülümsemesini korumaya çalışsa da adamın ani bir tekmesi ile birlikte Aoi'ye çarpmış ve birlikte yere savrulmuşlardı. Tapınağın soğuk taş zeminini sırtında hissetti. Akuro ona doğru geliyordu, pençe yeniden havalanmıştı. Aoi kendisini canını teslim etmeye hazırladı.

Bir gölge fark etti önünde, sonra da Kizami'yi. Tek bir yumruk darbesi ile Akuro'yu tapınağın öbür ucuna doğru uçurmuştu. Akuro daha zemine çarpmadan yine toz olmuştu. Bir başka Akuro, Kizami'nin önünde belirdi. Bir Yureikumo ve Hyuuga'nın kendisiyle baş edememesiyle dalga geçmişti. Kizami sakin ve soğukkanlıydı. Sözlerinden etkilenmişe benzemiyordu. Onları hafife almasa iyi olacağını belirttikten sonra kıpkırmızı bakışlarını Akuro'ya dikti. Gözbebekleri çoğalmıştı. Sharingan. Bunu ilk kez görmüyordu. Ormanda onları kurtarırken de Sharingan kullandığını fark etmişti. Akuro ile birlikte birbirlerine girdiler. Tekmeye cevap veren Akuro'ya yumruğunu indirince Akuro geriye savrulmuştu. Hızlıca bir Katon jutsusu uygulamıştı. Kizami bununla dalga geçerek daha büyük bir Katon ile cevap verdi ve onun jutsusunu bastırdı. Elbette bu dikkat dağıtmak içindi.

Kizami onlara dönerek yanında kalmalarını emretti. Masatoların ise tapınağın giriş ve çıkışlarını kapatmasını istedi. Alevlerin içinde duran Akuro yine toza dönüşmüştü. Kizami üç ettiğini söyledi. Üç kage bunshin olabilir miydi gerçekten? Kizami'nin dediği gibi, eğer öyleyse çok güçlü olmalıydı. Aoi yutkundu. Kizami ona dönerek hızlıca bir plan yapmasını istedi. Alanı çevrelemesini ve onu bir şekilde sıkıştırmasını istiyordu. Tam bu esnada Akuro, Bokukichi'ye yeniden tekme atmıştı. Aoi onu ilk kez bu kadar mağlup edilmiş görüyordu. Bokukichi bile ona cevap vermekte zorlanıyordu. Kizami'nin kılıcı topuğuna saplaması ile birlikte heriften acı dolu bir ses yükseldi. Gerçeğinin o olduğunu söylemişti. Aoi başını salladı. Reikon Tsunagi kullanarak Bokukichi ile arasında ruhsal bir bağlantı kuracaktı. Böylece çakra akışları dengelenecekti. Çakra harcamaları aralarında eşit dağılacaktı, böylece Bokukichi de daha fazla çakra harcayabilecekti. Sonra dizlerinin üzerine çökecekti ve ellerini dua eder gibi önünde birleştirecekti. "Shisha no Gun". Çakrasını daha fazla kullanabildiği için daha fazla ruh çağırmayı deneyecekti. "Geçmişin cesur savaşçıları, lütfen bize yardım edin." Çağırdığı ordu ile alanı çevreleyip Akuro'yu ortaya kıstırmak istiyordu.