Re: [Yureikumo Aoi] Bir Tas Çorba, Biraz Sessizlik
Posted: Mon Aug 10, 2026 10:56 pm
Aoi, Youko’nun banyo teklifini reddetmesi karşısında kıkırdadı. “İstemediğin hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin elbette.” Sonra da sıcak bir tebessümle ona baktı. “Çiçekler sende kalsın, çok yakıştı.” Toshio onları nihayet akşam yemeğini yiyecekleri mekana getirmişti. Burası köyün biraz dışında geniş bir mesire alanıydı. Pek işlevi olmadığından savaşın izleri de buraya pek dokunmamıştı. Alanı kaplayan uzun ve yaşlı ağaçların altına ahşap masalar ve plastik sandalyeler yerleştirilmişti. Toshio veya bir başkası da önceden buraya uğramış olmalıydı ki masalar ve içecekler hazırdı bile. Biraz ileride akan dereden de su sesi sofralarına eşlik ediyordu. Hemen yerleşip sepetleri açtılar. Karaageler ortaya servis edilmeye başladıkça da ziyafetin büyüklüğü görülmüştü. Herkes kurt gibi acıkmıştı.
Herkes yerine geçmeye başlarken Yamiaki’nin teatral tepkisi ile Toshifumi’nin yanlarına gelmekte olduğunu fark etti. Babası ile yine şakalaşmışlardı. Aralarının düzeliyor olduğunu görmek güzeldi. Herkesi basitçe selamladıktan sonra Takeshi’nin karşısına geçip onu birisiyle tanıştırmak istediğini söylemişti. Riskli olabileceğini, ilginç çözümleri olan birisi olduğunu, dışarıdan zeka geriliğine sahip birisi gibi dursa da aslında zeki ve başarılı birisi olduğunu söyleyince bu nedense Aoi’ye bir yerden çok tanıdık geldi. Toshifumi’ye ifadesiz bir şekilde bakarken “Anowa Houka?” diye sorguladı ancak üzerinde çok durmadı. Toshifumi’nin anlattığı kişi onu andırıyordu ancak o olamazdı herhalde, değil mi? Takeshi’nin mührü üzerinde o kişinin ciddi ciddi deney yapmasına izin mi vereceklerdi? Gerçi… belki de faydası olurdu. Sonuçta Kök onu izlemişti. Aoi de ona şeker vermişti. “Çilekli şeker seviyor.” Toshio’ya yaptığı şey ayıptı tabi, ondan özür dilemesi gerekliydi.
Derken Satoshi göründü nihayet. Yüzündeki ciddi ifadeyi görünce ve Aoi’yi kenara çağırınca genç kızın yüreği ağzına geldi. Bir şey mi olmuştu? Birisi mi ölmüştü? Sennashi yine mi saldırmıştı? Takeshi, Bokukichi ve Masato’yu da işaret ederek yanlarına çağırdı. Neyse ki olay Saya’nın aşk hayatı hakkında bir dedikodudan ibaretti. Inuzuka bir çocukla çıkmaya başladığını öğrenmişti. “Ne güzel, onun adına sevindim.” Esas bomba ise hamile kalmış olduğu iddiasıydı. “Sen bunu kimden duydun ki?” Erkekler şok olmakla meşgulken Aoi haberin gerçekliğini sorgulamıştı. Kendi klanı hakkında da herkes her şeyi söylediğinden bu gibi durumlarda hemen körü körüne inanmazdı. “Neden inanıyoruz ki? Saya’nın özel hayatıyla ilgili böyle bir sonuca varmak için elimizde hiçbir şey yok.” Böyle söylemesine rağmen Saya’nın ağzını arayıp gerçeği öğrenme ihalesi yine Aoi’ye kalmıştı. “Ne ayıp şey!”
Yeniden masaya döndüler. Kısa süre sonra Saya’nın şen şakrak sesi patikada yankılandı. Canı çilek çektiği için bir torba alıp öyle gelmişti. Erkekler yine abuk sabuk tepkiler verirken Aoi onların çocukluklarına sinir oldu. En azından Saya dışarıdan bakıldığında endişeli veya huzursuz görünmüyordu. Her zamanki gibi neşeliydi. Satoshi ile göz göze geldi. Başını iki yana sallayarak ağzıyla “Çok ayıp!” hareketi yaparak onu azarladı. Saya ile her zamanki gibi sohbet etmek istiyordu ancak sürekli o dört kafa onlara dönüp olanı biteni sorgulayacaktı. Bunun zevkini onlara tattırmamak adına bir karar verdi. “Saya, seninle özel bir şey konuşmak istiyorum. Biraz benimle gelmek ister misin?” Kabul ederse onu dere kenarına doğru götürecekti ve yan yana yavaş yavaş yürüyecekti. “Satoshi biraz evvel bir şeyler söyledi ancak doğruyu senin ağzından duymadan inanmak istemedim. Dedikodu etmekten de edilmesinden de nefret ederim.” Derin bir nefes aldı. “Bir Inuzuka ile görüşüyormuşsun? Yoksa Yoshi mi?! Sizi hep çok yakıştırırdım.” Gülümsedi. “Bir de… bir şeyler daha söyledi. Deminden beri kıkırdamalarının sebebi de bu. Hamilelik ihtimalinden filan... Kimden duymuş böyle bir şeyi bilmiyorum. Cevap vermek istemiyorsan vermek zorunda değilsin. Sen kendi ayakları üzerinde duran sorumluluk sahibi bir kadınsın. Özel hayatında ne yaptığın senin bileceğin iş. Ben böyle dedikoduların ortaya çıkmasından çok rahatsızlık duyuyorum sadece. Masada onlara bu konuda malzeme vermek istemedim. Erkekler bazen gerçekten çok çocuksu davranıyorlar.”
Herkes yerine geçmeye başlarken Yamiaki’nin teatral tepkisi ile Toshifumi’nin yanlarına gelmekte olduğunu fark etti. Babası ile yine şakalaşmışlardı. Aralarının düzeliyor olduğunu görmek güzeldi. Herkesi basitçe selamladıktan sonra Takeshi’nin karşısına geçip onu birisiyle tanıştırmak istediğini söylemişti. Riskli olabileceğini, ilginç çözümleri olan birisi olduğunu, dışarıdan zeka geriliğine sahip birisi gibi dursa da aslında zeki ve başarılı birisi olduğunu söyleyince bu nedense Aoi’ye bir yerden çok tanıdık geldi. Toshifumi’ye ifadesiz bir şekilde bakarken “Anowa Houka?” diye sorguladı ancak üzerinde çok durmadı. Toshifumi’nin anlattığı kişi onu andırıyordu ancak o olamazdı herhalde, değil mi? Takeshi’nin mührü üzerinde o kişinin ciddi ciddi deney yapmasına izin mi vereceklerdi? Gerçi… belki de faydası olurdu. Sonuçta Kök onu izlemişti. Aoi de ona şeker vermişti. “Çilekli şeker seviyor.” Toshio’ya yaptığı şey ayıptı tabi, ondan özür dilemesi gerekliydi.
Derken Satoshi göründü nihayet. Yüzündeki ciddi ifadeyi görünce ve Aoi’yi kenara çağırınca genç kızın yüreği ağzına geldi. Bir şey mi olmuştu? Birisi mi ölmüştü? Sennashi yine mi saldırmıştı? Takeshi, Bokukichi ve Masato’yu da işaret ederek yanlarına çağırdı. Neyse ki olay Saya’nın aşk hayatı hakkında bir dedikodudan ibaretti. Inuzuka bir çocukla çıkmaya başladığını öğrenmişti. “Ne güzel, onun adına sevindim.” Esas bomba ise hamile kalmış olduğu iddiasıydı. “Sen bunu kimden duydun ki?” Erkekler şok olmakla meşgulken Aoi haberin gerçekliğini sorgulamıştı. Kendi klanı hakkında da herkes her şeyi söylediğinden bu gibi durumlarda hemen körü körüne inanmazdı. “Neden inanıyoruz ki? Saya’nın özel hayatıyla ilgili böyle bir sonuca varmak için elimizde hiçbir şey yok.” Böyle söylemesine rağmen Saya’nın ağzını arayıp gerçeği öğrenme ihalesi yine Aoi’ye kalmıştı. “Ne ayıp şey!”
Yeniden masaya döndüler. Kısa süre sonra Saya’nın şen şakrak sesi patikada yankılandı. Canı çilek çektiği için bir torba alıp öyle gelmişti. Erkekler yine abuk sabuk tepkiler verirken Aoi onların çocukluklarına sinir oldu. En azından Saya dışarıdan bakıldığında endişeli veya huzursuz görünmüyordu. Her zamanki gibi neşeliydi. Satoshi ile göz göze geldi. Başını iki yana sallayarak ağzıyla “Çok ayıp!” hareketi yaparak onu azarladı. Saya ile her zamanki gibi sohbet etmek istiyordu ancak sürekli o dört kafa onlara dönüp olanı biteni sorgulayacaktı. Bunun zevkini onlara tattırmamak adına bir karar verdi. “Saya, seninle özel bir şey konuşmak istiyorum. Biraz benimle gelmek ister misin?” Kabul ederse onu dere kenarına doğru götürecekti ve yan yana yavaş yavaş yürüyecekti. “Satoshi biraz evvel bir şeyler söyledi ancak doğruyu senin ağzından duymadan inanmak istemedim. Dedikodu etmekten de edilmesinden de nefret ederim.” Derin bir nefes aldı. “Bir Inuzuka ile görüşüyormuşsun? Yoksa Yoshi mi?! Sizi hep çok yakıştırırdım.” Gülümsedi. “Bir de… bir şeyler daha söyledi. Deminden beri kıkırdamalarının sebebi de bu. Hamilelik ihtimalinden filan... Kimden duymuş böyle bir şeyi bilmiyorum. Cevap vermek istemiyorsan vermek zorunda değilsin. Sen kendi ayakları üzerinde duran sorumluluk sahibi bir kadınsın. Özel hayatında ne yaptığın senin bileceğin iş. Ben böyle dedikoduların ortaya çıkmasından çok rahatsızlık duyuyorum sadece. Masada onlara bu konuda malzeme vermek istemedim. Erkekler bazen gerçekten çok çocuksu davranıyorlar.”

