Re: [Kirigami Yuu] Uzak Diyarlar
Posted: Sat Jun 20, 2026 10:32 pm
Kimseyi görememekle beraber Yuu, etrafına "haber verme" amacıyla çığırarak çalıların arasına cesurca atılmıştı. Ancak çalıların arasında bulduğu bir semender veya o meşhur kötü adamlar değildi. Hiçbir şey bulmamış da değildi gerçi ama ne bulduğundan asla emin değildi. Bulunan şeyi kendinin bulduğundan da emin değildi. Tanrım dedi. Bu ne bilinmezlik böyle.
Birkaç dakika önceye kadar gördüğü her şeyi "Tanımlanması zor" diye adlandırmıştı Yuu. Yeni bir dünya ve yeni bir gerçekliği kendi dünyasının kurallarıyla tanımlamaktan çekinmişti fakat şu an o az önceki tanımlanması zor şeyler öyle yakın ve samimi geliyordu ki...
Yuu ne olduğunu anlamaksızın etrafta dolanıp çevresini anlamlandırmaya çalışırken önüne bir küçük semender çıkmıştı. O ona, o da ona baktı. "Bu bir semender." dedi Yuu. Kendisiyle de pek gurur duydu. Semenderin sorusuna karşılık olarak diz kırıp oturdu ve elini çenesine dayayıp düşünmeye başladı.
"Hmm." dedi. Yaklaşık on saniye kadar öyle dalgınca yere doğru baktı. İşaret parmağını kaldırarak "Öncelikle hayat bir tren değil" dedi. Bu sırada hala yere bakıyordu. Cevabı bitmiş değildi. "Ama hayat gürültüsüyle, hikayesiyle ve her rengiyle bir tren ise ve bir durakta da inmek gerekiyorsa..." Başını gururla kaldırdı gözlerini yeniden semendere dikti. "Sanıyorum ki trene hiç binmemenin özlemi, tercihlerin en hoşu olmalı."
Birkaç dakika önceye kadar gördüğü her şeyi "Tanımlanması zor" diye adlandırmıştı Yuu. Yeni bir dünya ve yeni bir gerçekliği kendi dünyasının kurallarıyla tanımlamaktan çekinmişti fakat şu an o az önceki tanımlanması zor şeyler öyle yakın ve samimi geliyordu ki...
Yuu ne olduğunu anlamaksızın etrafta dolanıp çevresini anlamlandırmaya çalışırken önüne bir küçük semender çıkmıştı. O ona, o da ona baktı. "Bu bir semender." dedi Yuu. Kendisiyle de pek gurur duydu. Semenderin sorusuna karşılık olarak diz kırıp oturdu ve elini çenesine dayayıp düşünmeye başladı.
"Hmm." dedi. Yaklaşık on saniye kadar öyle dalgınca yere doğru baktı. İşaret parmağını kaldırarak "Öncelikle hayat bir tren değil" dedi. Bu sırada hala yere bakıyordu. Cevabı bitmiş değildi. "Ama hayat gürültüsüyle, hikayesiyle ve her rengiyle bir tren ise ve bir durakta da inmek gerekiyorsa..." Başını gururla kaldırdı gözlerini yeniden semendere dikti. "Sanıyorum ki trene hiç binmemenin özlemi, tercihlerin en hoşu olmalı."