Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta
Posted: Thu Feb 05, 2026 4:03 pm
Aslanım Genta, arabayı durdurup atları saldığı gibi ötekine atlamıştı. Öteki arabadaki haydutu da aşağı attığında sahneyi benim için hazırlamıştı. Aşağı atılan haydut, diğerinin çömezi gibi duruyordu. Arabalarına ateşler saldığım haydutlarsa beklediğimden hızlı tepki vermiş ve dağılıp formasyon almışlardı. Hazırlıklıydılar. Liderlerinin kısa emirleriyle doğru hareketleri gerçekleştirebiliyorlardı. Ayrıca adamın, benim üflediğim alev ağzımdan çıkmadan diğerlerine komut verdiğini fark etmiştim. Durumu haddinden fazla hızlı kavramıştı. Zihnimde kurduğum şekilde karşı pusuyu aktifleştirebilmiştim ama ana saldırımın sonucu, liderlerinin farkındalığıyla zayıf kalmıştı. İlk hamlemle içlerinden en azından ikisini kül etmiş olmayı istiyordum. Buna ulaşamamış olsam da pozisyon üstünlüğüm vardı. Çatışmayı benim avantajıma noktada başlatmıştım. Bu durum, ilk hamlemin başarısının düşük olmasının kaybettirdiğinden daha büyük bir kozdu.
Görüş açımda altı haydut vardı. Üçü birbirinin benzeri, biri lider, biri tuzakçı, biri çömez. Lideri esir almak istiyordum. Aradığım adamın kendisi, Touma, olma veya ona ulaşmak için bilgi edinebileceğim kişi olma ihtimali vardı. Önceliğim tuzakçıyı ortadan kaldırmak olacaktı. Savaş alanında beklenmedik bir sürpriz yaratma ihtimalini göze alamazdım. Çömez de yeni hasar alıp ortada kaldığı için onu da hızlı bir hareketle temizleyebilirdim. Bu seferki hamlem basit olacaktı. Ekipman çantama uzanıp elime aldığım beş adet shurikenlerin dördünü sersemlemiş durumdaki çömez hayduta doğru fırlattım. İnce nişan alacak kadar vaktim olmayacağını öngördüğümden; doğru gidecek shurikenlerin kafa ve göğüs hizasına doğru yol almasını sağlamaya çalışacaktım. Elimde kalan son shurikeni de yolun boş olan tarafından, olabildiğince derin falsoyla, görüş alanının dışından dönüp boynuna saplanacak açıyla fırlatıp çömezi çatışmadan eleyecektim. Ne kadar yeni yetme de olsa karşımdaki kalabalıktan eksilteceğim her kişinin, güçlerini muazzam oranda düşüreceğinden şüphem yoktu.
Geri kalan haydutlarla başa çıkmak için aklıma gelen ilk yol büyük tekniklerimi kullanmaktı. Juuton ile doğrudan tepelerine çökmeyi deneyebilirdim ama hareketlerini kısıtladıktan sonra işlerini bitirecek adamlarıma ihtiyacım vardı. Düşmanları yere çöktürüp bir süre tuttuktan sonra chakramı tüketip bayılabilirdim. İşi bitirmesi için Kage Bunshin’e güvenebilirdim ama yüksek chakra harcayan teknikleri chakramı ikiye bölmüşken kullanmak çok riskliydi. Eğer bir haydutu bile etki alanımdan kaçırırsam canımdan olabilirdim. Toprağın altına girip vakit kazanabilir, yeni bir sürpriz saldırı planlayabilirdim. Ancak aradaki mesafeyi kapatarak çevremin sarılmasını riske etmiş olurdum. Belki taijutsu ağırlıklı bir shinobi olsam farklı olurdu ama şimdilik avantajımı bozacak bir duruma yol açmış olurdu. Daha çok ejderha aleviyle onları formasyonlarını bozmaya zorlayıp belki aralarından bir veya ikisini daha eleyebilirdim. Şu an için en mantıklısı bu gibi gözükse de çocuklar döndüğünde yapmayı planladığım bitirici kombinasyon için chakra saklamama engel olacak bir plandı. Geleceği de hesaplamam gerektiğinden şimdilik ekipmana dayanmam gerekecek gibi görünüyordu.
Haruka rahipleri, Genta kimonoluları, Shui kendini güvene alana kadar yalnız çatışacaktım. Bir kez daha ekipman çantama uzanıp çektiğim shurikenlerden ikisini alakasız gözüken noktalara doğru biraz gücümü kısarak fırlattım. Sonradan arkalarından güçlü şekilde fırlatacağım iki shurikenle ilk fırlattıklarımı vurup havada sektirerek tuzakçıyı avlamanın peşindeydim. Shuriken stoğum dibe vurmaya yakınken haydutların geri saldırılarını karşılamak için iki elime birer kunai çekecektim. Kendimi proaktif konumdan reaktif duruma indirgediğim sırada dinlenmekte olan Shui’ye seslenecektim. “Shui, psst, shui…” Düşmanlar onun varlığını fark etmesin diye düşük seviyede sesle ve olabildiğince dudaklarımı oynatmadan ağzımdan çıkarmayaca çalışacağım sözleri anlamasını umuyordum. “Ekipman çantanı… ayaklarımın dibine doğru fırlat… kendini göstermeden…” Ağzına kadar dolu çantayı belime astığımda kendi çantamı da çıkarıp Shui’ye fırlatacaktım. İçini neredeyse boşalttığım çantada ekipman henüz tükenmiş değildi. Dinlenip çatışmaya döndüğünde Shui’nin işini görecek kadar ekipman mevcuttu.
Görüş açımda altı haydut vardı. Üçü birbirinin benzeri, biri lider, biri tuzakçı, biri çömez. Lideri esir almak istiyordum. Aradığım adamın kendisi, Touma, olma veya ona ulaşmak için bilgi edinebileceğim kişi olma ihtimali vardı. Önceliğim tuzakçıyı ortadan kaldırmak olacaktı. Savaş alanında beklenmedik bir sürpriz yaratma ihtimalini göze alamazdım. Çömez de yeni hasar alıp ortada kaldığı için onu da hızlı bir hareketle temizleyebilirdim. Bu seferki hamlem basit olacaktı. Ekipman çantama uzanıp elime aldığım beş adet shurikenlerin dördünü sersemlemiş durumdaki çömez hayduta doğru fırlattım. İnce nişan alacak kadar vaktim olmayacağını öngördüğümden; doğru gidecek shurikenlerin kafa ve göğüs hizasına doğru yol almasını sağlamaya çalışacaktım. Elimde kalan son shurikeni de yolun boş olan tarafından, olabildiğince derin falsoyla, görüş alanının dışından dönüp boynuna saplanacak açıyla fırlatıp çömezi çatışmadan eleyecektim. Ne kadar yeni yetme de olsa karşımdaki kalabalıktan eksilteceğim her kişinin, güçlerini muazzam oranda düşüreceğinden şüphem yoktu.
Geri kalan haydutlarla başa çıkmak için aklıma gelen ilk yol büyük tekniklerimi kullanmaktı. Juuton ile doğrudan tepelerine çökmeyi deneyebilirdim ama hareketlerini kısıtladıktan sonra işlerini bitirecek adamlarıma ihtiyacım vardı. Düşmanları yere çöktürüp bir süre tuttuktan sonra chakramı tüketip bayılabilirdim. İşi bitirmesi için Kage Bunshin’e güvenebilirdim ama yüksek chakra harcayan teknikleri chakramı ikiye bölmüşken kullanmak çok riskliydi. Eğer bir haydutu bile etki alanımdan kaçırırsam canımdan olabilirdim. Toprağın altına girip vakit kazanabilir, yeni bir sürpriz saldırı planlayabilirdim. Ancak aradaki mesafeyi kapatarak çevremin sarılmasını riske etmiş olurdum. Belki taijutsu ağırlıklı bir shinobi olsam farklı olurdu ama şimdilik avantajımı bozacak bir duruma yol açmış olurdu. Daha çok ejderha aleviyle onları formasyonlarını bozmaya zorlayıp belki aralarından bir veya ikisini daha eleyebilirdim. Şu an için en mantıklısı bu gibi gözükse de çocuklar döndüğünde yapmayı planladığım bitirici kombinasyon için chakra saklamama engel olacak bir plandı. Geleceği de hesaplamam gerektiğinden şimdilik ekipmana dayanmam gerekecek gibi görünüyordu.
Haruka rahipleri, Genta kimonoluları, Shui kendini güvene alana kadar yalnız çatışacaktım. Bir kez daha ekipman çantama uzanıp çektiğim shurikenlerden ikisini alakasız gözüken noktalara doğru biraz gücümü kısarak fırlattım. Sonradan arkalarından güçlü şekilde fırlatacağım iki shurikenle ilk fırlattıklarımı vurup havada sektirerek tuzakçıyı avlamanın peşindeydim. Shuriken stoğum dibe vurmaya yakınken haydutların geri saldırılarını karşılamak için iki elime birer kunai çekecektim. Kendimi proaktif konumdan reaktif duruma indirgediğim sırada dinlenmekte olan Shui’ye seslenecektim. “Shui, psst, shui…” Düşmanlar onun varlığını fark etmesin diye düşük seviyede sesle ve olabildiğince dudaklarımı oynatmadan ağzımdan çıkarmayaca çalışacağım sözleri anlamasını umuyordum. “Ekipman çantanı… ayaklarımın dibine doğru fırlat… kendini göstermeden…” Ağzına kadar dolu çantayı belime astığımda kendi çantamı da çıkarıp Shui’ye fırlatacaktım. İçini neredeyse boşalttığım çantada ekipman henüz tükenmiş değildi. Dinlenip çatışmaya döndüğünde Shui’nin işini görecek kadar ekipman mevcuttu.