Page 2 of 5

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Tue Jan 06, 2026 1:33 pm
by GM - Shinsei
Takeshi, omzuna dokunuşunu hissettiği an bakışlarını sana çeviriyor. Gözlerindeki sertlik bir anlığına kırılıyor. Çok kısa bir an ama yeterince gerçek. "Teşekkür ederim." diyor alçak bir sesle. "Bunu duymaya ihtiyacım vardı." Söyleyecek daha çok şeyi varmış gibi duruyor ama yutkunup susmayı seçiyor. Herkesin önünde daha fazlasını açmak istemediği çok belli. Bu sırada Kaede’nin bakışlarını fark ediyorsun. Takeshi’ye doğrudan düşmanca değil ama tartan, ölçen, boşluk arayan bir ifadeyle bakıyor. Yüzü sakin, ancak gözleri henüz ikna olmadım diyor. Takeshi bunu fark etmiyor gibi davranıyor ama sen Kaede’yi tanıyorsun. Bu şüphe bir kenara yazıldı.

Kizami haritayı kapatıp ayağa kalkıyor. Üzerindeki rahatlık kayboluyor; sesi daha resmi, daha operasyonel bir tona bürünüyor. "İlk noktaya gidiyoruz." diyor. "On beş dakika daha. Fazla değil." Sonra yürürken anlatmaya başlıyor. "Ateş Tapınağı. Ateş Ülkesi sınırları içinde, doğayla iç içe yaşayan bir rahip topluluğu. Buradakiler sıradan din adamları değil. Senjutsu üzerine çalışıyorlar. Doğal enerjiyi bedenlerine çekip tanrılarla, ya da onların dediği şekliyle yüksek varlıklarla iletişim kurmaya çalışıyorlar." Yürürken elini hafifçe kaldırıyor, çevreyi işaret eder gibi. "Tapınak sistemi katmanlıdır. Küçük inziva alanları, ana ibadet avlusu ve iç tapınak. Rahiplerin çoğu dövüşmez. Ama bazıları doğanın kendisini silah gibi kullanabilir."

Sennashi şüphesine geldiğinde sesi biraz daha sertleşiyor. "Son aylarda burada bazı ritüellerin değiştiği rapor edildi. Daha agresif çağrılar. Doğal enerji akışında bozulmalar. Ayrıca tapınağa girip çıkan, rahip olmayan ama rahip gibi giyinen kişiler görüldü. Kimlikleri belirsiz. İşte bu noktada Sennashi devreye giriyor." Yol hafifçe yükselirken ağaçlar seyrekleşiyor. Kızıl taşlı bir plato beliriyor önünüzde. Ve sonra... Ateş Tapınağı. Geniş bir alan. Kızıl ve koyu turuncu taşlardan inşa edilmiş yapılar, siyah ahşap kirişlerle desteklenmiş. Duvarlarda yanık izine benzeyen ama aslında bilinçli işlenmiş spiral motifler var. Tapınağın merkezinde açık bir avlu, yerde kül rengi taşlar, ortasında sürekli yanan ama duman çıkarmayan büyük bir ateş çanağı. Etrafı saran yapılar yarım daire şeklinde dizilmiş.

Rahipler sade giyimli. Toprak tonlarında cüppeler, çıplak ayaklar ya da basit sandaletler. Bazılarının alınlarında boyalı semboller, bazılarının boyunlarında ahşap tılsımlar var. Yüzleri sakin ama bakışları derin. Doğayla uyumlu, şehirden uzak bir yaşamın izleri üzerlerinde. Sizi fark ettiklerinde panik yok. Sadece dikkat. Öne çıkan bir rahip, sakin adımlarla yaklaşıyor. Önünüzde eğiliyor. "Hoş geldiniz." diyor. "Ben Rahip Ensho. Ateş Tapınağı’nın rehberlerinden biriyim." Elini tapınağın içine doğru uzatıyor. "İsterseniz ana avluda dinlenebilirsiniz. İç tapınağı görmek isteyenler için eşlik edebilirim. Arşiv odalarımız da vardır, eski ritüel kayıtları tutulur."

Kizami bir adım öne çıkıyor. "Bir soruşturma için buradayız." diyor net bir sesle. "Rutin ziyaret değil." Ensho başını hafifçe eğiyor, yüzünde en ufak bir itiraz yok. "Anlıyorum. O halde tapınak sizin efendim." Kizami arkasını size dönüyor. "Dağılıyoruz. Etrafı inceleyin. Gözünüze takılan her şeyi not edin. Akşamleyin girişte buluşalım ve her şeyi değerlendirelim." Bakışları kısa bir an senin üzerinde duruyor. Bokukichi ise "Evet arkadaşlar bana müsaade, en son dini bir ortama girdiğimde adam öldürdüler." diyor, tam çıkmaya çalışırken Masato yakasından tutuyor ve "Öyle kolay değil." diyor. Şimdi önünde birkaç yol var. Ana avluda kalıp rahipleri ve ritüelleri gözlemleyebilirsin. İç tapınağa girip doğal enerji akışını hissetmeye çalışabilirsin. Arşiv odalarını inceleyip eski kayıtlar ve değişiklikler arayabilirsin. Ya da Rahip Ensho ile birebir konuşmayı seçebilirsin. Elbette bunlar sadece küçük tavsiyeler. Hangisine yöneliyorsun?

Ensho
► Show Spoiler

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Wed Jan 07, 2026 11:55 am
by Yureikumo Aoi
Takeshi bir nebze de olsa rahatlamış gibiydi. Yanında gerçek olmasa da ailesi gibi birilerinin olacağını bilmesi ona iyi gelmiş olmalıydı. Öte yandan Kaede aynı fikirde değil gibiydi. Bu bakışları biliyordu. Kaede'yi de tanımıştı artık. Zihnine ne zaman şüphe tohumları ekildiğini görebiliyordu. Kaede insanlara güvenme konusunda pek çekimserdi. Kizami gidecekleri ilk noktanın Ateş Tapınağı olduğunu söylemişti. Senjutsu üzerine çalışan rahipleri barındıran bir tapınaktı bu. Ülkenin en önemli dini merkezlerinden birisiydi. Ancak söylenenlere göre bu bölgede son zamanlarda farklı ritüeller ve enerji dalgalanmaları olmuştu. Üstelik rahip olmadığı halde tapınağa rahip kılığında girip çıkanlar da mevcuttu.

On beş dakika kadar yürüdükten sonra geniş bir alana yayılmış olan tapınağa vardılar. Duvarlarda ateş ve yanık motifleri seçiliyordu. Avluda dumanı çıkmayan ancak yanmaya devam eden bir ateş vardı. Rahipler, din adamlarında olan kendilerine has bir sakinliğe sahiptiler. Doğa ile uyumlu ve huzurlu bir ifadeleri vardı. Onları görünce pek de şaşkınlık göstermemişlerdi. Rahiplerden oldukça yaşlıca bir tanesi öne çıkarak kendini tanıtmış ve onları buyur etmişti. İsminin Ensho olduğunu öğrendikleri bu rahip aynı zamanda bir rehberdi. Kizami öne çıkarak rutin bir gezi yapmadıklarını, soruşturma için burada olduklarını vurgulamıştı. Rahip sebebini asla sorgulamadan istedikleri gibi tapınakta gezebileceklerini söylemişti onlara.

Kizami dağılmalarını emretmişti. Herkes bir noktaya gidecek ve inceleme yapacaktı. Akşama kadar bilgi toplayıp akşam bunları istişare edeceklerdi. Bokukichi kaçacak gibi olmuştu ancak Masato yakasına yapışıp gitmesine izin vermemişti. Artık bu ekibin bir üyesi ise öyle istediği an yok olup gidemezdi. Aoi etrafı incelerken iç tapınağa doğru ilerlemeye başladı. Bu hayatta en iyi yaptığı şey sezgilerine güvenmekti. Dini ortamlardaki enerji akışlarını hissetme konusunda yetenekli olduğunu biliyordu. Hiç değilse burada klan jutsularını da yapabilirdi. İç tapınaktaki ritüel bölgelerinden birine bağdaş kuracak ve gözlerini kapatarak enerjiyi hissetmeye çalışacaktı. Mirai no Me jutsusunu kullanarak ruhlardan öngörü almayı deneyecekti. Neler olacağını görmek için ciğerlerine derin bir nefes çekti.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Thu Jan 08, 2026 5:59 pm
by GM - Shinsei
Diğerleri avluda ve yan yapılarda dağılırken sen adımlarını bilinçli olarak iç tapınağa doğru çeviriyorsun. Taş zemin burada daha koyu, kızıl tonlar yerini is lekesi gibi siyaha yakın damarlar taşıyan kayalara bırakmış. Hava belirgin şekilde değişiyor. Daha ağır, daha sıcak ama yakıcı değil, sanki ateş burada yanmıyor da bekliyor. İç tapınak yarım kubbeli bir yapı. Tavan yukarı doğru daralıyor ve tam merkezde, açık bir boşluktan gökyüzü görünüyor. Güneş ışığı içeri tavandan kırılarak, yumuşayarak giriyor. Duvarlarda eski ritüelleri betimleyen kabartmalar var, diz çökmüş rahipler, ellerini toprağa ve ateşe uzatan figürler, gözleri kapalı ama yüzleri huzurlu insanlar. Bazı kabartmaların kenarları diğerlerine göre daha yeni, fazla yeni.

Tapınağın iç kısmında birkaç rahip var. Sessizler. Kimisi diz çökmüş meditasyonda, kimisi duvar kenarlarında doğal enerji akışını hissetmeye çalışıyor. Çoğunun nefesi düzenli, bedenleri gevşek. Ama içlerinden biri sen fark etmeden önce seni fark etmiş gibi. Duruşu doğru ama fazla doğru. Nefesi, diğerleriyle aynı ritimde değil. Ama içten içe kendini böyle hissetmeye şartlandırıyor olma ihtimalin de var. Bağdaş kurup oturduğunda taş zeminin soğukluğu bacaklarından yukarı tırmanıyor. Gözlerini kapatıyorsun. Nefesini düzenliyorsun ve Mirai no Me tekniğini uyguluyorsun.

Görü bu kez yumuşak gelmiyor.

Önce ateş görüyorun. Ama tapınaktaki ateş gibi değil. Bu ateş yukarı doğru değil, içeri doğru yanıyor. Sonra rahip siluetleri beliriyor. Hepsi aynı hizada... ama biri gölge düşürmüyor. Ayağı yere değiyor ama toprağı hissetmiyor gibi. Yüzü netleşmiyor, sadece gözleri var. Bu gözler Senjutsu kullanan birine ait olması gereken dinginlikten yoksun. Bir sahne kayıyor. Aynı figür, aynı cüppeyle, ama artık tapınağın dışında. Ellerini yıkıyor, ama su kirlenmiyor. Sonra bir başka an, ritüel çemberinin kenarında duruyor, hiç çağrılmaması gereken bir şeyi dinliyor. Dudakları kıpırdıyor ama dua etmiyor.

Son görüntü aniden kesiliyor. Görü, sanki biri tarafından kapatılmış gibi dağılıyor. Derin bir nefesle kendine geldiğinde omzunda hafif bir dokunuş hissediyorsun. Yanına döndüğünde, akademi yaşlarında küçük bir kız sana bakıyor. Saçları iki yandan bağlı, cüppesi rahiplere ait değil, ziyaretçi gibi. Avucunu açıyor, içinden renkli şekerler görünüyor. "Abla." diyor masum bir sesle. "Şeker istiyon mu? Ben bunu, ben bunu kapıdaki amcadan aldım, bunu dağıt dedi de. İstiyon mu?"

Tam o anda biraz ileride, bir sütunun arkasından Bokukichi’yi görüyorsun. Gözleri kocaman açılmış, elleri ağzında size bakıyor. "AYYYY KAMI-SAMAM TİPE BAK YERİM KAFAYI YİCEM." diyor. Tapınaktaki ateş hala yansa da sen bir şeylerin yanlış olduğunu biliyorsun.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Fri Jan 09, 2026 1:16 pm
by Yureikumo Aoi
Tapınağın iç kısmı sessiz ve sakindi. Birkaç rahip dini ritüeller gerçekleştiriyordu. İçlerinden birisi Aoi'nin içinde şüphe uyandırmıştı. Ritmi, meditasyon yapış şekli, duruşu her açıdan diğer rahiplerden farklıydı. Aoi, içinde bir şeyler onu rahatsız etmiş olsa da taş zemine oturdu. Gözlerini kapattı ve Mirai no Me ile görü almaya başladı. Bir ateş gördü önce. Tapınaktaki gibi değildi, içeri doğru yanıyordu. Rahiplerin siluetlerini gördü sonrasında. Biri hariç hepsinin gölgesi vardı. Yüzünü net bir şekilde seçemiyordu, sanki sadece gözleri vardı. Gözleri Senjutsu ustası bir rahip gibi dingin ve doygun bakmıyordu. Bir şeylerin peşindeydi. Sonrasında sahne değişti. Aynı cüppeli figürü tapınağın dışında elini yıkarken gördü. Ancak ellerinden akanlar suyu kirletmiyordu. Bir başka sahnede onu bir ritüelde gördü. Yasaklı bir şey yapıyordu. Bir dua ediyordu ancak dudakları kıpırdamıyordu.

Görü aniden kesildi. Sanki birisi fişini çekmişti. Neye uğradığını anlamak için sağa sola bakınırken kolunu çekiştiren bir kızı hissetti. Akademi yaşlarında küçük bir kızdı. Ziyaretçi olmalıydı. Avuçlarında renk renk şekerler vardı, kendisine uzatmıştı. Aoi'ye bunları kapıdaki amcanın dağıttığını, ona da dağıtma görevi verdiğini söyledi. Sütunların arkasında ise Bokukichi onları seyrediyordu. Küçük kızı fazlasıyla sevimli bulmuş gibi Bokukichi sesleri çıkarıyordu. Aoi derin bir soluk verdi. Sonra kıza sıcak bir şekilde gülümsedi. "Senin gibi sevimli bir prenses bu işlerle kendini yormamalı. Sen şekerleri bana ver, ben dağıtırım. Hem zaten burada işlerim var. Sen ailenin yanına git ve yanlarından ayrılma, olur mu?" Kızın başını okşayacak ve tüm şekerleri onun avuçlarından kendi avuçlarına alacaktı. Sonra Bokukichi'nin yanına gidecekti. "Bu şekerler normal mi sence? İçlerinde bir şey olabilir mi? Bunları Shiori'ye götürür müsün Kenmaru bir incelesin." Köpeklerin burnu bu gibi işler için fazlasıyla gelişmişti sonuçta. Hem Shiori ile konuşması için de Bokukichi'ye bahane yaratmış olacaktı. Ardından biraz evvel oturduğu yere dönerek şüphelendiği rahibe yönelecekti. Belki de hisleri yalnızca paranoyadan ibaretti ancak görü ona hiçbir zaman yalan söylememişti. "Affedersiniz, bakar mısınız?" diyecekti rahibin ilgisini kendisine çekmek için. "İsminizi ve burada ne yaptığınızı öğrenebilir miyim acaba? Bana yaptığınız ritüeli veya duayı biraz anlatabilir misiniz?"

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Fri Jan 09, 2026 5:41 pm
by GM - Shinsei
Küçük kız, söylediklerin karşısında bir an afallıyor. Gözleri büyüyor, sonra omuz silker gibi bir hareketle başını sallıyor. "Tamam..." diyor, biraz da hayal kırıklığıyla. Avuçlarındaki renk renk şekerleri tek tek senin avucuna bırakıyor. Şekerler hafifçe yapışkan, bazıları bal kaplı gibi, bazıları sert. Hepsi masum görünüyor ama sen artık masum görünen şeylere güvenmeyi çoktan bırakmış durumdasın. Kız sana son bir kez bakıp, tapınağın girişine doğru seke seke uzaklaşıyor.

Şekerlerle birlikte sütunların yanına geçtiğinde Bokukichi seni çoktan fark etmiş oluyor. Gözleri şekerleri görür görmez parlıyor. "Bakayım tadına-" diye atılıyor, parmakları uzanıyor. Tam bir tanesini ağzına atacakken senin bakışını yakalıyor. Duruyor. Şekere bakıyor. Sonra sana. Sonra tekrar şekere. "Neyse." diyor ciddi bir edayla. "Kenmaru bir baksın da. Ben ölürsem sorumluluk almak istemiyorum." Ölürse zaten nasıl sorumluluk alacağını düşünüyorsun.

Şekerleri avucundan kapıp dışarı doğru hızla ilerliyor. Tam kapıdan çıkarken seni duyacak kadar yüksek bir sesle ekliyor. "SHIORIIII, BULGU VAR, KÖPEĞİNİ GETİRRR!" Ve gidiyor. Sen tekrar iç tapınağa dönüyorsun. Şüphelendiğin rahip hala aynı yerde. Meditasyonunu bozmuş ama panik yok. Gözlerini açtığında bakışları yumuşak, yüzü dingin. Yaşı tam seçilmiyor, sakalı yeni kırlaşmaya başlamış gibi ama cildi genç sayılır. Cüppesi diğerleriyle aynı renkte ama dikişleri farklı, daha yeni. Kendisine seslendiğinde başını hafifçe eğiyor. "Ben Raien." diyor sakin bir sesle. "Ateş Tapınağı’nda misafir rahip olarak bulunuyorum. Aslen kuzeydeki küçük bir inziva tapınağındanım." Ellerini dizlerinin üzerine koyuyor, avuç içleri açık. "Az önce yaptığım şey bir dua değil, daha çok... dinleme çalışmasıydı. Doğal enerji akışında bozulmalar olduğunda, ateş bunu ilk hisseden elementtir. Biz buna sessiz ateş deriz."

Konuşurken nefesi düzenli ama sen hala o ritim farkını hissediyorsun. "Son zamanlarda burada dalgalanmalar arttı." diye devam ediyor. "Rahip olmayanların da hissettiği türden. O yüzden bazı eski metinleri tekrar inceliyorum. Dilerseniz..." Bir an duruyor, sesi hala nazik. "Elimdeki dua kitaplarını size de gösterebilirim. Konakladığım yere davet etmek isterim. Metinler tapınakta tutulmuyor, daha sakin bir ortamda bakmak daha sağlıklı olur." Tam cevap verecekken ince, tiz bir ses tapınağın dinginliğini bıçak gibi kesiyor.

Az önceki küçük kız, annesinin eteğine asılmış halde duruyor. Yüzü asık, sesinde hiçbir duygu ifadesi olmadan "Anneeee! Şu abla şekerlerimi çaldı. Ben dağıtacaktım dedi, aldı. Ben niye böyle bir şey yaptı anlamadım." diyor ve sana tip tip bakıyor. Bir anlık sessizlik. Sonra da bakışlar. Tapınaktaki rahiplerin çoğu aynı anda sana dönüyor. Bazıları şaşkın, bazıları açıkça yargılayıcı. Fısıltılar başlıyor.

"Şeker mi?"

"Çocuklardan mı?"

"Bu uygun değil..."

Aynı anda, kapının dışından Bokukichi’nin kahkahası yankılanıyor. Uzaktan, çok uzaktan. "AHSHDHSHD KIZ ÇOK HAKLI BENCE." Onun sesi tapınağın taşlarında yankılanırken, rahiplerden biri yanına yaklaşıyor. Yaşlı, yüzü sert ama öfkeli değil. Sadece hayal kırıklığı var sesinde. "Hanımefendi." diyor alçak ama net bir tonla. "Bu kutsal mekanda... neden böyle bir şey yaptınız?" Raien sessiz, sana bakıyor. Ve ilk kez, gözlerinin derinliğinde çok kısa süren bir memnuniyet kıvılcımı yakalıyorsun.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Fri Jan 09, 2026 6:18 pm
by Yureikumo Aoi
Kız pek gönülsüzce vermişti şekerleri. Aoi derin bir nefes verdi. Çocuklarla iyi anlaşırdı ancak onları bir şeye ikna etmek yorucu olabiliyordu. Şekerleri Bokukichi'ye uzattıktan sonra yememesi gerektiğine dair bir bakış fırlattı. Bakışı anlayan Bokukichi şekerleri alarak Shiori'ye götürmek üzere yola fırladı. Aoi de o esnada biraz evvel oturduğu yere dönerek şüpheli rahiple konuşmaya başladı. Adam isminin Raien olduğunu ve bu tapınakta ziyaretçi olduğunu söylemişti. Enerji akışındaki bozulmaları hissettiğini, bunları anlamlandırmak için de ateşi dinlediğini söylemişti. "Demek son zamanlarda yaşanan farklı dalgalanmalardan haberdarsınız." Aoi şüpheci bir şekilde ekledi. Adam rahip olmayanların da bunları hissettiğini, o sebeple elindeki dua kitaplarını ona gösterebileceğini söyleyerek onu kaldığı yere davet etmişti. Daha sessiz bir mekanın daha iyi olacağını söylemişti. Adamın ağzından çıkan her bir kelime kuşku uyandırıcıydı ancak en kuşku uyandırıcı olanı buydu.

Tiz bir çocuk sesiyle dikkati dağıldı. Biraz evvelki küçük kız, annesinin eteğine asılmış şekerleri hakkında yaygara koparıyordu. Aoi bir bu eksikti der gibi elini alnına götürdü. Bir anda bütün gözler kendisine dönmüştü. Rahiplerin yargılayıcı bakışlarını üzerinde hissediyordu. Neyse ki o bir Yureikumo'ydu ve bu şekilde hiç anlanıp dinlenmeden yargılanmalara alışıktı. Yine de bu durumu daha az iç karartıcı hale getirmiyordu. Üstelik Bokukichi de kenardan konuya her nasılsa dahil olmuş dalga geçmeye başlamıştı. Rahiplerden birisi yanına gelerek kutsal bir mekanda neden böyle bir şey yaptığını sordu ona. Raien adındaki şüpheli herif de bıyık altından gülmüştü ona. Aoi hayal kırıklığıyla derin bir soluk verip omuzlarını silkti. "Beyefendi, bu yaştan sonra çocuklardan şeker çalacak değilim herhalde." Sesi ölçülü ve sakindi ancak saklı hüsranını hafiften sızdırıyordu. "Soruşturma gereği şekerlerde bir şey olabileceğinden şüphelendim. Shinobi arkadaşım inceleme yaptıktan sonra geri vereceğim. Lütfen rica ediyorum." Kızın yanına yaklaşıp çömeldi. "Şekerlerini aldığım için özür dilerim. Niye bunu yaptığımı anlamadığını biliyorum ama gerçekten de senin iyiliğin için yaptım. Hani bazı şekerler yedikten sonra karnını ağrıtır ya, öyle şekerlerden mi diye kontrol ettiriyorum. Eğer güvenliyse köpeği olan bir abla gelip sana geri verecek, tamam mı? Olur mu böyle?" Çocuğa cebinden canının isteyeceği tüm şekerleri alabileceği kadar para çıkarıp verdi. "Bununla da ne istersen al kendin için, tamam mı? Özür için bu."

Bu işi hallettikten sonra Bokukichi'yi de ensesinden sürükleyerek adamın yanına gidecekti. "Lütfen, dediğiniz yere gidelim. Bize yardımcı olabileceğinizi umuyorum. Bu durumla ilgili ne biliyorsanız gösterin lütfen."

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Sat Jan 10, 2026 11:39 am
by GM - Shinsei
Rahip, sözlerini bitirdiğinde hala şaşkınlıkla sana bakıyorken cebinden çıkardığın 150 Ryo’yu küçük kızın avucuna bırakıyorsun. Kız bir an donakalıyor. Paraya, sonra sana bakıyor. Az önceki kırgınlık yerini saf bir hayranlığa bırakıyor. Gözleri parlıyor. "Tamam sağ ol abla." diyor bu sefer daha yumuşak bir sesle. Annesi hafifçe eğilip sana başıyla teşekkür ediyor, ardından kızını elinden tutup avlunun diğer tarafına götürüyor. Fısıltılar yavaş yavaş kesiliyor. Rahipler, senin açıklamanı ve sakinliğini gördükten sonra bakışlarını geri çekiyor, kimisi utançla başını öne eğiyor, kimisi hiçbir şey olmamış gibi ritüeline dönüyor. Tapınağın içindeki gerginlik, ateşin üzerine serpilen bir avuç kül gibi dağılıyor.

Tam bu sırada, sütunların arasından Bokukichi’nin yaklaşmakta olduğunu görüyorsun. Gelirken kızın yanına eğilmiş, şekerleri tek tek geri uzatıyor. "Bak küçük hanım, hepsi tertemizmiş." diyor ciddiyetle. "Ama fazla yeme, yoksa büyüyünce benim gibi olursun." Kız kahkahayı basıyor. Bokukichi sonra sana dönüyor, elinde bir şeker tutarak. "Şekerler temiz. Tadına da baktım, baya iyi bu arada, kız sana da ayırdım bir tane-"

Cümlesini bitiremeden ensesinden yakalayıp sürüklüyorsun. Bokukichi itiraz etmiyor. Aksine, sırıtıyor. "Tamam la sakin." Raien, bu sahneyi sessizce izlemiş. Senin isteğini duyunca hemen ayağa kalkıyor. Cüppesini düzeltiyor, başını hafifçe eğiyor. "O halde lütfen beni takip edin." diyor sakin bir tonla. Tapınağın ana avlusundan çıkıyorsunuz. Arka tarafa geçtikçe ortam değişiyor. Büyük sütunlar ve açık alanlar yerini daha küçük, sade evlere bırakıyor. Taştan yapılmış bu yapılar tapınağın ruhuna uygun, alçak çatılı, dar pencereli. Bazılarının önünde tütsüler yanıyor, bazılarında dua boncukları kapıya asılmış. Arada sessizce yürüyen rahipler, gezginler, hatta birkaç yabancı yüz görüyorsun.

Raien konuşuyor. "Buralar, tapınakta uzun süre kalan rahipler ve gezgin ibadetçiler için ayrılmış konaklama alanları. Kalıcı olmayanlar burada kalır. Sessizdir ve dikkat çekmez." Bir evin önünde duruyor. Kapıyı açıyor, içeri buyur ediyor.
İçerisi sade ama düzenli. Ortada alçak bir masa, çevresinde minderler. Duvar boyunca uzanan bir kitaplık var, raflar eski, ama bakımlı. Raien kapıyı kapatmanızı rica ediyor. Kapı kapandığında içerideki sesler tamamen kesiliyor. Kitaplığa yöneliyor. Birkaç kitabı özenle çekip çıkarıyor, masanın üzerine bırakıyor. Kapaklar eski, bazıları yanık izleri taşıyor, bazıları elle çoğaltılmış gibi.

"Bunlar ibadet için kullandığımız metinler." diyor. "İşinize yarar mı bilmiyorum ama..." Sonra sakince yan sandalyeye oturuyor. Sen ve Bokukichi kitapları incelemeye başlıyorsunuz. Metinler ateş, denge, arınma üzerine. Bazı dualar tanıdık, bazıları ise fazlasıyla... yorumlanmaya açık. Özellikle bir dua dikkatini çekiyor.


Alevi çağırmam,
gölgesini çağırırım.

Yanma ki aydınlatma,
yanma ki yok etme,
için için kal, görmeden gör.

Kök aşağı insin,
ama toprak bilmesin.
Duman yukarı çıksın,
ama gök fark etmesin.

İsimleri anmam,
yankılarını anımsarım.
Ruh çağırmam,
izi olanı tutarım.

Ateş şahit olsun,
tanık olmasın.
Güneş baksın,
görmesin.

Ve eğer bir kapı açılırsa,
anahtarı sorulmasın.


Tam o sırada Raien konuşuyor. "Neden onları durdurmak istiyorsunuz?" Ses tonu meraklı ama ölçülü. Bokukichi başını kaldırıyor. Gözleri kısılıyor. Raien’e şüpheyle bakıyor. Raien hemen ekliyor, avuçlarını hafifçe açarak. "Sadece merak ettim. Soruyorum. İçlerinden biri olduğundan şüphelendiğim biriyle konuşma şansım oldu. Savaşları, kirli siyaseti ve insan hayatını hiçe sayan düzeni bitireceklerini söylediler. Biz kulların bilmediği bir şey mi var? Farklı şeyler mi dönüyor?" diyor. Odanın içi sessiz. Ateş Tapınağı’nın arka evlerinden birinde, sorunun ağırlığı masanın üzerine çökmüş durumda.
Off Topic
İmzanızdan 150 Ryo düşebilirsiniz.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Sun Jan 11, 2026 7:35 am
by Yureikumo Aoi
Çocuklar da her insanoğlu gibi parayı severlerdi. Aoi bununla onun gönlünü alabileceğini biliyordu. Küçük kız 150 Ryo'yu görünce önce şaşırmış, sonra da hevesle eline almıştı. Teşekkür ederek işin peşini bırakmaya karar vermişti. Şekerler artık o kadar da önemli değil gibiydi. Annesi de kızını susturabildiği için minnettar bir şekilde başını eğmişti. Aoi de onlara başıyla selam vererek öne eğildi. Rahipler de susmuşlar, bir köşeye çekilmişlerdi. Biraz evvel anlamadan dinlemeden onu hırsızlıkla yargılayan sözde din adamları şimdi hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlardı. Hani din anlayış, tevazu ve merhamet demekti? Hani dinde yargısız infaz olmazdı? Aoi başını salladı.

Biraz ileride Bokukichi'nin figürü gözüne çarptı. Şekerleri kıza geri veriyordu. Demek temiz çıkmışlardı. Boşuna evham yapmıştı Aoi. Zararsız şekerlerdi yalnızca. Yine de eşeğini sağlam kazığa bağlamıştı ve içi rahattı. Bokukichi yanına gelerek ona da bir şeker uzattı. Tatlarının güzelliğinden bahsediyordu ancak Aoi onu dinlemeden ensesinden kaptığı gibi biraz evvelki adamın yanına ilerlemeye başladı. Bokukichi direnmemiş veya itiraz etmemişti. Kaderine teslim olmuş gibiydi, hatta bundan zevk de alıyordu. İsminin Raien olduğunu öğrendiği adam onları görünce ayağa kalkmış ve önden ilerleyerek yolu göstermeye başlamıştı.

Tapınağın arkasındaki bölgede sade ve minik evlerden meydana gelen bir mahalle vardı. Evlerin önündeki sunaklar, tütsüler ve dua boncukları bu evlerin çeşitli din adamlarının konakladıkları yerler olduğunu gösteriyordu. Etraftaki insanların da büyük çoğunluğunu din adamları oluşturuyordu. Raien de bu tahminin doğrular gibi açıklamıştı bölgenin konaklama amacını. Birbirinin hemen hemen aynısı olan evlerden birinin önünde durarak kapıyı açmış ve onları içeri çağırmıştı. Az eşyalı sade bir odası vardı. Küçük bir kitaplık vardı. Raien ona yönelerek bir kitap çekip çıkartmıştı. Sonra da bunu masaya bıraktı. İbadet için kullandıkları metinlerin bunlar olduğunu söylemişti. Aoi masaya yönelerek kitabı eline aldı ve incelemeye başladı. Bir çeşit dua yazıyordu içinde ancak ne anlama geldiğini söylemek zordu. Ateşten, dengeden ve arınmaktan bahsediyordu. Yureikumo metinlerine benzer olan yönleri vardı ancak oldukça sembolik bir dille yazılmıştı.

İlgisini çeken bir duayı okurken Raien neden onları durdurmak istediklerini sorunca Aoi hemen başını kaldırıp ona döndü. Onlardan birisi ile karşılaştığını, amaçlarının kötü düzeni yıkmak olduğunu öğrendiğini söylemişti. Aoi ciddiyetle başını iki yana salladı. "Bu yalnızca fedai toplamak için söyledikleri bir yalan. Gerçek amaçları korkunç ve yıkıcı. Kimsenin iyiliğini istedikleri yok ve masumları bu işe karıştırıp beyinlerini yıkıyorlar. Onları durdurmak zorundayız yoksa geri dönülemez bir şekilde korkunç şeyler yaşanacak." İlgisini çeken duayı işaret etti. "Bu duanın anlamı nedir?"

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Sun Jan 11, 2026 5:13 pm
by GM - Shinsei
Raien’in sorusu havada asılı kalırken Bokukichi de konuşmaya karışıyor. "Benim bildiğim Sennashi olayı şu. Bunlar insanlara önce bir boşluk hissi aşılıyor. Kaybolmuşluk, anlam arayışı, değersizlik... Sonra o boşluğu dolduracak tek şeyin kendileri olduğunu söylüyorlar. İnanç, düzen, amaç. Ama verdikleri şey inanç değil, zincir. Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir yapı. En tepedekiler görünmez, alttakiler ölür. Üsttekiler de buna kutsal bedel der." Bokukichi sürekli rahibin gözlerine bakıyor, anlayacağın üzere hikayeye inancı biraz bilerek katıyor, rahibin nabzını ölçmek için. Omuz silkip devam ediyor. "Bir de hep ateş, arınma, fedakarlık muhabbeti. Ne zaman biri arınacağız dese ben cüzdanımı kontrol ediyorum."

Raien’in bakışları bir anlığına kaçıyor. Sonra duanın anlamını soruyorsun. Raien derin bir nefes alıyor. Sesi sakin ama kelimelerinin arasında rahatsız edici bir boşluk var. "Bu dua ateşe yakarmak için değildir." diyor. "Ateşi dinlemek içindir. Yanmayı değil, yanmadan kalmayı öğretir. Arınmayı değil, iz bırakmadan değişmeyi anlatır. Tanrı’nın bakmadığı yerde dönüşmeyi. Bazı rahipler bunun ileri bir meditasyon olduğunu söyler. Bazıları ise Tanrı’nın iradesini hızlandırmak için kullanılan bir eşik olduğunu." Dudakları ince bir çizgi oluyor. "Herkese öğretilmez." Ağızda garip bir tat bırakıyor bu sözler. Tam o anda kapı sertçe çalınıyor.

Raien irkiliyor. Hızla ayağa kalkıp kapıya gidiyor. Kapı açıldığında karşılarında kel, bordo gözlü, sert bakışlı bir adam duruyor. Üzerindeki cüppe diğer rahiplerden daha koyu tonlu, duruşu ise tartışmaya kapalı. "İkinci kere ayine geciktiniz." diyor adam. "Nasıl açıklayacaksınız kendinizi?!" Raien başını eğiyor. "Özür dilerim Souten beyim. Ziyaretçilere yardımcı oluyordum." Adam göz ucuyla içeri bakıyor, seni ve Bokukichi’yi süzüyor. "İşlerinizi halledip çıkınız lütfen." Sonra Raien’e sert bir bakış atıp dönüyor. Raien size dönüyor, mahcup bir ifadeyle "Beni mazur görün. Sonra devam edebiliriz." diyor. Kitapları aceleyle topluyor, ikinize kısa bir selam verip çıkıyor.

Kapı kapanıyor. Sessizlik. Bokukichi saniyesinde müthiş bir fikir veriyor. "Kız gel şunun eşyalarına bakalım." Kitaplığın önüne geçiyorsun. Raflarda sıradan dua kitapları, yanmış mumlar, tütsüler, birkaç tespih var. Yatağın yanında sade bir çanta var. Bokukichi çekmeceleri karıştırıyor. "Klasik rahip starter pack." diyor. "Bir şey çıkacaksa da buradan çıkar." Sen masanın altındaki küçük sandığı açıyorsun. İçinde birkaç parşömen, notlar... ve katlanmış bir mektup.

Mektubu açıyorsun. Yazıyı okuyorsun. Kalbin bir anlığına sıkışıyor.


"Sayın Raien,

Sizi tebrik ederim, doğru yolun öncüsü olmak Tanrı'nın tüm kullarının varmayı umut ettiği ancak ulaşmakta bir hayli zorlandığı bir konumdur. Ateşin körükleyicisi olmak bir yana, Tanrı'nın şu andan itibaren kendisine en yakın sayacağı bir önder olacaksınız. Bu durumda sizi kutlamaktan başka yapabileceğim tek şey vaktimizin kısıtlı olduğunu vurgulamak olur. Bu akşam bize özümüzden kalmış olan mührü uygulamanız şarttır ki Tanrı sizi şanına erdirsin.

Sonsuz hürmetlerimi sunarım,
Akuro"


Kağıdı Bokukichi’ye uzatıyorsun. O okurken önce hafif bir tebessüm beliriyor yüzünde. Sonra imzaya gelince donuyor. Gözleri birkaç saniye boyunca boş boş kağıda bakıyor. Ardından sana dönüyor. "Dostum, canım, bebeğim." diyor. "Şöyle düşünüyorum. Çözdüm olayı bak dur. Bence bu adam Sennashi ile çalışıyor ama kendisi de tam emin değil yapacağı şeyi yapmak isteyip istemediğinden. Ne cümle kurdum amına koyayım ağzım kurudu resmen. Neyse. Bu adamı acilen bir yerde kıstırmamız lazım. Yoksa sıçışşşş."

İkiniz birden dışarı fırlıyorsunuz. Kapıdan çıkar çıkmaz Masato yanınıza geliyor. Yüzü ciddi. "Ben bir şeyler buldum galiba." diyor hızlıca. "Tapınağın kuzey avlusunda dua eden bir rahip var. Ayin sırasında hiç çakra salınımı yok ama gölgesi gecikmeli hareket ediyor. Normal değil. Ayrıca yerde semboller var. Ateş Ülkesi’ne ait değil." Bir adım daha yaklaşıyor. "Takeshi ve Shiori, tapınak kayıtlarını kontrol ediyorlar. Son üç ayda gelen gezgin rahip sayısı artmış. İsimler tutarsız. Toshio ayin metinlerini inceliyor, bazı dualar senjutsu değil, bağlama jutsusu gibi. Kaede’nin ne yaptığını bilmiyorum. Görünürde yok."

Masato nefes alıyor. "Yapabileceklerimiz birkaç şey. Rahipleri ayin sırasında gözlemek, bulduğum adamı takip etmek ya da..." Bokukichi araya giriyor. "Bizim de bir adamı takip etmemiz lazım kanka. Önce ona mı baksak?" Masato hemen cevap veriyor. "Nasıl biri olduğunu söylerseniz Byakugan ile hemen tespit edebilirim." Bokukichi sana dönüyor. "Nasıl bir sırayla gitsek ki şimdi?" diyor. Etrafına bakıyorsun, şimdilik her şey normal görünüyor. Daha başlayalı en fazla onbeş dakika olmuştur zaten. Ana tapınak dışında gidebileceğin yan tapınak binaları da var ama bir yandan da arkadaki evlerin yanına gittiğinde dikkatini çeken bir mezarlık var. Böyle bir alanda mezarlık olması elbette beklendik bir şey ama bu kadar dolu olması ve insanların sürekli eşya bırakıyor olması ziyaret etmeye değer kılabilir.

Re: [Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Posted: Mon Jan 12, 2026 12:03 pm
by Yureikumo Aoi
Raien’in sorusuna Aoi net bir cevap vermek istememiş olsa da Bokukichi araya girerek, biraz da onu test etmek ister gibi Sennashi'nin insanları dini duygularını sömürerek nasıl kandırdıklarını anlatmıştı. İnancı işin içine bilerek kattığı belliydi. Raien anlatılanlardan rahatsız olmuş gibi bakışlarını kaçırmıştı. Aoi'nin sorusuna cevap olarak duanın anlamını söylemişti ancak Aoi pek de bir şey anlamış sayılmazdı. Herkese öğretilmeyen ileri düzey bir meditasyon olduğunu söylemişti ancak ateşe yakarmamak, tanrıya boyun eğmemek ve kendi yolunda değişmek gibi inanca aykırı birtakım semboller içeriyordu. Bir din adamı için böyle bir duanın varlığı tuhaf değil miydi? Din tam bir teslim oluş ve kendini tanrının iradesine bırakmak değil miydi?

Kapının çalınması ile irkildiler. Raien kapıyı açtığında kel ve oldukça ketum bir rahip ile karşılaştı. Cüppesi diğerlerinden koyu renkliydi, baş rahip gibi bir şey olabilirdi. Ayini kaçırdığı için Raien'i azarlamıştı. Raien onları işaret edince de kendilerine kızmış ve işlerini bitirip hemen gitmelerini istemişti. Raien mahcup olmuş bir şekilde özür dileyerek odasını terk etti ve ikiliyi kendi konaklama mekanın baş başa bıraktı. Sanki bilerek onun arkasında bıraktıklarını inceleyip onu durdurmalarını istiyordu zavallı adam. "Bir rahibin bu kadar katı olması... İlginç." Yureikumo için alışılmadık bir durumdu. Onlar her daim birbirlerini kollayan ve merhameti ön planda tutan bir aileydiler.

Bokukichi'nin de önerisi ile birlikte rahibin eşyalarını karıştırmaya başladılar. İlk başta pek dikkat çekici bir şey yoktu. Klasik rahip eşyaları. Ancak Aoi masanın altındaki minik bir sandığı açmasıyla kalbinin sıkıştığını hissetti. Sennashi'den rahibe gönderilmiş olduğu çok bariz bir mektuptu. Altında bir imza vardı. Akuro. Artık ellerinde bir isim vardı. Bokukichi'nin ona seslenmesiyle bir odağını kaybetti bir an için. "B-Bebeğin miyim gerçekten?" Al al olmuş yanakları, Bokukichi'nin diğer cümleleri ile birlikte normale döndü. Haklıydı. Bu adam muhtemelen Sennashi ile iş yapmak üzereydi ancak yaptığı şeyden kendisi de emin değildi. Onu durdurmak zorundaydılar.

Bunun üzerine dışarı fırladılar. Anında yanlarında Masato bitti. Kendi bulgularını anlatıyordu. Bir rahip bulmuştu ancak hiç çakra salınımı olmamasına rağmen gölgesi ondan geç hareket ediyordu. Yerde ise Ateş Ülkesi'ne ait olmayan semboller vardı. Tapınak kayıtlarında karmakarışık isimler vardı. Ayin metinleri de keza öyleydi. Masato bulduğu bu adamı takip etmeyi önermişti ancak Bokukichi onların da takip etmeleri gereken birisi olduğunu söylemişti. Masato Byakugan ile onu bulabileceğini söylemişti. Bokukichi kendisine dönerek fikir istemişti. Aoi ikisini de yakınına çekerek biraz sessizce konuştu. "Bu bulduğumuz rahibin Sennashi ile çalıştığına dair bulgularımız var ancak fikrini değiştirmeye meyilli gibiydi. Onu çok geç olmadan ikna edip kendi tarafımıza çekebiliriz. Kandırıldığını açıklayıp ona korumamızı sunarsak belki bize kendini açar. Mektupta bu akşam bir mühür uygulanacağı yazıyor. Mektup ne zaman gönderildi bilmiyorum ama böyle bir durum varsa bunu durdurmalıyız. O yüzden bu rahibin peşine düşmek mantıklı olur diye düşünüyorum. Bir de elimizde bir isim var. Akuro. Mektupta bu kişinin imzası var. Onun kim ve ne olduğunu da bulmalıyız. Belki kaçak ninjalardan birisidir. İsterseniz dağılalım. Masato sen birini yanına al ve kendi adamını takip et, biz de Bokukichi ile bu adamı takip edelim. Ya da sen de bizimle gel ve önce bu adamın peşinden gidelim sonra diğerlerini takip edelim. Ne dersiniz?"