Re: [Yureikumo Aoi] Bir Tas Çorba, Biraz Sessizlik
Posted: Wed Aug 05, 2026 3:47 pm
Keita teklifini kabul edip Antik Ağaç'a özellikle ilgi gösterince Aoi ona sıcak bir şekilde gülümsedi. Oğlan ve babası ile akşam görüşmek üzere vedalaşarak yanlarından ayrıldı ve Hokage Binası'na doğru ilerledi. Köyün merkezinde yoğun bir çalışma vardı. Herkes bir işin ucundan tutmuş, köyü yeniden toparlamak için gayret gösteriyordu. Girişteki görevli ile selamlaşıp arkadaşlarının isimlerini arattı ve her birisinin de hayatta olduğunu öğrenince derin bir oh çekti. Çeşitli yerlere görevlendirilmiş oldukları için onlarla bir araya gelememişti ancak neyse ki hepsi sağ ve salimdi. Tam görevliye teşekkür etme amaçlı başını eğerken ensesindeki tanıdık ses ile yerinden zıpladı. "Ay!" Döndüğünde bunun Bokukichi olduğunu fark etti. Nasıl olduğunu soruyordu. Aoi tam cevap verecekti ki Bokukichi keskin gözleriyle onun ağlamış olduğunu fark edip öfkelenmişti. "Yok... şey... Takeshi ile duygusal bir an yaşadık da... Önemli bir şey değil." Elini iki yana sallayıp onu sakinleştirmeye çalıştı.
Bokukichi ailesini görmek istediğini söylemişti. Hatta bunu biraz garip şekilde ifade etmişti de Aoi pek anlamamıştı. Onun dediği şeyleri pek sorgulamazdı zaten o yüzden önemsemedi. "İkisi de iyiler, seni görünce çok sevinecekler." Ame'ye dönmesi gerektiğini duyunca yüzü düştü. "Gitmek zorunda mısın?" Aoi onun koluna girerek eve doğru eşlik etmeye başladı. Bokukichi de bu yürüme esnasında Youko hakkında fark ettiği bir garipliği anlattı ona. Kızcağızın farklı bir dilde konuştuğunu duymuştu. Onun bilmedikleri bir kekkei genkaisi olabileceğinden şüpheliydi. Aoi'nin aklından pek çok ihtimal geçti. Sennashi ajanı olabilir miydi? Onlarla gizlice iletişim mi kuruyordu? Ya da Shindou gibi özel bir kana sahipti ve bu yüzden Sennashi onun peşindeydi? Yoksa tamamen hedef şaşırtma mı yapıyorlardı? Bunu çözmesi gerekliydi. "Uyardığın için teşekkür ederim. Araştıracağım." Kızı şimdiye kadar çok az gözlemleme fırsatı olmuştu. Onun hakkında garip ya da dikkat çekici bir şey olup olmadığını düşünmeye başladı.
Bu düşünceler eşliğinde klan bölgesine vardılar. Çok uzun bir yürüyüş değildi zaten. Girişte onları Han abisi karşılamıştı. Yorgun olmasına rağmen neşeli görünüyordu. Bokukichi'yi bile sıcakkanlı bir şekilde karşılamıştı. "Bu kadar yakın olduğunuzu bilmiyordum." Aoi ikisinin uzun tokalaşmasını izlerken kıkırdadı. Sonrasında Bokukichi gelmekte olan muhabbeti hissettiğini söyleyerek içeri gideceğini söyledi ve onlarla vedalaştı. Kısa süre sonra da içeriden annesinin neşeli sesine karışmış Bokukichi sesleri gelmeye başladı. Han abisi ise bir süre sessizce Antik Ağaç'ı izledikten sonra ağacın çiçek açmasına neyin sebep olduğunu sorguladığını söylemişti. "Han abi..." Aoi bir ağaca bir ona baktı bir süre. "Öncelikle..." Kollarını açıp Han abisine sıkıca sarıldı. Sonra da geri çekilmedi. Öyle kaldı. Başını göğsüne gömdü. Tüm yaşananlardan sonra sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranmak çok zorluydu. Günlerinin devamında da böyle yapması gerekliydi, o yüzden şimdi Han'ın minik öğrencisi olmak istiyordu. "Shinmei Kurohina." diye söze başladı. "Işık İşaretçisi ve Akane onun ruhunu Hokage Binası'nın altına mühürlemişler. Sennashi'nin kazıklarını çıkartmak için oradaydık ya hani, ruhların bana kendi kendilerine nasıl ulaştıklarını sormuştun. Kurohina'ydı bana ulaşan. Bana geldi ve benimle konuştu. Kazığı çıkarırsam onu serbest bırakmayacağımı, bir kapı açacağımı söyledi. Ondan çalınanı toprağın altına sakladıklarını söyledi. Bana bekleyip bunu kimin almaya geldiğini izlememi söyledi. Ben de onun dediği gibi yaptım. Sonra... Mawado geldi." Onun ismini telaffuz edince vücudundan ufak bir titreme geçti. "Her ne yaptılarsa... çok büyük bir günah işlemişler. Antik Ağaç bu yüzden solmuş olmalı." Başını kaldırıp ağacın dökülen yapraklarını inceledi. "O ikisi... Sennashi'nin direkt içinde değiller. Başka bir amaç için Sennashi'yi kullanıyorlar. Sennashi çakrayı yok etmek istiyor ama o ikisinin başka bir amacı var. Sennashi'nin çakrayı yok etmekte kullandıkları yol her ne ise onların da işine geliyor. Savaş esnasında da zihnime girdi o adam. Bu durum hiç hoşuma gitmiyor. Beni kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Zihnimden uzak durmasını istiyorum."
Han'a sardığı kollarını hafifçe geri çekerek uzaklaştı ve bakışlarını ona çevirdi. "Abi ben... intikam almak istiyorum. Klanıma, köyüme, Takeshi'ye yapılanlar için... Yanlarına kalmasın istiyorum. Beni eğitmeye devam eder misin? Reifuu konusunda da, klan konusunda da... Bilmediğim şeyler mi var? Lütfen bana anlat ben artık çocuk değilim." Yeniden gözleri doldu. "O adama karşı... hiçbir şey yapamadım. Ölecektim. Korkunçtu. Takeshi'yi koruyamadım. Uzumaki'lerle baş edemedim. Hiçbir şeyi düzgün yapamadım. Bir daha o çaresizliği yaşamak istemiyorum. Ne öğrenmem gerekiyorsa öğrenmek istiyorum. Çok çalışmak istiyorum. Belki... Shinmei gibi gelecekten görü alabilirsem hazırlıklı oluruz. Ya da Ölüler Alemi'ne girebilirsem... Birileriyle konuşma fırsatım olur. Bilmiyorum..."
Bokukichi ailesini görmek istediğini söylemişti. Hatta bunu biraz garip şekilde ifade etmişti de Aoi pek anlamamıştı. Onun dediği şeyleri pek sorgulamazdı zaten o yüzden önemsemedi. "İkisi de iyiler, seni görünce çok sevinecekler." Ame'ye dönmesi gerektiğini duyunca yüzü düştü. "Gitmek zorunda mısın?" Aoi onun koluna girerek eve doğru eşlik etmeye başladı. Bokukichi de bu yürüme esnasında Youko hakkında fark ettiği bir garipliği anlattı ona. Kızcağızın farklı bir dilde konuştuğunu duymuştu. Onun bilmedikleri bir kekkei genkaisi olabileceğinden şüpheliydi. Aoi'nin aklından pek çok ihtimal geçti. Sennashi ajanı olabilir miydi? Onlarla gizlice iletişim mi kuruyordu? Ya da Shindou gibi özel bir kana sahipti ve bu yüzden Sennashi onun peşindeydi? Yoksa tamamen hedef şaşırtma mı yapıyorlardı? Bunu çözmesi gerekliydi. "Uyardığın için teşekkür ederim. Araştıracağım." Kızı şimdiye kadar çok az gözlemleme fırsatı olmuştu. Onun hakkında garip ya da dikkat çekici bir şey olup olmadığını düşünmeye başladı.
Bu düşünceler eşliğinde klan bölgesine vardılar. Çok uzun bir yürüyüş değildi zaten. Girişte onları Han abisi karşılamıştı. Yorgun olmasına rağmen neşeli görünüyordu. Bokukichi'yi bile sıcakkanlı bir şekilde karşılamıştı. "Bu kadar yakın olduğunuzu bilmiyordum." Aoi ikisinin uzun tokalaşmasını izlerken kıkırdadı. Sonrasında Bokukichi gelmekte olan muhabbeti hissettiğini söyleyerek içeri gideceğini söyledi ve onlarla vedalaştı. Kısa süre sonra da içeriden annesinin neşeli sesine karışmış Bokukichi sesleri gelmeye başladı. Han abisi ise bir süre sessizce Antik Ağaç'ı izledikten sonra ağacın çiçek açmasına neyin sebep olduğunu sorguladığını söylemişti. "Han abi..." Aoi bir ağaca bir ona baktı bir süre. "Öncelikle..." Kollarını açıp Han abisine sıkıca sarıldı. Sonra da geri çekilmedi. Öyle kaldı. Başını göğsüne gömdü. Tüm yaşananlardan sonra sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranmak çok zorluydu. Günlerinin devamında da böyle yapması gerekliydi, o yüzden şimdi Han'ın minik öğrencisi olmak istiyordu. "Shinmei Kurohina." diye söze başladı. "Işık İşaretçisi ve Akane onun ruhunu Hokage Binası'nın altına mühürlemişler. Sennashi'nin kazıklarını çıkartmak için oradaydık ya hani, ruhların bana kendi kendilerine nasıl ulaştıklarını sormuştun. Kurohina'ydı bana ulaşan. Bana geldi ve benimle konuştu. Kazığı çıkarırsam onu serbest bırakmayacağımı, bir kapı açacağımı söyledi. Ondan çalınanı toprağın altına sakladıklarını söyledi. Bana bekleyip bunu kimin almaya geldiğini izlememi söyledi. Ben de onun dediği gibi yaptım. Sonra... Mawado geldi." Onun ismini telaffuz edince vücudundan ufak bir titreme geçti. "Her ne yaptılarsa... çok büyük bir günah işlemişler. Antik Ağaç bu yüzden solmuş olmalı." Başını kaldırıp ağacın dökülen yapraklarını inceledi. "O ikisi... Sennashi'nin direkt içinde değiller. Başka bir amaç için Sennashi'yi kullanıyorlar. Sennashi çakrayı yok etmek istiyor ama o ikisinin başka bir amacı var. Sennashi'nin çakrayı yok etmekte kullandıkları yol her ne ise onların da işine geliyor. Savaş esnasında da zihnime girdi o adam. Bu durum hiç hoşuma gitmiyor. Beni kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Zihnimden uzak durmasını istiyorum."
Han'a sardığı kollarını hafifçe geri çekerek uzaklaştı ve bakışlarını ona çevirdi. "Abi ben... intikam almak istiyorum. Klanıma, köyüme, Takeshi'ye yapılanlar için... Yanlarına kalmasın istiyorum. Beni eğitmeye devam eder misin? Reifuu konusunda da, klan konusunda da... Bilmediğim şeyler mi var? Lütfen bana anlat ben artık çocuk değilim." Yeniden gözleri doldu. "O adama karşı... hiçbir şey yapamadım. Ölecektim. Korkunçtu. Takeshi'yi koruyamadım. Uzumaki'lerle baş edemedim. Hiçbir şeyi düzgün yapamadım. Bir daha o çaresizliği yaşamak istemiyorum. Ne öğrenmem gerekiyorsa öğrenmek istiyorum. Çok çalışmak istiyorum. Belki... Shinmei gibi gelecekten görü alabilirsem hazırlıklı oluruz. Ya da Ölüler Alemi'ne girebilirsem... Birileriyle konuşma fırsatım olur. Bilmiyorum..."





