Re: [Yureikumo Aoi] Parlak Kırmızı
Posted: Tue Mar 10, 2026 10:51 pm
Yoshi'nin fazlasıyla içten kahkahası üzerine yüzü daha da kızardı. Gram değişmediğini iddia ediyordu. Aoi pek öyle hissetmese de belki de haklıydı. Teklif üzerine bir süre gözlerini Takeshi ve Aoi arasında gezdirmişti. Sonra da pek üzerine düşünmemiş gibi omuz silkerek kabul etmişti. Yıllar sonra ilk karşılaşmalarında direkt aralarına dahil olacağını düşünmemişti Aoi, reddedeceğini düşünmüştü. Kabul etmesine oldukça şaşırdı ama bunu mimiklerine yansıtmamaya çalıştı. Takeshi onu Han abi ile tanıştırmayı teklif etmişti ancak Yoshi onu çoktan tanıyordu.
Ichimaru heyecanla kuyruğunu sallayarak önden, üçü de arkadan Yureikumo yerleşkesine doğru ilerlemeye başladılar. Dingin ve huzur dolu ormanına giriş yaptığı anda enerjisi yerine gelmiş gibi hissediyordu. Halbuki daha biraz evvel ayrılmışlardı buradan. Tam bu esnada Takeshi ona sol gözünün neden kapalı olduğunu sorunca bakışlarını çocuğa çevirdi. İlk başta fark etmemişti ancak gerçekten de alın bandıyla gözünün tekini kapatıyordu. Soruyu duyunca Yoshi'nin yüzü düştü. Alın bandını kaldırıp gözünü gösterdi. Korkunç bir yara almıştı. Boydan boya gözünde çizik vardı ve yara eski olmalıydı ki çoktan kapanmıştı. Göz ise komple kaybedilmiş gibi duruyordu. Yoshi bunun geçen yıl çıktığı bir görevde yaşandığını söylediğinde Aoi hüzünle önüne döndü. Yoshi ise bu durum pek de önemli bir şey değilmiş gibi davranıyordu. Saya'yı andığı esnada Aoi göz ucuyla Takeshi'ye baktı tepkisini ölçmek için. İkilinin arasında en son neler yaşandığını hala bilmiyordu. Aoi Amegakure'ye gittiği esnada onlar ayrı göreve gitmişlerdi. Barışmışlar mıydı? Belki de çıkmaya başlamışlardı. Takeshi o tip kızlardan hoşlanıyor olsa gerekti.
Aoi'nin düşüncelerinden sıyrılıp herhangi bir cevap vermesine kalmadan evin önüne gelmişlerdi. İçeriden annesinin çıkmasına fazlasıyla şaşırdı. "Ritüellerle ilgilendiğinizi zannediyordum." Annesinin bu saatte evde olacağını düşünmemişti. "Zahmet etmemişsindir umarım. Yemeği ben yaparım." Kurohime'nin Yuukon'un katına yükselişinden beridir klan büyükleri fazlasıyla meşgullerdi. Kendilerini helak edercesine çalışıyorlardı. Buna annesi ve babası da dahildi. Annesi Yoshi'yi hemen tanımış ve Ichimaru'yu da bebek sesleri çıkararak sevmişti. Aoi de böyle mi görünüyordu onu severken? Bu özelliğini annesinden almış olmalıydı. Aoi tam kolları sıvamış kendini mutfağa girmeye hazırlıyordu ki bir başka tanıdık ses ile irkildi. "Bokukichi?" Onun burada Aoi evde yokken ne işi vardı? Bakışlarını annesi ve Bokukichi üzerinde gezdirdi. "Bu kadar yakınlaştığınızdan haberim yoktu." Derin bir iç çekip Yoshi'yi işaret etti. "Tanıştırayım. Inuzuka Yoshi, Genin dönemi takım arkadaşım. Bu beyefendi de Bokukichi. Defalarca kez hayatımızı kurtarmış bir Rounin. Bir şekilde arkadaşım oldu." Bu kadar bilgi vermesi gerekli miydi diye bir an sorguladıktan sonra kalabalıktan daraldığını hissetti. Bu şartlar altında Takeshi ile baş başa oturup plan yapması ya da konuşması imkansızdı. "Pilav ve köri? Yanında da sıcak sake?" Herkes kabul ederse bu yemekleri hazırlamak üzere mutfağa girecekti. "Bir kişi de yardıma gelse güzel olur aslında." Bu bir rica değil, istekti. Gözleri kısa bir süre Takeshi'nin üzerinde gezindi. "Han abiyi de çağırın isterseniz. Sabah buralardaydı."
Ichimaru heyecanla kuyruğunu sallayarak önden, üçü de arkadan Yureikumo yerleşkesine doğru ilerlemeye başladılar. Dingin ve huzur dolu ormanına giriş yaptığı anda enerjisi yerine gelmiş gibi hissediyordu. Halbuki daha biraz evvel ayrılmışlardı buradan. Tam bu esnada Takeshi ona sol gözünün neden kapalı olduğunu sorunca bakışlarını çocuğa çevirdi. İlk başta fark etmemişti ancak gerçekten de alın bandıyla gözünün tekini kapatıyordu. Soruyu duyunca Yoshi'nin yüzü düştü. Alın bandını kaldırıp gözünü gösterdi. Korkunç bir yara almıştı. Boydan boya gözünde çizik vardı ve yara eski olmalıydı ki çoktan kapanmıştı. Göz ise komple kaybedilmiş gibi duruyordu. Yoshi bunun geçen yıl çıktığı bir görevde yaşandığını söylediğinde Aoi hüzünle önüne döndü. Yoshi ise bu durum pek de önemli bir şey değilmiş gibi davranıyordu. Saya'yı andığı esnada Aoi göz ucuyla Takeshi'ye baktı tepkisini ölçmek için. İkilinin arasında en son neler yaşandığını hala bilmiyordu. Aoi Amegakure'ye gittiği esnada onlar ayrı göreve gitmişlerdi. Barışmışlar mıydı? Belki de çıkmaya başlamışlardı. Takeshi o tip kızlardan hoşlanıyor olsa gerekti.
Aoi'nin düşüncelerinden sıyrılıp herhangi bir cevap vermesine kalmadan evin önüne gelmişlerdi. İçeriden annesinin çıkmasına fazlasıyla şaşırdı. "Ritüellerle ilgilendiğinizi zannediyordum." Annesinin bu saatte evde olacağını düşünmemişti. "Zahmet etmemişsindir umarım. Yemeği ben yaparım." Kurohime'nin Yuukon'un katına yükselişinden beridir klan büyükleri fazlasıyla meşgullerdi. Kendilerini helak edercesine çalışıyorlardı. Buna annesi ve babası da dahildi. Annesi Yoshi'yi hemen tanımış ve Ichimaru'yu da bebek sesleri çıkararak sevmişti. Aoi de böyle mi görünüyordu onu severken? Bu özelliğini annesinden almış olmalıydı. Aoi tam kolları sıvamış kendini mutfağa girmeye hazırlıyordu ki bir başka tanıdık ses ile irkildi. "Bokukichi?" Onun burada Aoi evde yokken ne işi vardı? Bakışlarını annesi ve Bokukichi üzerinde gezdirdi. "Bu kadar yakınlaştığınızdan haberim yoktu." Derin bir iç çekip Yoshi'yi işaret etti. "Tanıştırayım. Inuzuka Yoshi, Genin dönemi takım arkadaşım. Bu beyefendi de Bokukichi. Defalarca kez hayatımızı kurtarmış bir Rounin. Bir şekilde arkadaşım oldu." Bu kadar bilgi vermesi gerekli miydi diye bir an sorguladıktan sonra kalabalıktan daraldığını hissetti. Bu şartlar altında Takeshi ile baş başa oturup plan yapması ya da konuşması imkansızdı. "Pilav ve köri? Yanında da sıcak sake?" Herkes kabul ederse bu yemekleri hazırlamak üzere mutfağa girecekti. "Bir kişi de yardıma gelse güzel olur aslında." Bu bir rica değil, istekti. Gözleri kısa bir süre Takeshi'nin üzerinde gezindi. "Han abiyi de çağırın isterseniz. Sabah buralardaydı."




