Re: [Yamato Shouta] Kılcal Nokta
Posted: Wed Jan 21, 2026 3:17 pm
Sözlerim Shui ve Genta’yı rahatlatmış, uyarılarımı anlamaktan öte içselleştirmelerine neden olmuş, sonrasında göreve odaklanmalarını sağlayabilmişti. Omzuma yüklediğim ekstra yükleri atabilmiştim böylece. Hem görevin selameti, hem çocukların geleceği için önemli noktalara parmak basmıştım. Kendilerini geliştirmeleri önemliydi. Ben ve benim devremin ekipleri zamanımız dolduğunda, yani ben klanın başına geçtiğimde, bugünkü görevleri onlara teslim edecektik. Onlar da aynılarını kendilerinden sonra gelenlere aktarmakla mükellefti. Iwagakure ve Tsuchiryu’nun ayakta kalması için her jenerasyonunu temelini sağlam attığımıza emin olmalıydık.
Bunaltıcı laf trafiğimizin ardından çocuklar yeteneklerini anlatmaya başlamıştı. Genta söylediğine göre Doton üzerine uzmanlaşmış, biraz taijutsu öğrenmiş, diğer alanlarda kendini hiç geliştirmemişti. Doton benim de uzmanlıklarımdan sayılırdı. Bir yandan yarım sırıtarak, ona onun da anlayacağı dilden esprili bir cevap vererek ekibin kaynaşmasını bir adım öteye taşıyacaktım. “Kimin Doryuuheki’si daha büyükmüş göreceğiz.” Söylediklerine göre doldurduğu kapasite onun seviyesindeki bir shinobi için makuldü ama kişiliği göz önüne alınınca kendisini abarttığından emindim.
Sıra Haruka’ya gelmişti. Kendisini her alanda ortalama seviyelerde geliştirdiğini biliyordum. Juuton’unu uyandırmış olması kendisini toplam kalitede yaşıtlarının bir adım önüne geçiriyordu. Gurur duyduğum gençlerimizdendi. “Güzel.” Köyün ve klanın çocuklarıyla gençlerinin eğitimleriyle yakından ilgilendiğim için önceden tanıdıklarıma öğretebildiğim her şeyi öğretme sorumluluğu hissetmiştim. Bu ilgimi Renga-sama’ya benzeme hevesimden edinmiştim. Başlarda gereksiz görsem de o yapıyorsa bir bildiği olduğunu düşünerek hiç bırakmadım. Bir bildiği varmış, iyi ki devam ettirmişim. Haruka’ya tek kelimeyle cevap verdim.
Sıra Shui’ye geldiğinde farklı bir element kullanabiliyor oluşu içimi biraz olsun serinletmişti, ya da bu durumda, elektriklendirmişti. Kişisel tecrübeme müteakip, element çeşitliliği taktiksel açıdan görevlerin başarısına doğrudan etkiliydi. Shui’nin benim hükmedebildiklerime bir ekte bulunabiliyor olması oldukça kıymetliydi. Bu arada Shui’nin kekkei genkai yeteneklerini anlatması sırasında Haruka’nın ona ufak ufak yanlamasını fark etmiştim. Görünüşe göre bizim çocuk bağ kurmayı çok iyi öğrenmişti. Yüksek iletişim becerisiyle kızı konuşturdukça konuşturmuş ve ağzından her detayı almıştı. Bu olumlu demonstrasyona sevinmiştim. Kendi kendime gülümseyip fısıltıyla “Seni gidi yavşak.” laflarımla kendisini kutladıktan sonra Shui’nin yeteneğini nasıl kullanabileceğimiz hakkında düşünmeye koyuldum. Kuş dönüşümüyle kısa süreli de olsa bize çok iyi gözcülük yapabilirdi. Aklımın bir kenarına yazdım.
Yolculuğumuz bizi yol ayrımına getirmişti. Bundan sonrası tehlikenin kucağına atılacağımız yerdi. Çocuklara planı anlatmanın vakti gelmişti. Etrafta görünmeyeceğimiz bir kaya arkası, ağaç gölgesi kuytu bir yer bulup kimseye görünmediğimizden emin olduğumuzda tek dizimin üstüne çökecektim. “Yüzünüz bana bakacak şekilde çökün.” Bir yandan yol ayrımını gözlerken diğer yandan ekip arkadaşlarıma planımızı anlatacaktım. “Arkadaşlar ilk önceliğimiz kimsenin kalıcı hasar almaması. Görevimiz elbette ki önemli ama hiçbirimizin canından veya shinobi kabiliyetlerinden önemli değil. Kendinizi atacağınız riskin limitini ölçebilmeye çalışın.” Hepsinden tek kelimelik cevap ve, veya kafa onayı aldıktan sonra sözlerime devam ettim. “Kuzey geçitlerindeki yapılanmanın bu yollardan geçen kervanları terörize ettiğini biliyoruz. Aldığımız bir diğer bilgi geçitler bölgesinin yoğun iç güvenlik sistemine sahip olması. Yani bizim için tuzaklar ve karmaşık yollar demek bu. Uzaktan gözetlediğimiz bir kervana kuracakları baskını karşılamak bu yüzden yapabileceğimiz en akıllı hamle.” Daha fazla akıl bulandırmaya gerek yoktu. Touma pusu ekibinde olmazsa birini canlı ele geçirmemiz gerekecekti ama çocukların kendilerini geri çekerek dövüşmesini isteyemezdim. İşin o kısmı bende kalacaktı. “Tabi görev bununla sınırlı değil. Bu adımı atlattıktan sonra yeniden konuşuruz. Şimdi, ayrılıyoruz. Biz araziden ilerlerken Shui kanatlarını çıkarıp yukarıdan yolu gözetliyor. Çok uzun süre formunu koruyup kendini yorma, gerekirse bir tur gidip yanımıza hemen geri dön. Yukarıdan bakınca yanımıza geri gelmen çok zor olmaz diye tahmin ediyorum.” Bir kez daha çocukların tepkilerini ölçtükten sonra laflarımı sonlandıracaktım. “Shui’nin getirdiği bilgiye göre devam edeceğiz. İstediğimiz nitelikte bir kervan varsa onu takip edeceğiz. Pusucular yerlerini almış, belki de halihazırda bir çatışma sürüyor bile olabilir. Zihninizi keskin tutun. Eğer birbirimizi kaybedersek iletişim bombalarınızı unutmayın. İletişim bombasının anlamını netleştirelim, renkli dumanı gördüğünüz yerde çatışma var demektir. Kullanmaktan çekinmeyin, bu gibi görevlerde can kurtarır… ve ilk önceliğimizi hatırlayın.” Sözlerim bitince gözlerime düşecek ciddiyet perdesiyle çocuklara bu noktadan sonrasının gevşekliği kaldırmayacağını iletebilmeyi amaçlıyordum. “Sorusu olan yoksa, Shui’nin dönüşümü tamamlanınca yola devam ediyoruz.” Çocukların eğer olursa sorularını cevapladıktan sonra planı yürürlüğe koymak üzere harekete geçtim.
Bunaltıcı laf trafiğimizin ardından çocuklar yeteneklerini anlatmaya başlamıştı. Genta söylediğine göre Doton üzerine uzmanlaşmış, biraz taijutsu öğrenmiş, diğer alanlarda kendini hiç geliştirmemişti. Doton benim de uzmanlıklarımdan sayılırdı. Bir yandan yarım sırıtarak, ona onun da anlayacağı dilden esprili bir cevap vererek ekibin kaynaşmasını bir adım öteye taşıyacaktım. “Kimin Doryuuheki’si daha büyükmüş göreceğiz.” Söylediklerine göre doldurduğu kapasite onun seviyesindeki bir shinobi için makuldü ama kişiliği göz önüne alınınca kendisini abarttığından emindim.
Sıra Haruka’ya gelmişti. Kendisini her alanda ortalama seviyelerde geliştirdiğini biliyordum. Juuton’unu uyandırmış olması kendisini toplam kalitede yaşıtlarının bir adım önüne geçiriyordu. Gurur duyduğum gençlerimizdendi. “Güzel.” Köyün ve klanın çocuklarıyla gençlerinin eğitimleriyle yakından ilgilendiğim için önceden tanıdıklarıma öğretebildiğim her şeyi öğretme sorumluluğu hissetmiştim. Bu ilgimi Renga-sama’ya benzeme hevesimden edinmiştim. Başlarda gereksiz görsem de o yapıyorsa bir bildiği olduğunu düşünerek hiç bırakmadım. Bir bildiği varmış, iyi ki devam ettirmişim. Haruka’ya tek kelimeyle cevap verdim.
Sıra Shui’ye geldiğinde farklı bir element kullanabiliyor oluşu içimi biraz olsun serinletmişti, ya da bu durumda, elektriklendirmişti. Kişisel tecrübeme müteakip, element çeşitliliği taktiksel açıdan görevlerin başarısına doğrudan etkiliydi. Shui’nin benim hükmedebildiklerime bir ekte bulunabiliyor olması oldukça kıymetliydi. Bu arada Shui’nin kekkei genkai yeteneklerini anlatması sırasında Haruka’nın ona ufak ufak yanlamasını fark etmiştim. Görünüşe göre bizim çocuk bağ kurmayı çok iyi öğrenmişti. Yüksek iletişim becerisiyle kızı konuşturdukça konuşturmuş ve ağzından her detayı almıştı. Bu olumlu demonstrasyona sevinmiştim. Kendi kendime gülümseyip fısıltıyla “Seni gidi yavşak.” laflarımla kendisini kutladıktan sonra Shui’nin yeteneğini nasıl kullanabileceğimiz hakkında düşünmeye koyuldum. Kuş dönüşümüyle kısa süreli de olsa bize çok iyi gözcülük yapabilirdi. Aklımın bir kenarına yazdım.
Yolculuğumuz bizi yol ayrımına getirmişti. Bundan sonrası tehlikenin kucağına atılacağımız yerdi. Çocuklara planı anlatmanın vakti gelmişti. Etrafta görünmeyeceğimiz bir kaya arkası, ağaç gölgesi kuytu bir yer bulup kimseye görünmediğimizden emin olduğumuzda tek dizimin üstüne çökecektim. “Yüzünüz bana bakacak şekilde çökün.” Bir yandan yol ayrımını gözlerken diğer yandan ekip arkadaşlarıma planımızı anlatacaktım. “Arkadaşlar ilk önceliğimiz kimsenin kalıcı hasar almaması. Görevimiz elbette ki önemli ama hiçbirimizin canından veya shinobi kabiliyetlerinden önemli değil. Kendinizi atacağınız riskin limitini ölçebilmeye çalışın.” Hepsinden tek kelimelik cevap ve, veya kafa onayı aldıktan sonra sözlerime devam ettim. “Kuzey geçitlerindeki yapılanmanın bu yollardan geçen kervanları terörize ettiğini biliyoruz. Aldığımız bir diğer bilgi geçitler bölgesinin yoğun iç güvenlik sistemine sahip olması. Yani bizim için tuzaklar ve karmaşık yollar demek bu. Uzaktan gözetlediğimiz bir kervana kuracakları baskını karşılamak bu yüzden yapabileceğimiz en akıllı hamle.” Daha fazla akıl bulandırmaya gerek yoktu. Touma pusu ekibinde olmazsa birini canlı ele geçirmemiz gerekecekti ama çocukların kendilerini geri çekerek dövüşmesini isteyemezdim. İşin o kısmı bende kalacaktı. “Tabi görev bununla sınırlı değil. Bu adımı atlattıktan sonra yeniden konuşuruz. Şimdi, ayrılıyoruz. Biz araziden ilerlerken Shui kanatlarını çıkarıp yukarıdan yolu gözetliyor. Çok uzun süre formunu koruyup kendini yorma, gerekirse bir tur gidip yanımıza hemen geri dön. Yukarıdan bakınca yanımıza geri gelmen çok zor olmaz diye tahmin ediyorum.” Bir kez daha çocukların tepkilerini ölçtükten sonra laflarımı sonlandıracaktım. “Shui’nin getirdiği bilgiye göre devam edeceğiz. İstediğimiz nitelikte bir kervan varsa onu takip edeceğiz. Pusucular yerlerini almış, belki de halihazırda bir çatışma sürüyor bile olabilir. Zihninizi keskin tutun. Eğer birbirimizi kaybedersek iletişim bombalarınızı unutmayın. İletişim bombasının anlamını netleştirelim, renkli dumanı gördüğünüz yerde çatışma var demektir. Kullanmaktan çekinmeyin, bu gibi görevlerde can kurtarır… ve ilk önceliğimizi hatırlayın.” Sözlerim bitince gözlerime düşecek ciddiyet perdesiyle çocuklara bu noktadan sonrasının gevşekliği kaldırmayacağını iletebilmeyi amaçlıyordum. “Sorusu olan yoksa, Shui’nin dönüşümü tamamlanınca yola devam ediyoruz.” Çocukların eğer olursa sorularını cevapladıktan sonra planı yürürlüğe koymak üzere harekete geçtim.