Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
[Yureikumo Aoi] Bağ ve Ruh

Post by GM - Shinsei »

Hokage’nin ofisine adım attığında havadaki ağırlığı ilk anda hissediyorsun. Perdeler yarıya kadar kapalı, gün ışığı içeri süzülüyor ama odayı aydınlatmıyor, daha çok gölgeleri belirginleştiriyor. Masanın önünde yarım daire şeklinde dizilmiş sandalyelerde tanıdık yüzler var. Kaede, Masato, Bokukichi... Takeshi ayakta, kolları göğsünde bağlı. Saya sessiz, her zamanki gibi çevreyi gözlemliyor. Toshio’nun ifadesi sert. Shiori ise oturuyor, rengi biraz soluk ama dik durmaya çalışıyor. Hokage önce ona dönüyor. "Shiori." diyor yumuşak ama resmi bir sesle. "Yaşadıklarından sonra burada olman bile başlı başına bir irade göstergesi. Geçmiş olsun." Shiori başını hafifçe eğiyor. Kısa, net bir teşekkür mırıldanıyor. Odada kimse alkışlamıyor, kimse konuşmuyor.

Hokage bakışlarını yavaşça odanın geneline yayıyor. Sonra ellerini masanın üzerinde birleştiriyor. "Sennashi artık tekil bir tehdit değil." diye başlıyor. "Bir örgüt, bir hücre ya da bir liderden ibaret değil. Bu bir yayılım. Kendini saklayan, taklit eden, kök salan bir yapı. Ama bunu çok konuştuk, artık kendimi tekrar etmek istemiyorum." Masasının yanındaki dosyalardan birini açıyor. İçinden haritalar, işaretlenmiş noktalar çıkıyor. "Şimdiye kadar tespit ettiğimiz Sennashi ağlarını biliyorsunuz. Bunlar ticaret yolları, terk edilmiş mabetler, eski savaş alanları, sınır köyleri ve... ruhani hassasiyet gösteren bölgeler." Bu noktada bakışları sana dönüyor.

"Aoi." Ses tonu değişmiyor ama odadaki herkesin dikkati aynı anda sana kilitleniyor. "Senin anlattıkların, Akane ile ilgili sezgilerin, Yureikumo kehanetleri, Antik Ağaç ve Shinmei’nin son mesajı... Bunları tek tek ele aldık." Masadaki haritayı sana doğru çeviriyor. Bazı noktalar kırmızıyla işaretli. "Senin tarif ettiğin potansiyel hareket alanlarıyla bilinen Sennashi ağlarını çakıştırdık." Parmağıyla birkaç noktayı gösteriyor. "Burada. Burada. Ve burada." Bir an duruyor.

"Bu kesişim noktaları rastgele değil. Eğer bahsettiğin kişi, Akane ya da onunla eşdeğer bir figür aktifse, buralardan en az birinde iz bırakmış olması gerekir." Odadaki hava biraz daha ağırlaşıyor. "Bu yüzden toplu operasyonlara geçiyoruz." Takeshi hafifçe doğruluyor. Bokukichi’nin yüzündeki alaycı ifade tamamen silinmiş. Masato’nun omuzları istemsizce geriliyor. "Bu operasyonlar tek bir timle yapılmayacak. Her biri Jounin seviyesinde bir shinobi liderliğinde olacak. Ardından destek Jouninleri eklenecek." Bakışları tekrar sana dönüyor. "Sen bu timlerden birinin merkezindesin."

Tam o anda kapı tıklanmadan açılıyor. Odaya giren kişi yabancı değil. Uzun saçlarını arkaya doğru atarak içeri giren Uchiha Kizami, sakin ama kendinden emin bir adımla ilerliyor. Üzerindeki zırh hafif, bakışları keskin. Odayı bir saniyede tarıyor. "Sayın Hokage bey oğulları." diyor. "İzninizle bundan sonrasını ben devralayım." Hokage ona bakıyor. Kısa bir an. Sonra başını sallıyor. "Kizami, takım senin." Kizami hafifçe gülümsüyor, bu bir rahatlama değil, bir kabulleniş gülümsemesi. "Haydi." diyor arkasını dönerek. "Organizasyonu yapalım." Odadaki herkes ayağa kalkıyor. Kapıdan çıktığınızda koridorun sesi bile farklı geliyor artık. Kizami birkaç adım attıktan sonra yavaşlıyor ve seninle yan yana geliyor.

"Duyduklarımın çoğu söylenti değildi." diyor alçak sesle. "Yureikumo'da olanlar… Shinmei… Ağaç." Bir an duruyor, yürümeye devam ederken konuşuyor. "Şimdi sana bir şey soracağım." diyor. "Cevabını hemen istemiyorum." Bakışlarını kaçırmadan devam ediyor. "Diyelim ki onu bulduk. Diyelim ki karşında duruyor." Bir nefes alıyor. "Önce konuşmayı dener misin? Kurtarmayı? Yoksa hemen durdurmayı mı denersin?" Son adımını atarken sesi biraz daha düşüyor. "Ve eğer durdurmak tek seçenekse... Onu öldürebilir misin?" Koridorun sonunda duruyor. Sana dönüyor. Soru havada asılı kalıyor. Dışarı çıkmanıza yakın "Bir saat köyde yapmanız gereken ne varsa yapabilirsiniz, ister birlikte, ister tek başınıza. Ama bir saate kapıda olun lütfen." diyor. Anlaşılan soruyu cevaplasan da es geçsen de sonrasında biraz dolaşmaya vaktin olacak.
Off Topic
RP'ye hoş geldiniz! Pasiflik süresi üç gündür. İyi RP'ler!
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Sabah erkenden herkes Hokage'nin ofisinde toplanmıştı. Aoi odaya girdiğinde sona kalan kişi olduğunu fark etti. Bokukichi, Masato, Kaede, Takeshi'ye ek olarak Toshio, Saya ve Shiori de oradaydılar. Shiori'yi bu kadar uzun zaman sonra görmek güzeldi. Köpüşkosu yoktu yanında ne yazık ki ancak Shiori'nin iyileşmiş olduğunu bilmek mutluluk vericiydi. Yaşadıklarına rağmen burada olduğu için Hokage onu takdir ederek başladı söze. Hokage toplantıyı Sennashi'nin ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatarak başlatmıştı. Şu ana dek tespit ettikleri Sennashi ağlarını göstererek Aoi'nin son günlerde yaşadığı mistik olaya dikkat çekmişti. Akane ile olan bağlantısına. Bunları çakıştırarak birtakım noktalar tespit etmişlerdi. Akane eğer düşündükleri gibi örgütün içerisindeyse buralarda iz bırakmış olduğu tahmin ediliyordu. Aoi büyük bir dikkatle dinledi Hokage'yi ve başını salladı.

Artık toplu operasyonlar yapılacaktı ve bunun için de başında Jouninlerin bulunduğu timler kurulacaktı. Bu timlerden birinin merkezinde ise Aoi olacaktı. Aoi bunun ne demek olduğunu tam anlamamıştı. Başında Jounin olacağına göre timi o yönetmeyecekti. Merkezde olmak ne anlama geliyordu? Yureikumo hislerini kullanarak o mu yönlendirecekti? Akane'yi mi bulması gerekiyordu? Muhtemelen Akane'yi bulmasını istiyorlardı ondan. Aoi biraz gerildiğini hissetti. Aoi bu düşüncelerin içerisindeyken odaya bir anda tanıdık bir sima giriş yaptı. Uchiha Kizami. Onu en son... Tüm bu olayların başlangıcında, şifacılara eşlik ettiği görevde görmüştü. Hatta ilk orada görmüştü. Sonra da bir daha görmemişti. Kizami onların hayatını kurtarmıştı büyük bir ustalıkla. Aoi ona hemen güvenmişti. Şimdi Uchihalardan birinin Sennashi bağlantısı olması biraz canını sıksa da Kizami'ye güveniyordu yine de.

Hokage takımlarını Kizami'ye emanet ettikten sonra Kizami derhal organizasyona geçmişti. Takımlarının başında onun olmasına Aoi şaşırmıştı. Hokage kendi sağ kolu ve Jouninlerin başını onların yanına verir diye düşünmüştü. Herhalde her takıma maksimum bir Jounin düşebileceğinden o başka bir takıma yollanmıştı. Odadan çıktıktan sonra Kizami yanına gelerek Yureikumo ile ilgili olanları duyduğunu ima etmişti. Klanları hakkındaki söylentilerin bu kadar çabuk yayılması tesadüf değildi elbet. Halk Yureikumo dedikodularını severdi. Zaten öcü olan bu klan şimdi daha da korkunçlaşmıştı muhtemelen gözlerinde. Kesin Antik Ağaç ve Shinmei yüzünden ne gibi hayalet ve musallat hikayeleri uydurmuşlardı. Kizami ona bir şey soracağını ancak cevabını hemen vermemesi gerektiğini söylemişti. Şayet onu bulurlarsa ne yapacağını merak ediyordu. Onu durduracak mıydı? Onunla konuşacak mıydı? Tek çare onu durdurmak ise bunu yapabilecek miydi? Onun canını alabilecek miydi? Bunun cevabı Aoi için netti. Akane'nin yaptıkları ve klandan sürgün edilmesi çok büyük bir günah işlediği içindi. O zaman tehdit olmadığından ötürü onun canını almamışlardı ancak Yuukon'a havale etmişlerdi. Şimdi durum farklıydı. İşlediği günahlar kendi günahkarlığını aşmış, başkalarını bu işe sürüklemiş ve hatta köyleri tehdit etmeye başlamıştı. Bu durumda durdurulması şarttı. Klanının bir mensubu olması bir şeyi değiştirmiyordu. Değil Akane, babası olsa gerekeni yapardı. Elbette bu süreçte acı çekilecek ve biraz üzülünecekti ancak hayat denilen sınav böyle geçiyordu. "Siz Uchiha Kaita hakkında ne yapmayı planlıyorsunuz?" Aoi soruya soruyla karşılık vererek durumlarının çok da farklı olmadığını ima etmek istemişti.

Kizami onlara bir saat vermişti. Bir saat içerisinde köy girişinde toplanacaklardı. O süreye kadar yapmaları gereken bir şey varsa yapabilirlerdi. Aoi kıçına başına süreceği kadar parası olduğundan ona görevde de yardımcı olabilecek birkaç materyal almayı düşünüyordu. "Ben biraz alışveriş yapacağım, malzeme alacağım. Gelmek isteyen var mı?" Belki onun gibi alışveriş yapmak isteyen olur ve birbirlerine eşlik ederler diye gruba baktı.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Kizami, soruna verdiğin karşılığı bir an sessizce tarttıktan sonra sana bakıyor. Bakışı yumuşak değil ama net, içinde tereddüt yok. Dudaklarının kenarı çok hafif yukarı kalkıyor, neredeyse fark edilmeyecek bir gurur ifadesiyle. "Doğru soru." diyor. Ardından sesi sertleşiyor, resmiyete bürünüyor. "Uchiha klanının adını kirletme potansiyeli taşıyan herkesi ölümle buluşturmakla yükümlüyüm." Bakışlarını kısa bir an daha üzerinde tutuyor. Sonra arkasını dönüp sizi yalnız bırakıyor. Ortamdaki hava bir anda gevşiyor.

Bokukichi, ellerini çırparak dramatik bir şekilde iç çekiyor. "Hayatım ben tırnaklarımı yaptıracağım." diyor büyük bir ciddiyetle. "Hem bakalım Konoha’da daha iyi manikürcüler var mı. Size iyi eğlenceler, bayssss." Gerçekten de arkasına bakmadan uzaklaşıyor. Takeshi başparmağıyla Toshio ve Saya’yı işaret ediyor. "Ya biz kahvaltı etmeden geldik de, onu bir halledelim, sonra köy girişinde buluşuruz olmadı." diyor. Shiori, Kaede ve Masato birbirlerine bakıyor. Kısa bir sessizlikten sonra Masato sana dönüyor, hafif bir gülümsemeyle "Biz geliyoruz o zaman." diyor.

Dörtlü halinde yürürken Konoha yavaş yavaş uyanıyor. Çarşının sesi, satıcıların bağırışları, ahşap kepenklerin açılış gıcırtıları... Meydana vardığınızda dükkânlar yarım ay şeklinde sıralanmış durumda. İlk olarak silah dükkanının önünden geçiyorsunuz. Ahşap raflar dışarı taşmış. Gözün istemsizce tarıyor. Standart kunai setleri (tekli, üçlü, dengeli saplı olanlar), katlanabilir ve büyük Fuuma shurikenleri, zincirli kusarigama başlıkları, tel ağırlıklı senbon demetleri, patlayıcı mühür takılabilen özel kunailer, çakra iletkenli kısa bıçaklar, yedek tel makaraları, kancalar, duman kapsülleri, katanalar, wakizashiler, tantoular, sailer, fanlar ve daha niceleri var. Hemen yanında bir tabela var, tabelada "Özel Üretim Silahlar Yapılır" yazıyor.

Biraz ileride küçük ama renkli bir dükkan var. Raflarında cam şişeler dizili. Ninja hapları ve tıbbi destek dükkanı. İçeridekiler tanıdık, Hyourougan, çakra ve dayanıklılığı kısa süreli yükseltir, açlığı bastırır. Kırmızı versiyonu, daha güçlü, ama yan etkisi ağır, kalp ritmini zorlar. Yeşil tıbbi hap, zehir direncini kısa süreli artırır. Mavi konsantre hap, odaklanmayı ve algıyı güçlendirir. Bunun dışında temel ilk yardım sargıları, kan durdurucu tozlar ve antiseptik yağlar da var.

Biraz ilerisinde tütsü ve mühür kağıtları satan daha sakin bir dükkan var. Patlayıcı mühür kağıtları, bariyer mühürleri, çağırma tütsüleri, sessizlik mühürleri, basit algı mühürleri var. Son olarak köşede, daha sivil görünen ama shinobilerin sık uğradığı bir yer var, genel teçhizat ve yolculuk dükkanı. Dayanıklı pelerinler, yağmur ve rüzgar geçirmez başlıklar, çakra yalıtımlı eldivenler, harita ruloları, ışık kapsülleri, kamp ekipmanları ve bir shinobi olarak kendini korumanı sağlayacak değişik kıyafetler var.

Masato etrafına bakıp sana dönüyor. Kaede sessiz ama dikkatli, Shiori ise vitrinlerde takılı kalmış durumda. Bir saat sonra köy girişinde olmanız gerekiyor. Şimdi karar senin. Hangi dükkana girmek istiyorsun?
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Aoi'ye eşlik etmeyi her zamanki gibi Masato ve Kaede ile Shiori kabul etmişti. Kaede ve Masato ile son zamanlarda ayrılmaz üçlü olmuşlardı. Bokukichi tırnaklarını yaptıracağını söylemişti. Savaşa gittikleri için bu ne kadar anlamlıydı meçhuldü. Takeshi, Toshio ve Saya ise kahvaltı yapmadıkları için öncelikle karınlarını doyuracaklardı. O üçü de iyi anlaşıyor gibi duruyordu. Böylece dörtlü olarak Konoha meydanına doğru ilerlemeye başladılar.

Konoha yeni yeni güne merhaba demeye başlamıştı. Dükkanların kepenkleri yavaş yavaş açılıyordu. Anlaşılan bugün ilk müşterilerden olacaklardı. Aoi gözleriyle dükkanları taradı. En yakınlarında bir silah dükkanı vardı. İçeride çeşit çeşit silah mevcuttu. Özel üretim silah yaptıkları da yazıyordu üstelik. Onun ilerisinde ninja ilaçları satan bir dükkan vardı. Onun da ilerisinde tütsü ve mühür satan dükkanlar vardı. Onun köşesinde ise genel teçhizat dükkanı vardı.

Aoi ilk olarak silah dükkanına girmeye karar verdi. Elini fanlardan birisinin üzerinde gezdirdi. "Bana taijutsu öğretebilir misiniz? Fanlara ilgim var." diye sordu ekip üyelerine. Fanı hep fazlasıyla elegant ve kendisine uygun bir silah olarak görmüştü. Çevik, sinsi ve kurnazdı. Fuuton kullandığı için teknikleri ile de uyumluydu. Estetik olarak da yakışıyordu ona. Taijutsu öğrenmesi elini de kuvvetlendirirdi, ona seçenek sunmuş olurdu. Klandaki abileri ile de çalışabilirdi elbette ancak ekip arkadaşları ile biraz pratik yapmak daha iyi hissettirirdi ona.

Bu dükkandan fan aldıktan sonra ilaç dükkanından Hyourougan ve genel teçhizat dükkanından da kamp yapmaları durumunda acil olarak gerekecek birkaç kamp malzemesi alacaktı. Görevde ne olacağı belli olmazdı, hazırlıklı olması iyi olurdu. Ancak öncelikle silah dükkanına yöneldi. Gülümseyerek esnafı karşıladı. "Günaydın, kolay gelsin. Fan türlerinize bakabilir miyim acaba?" Eline güzel oturan bir şey istiyordu.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Masato senin fanları eline alışını izlerken tereddütsüz bir şekilde konuşuyor. "Öğretirim tabii ki." diyor net bir sesle. "Taijutsu temellerini biliyorsun zaten. Fan kullanımı daha çok denge, bilek gücü ve zamanlama işi. Üzerine biraz çalışırsak kısa sürede iş görür hale gelirsin." Sesinde ne abartı ne de tereddüt var. Bu, gerçekten yapabileceğine inanan birinin tonu. Silah dükkanının içi dışarıdan göründüğünden daha geniş. Ahşap raflar duvarları tamamen kaplamış, tavandan zincirlerle asılmış büyük silahlar yavaşça sallanıyor. İçeride metal ve yağ kokusu hakim. Tezgahın arkasından orta yaşlarında, saçları sıkı bir topuzla toplanmış bir kadın çıkıyor. Üzerinde sade ama sağlam bir shinobi yeleği var, bakışları keskin, duruşu kendinden emin.

Gülümseyerek sana doğru eğiliyor. "Hemen göstereyim efendim, çok fazla çeşidimiz var!" Tezgahın yanındaki rafı açıyor ve fanları sırayla çıkarıyor. İlk fanın üstünde "Temel Eğitim Fanı - 15.000 Ryo" yazıyor. Nispeten küçük. Açıldığında dirsekten biraz daha kısa kalıyor. İskeleti ahşap, yüzeyi mat kumaşla kaplı. Üzerinde herhangi bir mühür yok. "Yeni başlayanlar için." diyor satıcı. "Hafif, hızlı açılıp kapanır. Çakra iletimi yok ama kontrol kazanmak için ideal." İkinci fanın üstünde "Dengeli Çelik Fan - 28.000 Ryo" yazıyor. Öncekine göre daha ağır görünüyor, elinde tutarsan normal bir fandan bir tık daha büyük görünüyor. Kenarları ince çelikle güçlendirilmiş. Açıldığında metalin soğuk parıltısı göze çarpıyor. "Savunma ve yakın mesafe için." diye ekliyor. "Kunai ve shurikenleri sektirebilir. Dayanıklıdır."

Üçüncü fanın üstünde "Rüzgar Taşıyıcılı Fan - 45.000 Ryo" yazıyor. Bu fanın iskeleti daha geniş. Yüzeyinde soluk mavi çizgiler var. Açıldığında hava hafifçe titreşiyor. "Fuuton çakrasıyla uyumlu." diyor satıcı. "Az miktarda çakra verildiğinde keskin rüzgar dalgaları üretir. Uzaktan baskı için gayet iyi." Dördüncü fan ise "Katlanabilir Çakra İletken Fan - 65.000 Ryo". Daha zarif bir model. Kapalıyken ince, açıkken geniş bir yarım ay gibi. Kumaş yüzeyinin altından iletken damarlar görünüyor. "Çakra kontrolü olan shinobiler için." diye açıklıyor. "Element fark etmeksizin çakrayı düzgün yayar. Tekniklerle kombine edilebilir."

Beşinci fan fazlasıyla büyük ve üstünde "Mühürlü Savunma Fanı - 90.000 Ryo" yazıyor. Bu fan ağır görünüyor. İç yüzeyine kazınmış küçük mühürler var. Açıldığında fanın önünde sanki görünmez bir perde oluşuyor. "Kısa süreli bariyer etkisi yaratır." diyor satıcı. "Doğrudan saldırıyı durdurmaz ama darbeyi yumuşatır." Altıncı fan ise "Usta Seviyesi Savaş Fanı - 120.000 Ryo". Bu fan neredeyse bir silah kadar tehditkar. Kenarları jilet gibi, açıldığında havayı yararcasına bir ses çıkarıyor. "Büyük taarruzlar için." diyor kadın ciddi bir ifadeyle. "Yanlış elde tehlikelidir. Ama doğru kullanılırsa tek başına alan kontrolü sağlar." Tezgahta gördüğün son fanın üstünde ise "Dev Savaş Fanı - 150.000 Ryo" yazıyor. İki eliyle güçlükle çıkardığı fanı tezgaha koyuyor. Açıldığında neredeyse bir kalkan boyutunda. "Ağır." diyor dürüstçe. "Ama çakra iletimi mükemmeldir. Büyük teknikler için idealdir. Güçlü ama yavaş."

Fanları dizdikten sonra sana bakıyor. "Ayrıca isterseniz size özel üretim de yapabilirim." diye ekliyor. "Ama iki üç gün sürebilir, istediğiniz şeye bağlı olarak." Bu sırada Kaede yan raftan kendine sade ama dengeli bir kunai seti ve üçlü bir shuriken demeti seçmiş, satıcıya başıyla onaylıyor. Shiori vitrinlerde geziniyor, farklı silahların ağırlıklarını merakla inceliyor. Masato ise fanlara tekrar bakıyor, sanki hangisinin sana daha uygun olacağını tartıyormuş gibi. Sen tezgahın önünde duruyorsun. Fanlar dizili. Her biri başka bir yol vaat ediyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Masato hemen öğretmeni olmayı kabul etmişti. Biraz üzerinde çalışırsa hemen kavrayabileceğini düşünüyordu. Aoi gülümseyerek başını salladı. Böyle düşünmesine memnun olmuştu. Silah dükkanındaki satıcı abi çok sıcakkanlı bir şekilde karşılamıştı onları. Fanları görmek istediğini duyunca bir anda önüne envai çeşit fan serdi. Hepsi de çok farklı görünüyorlardı. En ucuz olanı temel eğitim fanıydı. Daha çok Geninleri ilgilendirecek türden dayanıksız bir silahtı, zaten çakra da iletmiyordu. Aoi'nin dikkatini Rüzgar Taşıyıcılı Fan ile Katlanabilir Çakra İletken Fan çekmişti. Bir tanesi direkt olarak Fuuton ile uyumluydu ve rüzgarı keskinleştiriyordu. Diğeri ise genel olarak çakra iletiminde iyiydi. Her türlü tekniği ile kullanabilirdi onu. Diğer fanlar ilgisini çekmemişti. Ya fazla basit ya da fazla komplike görünüyorlardı. Çok pahalı olan Dev Savaş Fanı özellikle epey tehditkar görünüyordu. Ancak Aoi henüz bu işin ustası olmadığından daha zarif bir silah işini görürdü. Satıcı adam ona özel üretim de yapabildiğini söylemişti ancak Aoi bu tarz bir şeyi daha ilerisi için, fan hakimiyetini geliştirip kendine has bir stil elde edince yapmak istiyordu.

Elini Rüzgar Taşıyıcılı Fan'a götürdü. "Bunu alabilir miyim lütfen?" O esnada Kaede de kendine silah beğenmişti. Masato'ya döndü. "Bu bana iyi olur herhalde, değil mi?" Ödemesini yaptıktan sonra diğer almak istediklerini alacaktı ve geriye vakti kalırsa biraz pratik yapmayı deneyecekti. Vakti kalmamışsa grubun geri kalanı ile buluşmak için döneceklerdi.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Satıcı kadın seçimini gördüğü anda fanı iki eliyle dikkatlice kapatıp sana uzatıyor. "Rüzgar Taşıyıcılı Fan, 45.000 Ryo." diye yineliyor net bir sesle. Fanı teslim ederken yüzündeki ifade biraz ciddileşiyor. "Kullanırken birkaç şeye dikkat etmen lazım." diyor. "Birincisi, çakrayı ani yükleme. Bu fan rüzgarı keskinleştirir ama sabırsızlığı affetmez. İkincisi, açıp kapama açılarını çalış. Yanlış bilek hareketi rüzgarı sana geri döndürebilir. Son olarak, rüzgarı bastırmaya çalışma, yönlendir. Fan seni taşımak için değil, rüzgarı ikna etmek için var." Söyledikleri işlevsellikten çok işin felsefi kısmına değiniyor gibi hissediyorsun. Fan elinde hafif ama canlı hissettiriyor, sanki küçük bir akım sürekli yüzeyinde dolaşıyor. Masato’ya döndüğünde onun başını onaylar şekilde salladığını görüyorsun. "Evet." diyor kısa ve net. "Sana iyi olur." Kaede ödemesini yapıp seçtiği kunai ve shuriken setini kemerine yerleştiriyor. Shiori de vitrine son bir bakış atıp satıcıya teşekkür ediyor. Birlikte dükkandan çıkıyorsunuz.

Yandaki ninja ilaçları dükkanında sizi sakalları göğsüne kadar inen, gözleri sürekli gülümseyen tatlı bir amca karşılıyor. "Hoş geldiniz evlatlar, bugün yüzlerinizde görev bakışı var, görüyorum. Hehehehe!" diyor. Sen tezgaha yaklaşırken Hyourougan’ı işaret ediyorsun. Amca başını sallıyor. "Üçlü satıyorum evlat, 5.000 Ryo, açlık bastırdığında hayat kurtarır. Hehehehe!" Masato asker hapı ve bir adet chakra tableti alıyor, uzun çatışmalarda dayanıklılık için. Kaede ise kan durdurucu merhem ve zehir etkisini geciktiren kapsüller seçiyor. Alışveriş bitince amca her birinize ayrı ayrı iyi dileklerde bulunuyor. "Kalın sağlıcakla! Heh."

Son durak genel teçhizat dükkanı oluyor. Burada kamp için hazır bir paket hazırlanıyor. Satıcı tek tek sayarak önünüze koyuyor. Katlanabilir hafif çadır, ısıya dayanıklı uyku örtüsü, ateş yakma kiti, küçük pişirme kabı, su matarası ve arıtma tableti ve halat ve kazık seti. "Toplam 7.000 Ryo." diyor. Eşyalar paylaşılıp sırt çantalarına yerleştiriliyor. Köy meydanına geri döndüğünüzde zamanın düşündüğünüzden hızlı geçtiğini fark ediyorsunuz. Güneş yükselmiş, gölgeler kısalmış.

Köy kapısına doğru yürürken Kaede Masato’ya dönüyor. "Uzun görevlerde en çok ne yorar seni?" Masato kısa bir an düşünüyor. "Belirsizlik." diyor sonunda. "Düşman değil, neyle karşılaşacağını bilmemek." Kapıya vardığınızda herkesin hazır olduğunu görüyorsunuz. Takımlar dizilmiş, çantalar sırtlarda. Bokukichi sizi fark eder etmez koşarak yanınıza geliyor, ellerini burnunuzun dibine sokuyor. "Ben buraya taşınıyorum abi şuna bak!" diyor heyecanla. Tırnakları gerçekten kusursuz. O sırada Kizami hafif bir gülümsemeyle gruba dönüyor. "Umarım çok yürüyüp de kendinizi yormamışsınızdır. Baya bir yürüme yolumuz var çünkü." Sonra hiçbir şey beklemeden önden yürümeye başlıyor.

Takeshi adımlarını ona uydurup soruyor. "En son önemli bir göreve çıkmıştınız diye hatırlıyorum, her şey yolunda gitti mi?" Kizami kısa bir kahkaha atıyor. "Burada olduğuma göre..." Bir an duraksıyor. "ANBU’ları içerdiği için detaylarını anlatamam ama biraz sıkıntılı bir görevdi. Üç arkadaşımızı kaybettik." Grubun üzerine ağır bir sessizlik çöküyor. Bir süre sonra Kizami başını hafifçe sana doğru çeviriyor. "Tüm köy Yureikumoları konuşuyor." diyor daha yumuşak bir tonla. "Sizin gibi erdemli ve nazik insanların başına böyle bir dert dadandığı için üzgünüm. Olmadığın bir şeymiş gibi anılmanın ne demek olduğunu iyi biliyorum." Bakışı net, yanında olduğunu saklamıyor.

Sonra adımlarını yavaşlatıp sesini herkese duyuracak kadar yükseltiyor. "Evet arkadaşlar, izninizle size felsefi bir soru sormak istiyorum, hazır yoldayız. Bir Sennashi üyesi ile karşılaştığınızda kafanızda oluşan ilk düşünce onu öldürmek mi olur, yoksa etkisiz hale getirmek mi? Ve neden?" Daha kimse soruyu cevaplamadan Saya sana doğru yaklaşıyor ve "N'aber kız? Bayadır görüşemiyoruz." diyor. İlginç bir şekilde oldukça arkadaşçıl. Yandan Toshio da konuşmaya kulak misafiri oluyor ve sana resmi olarak selam verip gülümsüyor.
Off Topic
İmzanızdan 57.000 Ryo düşebilirsiniz.
Off Topic
İmzanıza;
  • Rüzgar Taşıyıcılı Fan
  • 3 adet Hyourougan
  • Kamp Malzemesi Seti
eşyalarını ekleyebilirsiniz.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Satıcıdan fanı teslim alıp ödemesini yaparken kadın onu birkaç konuda uyarmıştı. Ani çakra yüklememeli, açıp kapama açıları konusunda pratik yapmalıydı ve rüzgarı yönlendirmeli bastırmamalıydı. Aoi başını anladığını belirtir şekilde salladı. Masato hocasından da onayı aldığına göre artık hazırdı. Hemen ardından ninja ilaçları satan dükkana girdiler. Tonton tatlı bir amca tezgahtaydı. Aoi kendisine üç adet Hyourougan aldı. Son olarak da teçhizat dükkanından kamp malzemeleri satın aldılar. Tüm alışveriş işlemleri bittiğinde artık saat de ilerlemişti. Hep birlikte köyün girişine geri döndüler.

Herkes kapıya varmış, onları bekliyordu. Bokukichi yaklaşmakta olduklarını görür görmez tırnaklarını göstererek üzerlerine koşmuştu. Anlaşılan Konoha hizmetlerinden memnun kalmıştı. "Gerçekten de çok zarif görünüyorlar." Aoi ona gülümsedi. Bu kaosun içerisinde hala kendisini iyi hissedeceği anlamlı etkinlikler bulması ne kadar dirençli olduğunun bir göstergesiydi. Kizami gruba dönerek uzun bir yürüme yolları olduğunu açıklamıştı. Nereye gideceklerini bilmiyorlardı. Kizami açıklamadığına göre gizlilik esasına dayalıydı. Kendileri bile bilmeyeceklerdi. Yavaş yavaş yola çıktıklarında Takeshi ona son görevlerinde durumun ne olduğunu sormuştu. Kizami ANBU'ları içerdiği için detay veremeyeceğini ancak üç arkadaşlarını kaybettiklerini açıklamıştı. "Yuukon ruhlarına huzur bahşetsin." Kizami ona dönerek köyde dönen dedikodulardan haberi olduğunu söylemişti. Aoi buna şaşırmamıştı. Zaten Kizami onu ilk gördüğü anda da söylentiler duyduğunu ve çoğusunun doğru olduğunu gördüğünü ifade etmişti. Aoi'ye olmadığın bir şey gibi anılmanın ne demek olduğunu bildiğini söylemişti. Bunu neye dayanarak söylediğini anlamamıştı. Kizami'nin kötü bir ünü varsa Aoi'nin bundan haberi yoktu. Klanı ile ilgili olamazdı zira Uchiha Klanı polis teşkilatının başındaydı ve insanların en çok güvendikleri klanlardan birisiydi. Aoi omzunu silkti. "Ben alıştım artık. Sorun değil." Bu gibi şeyler canını sıkmıyormuş gibi davranma konusunda profesyonel sayılırdı artık.

Kısa bir süre sonra Kizami gruba dönerek onlara felsefi bir soru sormak istediğini söylemişti ancak sorduğu soru Aoi'ye kişisel olarak sorduğu sorudan pek de farklı değildi. Bir Sennashi üyesi ile karşılaşırsa ilk olarak ne yapacaklarını sormuştu. Aoi pek çok kere onlarla karşılaşmıştı o yüzden her iki seçeneğin de değerlendirilmeye açık olduğunu biliyordu. Saya'nın kendisine seslenmesiyle dikkati dağıldı. Saya'dan beklenmeyecek bir canayakınlık ile hal hatır sormuştu. "Evet, uzun zaman oldu. Neler yaptınız görüşmeyeli?" Hem Saya'ya hem Toshio'ya yönelikti sorusu. Aoi o esnada Kizami'nin sorusuna yanıt vermeye karar verdi. "Kimsenin canını tehlikeye atmayacaksa etkisiz hale getirmeyi tercih ederim. Yem olarak ve dikkat dağıtıcı unsur olarak önümüze attıkları fanatiklerinin çoğunluğu beyni yıkanmış piyonlardan oluşuyor. Onları kullanarak zincirleri elinde tutanları saklıyorlar. Yuukon onlara doğru yolu göstersin. Canlı ele geçirilenlerden bazıları sorgularda bize kıymetli bilgiler sundular. Düşünce yapılarını anlamak istiyorum açıkçası, şimdiye dek yeterince ikna olmadım. Onlara bu direnci ve motivasyonu sağlayan bir şey olmalı ki canlarını hiçe sayabiliyorlar."
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Saya senin soruna cevap vermek için adımlarını biraz yavaşlatıyor. Sesinde alışıldık o enerjik ton var ama bu kez daha olgun, daha ölçülü. "Görev sessiz başlamıştı. Ben, Toshio, Takeshi ve iki Chuunin daha. Sınır hattında, Ateş Ülkesi’nin kuzey kırsalında. Kağıt üzerinde kaçakçılık soruşturmasıydı ama Sennashi kokusu alıyorduk zaten." Bir an duraksıyor. "Bir köyde iz sürdük. İnsanlar korkuyordu ama neden korktuklarını bilmiyorlardı. Gece baskını yaptık. Bir hücre. Küçük ama fanatik. Kaçmadılar. Kaçmayı düşünmediler bile. Toshio gözlerinde bir şey vardı demişti." Toshio kısa bir ekleme yapıyor, sesi her zamanki gibi kısık ama net. "Emir alıyor gibiydiler. Ama emri veren orada değildi. Gizemini tam anlamıyla çözmüş değiliz ama köyün araştırmaları devam edecekmiş."

Sözler havada asılı kalırken Kizami hafifçe başını sallıyor. Sonra bakışlarını gruba gezdiriyor. "Aoi cevap verdi." diyor sakin bir tonla. "Şimdi herkesten teker teker cevap istiyorum." İlk sözü Masato alıyor. "Etkisiz hale getirmek." diyor hiç tereddüt etmeden. "Bilgi hayattır. Öldürdüğün düşman susar. Konuşturduğun düşman yol gösterir. Ama..." Kısa bir nefes alıyor. "Birinin yaşaması başkasının ölümüne mal olacaksa, o zaman tereddüt etmem." Kaede kollarını göğsünde birleştiriyor. "Adalet duruma göre şekil almaz." diyor soğuk ama net bir sesle. "Tehdit devam ediyorsa öldürürüm. Bitmişse, bağlarım. Duygularımı işin içine katmam."

Bokukichi ellerini ensesinde birleştirip gökyüzüne bakıyor. "Benim cevabım mı?" diyor. "Arkadaşlar ideal dünyada kimse ölmez. Gerçek dünyada ise hangisi daha az kan dökerse onu seçerim. Ve evet, bazen bu öldürmek olur. Ama hoşuma gitmez." Shiori bir an sessiz kalıyor, sonra konuşuyor. "Ben... durdurmak isterim." diyor yavaşça. "Ama birinin yaşamaya devam etmesi daha fazla can yakacaksa, o yükü taşırım. Çünkü taşımak zorundayız." Takeshi dişlerini sıkarak konuşuyor. "Benim için bu soru teorik değil." diyor. "Sennashi nefes alıyorsa, bir yerde biri ölüyordur. O yüzden önce öldürmeyi düşünürüm. Sonra pişman olur muyum diye bakarım."

Saya omuz silkerek ekliyor. "Ben Aoi’ye yakınım." diyor. "Piyonları bağlarım, ustaları indiririm. Ama biri masumları kalkan yapıyorsa... onu yere yatırırım." Toshio en sona kalıyor. "Etkisiz hale getirmek." diyor kısa bir duraksamayla. "Çünkü sessizlik bazen en tehlikeli şeydir." Kizami hepsini dinledikten sonra başını hafifçe eğiyor. "Teşekkür ederim." diyor sadece. Takeshi kaşlarını çatıyor. "Bir şey demeyecek misiniz?" Kizami omzunun üzerinden bakmadan cevap veriyor. "Yoo." Ve yürümeye devam ediyor.

Yaklaşık yirmi dakika sonra Kizami duruyor. Yere çöküyor ve sırt çantasından büyük, katlanmış bir harita çıkarıyor. Haritayı açtığında Ateş Ülkesi’nin Konoha çevresi net bir şekilde önünüze seriliyor. Üzerinde üç nokta işaretli. "Buralara gideceğiz." diyor parmağıyla sırayla göstererek. "Üçü de Sennashi ile temas etmiş bölgeler. Yan ekipler oralarda konumlandı. Biz ana ekibiz. Bilgi burada toplanacak." Sonra bakışlarını Takeshi’ye çeviriyor. "Sennashi içinde ajanlık yaptın daha önce, uzun bir süre boyunca." diyor. "Ne gördün? Ne kaydettin?"

Takeshi derin bir nefes alıyor. "Örgüt sandığınızdan daha eski." diye başlıyor. "Hücreler küçük ama merkez çok elit. Uchiha Kaita gibi isimler görünürde güçlü ama merkez hattına bağlı değiller. Onlar daha alt seviye. Asıl çekirdekte adı bilinen kaçak shinobiler var. Yalnız kurt gibiler. Hücrelerle doğrudan temas kurmazlar. Bilgi aktarımı için ayrı iletişim birimleri kullanırlar." Sözlerini bitirirken Kizami’nin sesi sertleşiyor. "Ayrıca, sır olarak tutman söylenen bir şeyi de buradaki insanlara açıklamanı istiyorum Takeshi. Seni canı pahasına koruyacak shinobiler artık bunlar. Onların da bilmesi gerekiyor."

Takeshi’nin yüzü geriliyor. Bir an sessiz kalıyor. Sonra konuşuyor. "Benim ailem... Konoha’lı değildi." diyor. "Annem ve babam Sennashi için çalışıyordu. Uzun süre. Sonra köyümüze düzenlenen bir ANBU operasyonunda öldürüldüler." Yutkunuyor. "Beni Konoha evlat edindi. Ailem beni bu yapının içine soktu. Beynim yıkanarak büyütüldüm. Gerçeği öğrendiğimde kaçmak yerine kalmayı seçtim. Çünkü onları ancak içeriden çürüterek yok edebilirim." Bakışları sertleşiyor. "Ben tam teşekküllü bir Konoha shinobisiyim. Ve Sennashi’yi batırmak için elimden gelen her şeyi yapacağım." Sessizlik ağırlaşıyor. İlk konuşan Masato oluyor. Takeshi’ye bakarak net bir sesle konuşuyor. "Seninle gurur duyuyorum. Ve seni koruyacağım." Takeshi acı tatlı bir gülümsemeyle Masato'ya bakıyor ve kafasıyla onaylıyor.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Saya çıktıkları görevin detaylarını paylaşmıştı biraz. Bir Sennashi fanatik grubu ile karşılaşmışlardı. Fazla direnmemiş, hatta kaçmaya dahi kalkışmamışlardı. Toshio gözlerinin tuhaf olduğunu düşünmüştü, belki de kontrol ediliyorlardı. O esnada Kizami'nin sorusuna yanıt vermişti herkes tek tek. Kimileri etkisiz hale getirmeyi tercih ederken kimileri direkt olarak öldürmekten yanaydı. Takeshi grubun uzun süredir ajanı olarak öldürmeyi seçmişti derhal. Onlardan birisi yaşadığı sürece başka birilerinin öldüğünü vurgulamıştı. O bu kadar radikal düşünüyorsa bir bildiği vardı muhtemelen. Kizami herkese cevapları için teşekkür ettikten sonra başka hiçbir yorum yapmamıştı.

Bir süre yürüdükten sonra Kizami bir harita çıkararak gidecekleri noktaları işaret etmişti. Yan ekiplerin konuşlandırıldıklarını, kendilerinin ana ekip olarak bilgi toplamaya gideceklerini açıklamıştı. Sonrasında Takeshi'ye dönerek uzun zamandır bu grubun arasında olduğu için neler bildiğini açıklamasını istemişti. Takeshi örgütünün geçmişinin sandıklarından daha geçmişe dayandığını, Uchiha Kaita gibilerinin çok da üst düzey rütbeli olmadıklarını, esas merkezi isimlerin meşhur kaçak shinobiler olduklarını, direkt temasa geçmedikleri için de başarıyla kimliklerini gizlediklerini açıklamıştı. Kizami sonrasında ekip başka bir şeyi daha paylaşmasını istemişti. Takeshi'ye güvenmelerini istemişti. Aoi sahip oldukları güçlerle ilgili olduğunu düşünmüştü ancak Takeshi'nin ağzından çıkan gerçekleri o da hayatında ilk kez işitiyordu.

Takeshi'nin ailesi, büyük ihtimalle de klanı Sennashi için çalışıyorlardı. ANBU operasyonunda öldürülmüşlerdi. Takeshi ona öncesinde bütün klanının yok edildiğini ve geriye bir tek kendisinin kaldığını söylemişti. Konoha tarafından evlat edinildikten sonra sıradan bir shinobi olarak büyümüştü. Demek bu yüzden Konoha'nın ona insan içine çıkmasına izin vermesine şaşırdığını söylemişti o gün. Ailesi tarafından beyni yıkanarak büyütüldüğünü ancak gerçekleri öğrendiğini ve bundan sonra Sennashi'nin yıkımı için çabalamak istediğini söylemişti dürüstçe. Aoi ona inanıyordu. Ne kadar şok edici olsa da Takeshi'nin böyle bir yükten kendini kurtarması onun için fazlasıyla ürkütücü ve rahatlatıcı olmalıydı. Masato onunla gurur duyduğunu belirterek onun arkasında olduğunu söylemişti. Aoi yanına gidip omzuna dokunarak gülümsedi. "Ailenin başına gelenler için çok üzgünüm. Çok cesursun. Bizim yanımızda her zaman bir yuvan olduğunu unutma, onların yerini dolduramasak da seni ikinci bir ailen gibi kucaklamaya açığız." Kendi klanını ve ekip arkadaşlarını ima ediyordu elbette. Aoi'nin aklında Takeshi ile ilgili çok fazla düşünce vardı ama asla onun kötü bir insan olduğunu düşünmemişti. Davranışları ise şimdi bu açıkladığı hikayesi göz önüne alınınca daha çok anlam kazanıyordu. Dışlanmanın ve yanlış anlaşılmanın nasıl bir his olduğunu bildiği için onu Aoi'den daha iyi anlayan birisi olamazdı.
Image
► Show Spoiler
Post Reply