Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
[Hozuki Shiro] Lanetli Demir

Post by GM - Shinsei »

Kirigakure sabahı, güneşin doğup doğmadığını anlamayı zorlaştıran koyu bir sis tabakasının altında başlıyor. Gece boyunca aralıksız yağan yağmur dinmiş olsa da çatılardan düşen damlaların düzenli sesi köyün sessizliğine karışmaya devam ediyor. Pencerenin dışında görülebilen birkaç bina, sisin içinde yarım bırakılmış çizimler gibi yükseliyor. Uzakta bir teknenin boğuk çanı çalıyor, ardından ses su kanalları boyunca ilerleyip yavaşça kayboluyor. Gözlerini açtığında yatağının yanındaki küçük masada duran saha günlüğün, önceki geceden açık bıraktığın sayfayla birlikte seni karşılıyor. Günün ilk çağrısıysa kapının altından içeri bırakılmış, üzerinde Mizukage mührü bulunan ince bir zarf oluyor. Kısa ve resmi yazıda Dokuzuncu Mizukage Hozuki Engetsu’nun seni mümkün olan en kısa sürede makamında görmek istediği belirtiliyor. Bir görev adı, açıklama ya da hazırlanman gereken süre yazmıyor. Yalnızca çağrının doğrudan Engetsu’dan geldiğini gösteren kişisel mühür bulunuyor.

Mizukage binasına uzanan yol, sabahın erken saatlerine rağmen tamamen boş değil. Balıkçılar gece avından dönen teknelerdeki kasaları iskelelere indiriyor, dükkan sahipleri tentelerinin üzerinde biriken suları uzun sopalarla kanallara boşaltıyor. Devriye hâlindeki shinobiler sisin içinden belirip birkaç adım sonra yeniden görünmez hâle geliyor. Köyün merkezine yaklaştıkça ahşap yapılar yerini koyu taştan inşa edilmiş, su kanallarıyla birbirine bağlanan yüksek binalara bırakıyor. Mizukage binasının geniş girişinde bulunan görevliler, üzerindeki Hozuki armasını ve çağrı belgesini gördüklerinde herhangi bir soru sormadan geçişine izin veriyor. Uzun koridorların sonunda yer alan ağır kapı açıldığında, Engetsu’yu geniş masasının arkasında otururken görüyorsun. Yılların yüzüne yerleştirdiği derin çizgiler, sert bakışları ve omzundan aşağıya uzanan eski yara izi, onu konuşmadan dahi tehditkâr göstermeye yetiyor. Arkasında Kirigakure ve Su Ülkesi’nin adalarını gösteren büyük bir harita, hemen yanında ise kınında duran gösterişsiz fakat ağır bir kılıç bulunuyor. Engetsu başını kaldırdığında korkutucu ifadesi değişmiyor, ancak seni karşılamak için kullandığı ses tonu görünümünün aksine oldukça yumuşak çıkıyor. "Geldin demek. Hoş geldin Shiro. Sabahın bu saatinde çağırdığım için kusura bakma. Oturmak istersen çekinme. Ayakta durmayı tercih edersen de seni zorlamayacağım. Benimle aynı odada insanların neden bu kadar gergin olduklarını hala tam olarak anlayabilmiş değilim." Engetsu son cümlesinin ardından yüzündeki ifadeyi biraz daha dostane göstermeye çalışıyor, fakat kaşlarının istemsizce çatılması bu çabayı daha da korkutucu bir hale getiriyor. Önündeki birkaç belgeyi kenara itip iri ellerini masanın üzerinde birleştiriyor. "Bu arada Shiro, seni buraya niye çağırdığımdan bahsedeyim."

Engetsu’nun bakışları bir anlığına masasının köşesinde duran, kenarları aşınmış eski bir parşömene kayıyor. "Antoukai Efsanesi’ni duymuşsundur herhalde, değil mi?" Bir Hozuki olarak bu adı duymamış olman mümkün değil. Antoukai’nin hikayesi klan içinde çocukları korkutmak için anlatılan sıradan bir masaldan çok, gücün sahibini nasıl tüketebileceğine dair eski bir uyarı olarak nesilden nesle aktarılıyor. Engetsu da senden sözlü bir karşılık beklemeden anlatmaya devam ediyor. "Antoukai, Kirigakure daha tek bir yönetim altında birleşmeden önce denizlerde dolaşan kılıç ustalarından oluşuyordu. O dönemde Su Ülkesi’nin adaları küçük klanlar, korsan filoları ve kendisini hükümdar ilan eden savaş ağaları arasında bölünmüştü. Antoukai bu karmaşanın içinden çıktı. Bir gecede üç kaleyi ele geçirdikleri, yüzlerce kişilik korsan filosunu tek bir gemiyle batırdıkları ve kuzey adalarındaki yedi klanı diz çöktürdükleri anlatılır. Kılıç kullanma biçimlerinin bugün Kirigakure’de öğretilen bazı stillerin temeli olduğu bile söylenir. Fakat kahraman değillerdi. Teslim olanları bağışlamaz, yenilen köylerin kuyularını zehirler, kendilerine karşı çıkanların cesetlerini liman girişlerine asarlardı. Bir adayı ele geçirmek için orada yaşayan herkesin evlerini su altında bıraktıkları bile kayıtlarda geçiyor." Engetsu parmaklarından biriyle masanın üzerindeki parşömene yavaşça vuruyor. "Sonra Yodomi’yi buldular. Bazı anlatılara göre onu bir tapınaktan çaldılar, bazılarına göreyse denizin dibindeki mühürlü bir mezardan çıkardılar. Gerçeği kimse bilmiyor. Bildiğimiz tek şey, Yodomi’nin sıradan bir kılıç olmadığı. Lanetli olduğu söyleniyordu ama sebebi keskinliği ya da dayanıklılığı değildi. Kılıç, onu taşıyan kişinin bedenini ve zihnini yavaş yavaş çürütüyordu. Antoukai üyeleri Yodomi’yi ele geçirdikten sonra ganimeti paylaşmak yerine birbirlerine düşmeye başladı. Önce derileri griye döndü. Ardından etleri hala hayattayken kemiklerinden ayrılmaya başladı. Bazıları kendi yoldaşları tarafından öldürüldü, bazıları yıllar önce boyun eğdirdikleri köylüler tarafından yakalanıp parçalandı. Birkaçının yalnızca çürümüş silahları bulundu. Sonuncularının ise sisli bir gecede birbirlerini öldürdüğü söylenir. Yodomi de onlarla birlikte ortadan kayboldu. Antoukai’nin bütün başarılarından geriye, mezarı bile olmayan bir avuç zalimin hikayesi kaldı."

Engetsu parşömeni açarak Su Ülkesi’nin doğusunda bulunan küçük bir adayı gösteriyor. Haritada Suiryuu adıyla işaretlenmiş ada, Kirigakure’nin ana deniz yollarından uzakta, balıkçılık dışında fazla önem taşımayan yerleşimlerden biri olarak görünüyor. "Kirigakure’nin Suiryuu Adası’ndan bir balıkçı geçen gün bizimkilere gelmiş ve keşfettiği bir geçitten bahsetmiş. Geçidin çürük etlerle ve küf kokusuyla dolu olduğunu söylemiş. Bu da bizi düşündürdü anlayacağın." Engetsu başını kaldırarak doğrudan sana bakıyor. Korkutucu yüzündeki ciddiyet bu kez göstermelik değil. "Böyle bir keşfe senden başka kimi gönderebilirim ki? Malum, şüphelerimiz doğru çıkarsa başına ne geleceğinin garantisi yok." Kısa bir sessizliğin ardından omuzlarını hafifçe geriye çekiyor ve sesini yeniden yumuşatmaya çalışıyor. "Yani müsaitsen ve istiyorsan. Hayır dersen karşı çıkmam. Ama bu gücü bulursak ve kontrol etmeyi başarabilirsek olabilecekleri düşünmeni istiyorum Shiro." Tam o sırada odanın kapısı iki kez tıklatıldıktan sonra açılıyor. Kirigakure üniforması giyen genç bir kadın shinobi, elindeki küçük not defterine bakarak içeri giriyor. "Efendim, kedinizin kumunu değiştirdim. Maması için Daichi markadan mı dökeyim?" Engetsu gözlerini kapatıp derin bir nefes alıyor. "Yok, hayır. Dün Daichi yedi, kustu. Açıktan aldığımız kısır mamadan ver sen ona. Bunu da yemezse artık ben ne yapayım? Kirigakure’de satılan tüm mamaları denedim, hayır ben ne yapayım yani? Şu meşguliyetin içinde bir de mutfağa gidip tavuk, ciğer mi pişireyim bu hayvana? Yediği önünde, yemediği arkasında, hep bir... Of, neyse." Kadın shinobi hiçbir şey söylemeden başını sallayıp kapıyı yeniden kapatırken Engetsu birkaç saniye boyunca boşluğa bakıyor. Ardından ellerini tekrar masasının üzerinde birleştirip korkutucu yüz ifadesiyle bakışlarını sana çeviriyor.

Off Topic
RP'ye hoş geldiniz! Pasiflik süresi üç gündür. İyi RP'ler!
Joined: Sun Jul 26, 2026 2:14 am
Rütbe:   
 Image
User avatar
Kirigakure
Kirigakure
Her gün güneşin aynı şekilde doğduğunu düşündüğün zaman hayatın aynı doğrultuda ilerlediğini düşüneceksin. Her gün doğduğu gibi battığını da görmek seni buna itecektir. Yaşadıklarını düşünmeyen insanlar ve yaşadıklarından anlam çıkarmayanlar, bu bağlamda kalmayı ve onun içinde kaybolmayı kabullenmiş kişilerdir. Fakat ben öyle biri değildim...

Ben daha çok belirtilen zamanın ve kuralların bizleri bir şişenin içerisine sıkıştırdığını hissediyordum. Benim için önemli olan sınırların dışına çıkmak ve belirli standartların yanlışlığını göstermekti. Farklı olma çabası değildi tabii. Oysa bu yaşıma kadar yaptığım her şey aslında herkesin kendisi için yaptığı şeylerdi.

Kendim için iyi bir insan olmak, iyi bir shinobi olmak gibi bir sürü basit ama herkesin yapmaya çalışırken bir çok değerini kaybettiği hedeflerle motive etmiştim. Nihayetinde henüz yapabilecek çok şeyim varken yolun sonuna ulaştığımı düşünmüyordum ama en azından geldiğim noktada, gelinebilecek noktaların bir çoğuna tertemiz gidebileceğini biliyordum.

Yaşadığımız dünyanın bir çok acımasız ve kötü yanlarını duymuş, okumuş ve deneyimlemiştim. Elbette benim deneyimlerim yaşananların yanında bir su damlasıydı.Ancak her su damlasından farklı olarak ben gittiğim yolun içerisinde şekillenmektense, kendi yolumu açmayı ve çizmeyi tercih ediyordum.

Tercihlerim beni herkesten farklı yaptığı için bazıları benim hakkımda ilginç şeyler düşünüyordu. Düşüncelerinin hiçbir öneminin olmadığını ne kadar kibar bir şekilde dile getirsem de söylemeye devam ediyorlardı ki bu galiba insanın doğasıydı. Herkes tarafından takdir edilmek gibi bir derdim yoktu ama insanlar beni biraz rahat bıraksaydı, daha iyi olabilirdi.

Kendi başıma vakit geçirdiğim günlerin sabahı çalışmalarım ve düşüncelerimi tamamlayamadığım bir günün ertesiydi. Kapının yakınında bulunan küçük masamın sandalyesine doğru ilerlerken kapının altından bir şeyin kaydığını duydum. Bir süredir beklediğim bir haber veya bir mesaj yoktu ama ne olduğunu öğrenmek için vakit kaybetmeden kapıya yürüdüm.

Bir zarf olduğunu anladığım an acaba ne ya bu diye üstüne doğru ilerlerken Mizukage mührünü gördüm. Yüzümde anlık bunun yarattığı bir gerginlik olmuştu ki çenemin geriye kayması refleks olmuştu. Zarfı hızlıca açtığımda herhangi bir şey ile karşılaşmıyordum. Bu ne demek olmalıydı ki? İçine bir şey koymayı unutmuş olamazlardı değil mi? En iyisi vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyulmaktı.

Hızlı bir şekilde ilerlerken günün çok erken saatleri olduğunu fark ediyordum. Anlık böyle bir belgenin bana ulaşması garipti ama Mizukage-sama'nın mührünün olması prosedürleri aşmam için çok yardımcı oluyordu. Kapı açıldığında da karşımda duruyordu ki sabah sabah gördüğümde gerçekten farklı hissettiriyordu. Şimdi bu iki şeye işaret eder;

Ya ben çok büyük bir bok yedim ki sanmıyorum.

Ya da gerçekten özel bir durum var. Bir süredir boş olmamın verdiği dikkat çekicilik fark edilmiş olmalı. Oysa ki ben devriye görevlerine falan kendimi yazmak isterdim ama etrafta boş boş dolaşmak bana göre değil ki! Mizukage-samanın heybeti işleri biraz geriyor olsa da kendisinin ses tonu aslında tam tersiydi. Sanırım biraz rahatlayabilirdim. Eğer çok ciddi bir şey olsaydı şu kılıcını kafama geçirirdi diye düşünmekten kendimi de alıkoyamıyorum.

Oturmamı teklif ettiğinde nedense boş bulunup oturuyorum ki biraz daha kendimi rahat hissediyorum. Kendisi de bu durumdan şikayetçiydi açıkçası insanların etrafında rahat olmamasından. Bence çok da mantıksız değil yani baktığın zaman ben basit biriyim ama siz...Pek öyle düşünmüyor musunuz?

Antoukai efsanesinden bahsettiği zaman içimde bir ürperti oluşmuştu. Bu ürpetinin oluşmasının tüm sebebini zaten kendisi de anlatmaya başlıyordu. Şu an yaşadığımız sıradan akıntının, o zaman ki dalgalarla alakası yoktu. Şu an savaş için bir gerekçe yoktu, macera veya mücadele için bir sebep yoktu. Ancak o zamanlar vahşet, yıkım ve cinayet herkesin kabul gördüğü bir şeydi..

Hikayenin detaylarını dinledikçe bir gücün insanı ne kadar değiştirebileceğine şahit olmuştum tekrar. İnsanlar güç ve çıkarları doğrultusunda ne kadar değişebiliyor bunun en iyi örneği bu efsaneydi. Sahi gerçekten böyle bir kılıç var mıydı? Bunu merak etmemek insan doğasına aykırı olmalıydı.

Önündeki parşomeni açıp hafifçe bana işaret ettiğinde bunun beklediğim bir macera olduğunu hissetmiştim.Her ne kadar tehlikeli olsa da bu işin içinden çıkmak benim için çok zor değildi. En azından kendi topraklarımda, kendi insanlarıma zarar gelmemesi için elimden geleni yapacağımı iyi biliyorum.

Kedi olayı yaşanırken ne söyleyeceğimi iyice düşünmüş ve nazikçe ayağa kalkıp karşısına geçtim.

"Sizlerin beni bu göreve layık görmesi oldukça mutlu etti efendim. Önceliğim tespit sağlayıp sonrasında da gerçekten bahsettiğiniz güç varsa onu ele geçirmek olacaktır. Kimseye zarar gelmeden bunu halletmeye çalışacağım, en azından yurttaşlarımız adına bunu söyleyebilirim." diyip kılıcımla birlikte hizaya girip selamlamıştım. Kendisinin tepkisine göre gerekli bilgileri alıp, hızlıca yola koyulacaktım.
Image
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
B
element
Suiton
affinity
Taijutsu

techniques

Kaifuu no Jutsu (Mühür Kaldırma Tekniği)
Suika no Jutsu (Hidrasyon Tekniği)
Mizu Bunshin no Jutsu (Su Klon Tekniği)
Suiton: Suijinheki (Su Formasyon Duvarı)
Suiton: Gousuiwan no Jutsu (Su Elementi: Büyük Su Kolu Tekniği)
Mikazuki no Mai (Hilal Dansı)
Oboreru Suiteki no Jutsu (Boğucu Su Küresi Tekniği)
Suiton: Tate Eboshi (Su Elementi: Kalkan Şapka Çocuk)

items

Katana
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Engetsu, selamını birkaç saniye boyunca sessizce karşılıyor. Korkutucu yüzündeki sertlik değişmese de sözlerinin ardından çenesini hafifçe aşağı indirerek onay verirken, masanın üzerindeki Suiryuu Adası haritasını kendisine doğru çekiyor. "Senden istediğim de tam olarak bu. Önce bakacaksın, sonra karar vereceksin. Yodomi gerçekten oradaysa sırf elimizde olsun diye elini uzatmanı istemiyorum. Antoukai'nin hikayesindeki tek ders kılıcın tehlikeli olması değil sonuçta, değil mi? Kendilerini yenilmez sanan insanların, anlamadıkları bir şeye sahip olmaya çalışırken ne hâle geldiği de o hikayenin parçası." Parmağını adanın kuzeydoğu kıyısına götürerek küçük bir balıkçı yerleşiminin hemen dışındaki kayalık bölgeyi gösteriyor. "Geçidi bulan adamın adı Genzou. Elli sekiz yaşında, hayatı boyunca Suiryuu çevresinde balıkçılık yapmış. Üç gün önce kıyıya yakın kayalıklarda fırtınanın açtığı bir yarıktan içeri girmiş. Yaklaşık elli metre ilerledikten sonra koku yüzünden geri dönmüş. Anlattığına göre duvarlarda eski oyuklar, yerde de ne olduğunu anlayamadığı kararmış kalıntılar varmış. Adamı sorguladık. Genjutsu kontrolü de yaptık. Hikâyesini uydurduğuna dair bir bulgu yok." Ardından masanın çekmecesinden mühürlü küçük bir görev belgesi çıkarıp önüne bırakıyor. "Seni doğrudan Suiryuu'ya götürecek küçük bir Kirigakure keşif gemisi hazırladım. Altı kişilik bir mürettebatın olacak. Shinobi değiller, denizci ve bölgeyi biliyorlar. Gemi dört saat sonra doğu iskelesinden kalkıyor. Kaptanın adı Saburou. Genzou da adada seni bekleyecek ve geçidin yerini gösterecek. İçeriye seninle girmeyecek. Zaten girmesine izin verme."

Engetsu bu kez haritanın yanına ikinci bir belge koyuyor. Belgede görevin temel talimatları oldukça açık. Geçidin çevresi incelenecek, içeride insan veya shinobi faaliyetine dair iz bulunursa öncelikle kimlik ve amaç tespit edilmeye çalışılacak, Yodomi olduğundan şüphelenilen herhangi bir silah bulunması halinde çıplak elle temas edilmeyecek ve mümkünse bulunduğu yer bozulmadan raporlanacak. Engetsu özellikle son satırı parmağıyla iki kez işaretliyor. "Bir de bunu ciddiye al. O kılıçla karşılaşırsan Hozuki olduğuna güvenip vücudunu sıvılaştırarak her şeyi çözeceğini düşünme. Yodomi'nin etkisinin chakra sistemine mi, bedene mi, zihne mi bağlı olduğunu bilmiyoruz. Lanet denen şey bazen insanların anlamadığı bir tekniğe taktığı isimdir, bazen de gerçekten lanettir. Hangisi olduğunu öğrenmek için seni gönderiyorum zaten." Bir an durduktan sonra masasının arkasına yaslanıyor. "Görevde yalnız hareket etme özgürlüğün var. Gerekli gördüğün anda geri çekilme yetkin de var. Köye kanıt getirmen, ölmeni istememden daha önemli değil. Dört saatin var. Teçhizatını tamamla, karnını doyur, ne yapman gerekiyorsa yap. İskelede gemiyi kaçırırsan da Saburou'ya seni beklemesini söylemedim, haberin olsun." Son cümlesini tamamen ciddi bir yüz ifadesiyle söylemesi bunun şaka olup olmadığını anlaşılmaz hale getirirken, Engetsu görev belgesini sana teslim ettikten sonra eliyle çıkış yönünü gösteriyor. "Hadi bakalım. Sis sana bu sefer ne gösterecek, ben de merak ediyorum."

Mizukage binasından çıktığında Kirigakure sabahının ağır sisi hala köyün sokaklarını kaplıyor, fakat sessizlik artık yerini günlük hareketliliğe bırakmış durumda. Merkez meydandaki dükkanların kepenkleri açılmış, kanal boyunca uzanan küçük yemek tezgahlarından sıcak balık, pirinç ve baharat kokuları yükselmeye başlamış. Doğu iskelesine hareket etmeden önce önünde dört saat bulunuyor. Meydanın kuzey tarafındaki shinobi teçhizat dükkanlarında kunai, shuriken, patlayıcı notlar, tel makaraları, fenerler ve uzun süreli görevlerde kullanılabilecek saha malzemeleri satılıyor. Birkaç sokak aşağıdaki balık pazarının arkasında Kirigakure'nin shinobiler arasında meşhur olan küçük lokantaları bulunuyor. Özellikle sıcak çorba ve pirinç yemekleri servis eden Kaisenya bu saatte oldukça kalabalık görünüyor. Daha sakin bir yer istersen köyün batısındaki kanal bahçeleri ve eski Hozuki iskelesi henüz günün kalabalığını çekmemiş durumda. Akademi tarafına giden geniş merdivenlerdeyse görev bekleyen chuuninlerin yanında birkaç jounin de her zamanki gibi toplanmış, görev ilanlarını inceliyor veya birbirleriyle konuşuyor. Dört saat, ihtiyaçlarını tamamlamak için fazlasıyla yeterli fakat Suiryuu görevine dair hazırlığın ne kadarını önceden yapmak istediğin tamamen sana kalıyor.

Meydandan akademiye uzanan yolun başlangıcında kalabalığın arasından tanıdık bir sima beliriyor. Hozuki Ugetsu, elinde birkaç ince dosyayla kanal kenarındaki taş yolu takip ederek ağır adımlarla ilerliyor. Klan içinde özellikle genç shinobilerle iletişiminin kuvvetli olmasıyla tanınan Ugetsu, senin gibi jounin rütbesinde ve bulunduğu ortamda sertlikten çok sakinliğiyle dikkat çeken biri. Uzun açık renk saçları omuzlarının gerisine düzgün şekilde bırakılmış, görev kıyafetinin üzerine ince, koyu renkli bir ceket giymiş. Yüzündeki nazik ifade, sabahın erken saatinden beri görev başında olan insanların çoğunda görülmeyen bir rahatlık taşıyor. Henüz seni fark etmiş görünmüyor. Yoluna devam edersen teçhizat dükkanlarına, yemek tezgahlarına, akademiye veya köyün diğer bölgelerine geçebilirsin. Fakat birkaç saniye içinde Ugetsu da önünden geçen kalabalığın arasında kaybolacak kadar uzaklaşmış olacak.
Joined: Sun Jul 26, 2026 2:14 am
Rütbe:   
 Image
User avatar
Kirigakure
Kirigakure
Görevi anladığım ve hareket etmek için hazır olduğumu belirtirken Mizukage-sama görev ile ilgili detaylı bilgiler vermeye başlıyordu. Kılıcın hikayesini de tekrar dillendirmesi aslında bu şeyin ne kadar tehlikeli olduğunu bana hatırlatırken bir imada bulunuyormuş gibi olması da garipti. Aslında o da haklıydı, güç insanı değiştiren yegane şeydir. Üstelik anlatılan hikayeyi detaylıca düşündüğünüz zaman insanların daha güçlü olmak için birbirlerine yaptıkları gözler önündeydi. Bu yüzden ekstra tedbirli konuşması beni hiç şaşırtmamıştı. Tabii ben biraz duygusal yaklaşıp şahsi algılamıştım belki de kötü bir yönümdür bilemedim.

Geçidi bulan kişi ve olayla ilgili detaylı bilgiler aktarmaya devam ediyordu. Olayın tespit edildiği süreç ve sonrasında yaşananları bana bildirdikten sonra benim de garipseyeceğim bir durumu ortadan kaldırmak adına tüm testleri gerçekleştirmiş. Benim için de yapılacak bir sürü araştırma olduğunu üstü kapalı şekilde anlamış bulunmaktayım.

Ben bu kısma kadar her şeyi anladım ve kafamda bir şeyler oluşturdum ama nasıl gideceğimi düşünüyorum. En zor da bu aslında. Evet benim gibi belki başka diyarlara göç etmek isteyen birisi, keşfetmek isteyen birisinin yol tutmasına karşı herhangi bir ekstra planının olmaması komik geliyor olabilir. Ben de kendime kızıyorum ama yol beni tutuyor. Özellikle şimdi dalgalı bir yolda gidersek var ya uf, önüme çıkan ilk düşmanı yıkarım.

Mizukage-sama özellikle bazı noktaların üzerinde duruyordu. Benim cesur davranmamam gerektiğine dair bir kaç işaretti sanki. Kılıcı kontrol edebilir, getirebilirim gibi düşünmemi istemiyordu. Zaten böyle bir şeye cesaret etmek çok saçma olurdu ancak sıkıntı başkalarının da ona dokunmamasını sağlamak.

Ne bileyim... Bu kadar güçlü olmak ne işe yarayacak? Hepsinin sonu aynı değil mi...

Göreve nasıl gideceğimi ve tüm detayları iyice dinledikten sonra beni uğurlaması ile sonlanmıştı konuşma. Genel olarak bir çok şey benim yerime düşünülmüştü ama bildiğin kör bir dalış gerçekleştirecektim. Neyse ki böyle bir konuda endişem yoktu sadece tespit edip geri çekilebilirdim. Ayrıca, yaşadıklarımı ve gördüklerimi not etmeyi çok da istiyorum.

Gerekli belgeleri yanıma alıp tekrar hazırlanıp adımlamaya başladım. Dışarı çıktığımda artık biraz daha ortalık canlanmaya başlamıştı. Henüz dört saatim olduğu için öncelikle güzel bir kahvaltı edebilirdim.

Bu yüzden kahvaltı etmek için ilk açık pirinç yiyebileceğim bir yer tercih etmek istedim. Sıcak çorba ve pirinç ile sade bir kahvaltı gerçekleştirdikten sonra neler almam gerektiğine dair kendimle istişarede bulunuyordum. Overthinking saatim yemek saatime denk geldiği için de her pilavdan lokma aldıkça şöyle olur böyle olur diye düşünüyordum:

Bir sürü yol gidicem şimdi...
Kim gidicek bu yolu ya?
Aman neyse, gidelim de zaten her şey hazır. Keşke yanıma da bol bol pilav alabilsem.

Şimdi orası kokuyor dediler ama çok da ağır şeyler yemek istemedim o yüzden.
Eyy, ya çok ağır kokuyorsa? O zaman maske de almak lazım. Belki de kokunun cezbedişine kapılırım. Mizukage-sama bir şey yok dedi ama

NEYSE!

En iyisi yemek yedikten sonra klasik bir shinobi ekipmanı alayım. Biraz maske, ışık kaynağı olabilecek bir şey ve bolca tel. Acaba mühürünü benim açabileceğim parşömenlerin fiyatı ne kadar oldu.. Sabahın bu saatinde esnaf beni görünce de günün ilk satışı diye kitlemesin?



Derin düşüncelerimin ardından yemeğimin parasını ödeyip hızlıca ekipman alışverişine koyuldum. Klasik şeyleri bulmak kolay ama asıl aradığım sadece benim açabileceğim, mühürlü teçhizatlar. Bunları hem yanımda rahat taşırım hem de kimsenin ne yapmak istediğimden haberi olmaz. Örneğin bir tuzak kurmak için veya fener taşımamak için iyi olabilirdi. Veya bulduğum bir şeyi kanıt olarak götürebilmem adına saklayabileceğim bir çanta?

Neyse, bunları araştırıp bulabildiğim şeyleri çantama fiyatı da uygunsa alıp limana ilerleyecektim. Limandaki bey ile tanışıp sadece bir yolculuk için gideceğimi söyleyeceğim. Asıl mesele Genzou ile onu çok ciddi incelemek ve düzgün sorular sormak istiyorum. Bence hala ondan öğrenebileceğim şeyler var. Ha bu süreçte, gemi mürettebatının ilginç dedikodularını da dinlemek ve onlara da eşlik etmek faydalı olabilir.
Image
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
B
element
Suiton
affinity
Taijutsu

techniques

Kaifuu no Jutsu (Mühür Kaldırma Tekniği)
Suika no Jutsu (Hidrasyon Tekniği)
Mizu Bunshin no Jutsu (Su Klon Tekniği)
Suiton: Suijinheki (Su Formasyon Duvarı)
Suiton: Gousuiwan no Jutsu (Su Elementi: Büyük Su Kolu Tekniği)
Mikazuki no Mai (Hilal Dansı)
Oboreru Suiteki no Jutsu (Boğucu Su Küresi Tekniği)
Suiton: Tate Eboshi (Su Elementi: Kalkan Şapka Çocuk)

items

Katana
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Kaisenya'nın içerisi dışarıdaki gri Kirigakure sabahına kıyasla çok daha sıcak. Dar dükkanın camları içeride kaynayan tencerelerin buharıyla tamamen buğulanmış, mutfağın arkasından gelen kaşık ve tabak seslerine tezgahta oturan birkaç shinobinin düşük sesli konuşmaları karışıyor. Önüne bırakılan sade pirincin yanında küçük bir kâse miso çorbası, birkaç parça salamura sebze ve sıcak çay bulunuyor. Ağır olmayan kahvaltı, önündeki deniz yolculuğu düşünüldüğünde özellikle iyi bir tercih oluyor. Hesap geldiğinde toplam 12 Ryo tutuyor. Buradan çıktıktan sonra meydanın kuzey tarafındaki shinobi dükkânlarına yöneldiğinde ihtiyaç duyduğun şeylerin büyük kısmını tek bir yerde bulmak mümkün oluyor. Küçük bir temel teçhizat paketi içinde birkaç kunai, shuriken ve acil durum için iki patlayıcı not 18 Ryo, iki katmanlı bez filtre maskeleri 6 Ryo, kapatıldığında ışığı tamamen kesilebilen küçük yağ feneri 12 Ryo, yedek yağ şişesi 4 Ryo, otuz metrelik ince shinobi teli 10 Ryo tutuyor. Asıl aradığın şeyleri söylediğinde dükkan sahibi tezgahın altından iki küçük depolama parşömeni çıkarıyor. Bunlar standart mühürlerden biraz farklı. İlk kullanım sırasında sahibinin chakra iziyle eşleşiyor ve sonrasında mühür yalnızca aynı chakra dokunuşuna cevap veriyor. Büyük nesneler için uygun değiller, ancak küçük bir silahı, numuneyi veya hassas bir kanıtı saklamak için yeterli hacimleri bulunuyor. İkisi birlikte 20 Ryo. Son olarak iç kısmı balmumlu, sıvı sızdırmayan ve ağzı mühürlenebilen küçük bir kanıt çantası da 8 Ryo tutuyor. Teçhizat için ödediğin 78 Ryo ile kahvaltının 12 Ryo'su birleştiğinde sabah boyunca yaptığın harcama tam olarak 90 Ryo'ya ulaşıyor.

Eşyalarını toparlayıp doğu limanına doğru ilerlediğinde Kirigakure'nin sisinin denize yaklaştıkça daha ağır bir hal aldığı görülüyor. Sokakların arasından gelen insan sesleri yerini halatların gerilme sesine, martı çığlıklarına ve rıhtımlara vuran suyun düzenli şapırtısına bırakıyor. Limana ulaştığında Mizukage'nin ofisinden ayrılmanın üzerinden üç saate yakın zaman geçmiş durumda. Geminin kalkışına yaklaşık bir saat var. Girişte duran liman görevlisine görev belgesini gösterip Suiryuu Adası'na gidecek keşif gemisini sorduğunda adam belgeyi kısa süre inceliyor, ardından başını doğudaki iskelelere çeviriyor. "Yedinci rıhtım. Küçük gri gövdeli gemi. Başında Saburou vardır zaten. Onu görmemek zor." Tarif gerçekten de yeterli oluyor. Yedinci rıhtıma yaklaştığında ilk fark edilen şey gemiden önce iskelenin ortasında duran geniş omuzlu adam oluyor. Elli yaşlarının sonlarında görünen Saburou'nun güneş ve tuzla sertleşmiş yüzünde kalın bir bıyık, şakaklarına kadar ilerlemiş kır saçlar ve neredeyse sürekli gülüyormuş gibi duran çizgiler var. Üzerinde eski fakat bakımlı lacivert bir denizci ceketi bulunuyor. Seni ve elindeki resmi belgeyi fark ettiği anda yüzündeki gülümseme daha da genişliyor. "Heh! İşte bizim jounin de geldi. Gel bakalım yeğen, gel. Ben de Mizukage kimi yollayacak diye merak ediyordum. Saburou benim. Bugün denizde canın, malın, miden bana emanet." Son kısmı söylerken iri eliyle karnına vurup kahkaha atıyor, ardından omzunun üzerinden gemiyi işaret ediyor. "Bir saat kadar erken geldin, iyi yaptın. Son dakikada koşarak gelen adamdan denizci olmaz. Shinobi olur mu bilmem, ona siz karar verirsiniz."

Saburou'nun arkasındaki gemi, yaklaşık yirmi beş metre uzunluğunda, koyu gri ahşap gövdeli, tek ana direği ve daha küçük bir ön direği bulunan hızlı bir keşif teknesi. Gövdesinin yanları metal plakalarla yer yer güçlendirilmiş, pruvası yüksek dalgalarda suyu yarabilmesi için dar ve sivri yapılmış. Güvertede üstleri branda ile kapatılmış erzak kasaları, kalın halat makaraları, yedek bir sandal ve su geçirmez fıçılar bulunuyor. Geminin kıç tarafındaki küçük kaptan kamarasının üzerinde Kirigakure sembolü işlenmiş metal bir levha yer alıyor. Saburou halatı geçebilmen için eliyle güverteyi gösterdikten sonra seninle birlikte gemiye çıkıyor. Güverteye adım atılmasıyla birlikte içeride çalışan beş kişi de birer birer görünür hale geliyor. Saburou daha sen sormadan hepsini tanıtmaya başlıyor. "Şimdi bunları baştan öğren yeğen, sonra denizin ortasında 'şu adam kimdi' diye bakınma. Dümenin başındaki uzun suratlı olan Tetsu. Yirmi iki senedir benimle denize çıkar. Fazla konuşmaz ama dalgayı benden iyi okuduğu günler olur, sakın yüzüne söyleme. Haritaların başındaki kız Mina. Rotayı o çıkarır, yıldızları o okur, bizim yanlış yere gittiğimizi de ilk o fark eder. Şu halatlarla boğuşan iri çocuk Gorou. Güverte işlerinden, çapadan ve tekneden sorumlu. Bir şeyi kaldırmak gerekiyorsa önce ona söylersin. Motor kısmından kafasını çıkaran ufak adam Issei. Pompalar, sintine, mekanik düzenekler, geminin neresi bozulursa onun işi. Sonuncusu da aşağıdaki mutfakta gürültü yapan Nao. Erzak, ilk yardım sandığı ve yemek onda. Bir de kimse söylemese bile herkesi kontrol eder. Geminin gerçek patronu hangimiz diye sorarsan ben kaptanım derim, Nao başka cevap verir." Saburou'nun son cümlesinin ardından aşağı kattan kadın bir ses yükseliyor. "Çünkü doğru cevap benim!" Saburou başını hafifçe eğip sana bakarken yenilmiş gibi iki elini yana açıyor. "Bak, daha adını söyledik duyar."

Ardından seni pruvalık tarafa götürüp güverte korkuluğunun üzerine açılmış deniz haritasını gösteriyor. Kirigakure'nin ana adası kalın bir işaretle belirtilmişken Suiryuu çok daha doğuda, küçük ve uzun bir kara parçası olarak çizilmiş durumda. Saburou parmağını önce limanın çıkışına, ardından kuzeydoğuya doğru uzanan kesikli rotaya koyuyor. "Buradan çıkınca önce doğu kanalını takip edeceğiz. Sis bu saatlerde yoğun olur, o yüzden ilk kırk dakika kıyı işaretlerini bırakmayız. Sonra dış şamandırayı geçip açık denize çıkıyoruz. Normalde Suiryuu'ya dümdüz doğuya gidersin ama bugün güneyden gelen akıntı kuvvetli. Ona karşı kürek çekmeye kalkarsak hem vakit kaybederiz hem mideleri mahvederiz. Biraz kuzeye açılacağız, Kurohane kayalıklarını solumuzda bırakacağız, sonra akıntıyı arkamıza alıp güneydoğudan Suiryuu'nun batı koyuna gireceğiz. Hava böyle kalırsa üç saat, üç buçuk saat sürer. Deniz kabarırsa dört. Ada görünmeden önce de kıyıya yaklaşmayacağız. Suiryuu çevresinde suyun altında kayalık dişler vardır. Oraları bilmeyen kaptan gemisinin altını açar, sonra balıklara ev olur." Parmağını haritadaki küçük bir koy üzerinde durduruyor. "Genzou denen balıkçı bizi burada bekleyecekmiş. Mizukage'nin adamları haber yollamış. Seni bırakırız, işin ne kadar sürerse koyda kalırız. Tabii ada bizi kovmazsa." Bunu söylerken gülüyor fakat ardından yüzünde kısa süreli daha ciddi bir ifade beliriyor. "O taraflarda son birkaç gündür balıkçı pek dolaşmıyormuş. Bizimkiler 'fırtınadandır' diyor ama denizci milleti bir yerden sebepsiz yere uzak durmaz. Giderken konuşuruz. Her birinin duyduğu başka hikaye vardır zaten."

Saburou haritayı yeniden katlayıp kolunun altına sıkıştırıyor. Kalkışa hala vakit olduğu için güvertedeki telaş da henüz hazırlık seviyesinde. Tetsu halatları kontrol ederken Mina kamarada pusulayı ayarlıyor, Gorou erzak sandıklarını sabitliyor ve aşağıdan Nao'nun Issei'ye bir şeyi yanlış yere koyduğu için söylendiği duyuluyor. Saburou ise bütün bu hareketliliğin ortasında hiçbir acele göstermeden korkuluğa yaslanıp tekrar sana dönüyor. "Neyse yeğen, gemiyi anlattım, adamları anlattım, yolu anlattım. Biraz da seni tanıyalım. Nasılsın bakalım? Mizukage sabah sabah seni çağırıp sonra böyle sisin içine yolladığına göre önüne sıradan bir iş koymamıştır herhalde. Denizle aran nasıl? Bir de en önemlisi..." Saburou'nun gözleri hafifçe kısılırken ağzının kenarı yeniden yukarı kıvrılıyor. "Gemide kusar mısın yeğen?"
Off Topic
İmzandan 90 Ryo düşebilirsin.
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Off Topic
Hozuki Shiro, ilk habersiz pasifliğini gerçekleştirmiştir.

İkinci habersiz pasiflikte ödül eksilmektedir, üçüncü habersiz pasiflikte karakterin konusu kapatılmaktadır.
Joined: Sun Jul 26, 2026 2:14 am
Rütbe:   
 Image
User avatar
Kirigakure
Kirigakure
Yapılabilecek türlü hazırlığı gerçekleştirdikten sonra hala biraz vaktim vardı. Ancak vaktimi buralarda harcamak yerine önceden belirlenen lokasyona ilerleyip insanlarla tanışmak istedim. Hem belki alabileceğim bir kaç bilgi olur önden kim bilir? Limana yaklaştıkça limanın ve köyün arasındaki ses değişimini hissetmemek mümkün değil.

Liman görevlisine gerekli belgeleri gösterip yol için yardım aldıktan sonra kibarca teşekkür edip ilerliyordum. Olabildiğince az konuşup veya gerçeklik hakkında bilgi verip insanları oradan uzak tutmalıydım. Merak insanın en büyük zaafıdır. Merak ettiği her şeyin kölesi olur hayatı boyunca yaşayan herkes. Ancak bu sefer durum biraz daha farklıydı. Bu merak etmemeleri gereken bir şeydi.

Saburou'nun tarifini yaparken kendisini canlı şekilde karşımda gördüğümde neden öyle söylediklerini anlamıştım. Gerçekten de anlattıkları gibi biriydi. Çok babacan bir tavır ile beni karşılaşmıştı ve bu durum benim hoşuma gitmişti. Onun babacanlığına gülümser ve naif konuşmalarla karşılık verirken erken gelmemin iyi olduğunu söylüyordu.

Keşke kız arkadaşım da aynısını düşünse...

Gemiye bindikten sonra ufak bir inceleme sonucu bu geminin güvenilir olduğuna dair bir hissiyat oluşuyordu içimde. Sebebi bilinmez ama öyle işte, oluşuyor. Saburou kibarca bana herkesin görevini ve yaptıklarını anlatırken herkese selam veriyor ve ihmal etmeden detaylıca inceliyordum herkesi.

Yolculuğun nasıl olacağına dair ve anlık durumun ne olduğuna dair güzelce bilgiler veriyordu bana. Genzou'nun bizi nerede beklediğine kadar her şeyi anlatıyordu. Üstünde durduğu bir durum vardı ki benim içime kurt düşürmüştü. Bu sıralar anormal olduğunu belirttiği rüzgarlar ve fırtınalar... Bu kudretli gücün oluşturduğu bir dengesizlik olabilir mi? Kafamın içinde deli sorular!

Sıra benim cevaplama kısmıma gelmişti artık. Konuşurken olabildiğince net ve kendinden emin şekilde konuşacaktım ki akıllarında bir şüphe kalmasın. Buranın yerlisi ve onun çevresi güvenliğinden şüphe etsin istemem. Pek tabii kendisinin de şüphe duyacağı veya merak duyacağı bir hikaye girişi yapmamalıyım.

"Aslında bu benim ilk görevim sayılabilir efendim. Ben genel olarak köy dışındaki denetlemeleri gerçekleştiriyorum. Denizle bu yüzden aram iyi ama yoldayken bir şey yemeyi pek tercih etmiyorum cidden" dedikten sonra gülümseyecek ve bir espri patlatacaktım:

"Dalgasız deniz, güzel sevdasız olmaz demişler hem! Kirigakure'nin öz evladıyız burada gemiyle birlikte dalgalarla dövüşeceğiz abim benim" diyordum. Ama o kadar yürekli söylüyordum ki beni böyle saf salak bir oğlan sansınlar istedim.

Belki de öyleyim.

Ama konumuz bu değil!


Rolümü oynadıktan sonra da onlara yolculuk esnasında bahsetmiş ve kapısını açmış olduğu hikayeyi üstü kapalı anlatmasını isteyecektim. Ne zamandır böyle denizlerde olduğunu, çok sık insan getirip götürdüğünü veya yaşadığı enteresan şeyleri anlatmasını isteyecektim ki, aramız pekişsin.
Image
SHINOBI KAYDI

shinobi

rank
B
element
Suiton
affinity
Taijutsu

techniques

Kaifuu no Jutsu (Mühür Kaldırma Tekniği)
Suika no Jutsu (Hidrasyon Tekniği)
Mizu Bunshin no Jutsu (Su Klon Tekniği)
Suiton: Suijinheki (Su Formasyon Duvarı)
Suiton: Gousuiwan no Jutsu (Su Elementi: Büyük Su Kolu Tekniği)
Mikazuki no Mai (Hilal Dansı)
Oboreru Suiteki no Jutsu (Boğucu Su Küresi Tekniği)
Suiton: Tate Eboshi (Su Elementi: Kalkan Şapka Çocuk)

items

Katana
Post Reply