Sabah, Tsuchiryu klan bölgesinin ağır ama tanıdık sessizliğiyle açılıyor. Kendi odanda uyanıyorsun, geceki yorgunluk hala kemiklerinin arasına yerleşmiş olsa da bedenin alışkanlıkla toparlanıyor. Yatağından kalkıyor, yüzünü yıkıyor, saçını düzeltiyor, aksesuarlarını ve kuşağını kontrol edip kendini güne hazır hale getiriyorsun. Konağın içinden gelen ayak sesleri, uzaktan duyulan konuşmalar ve avluda erkenden başlayan hafif antrenman sesleri, buranın yeniden normal düzenine döndüğü izlenimini veriyor. Ama dün gece Renga’nın masasına bıraktığı kumaş parçası, Hiro’nun kayboluşu ve Yuu’nun artık burada tutulacak olması, bu normal hissin altına ince bir diken gibi batıyor.
Koridordan avluya doğru ilerlerken, konağın sabah telaşını görüyorsun. Birkaç genç su kovaları taşıyor, yaşlılardan biri girişteki taş zeminin temizlenmesini denetliyor, iki çocuk sessizce birbirine bir şeyler fısıldıyor. Fısıltının yönü, avlunun kenarındaki küçük geçide dönük. Oraya baktığında Yuu’yu görüyorsun. Üzerinde klana ait olmayan sade ama temiz kıyafetler var, elleri artık bağlı değil ama hareketleri kendini suçlu hisseden birinin ölçülülüğünü taşıyor. Elinde tahta bir tepsi tutuyor. Muhtemelen sabah yemeği hazırlıklarında yardım etmek istemiş. Tepside birkaç boş kase, bir bez ve dökülmüş suyun izleri var. Biri ona bir iş vermiş ya da o kendince faydalı görünmeye çalışmış gibi duruyor.
Tam o sırada, tanımadığın yetişkin bir Tsuchiryu üyesi onun yolunu kesiyor. Otuzlarının sonunda, iri yapılı, sert yüzlü biri. İsmini çıkaramıyorsun, klan içinde gördüğün ama yakın çevrende olmayan adamlardan. Yuu’nun önünde duruyor, onu tepeden süzüyor. "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diyor, sesi avludaki sabah sakinliğini bıçak gibi kesiyor. Yuu hemen başını eğiyor. "Yardım ediyordum. Rahatsızlık verdiysem özür dilerim." Adam bu cevabı yeterli bulmuyor. Bir adım daha yaklaşıp omzuyla Yuu’yu sertçe itiyor. Tepsi yana kayıyor, kaselerden biri yere düşüp taşa çarpıyor ve kuru bir sesle çatlıyor. "Buraya ait değilsin." diyor adam, dişlerinin arasından. "Daha dün bize bıçak sallayan biri bugün konağın içinde dolaşıyor diye çok havalanma. Kimse seni bizden biri sanmıyor."
Yuu dengesini toparlıyor ama karşılık vermiyor. Ellerini iki yanına indiriyor, bakışları yerde kalıyor. "Haklısınız." diyor kısık sesle. "Ben sadece sorun çıkarmamaya çalışıyorum." Adam bu kez daha da tersleşiyor. "Sorun zaten sensin." Birkaç kişi artık açıkça bakmaya başlamış durumda. Fısıltılar kesilmiş. Çocuklardan biri korkup geri çekiliyor. Yuu’nun çenesi sıkılıyor ama hala başını kaldırmıyor. Adam tekrar üzerine yürüdüğünde, bu kez sesi daha alçak ama daha zehirli çıkıyor. "Tsuchiryu konağı sığınak değildir. Dışarıdan gelen herkesin günahını temizlediğimiz bir yer hiç değildir."
Tam o anda Haruka hızlı adımlarla avluya giriyor. Omzundaki yara hâlâ sarılı ama yürüyüşü kararlı. Durumu görür görmez yüzü sertleşiyor. "Yeter." diyor, ikisinin arasına girmeye çalışarak. "Renga beyin emri var. Yuu koruma altında." Adam bakışını Haruka’ya çeviriyor. "Sen de mi onu savunuyorsun? Seni yaralayan çocuğu?" Haruka bir an duruyor ama geri çekilmiyor. "Ben emri savunuyorum." diyor. "Ve burada kavga çıkarmaman gerektiğini söylüyorum."
Avludaki hava iyice geriliyor. Yuu hala başı eğik duruyor, Haruka araya girmiş, tanımadığın Tsuchiryu üyesi ise öfkesini yutmak yerine büyütüyor gibi. Sen tam o ana tanıklık ediyorsun, birkaç adım ötede, müdahale etsen de etmesen de bu sabahın, Yuu’nun konaktaki yerini belirleyecek ilk sınavlardan biri olacağını hissediyorsun.
Koridordan avluya doğru ilerlerken, konağın sabah telaşını görüyorsun. Birkaç genç su kovaları taşıyor, yaşlılardan biri girişteki taş zeminin temizlenmesini denetliyor, iki çocuk sessizce birbirine bir şeyler fısıldıyor. Fısıltının yönü, avlunun kenarındaki küçük geçide dönük. Oraya baktığında Yuu’yu görüyorsun. Üzerinde klana ait olmayan sade ama temiz kıyafetler var, elleri artık bağlı değil ama hareketleri kendini suçlu hisseden birinin ölçülülüğünü taşıyor. Elinde tahta bir tepsi tutuyor. Muhtemelen sabah yemeği hazırlıklarında yardım etmek istemiş. Tepside birkaç boş kase, bir bez ve dökülmüş suyun izleri var. Biri ona bir iş vermiş ya da o kendince faydalı görünmeye çalışmış gibi duruyor.
Tam o sırada, tanımadığın yetişkin bir Tsuchiryu üyesi onun yolunu kesiyor. Otuzlarının sonunda, iri yapılı, sert yüzlü biri. İsmini çıkaramıyorsun, klan içinde gördüğün ama yakın çevrende olmayan adamlardan. Yuu’nun önünde duruyor, onu tepeden süzüyor. "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diyor, sesi avludaki sabah sakinliğini bıçak gibi kesiyor. Yuu hemen başını eğiyor. "Yardım ediyordum. Rahatsızlık verdiysem özür dilerim." Adam bu cevabı yeterli bulmuyor. Bir adım daha yaklaşıp omzuyla Yuu’yu sertçe itiyor. Tepsi yana kayıyor, kaselerden biri yere düşüp taşa çarpıyor ve kuru bir sesle çatlıyor. "Buraya ait değilsin." diyor adam, dişlerinin arasından. "Daha dün bize bıçak sallayan biri bugün konağın içinde dolaşıyor diye çok havalanma. Kimse seni bizden biri sanmıyor."
Yuu dengesini toparlıyor ama karşılık vermiyor. Ellerini iki yanına indiriyor, bakışları yerde kalıyor. "Haklısınız." diyor kısık sesle. "Ben sadece sorun çıkarmamaya çalışıyorum." Adam bu kez daha da tersleşiyor. "Sorun zaten sensin." Birkaç kişi artık açıkça bakmaya başlamış durumda. Fısıltılar kesilmiş. Çocuklardan biri korkup geri çekiliyor. Yuu’nun çenesi sıkılıyor ama hala başını kaldırmıyor. Adam tekrar üzerine yürüdüğünde, bu kez sesi daha alçak ama daha zehirli çıkıyor. "Tsuchiryu konağı sığınak değildir. Dışarıdan gelen herkesin günahını temizlediğimiz bir yer hiç değildir."
Tam o anda Haruka hızlı adımlarla avluya giriyor. Omzundaki yara hâlâ sarılı ama yürüyüşü kararlı. Durumu görür görmez yüzü sertleşiyor. "Yeter." diyor, ikisinin arasına girmeye çalışarak. "Renga beyin emri var. Yuu koruma altında." Adam bakışını Haruka’ya çeviriyor. "Sen de mi onu savunuyorsun? Seni yaralayan çocuğu?" Haruka bir an duruyor ama geri çekilmiyor. "Ben emri savunuyorum." diyor. "Ve burada kavga çıkarmaman gerektiğini söylüyorum."
Avludaki hava iyice geriliyor. Yuu hala başı eğik duruyor, Haruka araya girmiş, tanımadığın Tsuchiryu üyesi ise öfkesini yutmak yerine büyütüyor gibi. Sen tam o ana tanıklık ediyorsun, birkaç adım ötede, müdahale etsen de etmesen de bu sabahın, Yuu’nun konaktaki yerini belirleyecek ilk sınavlardan biri olacağını hissediyorsun.
Off Topic
RP'ye hoş geldiniz! Pasiflik süresi yedi gündür. İyi RP'ler!
