Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Elini uzattığında kadın bir an tereddüt ediyor. Bileğinde az önceki sert kavrayışın bıraktığı kızarıklık belirgin, parmakları hafifçe titriyor. Yine de gözleri senin yüzünde kısa bir tur atıyor, ardından uzattığın ele kendi elini bırakıyor. Eli soğuk. Teni gergin. Onu yavaşça kendine çekip arkana aldığında kadın hiç itiraz etmiyor, hatta neredeyse refleksle senin omzunun hizasına saklanıyor. Kerhaneye geri dönmek için bir heves göstermiyor. Şimdilik olduğu yerde, senin arkanın sunduğu dar güvenlik alanında kalmayı seçiyor.

Tantoyu çekip açık açık gösterdiğinde sokaktaki hava daha da sertleşiyor. Metalin kısa ama temiz sesi, lafından daha çok iş görüyor. Karşındaki adamlar ilk kez gerçekten durup seni tartıyorlar. Bu sefer köylü gibi bağıran biri değil, elini bıçağa götürmüş ve ne yaptığını bilen biri duruyor karşılarında. En öndeki kilolu olanın yüzü kasılıyor. Gözleri hem sana hem tantoya gidip geliyor. Ağız kenarı seğiriyor. Sonunda dişlerini gösterip bir adım atıyor. "Ulan orrr-"

Sözünün devamı gelmiyor.

Çünkü tam o anda, onların arkasında, dar sokağın biraz daha açık verdiği noktada ani bir duman patlaması yükseliyor. Ne büyük bir patlama, ne de gösterişli bir giriş. Kısa, kontrollü ve alışkanlıkla yapılan bir geçiş gibi. Koyu gri duman bir anlığına taşı ve duvarı yutuyor, ardından içinden bir silüet beliriyor. İlk fark ettiğin şey boyu oluyor. Uzun. Gerçekten uzun. Sonra omuzları. Dar sokakta bile fazlalık gibi duran, yapılı, eğitimli bir vücut. Adamın yüzünün alt yarısını örten bir maske var, ağız kısmı kapalı, gözleri açıkta bırakılmış. Saçları neredeyse askeri nizamda kısacık. Teni koyu, yüz hatları sert, ama duruşunda kör öfke değil, kontrol var. Adamı görür görmez Kumoashi tarafındaki adamlardan biri neredeyse çığlık atıyor. "Seigi efendi!"

Bir anda herkesin tonu değişiyor. Az önce kadını sürükleyen, sana küfretmeye hazırlanan adamlar bir anda omuzlarını indiriyorlar. Yol açıyorlar. Seigi denen adam, sanki az önce ortada bir rezalet yaşanmamış gibi, tam ortalarından dümdüz yürümeye başlıyor. Doğrudan sana geliyor. O kadar yakına kadar geliyor ki, ona bakmak için gerçekten başını hafifçe yukarı kaldırman gerekiyor. Yakından daha da iri görünüyor. Üzerindeki koyu kıyafet bedene tam oturmuş, gösterişsiz ama kaliteli. Bir eli boşta, diğer eli yanına yakın. Tehlikeli görünmek için hiçbir çabası yok. Gerek de duymuyor. Sana birkaç adım kala duruyor. Sonra hiç beklenmedik şekilde sağ elini havaya kaldırıyor; sanki sokakta emir verirken bunu defalarca yapmış biri gibi, sade ve tartışmaya kapalı bir hareket.

"Emrimi derhal tüm Kumoashilere iletin." Sesi tok, net ve rahatsız edici derecede sakin. "Geri çekiliyoruz ve tüm operasyonlarımızı durduruyoruz." Arkasındaki adamlar hep bir ağızdan, neredeyse refleksle bağırıyorlar. "Emredersiniz efendim!" Az önce tehditkar duran bedenlerin hepsi bir anda gevşiyor. Göz açıp kapayana kadar geri çekilmeye, birbirlerine işaret verip dar sokaktan uzaklaşmaya başlıyorlar. O kadar hızlı oluyor ki, bir saniye önce kadını zorla götüren adamlardan geriye sadece dağılmış ayak sesleri kalıyor. Kadın hala senin arkanda, bu ani dönüşüme inanmakta zorlanır gibi sana daha da sokuluyor. Haru ile Kaito ise bulundukları yerden Seigi’nin gözlerinin içine, doğrudan ve öfkeyle bakıyor. Özellikle Haru’nun çenesi sıkılmış durumda. Kaito’nun yumrukları yine kapalı. Ama bu sefer ikisi de hiçbir şey söylemeden bekliyorlar.

Seigi sonunda gözlerini sana sabitliyor. Maskenin üstündeki bakışlar beklenmedik derecede sakin. Hatta saygılı. "Verdiğimiz rahatsızlığı lütfen mazur görün." diyor. "Anlaşma yapıp bu işi sonlandırmak istiyorum." Bir an duruyor. Sana konuşuyor, ama aynı anda Haru ile Kaito’nun duyması da umurunda. "Anlaşmamız şu şekilde olsun. Mevcut operasyonlarımızı sonlandıralım. Beni götürün ve Hokage ile bir görüşme ayarlayın. Derdimizi, nelerden şikayetçi olduğumuzu insani bir şekilde aktarayım kendisine. Bir orta yol bulsak da bulamasak da, bir daha şiddete başvurmayacağımızın güvencesini veriyorum. Sizden tek bir isteğim var." Bunu dedikten sonra başını hafifçe yana çeviriyor ve Haru ile Kaito’yu gösteriyor. "Bu ikili şimdi Kumoashi karargahına gidecek. Bizimle gelmeyecekler."

Bu cümle sokakta yeni bir gerilim yaratıyor. Haru’nun bakışları sertleşiyor. Kaito’nun omuzları yükseliyor. İkisi de sanki aynı anda ileri atılmanın eşiğinde ama kendilerini tutuyorlar. Seigi ise bunu bekliyormuş gibi hiçbir tepki vermiyor. Sonra yeniden sana dönüyor. Elini yavaşça uzatıyor. Avucu açık. "Size verebileceğim en iyi teklifi veriyorum. Lütfen sözlerimi dikkate alın." Dar sokak yeniden sessizliğe gömülüyor. Bir yanında arkana aldığın kadın, öbür yanında Haru ve Kaito’nun öfkesi, tam önünde de boyuyla ve sakinliğiyle baskı kuran Seigi duruyor. Uzanmış el havada. Herkesin gözü sende.

Kumoashi Seigi
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 19, 2024 10:34 am
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Kadının arkama geçmesiyle biraz daha defansif bir hal aldı vücudum. Elini olması gerektiğinden biraz daha geç bıraktım, iyice saklandığında ise tantomu çektim. Sırf şu kadının kanının bu kadar çekilmesine sebep oldukları için burada pata küte dövmek, tanınmaz hale getirmek istiyordum önümdeki malakları. Kaderlerindeki dayağa ulaşmadan önce ise bana bazı cevaplar vermek zorundaydılar. Söyledikleri beni tatmin ettiği noktada, Kaito ve Haru'nun karışmasına izin vermeden çok pis girişecektim.

Tabi arkalarında aniden insan azmanı bir varlık yoktan varolmasaydı.

Tantoyu tutan elim daha da kasıldı. Bu sefer, öyle blöften değil, gerçekten kirletmek zorunda kalacağımın korkusuydu bunun sebebi. Boştaki elimi ise arkama bakmadan kadına doğru seri bir hareketle atıp, kerhaneye doğru dürtükledim. "Sen içeri gir." dedim aceleci bir ses ile. Gözlerim bize doğru yanaşmakta olan adamın üzerindeydi, git gide aramızdaki mesafeyi kapatıyordu. Ben ise izlemekten başka bir şey yapamıyor, gelmesine izin verirken bir yandan da bunun kim olduğunu düşünüyordum. Haru ve Kaito Rei diye bir lavuktan bahsetmişti... Çok fena dövüştüğünden, defteri koruduğundan falan. Peki bu Seigi kim olaydı ki? Tüm klana emir verebiliyor gibi göründüğüne göre direkt olarak Daizo lavuğuna yakın biri olmalıydı.

Adam aramızdaki son birkaç adımı da attığında tantomu belimdeki kınına geri soktum. Arkadaki diğer çapulculara göre bıçağımı kirletmeye biraz daha layık biri gibi görünüyor olabilirdi Seigi, ancak yine de içim hemen kullanmaya hazır hissetmem için el vermemişti. Üstelik adam şimdilik sadece konuşmak istiyor gibi görünüyordu. Şey, konuşmak için biraz fazla yakınımdaydı ama, evet, barışçıldı şimdilik.

Adam tüm konuşmasını bitirip Haru ve Kaito'yu istediğinde iki kaşımı birden havaya kaldırıp şaşkın bir şekilde suratına baktım. Ardından şaşkınlığım geçti, düşünüp tartmaya başladım. Hatta yetmedi, ne kadar rahatsız edici bir his olduğunu anlaması için adama doğru bir adım da ben atıp iyice dibine girdim. Burnum resmen muhteşem göğüs kaslarına değecek gibiydi, belki değiyordu bile ama önemli bir detay mıydı ki bu? Değildi. Haru ve Kaito... Bu ikilinin mevzusu ne kadar derindi ki adam bunların uğruna tüm klana operasyonu durdurma emri göndermişti? Durdurmak da yetmemiş, Konoha'ya gidip Hokage ile konuşmayı da teklif etmişti.

Burnuma kötü kokular gelmeye başladı. Tabi bunun sebebi adamın göğsüne suratımı dayadığım için ter kokusunu alıyor olmam da olabilirdi fiziksel dünyada. Ancak manevi dünyam bir tuzağa çekildiğimi, saf olmamam, inanmamam gerektiğini söylüyordu bana. Kardeşim Hokage ile konuşmak istiyorsan atla bir kervana git yani... Ayrıca burada günlerce kan kusturduktan sonra Hokage sana çay ve lokum mu ikram edecekti? Haru ve Kaito'yu verip bu adamla yola düştüğümde, yolun ilk tenha noktasında canıma kast etmeye çalışırdı kesin. Hayır, güvenmemeliydim. Bu adamla bir şekilde çatışmaya gireceksem de müthiş ötesi kaslı vücudu ve geniş omuzlarından çekinmeyip tam olarak bu noktada, Haru ve Kaito ile yan yana girişmeliydim.

Kafamı iyice kaldırıp daha da bir baktım adamın gözlerine. Sonra yavaş yavaş sırıtmaya başladım sinir bozucu bir şekilde. "Konoha'nın yolu belli. Çok istiyorsanız atlarsınız bir kervana gidersiniz Seigi Bey, elinizden tutmama ne gerek var." dedim, sırıtmamı biraz daha büyütürken. "Hem banane Hokage'den. Ben buraya kısmet bulmak için kaçmış basit bir adamım." diyip omuzlarımı silktim. İnansın ya da inanmasın, pek umrumda değildi. Amacım çatışmaya başlayacaksak, öncesinde biraz eğlenmek, Haru ve Kaito'yu da hafiften gaza getirmekti.

"Bu yüzden, karım olmak gibi bir gayeniz yoksa kişisel alanıma biraz saygı gösterip çekilin." Ellerimi belime koyup azarlar bir halde bitirdim son sözlerimi. Şimdilik ilk hareketi yapan taraf olmayacaktım, sadece bu şekilde bekleyecektim. Ancak bir harekete kalkışacağını hissedersem adamın, dibinde olmanın da avantajını kullanarak sarılarak öne atılacak, adamı devirmeye çalışacaktım.
► Show Spoiler
Image
Post Reply