Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
[Kirigami Yuu] Uzak Diyarlar

Post by GM - Shinsei »

Sabahın köründe uyanıyorsun. Henüz güneş doğmamış ki zaten Amegakure'de güneş doğduğu pek görülmez, ama gökyüzünde hafif bir aydınlanma var. O tanıdık gri ton, o tanıdık yağmur sesi. Pencerenden dışarı baktığında damlalar camı dövüyor, tıpkı dün olduğu gibi, tıpkı yarın olacağı gibi. Dün yaşananlar zihninde dönüyor. Antrenman. Yosuke'nin o etkileyici su tekniği. Mii'nin saldırısı. Sonra koordineli hamleleriniz. Semenderin ortaya çıkışı. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki, şimdi geriye dönüp düşününce neredeyse bir film sahnesi gibi geliyor.

Ama en çok aklında kalan şey, antrenmanın ortasında yaşanan o ani kesinti. Salon kapısı çarparak açılmıştı. Kirigami klanından bir adam, Kirigami Hotaru, klanın iletişim sorumlusu içeri dalmıştı. Yüzü ciddiydi, nefesi kesikti, sanki buraya koşarak gelmişti. "Kirigami Mii!" diye seslenmişti. "Acil durum. Klan liderliği seni bekliyor. Hemen gelmen gereken bir görev var." Mii'nin yüzündeki o donuk ifade bir an için çatlamıştı.Ama hemen toparlanmış ve sana bakmıştı. O tanıdık bakış. Bir şey söylemeden her şeyi anlatan bakış. Yosuke durumu hemen kavramıştı. "Anladım. Görev öncelikli tabii ki. Mii, görevinde başarılar. Yuu, sen benimle devam et." Mii'nin ayrılırken sana son bir kez baktığını hatırlıyorsun. Sonra Hotaru'yu takip edip salonu terk etmişti. O gidince salonda garip bir boşluk oluşmuştu.

Yataktan kalkıyorsun. Rutinini yapıyorsun, el yüz yıkama, alışkanlığın varsa diş fırçalama, saçını o tanıdık şekilde geriye tarama. Ninja üniformanı giyiyorsun, ekipmanlarını topluyorsun. Her şey yerli yerinde. Evden çıktığında yağmur yağıyor. Tabii ki yağıyor. Köyün sokaklarından geçerken insanlar yavaş yavaş uyanmaya başlıyor. Dükkanlar açılıyor, sokak lambaları sönüyor, yaşam tekrar canlanıyor. Köyün ana kapısına vardığında Yosuke'yi görüyorsun. Jounin yeleği giymemiş henüz ama duruşunda bir değişiklik var. Daha kararlı, daha olgun belki. Ya da belki de sadece senin hayal gücün. Seni görünce gülümsüyor ve yaklaşıyor. Elinde küçük bir kutu var. "Yuu! Günaydın." diyor. "Tam zamanında geldin." Kutuyu sana uzatıyor. Açtığında içinde özel yapım bir kunai görüyorsun. Ama sıradan bir kunai değil bu, sapı daha uzun, dengesi farklı, ve en önemlisi ucunda küçük bir mekanizma var.

"Bu senin için." diyor Yosuke. "Ucundaki mekanizma bir zehir haznesi. Hafif bir baskı ile zehir salıyor. Ölümcül değil ama hedefi birkaç saat felç eder. Kullanırken çok dikkatli ol, kendine bulaştırma. Yoksa seni hastaneye taşımak zorunda kalırım ve o da benim için çok zahmetli olur." Şaka yapıyor ama gözlerinde ciddiyet var. Bu gerçek bir silah ve gerçek bir sorumluluk. Sonra derin bir nefes alıyor ve göğsünü kabartıyor. "Bu arada görüşmeyeli Jounin oldum. Gerçi bir gün oldu ama olsun, önemli olan yükselmek değil mi?" Etrafına bakıyor, sonra sana dönüyor. "Aramıza iki genin daha dahil olacak, sen biraz erken geldin. İstersen onları beklerken bana görevle ilgili soru sorabilirsin. Detaylarını az buçuk biliyorsun zaten." Kapının yanında duruyor, ellerini beline koymuş, bekliyor. Sabahın erken saatinde köy kapısının yanı sessiz. Sadece yağmur sesi var, ve uzaktan gelen ayak sesleri, muhtemelen yaklaşan diğer takım üyeleri.
Off Topic
RP'ye hoş geldiniz! Pasiflik süresi üç gündür. İyi RP'ler!
Joined: Wed Nov 27, 2024 12:19 pm
Rütbe:  
 Image
User avatar
Amegakure
Amegakure
Bayram dönüşü kusmalı hasta oldum 2 3 gün müsaade isteyeceğim :((
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Off Topic
Kirigami Yuu, haberli pasiflik gerçekleştirmiştir. Ayrıca çok geçmiş olsun <3
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Off Topic
Kirigami Yuu, haberli pasiflik gerçekleştirmiştir.
Joined: Wed Nov 27, 2024 12:19 pm
Rütbe:  
 Image
User avatar
Amegakure
Amegakure
"Ayağa kalk, ayağa kalkın efendim. Ayağa kalkın efendim, ayağa kalkın! AYAĞA KALK! AYAĞA KALK SÖR--"

Yuu çalar saatin kafasına "güm" diye vurmuştu. Öyle ki saat bu orantısız güç karşısında sendeleyip komidinden geriye doğru savrulmuş ve düşmüştü. Bereket, alarm da susmuştu. Amaç: Ulaşılmıştı. Yağmurlar ise yağmaya devam ediyordu. Yuu doğrulurken "Aman aman aman aman." diye söylenmeden edememişti. Eklemlerinde hafif bir ağrı hissediyordu ancak biraz yürüyünce geçeceğine de emindi.

Dünkü antrenmandan en aklında kalan şey Hotaru'nun gelip Mii'yi alıp gitmesi olmuştu. Klanla ilgili olan bu mesele ister istemez onun aklını kurcalıyordu. Mii'nin kapısını bugün tıklatmayacak olmak onu garip hissettirmişti. Fakat söz konusu Mii idi. Mii her şeyi hallederdi.

Günlük rutin hareketleri bitirdikten sonra saatine baktı. Mii'yi çağırmak için kullandığı 2 dakikası boşa çıkmıştı. Kapıdan çıktı ve walkmanini kulağına taktı. Şükür ki bu sefer tekte açılmıştı. Şarkı ilerlerken o yalnızca kapısının önünde duruyor ve ayağıyla ritim tutuyordu. Şarkının yükselen bir noktasında bu ritimleri koruyarak abartılı yürüyüşüne devam etti.

Yosuke'nin yanına vardığında kendisine "tam zamanında" geldiği söylenince sol iki parmağıyla bir baş selamı verdi ve gülümsedi. Verdiği kutuyu hemen açtı ve içindekilere binaen "Teşekkürler sensei!" diye bitirdi ve özel kunasini bir yerine batmayacağına inandığı kıç kısmındaki ceplerinden birine koydu. Jounin olmasına dair olarak da tebrik etti ve son olarak da görevle alakalı olarak "Dünkü Gao'nun bahsettiği durum mu sensei?" diye sordu.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Yosuke, soruna cevaben başını sallıyor. Yüzündeki gülümseme biraz soluyor ve daha ciddi bir ifadeye bürünüyor. "Evet, tam olarak o." diyor. "Sanshouo diyarına izinsiz girişler olmuş. Normalde bu diyarın konumu sadece Ibushi klanı tarafından biliniyor, biz semenderlerin çağırıcıları. Ama birkaç gün önce diyardaki semenderler tanımadıkları insanlar gördüklerini bildirmişler." Duraksıyor, etrafına bakıyor, sonra sesini biraz daha alçaltarak devam ediyor. "Gao'nun dediği gibi, bu ya diyarın konumunun sızdırılması anlamına geliyor, ya da..." Kaşlarını çatıyor. "Ya da klanımdan birisi bunu bilerek yaptı. Her iki senaryo da hoş değil."

Tam devam edecekken, köy kapısının yönünden ayak sesleri geliyor. İki figür yağmurun içinden beliriyor. İlk gelen uzun boylu, narin yapılı bir kız. Saçları açık kahverengi ve omuzlarına kadar iniyor, ıslak yağmurdan yapış yapış olmuş. Gözleri yeşil ve dikkatli, her şeyi inceleyici bir bakışla tarayan türden. Üzerinde standart genin üniforması var ama boyun kısmına ince, yeşil renkli bir eşarp dolamış. Yürüyüşü sakin ve düzenli, disiplinli bir shinobi havası var. Senin ve Yosuke'nin yanına geldiğinde duruyor ve önce Yosuke'ye, sonra sana başıyla selamlıyor. "Günaydın hocam." diyor sakin bir sesle. Sonra sana dönüyor. "Ben Tsukuda Akane. Yeni takım arkadaşınım sanırım. Tanıştığımıza memnun oldum." Hafif monoton bir ses tonu var.

İkinci gelen ise Akane'nin tam tersi bir enerji yayıyor. Orta boylu, atletik yapılı bir erkek. Saçları siyah ve dağınık, yağmura rağmen bir şekilde havaya dikilmiş vaziyette. Gözleri koyu kahverengi ve sürekli hareket halinde, sanki bir saniye bile duramıyormuş gibi. Üzerindeki üniformanın kolları hafif sıyrık, ellerinde birkaç bant var. Koşarak yaklaşıyor ve son anda duraksayarak neredeyse Akane'ye çarpıyordu. "Hah! Geç kalmadım!" diye bağırıyor nefes nefese. Yosuke'ye bakıyor ve gülümsüyor. "Yosuke hocam! Jounin olmuşsunuz duydum, tebrikler!" Sonra sana dönüyor ve elini uzatıyor tokalaşmak için. "Ben Mizuhara Riku! Sen de yeni takım arkadaşımsın değil mi? Harika! Merak etme, ben çok iyiyimdir savaşta. Yani, bazen biraz aceleci davranırım ama sonuçta iş hallolur!"

Akane ona yan yan bakıyor. "Riku, biraz sakin mi olsan ya?" Riku omuz silkiyor. "Sakinlik sıkıcıdır Akaneciğim! Hayat kısa, heyecan gerek!" Yosuke hafifçe gülümseyerek başını iki yana sallıyor. "İyi ki geldiniz ikiniz de. Takımımız şimdi tamamlandı." Üçünüze de bakıyor. "Takım 14. Ben lideriniz, Ibushi Yosuke. Siz üçünüz bundan sonra birlikte görev alacak, birlikte antrenman yapacak ve birlikte büyüyeceksiniz." Derin bir nefes alıyor ve daha ciddi bir tona geçiyor.
"Şimdi, görevimize gelelim. Sanshouo diyarı, semenderlerin yaşadığı boyutsal bir alan. Bu diyarın konumu normalde gizli tutulur ve sadece Ibushi klanı üyeleri oraya ulaşabilir. Ama birkaç gün önce diyardaki gözcü semenderler tanımadıkları insanlar gördüklerini bildirdiler. Bu insanlar diyarı inceliyorlardı, not alıyorlardı, ve semenderlere zarar vermeye çalışıyorlardı."

Etrafınıza bakıyor, sesini biraz daha alçaltıyor. "Görevimiz basit: Diyara gideceğiz, bu izinsiz girişi yapanları bulacağız, ve onları durduracağız. Eğer bunlar sadece kaybolmuş gezginler ise köye geri getireceğiz. Eğer daha karanlık niyetleri varsa..." Duraksıyor. "O zaman durumu değerlendirip hareket edeceğiz." Cebinden küçük bir harita çıkarıyor. Haritada bir diyagram var, dairelerin birbirine bağlandığı, semboller ve notlarla dolu bir çizim. "Diyara girmek için özel bir çağırma tekniği kullanmam gerekiyor. Sizi de beraberimde götüreceğim. İçeride dikkatli olmalıyız, diyarın kuralları farklı, zaman akışı farklı, ve semenderler bizim müttefikimiz olsa da yabancılara karşı çok temkinliler." Haritayı geri cebine koyuyor ve üçünüze de bakıyor. "Sorunuz var mı?"

Akane hemen elini kaldırıyor. "Sensei, bu izinsiz girişi yapanların sayısı hakkında bilgi var mı? Ve silahlandırılma düzeyleri?" Riku de araya giriyor. "Ve dövüşmeyi biliyorlar mı? Yani, eğlenceli olur mu?" Akane ona sert bir bakış atıyor ama Riku umursamıyor. Yosuke bekliyor, senin de soru sorup sormayacağını merak ederek.

Tsukuda Akane
► Show Spoiler

Mizuhara Riku
► Show Spoiler
Joined: Wed Nov 27, 2024 12:19 pm
Rütbe:  
 Image
User avatar
Amegakure
Amegakure
Yuu görevin neyle alakalı olduğunu tahmin ettiği için çok mutlu olmuştu. Bunun Yosuke ile beraber yaşadığı tek olay olmasını ve haliyle tahmin etmesinin de zor olmamasını es geçiyor ve bu mutluluğu içinde büyük bir coşkuyla yaşıyordu. Ancak bu gurur hali onu kendi içine gömmüş ve senseisinin söylediklerini yalapşap dinlemesine neden olmuştu. Dinlediğini belirtmek için çok keskin jest ve mimikler yapmaya başlamış ve arada da "Hıhım." "Hmm..." gibi sesler çıkartmıştı.
► Show Spoiler
Yosuke sözüne devam ederken uzaktan iki takım arkadaşı görünmüş ve kendilerine doğru yaklaşmışlardı. Kendisini ilk selamlayan ve konuşan Akane olmuştu. Yuu da aynı şekil bir baş selamı vermiş ve "Yuu, Kirigami klanından. " demişti. Ardından gelen Riku'nun da elini sıkıp yine "Yuu, Kirigami klanından." diye tekrarladı. Olabildiğince ifadesiz bir tavır takınmaya çalışmıştı zira şu an o oyuncularını tanımaya çalışan bir yönetmen idi.

Yosuke yeniden görevi anlatmaya başlayınca Yuu bu sefer daha odaklı olmuş ve senseisini düzgünce dinlemişti. Doğrusu kulağa oldukça tehlikeli gelmişti ve bir anlığına kendinden şüphe etti. Bir Jounin ve 3 Genin böylesine bir belirsiz düşmana karşı yeterli miydi bilemiyordu. Ardından etrafındakilere aldırmadan kendine bir tokat atıp burnunu çekti. "Bir çoğunun ilki..." dedi ve kendine güvenini -her nasıl olduysa- tazeledi.

Senseinin soruları olup olmadığını sorması üzerine arkadaşlarını bekledi ve ardından bütün ciddiyetiyle "Benim de bir semenderim olabilir mi?" diye sordu.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Yosuke sorunu duyunca bir an için duraksıyor. Kaşları yukarı kalkıyor, sonra yüzünde yavaşça bir gülümseme beliriyor. Hafif bir kahkaha atıyor. "Açıkçası semenderlerin Ibushi klanı dışında kimseyle anlaşma yaptığını duymadım." diyor. Sonra omuz silkiyor. "Ama... deneyebilirsin? Seni durduran bir şey yok. Belki seni beğenirler, kim bilir?" Riku hemen araya giriyor. "Oha! Ben de istiyorum! Semender çok havalı olurdu!" Akane ona soğuk bir bakış atıyor. "Riku, lütfen. Ciddi bir görevdeyiz." Riku "Ciddiyetle eğlence aynı anda olamaz mı?" diye karşılık veriyor ama Akane'nin bakışı altında biraz geri çekiliyor. Akane Yosuke'ye dönüyor. "Sensei, bir sorum daha var. Diyarın zaman akışı farklı dediniz. Bu ne kadar farklı? Yani, içeride bir saat geçerse dışarıda ne kadar zaman geçer?" Yosuke düşünceli bir ifadeyle cevaplıyor. "Güzel soru. Normalde içeride bir gün geçtiğinde dışarıda birkaç saat geçer. Ama bu her zaman sabit değil. Diyarın enerji durumuna göre değişebilir. Bu yüzden fazla oyalanmamalıyız."

Riku elini kaldırıyor. "Peki bu izinsiz girenlerin gücü? Yani chuunin seviyesinde mi, yoksa jounin seviyesinde mi?" diye soruyor. "Bilmiyoruz." diyor Yosuke dürüstçe. "Semenderler sadece 'insan' dediler. Giyimlerinden ya da tekniklerinden bahsetmediler. Bu yüzden her ihtimale karşı hazırlıklı olmalıyız." Akane başını sallıyor, zihnen not alıyor gibi. Riku ise heyecanlı bir şekilde yerinde zıplıyor. "Başka soru yoksa hazırlanalım gençler." Yosuke cebinden bir parşömen çıkarıyor ve yere seriyor. Parşömen üzerinde karmaşık semboller ve daireler var, bir çağırma mührü ama normalden çok daha detaylı. Dairelerin içinde semender figürleri, dalgalar, ve tanımadığın yazı karakterleri var. "Hepiniz bu mührün etrafına toplanın." diyor. "Ve ne olursa olsun, ben söyleyene kadar hareket etmeyin." Üçünüz mührün etrafına geliyorsunuz. Akane sessizce bekliyor, elleri yanlarında, duruşu düzgün. Riku ise sana doğru eğiliyor ve fısıldıyor.

"İlk defa böyle bir şey yapıyorsun değil mi kanka?" diyor heyecanla. "Ben de! Yani, daha önce çağırma mühürleri görmüştüm ama başka bir boyuta gitmek... bu başka bir seviye! Babam bana bir keresinde anlattı, Toprak Ülkesi'nde gizli bir mağara sistemi varmış, orası da böyle farklı kurallara sahipmiş. Ama boyutsal bir alan... bu daha da-" derken Akane sözünü kesiyor. "Riku. Sessiz ol." Riku susuyor ama sana göz kırpıyor, sanki sonra konuşuruz der gibi. Yosuke mührün önüne çömeliyor. Parmağını ısırıyor, bu sefer klasik yöntemle, ve kan damlalarını mührün merkezine damlatıyor. Kan sembollerin üzerine yayılıyor, kırmızı çizgiler oluşturuyor. Elleriyle hızlı mühürler yapıyor. Inoshishi, Saru, Tatsu, Nezumi, Tori... Ardından ellerini zemine basıyor.

"Kuchiyose no Jutsu: Jikuukan Tobira!" Zemin altınızda parlamaya başlıyor. Mührün sembolleri aydınlanıyor, önce kırmızı, sonra turuncu, sonra sarı. Işık giderek yoğunlaşıyor ve etrafınızı sarıyor. Bir basınç hissi oluyor, kulakların hafifçe tıkanıyor, miden hafif bulanıyor. Sonra her şey dönüyor.

Gözlerini açtığında tamamen farklı bir yerde olduğunu anlıyorsun. Zemin taş değil. Yumuşak, süngerimsi bir doku, sanki yosun ve mantar karışımı bir şey. Her adım attığında hafifçe çöküyor ve geri yükseliyor. Rengi açık yeşil ile koyu turuncunun arası bir ton, ve her basışta küçük fosforlu parçacıklar havaya yükseliyor. Gökyüzü yok. Yukarıya baktığında sonsuz bir mor renk görüyorsun. Bulut yok, güneş yok, ay yok. Sadece koyu mor ile açık mor arasında değişen, titreşen bir alan. Işık nereden geliyor anlamak zor, her şey sanki kendi ışığını yayıyormuş gibi hafif aydınlık. Etrafınızda dev mantarlar var. Bazıları üç metre yüksekliğinde, şapkaları şemsiye gibi geniş. Renkleri canlı pembe, mavi, sarı, yeşil, yüzeylerinde garip desenler var. Bazı mantarların saplarında merdivenler gibi çıkıntılar var, sanki tırmanılmak için tasarlanmış gibi.

Uzakta, dev bir ağaç görüyorsun. Gövdesi çok kalın, dalları spiral şekilde yukarı doğru uzanıyor, ve yaprakları yerine kristal benzeri yapılar asılı. Ağaç yavaşça parlıyor, nefes alıp veriyormuş gibi ışığı değişiyor. Havada garip bir koku var, tatlı ama aynı zamanda keskin, biraz çiçek kokusu, biraz da ıslak toprak kokusu. Sıcaklık ılık, ne sıcak ne soğuk, tam ortası. Ve en garibi sessizlik. Tam bir sessizlik değil, ama normal dünyada duyduğun sesler yok. Rüzgar yok, kuş sesi yok, böcek sesi yok. Sadece hafif bir melodi duyuluyor. Yosuke ayağa kalkıyor, etrafına bakıyor, ve sonra size dönüp gülümsüyor. "Ne düşünüyorsunuz?"
Joined: Wed Nov 27, 2024 12:19 pm
Rütbe:  
 Image
User avatar
Amegakure
Amegakure
Yuu, Yosuke'nin hafif kahkaha ve yanıtlarına karşı "Hımhım, yapacağım sensei." demişti ancak Yosuke'nin yanıtından sonra araya giren iki "velet" Yuu'yu biraz sinirlendirmiş ve özellikle Akane'nin "Ciddi bir görevdeyiz" çıkışı ona karşı kurulmasına sebep olmuştu. Akane'ye dik dik bakıyordu. Yosuke'nin etrafında toplanmaları ile beraber Riku -talimatların aksine- eğilip kendisiyle konuşmaya başlamıştı. Yuu dediklerini dinlese de hiçbir şey demedi. Talimatlara uyuyordu. Ancak bu sırada gözleri hala Akane'nin üstündeydi.

Yosuke'nin mühürleri yapmasıyla beraber değişen çevre Yuu'yu çok şaşırtmıştı. Bir ters Kuchiyose ile mekanı terk edeceklerini düşünüyordu ancak şu an ayağının değdiği zemin dünyadaki hiçbir hisse benzemiyordu. Yuu, buranın dünyada bulunan bir mekan olup olmadığını sorgulamaya başladı. Güneş yoktu ve göğe baktığında uzay düzleminde nasıl bir konumda olduğunu anlamak oldukça zordu mekanların renkleri, şekilleri hoşuna gitse de onun en çok sevdiği şey her nesnenin kendi ışığını kendi saçıyormuş gibi görünmesiydi. Bunun film endüstrisi için nasıl bir nimet olduğunu Yuu'dan başkası bilmiyordu...

Yosuke'nin sorusu üzerine yeniden şöyle bir etrafa baktı ve ardından Yosuke'ye döndü. "Karşılamaya gelen yok mu yani?" diye sordu.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Yosuke sorunu duyunca ağzını açmak üzere iken, zemin altınızda hafif bir titreme oluyor. Süngerimsi yüzey dalgalanmaya başlıyor, sanki dev bir şeyin yaklaştığını hissediyormuş gibi. "Aslında-" diyor Yosuke, ama cümlesini bitiremeden bir gürültü geliyor. Önünüzdeki dev mantarların arasından muazzam bir gölge beliriyor. Önce sadece bir silüet, ama yaklaştıkça detaylar netleşiyor. Kocaman bir semender. Ama "kocaman" kelimesi bile bunu tarif etmeye yetmiyor. Yaratık en az beş metre uzunluğunda, vücudu kalın ve güçlü. Derisi koyu gri, üzerinde turuncu ve kırmızı benekler var. Gözleri dev, altın sarısı renkli ve göz bebekleri yatay çizgiler halinde. Kuyruğu kalın ve ucu biraz yassılaşmış. Her adımda zemin hafifçe çökiyor ve tekrar yükseliyor.

Semender önünüze geldiğinde duruyor ve hepinize yukarıdan aşağıya bakıyor. Başını eğiyor, sanki inceliyormuş gibi, sonra ağzını açıyor. Sesi derin, gürültülü, ama aynı zamanda net ve anlaşılır. "Ibushi Yosuke." diyor semender. "Sonunda döndün demek. Ve arkadaşlar getirmişsin." Gözleri önce Akane'ye kayıyor, sonra Riku'ya, en son sana. Sende birkaç saniye duruyor. Başını hafifçe yana eğiyor. Sonra... kahkaha atıyor. Derin, gürültülü bir kahkaha. "Mavi saçlar mı? Cidden mi?" diyor eğlenerek. "Dünyada ne oldu öyle? Denize falan mı düştün evlat? Yoksa kafanı boyamak moda mı oldu?"

Riku bir kahkaha atmamak için kendini zor tutuyor, eli ağzını kapatıyor. Akane ifadesiz yüzünü koruyor ama gözlerinde hafif bir eğlenme belirtisi var. Yosuke araya giriyor. "Guren beyim, lütfen. Bunlar benim yeni öğrencilerim. Saygılı olalım." Guren adındaki semender homurdanıyor. "Saygı mı? Ben semenderlerin baş muhafızıyım, Yosuke. İstediğim gibi konuşurum." Ama sonra sana tekrar bakıyor ve hafif bir gülümsemeyle ekliyor. "Şaka yapıyorum, oğlum. Hoş geldin. Alışılmadık saçlar ama kim bilir, belki diyarımızda işe yarar. Burada garip olan şeyler her zaman daha değerlidir." Sonra Akane'ye dönüyor. "Sen... disiplinli görünüyorsun. İyi. Burası disiplin ister. Kurallara uymayan kaybolur." Sesi ciddi ama tehditkar değil, öğretici.

Riku'ya bakarken ise kaşlarını kaldırıyor. "Sen de... hareketli birisin. Enerjin her yerinden taşıyor. Bu iyi olabilir ya da kötü. Burası sakinlik ister ama aynı zamanda hız da. Dengeyi bulmalısın." Guren sonra geri çekiliyor ve dört ayağıyla duruyor. Kuyruğu yavaşça sallanıyor. "Yosuke, neden geldiniz?" diyor daha ciddi bir tonla. "İzinsiz girişlerle ilgili mi?" Yosuke başını sallıyor. "Evet. Gözcüler raporladı. Ne kadar kişi gördüler? Ve hangi bölgede?" Guren derin bir nefes alıyor. "En az üç kişi. Belki dört. Doğu bölgesinde, kristal ağacın yakınında görüldüler. Not alıyorlardı, çizimler yapıyorlardı. Biri semenderlerden birini yakalamaya çalıştı ama başaramadı. Sonra kaçtılar ve ormana girdiler. O zamandan beri göremedik ama buradalar. Bunu hissedebiliyoruz." Yosuke kaşlarını çatıyor. "Kristal ağacın yakınında mı? Bu iyi değil. Orası diyarın enerji merkezine çok yakın." Guren "Kesinlikle. Bu yüzden acele etmenizi tavsiye ederim. Eğer enerji merkezine zarar verirlerse, diyarın tüm dengesi bozulabilir." diyor.

Riku elini kaldırıyor. "Şey, özür dilerim ama enerji merkezi ne?" Guren ona bakıyor. "Diyarın kalbi. Burası boyutsal bir alan, genç adam. Fiziksel dünyadan farklı. Burayı ayakta tutan şey bir enerji akışı. Eğer o akış kesilirse, diyar çöker. Ve içindeki her şey kaybolur." Akane hemen soruyor. "Kaybolur mu? Nereye?" Guren omuzlarını silkiyor. "Hiçliğe. Boyutlar arası boşluğa. Geri dönüş olmaz." Sessizlik oluyor. Bu bilgi hepinizin üzerine çöküyor. Yosuke derin bir nefes alıyor. "O zaman hemen harekete geçmeliyiz. Guren beyim, bize en kısa yolu gösterir misin?" Guren başını sallıyor. "Tabii. Ama dikkatli olun. Diyarın kurallarını unutmayın. Burada zaman farklı akar, mekan farklı işler, ve..." Gözlerini size dikiyor. "Eğer kaybolursanız, sizi bulmak çok zor olur. Grubunuzdan ayrılmayın. Anlaşıldı mı?" Üçünüz de başınızı sallıyorsunuz.

Guren arkasına dönüyor ve yavaşça yürümeye başlıyor. "Beni takip edin." diyor. "Ve mavi saçlı velet, Yosuke'nin öğrencisiysen, muhtemelen yeteneklisindir. Ama burada yetenek yetmez. Akıl da lazım. Unutma bunu." Yosuke size bakıyor ve başıyla Guren'i takip etmenizi işaret ediyor. Grup halinde dev semenderin arkasından yürümeye başlıyorsunuz, garip mantarların ve parlayan bitkilerin arasından geçerek. Anlaşılan bir süre yürüyeceksiniz, Guren ile kaynaşmak iyi bir fikir olabilir.

Guren
► Show Spoiler
Post Reply