Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Off Topic
Hayashi Kenta, haberli pasiflik gerçekleştirmiştir.
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Off Topic
Hayashi Kenta, haberli pasiflik gerçekleştirmiştir.
Joined: Tue Nov 19, 2024 10:34 am
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
İçinde bulunduğum durum bir hayli komikti. Yanımda ciciş ciciş memeler var, karşımda yeni tanıştığım iki adam... Bilmediğim bir köyün kerhanesinde, bir odada hep beraberiz. Muhtemelen dışarıdakiler odada çok fena seks partisi döndüğünü düşünüyor ancak biz zalim bir klanı alt etme planları yapıyoruz. Hayat gerçekten çok garip...

"Beş kişiler demek..." bir elimi çeneme götürüp kafamı çevirerek düşünmeye başladım. Tam kafamı çevirdiğim yerde de memeler var yani, o yüzden gene dikkatim dağıldı. Ben kalça ya da meme ayırt etmem, kadın vücudunu her zerresiyle severim. Erkek? Ona henüz gelmedim, fakat denemekten bir zarar geleceğini de düşünmüyorum. Evet, işte zaaf denilen şey buydu. Köy kurtarma planı yapacağım derken iki meme hemen gözünü kamaştırır dikkatini piç ederdi.

Zor da olsa tekrar toparlanıp konuşmaya odaklandım. "Ama yerde baygın kalmaya devam edecek değiller ya, üçe üç olduğumuzu farz ederek plan yapamayız." diye araya girdim. Haru da anlatmaya ve diğer üyeleri tanıtmaya devam etti. İçlerindeki Rei denen lavuğun epey güçlü olduğundan ve bizi zorlayacağından bahsetti. Daha önce benden çok daha güçlü insanlarla dövüştüğüm, bir şekilde ölmemeyi başardığım bir gerçekti. Yanımda yeni tanıştığım iki insanla daha güçlü birine ise dalmışlığım pek olmamıştı. Herhalde tek dövüşmekten çok daha iyi ilerlerdi olaylar, ya da tam tersi boka sarıp bizi felakete sürüklerdi. Denemeden bilemeyecektik.

"Sağol kardeşim, titreşmemiz karşılıklı." diye karşılık verdim yavşak bir şekilde kafamı eğerek. Bir plan yapıp defteri bir şekilde ele geçirmemiz gerekliydi. Hem benim görevime çok faydası olacaktı o defterin, hem de bu ikilinin amaçlarına hizmet edecekti. Bu yüzden, memelerden öteye bakarak düşünmeye bıraktım kendimi tekrar. Ancak tanrılardan bazıları doğru düzgün plan yapmamı engellemeye pek kararlı olmalıydı ki, hem görüş açıma giren bembeyaz baldırlar, hem de akabinde kulağıma çalınan patırtılar ufacık dikkatimi gene yerle bir etmişti. Kadın, ne olduğunu daha ben anlayamadan toparlanıp örtünmüştü.

"Kocan falan mı ulan?" diye fısıldadım, hatta fısıldamak ne kelime, tısladım kadına sessiz olmamızı söylediği esnada. Ardından kapıyı dinlemeye koyuldum. Patırtının devamı gelecek mi beklemeye başladım. Neydi bu şimdi? Bu lanet köyde insanların ağız tadıyla bir eskort keyfi yapmasına da mı izin vermiyordu bu insanlar? Kumoashi'ler bizi basmaya gelmiş olsa, kadın böyle bir tepki vermezdi diye düşünüyorum. Daha önce bu anı yaşamış gibi örtünmeye sarılmaz ve şaşırırdı herhalde.

Gözlerimi kıstım, bir elimle de kadına sakin olması için işaret yaptım. Ardından, sezgilerime odaklanarak kapıdakilerin shinobi olup olmadığını anlamaya çalışacaktım. Kaç kişiler, çakra doğaları ne, saldırmaya hazırlar mı, bu tarz şeyleri anlamaya çalışacaktım.
► Show Spoiler
Image
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Kadının yüzüne baktığında, söylediğin şeye cevabı kelimelerle vermiyor. Sadece başını sertçe iki yana sallıyor. Hayır. Ne koca, ne sevgili. Gözlerinde tanıdık bir korku var, alışılmış bir korku bu. Çok kez kapı çalınmış, çok kez aynı refleksle üstünü örtmüş biri gibi. Parmakları titrerken şalı biraz daha yukarı çekiyor, nefesini tutuyor. Sen kapıya odaklandığında, sezgilerini açtığın an fark ediyorsun, dışarıdaki adam veya adamlar shinobi değil. Çakra akışı düzensiz, kaba, neredeyse hiç yoğrulmamış. Bir iki zayıf kıpırtı var ama o da sıradan köylülerin korku, öfke ve adrenalinle karışık dalgalanması. Eğitim yok. Teknik yok. Sadece kalabalık ve cesaret sanrısı. Kaç kişi olduklarını da ayırt edebilmeye başlıyorsun seslerden, en az dört, belki beş. Hepsi kapıya yüklenmiş.

Bir anda ahşap dayanmıyor. Kapı çatırdayarak içeri doğru kırılıyor. Tahta parçaları yere savrulurken, odaya önce ağır bir gölge doluyor. En önde kilolu, göbeği kemerinin üstüne taşmış bir adam var. Yüzü kızarmış, alnı ter içinde. Arkasında iki sıska adam, kemikleri kıyafetlerinin altında belli, bakışları sağa sola kaçıyor ama kalabalığın verdiği cesaretle içeri dalıyorlar. Hepsi klasik köylü kıyafetlerinde, yamalı, kirli, aceleyle giyilmiş. Kilolu olan bir an bile sana, Haru’ya ya da Kaito’ya bakmıyor. Gözleri dümdüz kadına kilitlenmiş.

Kadın geri çekilmeye çalıştığı anda adam bir adımda yanına varıyor, kolundan sertçe kavrıyor. Kadın irkilip kısa bir çığlık atıyor ama adam ağzını bile açmadan onu kapıya doğru sürüklüyor. Sıska olanlardan biri perdeyi kenara itiyor, diğeri kapı aralığını açıyor. Hiçbirinizle göz göze gelmiyorlar. Ne tehdit var, ne laf, ne açıklama. Sanki siz odada yokmuşsunuz gibi. Bir anlık sessizlik oluyor. Sonra kapıdan çıkıyorlar. Ayak sesleri koridorda hızla uzaklaşırken, kadının boğuk bir sesle dur deyişi yankılanıyor ama cevapsız kalıyor. Kapı ardlarından kapanıyor. Tahta yeniden yerine oturuyor ama artık eğri, kırık, yarı açık.

Kaito bir adım fırlıyor, yumrukları sıkılmış. "Abi yakalayalım şunları!" diye bağırıyor, sesi odanın içinde sertçe yankılanıyor. Tam o anda Haru kolunu uzatıp Kaito’yu durduruyor. Yüzü ilk defa bu kadar ciddi, kaşları çatık, sesi alçak ama keskin. "Lan oğlum olayın bizimle alakası yok." Bir an kapıya bakıyor, sonra sana. "Şu an buna vakit harcarsak, bizimkileri nasıl durduracağız? Rei’yi, defteri, köyü?"

Odanın içi bir anda daralıyor sanki. Bir yanda az önce kolundan çekilip götürülen kadın. Bu köyde bunun ilk olmadığı çok belli. Öte yanda Haru’nun dediği gerçek, Kumoashi’ler, Rei, defter, planlanan felaket. Her saniye değerli. Her adım başka bir şeyden vazgeçmek demek. Kaito nefes nefese, öfkeyle kapıya bakıyor. Haru yerinden kıpırdamıyor ama gözleri sende, kararını görmek ister gibi. Oda, kırık kapıdan sızan soğuk hava ve yarım kalmış planlarla dolu. İki yol var. İkisi de bedel istiyor. Ve sen, tam ortasında duruyorsun.
Post Reply