Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Masato ve Bokukichi’nin geri çekildiğini gördüğünde içindeki huzursuzluk bir anlığına büyüyor ama onları durdurmuyorsun. Bu karar zaten yalnız verilmeliydi. Ayaklarının altındaki toprak titreşirken dizlerinin üzerine çöküyorsun, avuçların Kaede’ye dönük, nefesin yavaş ve bilinçli. Reikon Tsunagi’yi başlattığında dünya bir anlığına inceliyor sanki. Ruhunun sınırları genişliyor, sonra başka bir ruha dokunuyor. Bağ kurulduğu an Kaede’nin içinden kopan korku sana çarpıyor. Bu fiziksel bir acı değil, boğazına dolan, nefesini kısaltan bir panik. Kalbin hızlanıyor ama geri çekilmiyorsun. "Zıplamalı mıyım?" diyor Kaede, sesi titrek, neredeyse bir çocuk gibi. Cevap veremiyorsun hemen. Çünkü mühür de cevap veriyor.

Dayanamadığı an geliyor. Kaede dizlerini büküp sıçramaya karar verdiği anda spiral sembol göz alıcı bir şekilde parlıyor. Taş zemine kazınmış yazılar canlanıyor, siyah ve kızıl çizgiler yerden kopup Kaede’nin ayak bileklerine doğru tırmanıyor. Kaede havadayken çığlık atıyor, sesi bahçenin duvarlarına çarpıp geri dönüyor. Sen bağın içinden onun acısını hissediyorsun, keskin, yakıcı, parçalayarak ilerleyen bir şey bu. Tam o anda Bokukichi’nin sesi patlıyor. "BENİ DE BAĞLA ÇABUK!" Tereddüt etmiyorsun. Bağı genişletiyorsun. Bokukichi’nin ruhu bağa dahil olduğu an o da durumu anlıyor. Gözleri büyüyor ama geri adım atmıyor. "Kuchiyose no Jutsu!" diye bağırıyor.

Toprak yarılıyor, Honda’nın devasa başı adeta yerin içinden fırlıyor. Yılanın gözleri Kaede’ye kilitleniyor. Tek bir hamlede ağzını açıp Kaede’yi nazik ama kararlı bir şekilde kavrıyor. Yazılar Kaede’nin ayaklarına ulaşamadan Honda geri çekiliyor, dev gövdesiyle birkaç sıçrayışta onu güvenli mesafeye taşıyor. Kaede’yi yere bırakır bırakmaz Honda sis gibi dağılıp kayboluyor. Her şey bir anda susuyor. Masato Kaede’nin yanına çöküyor, Byakugan’ı açık. Parmaklarıyla hızlıca kontrol ediyor. "Mühürden hiçbir iz yok." diyor şaşkınlıkla. "Bağlanma olmasa yetişemeyebilirdik."

Kaede bir anda kendini bırakıyor. Dizlerini göğsüne çekip cenin pozisyonuna giriyor, sessizce ağlamaya başlıyor. Kimse onu durdurmuyor. Buna ihtiyacı var. Bokukichi ayağa kalkıp mühür alanına bakıyor, az önce orada olan her şey silinmiş gibi. "Mühür komple kaybolmuş." diyor. "Herhalde gerçekten tuzaktı bu." Derin bir nefes alıyorsun. Tam o sırada arkandan tanıdık, umursamaz bir ses geliyor.

"Hop! Noluyor lan burada?"

Başını kaldırdığında önde Inuzuka Hari’yi görüyorsun. Konohagakure'nin Jounin komutanı, yüzü her zamanki gibi ciddi. Arkasında görev dostun Nara Satoshi var, bakışı seni bir saniye süzüyor. Onların ardında ise daha önce görmediğin ama bakar bakmaz gözlerinden Hyuuga olduğunu anladığın genç bir kız. Hari yanınıza gelir gelmez eğiliyor. "Kaede! Neler oluyor?" Masato arkasındaki kızı fark ettiği anda irkiliyor. "Kiho! Senin burada ne işin var?" Kız sakince yaklaşıyor. "Göreve atandım, geldim." diyor. "Seni görmek güzel, Masato."

Satoshi sana doğru eğiliyor, sesi yarı fısıltı. "Kanka, aranız kötüydü biliyorum ama bu hale de getirmeseydin keşke Kaede’yi." Bir saniye sonra etrafa bakıp ciddileşiyor. "Pek şakalık bir zaman değil galiba, kusura bakmayın." Masato hızlıca durumu özetliyor. Sennashi, Akuro, Takeshi’nin mühürlenmesi... Hari ayağa kalkıyor. "Kaede’yi tapınağın içine taşıyalım. Bir yarası var mı kontrol edelim." Kaede başını kaldırıyor, gözleri kızarmış. "Yaram yok hocam. Sadece... neredeyse ölüyordum sanırım, çok korktum o yüzden." Hari başını sallıyor. "İyi olmana sevindim. Görev bitmedi. Küçük bir dinlenmeden sonra yola devam edeceğiz."

O sırada Kiho sana doğru yaklaşıyor, elini uzatıyor. "Merhaba, Aoi değil mi? Masato senden her gün bahsediyor." Masato anında patlıyor. "HER GÜN NE ALAKA NİYE HER GÜN YAHU? NE SAÇMA SAÇMA ŞEYLER SÖYLÜYORSUN SEN?" Kiho sadece gülümsüyor. Bokukichi yandan bakıp mırıldanıyor. "Annnannıskimmmm." Bahçede az önceki karanlığın ağırlığı hala duruyor ama artık yalnız değilsin. Ve bu, bir sonraki adım için yeterli.

Hyuuga Kiho
► Show Spoiler
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Masato ve Bokukichi, ondan gelen ricaya uyarak yavaşça geri çekilmişlerdi. Aoi hiç değilse onları kurtarabildiğine bir nebze olsun sevinmişti ancak sırada Kaede'yi burnu kanamadan oradan almak vardı. Reikon Tsunagi ile ona bağlandığında Kaede'nin ruhundan gelen korkuyu iliklerine kadar hissetti. Onu hemen oradan çekip almak, kollarında sakinleştirmek için büyük bir istek duydu. Kaede zıplamak konusunda tereddütlüydü. Aoi yutkundu. Kendisi de emin değildi. En sonunda başını salladı onaylar gibi. Kaede zıplamaya karar verdiği anda spiral parıldadı. Zemine kazınmış sözcükler hareketlenerek Kaede'yi bileklerinden yakalamak ister gibi harekete geçti. İnanılmaz canı yanmıştı, kurduğu bağdan hissedebiliyordu. Dişlerini sıktı. Sakin kalmalıydı.

Bokukichi'nin sesi onu ilk kez rahatlatan şey oldu. Kendisini bağlamasını istemişti şiddetle. Aoi derhal uyguladı, asla sorgulamadı. Bokukichi aynı acıyı hissetmiş olmalıydı ancak bir şey söylemedi. Honda'yı çağırarak Kaede'yi tuzağın içerisinden çıkarıp aldı. Kaede'yi onlara getirdiğinde de görkemli yılan yok olup gitmişti. Masato hemen Kaede'nin yanına giderek iyi olduğundan emin olmuştu. Mühürden iz yoktu. Onu zamanında kurtarabilmişlerdi. Aoi omuzlarından çok büyük bir yük inmiş gibi derin bir soluk verdi ve Kaede'ye doğru koşarak onun üzerine çöktü. Çok ama çok rahatlamıştı. Resmen onunla birlikte ağlayacaktı. Alnını alnına dayayarak sözcüklerle ifade edemeyeceği iyi olduğuna ne kadar sevindiği duygusunu bedeniyle ona aktarmayı denedi.

Arkadan gelen tanıdık ses ile irkilerek başını o yöne çevirdi. Inuzuka Hari. Onu görmek daha da büyük bir rahatlama yarattı zira artık emir komuta zinciri onda değildi. "Hari Hocam!" Arkada Satoshi ve tanımadığı bir başka Hyuuga vardı. Masato onu tanıyordu, Kiha diye seslenmişti. Aoi böylece onun ismini öğrenmişti. Satoshi ona eğilerek bir şaka yapmıştı ancak Aoi buna zoraki gülümsedi. Gerçekten, dokunsalar ağlayabilirdi. Masato onlara hızlıca bir durum raporu verip sabahtan beri yaşadıklarını anlatmıştı. Aoi minnettardı çünkü kendisinde bu enerji yoktu. Hari hemen Kaede'yi kontrol ettirmek için tapınağa taşımayı teklif etti. Sonrasında göreve devam edeceklerdi. Aoi bir an önce köye dönüp Takeshi'yi kontrol etmek istiyordu ancak Hari'ye karşı gelmedi. Hyuuga kızın kendisine doğru yaklaşması ile düşüncelerinden sıyrılarak gülümsedi. Kız ona elini uzatıp direkt ismiyle hitap etmişti. Masato'nun ondan her gün bahsettiğini söyledi. Masato buna aniden karşı çıkmıştı. Aoi şaşırdı. "Her gün bahsetmen kötü bir şey mi?" Çok samimiyetle sordu bunu, neden böyle bir tepki verdiğini anlamamıştı. Klanlarının kurallarından birisi miydi yoksa yine? "Çok memnun oldum." diye cevap verdi Kiho'ya kibar bir gülümsemeyle. "Masato ile uzun zamandır görev arkadaşıyız. Çok zor durumlarda bile beni yalnız bırakmadı. Onun hakkını ömrüm boyunca ödeyemeyeceğim."
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Masato’nun yüzündeki o alışıldık kasılma, Kiho’nun masum gülümsemesiyle aynı anda beliriyor. "Ben her gün falan bahsetmiyorum yine de." diyor hızlı hızlı. "Yani şu anlamda kötü, senin hakkında tanımadığın insanlara rapor veriyor gibi olmak istemem. Yoksa kötü bir şey değil." Kiho başını hafifçe yana eğiyor. "Masato." diyor sakince. "Geçen Aoi olmasa bu görevi bitiremezdik cümlesini üç farklı bağlamda kullandın." Masato donakalıyor. "Bu, bu istatistiksel bir tekrar!" Bokukichi hemen araya giriyor. "İstatistik falan değil oğlum, duygusal olarak spamlamışsın." Masato ona ters ters bakıyor. "Sen sus." Bokukichi keyifle "Yok susmam kudur. Hyuuga tarihinde ilk defa her gün kelimesiyle panik atak geçiren birini görüyorum." diyor. Kiho hafifçe kıkırdıyor. Masato’nun kulakları kızarıyor.

Tam bu sırada Inuzuka Hari’nin koluna bir gölge düşüyor. Kısa, keskin bir kanat sesi. Herkes refleksle susuyor. Küçük, koyu renkli bir kuş Hari’nin bileğine konuyor, bacağında incecik bir kağıt bağlı. Hari dikkatle kuşu alıyor, mesajı çözüyor. Gözleri satırları hızla tararken yüzündeki rahatlık kayboluyor, yerini odaklanmış bir ciddiyet alıyor. "Tamam." diyor kağıdı katlayıp avucunda tutarak. "Durum netleşti." Bakışlarını ekibin üzerinde gezdiriyor. "İki grup oluşturacağız. Birinci grup derhal Konoha’ya dönecek. Takeshi’nin durumu, mühür, Akuro ve Sennashi’nin diğer şüpheli bölgeleri merkeze bildirilecek. Ayrıca oradaki hareketlilik anında takibe alınacak." Kısa bir duraksama. "İkinci grup benimle birlikte burada kalacak. İkinci şüpheli bölgeye geçip sahada araştırmaya başlayacağız. Bu mesaj... orayla bağlantılı."

Elindeki kağıdı hafifçe kaldırıyor. "Bu aynı zamanda bir ışınlama kağıdı." diyor. "Bu kadar küçük bir yüzeye sığdırılmışını ilk defa görüyorum. Neyse, yani merak etmeyin, birinci grupta olanlar derhal Konoha’ya ışınlanacak." Masato neredeyse düşünmeden konuşuyor. "Ben ikinci grupta olmalıyım, başıma henüz kritik bir şey gelmedi ve devam edebilirim." Kiho bir adım öne çıkıyor. "Ben zaten yeni geldiğim için Hari bey ile devam edeceğim." Bokukichi kaşlarını çatıp kollarını kavuşturuyor. "Bir yanda sıcak yatak, raporlar, çorba... öbür yanda karanlık, bilinmeyen bir saha ve Sennashi." Sana doğru bakıyor. "Zor soru aga." O sırada Hari şaşkın bir yüz ifadesiyle Bokukichi'ye bakıyor, muhtemelen kim olduğunu ve niye burada olduğunu bilmiyor.

Hari bakışlarını sana çeviriyor. Konuşmuyor. Kararı sana bırakıyor. Bir yanda Konoha. Takeshi. Güvenli ama cevaplardan uzak bir yol. Diğer yanda saha. Kaede’nin az önce kurtulduğu karanlığın kaynağı. Akuro’nun ardında bıraktığı izler. Bokukichi ve Kaede hala düşünüyor. Masato sessiz ama kararlı. Ve sen, iki yolun tam ortasında duruyorsun.
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Masato onun hakkında rapor veriyor gibi görünmek istemediğini söylediğinde durumu anladı. "Yok, öyle düşünmezdim zaten." dedi gülümseyerek. Ev hanesine onu anlatıyor ve anılarını onlarla paylaşıyorsa bu oldukça sevimli bir davranıştı. "Ailenle tanışmak isterdim. Sen bizimkilerle tanıştın." dedi düşünceli bir ses tonuyla. Masato'nun ebeveynleri nasıl insanlardı acaba? Masato'ya benziyorlar mıydı? O bu düşünceler içerisindeyken Bokukichi'nin yine Masato'ya takılmakta olduğunu fark etti ancak muhabbetin içeriğini kaçırdığı için saf saf gülümsemekle yetindi.

O esnada haberci bir kuş gelerek Hari'ye bir not bırakmıştı. Hari notu okuyunca ifadesi değişti. Hayırlı bir haber gelmiyordu artık. İlk başta Takeshi ile ilgili olduğunu sanarak endişelendi ancak öyle olmadığını fark edince rahatladı. İkinci bir bölgeye gitmeleri gerekiyordu. Mesaj bu görevle ilgiliydi. Ancak isterlerse bölünüp köye dönüp rapor verebilir ve Takeshi'yi kontrol edebilirlerdi. Aoi bunu yapmak istiyordu ancak her şeyden bir haber kalarak Takeshi'nin yanında ağlayıp sızlamasının bir faydası olmazdı. Aksine, ona bu kötülüğü yapanları bulmak ve mümkünse mührüne bir tedavi yolu öğrenmek istiyordu. Bu yüzden Masato ve Kiho'nun peşinden kararını açıkladı. "Ben de göreve Hari Hoca ile devam etmek istiyorum." Henüz hala kararsız olan ikiliye baktı. "Kaede yoğun bir duygusal travma geçirdi, belki de dönüp kendini kontrol ettirmek isteyebilir. Ama sen kal." dedi Bokukichi'ye ciddiyetle dönerek. "Dönüp ne yapacaksın ki? Hem Masato ile çok iyi anlaşıyor gibisiniz. Ben de Honda'dan ayrılmak istemiyorum." Yüzünde dünyadan habersiz, kocaman, şapşal bir gülümseme vardı.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Bokukichi kollarını kavuşturup bir süre yere bakıyor. Çenesini kaşıyor, kaşları çatık. "Kız Honda’yı sana vereyim dursun yanında." Bir an duruyor. Gözlerini kaldırıp sana bakıyor. Birkaç saniye duruyor. "Neyse tamam geliyorum, sen orada ölürsen Honda’yı nasıl geri alıcam?" Sonra omuz silkiyor. "Tamam ya. Kalıyom." Kaede, dizlerini kendine çekmiş halde sessizce dinliyor. Başını kaldırıp kısa ve net konuşuyor. "Ben dönsem iyi olur, aynen." Hari hiçbir şey demeden ışınlama kağıdını yere seriyor. Kaede kağıdın üzerine geçiyor, sonra sana dönüyor. Gözleri hala kızarık ama sesi sakin. "Tekrar teşekkür ederim." Herkesin ortasında, beklenmedik bir doğallıkla yanağını hafifçe okşuyor.

Masato ile Bokukichi aynı anda bakakalıyor. Bokukichi fısıldıyor. "Oğlum... bu neydi şimdi?" Masato cevap veremiyor. Hari el mühürlerini yapıyor. Bir anlık bir titreşim, sonra Kaede yok oluyor. Kısa bir sessizlikten sonra yola koyuluyorsunuz. Hari önden yürürken konuşuyor. "Buradan sadece on beş dakika uzaklıktaki Tanzaku Mahallesi’ne gidiyoruz. Kumarhaneleri, eğlence merkezleri, festivalleriyle bilinir. Sennashi üyeleri son günlerde orada yüz göstermiş. Haraç ve tehdit diz boyu. İnsanlar konuşmak istemeyebilir ama konuşmak zorunda kalacaklar."

Tapınağın çevresinden çıkarken bir ses yükseliyor. "Bir dakika, durun lütfen!" Dönüp baktığında tanıyorsun, Ensho. En başta sizi karşılayan yaşlı rahip. Aceleyle yaklaşıyor, cebinden katlanmış bir kağıt çıkarıyor ve Hari’ye uzatıyor. "Raien rahibimizin vücudunu almaya geldiler." diyor titrek bir sesle. "O sırada cebinden bu düştü." Hari kağıdı alıyor. "Teşekkür ederim." Ensho’nun bakışları sana ve Masato’ya kayıyor. "Biz rahipler intikam peşinde koşmayız." diyor. "Ama bir insan olarak söylemem gerekiyor... Raien’in kanı arkada kalmayacaksa, bunu sizin yapabileceğinizden şüphem yok. Onu onurlandırmak için elimizden geleni yapacağız. Siz de elinizden geleni ardına koymayın lütfen."

Masato’nun yüzünde acı bir gülümseme beliriyor. "Merak etmeyin. Akuro denen adamı adalete teslim edeceğiz." Ensho başını eğiyor, gözleri dolu halde geri dönüyor. Yürürken Hari kağıdı açıyor. Masato yanaşıyor. "Hari bey, o nota biz de bakabilir miyiz? Raien ile tanıştık. Yazdığı önemli bir şey olabilir." Hari kağıdı sana uzatıyor. "Genel gibi duruyor ama kritik olabilir. Bakın." Kağıdı açıyorsun. Yazı kısa ama ağırlığı büyük.

"Tenchi Köprüsü anahtar, o ada ise hazne."

Masato’nun kaşları çatılıyor. Bokukichi eğilip bakıyor. "O ada..." diye mırıldanıyor. Kiho konuşuyor önce. "Tenchi Köprüsü bir geçiş noktası olabilir. Fiziksel değil, sembolik bir anahtar gibi. Hazne dediği şey mühürlerle ilgili olabilir." Masato ekliyor. "Köprü kelimesi Hyuuga kayıtlarında da geçer. Çakra akışlarını birbirine bağlayan noktalar için kullanılır." Bokukichi dişlerini göstererek sırıtıyor. "Benim teorim daha basit. Tenchi Köprüsü'ne büyük bir karargah yapmış olabilirler. Ada hangi ada bilmiyorum ama belki liderleri ya da lider sandıkları insanlar oradadır." Satoshi arkadan sesleniyor. "Tenchi... gök ve yer. Köprü de arası. Belki de iki dünya arasında bir geçişten bahsediyordur." Sözler bitiyor. Bakışlar sana dönüyor.

Tanzaku Mahallesi yavaş yavaş önünüzde açılıyor. Renkli fenerler, kahkahalar, müzik sesleri, zarların masaya çarpma tıkırtıları. Eğlence ile pisliğin iç içe geçtiği bir yer. Dükkan sahipleri kapı önlerinde duruyor, bazı bakışlar kaçıyor, bazıları sizi fazla dikkatli süzüyor. Müzik yükseliyor, fenerler rüzgarda sallanıyor, kalabalık yoğunlaşıyor. Hari duruyor. "Gördüğünüz tüm dükkanların sahipleriyle konuşmamız gerekecek. Şimdilik dedektiflik sürecimiz başlıyor. Dağılın ve aranızda anlaşın. Ben yaş ortalaması yüksek yerlere bakacağım. Oralara girmenize gerek yok. Bir iki saat sonra burada buluşalım." Hari farklı bir sokağa sapıyor.

Önünde üç seçenek beliriyor. Bir kısım kumarhane bölgesi, gürültülü, kalabalık, paranın ve korkunun döndüğü yer. Festival alanında maske takan insanlar, çocuklarını gezdirmeye gelmiş ebeveynler ve tonlarca farklı yemek standı var. Arka sokak eğlence evleri ise daha sessiz, daha karanlık, daha tehlikeli. Hepsinde dükkanlar birbirine benziyor, bölgeyi seçtiğin anda hangisine gireceğim diye düşünmeden herhangi birine giriş yapman mümkün. Bokukichi Masato’ya eğiliyor. "Ben kumarhaneye giderim, hem belki köşeyi döner bırakırız bu shinobi işlerini." Masato dişlerini sıkıyor. "Git ne bok yersen ye abi, beni sürüklemediğin sürece sorun yok." Satoshi esniyor ve sana bakıyor. "Sen nereye ben oraya o zaman, hiç uğraşamam şu an seçim yapmakla."
Joined: Thu Nov 21, 2024 4:14 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Konohagakure
Konohagakure
Bokukichi önce Honda'yı ona emanet etme fikriyle çıkagelmiş olsa da bir şeyler içine sinmemişti. Honda'yı geri almakla uğraşmak istemediğini söyleyerek vazgeçti yavaş yavaş bu fikrinden ve gelmeyi kabul etti. Kaede de önerisini kabul ederek dönmek istediğini söylemişti. Gerçekten fazlasıyla sarsılmış görünüyordu. Aoi onu daha önce hiç bu halde görmediği için kırılgan yönünü açıkça sergilemesine şaşkındı. Hari Hoca onu ışınlamak üzerine hazırlık yaparken kızarmış gözleriyle Aoi'ye dönmüş ve teşekkür etmişti. Yanağını okşadıktan sonra kaybolmuştu. Aoi daha önce yakın kız arkadaşı olmadığından bu tür fiziksel temaslara alışkın değildi. En fazla Saya ile yakınlaşmıştı ancak birkaç kahve buluşmasından başka derin bağ kurmamışlardı. Kaede gittikten sonra kocaman gülümsedi. "Son zamanlarda benden o kadar da nefret etmiyor gibi. Arkadaş olabilir miyiz acaba?" Kendisine şaşkınlıkla bakmakta olan Bokukichi ve Masato'ya döndü bunu söylerken.

Yola çıktıklarında Hari açıklamaya başlamıştı. Tanzaku Mahallesi adındaki bir yere gideceklerdi. Eğlence merkeziydi. Kumarhane ve türevi eğlence mekanları mevcuttu. O civarda Sennashi üyeleri görülmüştü. Esnaftan haraç kesiyor olmalıydılar. Tam bunları konuşarak tapınaktan çıkıyorlardı ki onlara rehberlik etmiş olan rahip Ensho koşup onlara yetişmişti. Gözlerinde müthiş bir hüzün vardı. Raien'in kaybı onda acı yaratmıştı ve intikamının alınmasını istiyordu. Raien'in cebinden bir not düştüğünü görmüştü ve bunu onlara vermek istiyordu. Masato adamın içini rahatlatacak sözler ettikten sonra rahip içindeki o dindirilmesi zor yangınla birlikte dönmüştü tapınağına gerisin geri. Hari notu onlara göstermişti. "Tenchi Köprüsü anahtar, o ada ise hazne" yazıyordu notta. Notu okuyan herkesin ayrı bir teori oluşmuştu kafasında. Bokukichi daha literal ele alırken diğerleri daha sembolik olabileceği üzerine tahmin yürütmüştü. Bakışlar kendisine yönelince Aoi başını kaşıdı gerginlikle. "Tenchi Köprüsü gerçek bir mekan olduğu için orayı araştırmak faydalı olabilir belki de." diye fikrini dile getirdi.

Konuşa konuşa Tanzaku Mahallesi'ne varmışlardı. Ortama girdikleri anda havası değişmişti. Yüksek sesli müzikler ve kahkahalar havada uçuşuyordu. Bakışlar shinobi ekibine çevrilmişti elbette. Bazıları onları uzun uzun süzmüştü. Hari tüm dükkan sahipleriyle konuşmaları gerektiğini söylemişti. Dağılıp araştırma yapacaklardı. Kendisi de yaşı büyüklerin olduğu mekana girecekti. Aoi şaşkınlıkla bakakaldı. "Yaş sınırı olan mekanlar mı var?" Hari giderken düşünceliydi. "Hari Hoca o kadar da yaşlı değil ki aslında... Ben anlamadım." Cidden anlamamıştı. Üzerine fazla düşünmeden önündeki seçenekleri değerlendirmeye başladı. Kumarhane bölgesi, festival bölgesi veya arka sokaklara gidebilirdi. Bokukichi kumarhaneye gideceğini söylemişti. Masato oraya gitmek istemiyor gibiydi ancak nereye gideceğini belirtmemişti. Satoshi ise Aoi nereye giderse oraya gidecekti. Düşünmekle uğraşmak istemiyordu. Aoi arka karanlık sokakları işaret etti. "O bölge daha tehlikeli görünüyor. Bir uğursuzluk varsa oradadır. Ben oraya gitmek istiyorum." dedi diğerlerine dönerek. Kumarhane bölgesini Bokukichi tek başına bile halledebilirdi zaten. Onun yanında iki kişiye daha gerek yoktu.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Bokukichi sen arka sokakları işaret ettiğin anda başını iki yana sallıyor. "Yok yok." diyor ve Masato’nun kolundan tutuyor. "Sen benimle geliyorsun. Kumarhaneler tehlikelidir Masato, biri bunları denetlemeli." Masato kolunu kurtarmaya çalışırken yüzü buruşuyor. "Ya oğlum dur-" diyor ve kaçmaya çalışıyor. "Sus köpek." diyor Bokukichi. "Benim sezgilerim güçlüdür kardeşim." Onu kalabalığın içine doğru sürükleyip götürüyor. Kiho hala nereye gideceğine karar vermeye çalışıyor. Satoshi ise hiçbir şey söylemeden arkandan geliyor. Adımlarını senin ritmine uydurmuş, gözleri çevrede. Tanzaku’nun ışıkları arkada kaldıkça sesler boğuklaşıyor, müzik yerini fısıltılara ve taş zeminde yankılanan ayak seslerine bırakıyor. Arka sokaklar daha dar, daha kirli. Fenerler seyrek, bazıları sönmüş. Duvarlarda eski afişler, yırtılmış festival bezleri, üst üste kazınmış semboller var.

Bir süre sonra fark ediyorsun, burası eğlence mahallesinin artığı. Sarhoşların atıldığı, konuşmak istemeyenlerin saklandığı yer. Satoshi hafifçe eğilip fısıldıyor. "Buralar bilinçli olarak kör bırakılmış gibi. Gürültü yok, tanık yok." Bir köşeyi döndüğünüzde yere devrilmiş bir tezgah görüyorsun. İçinde boncuklar, ucuz tılsımlar, kırık aynalar. Hepsi darmadağın. Tezgahın arkasındaki duvara aceleyle çizilmiş bir işaret dikkatini çekiyor. Spiral değil. Ama spiral kadar tanıdık. Yarım bırakılmış bir mühür çemberi. Ortası kazınmış.

Satoshi diz çökmüş, iki parmağını yere değdiriyor. "Burada biri sorgulanmış." diyor. "Zorla. Kısa sürmüş. Sonra..." Duraksıyor. "Sonra biri müdahale etmiş." Bu gözlemi nasıl yapabildiğini merak ediyorsun. Tam o anda, sokağın sonunda bir gölge hareket ediyor. Bir kişi değil, sanki iki kişi üst üste binmiş gibi. Bir anlığına netleşiyor, sonra geri çekiliyor. Ayak sesleri duyulmuyor ama bir şeyin kaçtığından eminsin. Sokak daha da daralıyor. Sağda kapısı aralık bir depo var. İçeriden loş bir ışık sızıyor. Işığın önünden biri geçiyor, perde gibi bir şey kıpırdıyor. Satoshi sana bakıyor. "Bu bir tuzak olabilir." diyor. "Ya da henüz fazla düşünüyoruz, bilmiyorum."

Aynı anda, kumarhaneler yönünden boğuk bir gürültü yükseliyor. Cam kırılması mı, masa devrilmesi mi ayırt edemiyorsun. Bokukichi’nin sesi uzaktan, bastırılmış ama öfkeli gibi geliyor. Önünde üç şey var ve hepsi aynı anda oluyor. Depodan gelen loş ışık ve içerideki belirsiz nefes sesleri, az önce kaçan gölgenin girdiği dar yan sokak ve kumarhaneler yönünden gelen ani karmaşa sesi. Satoshi yavaşça ayağa kalkıyor. "Muhtemelen Bokukichi'lerin bir sıkıntısı yoktur. Bence biz yolumuza devam edelim." Kalbin hızlanıyor. Bu kez yanlış bir seçim sadece bilgi değil, birini kaybettirebilir. Tam zor bir seçimin arasında kalmışken bir adamın size doğru yürüdüğünü görüyorsun. Adam orta yaşlı, geniş bir şapkası var, gözleri gözükmüyor. Eski püskü kıyafetler giymiş ve nedense sağ eli hep cebinde. Size doğru yavaşça yürüyor ama muhtemelen bulunduğunuz sokakta yürüyen rastgele bir adam. Satoshi sana dönüyor ve "Sorsak mı bu abiye bir şeyler?" diyor.
Post Reply