Joined: Thu Jan 15, 2026 3:58 pm
Rütbe:   
 Image
Sözlerim Shui ve Genta’yı rahatlatmış, uyarılarımı anlamaktan öte içselleştirmelerine neden olmuş, sonrasında göreve odaklanmalarını sağlayabilmişti. Omzuma yüklediğim ekstra yükleri atabilmiştim böylece. Hem görevin selameti, hem çocukların geleceği için önemli noktalara parmak basmıştım. Kendilerini geliştirmeleri önemliydi. Ben ve benim devremin ekipleri zamanımız dolduğunda, yani ben klanın başına geçtiğimde, bugünkü görevleri onlara teslim edecektik. Onlar da aynılarını kendilerinden sonra gelenlere aktarmakla mükellefti. Iwagakure ve Tsuchiryu’nun ayakta kalması için her jenerasyonunu temelini sağlam attığımıza emin olmalıydık.

Bunaltıcı laf trafiğimizin ardından çocuklar yeteneklerini anlatmaya başlamıştı. Genta söylediğine göre Doton üzerine uzmanlaşmış, biraz taijutsu öğrenmiş, diğer alanlarda kendini hiç geliştirmemişti. Doton benim de uzmanlıklarımdan sayılırdı. Bir yandan yarım sırıtarak, ona onun da anlayacağı dilden esprili bir cevap vererek ekibin kaynaşmasını bir adım öteye taşıyacaktım. “Kimin Doryuuheki’si daha büyükmüş göreceğiz.” Söylediklerine göre doldurduğu kapasite onun seviyesindeki bir shinobi için makuldü ama kişiliği göz önüne alınınca kendisini abarttığından emindim.

Sıra Haruka’ya gelmişti. Kendisini her alanda ortalama seviyelerde geliştirdiğini biliyordum. Juuton’unu uyandırmış olması kendisini toplam kalitede yaşıtlarının bir adım önüne geçiriyordu. Gurur duyduğum gençlerimizdendi. “Güzel.” Köyün ve klanın çocuklarıyla gençlerinin eğitimleriyle yakından ilgilendiğim için önceden tanıdıklarıma öğretebildiğim her şeyi öğretme sorumluluğu hissetmiştim. Bu ilgimi Renga-sama’ya benzeme hevesimden edinmiştim. Başlarda gereksiz görsem de o yapıyorsa bir bildiği olduğunu düşünerek hiç bırakmadım. Bir bildiği varmış, iyi ki devam ettirmişim. Haruka’ya tek kelimeyle cevap verdim.

Sıra Shui’ye geldiğinde farklı bir element kullanabiliyor oluşu içimi biraz olsun serinletmişti, ya da bu durumda, elektriklendirmişti. Kişisel tecrübeme müteakip, element çeşitliliği taktiksel açıdan görevlerin başarısına doğrudan etkiliydi. Shui’nin benim hükmedebildiklerime bir ekte bulunabiliyor olması oldukça kıymetliydi. Bu arada Shui’nin kekkei genkai yeteneklerini anlatması sırasında Haruka’nın ona ufak ufak yanlamasını fark etmiştim. Görünüşe göre bizim çocuk bağ kurmayı çok iyi öğrenmişti. Yüksek iletişim becerisiyle kızı konuşturdukça konuşturmuş ve ağzından her detayı almıştı. Bu olumlu demonstrasyona sevinmiştim. Kendi kendime gülümseyip fısıltıyla “Seni gidi yavşak.” laflarımla kendisini kutladıktan sonra Shui’nin yeteneğini nasıl kullanabileceğimiz hakkında düşünmeye koyuldum. Kuş dönüşümüyle kısa süreli de olsa bize çok iyi gözcülük yapabilirdi. Aklımın bir kenarına yazdım.

Yolculuğumuz bizi yol ayrımına getirmişti. Bundan sonrası tehlikenin kucağına atılacağımız yerdi. Çocuklara planı anlatmanın vakti gelmişti. Etrafta görünmeyeceğimiz bir kaya arkası, ağaç gölgesi kuytu bir yer bulup kimseye görünmediğimizden emin olduğumuzda tek dizimin üstüne çökecektim. “Yüzünüz bana bakacak şekilde çökün.” Bir yandan yol ayrımını gözlerken diğer yandan ekip arkadaşlarıma planımızı anlatacaktım. “Arkadaşlar ilk önceliğimiz kimsenin kalıcı hasar almaması. Görevimiz elbette ki önemli ama hiçbirimizin canından veya shinobi kabiliyetlerinden önemli değil. Kendinizi atacağınız riskin limitini ölçebilmeye çalışın.” Hepsinden tek kelimelik cevap ve, veya kafa onayı aldıktan sonra sözlerime devam ettim. “Kuzey geçitlerindeki yapılanmanın bu yollardan geçen kervanları terörize ettiğini biliyoruz. Aldığımız bir diğer bilgi geçitler bölgesinin yoğun iç güvenlik sistemine sahip olması. Yani bizim için tuzaklar ve karmaşık yollar demek bu. Uzaktan gözetlediğimiz bir kervana kuracakları baskını karşılamak bu yüzden yapabileceğimiz en akıllı hamle.” Daha fazla akıl bulandırmaya gerek yoktu. Touma pusu ekibinde olmazsa birini canlı ele geçirmemiz gerekecekti ama çocukların kendilerini geri çekerek dövüşmesini isteyemezdim. İşin o kısmı bende kalacaktı. “Tabi görev bununla sınırlı değil. Bu adımı atlattıktan sonra yeniden konuşuruz. Şimdi, ayrılıyoruz. Biz araziden ilerlerken Shui kanatlarını çıkarıp yukarıdan yolu gözetliyor. Çok uzun süre formunu koruyup kendini yorma, gerekirse bir tur gidip yanımıza hemen geri dön. Yukarıdan bakınca yanımıza geri gelmen çok zor olmaz diye tahmin ediyorum.” Bir kez daha çocukların tepkilerini ölçtükten sonra laflarımı sonlandıracaktım. “Shui’nin getirdiği bilgiye göre devam edeceğiz. İstediğimiz nitelikte bir kervan varsa onu takip edeceğiz. Pusucular yerlerini almış, belki de halihazırda bir çatışma sürüyor bile olabilir. Zihninizi keskin tutun. Eğer birbirimizi kaybedersek iletişim bombalarınızı unutmayın. İletişim bombasının anlamını netleştirelim, renkli dumanı gördüğünüz yerde çatışma var demektir. Kullanmaktan çekinmeyin, bu gibi görevlerde can kurtarır… ve ilk önceliğimizi hatırlayın.” Sözlerim bitince gözlerime düşecek ciddiyet perdesiyle çocuklara bu noktadan sonrasının gevşekliği kaldırmayacağını iletebilmeyi amaçlıyordum. “Sorusu olan yoksa, Shui’nin dönüşümü tamamlanınca yola devam ediyoruz.” Çocukların eğer olursa sorularını cevapladıktan sonra planı yürürlüğe koymak üzere harekete geçtim.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Shui ayağa kalkıyor, derin bir nefes alarak gözlerini kapatıyor. Chakrası bedeninde dalgalanmaya başlıyor, hafif bir rüzgar etrafında dönüyor. Birden kolları yanlarına açılıyor ve omuzlarından başlayarak kahverengi-altın tonlarında tüyler belirmeye başlıyor. Kolları kanat formuna dönüşürken, tüyler hızla uzuyor ve genişliyor. Yüzünde de değişim oluyor, ağzı yavaşça sivri bir gaga formunu alıyor, burnu daha belirgin hale geliyor. Gözleri biraz daha keskinleşiyor, kartal benzeri bir bakışa dönüşüyor. Ama vücudunun geri kalanı büyük ölçüde insan formunda kalıyor.

Haruka bir anda gülmeye başlıyor, elini ağzına kapatmaya çalışıyor ama başarısız oluyor. Kıkırdaması gittikçe artıyor.
Shui kanatlarını hafifçe çırparak rahatsız bir şekilde bakıyor. "Ne var ya? Gaaak!" diyor, sesi gaga yüzünden hafif çarpık çıkıyor. Sonra güçlü bir çırpışla yerden havalanıyor, kanatları havayı kesiyor ve yukarı doğru süzülmeye başlıyor. Ekip yürümeye başladığında, Haruka hala yukarıda Shui'nin ilerlediğini izliyor ve ara sıra kıkırdamaya devam ediyor. Genta ona yan gözle bakıyor ama bir şey söylemiyor.

Birkaç dakikalık yürüyüşün ardından, yolun önünde garip bir figür beliriyor. Kocaman daire şeklinde bir şapka takmış, rahip görünümlü genç bir adam. Elinde shakujo sopası ile yavaş yavaş yürüyor. Şapkasının altından sadece sakin bir yüz ve ince bir sakal görülebiliyor. Kıyafetleri sade, kahverengi tonlarda bir rahip cübbesi. Adam sizi görür görmez durakslıyor, başını hafifçe kaldırarak size bakıyor. "Siz shinobisiniz galiba, değil mi?" diye soruyor, sesi sakin ve nazik.

Sonra devam ediyor. "Ateş Tapınağı'na gidiyorum, uzun bir yolum var fakat kendi tapınağım bana koruma vermeyi reddetti. Buraların da tehlikeli olduğunu söylüyorlar. Köyünüze gidersem böyle bir ricada bulunabilir miyim?" Tam o sırada, ön patikadan bir at arabasının yaklaştığını görüyorsunuz. Tekerleklerin gıcırtısı ve atların toynak sesleri yaklaşıyor. Genta hemen panik olup sesleniyor. "HOJAM!" Rahip ise sakin bir şekilde eliyle arabayı işaret ediyor. "İşte bakın, bunlar bizimkiler. Yer olmadığı için beni almadılar."

Araba yaklaşıp yanınızdan geçerken, içinde birkaç rahip daha görülebiliyor. Başlarını sallayarak selamlıyorlar ve devam ediyorlar. Olayın görevle alakası olmadığı anlaşılınca, Genta rahatlamış bir şekilde nefes alıyor. Haruka da gevşiyor. Yukarıda Shui hala daireler çizerek uçuyor, çevreyi taramaya devam ediyor. Rahip, sakin bir şekilde cevap bekliyor, gözleri umutla size bakıyor.
Joined: Thu Jan 15, 2026 3:58 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Iwagakure
Iwagakure
Shui’nin dönüşümünü izlerken istemsizce gülümsemiştim. Garip bir yeteneği vardı. Kesinlikle kullanışlıydı ama yeteneğine henüz tam hükmedemiyor oluşu durumu komikleştiriyordu. Yine de bu hali bile oldukça iş görecek bir yapıdaydı. Kanatlarıyla ulaşamadığımız yerlere ulaşıp, gözleriyle göremediğimiz detayları görecek olması bize gözetlemede büyük kolaylık ve avantaj sağlayacaktı. Elemental yatkınlığını da göz önünde bulundurunca Shui’nin her görevde yanımda olsun isteyeceğim türden özelliklere sahip olduğunu fark etmiştim. Naif kişiliği de yontulmaya uygun olduğunu işaret ediyordu. Potansiyeli oldukça yüksekti. Kendisini aklımın bir kenarına kalıcı şekilde not aldım. Görevin kalanındaki performansına göre gelecek görevlerde kendisini özellikle yanımda isteyebilirdim.

Haruka’nın yavşaklığı ne kadar hoşuma gitse de görevde odak bozabileceğini tahmin ediyordum. Ancak bu durumu şimdilik sıkıntı yaratmış gibi değerlendirmeyecek, Shui havalandıktan sonra Haruka’ya atacağım yarım sert bir bakışla onu odaklanmaya davet edecektim. Aramızdaki uzun süreli bir bağın, bakışımı yeterince anlaşılır kılacağını tahmin ediyordum. Bundan sonrası tehlikeliydi, işimize kilitlenmeliydik.

Biz haberi Shui’den beklerken karşımıza çıkan rahip bütün planımızı bozmuştu. Organize pusuya gizli karşılık vermek için yan araziden ve tepeden ana yolu gözlüyorduk. Karşımıza yamuk yumuk ve yürümesi oldukça zorlu bu yoldan birinin çıkmasını beklemiyordum. Karşımıza çıkan rahibin sorduğu ilk sordu shinobi olup olmadığımızdı. Dağın tepesinde zaten başka kimle karşılaşılır, ya rahip ya shinobi. Yol olmayan yerde başka kimin işi olur… Anlattıklarına göre çok uzun bir yolu vardı rahibin. Ateş Tapınağı'na gitmek için birden fazla ülke geçmesi gerekiyordu. Oraya gidecekse neden buradaydı, oradan gelmişse burada olmasının sebebi neydi, bu kadar yol yapmasının sebebi neydi, aklımda bir sürü soru işareti oluşmuştu. Şimdilik soru işaretlerini bir kenara bırakıp elimdeki işe geri dönebilmek için bir an önce adamı yoluna göndermeyi planlamıştım. Köyden shinobi desteği istiyordu. Sağ elimi uzatıp kendimi tanıttım. “Yamato Shouta. Iwagakure’den destek isterseniz ismimi söylemenizin faydası olacaktır.” Rahibin de kendi ismini söyleyerek nezaket göstermesi beklentisine girmiştim.

Adamı başımızdan savmaya çalışırken Genta’nın seslenişiyle gösterdiği yöne baktım. Söylediğine göre rahibin arkadaşları yoldan geçiyordu. Bu kadar rahibin burada ne işi vardı, arabada nasıl yer olmazdı, en kötü ihtimalle biraz sıkışırlardı, rahiplerin neden arabası vardı… Aklımdaki soru işaretleri çok artmıştı. Durumu netleştirmeliydim. Karşımdakinin gerçekten bir rahip olup olmadığını öğrenmem gerekiyordu. Aklıma ilk gelen fikir gizli bir sorguyla reflekslerini denemekti. İşi savaşmak olan birinin refleksleriyle sivil kimselerinki arasında kolayca tanınabilecek farklar vardı. Karşımdaki rahibin elimi sıkmayı tercih etmesi durumunda onu kendime çekerek, sıkmaması durumunda ben ona yaklaşarak elimi hızlıca ekipman çantama götürüp bir kunai çekecektim. Yuvarlak ucundan çevirerek çektiğim kunainin sapını avucumun içine ters kavrama pozisyonunda alıp rahibin suratına doğru savurur gibi yapacaktım. Yaptığım hareket başta saldırı gibi hissettirse de son anda yavaşlayacak, sanki havalı bir hareketle kunaiyi elime alıyormuşum gibi görünecekti. Ardından elimi ters çevirip avuç içimi açarak kunaiyi rahibe ikram edecektim. “Sizin de söylediğiniz gibi yollar tehlikeli olabiliyor, bu yanınızda bulunsun.” diyerek hareketimin ardındaki motivasyonu açıklayacak ve kafamı eğerek son bir selam vererek rahibi uğurlayacaktım.

Rahip ve araba bizden biraz uzaklaşana kadar bekleyip biraz düşünecektim. Her ihtimale karşı Haruka’yı yanlarında gönderip söyledikleri kişiler olduklarından ve güvende olduklarından emin olmak mantıklı geliyordu. Ama eğer bunlar bir grup rahip kılığına girmiş shinobiyse çocuğu büyük tehlikeye atıyor olabilirdim. Harekete geçmek için konuştuğum rahibin bizi duyamayacak kadar uzaklaşmasını bekleyecektim. “Haruka, rahipleri kimseye gözükmeden takip et. Yol ayrımına kadar güvende olduklarından emin ol ve yanımıza dön. Pusu olursa doğrudan cevap verme, iletişim bombasıyla haber ver ve bizi bekle. Dönüşte bizi bulamazsan…” parmağımla Shui’yi işaret ederek kesin bir randevu ayarladığımdan ve birbirimizi kaybetmeyeceğimizden emin bir dönüş planı çizdikten sonra Genta’yla yola devam ettim.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Rahibin yüzünde hafif bir gülümseme beliriyor, elini uzatıyor. "Kenji." diyor sakin bir sesle. "Sadece Kenji. Tapınakta soyadı kullanmayız." Elini sıktığında, avucunun yumuşak olduğunu, nasırların olmadığını hissediyorsun. Kesinlikle savaşan birinin eli değil. Tokalaşma sırasında ani kunai hareketi yaptığında, Kenji'nin gözleri korkuyla büyüyor, bir adım geri atıyor ve ellerini savunmacı bir şekilde kaldırıyor. "A-ah!" diye bir ses çıkarıyor, neredeyse yere düşecek gibi sendeliyor. Kunaiyi ona uzattığında, tereddütle alıyor, sonra başını sallarken hafif bir gülümseme beliriyor yüzünde.

"Teşekkür ederim ama..." diyor, kunaiyi evirip çevirerek inceliyor. "Bir rahibe silah versen ne faydası var ki? Bunu kullanmayı bilmiyorum bile. Belki satarım, tapınağa bağış yaparım." Hafifçe gülerek ekliyor. "Yine de nezaketiniz için minnettarım, Yamato bey." Selamlaşıp vedalaşmanızın ardından, Kenji yavaşça uzaklaşıyor, shakujo sopası yere her vurduğunda hafif bir çıngırak sesi çıkarıyor. Haruka emirle birlikte sessizce rahibin ve arabanın ardından gidiyor, gölgeler arasında kaybolarak iz sürmeye başlıyor.

Genta ile yola devam ederken, Shui yukarıda daireler çizerek uçmaya devam ediyor. Birkaç dakika sonra, Shui yavaşça süzülerek yere iniyor. Kanatları hala açık, gagası hafifçe açılıp kapanıyor. "Öğretmenim." diyor, sesi hala gagası yüzünden biraz garip geliyor. "Ön tarafta iki kervan bu yöne doğru geliyor. Art arda ilerliyorlar. İkisi de büyük, yüklü görünüyor. Önden gidip içlerinde kimlerin olduğunu kontrol edeyim mi? Dikkat çekebilirim, beni görürlerse..." Tereddütle bekliyor. Tam o sırada Genta bir anda donuyor, yere bakıyor. Yüzünde endişeli bir ifade beliriyor. "Çok beklemeyeceğiz herhalde hojam..." diyor ve gergin bir şekilde yola bakıyor. "Geliyorlar."

Uzaktan, yolun aşağısında iki arabanın yaklaşmakta olduğunu görüyorsunuz. İlk kervan ağır yüklerle dolu, atlar yavaş ilerliyor. İkincisi de benzer şekilde yüklü. Shui hemen kanatlarını çırparak tekrar havalanmaya hazırlanıyor, komut bekliyor. Genta sana dönüyor. "Saklanıyor muyuz hojam?" Tam o sırada, ilk kervanın üzerinde hafif bir parıltı görüyorsun, güneş ışığının metalden yansıması. Ama garip olan, bu parıltının arabanın içinden değil, üzerinden geldiğini fark ediyorsun. Sanki birisi örtünün arkasında, gizlice silahını kontrol ediyormuş gibi. Ve ikinci kervanda, normalden daha fazla hareket var. Perdelerin arasından gölgeler, insan siluetleri görülebiliyor, çok fazla insan. Normal bir ticaret kervanında olması gerekenden çok daha fazla. Ne yapacaksın, Shouta?
Joined: Thu Jan 15, 2026 3:58 pm
Rütbe:   
 Image
Tanıştığım çoğu kadının ellerinden daha yumuşak elleri olan Rahip Kenji beni oldukça şaşırtmıştı. İçimden büyük bir şüpheyi yok etmiş olsa da sinirlerim bozulmuştu. Bu kadar yumuşak ellere sahip kişi bırak savaşmayı, kavgayı düşünemezdi bile. Bırak kavgayı; hiç toprakla da mı uğraşmadın, yemek de mi yapmadın, evinin ya da tapınağının kırık dökük yanlarını da mı tamir etmedin, enstrüman da mı çalmadın? Hayatında hiç mi bilek gücü kullanmadın be adam! Böylesine nazik ellere sahip olabilmesi için tüm hayatını kendini bir fanusa kapatıp yaşamış olmalıydı. Gizli sorgu tekniğimin de ardından kendisine oldukça rahatsız edici bir tiksinme mimiğiyle bakmaya başlamıştım. Kunaiyi bağış yapacakmışmış kıçımın kibarı. Kamp kurarken halat kesmeye, ot toplamaya, odun yontmaya, kasaplık yapmaya, haydut korkutmaya yaramaz zaten kesici alet… salak… “Evet evet, iyi yolculuklar… Kibar Kenji…” Haruka’yı arkalarından yolladığım iyi olmuştu. Bu beyinsizler takımı karşılarına kötü niyetli biri çıkmasa bile kendi kendilerine zarar verebilirdi. En azından yol ayrımına kadar çok mesafeleri kalmamıştı. Yolun geri kalanı güvenli sayılabilirdi. Sonrasında da köyden aldıkları destekle tapınaklarına ulaşırlardı. Ne macera ama…

Yanımıza iniş yapan Shui’nin gözlemi bitmiş ve raporunu aktarmıştı. İki büyük, zengin gözüken karavan bize doğru hareket ediyordu. Bize doğru geliyor olmaları henüz pusuya düşmediklerinin habercisiydi. Bu kadar yüklü gözüken hem de iki arabayı devirmenin işgalcilerin çok işine yarayacağından şüphem yoktu. Burada olmamak onlar için büyük bir fırsatı kaçırmak demekti. Yakında olduklarını biliyordum. “Bekle.” Ben lafımı bitiremeden arabalar görüş mesafemize girmişti bile. Oldukça zengin gözüküyorlardı. Haydut olsam kendimi cennette hissederdim. O derece bir ganimet geçiyordu önümüzden. Hızlıca tuzak yollarını gözetleyip arazi tarafından paralel gözetleme yöntemi geliştirmem gerekiyordu. Keşke rahiplerden bir set kıyafet isteseydim. Yolun ortasından gidip dikkat çekmeden her şeyi gözlemleyebilirdim. Nasıl aklıma gelmediyse… Gerçi bu fakirlerde ne gezer fazladan kıyafet. Belki takas yapabilirdik, bilemedim, fırsat çoktan kaçmıştı.

Genta’nın sorusuna ona işaret parmağımı göstererek düşünmekte olduğumu, birazdan kararımı vereceğimi anlatmaya çalıştım. Aynı anda önden gelen arabanın üzerinden gelen parıltıyı fark ettim. Hareketli, metal bir objeye yansıyan güneş ışığının dalgalanmasıydı bu. Tüccarın kolundaki pahalı saatin kadranından, kervanın korumalarının kılıçlarını kontrolünden, ya da ganimeti çoktan ele geçirmiş olan haydutların dinlencesinden bir emare olabilirdi bu. Her ihtimal makul gözüküyordu. “Shui, gözlerin bir kartalınki kadar keskin görüyorsa bana kervanla ilerleyen kişileri ve görebildiğin kadarıyla arabaların içindekileri betimlemeni istiyorum. Askere mi, tüccara mı, hayduta mı, rahibe mi, neye benziyorlar? Biraz daha detaylı lütfen.

Shui bana gördüklerini anlatırken derin bir nefes alıp ellerimi göğsümün biraz önünde birleştirip iki elimden ikişer parmağımı artı şekline getirdim. Bedenimin chakra dolaşımına beynimin iki yanından geçtiğini hissettiğim enerjiyle başlayıp genzimde birleştirerek odaklanmaya başladım. Bir yandan aldığım nefesi yavaşça dışarı verirken diğer yandan da ensemden omuriliğime devam eden chakra yolunu, belimin arkasından ikiye bölerek iki yanımdan geçirip karın deliğimde birleştirdim. Son olarak midemden yukarı çıkararak gerekli mührün pozisyonunu almış olan parmaklarıma doğru yönlendirmemle nefesimin ciğerlerimde kalmış olan son yudumunu dışarı verdim. Uyguladığım tekniğin ismini söyleyerek oluşturduğum somut şekli güçlendirdim: “Kage Bunshin no Jutsu.” Normal nefes alış verişine dönüp Genta’ya baktım. Oluşturduğum klonun bir sonraki hareketini ima ederek alaycı bir cümle kurdum: “Bunu yapabiliyor musun?” Bu sırada klon Shouta, Moguragakure no Jutsu kullanarak toprağın altına girecekti. Kervanın ilerlediği yola paralel giden patikada pusucular ve tuzaklar arayacaktı. Edindiği bilgiyi fark edilmeden bana aktarması için kendini imha etme komutuyla harekete geçmişti. Ancak eğer taradığı bölgede anlamlı bir bilgi edinemezse karavanlara yaklaşıp görülmeyeceğini hissettiği noktalarda kafasını yarım olarak zeminin altından çıkarıp ilerleyen karavanlardaki kişilerin sözlerini dinleyerek oradan öğrendikleriyle dönüş yapması gibi bir koşul koymuştum.

Piç bir sırıtışla Genta’ya sorduğum sorunun cevabını gerçekten bekliyordum. Eğer yapabiliyorsa benzer bir iş yapmasını kendisinden de isteyebilirdim. Yapamıyorsa da o çok böbürlendiği Doton Ustası Arashi Genta laflarını kendisine yedirmiş ve çocuğa tevazu kazandırmış olacaktım. Verebileceği her cevap ikimiz için de kazançlıydı. Yüzümdeki kasları rahatlattım ve hemen ardından son talimatları dağıtmaya başladım. “Burası birazdan karışacak. Genta; çatışma anında önceliğin bizi, ikincil sivilleri, sonra da eğer mevcutsa dost birlikleri korumak. Böylece sırtımızı sana yaslayıp komple ofansif davranabiliriz. Göreyim ustalığını.” Ardından Shui’ye dönüp: “Shui, benim yere yapıştırdıklarımı Raiton tekniklerinle çarpıp pasifize etmen iyi bir kombinasyon. Aklında bulunsun. Dönüşümünü henüz geri çevirme. Çatışma başladığı anda herkesin dikkati dağınıkken yeniden havalan. Seni fark etmeyeceklerdir. Kaç düşmanımız, kaç sivil ve kaç dostumuz olduğunu tespit et. Mümkünse konumlarını aklında tut. Ondan sonra güvenli bir alanda normal formuna geçiş yapıp yanımıza dön. Sana güveniyorum.” Son olarak ikisine tek tek bakıp: “Saklanıyoruz.” dedikten sonra çocukları görünmeden yola pusu kuracağımız, pusu kuranları pusuya düşüreceğimiz konuma konuşlandırmaya götürdüm. Aklımda gerçekleşmesi muhtemel birkaç senaryo vardı: Bilgi toplamaya gönderdiğim klon, pusucular harekete geçemeden konumlarının bilgisini bize aktaracak; Mevziye konuşlanmamızın ardından karavanlar saldırıya uğrayacak; Kervan zaten pusucuların kontrolünde ve ganimetleri değerlendirmeye götürüyorlar, haberini klon Shouta’dan alacağız; Burada hiçbir şey olmayacak ve Haruka’nın konumundan gökyüzüne yükselen renkli dumanı fark edeceğiz. Konumumuzu aldığımız sırada zihnimde yankılanan bu cümlelerin her birinin sonuna getirebileceğim tamamlayıcıyı kısık sesle dile getirerek zihnimi önümdeki sorumluluğa tam odakladım: “…ve pusucuların tepesine çökeceğiz.
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Shui hemen arabayı gözetlemeye başlıyor, kartal gözleri keskinleşerek uzaktaki detayları taramaya koyuluyor. Kanatlarını hafifçe çırparak dengede kalıyor, vücudu rüzgarla dans ediyor. Gagası hafifçe açılıp kapanırken, nefesi düzenli ve kontrollü. Yukarıdan bakış açısı ona kervanların tüm yapısını görme imkanı sağlıyor, arabaların üstündeki örtüler, yanlarında yürüyen figürler, içerideki gölgeler.

Sen Kage Bunshin oluşturduğunda, chakra bedeninde yoğunlaşıyor ve bir anda yanında ikinci bir Shouta beliriveriyor. Klon senin kadar gerçek, senin kadar canlı görünüyor. Hemen Moguragakure no Jutsu'yu uyguluyor, elleriyle toprağa dokunuyor ve chakrası toprağı yumuşatıyor. Toprak hafif bir ses çıkararak açılıyor, sanki sıvıymış gibi. Klon bir balığın suya dalması gibi kolaylıkla yeraltına giriyor ve kaybolup kervanların olduğu patikaya doğru ilerlemeye başlıyor. Arkasında bıraktığı toprak yeniden kapanıyor, sanki hiç rahatsız edilmemiş gibi.

Genta ise bu manzarayı izlerken yüzü kızarıyor, sinirlenmiş görünüyor. Gözlerinde hem hayranlık hem de rekabet ateşi var. "B-ben de fena değilim hojam yani!" diye karşılık veriyor, sesi biraz tiz çıkıyor heyecandan. Elleriyle hızlıca mühürleri yapmaya başlıyor. Parmakları birbirinin içinden geçiyor, her hareket pratikle kazanılmış bir akıcılığa sahip. Chakrası yoğunlaşıyor, etrafındaki toprak hafifçe titreşmeye başlıyor. "Doton Bunshin no Jutsu!" diye bağırıyor, sesi tüm çevreye yayılıyor. Toprak yavaşça hareketlenmeye başlıyor, yerden kabarcıklar oluşuyor. Toprak parçacıkları birbirine yapışıyor, şekilleniyor. Sonra toprak kütlesi yavaşça yükseliyor ve Genta'nın bir benzeri ortaya çıkıyor. Topraktan oluşmuş klon, katı ve gerçekçi görünüyor, yüz hatları net, vücut yapısı sağlam. Klon hemen eliyle bir kunai alıp beklemeye başlıyor, hareketsiz ve hazır bir vaziyette. Gözleri boş ama dikkatli, sanki gerçek bir shinobi gibi çevresini taramaya hazır.

Genta'nın bu tekniği chuunin seviyesinde bir shinobi için gerçekten etkileyici. Doton Bunshin, Kage Bunshin kadar çok yönlü olmasa da, fiziksel saldırılara karşı dayanıklı ve beklenmedik bir anda düşmanı şaşırtmak için mükemmel bir teknik. Topraktan oluşmuş olması, hasar aldığında çamura dönüşmesine ve düşmanı şaşırtmasına olanak sağlıyor. O sırada Shui yukarıdan konuşuyor, sesi hafif çarpık ama anlaşılır. "Öğretmenim... Şu an bakıyorum da... Bir gariplik var. Soldaki arabada yüzü maskeli bir grup adam var, sağdaki arabada ise güzel güzel kimonolarını giymiş bir grup insan var." Sesi endişeli, sanki gördüğü şeyin anlamını tam olarak kavramaya çalışıyor.

Sen ve Genta hemen yolun kenarındaki taşlık alana saklanıyorsunuz. Büyük kayaların arkasına konumlanıyorsunuz, vücutlarınızı taşların soğuk yüzeyine yaslanarak gizliyorsunuz. Görüş açınız net, yolun tamamını görebiliyorsunuz ama siz gizlisiniz, gölgeler içindesiniz. Taşların aralarından yol görünüyor, arabaların yaklaşması izlenebiliyor. Genta hafifçe gülümsüyor, yüzünde kararlı bir ifade beliriyor. Gözlerinde bir parıltı var, savaş öncesi heyecan. "Klonumu bir çamur birikintisi gibi yerde tutup beklemedikleri bir anda saldırtacağım hojam." diyor, sesi alçak ama heyecanlı. Stratejisi basit ama etkili, düşman klonu fark etmeyecek, sonra aniden saldırıya geçecek ve şaşkınlık yaratacak.

Tam o sırada, klonunun yok olduğunu hissediyorsun. Bir anda beyninde bir bilgi patlaması oluyor, klonun son anlarında edindiği her şey sana aktarılıyor. Yeraltından duyulan konuşmalar, sözler, tonlamalar, hepsi zihnine kazınıyor. Haydutlardan birinin sesi sert ve tehditkar, neredeyse vahşi. "Bizi yanlış yola sokarsanız hepinizi öldürürüz ha!" Diğer arabadan bir kadın korktuğunu belli eder bir şekilde "H-hayır... Kusagakure yolu bu işte..." diyor. Kadının sesinde sadece korku yok, çaresizlik de var. Rehine oldukları açık. Haydutlar onları yol gösterici olarak kullanıyorlar, belki de Kusagakure'ye ulaşmak için ya da oradan kaçmak için.

Shui yukarıdan rapor veriyor, sesi net ve kararlı. "Maskeliler beş kişi, diğer arabada ise dört kişi var." Sen ve Genta, kimonolu olanların arabasının tarafında saklanıyorsunuz. Rehinelerin olduğu tarafa yakınsınız, onları korumak daha kolay olacak. Shui iki arabanın tepesine denk gelecek şekilde havada konumlanmış, kanatları açık, sessizce bekliyor. Rüzgar tüylerini hafifçe savuruyor ama o hareketsiz, bir heykelin sakinliğinde.

Arabalar yaklaşıyor. Artık sadece 15 metre mesafe var, birkaç saniye içinde yanınızdan geçecekler. Tekerleklerin gıcırtısı ve atların toynak sesleri yaklaşıyor, gittikçe daha net duyuluyor. Toprağın üzerindeki her adım, her dönüş sesi kulağına geliyor. Arabaların içinden hafif konuşmalar, iç çekişler, silah seslerinin tıkırtıları duyuluyor. Genta'nın Doton klonu çamur birikintisi olarak yerde duruyor, hareketsiz. Yerle bir olmuş, neredeyse görünmez. Sadece dikkatli bir göz fark edebilir onu. Genta ise savaşmaya hazır, elleri kunailarına yakın, gözleri yola kilitlenmiş. Nefesi kontrollü ama kalbi hızlı atıyor, heyecan ve gerginlik karışımı.

Shui yukarıda bekliyor, komut bekliyor. Kanatları açık, gözleri iki arabayı da izliyor, her hareketi not ediyor. Genta da sana bakıyor, komut bekliyor.
Joined: Thu Jan 15, 2026 3:58 pm
Rütbe:   
 Image
User avatar
Iwagakure
Iwagakure
Klonumun uyguladığı teknikle Genta’nın aklını başından aldığım sırada o da beni etkilemek için yoğun bir çabaya girmişti. İçindeki hevesi bana gözleri ve sözleriyle anlatarak ondan beklemeyeceğim kadar yüksek seviyeli bir teknik sergilemişti. “Vay, Doton Kage Bunshin ha, çok iyi!” Çocuk benim kullandığım tekniğin elementlisini yapmıştı. Helal be, Doton üzerine hakimiyeti söylediği kadar varmış. Ben konuşurken boş salladığını düşünmüştüm. Beklentimi aşmayı başarmıştı Genta. Belli ki kendisini yargılamakta biraz erken davranmıştım. Hak etmişti gerçi… karakterinin yontulmayı bekleyen tarafları, potansiyelinin doldurduğu kapasitenin görülmesini engelliyordu. Bu çocuğun da geleceği parlak gözüküyordu. Köyün yeni yetmeleri, ben kendilerini her bir adım daha tanıdığımda suratımda mağrur bir gülümseme bırakıyordu. Gururla dolmuştum.

Shui, planımı netleştirmemi sağlayan bilgileri aktarırken zihnimdeki bağlantıları kurdum. Yan yana ilerleyen iki araba, soldakinde haydutlar, sağdakinde siviller. İlk hamlemiz maskelilerin arabasını durdurup kimonoluları savaş alanından kaçırarak rahat dövüşmemizi sağlamalıydı. Genta’nın benden uzak taraftaki omzuna bir elimi koyup parmağımla her bahsettiğim özneyi tek tek işaret ederek yapmasını istediklerimi ona anlatırken bir yandan çevredeki çalı çırpıyı yolup arkama doğru atmaya başladım. “Genta, aynı anda harekete geçtiğimizde soldaki arabanın önüne, atlarının hemen arkasından yükselecek bir Doryuu Heki erekte et. O sırada klonun atların iplerini keserek hayvanları serbest bıraksın. Ya da tam tersi, hangisi hanginizin daha kolayına gelirse. Araba duvara toslasın ama atları kurtarmaya çalışalım. Sonra diğer, şu an sağda gördüğümüz arabanın içine atlayıp eğer varsa oradaki haydutları arabadan dışarı atmaya çalış. Sivillerin olduğu arabayı hızlıca güvenli bölgeye doğru kaçır ki buradaki alanımız genişlesin. Serbestçe çatışabilelim.” Sözlerimi sırtına iki pat patla tamamlayıp gaz vererek görevini net şekilde anladığından emin olacaktım. “Göreyim seni koçum.

Genta’nın talimatlarını tamamladığım sırada klonum kendini imha etmiş ve ondan beklediğim bilgileri bana iletmişti. Edinebildiğim dişe dokunur bilgi, haydutlar ve sivillerin farklı arabalardan birbirleriyle konuşmalarıydı. Haydutlar tutsak aldıkları insanlarla Kusagakure’ye giden yola varmak istiyordu. Amaçlarının ne olduğuyla ilgili düşüncelerimi tamamlamak için yeterince bilgim yoktu. Şimdilik bu fikri erteleyip önce haydutları tokatlama planıma dönmem gerekiyordu.

Uçan kuşumuzun verdiği bilgiye göre bir arabadaki beş haydut, diğer arabadaki dört sivili rehine almıştı. Bize yakın taraftaki sivilleri koruma görevini Genta’ya vermiştim. Elimdeki diğer koz olan Shui daha karmaşık emirleri uygulayabilecek potansiyele sahipti. Onunla konuşurken etrafımdaki otları ve yaprakları yavaş yavaş yolmaya başladım. “Shui, buraya gel… hemen insan formuna dön. Genta Doryuu Heki’yi yükselttiğinde duvarın atların olduğu tarafına iletişim dumanını patlat. Hem atlar uzaklaşsın, hem de Haruka işareti görünce doğrudan bu konuma yetişsin. Ardından sivillerin olduğu arabada şu anda göremediğimiz bir haydut varsa diye Genta’ya yardımcı ol. Genta’nın arabadan dışarı ittirdiklerinin alanda kalmalarını ve sivilleri kovalayamamalarını sağla. Sana güveniyorum.” Son bir talimatla önceki bilgi akışının devamlılığını sağlamanın önemini vurguladım. “Eğer sayabildiğiniz düşman ve sivil sayıları değişirse mutlaka haber verin.” Shui kuşuma da onun hoşuna gideceği dilden gaz pompaladıktan sonra kendi hamlelerimle aklımdaki planı harekete geçirecektim.

İlk esnada yerimi belli etmeyip, çocukların hamlelerini bekleyecektim. Talimatları dağıttığım sırada birazdan ağzımdan çıkacak ateş topunun çevreme zarar vermesini önlemek için etrafımda yanıcı gördüğüm şeyleri toplayıp kendimden uzaklaştırmıştım. Çocuklar uzaktaki arabayı durdurup yakındakini kaçırdığı sırada kendimi hazırlayıp yine chakra akışıma yoğunlaştım. Hesaplarımı, tam bu anda, sivillerin olduğu araba ilerleyip karşımda duvara toslamış ve haydutlarla dolu olan araba kalacak gibi düşünerek yapmıştım. Gözlerimi kapatarak bu kez ense kökümdeki tenketsudan yoğurmaya başladığım enerjiyi ayak tabanlarıma kadar ivmelendirdim. El mühürlerimle yönlendirdiğim görünmez gücün, karnımdan göğsüme yükseldiğini hissettiğimde gözlerimi geri açtım. Bedenimdeki dalgalanmasına hükmettiğim kuvveti, ciğerlerime doldurduğum derin nefesle birleştirip doğal alevlere dönüştürüp aynı anda ağzımdan dışarı üfledim. Üflediğim alevleri dudak hareketlerimle şekillendirip ejderha başı biçimini vererek karşımda kalan, içinde haydutların olduğunu teyit ettiğimiz arabaya doğru yönlendirdim. Bu sırada, var ettiğim alevden ejderhaya, zihnimde kendi sesimin haykırışlarının yankılanmasıyla bir benlik atayarak onun fiziksel gücünü artırdığımı tahayyül ettim: “Katon: Gouryuuka no Jutsu!
Image
► Show Spoiler
Joined: Tue Nov 26, 2024 9:39 pm
User avatar
Game Master
Game Master
Genta, omzuna koyduğun eli hissedince dikkatle sana dönüyor. Gözleri parlıyor, içindeki heyecan neredeyse kontrol edilemez bir halde. Övgülerini duyduğunda yüzünde kocaman bir sırıtma beliriyor. Sözlerin onun için büyük bir onur kaynağı olmuş gibi görünüyor. Göğsü kabarıyor, duruşu daha dik. Senin beklentilerini aşmış olmanın verdiği gurur, tüm vücudundan okunuyor. Planı anlatırken Genta dikkatle dinliyor. Her kelimeyi zihnine kazıyor, gözleri senin işaret ettiğin noktalara kayıyor, soldaki araba, atlar, sivillerin olduğu sağdaki araba. Başını sallıyor, anlıyor. "Tamam hojam, anladım. Doryuu Heki kaldırıp atları kurtarıyorum, sonra sivilleri güvenli bölgeye götürüyorum. Kolay!" diyor, sesi kararlı ve heyecanlı.

Sırtına vurduğun patlar onu daha da motive ediyor. "Bırakın bana hojam, hallederim!" diyor, elleri kunailerine kayıyor, hazır vaziyette. Shui'ye döndüğünde, yukarıdan sana bakıyor. Kanatları hala açık, rüzgar tüylerini savuruyor. Etrafındaki otları ve yaprakları yolmaya devam ediyorsun, yanıcı maddeleri uzaklaştırıyorsun. Shui hemen harekete geçiyor, kanatlarını çırparak yavaşça aşağı iniyor. Ayakları yere değdiğinde, gözlerini kapatıyor, chakrasını kontrol etmeye çalışıyor. Bedeni hafifçe titriyor, tüyler yavaşça geri çekilmeye başlıyor. Kanatları büzülüyor, gaga yavaşça normale dönüşüyor.

Ama bir şeyler yanlış gidiyor.

Shui'nin yüzü aniden geriliyor. Alnında ter damlaları beliriyor. Dönüşüm yarıda duruyor. Kanatları tamamen geri çekilmemiş, hala omuzlarında yarı-kanat formunda duruyorlar. Gagası tamamen geri dönmemiş, ağzı hala hafifçe sivri. Elleri titriyor, nefesi hızlanıyor. "Ö-öğretmenim..." diyor, sesi çarpık ve panikli. "D-dönüşemiyorum... Çakram... Çok yorgunum... Havada çok uzun süre kaldım..." Sesi neredeyse kırılacak gibi, utanç ve korku karışımı. Gözleri yaşarıyor, elleriyle vücudunu kavramaya çalışıyor ama dönüşüm tamamlanmıyor. Bedeninde çatışma var, insan formu ile hayvan formu arasında sıkışmış. Bacakları titriyor, neredeyse yere yığılacak gibi.

"Ü-üzgünüm... Çok üzgünüm efendim... B-ben..." diye kekelemeye başlıyor, gözyaşları yanaklarından süzülüyor. Utancı çok derin, başarısızlığının farkında. Arabalar artık çok yakın. 10 metre... 8 metre... Genta sana bakıyor, gözlerinde panik beliriyor. "Hojam, ne yapıyoruz? Shui yapamayacak, plan değişti mi?" diyor, sesi gergin. Eli hala kunaisinde ama ne yapacağını bilemiyor. Shui yerde yarı-kartal formunda, titreyerek duruyor. Kullanışsız değil ama iletişim dumanını patlatamayacak durumda, elleri tam insan eline dönüşmemiş, parmakları hala pençe formunda. İletişim bombasını tutamaz, kullanamaz bu halde.

Arabalar daha da yaklaştı. 5 metre... Soldaki arabadan maskelilerin siluetleri net seçiliyor. Beş kişi, hepsi dikkatli, etrafı tarıyor. Sağdaki arabadan kimono giyenlerin korkulu yüzleri görülebiliyor, dört kişi, hepsi birbirine sarılmış, titriyor.
Atların nefesleri, tekerleklerin gıcırtısı, her şey çok net. Zaman yavaşlamış gibi hissediliyor ama aslında çok hızlı akıyor.
Genta sana bakıyor, komut bekliyor. Doton klonu hala çamur birikintisi olarak yerde, hazır. Ama Shui planın kritik parçasını yerine getiremeyecek durumda.

Atlar yaklaşıyor. Tekerlekler toprağı eziyor. Maskeli adamlardan biri arabadan hafifçe dışarı bakıyor, etrafı tarıyor. Henüz sizi görmemiş ama bir şeyler sezmiş gibi dikkatli. Kimono giyenlerden kadın ağlıyor, sesi zayıf ama duyuluyor. "L-lütfen... Bizi bırakın..." Haydutlardan biri ona bağırıyor. "Kapa çeneni!" Shui yerde, utançla ve çaresizlikle sana bakıyor. Genta hazır ama planın geri kalanı çökmüş durumda. Ne yapacaksın?
Joined: Thu Jan 15, 2026 3:58 pm
Rütbe:   
 Image
Harekata başladığımızda Shui dönüşümünde bir aksaklık yaşamış ve çocuklar panik olmuştu.“Tamam çocuklar, sakin olun. Shui, kimseye gözükme, arkamda kal ve dinlen. Sağladığın bilgi akışıyla yeterince faydalı oldun zaten. İlk fırsatta insan formuna dönmeye çalış. Yeterince dinlendiğinde önceliğin siviller güvenli bir uzaklığa ulaşana kadar onlara eşlik etmek olsun. Genta, plan aynı. Arabaya atlayınca hemen hareketini hızlandır, içini giderken kontrol edersin. Biraz uzaklaşınca bana desteğe dön.” Çocuklara kafamı kendimden emin şekilde salladıktan konuyu kapattım. “Hemen harekete geçelim.” Sözlerimle onları sakinleştirip, planı revize edip, ekibimi yeniden odaklanmaya davet ettim. Arabalar etki alanımızın dışına çıkmadan, henüz gizliliğimiz dağılmamışken, sürpriz elementi bizim lehimizeyken hareketi başlatmamız gerekiyordu. “Haydi!” diyerek elimle bir de kovuşturmayı sembolize eden hareketle Genta’yı harekete geçirdim.

Planımız büyük ölçüde aynıydı. Genta; haydutların arabasını önüne, atlarla arabanın arasına Doryuu Heki yükseltecek. Klonuyla atların ipini kesecek. Ardından klonuyla birlikte sivillerin arabasına atlayıp hareketini hızlandıracak, orada nöbetçi haydut olup olmadığını kontrol edecek, eğer varsa haydutları arabadan atacak ve aşağı attıklarının çatışma alanından ayrılmamasını sağlayacaktı. Sivilleri biraz uzaklaştırdıktan sonra geri gelip çatışmaya katkı verecekti. Ben de Genta’nın önümden çektiği sivillerin aracının önümü açmasıyla duvara toslamış olan haydutların arabasına ejderha alevini kusarak çatışmayı düşman için büyük bir yıkımla başlatmış olacaktım. Shui; bir süre dinlenmesi gerekiyordu. Haruka; yanımıza döndüğünde buradaki işimiz bitmiş bile olabilirdi.
Image
► Show Spoiler
Post Reply