Hokage bakışlarını yavaşça odanın geneline yayıyor. Sonra ellerini masanın üzerinde birleştiriyor. "Sennashi artık tekil bir tehdit değil." diye başlıyor. "Bir örgüt, bir hücre ya da bir liderden ibaret değil. Bu bir yayılım. Kendini saklayan, taklit eden, kök salan bir yapı. Ama bunu çok konuştuk, artık kendimi tekrar etmek istemiyorum." Masasının yanındaki dosyalardan birini açıyor. İçinden haritalar, işaretlenmiş noktalar çıkıyor. "Şimdiye kadar tespit ettiğimiz Sennashi ağlarını biliyorsunuz. Bunlar ticaret yolları, terk edilmiş mabetler, eski savaş alanları, sınır köyleri ve... ruhani hassasiyet gösteren bölgeler." Bu noktada bakışları sana dönüyor.
"Aoi." Ses tonu değişmiyor ama odadaki herkesin dikkati aynı anda sana kilitleniyor. "Senin anlattıkların, Akane ile ilgili sezgilerin, Yureikumo kehanetleri, Antik Ağaç ve Shinmei’nin son mesajı... Bunları tek tek ele aldık." Masadaki haritayı sana doğru çeviriyor. Bazı noktalar kırmızıyla işaretli. "Senin tarif ettiğin potansiyel hareket alanlarıyla bilinen Sennashi ağlarını çakıştırdık." Parmağıyla birkaç noktayı gösteriyor. "Burada. Burada. Ve burada." Bir an duruyor.
"Bu kesişim noktaları rastgele değil. Eğer bahsettiğin kişi, Akane ya da onunla eşdeğer bir figür aktifse, buralardan en az birinde iz bırakmış olması gerekir." Odadaki hava biraz daha ağırlaşıyor. "Bu yüzden toplu operasyonlara geçiyoruz." Takeshi hafifçe doğruluyor. Bokukichi’nin yüzündeki alaycı ifade tamamen silinmiş. Masato’nun omuzları istemsizce geriliyor. "Bu operasyonlar tek bir timle yapılmayacak. Her biri Jounin seviyesinde bir shinobi liderliğinde olacak. Ardından destek Jouninleri eklenecek." Bakışları tekrar sana dönüyor. "Sen bu timlerden birinin merkezindesin."
Tam o anda kapı tıklanmadan açılıyor. Odaya giren kişi yabancı değil. Uzun saçlarını arkaya doğru atarak içeri giren Uchiha Kizami, sakin ama kendinden emin bir adımla ilerliyor. Üzerindeki zırh hafif, bakışları keskin. Odayı bir saniyede tarıyor. "Sayın Hokage bey oğulları." diyor. "İzninizle bundan sonrasını ben devralayım." Hokage ona bakıyor. Kısa bir an. Sonra başını sallıyor. "Kizami, takım senin." Kizami hafifçe gülümsüyor, bu bir rahatlama değil, bir kabulleniş gülümsemesi. "Haydi." diyor arkasını dönerek. "Organizasyonu yapalım." Odadaki herkes ayağa kalkıyor. Kapıdan çıktığınızda koridorun sesi bile farklı geliyor artık. Kizami birkaç adım attıktan sonra yavaşlıyor ve seninle yan yana geliyor.
"Duyduklarımın çoğu söylenti değildi." diyor alçak sesle. "Yureikumo'da olanlar… Shinmei… Ağaç." Bir an duruyor, yürümeye devam ederken konuşuyor. "Şimdi sana bir şey soracağım." diyor. "Cevabını hemen istemiyorum." Bakışlarını kaçırmadan devam ediyor. "Diyelim ki onu bulduk. Diyelim ki karşında duruyor." Bir nefes alıyor. "Önce konuşmayı dener misin? Kurtarmayı? Yoksa hemen durdurmayı mı denersin?" Son adımını atarken sesi biraz daha düşüyor. "Ve eğer durdurmak tek seçenekse... Onu öldürebilir misin?" Koridorun sonunda duruyor. Sana dönüyor. Soru havada asılı kalıyor. Dışarı çıkmanıza yakın "Bir saat köyde yapmanız gereken ne varsa yapabilirsiniz, ister birlikte, ister tek başınıza. Ama bir saate kapıda olun lütfen." diyor. Anlaşılan soruyu cevaplasan da es geçsen de sonrasında biraz dolaşmaya vaktin olacak.


